![]()
GUSTAV MAHLER
(Doğumu: Kaliste Bohemia 7 Temmuz 1860 Ölümü: Viyana 18 Mayıs 1911)
ALMA MAHLER (1879-1964)
Gustav Mahler 1860 yılında Avusturya İmparatorluğu sınırlarındaki Bohemyanın Kaliste şehrinde doğdu. Ölümünden sonra müziği 50 yıl boyunca görmezlikten gelinmiş, ama daha sonra 20. yüzyıl bestecilik tekniklerinin öncülerinden biri olduğu Arnold Schoenberg Dimitri Şostakoviç ve Benjamin Britten gibi bestecileri etkilediği kabul edilmiştir. Eşi Alma Mahler anılarına Gustav Mahler in şu cümlesini almıştı Ben üç türden bir anavatan yoksunuyum Avusturyalıların arasında bir Bohemyalı Almanların arasında bir Avusturyalı ve bütün dünyada bir Yahudi Ölmeden yakın bir zaman önce söylediği benim zamanım da gelecektir cümlesi iki yönden doğrulanmıştır. Birincisi bu müzik ancak 20. yüzyılın ortalarında anlaşılmaya başlandığı gibi 20. yüzyıl Avrupa müziğinin gelişim süreci sırasında müziğe yönelik tüm eleştiri ve değerlendirmeler de Mahler in müziğiyle kıyaslanarak yapılacaktı.
Dört yaşındayken, yöredeki kışlada duyduğu askeri müziğin ve köylülerin çalışırken söyledikleri Çek halk şarkılarının büyüsüne kapıldı. Doğadaki seslerin yanısıra askeri müzik ve halk müziği onun olgunluk döneminin başlıca esin kaynakları oldu. Piyanist olarak ilk kez 10 yaşında Jihlava da izleyici karşısına çıktı. Onbeş yaşında müzikte ulaştığı düzey, Viyana konservatuarına kabul edilmesini sağladı. Okul döneminden sonra kendisine daha güvenli bir geçim sağlamak için orkestra şefliğine yöneldi. 17 yıllık orkestra şefliği döneminde daha çok geleneksel operalarla uğraşmasına rağmen bütün ürünlerinin senfonik yapıtlar olması şaşırtıcıdır. Bestelediği 40 şarkı ise bazısını sonraki senfonilerde kullandığı çekirdek halindeki senfoni bölümleridir.
Gustav Mahlerin yaşadığı yıllarda Viyana ve çevresi Ludwig Wittgenstein Karl Kraus gibi düşünürler ruh bilimci Sigmund Freud ressam Klimt Stefan Zweig Robert Musil Franz Kafka gibi yazarlar Arnold Schönberg Anton Webern gibi müzisyenlerin bulunduğu bir kültür ve sanat merkeziydi. Romancı Robert Musil bir dahiler ülkesiydi bu bir gerçek ama belki de bundan battı dediği onbir ayrı dilin konuşulduğu Avusturya-Macaristan İmparatorluğuna Kakanya (İmp-kralya) adını takmıştı.
Viyana Hofoperası (1896-1897)
Yapıtları:
Mahler in amacı biraz da Wagner ve Lisztten etkilenerek kişisel dünya görüşünü müzikle ifade etmek ya da müzikle kendi yaşam öyküsünü yazmaktı. Bunun için ise şarkı ve senfoni operadan daha uygun iki araçtı. Bestecilik yaşamını oluşturan üç dönemin her birinde birer senfoni üçlemesi üretti. Birinci dönemde gerilimli ve işlenmiş üslubuyla olağanüstü canlı orkestra düzenlemesiyle ve popüler müziğin alaycı bir kullanımını birleştirerek daha önce eşi görülmemiş ölçüde karşıtlıklar içeren üç senfoni yarattı. Mahlerin bu dönem yapıtlarında din ögesi çok anlamlıdır. Babası özgür düşünceli bir insandı. Çalkantı içinde geçen çocukluk yaşantısına koyu bir Yahudi inancı taşıması da eklenince Mahler kendini metafizik bir fırtına içinde bulmuştu. Bu fırtınayı Hıristiyanlığa sarılarak atlatmayı denedi. Geleneksel dört bölümlü senfonilerden daha fazla bölüm içeren senfonilerle müziğindeki orkestral kaynakları genişletmek ve engellenmemiş duyguları ifade edebilmeyi hedeflemiştir.
Müzik yaşamının orta dönemi Viyana Devlet Operası'nın ve bir süre de Viyana Filarmoni Orkestrası Konserlerinin yöneticiliğini yaptığı bu dönemde Mahler yoğun bir çalışma ve yorum düzeyine ulaştı. Daha çok ilk dönemin özelliklerini taşıyan 4. senfoni dışında 5 ve 6. senfoni olgunluk döneminin ateşli dinamizmine ışık tutar...
Mahler in Trajik Senfoni diye andığı La Minör Altıncı Senfoni karanlıktan zorlukla sıyrılır ama sonra gene koyu karanlık gecenin içine döner. 5. ve 7. Senfoni'lerde ise karanlıktan aydınlığa doğru ilerlerken aydınlık olanca canlılığıyla yaşamın yeryüzündeki kendi ışığıdır.
Bu üçlemeden sonra Mahler şarkılarını bölümler biçiminde yeni senfonilerinde kullanmaktan vazgeçti. Fakat bunlara ya da Friedrich Rückert in şiirlerinden (Çocuklar İçin Ölüm Şarkıları) yaptığı bestelere anlaşılması zor göndermeler yaptı.
Bu dönemin son bestesi olan 8. senfoni, Mahlerin olgunluk döneminin en yüksek noktasını oluşturur. Bu yapıt çalınması için çok sayıda alet gerektirmesi nedeniyle (İlk icrasında dinleyici sayısından çok müzisyen vardır) Binler Senfonisi olarak bilinir. Sekizinci Senfoni baştan sona korolu ve orkestral olan ilk senfonidir.
Müzik yaşamının son döneminde 47 yaşında Viyana Operasından ayrılmak zorunda bırakıldıktan sonra(1907) ABD ye gitti. Orada Metropolitan Operası ndaki gösterileri yöneterek ve New York Filarmoni Derneğinin orkestra şefliıini yaparak kendine yeniden bir ün sağladı. Yazları Avusturya kırlarına giderek beste yapmayı sürdürdü. 1911 de Viyanaya döndü ve orada öldü.
Son dönem üçlemesini Das Lied von der Erde (Yeryüzü Şarkısı) Dokuzuncu Senfoni ve Onuncu Senfoni oluşturur. Kendisinin hiç dinlemediği bu yapıtlar ölümüyle ayrıntılı taslaklar olarak kalmış daha sonra tümüyle çalınabilecek biçime getirilmiştir.
ÖLÜMLE YÜZ YÜZE GELİŞ[/B]
Mahler batıl inançları nedeniyle Beethoven ve Bruckner örneklerine bakarak dokuzuncu sıradaki senfonisinin ölümünden önceki son senfonisi olacağına inanmış ve buna Dokuzuncu Senfoni adını vermemiştir. Beethoven de 9. senfonisini tamamladıktan sonra kulağı duymamasına rağmen 10. senfonisine başlamış fakat tamamlayamadan ölmüştü. Daha sonra Dokuzuncu Senfoni ye başladığında şaka yollu artık tehlikenin geçtiğini çünkü bu senfoninin gerçekte onuncu senfonisi olduğunu söylemiştir. Oysa Dokuzuncu Senfoni si sonuncu senfonisi olmuş Onuncu Senfoni si bitmeden taslak olarak kalmıştır (Beethoven gibi). Mahler in son dönem yapıtları çağdaş insanın temel sorunuyla yani ölüm gerçeğiyle başa çıkmaya yönelik çabayı ortaya koyar. Ölüm gerçeği onu düşsel bir olay gibi canlandırarak yenmek amacıyla sığındığı dinsel inancı da bütünüyle yıkmıştı. Das Lied von der Erdede (Yeryüzü Şarkısı) insanla ilgili herşeyin geçiciliğini sırasıyla alaycı özlemli ve kederli örtük bir şiirsellikle dile getirdi. Yeryüzü Şarkısı bireyin ölümünden sonra da varlığını sürdüren yeryüzünün güzelliğinde kederli bir teselliye sonlanırken dört bölümlü 9. Senfonide ölümle yüzyüze geliş insanı dehşet içinde bırakan kederli bir teslim oluşla finale ulaşır.
SOKAKTAN SONSUZLUĞA
Atonal müziğin kurucusu Arnold Schönberg Mahler in 50. doğum günü dolayısıyla kendisine yazdığı mektupta şöyle der Sizi hemen anlamamış olmamdan ötürü şimdi çok utanıyorum. Sizi kızdırmış olduğuma da son derece pişmanım. Ancak özürümü şöyle dile getirebilirim. O zamanlar yeterince genç değildim artık kendi gelişimime fazlasıyla saplanmıştım Çağ-Sonu ruhunda varolan geriye bakış ve geçmiş zamanlara özlem Mahler in senfonilerine de damgasını vurmuştu. Mahler in 19 yaşındayken öğrencilik arkadaşı Joseph Steiner e yazdığı mektup müziğinin düşünsel arka planı hakkında önemli ipuçlar verir Bu satırlarda yaşamımın öyküsünü okuyacaksınız. Tuhaf bir yazgı bu. Özlemim fırtınalı dalgalarla kimi zaman oradan oraya savruluyor. Kimi zaman da gülen bir güneşin ışınlarıyla esip gidiyor. Çok sevinçli bir yaşama gücünün ateşi ve her şeyi silip yok eden ölümün özlemi yüreğimde ardarda yer alıyor...Çağdaş ikiyüzlülüğün ve yalanın beni onursuzluğa itmesi ve bunların yaşamımız ve sanatımızla doğrudan doğruya bağlantısı sanata aşka dine karşı yüreğimi iğrentiyle dolduruyor...Umutsuzluğun bana verdiği güçle tek avuntum olan acıya kenetleniyorum...Her tarafta sessizlik. Uzaklardan yalnız bir kuşun hüzünlü sesi geliyor...Artık yalanı biliyorum. Hiçbir görüntü artık beni aldatmaz...Ne acılar birikmiş bu toprağın altına. Günün birinde o büyük intikamcının karşısına çıkacak olan insan acaba bu sorumluluğu nasıl yüklenip savunabilecektir ürkütülmüş tek bir insanın bile günah keferesini ödeyemedikten sonra...
Alma Mahler in Anıları nda da geçen ve Mahler in sık sık kullandığı Dostoyevskinin Nasıl mutlu olabilirim herhangi bir yerde tek bir yaratık acı çekerken cümlesi yukarıdaki gençlik mektubuna denk düşmektedir. Adorno ya göre Mahler olumsuz bir toplumu yansıtması bakımından gerçeği yansıtan bir müziktir. Mahler toplumun kırılmışlığını süslemeden olduğu gibi dile getirirken müziğin kendisi de kırılmıştır Barışıklığı aldatıcılığın içinde vermektense O kırılmışlığı yeğler Önemsiz ayrıntılar taklit çirkinlik sıradanlık gibi kavramlarla nitelenen Mahlerin müziğinin çok geç anlaşılması arka plandaki saklı düşünce ve eleştirilerin anlaşılamamış olmasından kaynaklanmaktaydı. 1924te müzikolog Alfred Einstein bu konuda Sıradan ayrıntılar, yeni müzikte Mahlerle başlar. Bunlar bilinçli olarak kullanılmıştır. Son senfonisinde özellikle mevcutturlar. Nasıl olmasınlar ki bu dünyayla yapılan son bir hesaplaşmanın umutsuzluğunda ve avuntusuzluğunda? Sıradan ayrıntılarla dolu ezgilerden başka hangi gereçlerle betimlenebilirdi bu dünya...Kişisel ve sanatsal sorunlarla yüklü 19. yüzyıla ve Romantizm ine daha başka nasıl vurulabilirdi? Mahler in anlaşılmasında ilk adımı atan Paul Stefan 1910 da Mahler müziğinin dünya vadisindeki yaşamı sokakta başlar ve sonsuzlukta biter...Mahler adiliğe karşı tepkisini kendi araçları ve abartılarıyla vermektedir. demişti.
Mahler müziksel bir gündelik konuşma diliyle yansıttığı çirkinlik kabalık ve iki yüzlülük le estetik bir geleneği kırmış ve kalıtımsal bir sanat anlayışına karşı gelmiştir. Özgürlük kalıtımsal olarak gelen estetik ölçülere ve değerlere boyun eğmemek demektir. Bu müziksel evsiz-barksızlık sokakta bulunan değersiz bir nesneyi üstün bir değere yükseltmeye iter. Mahler in müziği üzerine en çarpıcı betimleme Adorno tarafından yapıldı Kültüründe tümüyle yutulamayacak biri kadar özgür müziksel alanda evsiz-barksız durumuyla, sokakta bulduğu bir cam kırığını alır Mahler onu güneşe tutar ve tüm renklerin kırılmasını sağlar.
Sonuç olarak Terentiusça konuşursak insani olan güzeldir ve biz eğer ona ulaşmak için çaba göstermezsek bize kapalı olarak kalacaktır. Popüler kültürün ve müziğin kuşatılmışlığında giderek çirkinleşen dünyamızda bu daha da fazla geçerlidir. Şairin dediği gibi Hayat sen ne verdiysen odur.
♫ ♥ ♪ sadece müzik...
![]()
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks