+ Konu Cevaplama Paneli
Sayfa 4 Toplam 4 Sayfadan BirinciBirinci ... 2 3 4
31 den 36´e kadar. Toplam 36 Sayfa bulundu
  1. #31

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    615

    Standart

    Arkadaşlar Dünyada sanmıyorum ki kominizm ile yonetilen bir ülke var kaldıki amerika yazmışsınız.
    Komünizm bakıldında insanın ilgisini çeken bir sistem ama kımsenınde uymadığı bir sistem
    Komünizm satmak ya da almak değildir,
    Komünizm paylaşmaktır.

    Komünizm insanları milletlerine,dinlerine,renklerine göre ayırmak değildir,
    Komünizm farklılıkları zenginlik olarak görüp beraberce yaşamaktır.

    Komünizm savaş değildir,
    Komünizm tüm dünyada barıştır.

    Komünizm çalışmadan,ter dökmeden kazanmak değildir,
    Komünizm her insanın emeği kadar kazanmasıdır.

    Komünizm zenginlerin mahkemelerinde fakirlerin yargılanması değildir,
    Komünizm herkese eşit adalettir.

    Komünizm yoksul diye insanların hastahane kapılarında,zenginlerin ise hastane süitlerinde yaşamaları değildir.
    Komünizm her insana eşit sağlık imkanı sunulmasıdır.

    Komünizm fakirin okula gitmek için 10km yürümesi ya da baba parasıyla okumak değildir.
    Komünizm her insana eşit eğitim olanakları sunmaktır.

    Komünizm hayata baba bursuyla gelip,çalışmadan yaşayabilmek değildir.
    Komünizm çalışmasını engelliyecek bir sağlık sorunu vs. vs. olmadığı sürece çalışıp yaşamaktır.

    Komünizm sadece zenginlerin eğlenmesi değildir.
    Komünizm halkın isteklerine göre kurulan eğlence mekanlarında(diskodan tiyatroya,sinemadan ortaoyununa vs.) herkesin eğlenebilmesidir.

    Komünizm orduya milyar dolarlar harcanması değildir.
    Komünizm önceliği insan olan bir ideolojidir.

    Komünizm etnik kökene ya da dine göre kıyak geçmek değildir.
    Komünizm her insana eşit yaklaşmaktır.
    Bu kurallara hangisi uydu Rusya Çin Küba...
    Deniz Geçmiş ve iki kişinin asılması acı bir kayıp ise Adnan Menderes'in ölümü faciadır.
    Ben Türk Devleti içinde provakötör hareketlerde bulunup ülkeyi karıştırmaya uğraşan kişilerin idam edilmesine kesinlikle üzülmem. Bunlar devletin bekası için şart. Osmanlı Devletinde devletin bekası için nice padişahlar kardeşini astı veya öldürdü. padişah II. Mehmet 19kardeşini katletti
    Demek istediğim Deniz Geçmişde ülkede ihtilal çıkarmak icin uğraşan insanların maşası oldu. ve idam edildi. Sonuçta kendisi doğrulardan yana olabilir ama dediğim gibi onun arkasındakı insanlar yanlıştı.
    Konu aLiCaN tarafından (04.12.09 Saat 22:41 ) değiştirilmiştir.
    Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz; Bu yol ki Hak yoludur, dönmek bilmeyiz, yürürüz!
    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne; Acırım tükrüğe billahi ! tükürsem yüzüne.
    {Mehmet Akif ERSOY}

  2. #32

    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Nerden
    Samsun
    Mesajlar
    541

    Standart

    Deniz geçmiş kominist felan degıldır. koministler kendılerıne yorumlamasın. hıcbır zaman koministimde dememıstır. sadece devrimcidir. hayatını okuyun öğrenın sonra kötuleyın yada yorum yapın. Devrimci olmakta ne suctur nede bölücülüktür.En buyuk devrimci Ataturktur. Sımdı ataturk suclumudur yada bölucumudur. Koministler sadece bu kısılerı kullanmıslardır. Deniz Gecmıs Sonuna kadar vatan severdır. sağı solu yok. vatan sever olması yeterlıdır. hayatını okuyalım yada izleyelım . kendı konusmaları ve yaptıkları youtubede zaten var. kulaktan dolma tartısmayın.

    + YouTube Video
    ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.


  3. #33

    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    MaRDiN
    Yaş
    25
    Mesajlar
    13,022
    Blog Entries
    7

    Standart

    VoRTeX abimin dedigi gibi kulaktan dolma tartısmayın demiycem sallamayin...
    Deniz gezmiş komunıst degil devrimcidir...Vatansever bir devrimci...
    Turkiye gecmisinde Ülke var oldukca kara bir leke olarak kalacaktır...
    Hiç olmazsa sahtekar degildi.vatanseverim deyipte denizlere ormanlara villara cephane saklamıyordu...
    Birkez daha saygıyla anıyorum onu...

  4. #34

    Üyelik Tarihi
    Jun 2009
    Mesajlar
    3,690

    Standart

    Yazan: Birol CEVİZOĞLU

    Son günlerde bir moda tüm Türkiye’yi sardı. Bu modanın adı “Deniz
    Gezmiş” modasıdır. Herkes elinden geldiğince Atatürk’ün kurduğu
    Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkarak onun yerine kan ve gözyaşı demek
    olan Marksist-Leninist bir düzen olan Komünizmi getirmeye çalışan
    Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını aklama peşindedir. Üzerinde o kadar
    konuşuluyor ki hangisi gerçek hangisi yalan anlamak imkânsız. Kimine
    göre eline hiç silah almamış (!), kimine göre romantik ve isyankâr bir
    devrimci, kimine göre Türkiye’nin “Che Guevera”sı, kimine göre ise
    profesyonel bir ihtilalci…

    İşin içine son günlerde yazılan kitaplar ve bir de dizi film girince
    “Denizlerin” suçsuzluğu, boşuna asıldıkları, mahkeme heyetinin bile
    üzüldüğü, aslında mahkeme heyetine karşı biraz efendi davransalar idam
    edilmeyecekleri gerçeği (!) birer birer ortaya çıktı!

    İbrişim kuşağı kadar meşhur olmasa da 68 kuşağı ve o dönem
    yaşananların 40.yılı münasebetiyle özel tartışma programları
    hazırlanmış, “Denizlerin” ağabeyi, arkadaşları vs. televizyonlarda boy
    göstererek bu kampanyadaki yerlerini aldılar. Yapılan gri
    propagandadan etkilenen bazı “ülkücü” liderler bile kendilerini kolay
    kolay çıkarılmadıkları televizyon ekranlarında bulmuş ve “Denizleri”
    aklama yarışına istemeden (!) ve farkında olmadan katılmışlardır.

    Bunun arkası “Denizlere” iade-i itibar isteklerine kadar gider de
    kimsenin haberi olmaz. Dahası bu 68 kuşağının yaptığı her şey kutsanır
    haberiniz olsun. Belki Ruhi Kılıçkıran, Yusuf İmamoğlu, Dursun Önkuzu,
    Süleyman Özmen ve diğer şehitlerimizin katilleri bile aklanır…

    Aslında bu yazıyı yazmayacaktım. Zaten bu kişiler ve bu dönem hakkında
    yeri gelince yazıyorum. Fakat özellikle gençler arasında bu kişiler
    hakkında bir “yanlış” anlaşılma olduğunu gördüm. Dahası bu “yanlış”
    anlaşılmadan ne yazık ki “ülkücüler” de nasibini almıştı. Bazı
    ülkücüler “Denizleri” savunmaya başlamıştı bile. Üstelik “bizi de
    kullandılar, onları da…” diyerek…

    Sanki o dönemlerde büyük Atatürk’ün de dediği gibi “Türklük âleminin
    en büyük düşmanı komünizm” değildi…

    Bu dönemin en meşhur ismi hiç şüphesiz Deniz Gezmiş’tir. Deniz gezmiş
    aslen Rizelidir. Sülalesi yıllar önce Erzurum’a göçmüş, Deniz Gezmiş
    ise babasının işi gereği bulundukları Ayaş’da (Ankara) doğmuştur. Lise
    yıllarında Marksist-Leninist fikirlerle tanışır ve bu fikirlerin
    yılmaz savunucusu olur. O yıllarda söylemeye başladığı “yaşasın
    Marksizm-Leninizm” sloganını ölürken bile ağzından düşürmemiştir.
    Deniz Gezmiş 1969 yılında Filistin’deki El Fetih gerilla kamplarına
    gider. Burası bir izcilik kampı değildi. Burada adam öldürme,
    yaralama, sabotaj, suikast, bomba yapımı gibi korkunç şeyler
    öğretiliyordu. Deniz Gezmiş de iyi bir öğrenci idi. Hatta Türkiye’ye
    dönünce bu konuda eğitmenlik bile yapmıştı.

    “Denizler” Filistin’de eğitim görüp Türkiye’ye gelmişler ve bugün
    PKK’nın yaptığı gibi kanlı terör faaliyetleri yürütmek istemişlerdir.
    Deniz Gezmiş Filistin’den Türkiye’ye döndükten sonra ODTÜ’yü kendisine
    üs olarak seçmiş ve diğer terörist arkadaşlarıyla burada kandırdıkları
    gençlere terör dersi vermiştir. Hem teorik hem de pratik eğitim alan
    Deniz Gezmiş gerilla kamplarında öğrendiği adam öldürme, sabotaj,
    suikast ve diğer terör çeşitlerini ODTÜ arazisi içinde arkadaşlarına
    da öğretmiştir.

    Beynelmilel komünizmin etkisinde kalarak kandırılan Deniz Gezmiş ve
    arkadaşları Türkiye cumhuriyeti devletine olan isyanlarını “Türkiye
    Amerikan emperyalizminin sermaye, askerî kontrol ve kısmen işgali
    altındadır”[1] sözleriyle dile getiriyorlardı. Siyasal iktidarı ele
    geçirmek için “politikleşmiş askerî güç” kullanılması taraftarı olan
    bu grup aynı zamanda, Türkiye’deki bütün olumsuzlukların sorumlusu
    olan siyasal iktidarlara karşı legal ve demokratik yollarla mücadele
    yolunun kapandığını iddia ederek silaha sarılmışlardır.

    Deniz Gezmiş ve arkadaşları, uğruna öldükleri Marksist-Leninist düzeni
    kurmak için silahlı profesyonellerden oluşan bir örgüte ihtiyaç
    duymaktaydılar. Bu işi kendisi gibi Filistin El-Fetih gerillâ
    kamplarında eğitim gören Yusuf Aslan, Sinan Cemgil, Alparslan Özdoğan,
    Hüseyin İnan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Nahit Töre tarafından kurulan
    THKO yapacaktır. THKO diğer Marksist-Leninist ihtilâlci sol
    örgütlerden farklı olarak, bir lider belirlememiş, liderin terörist
    eylemler esnasında kendiliğinden ortaya çıkmasını benimsemiştir.
    Kararların ortaklaşa alınmasını ve ortaklaşa uygulanması esasını kabul
    etmiştir. Şehir ve kır eşkıyalığını aynı anda benimseyerek bir arada
    yürüten THKO’nun şehirlerde banka soyma, fidye istemek için adam
    kaçırma gibi eylemleri “Deniz Gezmiş tarafından planlanıyordu.” [2]
    Deniz Gezmiş tarafından planlanan bu hırsızlık olaylarından elde
    edilecek paralar Nurhak dağları başta olmak üzere kırsaldaki eşkıyaya
    gönderilecekti.

    “Denizlerin” en takdir (!) edilen özellikleri “emperyalizme” (!) karşı
    olmalarıdır(!). ABD emperyalizmine düşman ancak Marksizm-Leninizm,
    Sosyalizm ve Komünizme (Rus ve Çin emperyalizmine) dost olmak,
    emperyalizme düşman olmak anlamına gelmez. Deniz Gezmiş lise
    yıllarından sonra bir an bile olsun ağzından düşürmediği “kahrolsun
    ABD emperyalizmi” sloganını “ne ABD, ne Rusya, ne Çin, her şey
    milliyetçi Türkiye için” sloganı ile taçlandırılabilirdi. Fakat bunu
    yapma***** “yaşasın Marksizm-Leninizm, yaşasın Türk ve Kürt
    halklarının kardeşliği…” diyerek son nefeslerini verdiler. Oysa o
    dönemin en acımasız emperyalist devletleri ABD’yle birlikte Rusya ve
    Çin’den başkası değildi.

    “Türk ve Kürt halklarının” kardeşliğinden dem vuran ve aslında belki
    de bugünkü bölücülerin temel sloganı sayılan sözleri söyleyen, ABD
    emperyalizmi altında inim inim inlediğini iddia ettiği Vietnam, Küba,
    Kore, Kamboçya vs. için ağıtlar yakıp, Rusya ve Çin’i görmezden
    gelenler böyle yaparak emperyalizme düşman olunmayacağını
    bilmeliydiler. Eğer bugün kahraman yapılmaya çalışılan “Denizler” o
    yıllarda insanlık tarihinin gördüğü en barbar, en vahşi, en korkunç,
    en kanlı, en hayvansal vs. rejimi altında katledilen “esir Türkleri”
    de savunabilseydi, işte belki o zaman “Denizler” için antiemperyalist
    düşüncelerin yılmaz savunucularıydı denilebilirdi. Komünizm altında
    can çekişen Azerbaycan, Kırım, Kazak, Kırgız, Özbek ve tüm Asya
    Türkleri ile Irak ve Suriye gibi güdümlü ülkelerdeki Türk varlığı
    ağızlara alınmazken, ülkücüler bunları dile getiriyor ve “Denizler”
    tarafından “Faşistlikle” suçlanıyorlardı. Çin esareti altında “Çin
    işkencelerinin” en ölümcülleriyle tanışan Uygur Türkleri yok
    sayılırken, Sincan Özerk Bölgesi değil “Doğu Türkistan” dediğimizde
    yine bu kesim tarafından saldırılara uğruyorduk.

    Hadi bütün bunları geçelim, oralar uzak, “Denizlerin” siyasi ufku
    oraları anlamaya yetmezdi diyelim. Peki, Deniz Gezmiş ve
    arkadaşlarının en önemli eylemlerinden biri olarak kabul edilen ve 30
    Ekim 1968′de Samsun’dan başlatılan “2.Milli Kurtuluş Savaşı” adlı
    yürüyüşte meydana gelenlere ne diyeceğiz? Samsun’da Atatürk anıtına
    çelenk konulması ile başlayan bu yürüyüş 10 Kasım’da Anıtkabir’de sona
    erecekti. Yürüyüş güzergâhı olarak Atatürk’ün kurtuluş savaşında
    izlediği yol seçilmişti. Yürüyüşe 22 öğrenci ile 2 işçi katılıyordu.

    Yürüyüş planlandığı gibi başlamıştı. Eylemciler hiçbir problemle
    karşılaşmadan Havza’ya kadar gelmişlerdi. Ancak Havza’da dinlenmek
    için verdikleri molada aralarında bir tartışma çıkıyordu. “Yürüyüşün
    geri kalan kısmında Türk bayrağı ile mi yoksa bayraksız mı devam
    edileceği” konusunda çıkan tartışmada antiemperyalist (!), Türkiye
    sevdalısı (!), Atatürkçü (!) Deniz Gezmiş’in dediği olmuş ve Türk
    bayrağı yürüyüşten çıkarılmıştı. [3]

    İşte size bir “asker kaçağı” [4] da olan antiemperyalist Deniz Gezmiş!

    Emperyalizme karşı kazandığımız hürriyetimizin sembolü olan
    bayrağımıza bile tahammülü yok!

    Deniz Gezmiş’in Türk bayrağına karşı takındığı tavır yürüyüşçülerden
    bir kaçının tepki olarak yürüyüşü terk etmesine neden olmuş ancak
    yürüyüş buna rağmen devam etmiştir. Bazı yazarlar bu konuda ayrıntıya
    girmeden (belki de bu bayrak hazımsızlarını korumak ve deşifre etmemek
    için) “yürüyüşü düzenleyen örgütler arasında anlaşmazlıklar çıktı” [5]
    diyerek olayı örtbas etmişlerdir. “Denizlerin” bayrağımıza karşı
    takındıkları bu çirkin tutumu dile getirenler, bunları aklamaya
    çalışanlarca tepkiyle karşılanmış, reddedilmiştir. Hatta bazıları o
    yürüyüşte Deniz Gezmiş’in Türk bayrağı ile çekilmiş fotoğrafları
    olduğunu iddia etmiştir. Eğer bu doğruysa büyük bir ihtimalle
    yürüyüşün Havza’ya kadar olan kısmında çekilmiştir.

    Deniz Gezmiş ve arkadaşları kaçınılmaz sonlarına doğru hızla yol
    alırken onları ipe götürecek eylemlerden birini de dava
    arkadaşlarından Mahir Çayan ve ekibi gerçekleştiriyordu. Emperyalizme
    (sadece ABD emperyalizmine) düşman Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının İş
    bankası Emek (Ankara) şubesini soymaları THKP-C ve Mahir Çayan’a ilham
    kaynağı olmuştur. Bundan cesaret ve ilham alan Mahir Çayan ve
    arkadaşları da hemen bir çalışma yaparak soyabilecekleri korumasız bir
    banka aramaya koyulurlar. Aranan banka Ziraat Bankası Küçükesat
    (Ankara) şubesi idi. Yapılan plan gereği bu soygunu Mahir Çayan, Ulaş
    Bardakçı, Hüseyin Cevahir ve özellikle Hüdai Arıkan’dan oluşan terör
    grubu gerçekleştirecekti. Bu soygunda Deniz Gezmiş’e benzemesi sebebi
    ile özellikle Hüdai Arıkan yer almıştır. Soygun saatini unutan (!)
    Mahir Çayan’ın katılmadığı bu eylem başarıyla tamamlanmış ve ertesi
    günkü gazetelere soyguncuların kimlikleri (!) açık seçik yansımıştı.
    Banka görevlilerinin ifadelerine göre vezneden parayı alan uzun boylu
    kişinin Deniz Gezmiş olduğu iddia ediliyordu.

    Böylece gazetelere yansıdığı kadarıyla soygun Deniz Gezmiş ve
    arkadaşlarının üzerine kalıyordu. Bu soygundan sonra üzerlerindeki
    baskıyı azaltmak ve dikkatleri başka tarafa çekmek isteyen Mahir Çayan
    ve ona bağlı olan terör grubu bu amacına ulaşmış ve boyu posu Deniz
    Gezmiş’e benzeyen Hüdai Arıkan sayesinde bu soygunu Deniz Gezmiş ve
    arkadaşlarının yaptığına herkes inanmıştı. Böylece bir devrimci (!)
    yaptığı hırsızlığı bir başka devrimcinin (!) üzerine atarak
    arkadaşının ipe bir adım daha yaklaşmasına sebep oluyorlardı. Bu durum
    her iki taraf için de kötü bir durumdur. Yapan ve başkasının üzerine
    atan grup yani Çayan ve arkadaşları, yaptıkları eylemleri sahiplenecek
    cesaretten yoksun kişilerdir. Deniz Gezmiş ve arkadaşları ise
    yapmadıkları eylemleri sahiplenerek sahte kahramanlık elde
    etmişlerdir. Ancak Mahir Çayan ve çetesinin Deniz Gezmiş’in idam
    edilmesine katkı sağladığı bir gerçektir. Yıllardır devleti ve başka
    odakları bu idamlarla ilgili olarak sürekli suçlayan ve baskı altında
    tutan çevreler artık çok sevdikleri (!) Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve
    Hüseyin İnan’ın katillerini Mahir Çayan ve çetesi içinde
    aramalıdırlar. Bu konuda Necmettin Hacıeminoğlu bakın neler söylüyor:

    “Ulaştırma bakanı Seyfi Öztürk İ.Ü. Fen Fakültesinde bir konuşma
    yaparken Deniz Gezmiş ve arkadaşları tarafından yuhalanır ve hakaret
    edilir. Olay mahkemeye intikal eder. Ancak bu çocuklar beraat eder.
    Suç işlenen yer üniversite, suç işleyenler de öğrenci olduğu için
    üniversite idaresinin ceza vermesi gerekirdi. O da olmadı. Aksine bir
    kısım öğretim üyesi ve basın mensubu Deniz Gezmiş’i alkışladı.

    Daha sonra, İ.Ü.Hukuk Fakültesi Dekanı Orhan Aldıkaçtı’ya makamında
    tabanca çeken Deniz Gezmiş polisler tarafından suçüstü yakalanmasına
    rağmen mahkemede beraat ettirildi. Böylece Deniz gazete sütunlarındaki
    şöhretli yerini alıyor, bazı öğretim üyeleri ondan Denizciğim diye
    bahsediyorlardı.

    Bir başka sefer Deniz, Yıldız’da dürbünlü tüfekle yakalandı. Fakat bu
    suçtan da ceza almadan kurtuldu.

    Ankara’da ÖDTÜ’de karargâh kurdu. Rektör Erdal ile senli benli arkadaş
    oldu… Artık yüksek tirajlı gazetelerde boy boy fotoğrafları çıkıyordu…
    Sosyete kadınları ona âşık olmaya başlamıştı. Binlerce insan Deniz
    Gezmiş bu gece de bizim evde saklansa diye iç geçiriyordu. Nitekim
    arandığı zamanlarda geceleri ünlülerin evinde kalıyordu. Bir kısım 12
    Martta tutuklanan nice profesör, politikacı, artist ve subay Deniz’i
    devletin güçlerine karşı aylarca saklamıştı…

    Şimdi anlaşıldı mı Deniz’in katilleri.”[6]

    Deniz Gezmiş o dönemde kendisine gösterilen sahte sevgi ile coşuyor,
    coştukça şımarıyor ve fevri hareket ediyordu. Marksist-Leninist
    ideolojinin tek sözcüsü gibiydi. Kendisi gibi öne çıkanlardan hiç
    hoşlanmıyordu. Bunlar arasında TİKKO’nun kurucusu İbrahim Kaypakkaya
    da bulunuyordu. Deniz Gezmiş ile İbrahim Kaypakkaya arasında yaşanan
    ve bu iki gruba bağlı militanların birbirlerinden nefret etmelerine de
    neden olan bu olay şöyle gelişmişti.

    İbrahim Kaypakkaya, Çapa Yüksek Öğretmen Okulunda meydana gelen bir
    olay nedeniyle tutuklanarak Sağmalcılar Cezaevine konur. Deniz Gezmiş
    de aynı cezaevinde tutukludur. Deniz, Öğrenci hareketleri nedeniyle
    cezaevine gelen gençlerle sabahları spor, akşamları ise teorik eğitim
    yapmaktadır. Deniz 1.91 boyunda, İbo ise ondan daha küçüktür. İbrahim
    Kaypakkaya Fikirlerini belirtir. Fikirlerini belirttiği için karşı
    taraf rahatsızlıkla karşılar ve uyarı yapar. Uyarılara aldırmaz ve bir
    kaç kez aynı şekilde Fikirlerini belirtir. Vural Yıldırımoğlu, İbo’nun
    yanına gelerek, “Bak bunlar dev gibi, bunlarla tartışma. Eşit
    değilsiniz”, der. Devamında Deniz ile İbrahim, “Sosyal emperyalizm
    konusunda tartışmaya girer. Deniz, “Sosyalizme soldan ihanet
    ediyorsunuz”, der. İbo, “Sosyal emperyalizmi sosyalizm olarak
    gösterenlerdir sosyalizme asıl ihanet edenler”, deyince, Deniz,
    sinirlenip İbo’ya bir yumruk atar.

    Bir başka olay ise Deniz Gezmiş ve Perinçek grubu arasında yaşanır.
    Olay 5 Haziran 1970′de meydana gelir. PDA yandaşlarının yayım ve
    tutumlarından hoşlanmayan Deniz Gezmiş, PDA’nın İstanbul’daki bürosunu
    basarak “devrimci şiddet” uygular. Bunun üzerine PDA bir bildiri
    yayımla***** Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını ağır bir dille eleştirir:

    “Demokratik güçlerin birbirine karşı zor kullanmasını hiçbir gerekçe
    ile doğru göremeyiz. Halk içindeki çelişmeleri zorbalıkla çözmeye
    çabalamak devrimci bir davranış olamaz. Hele bu yolda kullanılan kaba
    kuvveti ‘devrimci şiddet’ olarak nitelemek, devrimci şiddet kavramını
    yozlaştırmak ve ona işçi sınıfı düşmanlarının istediği anlamı vermek
    olur.”

    Deniz Gezmiş ve arkadaşları ile Doğu Perinçek ve arkadaşları
    arasındaki bu husumet “Denizlerin” idamlarına kadar sürer. Hatta
    “Denizleri” kurtarmak ve idamı engellemek için tüm örgütler seferber
    olurken Doğu Perinçek ve arkadaşları idamları umursamaz tavırlarla 23
    Mart 1971 tarihinde “Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş arkadaşlara Açık
    Mektup” yazarak onların yaptıklarının ne kadar kötü olduğunu kamuoyuna
    duyuruyordu. Açık mektupta “(…) Halkla sağlam devrimci bağları
    olmayan, halk içinde erimeyen bir grup insan, ne kadar çok ve modern
    silahlara sahip olursa olsun, ne kadar kişisel kahramanlık vasıfları
    taşırsa taşısın devrim yolunda ilerleyemez. Devrimci gençliğin içinde
    ve önünde yiğitçe savaştınız, halkımıza hizmet ettiniz. Bütün
    devrimciler gibi, hatalar yaptınız. Son birkaç ay yaptığınız işler
    ise, büyük hatalar taşımaktadır” denilerek yoğun bir eleştiri
    yağmuruna tutulmuşlardır.

    Yazılacak daha çok şey var…

    Bir devir anlatılırken yanlı davranışlardan kaçınmalı ve gerçekçi
    olunmaya gayret edilmelidir. Hele hele bunu yaparken “ülkücüleri”
    karalamak ve “yaşasın Marksizm-Leninizm” diye son nefesini verenleri
    antiemperyalist ilan etmek akıllara ziyandır. Bu dönemin ülkücü
    mücadelesi film olursa eminim ki birçok kahraman çıkacaktır. Ama kimse
    “Denizlerden” bir kahraman çıkarmaya kalkmasın…

    Çünkü değiller!

    Birol CEVİZOĞLU

    27.05.2008,
    Ankara

    benim aklimdan gecenleri Birol Cevizoglu ne güzel dile getirmis türkcem yeterli olsa neler yazicamda neyse bu yazi yeterli sanirim cevap olarak size

    buda baska bir yorum aynen katiliyorum.
    Yazarımızın anlattığı gibi devletin askerine kurşun sıkanlar , devletin bankalarını soyanlar , Türk bayrağı taşımayı hazmedemeyenler , dağlarda insanların nasıl oldurulmesi gerektiği konusunda eğitim alanlar , üniversitelerde olayları başlatarak binlerce insanın yaralanmasına ve ölmesine neden olanlar bugün 68 kuşağının bireylerinin tv kanallarında , gazetlerde , dergilerde ve devletn bazı kurumlarında önemli gorevlerde olması sayesinde aklanmakta , vatansever gibi gosterilmektedir.Sanki onlarca insanı bu caniler öldürmemiş gibi onlara silahsız eylemciler denilmektedir.

    Tv de yayınlanan bir dizi sayesinde o donemi bilmeyen insanların ve gençlerin gozunde denizler bir kahraman bir vatansever gibi gozukmektedir.Ülkücüler provakatiflik yapan faşist bireyler olarak insanlara lanse edilmektedir.

    68 kuşağının medyada ve devletin bazı kademelerinde baş köşeleri ve önemli noktaları tutmaları denizlerin aklanmasnı , vatansever ilan edilmesini çok fazla kolaylaştırmıştır.

    Yaşasın Marksizm ve Leninizm'in yüce ideolojisi!

    Ölümünden bir kaç dakika önce böyle haykıran bir zevatın Ulu Önder için canını verebilceği düşünülebilir mi?Atatürkçülük ve Leninizm iki zıt kutup olan fikir akımını bir insan sahiplenebilir mi?Eğer sahiplenebiliyorsa ki bu asla olamaz bu adam ne olduğu belirsiz,rüzgar nerden eserse oraya dönen bir kişi olduğunu açığa vurmuş olur!

    Deniz Gezmiş,Türk milletinin hayrına hiçbir icraata kalkmamıştır.Tam bir soysuz ve milliyetsiz yaratıktır!

    Kaldıki soysuz olduğunu bir kadına kurşun sıkmasından belli etmektedir!Türk askerine ateş açmasından bellidir!


    öyle kulaktan dolma seylerle yada deniz gezmis yanlisi bir kisinin yaptigi bir videoyu izlemekle olmuyor bence arastirin ve okuyun arkadaslar
    Konu MeVSiM tarafından (06.12.09 Saat 12:52 ) değiştirilmiştir.






  5. #35

    Üyelik Tarihi
    Jun 2009
    Mesajlar
    3,690

    Standart

    Alıntı VorteX´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    [B] hayatını okuyun öğrenın sonra kötuleyın yada yorum yapın. Devrimci olmakta ne suctur nede bölücülüktür.En buyuk devrimci Ataturktur. Sımdı ataturk suclumudur yada bölucumudur. Koministler sadece bu kısılerı kullanmıslardır.
    "Yaşasın tam bağımsız Türkiye.Yaşasın Marksizm ve Leninizm'in yüce ideolojisi.Yaşasın Türk ve kürd halklarının kardeşliği.Yaşasın işçiler ve köylüler.Kahrolsun emperyalizm."

    Turhan Feyizoğlu,DENİZ Bir İsyancının İzleri,S.302

    Olayın görgü tanıklarından olan Deniz Gezmiş'in avukatı,***** Çelenk'in anılarından alınan bir parçadır.İdamı saniye saniye aktarmaktadır!Gezmiş idam edilmeden önce kesinlikle Mustafa Kemal adını ağzına almamıştır!


    olayi carpitmayalim lütfen deniz gezmisin atatürkcü olmadigi kesin. deniz gezmis italya'da vatanseverlik egitimimi aldi? hitabet ve kitlelere hükmetme icin özel yetistirilmis bir pislikti.
    Amaclari ic kargasa cikartip rusya yanlisi askeri darbe yapmak oldugunu hasan cemal itiraf ediyor.


    Alıntı aLiCaN´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Deniz Geçmiş ve iki kişinin asılması acı bir kayıp ise Adnan Menderes'in ölümü faciadır.
    Ben Türk Devleti içinde provakötör hareketlerde bulunup ülkeyi karıştırmaya uğraşan kişilerin idam edilmesine kesinlikle üzülmem. Bunlar devletin bekası için şart. Osmanlı Devletinde devletin bekası için nice padişahlar kardeşini astı veya öldürdü. padişah II. Mehmet 19kardeşini katletti
    Demek istediğim Deniz Geçmişde ülkede ihtilal çıkarmak icin uğraşan insanların maşası oldu. ve idam edildi. Sonuçta kendisi doğrulardan yana olabilir ama dediğim gibi onun arkasındakı insanlar yanlıştı.
    aynen katiliyorum alican

    Deniz gezmiş gebermişini aslında uzun uzadıya anlatmayada hiç gerek yok..Ben sadece denizi kendine idol olarak seçen gençlere şunları diyecem..

    1-Deniz madem Türkiye'nin bağımsızlığından yanaydıda 1968 yılında apo şerefsizi ile Ankara Abidin Paşa da aynı evip paylaşıp kürtçülük tohumlarını o zaman neden ekmiştir?.. Eğer gezmiş gebermemiş olsa idi şuan pkk nın başında apo ***i değil gezmiş ***i olacaktı.. Bu hadiseyi kaynakları ilede verebilirim...

    2- Madem gezmiş ***i Türkiye sevdalıysıydı da neden Samsun dan Ankaraya düzenledikleri yürüyüşte gezmiş kendi eli ile Türk Bayrağını tepeleyip yerine orak çekiç bayrak ile yürüyüşe devam etmiştir?..Türk Bayrağına düşman bir Türkiye sevdalısı olurmu hiç?..

    3- Aslında denizcilere daha doğrusu marksist, komünist kafalara şunu sormak lazım..Cevabını versinler helal olsun diyecem...1980 öncesini yaşayanlar çok daha iyi bilecektir..O dönemler bu dallamalar mitinglerinde lenin, stalin,mao posterleri ile gelirler her biri ben leninim, stalinim mao'yum der ve "rejimi" değiştirerek yani "devrim" yaparak komunizm rejmini Türkiye'getirerek sovyet rusyaya bağlamak istiyorlardı..Peki siz Atatürk'ün yolunda olduğunuzu iddia ediyorsunuzda o zaman ne p..k yemeye Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet rejimini yıkıp yerine komünizm rejmini getirmeye kalktınız? Bu bile başlı başına Atatürk'e ihanet değilmidir? Hiç kimse asla unutmasınki o vakitte Atatürk'ün kurduğu rejimi Ülkücüler canları pahasına korumuştur.. Şimdide koruyacaklardır..BOZKURT YURDUNDA ÇAKALLAR HAVLATILMAZ.. Bu dünde öyle oldu bugünde öyle olacaktır.. Böyle biline...


    alintidir
    Konu MeVSiM tarafından (06.12.09 Saat 13:40 ) değiştirilmiştir.






  6. #36

    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    MaRDiN
    Yaş
    25
    Mesajlar
    13,022
    Blog Entries
    7

    Standart

    Yasasın tam bagımsız TÜRKİYE ırkcılıktan rant yapmayan genclik yasasın Deniz gezmiş ve deniz gezmişciler...


 

Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

     

Benzer Konular

  1. İdam Edilecek Adamı Nasıl Kurtarırdın?
    By BoDrUmLu1905 in forum Zeka Soruları - Bilmece - Bulmaca
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 24.03.08, 23:13
  2. İdam temsili şok gercek
    By ICEMAN in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04.03.08, 13:16
  3. İDAM Edilen Liderler
    By n@r_cicegi in forum Dünya Kültürü ve Tarihi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.03.08, 03:33

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO
Hacks por vBsoporte - vBulletin en Español
aLeMiM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360