1 den 4´e kadar. Toplam 4 Sayfa bulundu

Konu: Çocuklar Için Hikayelerle Esma'ül Hüsna

  1. #1
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart Çocuklar Için Hikayelerle Esma'ül Hüsna

    ALLAH O, ALLAH ki O'ndan başka ilah yoktur.

    Serra ilkokul ikinci sınıftaydı. Onu okula hergün annesi götürüyordu. Dönüşte de annesi alıyordu onu. Bir gün okulda öğretmen resim dersinde öğrencilerinden evde en sevdikleri oyuncakları çizmelerini istedi. Kimisi bebeklerini kimisi arabalarını kimisi uçaklarını kimisi de kılıç ve maskelerini çizdi. Emre ise hiçbir şey çizmedi. Öğretmen neden çizmediğini, yoksa hiç mi oyuncağı olmadığı sordu. Emre'nin cevabı ilginçti. "Öğretmenim ben artık büyüdüm. Bütün oyuncaklarımı da komşumuzun üç yaşındaki çocuğu Ali'ye verdim. Onun hiç yokmuş, annem öyle söyledi." Öğretmen bu cevaba hem güldü hem de şaşırdı. "ALLAH iyiliğini versin, aferin sana Emre!" dedi. Okulda dersler bitince annesi Serra'yı almaya geldi. Okul kapısında bekliyordu annesi. Eve gidince her zaman ki gibi Serra ilk önce üzerini değişti. Elini, yüzünü sabunla yıkadı. Yemek için mutfağa gitti. Annesine resim dersinde olanları anlattı. Annesine sordu. "Anneciğim, ALLAH kim? Nasıl iyilik veriyor?" Annesi meraklı kızına cevap verdi. "ALLAH; seni, beni, babanı ve etrafta gördüğüm herşeyi var eden ve onların sahibi olan kişi" "Nerde yaşıyor?" diye zor bir soruyla devam etti Serra. Annesi de bu merakın giderilme zamanının geldiğinin farkındaydı. "O her yerde" "Her yerde mi?" "Evet kızım. Sana hergün O'nu anlatan hikaye anlatacağım. İlki ALLAH. Bu bütün hikayelerden en önemli ve en değerlisi." "Hergün mü anlatacaksın?" "Evet, her gün yeni bir tane anlatacağım. Bunlar üzerinde konuşacağız ve sen de bu konuyla ilgili bütün sorularının cevaplarını öğreneceksin. Hımm... nasıl başlasam?" "Çok mu zor?" "Yanlış bir şey söylememek için dikkatli olmak gerekiyor... Tamam buldum. Şimdi büyük bir tabak düşün" "Çok mu büyük?" "Evet çok büyük. İçine 98 tane değişik meyve sığabilecek kadar büyük!" "O kadar büyük tabak olmaz ki! Bence büyük bir sepet olsun" "Haklısın Serra, sepet olsun. Bu sepette 98 tane farklı meyve var, tamam mı?" "Tamam" dedi Serra annesini dikkatli dinleyerek. "Meyveleri bir arada tutan ne?" "Meyveler sepetin içindeyse..." "Evet, sepetin içindeler" "Sepet tutuyor o zaman!" "Doğru. Sepet, 98 farklı meyveyi içinde tutan ilk ve en önemli hikaye. Anladın mı?" "Anladım, yani birinci hikaye sepet oluyor"

    Banu Kopuz

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  2. #2
    LAViNYA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    3,995
    Blog Entries
    7

    Standart --->: Çocuklar Için Hikayelerle Esma'ül Hüsna

    Tesekkürler paylasim icin. Hikayenin devami gelicek sanirim ?
    Bir el tutmak istersin ya bazen, yada birine sarılmak. Malesef izin vermez buna hayat. Kendine sarılmalısın sen de hayata inat !!
    Can Yücel

  3. #3
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart --->: Çocuklar Için Hikayelerle Esma'ül Hüsna

    ER-RAHİM (Ahirette sadece mü’min kuluna karşı merhametli):

    Mert’in dedesi çok hastaydı ve tedavi olmak için evlerine gelmişti. Dedesi yan odada yatıyordu. Gece dedesinin öksürdüğünü duydu. Yatağından kalktı, dedesinin yanına gitti. "Dedecim iyi misin?" "İyiyim tabi ama sen bana şu sürahiden bir bardak su verirsen çok daha iyi olurum. Hatta yarın maç bile yaparız seninle!" dedi gülerek. "Gerçekten mi?" diyerek dedesine bir bardak su verdi. "Allah izin verirse yaparız tabii. Sağol benim akıllı torunum, sen şimdi git, uyumana devam et" dedi. Sabah uyandığında dedesinin odasından sesler geliyordu. Yüzünü yıkamadan dedesinin odasına koştu. Dedesi uyuyordu. Ama annesi dedesinin başında Kur’an okuyordu. Babası da ağlıyordu. Mert şaşırdı, annesinin koluna dokundu. "Ne oldu anne? Babam neden ağlıyor?" "Yavrum deden bizden ayrıldı artık" "Nasıl ayrıldı? Yatağında uyuyor ama..." "Tatlım gel benimle" dedi annesi. Mert’i kucağına aldı, odadan çıktılar. "Deden hastaydı biliyorsun değil mi?" "Evet hasta, ona dün gece su verdim" "Allah, dedeni kendi yanında iyileştirecek" "Nasıl yani?" "Deden Allah’ı çok severdi, Allah da dedeni çok seviyordu ve hâlâ seviyor. Çünkü ona yardım etti ve onu hastalığından kurtardı. Şimdi Allah’ın yanında çok daha iyi olacak. Çünkü deden çok iyi bir insandı ve Allah’a inanırdı. Bu yüzden Allah, ona yardım ediyor ve ona merhametli davranıyor"



    ER-RAHMAN: Dünyada herkese karşı merhametli

    Süreyya ve kardeşi Osman bahçede oynadıktan sonra nefes nefese eve geldiler. İkisi de çok yorulmuş, terlemiş ve susamıştı. İkisi de eve girer girmez mutfağa koştu. Osman sürahiyi kaptığı gibi üç bardak suyu kana kana içtikten sonra derin bir nefes aldı. "Oh be! Çok susamıştım anneciğim. Abla sen susamadın mı?" "Susamaz olur muyum hiç?" diyerek iki bardak da Süreyya içti. Anneleri yemeği ocağa koyduktan sonra çocuklara döndü: "Teşekkür ettiniz mi peki?" diye sordu. "Niçin?" diye merakla sordu Osman. Süreyya cevap verdi: "Allah bize suyu verdiği için tabi ki" deyince annesi: "Evet Allah bize su verdiği için teşekkür etmeliyiz ama yalnız bunun için değil. Allah’ın verdiği daha güzel bir şey için O’na şükretmeliyiz" dedi. Çocuklar merakla ne olduğunu sorunca anneleri anlatmaya başladı. "Vücudumuzdaki su miktarı gün içinde değişir. Mesela çok oyun oynayıp terlersek çok su içmek isteriz. Ama bazen de su içmek istemeyiz. Vücudumuzdaki su azalınca beynimiz bunu hemen anlar ve böbreklerimizi uyarır. Beynimiz, böbreklerimize ’su tüketimini azalt!’ der ve içimizdeki suyu azar azar kullanmaya başlar. Eğer beynimiz böbreklerimizi böyle uyarmasaydı hiç iyi olmazdı. Ne olurdu biliyor musunuz? Susuzluktan ölmemek için her gün 15- 20 sürahi su içmek zorunda kalırdık. Günde 15-20 sürahi içince de sürekli tuvalete gitmemiz gerekecekti. Ama Allah, insanlara merhametli davranarak bizim haberimiz olmadan bu bilgileri beynimize yerleştirdi. Hem de doğduğumuz andan itibaren. Bu bilgi beynimize yerleştirilmiş olmasaydı o zaman da su içmeyecektik. Böylece vücudumuz çalışmayacak ve bozulacaktı. Ama Allah, bize ne zaman ne kadar su içmemiz gerektiğini anlatan bilgileri doğuştan beynimize yükleyerek bizi bu zahmetten kurtardı." Osman’ın gözleri yerlerinden fırlayacak gibiydi. "Bu gerçekten doğru mu?" "Evet oğlum, O’nun yaptığı her iş hep böyle merhamet ve sevgiyle doludur. Bu yüzden O’na hep teşekkür etmeyi ihmal etmiyoruz, tamam mı?" "Tamam anneciğim".



    EL-VEHHAB: İstenmeden, karşılıksız veren

    Musa ve ailesi yıllardır kirada yaşıyorlardı. Buna en çok üzülen Musa idi. Çünkü ev kendilerinin değildi. Bu yüzden odasını istediği gibi kullanamıyordu. O da diğer arkadaşları gibi kendine ait, içinde ders çalışma masası olan bir odaya sahip olmayı düşlüyordu. Fakat babasının maaşı sadece yemek ihtiyaçlarını karşılıyor, kiralarını bile ödemeye zor yetiyordu. Maddi durumları iyi olmadığı için beşinci sınıftan sonra okulu bırakmak zorunda kalmıştı. Ailesi okumasını, kendi hayatını kazanıp güzel bir yaşam sürmesini çok istiyordu ama ellerinden daha fazlası gelmiyordu. Bu duruma babasının yaşlı halası da çok üzülüyor ve Musa’yı da kendi torunu gibi seviyor, onun için bir şeyler yapmak istiyordu. Musa her sabah ders vaktinde kalkıp okula giden öğrencilere bakıyor ve tekrar gidebilmeyi düşleyerek ağlıyordu. Bunu gören ailesi Musa’dan daha fazla üzülüyordu. Babasının halası bir gün çok hastalandı. Musa’nın anne ve babası, halasını ziyarete gittiler. Babasına bir zarf verdikten iki gün sonra yaşlı kadın öldü. Cenazeden sonra babası halasının verdiği zarfı açtı. Kağıtta yazılanlara göre yaşlı hala, kendi kaldığı evi onlara bırakmıştı. Musa ve ailesi buna çok sevinmişlerdi. Yeni evlerindeki çocuk odası Musa’nın hayallerindeki gibi hazırlanmıştı. Yeni odasını annesine gösterdi. Annesi ona; "Musa yeni odan ve evimiz çok güzel. Eskiden bir yıl arayla ev değiştirirdik, şimdi sadece burada kalacağız. Ev değiştirmeyeceğiz. Bu evi bize veren halamıza çok dua etmeliyiz. Sonra da halamıza bu evi veren Allah’a teşekkür etmeliyiz. Eğer Allah bu evi halamıza vermiş olmasaydı halamız da bize bu evi bırakamazdı. Allah bize bu evi verirken bizden para ya da herhangi bir şey istemedi. Bize sevgisini, yardımseverliğini ve cömertliğini bu şekilde gösterdiği için O’na her zaman teşekkür borçluyuz" dedi.



    EL-KAHHAR: Her şeye hakim:

    Çok eski zamanlarda Mısır’da yaşayan bir kral vardı. Kral çok acımasızdı. Ona karşı gelen herhangi bir kimseyi, halkın meydanda idama mahkum ederdi. Ona karşı gelen kendi oğlu olsa dahi onu da idama gönderecek kadar zalimdi. Ülke halkı, geçimini tarladan sağlıyordu. Kral, halkın tarladan çok zor kazandığı parayı da ellerinden alıyordu. Üstelik çocuklar açlıktan zayıf düşüyordu. Her şeyin tek sahibinin kendisinin olduğunu, aynı zamanda her şeyden çok daha güçlü olduğunu söylüyordu. Bir gün başka ülkelere seyahat eden bir gezgin geldi. Tarladan geçerken kral hakkında söylenenleri duyunca çok şaşırdı. Kralı merak etmeye başladı. Kralı görmek için idamın olacağı meydana gitti. Kral bağırıyordu. "Sen ölümü hak ediyorsun! Vergisini geç ödeyenlerin sonu budur! Ey halkım, bu size ders olsun! Vergisini zamanında ödemeyen ve eksik ödeyen herkes aynı cezaya çarptırılacaktır!" "Kralım! Saygıdeğer efendimiz, bebeğimiz çok hastaydı." "Kimse bana karşı gelemez! Ben bu ülkenin kralıyım. Bana kimse cevap vermeye kalkışamaz! Sen ne olduğunu zannediyorsun, zavallı yaratık! Öldürün!" Bu zulmü gören gezgin, kralın başına kötü şeyler geleceğini söylemek için huzuruna çıktı. "Mısır Kralı! Neden bunları halkına yaşatıyorsun?" "Gezgin, haddini aşıyorsun! Çekin şu adamı karşımdan! Çıkartın ülkemden şu adamı!" diye bağırdı. Nöbetçiler gezgine bir söz söyleme fırsatı vermeden ülkeden dışarı attılar. Sonraki günlerde ülkede şiddetli yağmurlar başladı. Kral ne yapabileceğini öğrenmek için başka ülkelere seyahate gitti. Döndüğünde ülkesi sular altında kalmıştı. Açlığa ve sefalete dayanmayan halk, kralın bütün hazinesini yağmaladı. Yıllardır halktan toplayıp biriktirdiği hazinesinden geriye hiçbir şey kalmamıştı. Bu sefilliğe dayanamayan kral birkaç gün içersinde öldü. Hazinesinin gücüyle sonsuza dek yaşayacağını sanıyordu, fakat hakimiyet ona ait değildi ve bu elinden alınmıştı.


    EL-HALIK (Yaratıcı):

    Recep bütün gün ailesiyle birlikte kırda yaptıkları piknikteydi. Kırda rengarenk çiçekler, çeşit çeşit böcek ve kuşlar, kokusunu her yere yayan bir sürü de ıhlamur ağacı vardı. Recep kelebekleri kovalayıp gördüğü bütün çiçekleri koparırken balarıları da Recep’i kovalıyordu. Hatta balarılarından biri iğnesini Recep’e soktu. Recep ağlayarak ailesinin yanına geldi. Canı yanmıştı. Balarısından nefret ettiğini söyleyince babası ona balarısının görevlerini anlattı. "Oğlum öyle düşünmemelisin. Balarısının ne kadar çalışkan olduğunu bilmiyorsun. Balarıları peteklerini doldurabilmek için çiçeklerden bal özü toplamak zorundadır. Bu çok yorucu bir iştir. Balarılarının yarım kilo bal yapabilmesi için 4 milyon çiçeği tek başına dolaşması gerekiyor. Ayrıca bu çiçekleri bulmak o kadar kolay değil. Bu yüzden aralarındaki arkadaşlarından bazılarını haberci olarak görevlendirirler. Haberci balarıları çiçeklerin yerini öğrendikten sonra kovana döner. Çiçekten aldığı örnek bir bal özünü arkadaşlarına tattırır. Eğer arkadaşları bu özü beğenirse bu çiçeklerin yerini dans ederek tarif eder. Sonra arkadaşları o çiçeklerdeki bal özlerini almaya gider. Karşılarına Recep adlı bir çocuk çıkar. Bu çocuk arılar için yaratılmış çiçekleri koparır. Sonra balarıları kızıp çocuğa bir iğne batırır. Böylece Recep’e bir daha balarılarının çiçeklerini koparmamaları konusunda ders verirler. Çünkü Allah o çiçekleri balarılarının yararlanması için yaratmıştır. Onlar bir gram bal için çok çalışıyor, onların bu çabasına engellemek doğru olmaz, değil mi?" "Doğru babacığım. Madem Allah bu kadar çiçeği çalışkan balarıları için yaratmış onlardan özür diliyorum ve bir daha onların işlerine karışmayacağım. Ayrıca bize çok tatlı bal verdikleri için de onlara teşekkür ediyorum" dedi Recep.



    EL-AZİZ: Her şeye gücü yeten

    Büyük bir çiftlik sahibi olan Harun Bey çok zengindi. Ve parasıyla her şeyi yapabileceğini sanan biriydi. Bir gün evinde çalışan yardımcısından kahve istedi. Hizmetçi kahveyi getirdi. Ama Harun Bey kahveden bir yudum aldı ve hizmetçinin üzerine tükürdü. Yine bağırmaya başladı. "Bu nasıl kahve böyle! Buna şeker koymadın mı sen?" "Ama efendim..." "Sen kim olduğunu zannediyorsun ki bana cevap verebiliyorsun!" diye haykırdı. Evdeki yardımcısını çağırdı. "Halil Efendi! Halil Efendi çabuk buraya gel!" dedi. Halil Efendi yanına geldi. "Buyurun efendim?" "Bu hizmetçiyi ahıra kilitle de bana cevap vermek ne demekmiş anlasın! Aklı başına gelsin! İki gün orada kalacak, yemek de verilmeyecek! Anlaşıldı mı?" Halil Efendi, Harun Bey’in bu isteğini çaresizce yerine getirmek için hizmetçiyi ahıra kilitledi. Hizmetçi ne kadar yalvardıysa da Halil Efendi’yi ikna edemedi. Hizmetçi kız ahırda saatlerce ağladı. Gece olduğunda hizmetçi korkmaya başladı. Ne yapacağını bilemeden dua etmeye başladı. "Allah’ım ben ne yaparım burada? Nasıl çıkarım buradan? Ne olur bana yardım et, beni buradan kurtar!" diye dua edince o anda ahırdaki atlar koşmaya başladı. Hizmetçi kız bir köşedeydi. Atlar kilitli kapıya yüklenerek kapıyı kırdı. Kapının kırıldığını gören hizmetçi dışarı çıktı. "Allah’ım sana şükürler olsun beni o zalim adamın kötülüğünden kurtardığın için!" diyerek eşyalarını aldı. Oradan çabucak uzaklaştı. Annesinin yanına gitti. Olanları annesine anlattı. "Kızım Allah duanı kabul etti. Hem Allah istedikten sonra kimse onu durduramaz. O’nun gücü her şeyden üstündür. Dünyadaki en zengin insanın parası bile O’nu engelleyemez. Bu yüzden parası olan insanlardan değil Allah’tan korkmalısın, bunu hiçbir zaman unutma" dedi.


    EL-ĞAFFAR: Günahları affeden

    Betül’ün yaşadığı köyde çok kötü, yaşlı bir kadın vardı. Kimseyi sevmezdi. Hem de bazen köylülere kötülük yapardı. Köyde ona ait bir çeşme vardı. Köylünün suyu kesildiğinde kötü kadının çeşmesinden su almak zorunda kalırlardı. Ama öyle kolay değildi çeşmeden su almak. İlk önce kadının evine gidip ona yalvarmaları ve onun istediği parayı vermeleri gerekiyordu. Yoksa çeşmeyi kullanamazlardı. Bütün köylü usanmıştı bu durumdan. Ama ellerinden hiçbir şey gelmiyordu. Kötü kadına muhtaçlardı. Bir gün Betül’ün evinde sular kesildi ve çeşmeden su almak için kötü kadının evinin kapısını çaldı. Kadın kapıya çıktı. "Ne istiyorsun?" "Rukiye Nine, bizim sular kesildi, çeşmeden su alabilir miyim?" "Parayı ver, suyu al!" diye sert bir cevap verdi. "Ama yanımda param yok" "Git evine, getir ve suyu al!" dedi yine. "Ama Rukiye Nine o kadar yolu tekrar nasıl geri giderim?" "Beni ilgilendirmez, git para getir!" dedi. Betül çaresizce eve geri dönmek üzere oradan ayrıldı. Eve giderken eskiden kullanılan su kuyusundan su almak için kuyuya eğildi. Fazla eğildiği için ayağı kaydı ve kuyuya düştü. Betül’ün çığlıklarını duyan Rukiye Nine eski su kuyusuna doğru koştu. Betül’ün kuyuda olduğunu gördü, onu kurtarmak için kuyuya ip sarkıttı. Kuyudan çıktığında Betül hâlâ ağlıyordu. Rukiye Nine, Betül’e bir şey olmasından çok korkmuştu. Onu kucağına aldı, Betül ile beraber ağlamaya başladı. Yaptığı kötülükler için Betül ve köylülerden özür diledi. Allah’tan af olunmayı istedi. Köyün en yaşlısı bir daha kötülük yapmayacağına söz verirse, Allah’ın Rukiye Nine’nin günahlarını bağışlayacağını ve onu affedeceğini söyledi.


    EL-MELİK (Herşeyin sahibi):

    Tarladan eve dönen Feyza ve ailesi öğle yemeğinden sonra dinlenmek için bahçedeki masaya geçtiler Feyza’nın kız kardeşi Emine, çay yapmak için eve gitti Feyza ise evin yakınındaki kendi elma ağacından yere düşen kırmızı elmaları bir sepete koyup bahçeye döndü Emine de çayı yaptıktan sonra bahçeye geldi Feyza’ın getirdiği elmaları görünce çok sevindi
    - "Abla elma almışsın! Ben kırmızı elmayı çok severim Bana bir tane verir misin?"
    - "Bunlar benim ağacımdaki elmalar, sen git kendi ağacından al!"
    - "Ama benim ağacım tarlanın sonunda Çok yorgunum, şimdi oraya kadar nasıl giderim?"
    - "Nasıl istersen öyle git, umrumda değil Bunlar benim elmalarım!" diyerek kız kardeşini azarladı Emine, ablasının bu davranışına çok üzüldü Feyza kardeşinin karşısında elmalardan yemeye başladı Annesi bu duruma daha fazla sessiz kalmadı
    - "Feyza sana bir şey soracağım"
    - "Sor anne?"
    - "Elmalar nasıl senin oluyor bana anlatır mısın?"
    - "Ağaç benim olunca elmalar da benim oluyor"
    - "Senin ne bir elma ağacın var ne de başka bir şeyin Ağacı sen mi suladın? Yağmuru sen mi yağdırdın? Ağaçtaki dallara sen mi güneş verdin? Dallardan çiçekleri sen mi çıkardın? Sen mi elmaları o dallara teker teker yerleştirdin?" dediğinde Feyza boynunu büktü
    - "Hayır" dedi
    - "O zaman o ağaç ve elmalar senin değil Ağaç ve elmalar, onları kim yaratmışsa onundur Onları Allah yarattığına göre sahibi de Allah’tır, kızım bunu sakın unutma"
    Feyza kardeşinden özür diledi Ve sepetteki elmalardan bir tane kardeşine uzattı



    EL-MUSAVVİRU: Her şeyi sebebinin gereği çeşitli şekillerde yaratan

    Kimi canlılardan korkarız Mesela yılan çoğumuzun korktuğu bir hayvandır Büyüklüğünden ve görüntüsünden korkarız Bizi zehirleyip öldürmesinden korkarız Hatta kimisi bu hayvanı sevmez, çünkü yılan, insanın sevdiği birçok hayvanla beslenir Mesela sincap ve tavşan Bu ikisi çok sevimlidir, fakat yılana karşı güçsüzdürler Eğer yılan, tavşan ve sincapları yemeseydi, tarladaki sebzeler mahvolurdu Yılanın görevi buradan anlaşılıyor Doğal dengeyi sağlıyor Bu durum diğer hayvanlar için de geçerlidir Yine örnek verirsek, aslan, geyiği yemezse geyikler ağaçlara zarar verecek ve dünyadaki oksijen oranı azalacaktır Herkes, ağaçkakanların ağaçları gagalayarak kendilerine yuvalar yaptığını bilir Ancak çoğu kimsenin düşünemediği nokta bu hayvanların kafalarıyla bu denli sert vuruşlar yapmalarına rağmen, nasıl beyin kanaması geçirmedikleridir Çünkü ağaçkakanın yaptığı iş, bir insanın duvara çivi çakmak için kafasını kullanması gibidir İnsan böyle bir şey yapmaya kalksa, kuşkusuz önce beyin sarsıntısı sonra da beyin kanaması geçirecektir Ama ağaçkakan beyin sarsıntısı geçirmez Çünkü ağaçkakanın kafa yapısı bu işe uygun şekilde yaratılmıştır Ağaçkakanın kafatası darbe şiddetini azaltıcı ve emici bir sisteme sahiptir Kafatasındaki kemiklerin arasında özel yumuşak dokular vardır Bu sebeple her canlının görevi farklıdır Bu görevleri canlılara veren de Allah’tır



    EL-KUDDÛS (Eksiklikten uzak):

    İlhan okulda arkadaşı Cem ile yine tartışmıştı Eve döndüğünde yüzünden düşen bin parçaydı Annesi ne olduğunu sordu "Cem ile tartıştık" "Yine mi aynı konu?" "Evet, yine uzaktan kumandalı arabasından, uçağından, bilgisayarındaki oyunlarından bahsedip durdu Beni deli etti Çok kızıyorum ona" "Oğlum neden bu kadar sinirleniyorsun ki?" "Anne nasıl sinirlenmeyeyim? Sürekli her şeye sahip olduğundan bahsedip duruyor Herkese bunları anlatıp kendini beğendirmeye çalışıyor" "Yarın okula gittiğinde ona şunu sor: Sahip olduğu bir yağmur damlası ya da bir güneş ışını var mıymış? Ya da kibirden uzak bir günü var mıymış? Bunlardan sonra da ona şunu söyleyeceksin ve bu konuyu kapatacaksın, tamam mı?" "Tamam Peki ne söyleyeceğim?" "Bir yıldızı bir yağmur damlası ya da bir rüzgarı olmayan ve her gün kibirli kibirli konuşan bir insanın sahip olduğu sadece oyuncaklarıdır O sadece oyuncağa sahip Hem oyuncakların yapılması için gerekli olan maddeleri de Allah yaratıyor Yani yine arkadaşının değil Bu demek oluyor ki Cem tam olarak hiçbir şeye sahip değil Sadece onları kullanıyor Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan yalnızca Allah’tır Çünkü yağmuru, güneşi ya da bitkileri yaratıp, onları insanların ihtiyaçlarını karşılaması için bize sunan O’dur Bu demek oluyor ki eksik olan biziz, yani insanların sahip olduğu ihtiyaçları bitmez Ama Allah’ın ihtiyaç duyduğu hiç bir şey yoktur



    EL-BARİU (Her şeyi değişik biçim ve surette yaratan):

    Burak, hayvanat bahçesinden eve dönerken yolda düşünmeye başladı Yılanları, balıkları, ayıları, zürafaları, kaplumbağaları, kertenkeleleri, papağanları, kirpileri, bukalemunları, kanguruları, koalaları, Tazmanya’daki küçük canavarları, sürüngenleri, böcekleri Aklına gelebilecek bir sürü hayvanı düşündü Ne çok hayvan vardı Hepsi de birbirinden farklıydı Hiç biri diğerine benzemiyordu, uzaktan yakından alakaları da yoktu Sadece hayvanlar mıydı farklı olan? Hayır Bitkiler de farklıydı Bir lahana ile marul kıvırcık yerleri vardı ama birbirlerinden tamamen ayrıydılar Sonra kırmızı elma ile yeşil elma bile farklıydı aynı türün içinde oldukları halde İkisi de elma olmasına rağmen aynı tatta değillerdi Pirinç ile buğday mesela Onlar da aynı şekildeymiş gibi görünseler de tamamen farklı baklagillerdi Buğday ile ekmek, pirinç ile pilav yapılıyordu Farklı yaratılan bir grup daha vardı: insanlar Annem ve babam farklı Benim burnum babama benzediği halde parmak izlerim tamamen herkesten farklıydı Nüfus cüzdanı gibi bir şey Dünyada sadece ben, annem ve babam da değiliz üstelik Bir sürü ülke var, şehir var, köy var Ne çok insan var Almanlar, İngilizler, çekik gözlü Japonlar, Amerikalılar, beyaz insanlar, siyah insanlar, Afrikalılar, Ruslar, bizler ve diğerleri Ooooo Ne çok parmak düşünsene? Ne çok parmak izi var! Saymakla bitmez Bunları saymak çok büyük bir iş Saymaktan daha büyük bir iş var ki, o da bu kadar değişikliği yapmak! Yürümeye devam ederken bir adama çarptı "Affedersiniz amca" "Önemli değil evladım" "Bir şey sorabilir miyim?" "Sor bakalım evlat" "Her şey neden birbirinden tamamen değişik?" "Hımm Çok ciddi bir soru bu Her şey değişik, çünkü bunu yapmaya gücü yeten biri var; Allah" "Yani her şeyi değişik yapan Allah, değil mi?" "Evet çocuk, O her şeyi birbirinden farklı yaratandır"



    EL-MÜHEYMİN (Yarattıklarını koruyucu)

    Ben bir kelebeğim Kanatlarında gözleri olan ve Amazon’da yaşayan bir kelebeğim Kanatlarımdaki gözbebeği gibi olan desenlerim insanları her zaman şaşırtmıştır Gerçekten de çok güzelim Allah’ın bana verdiği bu güzelliklerle bir gün ormanda dolaşıyordum Bembeyaz bir papatya gördüm Çok yorulmuştum uçmaktan Papatyanın üzerine konup dinlenmeye karar verdim Her şey gayet güzel giderken aniden bir yusufçuk belirdi Tam bana saldıracakken kanatlarımı açtım Kanatlarımı açar açmaz kanatlarımdaki kocaman sahte gözler ortaya çıktı Yusufçuğu bu gözlerle bir korkuttum ki, hayatında hiç o kadar hızlı koşmamıştı eminim Benim bu sahte gözlerim baykuşun gözlerine benziyor Beni baykuş sandı! Yusufçukta baykuştan çok korktuğu için çabucak uzaklaştı yanımdan Görmen lazımdı bu anı! Şimdi gelelim bu sahte gözleri bana vererek beni yırtıcı yusufçuk böceğinin saldırılarından koruyana; bunu yapan şüphesiz Allah O, beni bu kadar renkli ve güzel yaratmakla kalmıyor üstelik kendimi savunmam için bana böyle harika bir özelliği de veriyor Bu bütün hayvanlarda vardır Hepimizde kendimizi korumamız için ayrı bir özellik vardır Allah bize bu gücü vermeseydi biz kendimizi savunamazdık ve hemen yaralanırdık Allah işte bizi böyle koruyor.



    EN-NUR: Nurun, aydınlığın kaynağı, alemleri aydınlatan

    Ali beş yaşındaydı Babasının sabah namazına kalkmasına uyandı Babası namazını bitirdikten sonra ellerini gökyüzüne doğru kaldırıp dua etti, sonra da ’Amin’ diyerek ellerini yüzüne sürdü Ali babasının yanına koştu "Neden öyle yapıyorsun baba?" dedi Babası gülümsedi Ali’yi kucağına aldı, pencerenin kenarındaki sandalyeye oturdular "Dua ediyordum bizim için Sonra da teşekkür ediyordum" "Kime teşekkür ediyordun? Neden teşekkür ediyordun?" "Bizi gün ışığına tekrar kavuşturan, bize sağlık ve yemek veren Allah’a teşekkür ediyordum" "Gün ışığı mı?" "Evet, sabah namazından sonra gün doğuyor ve biz yeni bir güne başlıyoruz Böylece bir günü daha görmüş oluyoruz Bak güneş doğuyor" dedi babası eliyle dağın arkasından doğan güneşi işaret ederek Biraz sonra babası konuşmaya devam etti: "Güneş, ay ve yıldızların ışığı O’nun çok küçük bir aydınlığıdır, oğlum" "Anlamadım" dedi Ali "Evde elektriklerin kesildiğini düşün Bütün ev karanlık değil mi? Evin içinde elimizde mum ya da fener ile dolaşırız İşte güneşte muma benzer, bütün evreni aydınlatacak ışığın çok küçük bir parçası Kısaca güneş, ay ve yıldızlar, Allah’ın ışığının bir noktası sadece" "Yaaa Ne çok ışığı varmış Allah’ın!" "Evet oğlum, O istese hep gündüz olurdu Ama her şeyi belli bir sıraya koymuş Bize bu kadar aydınlığı bağışladığı için ona teşekkür etmeliyiz ve O’nu çok sevmeliyiz"



    Ya ZAKİR C.C

    Annemle her akşam gibi sobanın yanında oturmuş,peygamberimiz Hz Muhammed S.A.v hayatını anlatışını dinliyorduk.
    Kardeşim selma soru sordu....
    Anneciğim Allah celle celaluhu niçin Cebrail aracılığı ile peygamberimizle konuşmuş,Hz MUSA a.s hayatını anlatmıştın o peygamberimizle
    birebir konuşmuş,Habibim dediği ile niye konuşmamış???
    Şaşırmıştım o küçük yaşına rağmen nerden buluyordu bu soruları benim hiç aklıma gelmemişti ama bende merak ettim?
    Annem gayet sakin cok güzel bir soru güzel kızım,iyi dinle......
    Allah celle celaluhu, Ya Zakirdir celle celaluhu Rabbim isterse bütün varlıklarla birden konuşur,
    Hiçbir sual bir suale,bir iş bir işe,bir konuşma nir konuşmaya mani olmaz,olamazve birbirine karışmaz....
    Allah celle celaluhu,,herkesin ihtiyacına göre,herkes ile konuşur.Biz bunu anlamamız imkansızdır.Bütün bu konuşmalarve ilhamları birer bire,beraber bazen kitapla,bazen kendi,bazen meleklerin aracılıyla
    görüşür.
    Rabbim Peygamberimizle Cebrail arcılığı ile görüşmüştür,23 yılda Yolladıgı Kitabımızı Meleği aracılığı ile bildirmiş,karşılıklı okumalarını istemiştir
    Cocukluğundan beride Cebrailin koruması altında ,ölünceye kadarda desteğini sağlamıştır.
    Hani telsizler ve telefonlarla binlerce insan konuşuyor,hiç birbirine ses dalgaları karışıyormu......burdan biraz anlayabilirsiniz.Ya Zakir yani manası nedir biliyormusunuz:Kullarına öğüt,zikir ve kitap gönderen,kendini tanıtan,haberdar eden,ve bu kitaplarında emirlerine uyan salih kullarıda seven ve anan ve zikreden ve kendisinide zikretmelerini istiyen ismidir.
    Anladınızmı cocuklar.!!!!
    Anneciğim cok güzel anlatıyorsun biraz daha anlatsana
    Ya Zakir celle celaluhu,
    Tabii kızım
    Allah celle celaluhu,Kur’an Kerimde söyle der.
    Beni zikredin; Ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin, nankörlük etmeyin." (Bakara Sûresi: 152)
    Bunlar, îmân edenler ve gönülleri Allah’ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur." (Ra’d Sûresi: 28)
    Demekki cocuklar Bedenimiz suya ve yemeğe nasıl ihtiyacı varsa,kalbimizin ve diğer vucudumuzun Allah celle celaluhu zikretmeye ihtiyacı var,huzur ve mutluluk burdan geciyormuş..
    Anne zikiri anlatsana.
    Namaz,kılmak zikirdir,
    Kuran okumak zikirdir,
    Allah’ı düşünmek,dua etmek zikirdir.
    Tesbihle Rabbimin isimlerini cekmek zikirdir.
    Bu akşam bu isimle dua edin...olurmu
    Anneciğim ne diyelim...
    Allah’ım Ya Zakir celle celaluhu
    senden diliyorum,seni zikrini en güzel şekilde yaşamayı,anlamayı,hayatımda seninle birlikte olmayı her an bana nasip et.Amin
    amin amin
    Anneciğim cok teşekkür ederiz.Biz YATALIM.İYİ GECELER.



    YA MUCİB: BÜTÜN DUALARI,DUYAN VE KABUL EDEN .

    Ayşe babasına sordu,babacığım,sen ve annem her namazınızda
    uzun uzun dua ediyordunuz,gecen gece anneme bir işimiz var serap hanım
    hayırlı olması için bugun dua edelim dedin.
    Dua cok önemli ama niye iş içinde dua istedin bana anlatsana
    Ayşeciğim Allah her işe başlarken hayırlı olması için bana dua edin der,yalnız bu dünyada herşey aracılarla verilir,mesela çiftçi tarlasını ekmeden dua eder öyle eker,mahsul alır,dua edip ekmese bakmasa mahsul alabilirmi?
    Babacığım biraz daha acarmısın?
    Kızım Kur’anda Allah celle cellahu dua için bak hangi ayetlerle bizi uyarıyor.
    Bana dua ediniz ki size icabet edeyim." (Ğâfir, 40/60),
    "Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua ediniz." (A’râf, 7/55),
    "Yoksa sıkıntıya düşen kimseye, kendisine dua ettiği zaman icabet eden mi?" (Neml, 27/62),
    "De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne kıymet verir?" (Furkan, 25/77),
    İşte ayşem şunuda unutma Ya MucibC.C dualara cevap veren Allah’ın ismidir.
    Müslüman daima Allah’a muhtaç olduğunun bilincinde olmalı ve yalnız O’na güvenip dayanmalıdır. O’nun duaları işittiğini, başına gelen bela ve musibetleri bildiğini, sıkıntı ve zorluklardan haberdar olduğunu unutmamamlı ve ümitsizliğe kapılmamalıdır. Dua yaptığı ve talepte bulunduğu istekler, kendisini Allah’a yaklaştıracak istekler olmalıdır.
    sana birde yaşanan baba ve cocuğun hikayesini anlatayım.
    Bir baba 7 yaşındaki küçük oğlunu alarak balık tutmaya gider.. Oltayı göle atıp tekrar kaldıkları otele geri dönerler.
    Bir saat sonra oltaya balık takılıp takılmadığını anlamak için göle gittikleri vakit dört beş balık takıldığını görürler.
    Çocuk " Baba ben balıkların oltaya takılacaklarını biliyordum" der.
    Babası sorar. " Nerden biliyordun?"
    " Ya Mucib c.c Dua ettimde onun için"
    Oltayı yeniden hazırladılar ve yemek için otele gittiler. Yemekten sonra döndükleri vakit yine oltaya balık takıldığını görürler.
    Çocuk "Ben biliyordum" dedi.
    Babası sordu: "Nerden biliyordun?"
    " Ya Mucib c.c Dua ettim de onun için"
    Oltayı tekrar göle attılar ve otele döndüler. Yatmadan önce göle gidip oltalarına baktıklarında bir tek balığın bile yakalanmadığını gördüler.
    Çocuk "Ben balıkların tutulmayacağını biliyordum " dedi.
    Babası sordu: "Nerden biliyordun?"
    Çocuk " Çünkü dua etmedim."
    Babası " Niye etmedin?"
    Çocuk " Çünkü oltaya yem takmadığını hatırladım da onun için."
    Bak gördünmü akıllı cocuk oltaya yem takıp balık yakalmada bir sebep oldugunu biliyor,ilk önce düşünmek calışmak ve dua ile tek Rabbimden yardım istemek lazım....
    Babacıgım yarın okulda yazılım var cok çalıştım,bende dua edeceğim,sende bana dua edermisin
    Tabii benim akıllı kızım etmezmiyim....hadi duaya......

    YA LATİF: Allah (c.c.),Allah Latîf’tir. Yani çok lütufkârdır,, kullarına bilmedikleri ve ummadıkları yerlerden bol rızık ve ihsanlarda bulunur, mahlûkatını ummadıkları sebeplerden faydalandırır.

    Kerim cok sevinçliydi,Bir kardeşi olmuştu,hemde kız kardeşi, ağabeydi artık,onu sevecek,koruyacaktı,okula götürecek,oyuncaklarını paylaşacak,ona masallar anlatacaktı,bir büyüse hemen dedi,
    Yarın hastaneye gidip onu görecek olmak uykusu getirmiyordu zamanda gecmiyordu,kalktı mutfağa gidip süt içeyim dedi,merdivenleri inerken babasının daha uyumadığını görünce cok sevindi.
    Babacığım,kardeşimin ismi ne olacak diye hemen konuya girdi..
    Babası tebbessüm ederek ne olsun istersin diye sordu?
    Annem Peygamberimizin eşini cok sever hep bana anlatırdı,onun için o olsa kabul edermisiniz...
    Babası güldü nedir ismi dedi?
    Hatice annemiz...
    O’nA benzesin herşeyiyle babacığım cok yardım sever biriymiş.
    Babacığım kardeşim ne yiyecek,dün bebeklerin dişleri yok dedi arkadaşım,soramadım ..
    Bak kerim Allah celle cellahu her doğan canlıya,yaşlılara cok merhametlidir.
    Nasıl yani?
    Umulmadık yerden rızıklarını verir
    ,Bak annen den ,Allah Ya latif ismi ile süt verecek ve kardeşin bu sütü içip her türlü vucudunun gerekli olan besinleri alacak...
    Kerim cok şaşırmıştı...
    Babacığım gecen ay doğan kedilerin annesini emmesimi gibimi ..
    Bak işte öyle 5 yavrusu vardı ve hepsini sütü ile ,büyüdü değilmi....
    Mesela baharda bütün ağaclar ve çiçekler acar işte Allah Ya latif ismi ile güzelliklerini lutfuyla arkasındanda meyvelerini veririr...
    Kerim bak ağaçlar hepsi topraktan çamurlu su emer ama değişik tatda ve lezzetli ve değişik vitaminler her mevsime göre yollanır.bu bir ikramdır bizlere....
    Sende kardeşinde bizlere emanet edilen ikramlarsınız.
    Kerim cok mutlu olmuştu.babasına sarıldı.....
    Seni ve annemi,kardeşimi cok seviyorum babacığım...
    Baba uyku tutmuyor ..
    Oğlum hadi gel baba,oğul birlikte yatalımmı
    Yatarkende duamızı birlikte ederiz Rabbime bize verdiği bu ikramlar ve kardeşin içinde dua ederiz
    Kerim tebessüm ederek olur babacım dedi,elele tutuşarak odalarına doğru yürüdüler.


    Mülevvin: Allahc.c Mülevvindir,Herşeyi farklı renklerde yaratır.

    Mustafa resim dersinde GÖKKUŞAĞI resmini boyamakla meşguldü,aklına takılan soruyu sorsammı öğretmenime bana kızarmı diye düşündü.
    O anda öğretmeni yanında resmine bakıyordu,niye boyamıyorsun mustafa resmini dalmışsın dedi.
    Öğretmenim size birşey sormak istiyorum.gökkuşağını boyuyordum birden aklıma geldi,bu renkleride Rabbim bütün canlıları yaratırken veriyor değilmi.?
    Öğretmeni tebessüm etti.....
    Kürsüye doğru yürüdü....
    Çocuklar bir şey acıklamak istiyorum.
    Kainatta herşeyi yaratan ve bütün güzellikleri sunan kimdir?
    Bütün sınıf aynı anda Allah celle cellahu dedi
    Kainata baktıgımızda her canlı farklı desenlerde renklerde,biçimlerde oldugunu görürüz,bazen bir tavus kuşunun renkleri bizi hayran hayran baktırır,bazen bir bukelamunun her ortamda renk değiştirmesindeki mucize karşısında hayretimizi gizleyemeyiz,
    ahtabot denizlerin bukelamunu ve her derinlikte kendisini koruması için verilen bu renk değişimi karşısında şaşkınlığımızı gizleyemeyiz.
    Bu kainatta Rabbimin isimlerinin güzellikleri buna sebep olur.
    Bu renk renk çiçeklerin,hayvanlardaki renk değişimlerinin,insanlarda farklı renkte oluşumunun,bircok sebepleri vardır.
    Rabbim bize kendini tanıttırmak ve güzelliklerin tek yaratıcısı oldugunu görmemizi istemektedir.
    Mustafa kardeşiniz bir soru sordu,onun için bunları size anlatıyorum.
    Rabbimin Mülevvin isminin yansımasıdır bütün renklerdeki güzellikler.
    Bitkilerin yeşilini,kırmızısını,pembenin,beyazın,mavinin ve siyahın her tonu
    bu renk çümbüşünü,hayvanlar,kuşlar,balıklar,denizler,karal ar,gökler ve yıldızlarda gördüğünüz bu güzellik Mülevvin isminin yansımasıdır.
    Nasıl siz boş kagıda sulu boyanızla renk veriyorsanız,
    Rabbimde her canlıya OL DER OLUR VE İSTEDİĞİ RENKTE OLUR.
    ANLADINIZMI?
    EVET ÖĞRETMENİM...
    MUSTAFA ÇOK MUTLUYDU....
    Akşam eve gelince yemekten sonra sınıfta öğrendiklerini babasına,annesine anlattı.
    Babası tebessüm ediyordu.
    Çok kıymetli bir öğretmeniniz var ,onu sakın üzmeyin dedi.
    Üzermiyiz babacığım,bizi cok seviyor,bizde onu dedi.
    Ertesi gün bahcesinden her renkten çiçek demeti yaptı,süsledi,
    öğretmenine verecekti.
    Başka okulda olan yeğenlerinin öğretmenleri hiç böyle güzelliklerden bahsetmiyordu.
    cok şanslı öğrencilerdi...
    Allah’ım sana şükürler olsun dedi,böyle bize anlatan Rabbimi tanıtan bir öğretmen yolladıgın için dedi amin.


    Mukarrib : Allah (c.c.), Mukarrib’dir. Yani kullarının kalbine hidâyet verir ve kullarını Kendisine kalben ve rûhen yaklaştırır. Mahlûkâtı eşsiz şefkat ve merhamet tecellîleriyle birbirlerine yaklaştıran ve aralarında muhabbet tesis eden Cenâb-ı Allah’tır. Rabb-i Rahîm, mü’minlerin kalplerinin birbirlerine yakın olmalarını ister ve mü’min’leri "kardeş" ilân eder.

    Süveyde cok sevinçliydi,babası ateşe(elçi) oldugu için tayin edilmiş,Kenyaya gideceklerdi,cok merak ediyordu nasıl biryerdi.
    Akşam babası gelince yemekten sonra kucagına oturdu,başladı sormaya.
    Babaçığım Kenyayı anlatırmısın?
    Süveydem Kenya Afrika Kıtasında bir ülke başkenti Nairobi,HALKI COGU MÜSLÜMAN.
    SEN GİDİNCE ŞAŞIRMA ORDAKİ KARDEŞLERİMİZİN RENGİ SİYAH.
    Nasıl baba bütün vucudumu?
    Evet kızım Rabbim öyle yaratmış kardeşlerimizi.
    Rengi farklı,dili farklı peki niye kardeşimiz diyorsun?
    Süveydem can kızım bütün müslümanlar kardeştir.
    Rabbim kalplerini islama açan ve kendine yakınlaştırdığı kullarına kardeş ilan eder.
    bak şimdi Mukarrib c.c istediği kuluna kalbine
    iman nuru ile islamı sevdirir ve bütün bu islamı sevenleride birbirlerine yakın olmalarını her durumda yardımcı olmalarını ister ve kardeşsiniz der.işte bu isim le bu sevgi doğar.
    Babaçığım onlarda namaz kılıyorlarmı bizim gibi.
    Tabbi kızım.
    Çok sevdim ben Rabbimin bu ismini.
    Niye kızım?
    Baba senin kardeşin halam yani bir sıkıntısı olsa sen hemen koşuyorsun değilmi.
    Tabii kızım o benim kardeşim.
    Bak ozaman Mukarrib c.c ismi herkeste güzellikler meydana getirse hiç aç kalmaz, sıkıntıda olanlarda sıkıntıları biter.
    Babası kucakladı kızını,canım benim,güzel düşünen kızım dedi,
    Dua edelim,kızım bu isimle Rabbim bu güzellikleri açsın.
    Hadi sen başla.
    Allah’ım Mukarrib isminle herkese imanın nurunu ver ve kardeşlik sevgisi ile birbirlerini sevmeyi nasip et,
    açlara yardım etsinler,zorda olan kullarına yardım etsinler.
    SÜVEYDE Amin derken babasına baktı ağlıyordu babası yaşlı gözlerle Amin dedi.



    AFÜVV: AFFI ÇOK OLAN.

    Kemal çok üzgündü,ağlayarak eve döndü.
    Annesi kapıda kemalin kırmızı olmuş gözlerini görünce cok korktu.,
    Ne oldu sana Kemalim?
    Ağlayarak annesinin boynuna sarıldı şimdi daha çok ağlıyordu.
    Anneçiğim sınıfta yan arkadaşım vardı ya Yasemin,onun bugün saati kayboldu,
    cok ağladı,öğretmende bütün cantaları tek tek ceplerimize baktı,saat benim çantamdan çıktı,çok şaşırdım.
    İnan ben yapmadım,nekadar söylesemde yasemin cok kötü laflar söyledi bana.
    Herkes kuşkuyla baktı bana cok üzgün ve kızgınım.
    Kemalim sizin yaseminle olan arkadaşlığınızı cekemiyen biri varmı sınıfta?
    Kemal birden durdu..şimşek hızıyla koşa koşa sokağı döndü.
    Bir kapının ziline basıyordu.
    Kapıyı acan zuhalin annesiydi,
    Hayrola kemal birşeymi var?
    Kemal ağlayarak anlatmaya ve zuhal’in onu tehdit ettiği ogün söylediği kelimeleri annesine anlattı.
    Aysel hanım şaşırmış ve çok üzülmüştü.
    Gel kemal içeri dedi.
    Zuhalide çağırdı.
    Bakın çocuklar yapılan herşeyi gören biri var kim o?
    İkiside Allah dediler.
    O zaman kızgınlıkla istemeden bazen insanlar hata edebilir değilmi?
    İkiside evet dediler.
    Zuhal kıpkırmızı olmuştu,nerdeyse ağlayacaktı.
    Aysel hanım sözüne devam etti.
    Allah c.c bizi her zaman görüyor,ve omuzlarımızda iki tane melek var onlar kiramen melekleri yaptıklarımızı yazıyor.
    Bu dünyada yaptıgımız hatalar için özür dilemez tövbe etmez ve haksızlık yaptıgımız kişilerdende özür dilemezsek,öbür dünyada cezamız var.
    Allah Afüvv ’dür kendisinden af diliyen kulunu bağışlar.bir daha kul bu günahı işlemezse affa mazhar olur.
    Zuhal ağlamaya başladı,anneçiğim cok özür dilerim,ben cok büyük bir hata yaptım,AF dilersem Allah beni affedermi.
    Tabbi kızım ilk önce Allah’tan samimiyetle,pişmanlıkla özür diliyeceksin.sonra kemalden,sonra yaseminden,ve bütün sınıftan.
    Zuhal ellerini açtı ağlıya ağlıya af diledi.
    Kemale dönüp ondanda özür diledi.
    Kemal zuhalin gözyaşlarına ve samimiyetine inandığı için af ettim dedi
    Ertesi gün annesi ile zuhal okulda sınıfın önünde,bu olanları anlattılar ve son cümleleri, ibret olsun çocuklar size,ne yaparsanız yapın sizi gören Allah var,af dilemezseniz ya bu dünyada,ya ahirette ceza verecek.
    Allah c.c her zaman sizi gördüğünü unutmayın dedi.
    Bütün arkadaşları zuhalin bu yaptıgı özürden cok etkilenmişti.
    Kalkıp kardeşlerini kucakladılar.
    Gerçek kardeşlik buydu aysel hanım ve öğretmenin gözleri dolmuştu bu güzellik karşısında.


    YA VEDUD: "Çok seven ve çok sevilen

    Hayrunisa babasının aldığı kitabı dikkatle okudu yavaşça yere bıraktı.
    Son okuduğunu daha iyi anlayabilmek için gözlerini bir yere dikmiş, hareketsiz donuk bir şekilde düşüncelere daldı.
    Uzun süre bu şekilde düşündükten sonra hızla kitabı alıp son okuduğu yeri dikkatli bir şekilde bir daha okudu.
    Her okuduğunda yüzü biraz daha asılıyor, iyice anlamaya çalışıyordu.
    “Kişi sevdiği ile beraber haşrolur”
    Bu hadisi okuduktan sonra, sevdikleri ve sevmedikleri hanesini bir kez daha gözden geçirmesi gerektiğini düşündü.
    Sürekli bir arada olduğu insanlarla, alış verişte bulunduklarıyla, komşularıyla , akrabasıyla, kan bağı olanlarla ve ya bir şeklide ticari ilişkisi olanlarla da değil Sevdikleriyle beraber haşrolunmak.
    Sonra bir başka hadisi hatırladı.
    “Allah için sevin ve Allah için buğzedin”
    Tekrar gözlerini kapadı ve olacakları hayal etti.
    Allah için sevdiklerimizle beraber haşrolacağız diye geçirdi içinden.
    Kendisinin ve çevresindeki insanların sevdiklerini ve sevme nedenlerini düşündü bir bir.Sevdiği insanlar kimlerdi ve neden seviyordu onları?
    Televizyonda gördüğü bir olay geldi aklına.
    Bir pop star kendisini izlemeye gelen gençlerin çılgınca katılımları arasında ve bir sunucunun onlara yaklaşarak,
    - Sahnedeki şarkıcı için ne düşünüyorsunuz .
    Çok mu seviyorsunuz?
    sorusuna hep bir ağızdan ;
    - Sevmek ne kelime biz ona tapıyoruz.
    Onun için ölürüz.
    Bir insan için ölmek,tapmak ne demekti,kafası karıştı.
    Akşam babası gelince,yemekten sonra,baba bir insana tapmak,onun için ölmek doğrumu dedi ve sebebini,kafasına takılanları acıkladı.
    Babası sevecen gözlerle kızına bakıyordu.
    Hayrunisam tabi doğru değil.
    peki niye böyle diyorlar.
    Kızım gençler cok cahil.
    Rabbim Ya Vedud c.c yani kızım:Sevginin kaynagı ya Vedud cc ...
    Tek sevilmeye ve tapılacak Ya vedud c.c dir.
    Bir kul diğer insanlara ve hatta hayvanlara ve bitkilere, rahmet nazarıyla baktığı, onları Allah (c.c.) namına sevdiği ve onlara yardım ettiği ölçüde Vedûd isminden ayrı bir feyiz alır.
    Seven. Allah (c.c.) peygamberleri, nebileri dostlarını ve inanan kullarını sever
    Sevilen. Allah (c.c.) sevilmeyi hak edendir. O, kulun bütün sevdiklerden daha üstün bir sevgiyi hak eder.
    Hiç kimseyi Allah c.c cok sevmeyeceğiz.
    Tek uğrunda can verilecek odur.
    Kişiler,mal,mülk,evlat,anne ve baba,cevrendeki insanları,Rabbimin rızası ve yarattığı için seveceksin.
    Bu sevgi karşılık beklemeden sevme demektir.
    Bir çiçeğe bakıp, Ne güzel yaratmış maşaAllah demek,bunu diğer canlılardada düşünmek gerekir.
    Herşeyi yaratan ve güzelliklerin hepsini veren Rabbimdir.
    Herkese başka başka yetenekler vermiş bunları hayr yolunda kullanmamızı istemiştir,bu yeteneklerde Allah’tandır.
    Sevgiyi yaratan ve Müminlerin kalbine koyan Allah’tır.
    Bu sevgi Allah c.c sevmek için verilmiştir.Allah^’ı seven dostlarını Rabbim öyle güzellikler verirki,
    Bütün sevgiler küçük ve hafif gelir.herşeyi yaratandan öte sever .....
    Anladınmı Hayrunisam....!
    Anladım babaçığım sağol.
    Gel bir de dua edelim seninle.
    Ellerini kaldırdılar.
    Yarabbi! sen bizi sadece senin rızan için sevenlerden eyle.
    Menfaatimize yaradıkları için senden uzak olanları değil,menfaatimize yaramasa da sana yakın olanları sevenlerden eyle.
    Toplumun putlaştırdıklarını bilinçsizce putlaştıranlardan değil, İbrahim (as) gibi bu putları yıkanlarda eyle.
    Yine İbrahim (as) ın çocukları ve çevresindekiler için yaptığı duada olduğu gibi .
    Rabbim beni ve benim soyumdan gelecek olanları Namazlarında daim eyle.
    Rabbimiz sen bizim dualarımızı kabul buyur.
    Rabbimiz, hesabın yapılacağı gün beni,
    Anne ve Babamı ve bütün inananları bağışla..Amin

    Tâlib: Allah (c.c.), Tâlib’dir. Yani hayır isteyen, iyilikleri seven ve sâlih davranışlardan râzı olandır. Cenâb-ı Allah hayır ve kemâlâtı talep eder. Kullarının iyilik içinde ve iyi ahlâk üzere olmalarını ister, hayırlı ve sâlih kullarından râzı olur.

    AHMET çok sevinçlidir,okular bitmiş ve karnesindeki başarısından sonra Babası onu dedesinin köyüne götürmeye söz vermiştir.


    Dedesi de İstanbulda yaşamaktadırlar ama yazın İspartanın senirkent gidip kışın dönüşlerini hep beklermiş.ahmet,cok yalvarmış ama her yaz annesinin ve babasının ve izci kampı faaliyetlerinden gitmek nasip olmamış.


    BABASI 1 AY çiftlikte tatil olarak söz vermiştir.


    Ahmet günleri saymakla geciriyor,valizine hazırlamış,her gün eksik kalan eşyalarından birşeylerde eklemeyi unutmuyordu.


    O akşam babası erken yatalım sabah namazından sonra yola cıkacağız dediği anda,ahmet için sabah olmak 1 yıl gibi geldi,sevinçten uyuyamadı.


    Sabah yola cıktılar,akşam geç saatte biri hadi ahmet kalk geldik uyan dedi,gece uykusuzluk havanın karaması ile etkisini göstermiş oturduğu yerde nasıl uyuduğunu bile hatırlamıyordu.


    Ahmet bir an nerde olduğunu hatırlıyamadı,birden geldikmi baba dedi.


    Evet oğlum geldik


    Yaşasın,arabadan inip bekleyen dedesinin kollarına kendini bıraktı.


    Gece hasret giderdiler.


    Sabah erkenden kalktı,üstünü giyinip mutfağa indi.
    Babannesi sabah kahvaltısı hazırlıyordu.


    Gülerek bir öpücüğe bir taze sağılmış kaynatılmış süt,istermisin?


    Evet dedi ahmet,acele ile sütünü içip,koşa koşa çiftliği gezmeye cıktı.


    O kadar güzeldiki herşey,ağaçlardaki meyveler,çiçekler,havası bile başka güzeldi.



    Tam gezerken ağlıyan birinin sesini duydu.


    Hızla otarafa yöneldi.


    Bir çocuk karton kutu içinde ölmüş bir kedinin başında ağlıyordu.

    Elini omzuna koydu ağlama ,niye ağlıyorsun.


    Bir kız çocuguydu,masmavi gözlü,sarışın kendi yaşlarındaydı.


    Adın ne ,sen kimsin diye sordu,


    Kısa tanışma sonrasında denizle,başladılar konuşmaya.


    Deniz,hayvanları ve bitkileri cok seviyorum.


    Burda çocuklar hep onlara zarar veriyor.


    Bu kedicikte ayagı kırmışlar birde tepeden aşşağı atmışlar.


    Günlerce baktım,dualar ettim,Rabbim onu aldı yanına dedi başladı ağlamaya.

    Geçenlerde bir kuşu sapanla vurdular,zor aldım ellerinden iyileştirdim,uçtu gitti.

    Ahmet üzülme dedi.


    Bak babam derki,bu dünyada hayır adına hayvan veya bütün canlılara iyilik yapanlar Allah razı olur.


    Allah c.c bir ismide Talib c.c iyiliklerden razı olan ,iyilik yapanları cok seven.


    Allah seni sevdiği gibi,kötülük yapanlarda cezasız bırakmaz.
    Babam bana birşey öğretti öğrenmek istermisin deniz?


    Evet


    Babam evlat 3 ilim var bunu cok iyi öğren dedi bana ezberletti.


    -Gönül ilmi şudur ki, bana kalb verdi ve kendi mârifet ve muhabbeti yeri eyledi ki, bu kalb ile O’nu bileyim.


    O’nun sevdiklerine gönülde yer vereyim, sevmediklerine yer vermiyeyim ve böylelerinden uzak olayım.


    Dil ilmi şudur ki, bana dil verdi ve dili zikretmek, O’nun ismini söylemek yeri eyledi.


    Bununla O’nu hatırlatanları dile getirmeği, O’ndan bahsetmiyen sözden onu korumayı, böyle sözden uzak olmayı ima etti.


    Beden ilmi şudur ki, bana beden vermiştir ve onu kendine hizmet yeri eylemiştir.


    Böylece O’na hizmet olan her şeyi yaparım, hizmet olmayan şeyi ise bedenimden uzaklaştırırım.


    Sonrada İlmi evladım,Allah rızâsı için öğrendiysen, insanlardan istemeyi, beklemeyi kes.


    Yok, dünyâ için öğrenmişsen, Cennet’e kavuşamazsın, dedi.


    Deniz cok güzel banada ezberletirmisin dedi.


    Bundan sonra insanlara,hayvanlara,bitkilere hep hizmet edeceğim Ahmet,onlardanda birşey beklemiyeceğim.


    Hadi gel sana çiftliği gezdireyim.

    O yaz hiç bitmesin istedi Ahmet,mutlu günler cok cabuk geçti.

    İstanbula dönerken dedesi ona söz verdi her yaz artık tatilini çiftlikte geçirecekti.
    İÇiNDEN Allah’IM SANA ŞÜKÜRLER OLSUN DEDİ.

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  4. #4
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart --->: Çocuklar Için Hikayelerle Esma'ül Hüsna

    Alıntı LAViNYA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Tesekkürler paylasim icin. Hikayenin devami gelicek sanirim ?
    Rica ederim... Gecde Olsa Devam Etti Konu(:

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Engelli çocuklar için oyunun önemi
    By livadi in forum EĞİTİM ÖĞRETİM
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.12.09, 20:39
  2. Çocuklar için teknoloji ne zaman başlar?
    By FuLYa_nL in forum AnketLer
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 14.09.09, 18:16
  3. Leman Sam, çocuklar için sahnede
    By CASPER_CASPER_ in forum Kültür Sanat Haberleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.05.09, 07:43
  4. Çocuklar Için Ciciler:)
    By n@r_cicegi in forum Kişisel Bakım, Makyaj ve Moda
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 24.04.08, 18:56
  5. Dinimi Ögreniyorum (çocuklar için)
    By TUGBA in forum Dini Programlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.03.08, 02:03

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372