1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Konu: Müddessir: Örtünen Utanır!

  1. #1
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart Müddessir: Örtünen Utanır!

    Niye örtüsüne bürünüp de saklanmak ister ki bir insan? "Yâ eyyühel Müddessir!" hitabını hak eden bir Peygamber özellikle niye resmedilir ki? "Kalk, ey örtüsüne bürünen!" "Kalk da, uyar!" diyor göklü söz vahyin yeni muhatabı Muhammed-i Arabî (sav)'ye. Demek ki, kalkıp da uyarmak ve örtüye bürünüp saklanmak arasında, bir Müddessir diye bileceğimiz ebedî bir söz kadar mesafe var. Peygamber büründüğü örtüsünden çıkmalı, kalkmalı ve uyarmalı. Yerinden kalkamayacak kadar büyük bir ağırlığın altında kalmış bir insan seziyorum bu sözün ardında. Ayrıca, uyarmaya hakkı olduğunu düşünemeyecek kadar mahcup bir hal saklanır örtünün altında.

    Bu hali anlamak için azıcık çocukluğumuzun saf örtülerine doğru gitmeli, masanın altına saklanmış korkuyla, mahcubiyetle titreyen bir çocuğun yüreğinin odacıklarına doğru akmalıyız. Ürkmeden, üşenmeden kalbimizi o kalbin içine sarkıtmalıyız.

    Neden saklanır çocuk? Utanır da ondan! Utanır çocuk. Utanır çocuklar. Çünkü, hiç beklentisizdirler. Hiç hesapsızdırlar. Bir şeyi hak ettiklerini düşünmezler. "Nasılsa ben kazandım!" edasında olamazlar. Kendilerine verileni sıradan bilmezler. Sonsuz bir minnettarlık göğünde ağırlandıklarını dillendiremeseler de derinden hissederler. Sevinç eşikleri o kadar düşüktür ki, ne taşarsa oradan sınırsız bir tebessüme bürünürler, lekesiz bir mutlulukla gülerler.

    İşte kırklı yaşlarında bir insan. Sadece şükür telaşında. Hiç bitmez teşekkürler derdinde. Ayaklarını çekinerek basıyor yere. Gözlerini utanarak gezdiriyor göklerde. Her nefesi eşsiz ve sessiz bir hediye bilerek ağırlıyor göğsünde. Kalbinin kıpırtısının bile kendisine duyurulmamasını sonsuz bir cömertliğin dokunuşu olarak okuyor. Verirken, verdiğini bile unutturacak denli sessizce ve teklifsizce verenden utanıyor o titreyen çocuk kalbi. Yağmur tanelerini misafir ediyor saçlarında, göğsünde. Diyor ki, "Onlar henüz Rabblerine verdikleri sözü unutmadılar!" Yağmur yağmur sevinç olup yağıyor üzerimize. Bir damla bile taşırmaya yetiyor ağzına kadar dolu minnet bardağını.

    Sadece minnetini ifadeye ayırıyor vaktini. Tam mesai kullukta. Kulluğun ötesi peygamberlik olabilir mi? O ötesini düşünmüyor minnettarlık duygusunun yamaçlarını canhıraş tırmanmaya çalışırken. Yalnızca şükür kaygısında. Şükrün karşılığı "En Sevgili" olarak el üstünde tutulmak mı? Karşılığını hesap ettirmiyor içine sığdıramadığı sonsuz memnuniyetler.

    Çocuklar da öyle değil midir? Büyüklerin alışverişlerindeki karşılıklılık ve dengeyi aramaz onlar. Öğrenememişlerdir bir şeyi hak edeceklerini. Akıllarına getirmezler bir iyiliğin altından kalkabilecek bir karşılıkta bulunabilecekleri.

    Ümmî O. Saf bir teşekkür dili. Duru bir şükür ırmağı. "Peygamberlik gelecekse benim gibi şerefli birine gelmeli!" diye bir an bile geçirmiyor içinden. "Bana ‘emin' diyorlar madem, lider ben olmalıyım!" türü hesapların noktasına dokunmuyor aklı.

    Akıyor sadece. Aktığını bilmeyen bir ırmak gibi. Çağlıyor sadece. Denize yaklaştığını hesap etmeyen bir çağlayan gibi. Dallanıp budaklanıyor sadece. Güneşe uzandığının farkında olmayan bir ağaç gibi. Büyüyor sadece. Büyüdüğünü bilmeyen bir çocuk gibi. Hacmini artırdıkça, genleşip sınırlarını zorladıkça çeliği bile parçaladığını fark etmeyen su gibi.. Övülmeyi en çok hak ettiği halde, övünmeye vakit ayıramıyor. Övülmeye değer işler yaptığının hesabına koyulmuyor. Övülesi olduğunu bilmiyor. Ümmî kalıyor.

    Ümmîdir O. "Peki ya sonra.." demeye fırsat bulamayacak kadar önceliyor minnettarlığını. "Hani ya benim ödülüm!" diyememecesine sevincinin içinde kayboluyor, dilsizleşiyor. Hâliyle, varlığıyla, edasıyla, tavrıyla, duruşuyla, susuşuyla dil oluyor. Keskin bir dil. "Hamd" oluyor baştan ayağa, tepeden tırnağa. Ete kemiğe bürünüyor "hamd"; "Muhammed" diye görünüyor. Öyle ki, Muhammed (sav)'den hamd'i çıkarsan geriye bir şey artmıyor. Hamd olmayan bir hali yok. Varedildi diye utanmadan geçirdiği bir an yok. Kendisine istemeden verildi diye mahcup olmaksızın durduğu bir yer yok.

    Elçiliğe lâyık görüldüğü halde, beklemediği bir makama oturtulmuş birinin mahcubiyetiyle çocuklar gibi masa altına saklanıyor. "Örtünüyor." Vahye muhatap olduğunda, Cebrail'le yüzleştiğinde, hiç hak etmediğini düşündüğü ödülün utancıyla yüzünü perde arkasında tutuyor. Utanıyor.

    Her birimiz üzerinde titreyen, kılımıza zarar gelsin istemeyen o ana yürekli "ümmi"nin titrek kalbinin nabızlarını göğsümüzde yeniden hissetmek için masa altına saklanan beklentisiz çocuk masumiyetini titreyen kalbimizle keşfetmemiz gerek. Kur'ân'ı güya saygı adına örtüp duvara asıp kendimizden saklamak yerine, "Nasıl oldu da Rabbim beni adam yerine koydu?" şaşkınlığıyla, mahcubiyetiyle "örtünen"lerden olmamız gerek. Kabuk bağlamış duyarsızlığımızın altında kanayıp duran o kutlu sevgilinin utanmasıyla yeniden örtünmeliyiz. Masa altına saklanan çocuklar gibi...

    aLintidir.
    ♪ sadece müzik...





  2. #2
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart

    Çok Teşekkürler..Anlayana.

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Muddessir Sûresi
    By CaTLaQQQ in forum Kuran-i Kerim
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14.04.08, 22:52

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372