Teoman ~ Söz Müzik Teoman



Üretici : Avrupa Müzik
Türü : Pop / Rock
Yayın Tarihi : 05/02/2008
Süre : 53:50 Dakika


EN GÜZEL TEOMAN ŞARKILARI BAMBAŞKA SESLERDE YENİDEN HAYAT BULUYOR

Türk Rock müziğinin en önde gelen temsilcilerinden Teoman' dan yine bir ilk… Türkiye'nin ilk düet best of albümü 'Söz- Müzik Teoman' 6 Şubat' ta Avrupa Müzik markasıyla müzikseverlerle buluştu.

Bugüne kadar Teoman' ın sesinden dinlediğiniz hit olmuş, söz ve müzikleri Teoman' a ait şarkılar bu albümde Türkiye' nin önde gelen sanatçılarının yorumuyla bambaşka bir kimlikle karşınıza çıkıyor.

Sezen Aksu' dan muhteşem bir yorum, muhteşem bir düet…

Türk Pop Müziğinin Diva' sı Sezen Aksu ve Teoman yorumuyla bambaşka bir 'Paramparça' Türk Pop Müziğinin en büyük ismi Sezen Aksu ve Türk Rock müziğinin ünlü sesi Teoman bir araya gelseydi nasıl olurdu? Diye merak ediyorsanız bu sorunun cevabı 'Söz-Müzik Teoman' albümünde…

Alanlarının en önde gelen 2 ismi bir araya gelip saatlerce süren titiz stüdyo çalışmaları sonucunda Sezen Aksu' nun müthiş yorumu ve bu yorumda backvokallerde Türk Rock müziğinin en büyük temsilcilerinden Teoman' ın sesi ile birleşince son yılların en çok konuşulacak çalışması çıktı ortaya.

Bu albümde yer alan her bir Teoman şarkısı başka seslerde, bambaşka yorumlarla yeniden canlandı…

14 parçanın yer aldığı düzenlemelerini Alper Erinç, Sinan Akçıl gibi Türkiye' nin önde gelen aranjörlerinin yaptığı 'Söz – Müzik Teoman' albümünde Teoman, Sezen Aksu – Paramparça düetinin yanı sıra Yalın ( Gönülçelen), Candan Erçetin ( Kim), Yaşar (Rüzgar Gülü), Nil Karaibrahimgil ( İstanbul’da Sonbahar), Emre Aydın (Sürpriz), İzel ( Senden Önce Senden Sonra), Mirkelam (Güzel Bir Gün), İrem Candaş (Duş), Yavuz Bingöl ( İki Çocuk), Kreş (Bugün) , Harun Tekin ( İstasyon İstasyonları), Rashit( Kişisel Bir Şey), Hayko Cepkin – (Gökdelenler) ile düet yapıyor.

Müzik kariyerinde 7solo albüm, 4 remix albüm 1 tanede konser albümü çıkaran Teoman' ın özel bir çalışma olarak hazırladığı 'Söz- Müzik Teoman' albümünün video klibine dinleyiciler karar verecek.

Teoman' dan bir sürpriz daha…

'Söz-Müzik Teoman' albümüyle birlikte, Teoman dinleyicilerine özel bir sürpriz daha yapıyor. Albümle eş zamanlı olarak sanatçının şarkı sözleri ve notalarından oluşan 'Söz ve Müzik Teoman' isimli kitabı raflarda yerini aldı.

Teoman' ın kendi el yazısıyla yazdığı sözlerin ilk hallerinin de bulunduğu 'Söz ve Müzik Teoman' kitabında hiçbir yerde göremeyeceğiniz dönemsel fotoğrafları ve konserlerinden kareler yer alıyor.



1."Paramparça" - Sezen Aksu - 03:29
Söz & Müzik: Teoman


2."Gönülçelen" - Yalın - 04:05
Söz & Müzik: Teoman


3."Kim" - Candan Erçetin - 03:55
Söz & Müzik: Teoman


4."Rüzgar Gülü" - Yaşar - 04:19
Söz & Müzik: Teoman


5."İstanbul'da Son Bahar" - Nil Karaibrahimgil - 03:21
Söz & Müzik: Teoman


6."Sürpriz" - Emre Aydın - 03:21
Söz & Müzik: Teoman


7."Senden Önce Senden Sonra" - İzel - 03:32
Söz & Müzik: Teoman


8."Güzel Bir Gün" - Mirkelam - 04:15
Söz & Müzik: Teoman


9."Duş" - İrem Candar - 03:42
Söz & Müzik: Teoman


10."İki Çocuk" - Yavuz Bingöl - 04:47
Söz & Müzik: Teoman


11."Bugün" - Kreş - 03:49
Söz & Müzik: Teoman


12."İstasyon İnsanları" - Harun Tekin - 03:47
Söz & Müzik: Teoman


13."Kişisel Bir Şey" - Rashit - 02:39
Söz & Müzik: Teoman


14."Gökdelenler" - Hayko Cepkin - 03:32
Söz & Müzik: Teoman





Teoman Kimdir?



Teoman, (tam adı Fazlı Teoman Yakupoğlu, d. 20 Kasım 1967, Giresun[1]) Türk rock müzik bestecisi, söz yazarı ve yorumcusu. Kendisiyle aynı adı taşıyan ilk albümünün piyasaya çıkmasından itibaren sürekli olarak yükselen başarı grafiği çizdi. Sinemaya duyduğu ilgi ise onu yapımcılığa ve senaristliğe yöneltti.

İstanbul doğumlu olan şarkıcının kardeşi yoktur. Avukat olan babası , sanatçı 2,5 yaşındaken öldü. Liseyi Kültür Kolejinde okuduktan sonra lisans öğrenimi için Boğaziçi Üniversitesi sosyoloji bölümüne kaydoldu ve bu bölümü bitirdi. Masterını ise İstanbul Üniversitesi'nde Kadın araştırmaları üzerine yapmak istedi ancak "Çizgi Romanda Kadının Rolü" konulu tezi beğenilmeyince yarım kaldı.

Sanatçı müzik kariyerine 1986 yılında kurduğu Mirage adlı grupta vokal yaparak başladı. Grubun dağılmasından sonra ise Mavi Sakal , Indians , Black Rose gibi gruplarda çalıştı ve sonra müzik kariyerine solo çalışmalarıyla devam etti. 1997 yılında Roxy Müzik Yarışmasında 'Ne Ekmek Ne De Su' şarkısı en iyi beste ödülünü alırken 'Yollar' şarkısıda en iyi söz ödülüne layık görüldü . Sanatçının ilk albümü de aynı yıl çıktı.

2000 yılında Altın Kelebek en iyi pop sanatçısı ödülünü aldı. Sanatçı şu anda Cihangir'de oturmaktadır ve şarkılarındaki ilham kaynağının Beyoğlu olduğunu belirtmektedir.

23 Aralık 2007 tarihinde tarihinde Söz - Müzik Teoman isimli yeni albümünü çıkartmıştır. Albümde çeşitli sanatçılar Teoman'a ait şarkıları seslendirmektedir.


Albümdeki Hit Şarkılar


Paramparça




Saatim yok tam olarak bilemem
Biraz bira biraz şarap önceydi
Nasıl oluyor vakit bir türlü geçmezken,
Yıllar hayatlar geçiyor.
Kayıp bir bavul gibiyim hava alanında
Yada boş bir yüzme havuzu sonbaharda
Çok mu ayıp hala mutluluk istemek
Neyse zaten hiç halim yok!

Bugün benim doğum günüm
Hem sarhoşum hem yastayım
Bir bar taburesi üstünde,
Babamın öldüğü yaştayım.
Bugün benim doğum günüm
Kelimeler büyüyor ağzımda
Bildiğim tüm hayatlar...

Paramparça, paramparça...

Takatim yok yinede telefona sarıldım
Son bir özür için sevdiğim kadınlardan.
Aradım mesajlar çıktı kapattım
Telesekretere konuşamayanlardanım.


rpriz




Ne güzel sürpriz bu böyle
Hoşgeldin!
Boşver çabalama, konuşmak zorunda değilsin
Hem hareketlerinden,
Küçücük mimiklerinden kalbini okurum ben.

Bütün gün yataktaydım, yüzümde yastık izi
Seninse geçmisinde binlerce ağır yenilgi
Çok şaka yaptiysam
Aslında korktuğumdan
Beni zaten tanırsın sen.

Derler ki, bir yerden sonra
Acımaz daha fazla
Zaten aşk kötü bir şaka
Anlamaya çalışma
Her güzel sey bitermiş
Aşk nedensiz sevmekmiş.

Kulağımda gürültüyle, uyurken televizyon açık kalmış
Bir ülkenin bodrum katında
Kirli bir savaş varmış
Midem bulanıyor, galiba dünya tuttu
Beni hep unuttu.[/CENTER]


İstasyon İnsanları



Ruhidir benim adım, hiç çıkamam evimden
Dostlar uydururum hayali, mutluyumdur bu yüzden.
Bir çiçek dürbününden insanlara bakarken,
Bir gün bir istasyon gördüm, trenleri geciken.
Yolcular ellerinde tek gidişlik bir bilet
Henüz bilmeseler de hayat bundan ibaret.

İstasyon insanları burdalar tesadüfen
Aynı rüyayı görüp ayrı yerlere giden.

Eskiden, çok eskiden ben daha çok küçükken
Henüz cennet plajı otopark olmamışken
Mercanların arasında küçük balıklar vardı
En güzellerin el boyunda kavuniçi olanlardı
Bir gün bir rüya gördüm o kavuniçi balık benmişim
Büyümem beklenmeden, afiyetle yenmişim.



Sitemizde Bu Albümdeki Şarkılardan Seçilmiş Bazı Resimli Çalışmalar...


Albüm Hakkında Bir Yorum...



Otobüs ve tren yolculuklarında bünyeye iyi gelen şarkılar vardır. Aslında iyi olmanın dışında, geride bıraktıklarını düşünmek için fırsat veren, valizini almış giderken, pencereden baktığında kafanı bulandıran sorulara cevap arayan şarkılardır bunlar.

O an cevapları aramaktansa yola kendini bırakmayı kafayı koymuşsundur,hiçbir şeyi düşünmek istemeden, sadece ilerleme isteğiyle dolusundur. Ama ne tuhaftır ki olayı dramatikleştirmek istercesine de ‘tren’i seçmişsindir mesela. Müzik çalar, sözler acıtır bir şekilde, ama yol hep devam eder…

Türkiye’de rock müziği adına yapılanlarda önemli bir rolü olan Teoman’ın şarkıları da yolculuk şarkıları arasında keyifle yerini alabilir.

11 yıllık müzik hayatında Türk müziğine önemli besteleri ve söz yazarlığı olan Teoman’ın ‘tribute’ albümü henüz çıktı piyasaya. 14 şarkıcının yeniden yorumladığı Teoman şarkıları, farklı kimliklere girerek Teoman sevmeyenlerce hemen eleştiri oklarına maruz kaldı. Maruz kaldı çünkü şöyle bir düşünce var; ‘tribute’ albüm artık yaşını başını almış, müzikte şöyle en az bir 25 yılını doldurmuş, öğrenciler yetiştirmiş, kitleleri çok zaman peşinden koşturmuş bir ustanın yapması gereken bir albüm konsepti demek. Ancak Teoman, bekleyememiş, 11 yılını ‘matah’ sayıp sözlerini ve bestelerini yaptığı şarkıları Türkiye’de çok sevilen şarkıcılara söyletmişti. İşte Teoman’ın yanlışı buydu. (!)

AntiTeomancılar tarafından Teoman’ı karalamak kolaydı, şarkıları da öyle. Ama gelin görün ki o 14 şarkı bir şekilde söylenmişti ve devamı da gelecekti. Üstüne üstlük geçtiğimiz yıl Bülent Ortaçgil gibi bir müzik ‘ozanı’na bile şarkılarını söyletme başarısı gösteren Teoman’ın iyiki de canı bu albümü yapmak istemiş, bir de üstüne kitap hazırlamış, fotoğraflarını, sözlerini, bestelerini koymuş.

Neyse, yol şarkıları diyorduk biz, cd’ye geçelim. İlk şarkı, yine Teoman şarkısı söylemiş Müslüm Gürses’in olağanüstü yorumladığı ‘Paramparça’ şarkısının Sezen Aksuvari yorumuyla başlıyor. İspanyol rüzgarını kaptırmış bir düzenlemeyle, klasik bir Sezen yorumunun birleştiği iyi bir başlangıç.



Ancak yine de insan dinlerken Müslüm tarzını arıyor. Şarkının ‘arabesk’ havası, Müslüm Gürses’in taburede oturup acı acı söylediği “Bugün benim doğumgünüm, hem sarhoşum, hem yastayım, bir bar taburesi üstünde, babamın öldüğü yaştayım” sözlerini daha bir gerçek kılıyordu sanki.

Yalın’ın hiçbir şarkıda değişmeyen, her şarkı birbirinin aynısıymış hissi veren yorumuysa, ilk defa böyle bir albümde yer almasına rağmen değişmemiş. Yine Yalın kendi şarkılarını söylüyor gibi. Fazla esprisi yok ‘Gönülçelen’ in… Düzenlemesi de şarkının aslını aratmıyor değil.

Candan Erçetin’in söylediği ‘Kim’ şarkısı bir o kadar etkili, kulaklara huzur verecek cinsten. Titrek, hüzünlü bir kadının şarkısıymış gibi, kırık dökük sözlerle ‘sonbahar’ı anımsatıyor şarkı. Nil’in söylediği İstanbul’da sonbahar’daki gibi ‘şehrin üstüne dökülen sarı yapraklar’ ruhu var.

Şarkının en vurucu sözüyse ‘Biz büyür dünya değişirken, birbirimizi düşünüp başkalarıyla… sevişirken” Teoman’da arka fondan usulca giriyor bu sözlere.

Nil Karaibrahimgil riske girmemiş. Bildiğimiz Nil’ce şarkılardaki gibi. En hüzünlü Teoman şarkıları top 5 listesinde yerini kolayca alabilecek ‘İstanbul’da Sonbahar’ la buyurmuş albüme. İnce ince, içimize işleye işleye söylemiş şarkısını.

Albümün göze çarpan önemli isimlerinden biri İzel. Teoman’ın müzik hayatında en kaliteli şarkılarından ‘Senden Önce Senden Sonra’ ya kattığı yorum çok başarılı. Müziğin kalbini yakalamış “Daha kaç vücut gerekli, benim seni unutmama”derken, ürpermeniz olası.

Arkada giderek yükselen müziğin vuruşlarını da unutmamak gerek. Piyanonun ezgisi, İzel’in buğulu sesi, Teoman’ın dahil oluşu, albümün en iyi şarkılarından birini ortaya koyuyor. Adeta yeniden yaratılmış bir şarkı Senden Önce Senden Sonra. Üstelik düet düşüncesi de güzel.

İki kişinin birbirine itirafı, haykırışı, özlemi ve yitirilmiş bir aşkın çaresizliği olarak düşünecek olarak, İzel ve Teoman, şarkıyı hikayeleştirmiş sanki. Özellikle kulaklıkla dinlemeniz ve sesi biraz açmanız, bu yazının tavsiyesidir.

Mirkelam’ın söylediği ‘Güzel bir Gün’ ve Emre Aydın’ın ‘Sürpriz’ şarkılarında fazla sürpriz yok! Ama not düşmek gerekir ki; insan ister istemez, Mirkelam’dan daha farklı bir yorum bekliyor. Bülent Ortaçgil’in ‘Çiçekler’ini ve Ezginin Günlüğü’nün ‘İstanbul’una kattığı farklılık öylesine güçlüydü ki, Teoman’ın şarkısında onu bekliyorsunuz.

Hayko Cepkin’i duydunuz ya da duymadınız. Seversiniz ya da sevmezsiniz. Ancak ‘Gökdelenler’i mutlaka dinlemelisiniz. Yüzünüze tokat gibi çarpan sert bir girişle başlayan şarkı, yine en sert haliyle başlayıp finalini yapıyor.

Harun Tekin’in 'İstasyon İnsanları’, daha önce Bülent Ortaçgil’den dinlemiş olanlar için biraz sönük olabilir. Kreş grubundan ‘Bugün’ de olursa olur, olmazsa olmaz dedirtenlerden.

Bir de Yaşar ‘Rüzgar Gülü’ nü söylüyor ki, ilk dinleyişte Yaşar olduğunu çıkaramıyorsunuz. Sesinde oynamalar yapmaya çalışmış şarkıcının çatlak sesi bu defa neredeyse tamamen çatlamış. Soğuk, uzak ve bir o kadar sislerle çevrili bir ses ama sanki biraz zorlama olmuş hissini de veriyor.

Yavuz Bingöl’ün söylediği ‘İki Çocuk’ şarkısı için ‘tanışma’ diyelim. “El sallamıştı annesine, bayram izni dönüşünde. Hissetmiş miydi oğlunu, kurşun kalbi deldiğinde?” Teoman’ın yazdığı şarkılar içinde diğerlerinden ayrılan bir şarkı, hiç kuşkusuz.



Albümün 9. şarkısı olmasına rağmen, yazının inatla sona sakladığı ‘Duş’, İrem Candar’ın nefes kesen sesiyle girişini yapıyor “Bu aşk, bizi nereye savurursa, o kadar acıtacak canımızı…”

Kadın (İrem Candar) en alaycı tonunu verirken sesine, adam (Teoman) çıkageliyor ansızın. Sözler edepsiz, siz de edebinizi unutuyorsunuz bir yerde. Şarkı sizi alıp götürüyor, peşine düşüyorsunuz, fazla hınzır.

Teoman’ın bu albüm hakkındaki önyargılara kafayı takacağı yok hiç kuşkusuz. Zaten gerek de yok. Bu kadar “söz- müzik Teoman” olunca, yuhlamalar yerine alkışları duymak daha doğru geliyor sanki. Ancak cd’nin tek kötü yanı keşke daha çok şarkı olsaydı albümde dedirtmesi. Öyle bir boşluk, bir eksiklik yaratıyor 14 şarkı . “Papatya, O, Yağmur, Sessiz Eller, İki Yabancı, Mutlu Son Yoktur, gibi şarkılar da olsaydı ya” dedirtiyor.

Çünkü yol uzun, daha çok şarkı gerekiyor ama iyi ki sözü müziği Teoman yazmış, iyi ki bu şarkıları bu 14 isim söylemiş.

Nilüfer TÜRKOĞLU


Bir Röportaj...




Teoman, eylülde start vereceği yeni filmini anlattı: Rock grubunun var olma çabasını işleyeceğim. Bildiğim konuları anlatmayı seviyorum. Yaşadığımız tüm çelişkiler, yaptığımız saçmalıklar ve hayal kırıklıkları yer alacak..

Geçtiğimiz şubat ayında, kendi şarkılarını Sezen Aksu, İzel, Nil Karaibrahimgil gibi ünlü isimlerin yorumladığı ‘Söz Müzik Teoman’ adlı albümle adından söz ettiren Teoman; eylülde senaryosunu yazdığı bir film çekecek. ”
Sinema çok yorucu bir şey, sırf zevkini çıkaracağım bir alan olsun istiyorum” diyen ünlü rockçı, filmle ilgili şunları söyledi: “Bir rock grubunun var olma çabasını anlatacak. Bildiğim konuları anlatmayı seviyorum. Arkadaşlarımızla yaşadığımız tüm çelişkiler, hayaller ve saçmalıkların hepsi bu filmde olacak.” ‘In İstanbul’ dergisinin yaz sayısı için Derya Atakan’a röportaj veren Teoman; müzik, İstanbul ve sinema üzerine görüşlerini paylaştı.

RUH HALİNE BAĞLI BİR ŞEY
-Son albümünüz ‘Söz Müzik Teoman’dan bahsedecek olursak, şarkılarınızı seslendiren sanatçıların seçimi nasıl oldu?

-Bunun tek bir formülü olmadı. Öncelikle sevdiğim, beğendiğim isimler olsun istedim. Kimisine yakın olduğumdan bizzat ben sordum. Mesela Yavuz Bingöl’e, ‘İki Çocuk’u ve Nil Karaibrahimgil’e ‘İstanbul’ da Sonbahar’ı ben seçtim. Hit parça önerdiğim isimler arasında çok gerilerde kalmış şarkıları seçenler de oldu.

-En çok hangi yorumu beğendiniz?

-Ona tam karar veremiyorum, günden güne değişiyor. Mesela çok içe dönük ve gürültüden hiç hoşlanmayan bir günümdeysem; Harun Tekin’in ‘İstasyon İnsanları’nı çok seviyorum. Ama daha hızlı, sert bir şey istersem Hayko Cepkin derim. Yani ikisi o kadar karıştırılamayacak yorumlar ki, ruh haline bağlı bir şey. Veya şarkımı alıp tamamen başka bir yere götürdüğü için Sezen Aksu’nun yorumladığı ‘Paramparça’yı da seçebilirim, Candan Erçetin’den ‘Kim?’i de. Yani sürekli değişiyor.

-Başta daha sert müzik yapan müzisyenlerin zaman içinde sound’larında bir yumuşama olduğunu görüyoruz. Sizde ise son dönem çalışmalarınızda daha sert bir rock sound göze çarpıyor…

-Ben de bilmiyorum. O sıralar neye özeniyorsam, kendimi ne zannediyorsam öyle şarkılar çıkıyor. Örneğin kimi zaman kendimi elinde gitarla şarkı çalan bir müzisyen veya şarkı yazarı olarak zannettiğimde, ‘Gönülçelen’ gibi daha soft ve folk tınıları içeren bir albüm çıkıyor. Kimi zaman da, her ne kadar biraz karışık olsa da kendi içerisinde tutarlı ve daha sert bir albüm olan ‘En Güzel Hikayem’ gibi albümler çıkıyor ortaya…

70′LERE SEMPATİ DUYARIM

-Yetmişlerde hafif batı müziği denilen bir tür vardı, o dönemin müziği bugünkü pop müziğe oranla daha rock ağırlıklıydı, daha akustikti. O döneme bir yakınlık duyuyor musunuz sound açısından?

-Ben yetmişlere müzikal anlamda büyük sempati duyuyorum. 1970-80 arasındaki müzisyenler şarkı yazarlığı açısından 1990-2000′deki müzisyenlerden daha başarılı oldular. Yetmişler hakikaten de Türk Pop Müziği’nin altın çağı. Çok güzel şarkılar yaptık fakat gene de onlar kadar başarılı şarkılar çıkaramadık aslında. Yaptığımız müziği, rock da olsa, çok sert ya da yumuşak da olsa, pop müziği kulvarı içerisinde değerlendiriyorum. Daha evvelden yapılmış olan bütün güzel şarkılar bizim işimizi zorlaştırıyor. Bir de ben bir şarkıyı ‘Hadi hoş bir şarkı yapayım’ diye yapmıyorum. Kendi içerisinde bir hikaye, bir perspektif oluşturmaya; bir anı, bir ilişkiyi anlatmaya çalışıyorum. Baştan öykü gibi yaklaştığım için işim daha da zorlaşıyor.

PLAK SEVİYORUM

-İnsanlar artık müziklerini internetten indiriyorlar. Eskisi kadar yüksek satış rakamlarına ulaşan albümler de yok ama bir sürü yeni sanatçı ve albüm var…

-Eskiden bizim için çok başarısız olan rakamlara şimdi çok iyi diyoruz. Ben açıkçası mutsuzum. Ama acaba benim baktığım yerden mi öyle görünüyor? İşte bundan emin değilim. Mesela şimdi plağa döndüm, çok daha fazla zevk alıyorum. Bir şeylerin o kadar da kolay olması kötü. Zaten mp3′lerden sound olarak çok da tat almıyorum. Küçük küçük detaylar bana daha önemliymiş gibi geliyor. Yıllar evvel bir grubun plağı çıktığında yurtdışına birisi gidiyorsa ısmarlardık. Şimdi herhangi bir şeyi hemen indirebiliyorum ama o zevki almıyorum. İnşallah bu bana özeldir ve başkaları öyle hissetmiyordur. Çünkü o zaman hiçbir şeyin değeri de zevki de kalmayacak.

-Son dönem gruplardan dinledikleriniz var mı, kimleri seviyorsunuz?

-Yenilerden Kreş ve Pinhani’yi çok beğendim. Büyük bir parçaları yok ama çok güzel şarkıları var. Mesela Hayko Cepkin… Türkiye’nin müzikal alanda geliştiğini hissediyorum. Ben çıktığımda çok alternatif bir pozisyondaydım, ama artık biz mainstream’e (ana akım) doğru gidince alternatife yer kalıyor. Bu nedenle Hayko’nun yaptığı gibi daha sert müzikler artık daha fazla yerini buluyor.

ZEVKİNİ ÇIKARACAĞIM BİR ALAN





-Yeni sinema projenizden bahsedelim…

-Bir senaryom var. Eylül ayında çekmek istiyorum. Sinema çok yorucu bir şey, sırf zevkini çıkaracağım bir alan olsun istiyorum. Birincisi ben prodüktör değilim, paradan da hiç anlamıyorum, sadece müziğini yapacağım, senaryosunu yazacağım ve yöneteceğim bir proje olsun istiyorum. Film, müzik üzerine olacak, bir rock grubunun var olma çabasını anlatacak. Biraz zamansal olarak öne aldım, normalde seksenlerde yaşadığım şeyi, doksanlara veya belki de 2000′lere taşımış olacağım. Bildiğim konuları anlatmayı seviyorum. Zamanında arkadaşlarımızla yaşadığımız tüm çelişkiler, hayaller ve saçmalıklarımızın hepsi bu filmde olacak.

Öğrencilikte çok iyiymişim
-2006′dan bu yana kendime bazı hedefler koydum. Eksiklerimi gözden geçirdim, o kadar da çokmuş ki! Bilgisayarı açmayı bilmiyordum. “Bilgisayarı çözeceğim” deyip hoca tuttum. On parmak yazı ve photoshop dersleri aldım. İnternetten fotoğrafçılıkla ilgili kitaplar getirttim.

-Kendime üniversitedeymişim gibi bir program oluşturdum. Bütün kitaplarımı yanyana koydum, onları çalışıyorum. Bir işe yarayacak mı, kimse görecek mi? Büyük ihtimalle hayır, ama ben öğrenciliği seviyorum. Benim en iyi olduğum alan meğerse öğrencilikmiş. Zevkini çıkartıyorum.

-Teoman, 4-19 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek AVEA Harbiye Açıkhava Konserleri kapsamında, ilginç bir projeye imza atacak. 13 Ağustos’ta hayranlarıyla buluşmaya hazırlanan Teoman’a o gece İstanbul Senfoni Orkestrası ve Borusan Filarmoni Orkestrası’ndan oluşan 50 kişilik bir klasik müzik topluluğu eşlik edecek.

* ‘Paramparça Senfoni’ adı verilen konserde, Teoman’ın bugüne kadar yazdığı şarkılar senfonik aranjman olarak seslendirilecek.

* Teoman, sadece klasik müzik enstrümanlarının kullanılacağı konserde solist olarak ilk kez bir orkestranın parçası olarak sahneye çıkacak.

BEN HAYATIN İÇİNDE KÜÇÜK BİR NOKTAYIM

-Hakkınızda birçok şey yazılıyor ve bunların üzerinden size dair bir imaj yaratılmaya çalışılıyor. Kendi kişiliğinizi ve benliğinizi nasıl koruyorsunuz?

-Ünlü olan Teoman benim için hiç önemli biri değil. Ben eskiden nasılsam öyleyim, çevrem de aynı. Yani etrafımda beni alkışlayan insanlar yok. Hepsi eski arkadaşlarım, onlarla müzikten de bahsetmiyoruz. Ünlülerde benim sık sık karşılaştığım bir şey var. Hayat onların etrafında dönüyormuş sanıyorlar. Hayat benim etrafımda dönmüyor, bunu biliyorum. Hayat dediğimiz koskoca bir şey var ve ben içerisinde küçücük bir noktayım.

ÇOCUKLARLA DA PAYLAŞIRIM

-Şarkılarınızdaki hikayeler aslında metropol insanlarının hikayeleri. Ama Türkiye’nin dört bir yanında sizi seven, dinleyen insanlar var.

-Onlar tam anlamıyla bu hayatı yaşamıyor fakat artık dünya o kadar değişti ki… Türkiye açısından bahsedersek, artık köyün içerisinde bile metropolle ilişki kuracak hayatlar yaşanıyor. Metropol insanının hayatını anlatsam bile, insana dair paylaşabilecek, oldukça da çok insanın paylaşacağı bir şeyler yapmaya çalışıyorum. O yüzden Hakkari’de yaşayan 15 yaşındaki bir çocukla da paylaşacak bir şey bulabiliyorum.

Rock dinlemek için Ankara’ya giderdik

-İstanbul’un gece hayatı hakkında ne düşünüyorsunuz?

-Ben yirmi yaşındayken çok az yer vardı. Buradan atlayıp da Beyazıt’a, teypten normal müzik çalan yerlere gidiyorduk. Hatta cuma akşamları, sadece rock müzik dinlemek için Ankara’ya giderdik. Kalacak yerimiz de yoktu, cuma akşamı gider, müziği dinler, sabaha karşıda otobüsle dönerdik. 1990′larda çok azdı alternatif. Bir de bizi müzisyen olarak sert buluyorlardı, yeterince ticari bulmadıklarından çaldırmıyorlardı. 1994-95 senesi bir kırılma noktası oldu.