sarı oda;
duvarlarına senin gölgenin vurduğu
mum aleviyle aydınlanan yarı siyah …
bir şişe;
şarabı bitmiş
son kadehin son acısı
ve sen kara gözlerinle hatıralarımda…
ama bundan sonra “yokum”
içimdesin biliyorum ama hak etmiyorsun !
sen yoksun aslında
ben içimdeki kahramana tutkunum
aşkın su halinden çıktın sen
ve buharlaştı hayallerimiz


kızgın bir demirin örsü gibiyim
tutuşturup ateşte yakıyorum yokluğunu
yok olmadığını sayıyorum bu şehirde
içimdeki serüvenci çocuğu özlüyorum sadece

zaten bunca düşle siluetinde silindi duvarlarımdan,yaralı yanımdan,aklımdan…
bambaşka bir mavilik kurdum kafamda
bir damla damlatıyor ve saçıyorum içime umutları
bugünde
yoksun
yokum
yok
AşK

ama mutluyum
her şeyde bir tat, her şeyde bir hayat
yokluğuna içilen sigaralar
sana yazılan satırlar

keyifsiz kahveler çaylar
senli şarkılar…..
böyle uzayıp giden bir film gibiydi bana sensizlik
şimdi mavi denizlerde bir gemiyim
güvertem açık
ve hangi koya istersem oraya atıyorum kalbimi
*Yaşasın İçimin Özgürlüğü*