Hoşgeldin Sıcağım

Yeşildi dünyam, maviydi.. Bir de kahverengiydi..
Beni bir ürkek ceylanlar tanırdı, bir de çingene serçeler..
Yalnız kuşların sesi gelirken kulağıma, birde kavak yapraklarının..

Sen;
Durgunluğuma düştün..
ve büyüdün içimde büyüdün, büyüdün;
Sudaki halkalar gibi..

Yeşildi dünyam, maviydi..
Bir de kahverengiydi; Sen, bana düştüğünde!..
Bakışların, kendi ortasından büyüyen sıcak halkalar gibi iç içe yayıldı içimde..

Hoşgeldin, dedim..
Hoşgeldin sıcağım..
Hoşgeldin salıncağım!..

Ve savruldu başım uzun bir iple dalına bağlanmış gibi..
Savruldum;
Senden sana doğru!..
Beni, sadece ürkek ceylanlar tanırken bir de çingene serçeler..
Ve ben, yalnız kuşlarla, kavak yapraklarının sesini tanırken..

Sen;
Durgunluğuma düştün..
Ve büyüdün içimde büyüdün, büyüdün;
Sudaki halkalar gibi..

Sen;
Sessizliğime düştün..
Sen;
Kimsesizliğime düştün..
Belki de onun için böyle büyüdün içimde;
Sudaki halkalar gibi!..