1 den 3´e kadar. Toplam 3 Sayfa bulundu

Konu: Türkan Soray / Biyografi

  1. #1
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Question Türkan Soray / Biyografi

    Türkan Şoray



    Doğum tarihi 28 Haziran 1945
    Doğum yeri Türkiye / İstanbul
    Mesleği Sinema oyuncusu

    İlk Yılları

    28 Haziran 1945'de İstanbul’da doğdu. Babası ***** Şoray devlet demir yollarında memur, annesi ev hanımıydı. Maddi imkanların kısıtlı olduğu bir ailede dünyaya geldi. Öğrenimine Rami Taş mektebinde başladı fakat sürekli mahalle değiştirdiklerinden, eğitimini 1956’da Feriköy ilkokulunda tamamladı.

    1954’te Meliha ve ***** Şoray çifti boşanır. Çocuklar annede kalır. Karagümrük Sarmaşık Sokak’a taşınırlar. Burada ev sahiplerinin kızı Emel Yıldız'la tanışır, onun sayesinde de Yeşilçam’a adım atar. Bir gün onunla beraber film setine gider ve böylece ünlü “Yeşilçam Sokağı”na adımını atmış olur. Şoray o dönemde on beş yaşındadır. Emel Yıldız, o sıra “Köyde Bir Kız Sevdim” adlı filmin başrolünde oynayacaktır. Bir gün filmin setine Şoray'ı da götürür. Kenarda bir yerde otururken Türker İnanoğlunun dikkatini çeker. Şoray’la tanıştırılır. İnanoğlu başrol için Türkan Şoray’ın daha uygun olacağına karar verir. Şoray’ın Yeşilçam’a girişi de böylece gerçekleşir.

    Bir Yıldızın Doğuşu (1960’lar)

    Türkan Şoray bu filmin ardından yeni yeni teklifler almaya başlar. Çevirdiği filmlerle, özelikle magazin basının dikkatini çeker ve ilk kez, dönemin ün yapmış haftalık popüler dergilerinden “Sinema” ya kapak olur (15 Mart 1961, s.18). Ardından Artist, Büyük Gazete ve Ses Dergilerine..

    1960 yıllarla birlikte Şoray’ın başarı grafiği de yükseliyordu. Artık yaşamında herşey değişmekteydi ve bu değişiklik sosyal durumdan fiziğine kadar her şeyine yansıyordu. Erkeklerden gördüğü ilgi ve artan seyirci ilgisi ona güven kazandırıyordu. Artık kararsızlıktan kurtulup kadınlığa adım atıyordu. Artık daha şuh biri halini alacaktır. Bu değişimiyle gerek Yeşilçam çevrelerinde gerek seyircisi arasında büyük bir etki gücüne sahip olur.

    İlk Önemli Aşama

    “Acı Hayat” Türkan Şoray’ın sinema hayatındaki ilk dönüm noktasıdır. “Otobüs Yolcuları” ile bu dönüm noktasının ilk kıpırtılarına veren Şoray “Acı Hayat”la ilk önemli aşamasını da geçer. Bu filmindeki rolü diğerlerine göre daha tutarlı, tip olarak da gerçeğe daha yakındır. Film o güne kadar yapılmış en başarılı, en şiirsel görüntülü bir aşk filmidir.

    1963’te çevirdiği bu filmle 1964’te I. Antalya Film Festivalinde en iyi kadın oyuncu ödülünü alır. Ayrıca “Acı Hayat” sinema yazarlar tarafından “yılın filmi” seçilir. Artık izleyicide Şoray imgesi oluşmaya başlamıştır. Senaryo yazarları onun için öyküler oluşturabilir, yönetmenler filmlerini onun üzerine kurabilirler.

    Hayatına Yön Veren Adam

    Rüçhan Adlı’nın Şoray’ın hayatında önemli bir rolü vardır. Onu korumuş, hep zirvede kalmasında büyük rol oynamıştır. Eylül 1962’de bir film setinde tanışırlar. Rüçhan Adlı Şoray’dan tam 23 yaş büyüktür. Görmüş–geçirmiş bir insandı. Şoray hep bir babanın şefkatinden ve sevgisinden mahrum büyümüş, bunlara ihtiyaç duymaktadır. Şoray’da bu sevgi ve şefkati Adlı’da bulur ve 20 yılını onunla birlikte geçirir.

    İlişkilerinden sonra Şoray giderek süzgün bakışlı şuh bir kadın olmaktan sıyrılıp, yeni kimliğine bürünür ve 1965’lerden başlayarak “Türk sinemasının bir numaralı kadını” olur. Dört büyükler arasında olup (Fatma Girik, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın) en çok o tutulmaktadır.

    Sultan

    Şoray’ın Sultan olmasında ve kanunlarının oluşmasında Adlı’nın büyük payı vardır. Adlı, Şoray’a gönderdiği çiçek buketlerine iliştirdiği kartlarda ya da bıraktığı notlarda ona hep “Sultanım” diye hitap eder. (Canım sultanım, hanım sultan.. gibi) Bunlar daha sonra basında yer alır ve dönemin ünlü gazete ve dergilerinde yayınlanır. Böylece Şoray artık Türk sinemasının da, halkın da “Sultan”ı olmaya başlar.

    Adlı’nın onun hayatındaki yeri ve üzerindeki etkisi, özelikle birlikte yaşamaya başladıkları 1963 yılından başlayarak önemini ve ağırlığını artırır. 1966’nın sonlarına doğru ise birbiri ardına Şoray filmleri çevrilir ve aynı haftalarda Beyoğlu sinemalarında vizyona girince durum bir süre için aleyhine gelişir. Aynı haftalarda oynayan Şoray’lı filmler adeta birbirini vurur. Şoray’ın böyle bir hataya kurban gitmesinin nedeni aynı yıl içinde çok sayıda film çevirmesi ve oynadığı filmlerin aynı konuları kapsamasıdır.

    Bir süre sonra aleyhine gelişen bu tehlikeli sarsıntıyı güçlükle atlatır ve durumu lehine geliştirip fiyatına zam yapar. Böylece bütün yapımcılar Şoray’ı kara listeye alırlar. Bu karara göre ona film çevirttirmeyecek, mukavele süresi uzatılmayacak, sinema salonlarında da filmleri gösterilmeyecektir. O artık Akün, Acar, Arzu, Duru film....gibi büyük şirketlerin de kara listesindedir. Aleyhine gelişen tüm olaylardan sonra Şoray kendine bir savunma politikası bulur ve yapımcıların karşısına aldığı bazı kararlarla çıkıp, bu kararlardan da taviz vermeyecektir. Böylece Şoray kanunları oluşur.

    Şoray Kanunları

    1) Türkan Şoray film senaryolarını film çekim tarihinden en az bir ay önce beğenir.

    2) Türkan Şoray, Senaryoyu beğenmediği takdirde yeni senaryo verilecektir.

    3) Her senaryoda beğendi mutabakatı şarttır.

    4) Filmde öpüşme ve açık sahneden olmayacaktır.

    5) Filmdeki modern giysiler Türkan Şoray’a tarihsel olanlar ise şirkete aittir.

    6) Film çekimi İstanbul dahili olup Türkan Şoray İstanbul dışına çıkamaz.

    7) Çalışma saatleri sabah 8 ile akşam 19 arasıdır.

    8) Pazar günleri Türkan Şoray çalışmaz.

    9) Türkan Şoray adı jenerik, afiş ilan ve sinema fenerlerinde başta ve tek olarak yazılacaktır.

    10) Filmin her oynadığı yerde 9. madde uygulanacaktır.

    11) Filmlerin seslendirilmesinde Türkan Şoray’ın sesi için kendi mutabakatı şarttır.

    12) Şirket filmi kendi hesabına çeker. Eğer başka şirketle ortak ortak yapıma gidilirse Türkan Şoray’ın mutabakatı şarttır.

    13) Film renkli ise Türkan Şoray’ın mutabakatı ile çekim günleri uzayabilir.

    14) Çekilecek filmin rejisörü ve baş erkek oyuncusu için Türkan Şoray’ın mutabakatı şarttır.

    15) Bu şartlara riayet etmeyen film şirketi 100 bin lira ödemeyi taahhüt eder.

    16) İhtilaf vukuunda merci mahkemeleri İstanbul mahkemeleridir.

    17) Türkan Şoray şirketlerden film başına 60 bin lira alır.

    18) Türkan Şoray mecburi gecikmeleri 10 günden fazla beklemez.

    Dönemine göre bu oldukça ağır koşullar, 1967’de son halini alıp yazılı bir metne dönüştürülür. Türkan’ın ünlü ve gişe geliri öylesine yüksektir ki, hiçbir firma, yönetmen veya oyuncu ona karşı çıkamaz. Türkan Şoray’la mukavele yapmak için birbirleriyle yeniden yarışa girerler. Bu kanunlarla Rüçhan Adlı, Şoray’ın, Yeşilçam’daki imajını koruma altına alır.

    Şoray’ın Sinemamızdaki Yeri

    1960’larda 4 büyükler saltanatı söz konusudur. Fatma Girik; baştan itibaren dinamik canlı, “acul”, girişken kolay yılmayan, daha erkeksi, yeni yaşama kültürüyle dalga geçen, alt kültüre yakın bir tip, Filiz Akın; daha modern, toplumun Batı’ya dönük yüzüydü. O ince sarışın ve kırılgan kişiliğiyle halk kızlarını oynasa da pek inandırıcı olmayacak, daha çok zengin kızlarını, “burjuva güllerini” temsil ederek biraz farklı bir alana geçecekti. Hülya Koçyiğit, geniş bir canlandırma yelpazesi ve çok farklı kimliklere bürünme yeteneği olan, her sınıfa ait olabilen, kibar evin kızı.

    Türkan Şoray ise; güzel, çekici, alımlı bir kadın kişiliği yaratacak ve bunu hem güldürü, hem dramda aynı başarıyla sürdürecekti. Sosyal kökenler itibarıyla bir uçtan öbürüne, bir kutuptan diğerine kolaylıkla gidip gelebilecekti. Türk toplumu, sanatçının halk kızı veya burjuva dilberi tiplemelerini aynı ilgiyle kabul edecekti.

    Tip olarak da Türk kadınını yansıtmaktadır. Türk sinemasının en güzel resim veren kadın oyuncusudur. Sinemasal açıdan zengin, seyirciyi çarpan bir görüntüsü vardır. Halkın içinde gelmesi zor şartlarda büyümesi onu halka daha yakın kılacaktır. Türk sinemasında hiçbir kadın oyuncu onun gibi çevresinde yaygın bir etkinliğe sahip olmamıştır. Güzelliği hep abartılıdır ama sıcaklığı da tartışılmaz.

    Bu özellikleriyle sinemamızda farklı bir yer açar. Diğer kadın sanatçılara örnek olmuş, uygulamalarıyla da takip edilmiştir. Sinemada en yüksek fiyata sahip oyuncu oluşu, en çok aşık olunan kadın oluşu, kendine has yasaklar koyuşu, her rolün altından başarıyla kalkması, farklı güzelliği, sıcaklığı, bir sultan, bir efsane oluşuyla ve diğer yönleriyle sinemadaki yerini de belirlemiştir.

    1970’ler, Şoray, Sinema ve Toplum

    Şoray, değişir gözüken bir şeylere karşın, 1970’lerin başlarında da sinema siyasetini hemen hemen aynen sürdürür. Yılda yine 10-12 film yapar. Ünlü yazarların eserlerine el atılır fakat başarılı olunmaz. Sultan Gelin, Cemo gibi yarım başarılar elde edilirken, Vukuat Var, Asiye Nasıl Kurtulur gibi filmler fiyaskoyla sonuçlanır. Ünlü yönetmenlerle (Atıf Yılmaz, Osman Seden, ***** Refiğ..) çalışmak da pek bir şey değiştirmez.

    70’lerin başında yine zirvede gözükmektedir. Fakat o artık daha değişik, daha farklı birşey arama çabasındadır. 1972 yılında mesleki yaşamında yeni bir dönem açılır. Film sayısını ciddi anlamda azaltır. Bu yıla iki filmi damgasını vuracaktır. Biri Cemo’dur. Bu filmin çekimlerinde Şoray attan düşer ve felç olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Olay, filme iyi bir reklam aracı olur. Asıl büyük tepkilere yol açan olay ise bir diğer filmi “Dönüş”tür. Çünkü Şoray’ın yönetmenlik denemesi yaptığı ilk filmdir. Şoray birçok çevrenin eleştirisine maruz kalır. Filmin başarılı olmayacağı düşünülür, fakat beklenenin aksine dikkat çeker ve başarılı olur. Şoray, eleştirmenlerin, sinema uzmanlarının ve de “ciddi basın”ın dikkatini çeker. Film yılın en büyük iş yapan filmi olur. Şoray’a daha önce yüz çevirenler, bu kez onu sahiplenirler. Ayrıca “Dönüş” 1973’te “Moskova Film Festivali”nde özel bir ödül alır. “Azap’ta (1973) ikinci yönetmenlik denemesini gerçekleştirir fakat bu filmde başarılı olamaz.

    70’lerin başlarında O hepsi birbirinin aynı, en azından benzeri dram veya komedilerden daha kişilikli, daha gerçekçi filmlere doğru kaymasında, belki yıllardır süre gelen aklı başında, sorumlu ve oldukça poltize bir eleştirinin katkısı olmuştur. Ama temel neden, Türk toplumunun o yıllardaki genel havasıdır. Artık sinema da o uzun yıllar sürdürdüğü pembe rüyadan uyanıyordu. Yönetmenler ilk defa gerçekçi konulara el atmakta, Anadolu bozkırlarında mekan bakmakta, köylü kadınların dramını keşfetmektedirler. Başta Türkan Şoray ve diğer ünlü starlar, gerçekten yaşamış ve yaşayan kadın portreleri çizmeye başlarlar. Konfeksiyon usulü yapılan filmlerin yerini daha gerçekçi konular, daha kapsamlı yaklaşımlar, daha bütüncül çabalar alır. Artık her film ayrı bir proje olup, çok daha dikkatle üzerinde durulacaktır. 76’da 3. Şoray yönetmenliği ürünü olan “Bodrum Hakimi”ni çeker ve yeniden sahnededir. Yerini yeniden sağlamlaştırmıştır. 1977’de en güzel filmlerinden biri olan “Selvi Boylum al Yazmalım” da oynar. Bu filmle Şoray’a en iyi kadın oyuncu ödülü gelir.

    1980’ler ve Sonrası Şoray, Toplum ve Sinema

    Bu hızlı dönemden sonra Şoray bir süre setlerden uzak kalır. 80’de film yapmaz. 1981’de ise son yönetmenlik ürünü olan “Yılanı Öldürseler” ile geri döner. Bu arada halk sinemaya gitmeyi reddeder. Artık yeni bir kuşak, yeni yönetmenler, yeni bir anlayış doğuyordu. (ve 80’li –90’lı yıllar boyunca Şoray’da bir çok yeni yönetmene destek verdi.) 1980’lerle bağımsız sinemanın önü açılır. 80’lerde sinemamız artık daha aydın, daha incelmiş ürünler, büyük kentin orta sınıflarına dönük hikayeler vermeye başlayan daha özel bir alan olmaya doğru gidecektir.

    1983’te şarkıcı ve türkücülerin oynadığı arabesk ağırlıklı filmler Türk Sinemasındaki yerini ne kadar korumaya çalışsa da, kadın dünyalarını sorgulayan “kadın filmleri” öne çıkmaya başlayacaktır. Değişen koşullar ve yaşanan ekonomik krizler nedeniyle 1980-86 yıllarında ikişer filmle yetinmek zorunda kalan Türkan Şoray 1987’de bu sayıyı dörde çıkarır.

    80’li yıllar Şoray’ın hem mesleğinde hem de özel yaşamında önemli değişikliklere sahne olacaktır. Şoray kanunları yıkılacak, oynadığı “Mine” adlı filmiyle “kadın filmleri” akımını da açacaktır. Özel yaşamında ise yirmi yılını feda ettiği Rüçhan Adlı’yı 1983’te terk edecek, aynı yıl sinema ve tiyatro sanatçısı Cihan Ünal ile evlenecektir. 84’te annesini kaybedecek ve bir süre sonra kızı Yağmur dünyaya gelecektir. Şoray Ünal çifti beraber birkaç filmde beraber oynarlar fakat filmler beklenen işi yapmaz. 87’de çift ayrılır. 90’lı yılları da birkaç filmle kapatır Şoray. 94’te babasını, 95’te de büyük aşkı Rüçhan Adlı’yı kaybeder. Bu yıllarda seyircisinin karşısına birkaç dizi filmle gelir. 2000 yılında çevirdiği “İkinci Bahar” adlı dizi ise diğerlerinden çok farklı bir yere sahip olacaktır.Ayrıca Türkan şoray Türkiye eğitiminede katkıda bulunmuştur.1973 yılında yaptırmış olduğu ilköğretim okulu Istanbul'un Hisarüstü semtinde yer almaktadır.

    Aldığı Ödüller

    1964 I. Antalya Film Festivali. “Acı Hayat”la “en başarılı kadın oyuncu.” (Altın Portakal)

    1968 5. Antalya Film Festivali: “Vesikalı Yarim”le “en başarılı kadın oyuncu”. (Altın Portakal)

    1969 Ekspress Gazetesi: Halk oyu ile “yılın kadın artisti”

    1971 Ekspress Gazetesi: Halk oyu ile “yılın kadın artisti”.

    1973 5. Adana Film Festivali: “Mahpus”la “en başarılı kadın oyuncu”. (altın Koza)

    Moskova Film Şenliği (Rusya): “Dönüş”le “özel ödül”.

    Ankara Gazeticiler Cemiyeti: “Yılın Artisti”

    Kelebek Gazetesi: Halk oyu ile “yılın kadın sanatçısı”.

    Kıbrıs Gazeteciler Cemiyeti: “Yılın Sanatçısı”

    Tercüman Gazetesi: Halk oyu ile “en iyi sanatçı”

    İzmir Kadınlar Birliği: “Dönüş”le “en iyi kadın oyuncu”.

    1978 Taşkent Film Şenliği: “Selvi Boylum Al Yazmalım”la Uluslarası Aytmatov Kulübü’nün geleneksel ödülü.

    1987 27. Antalya Film Festivali: “Hayallerim, Aşkın ve Sen”deki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu”. (Altın Portkal)

    1990 2. İzmir Film Festiali: “Altın Artemis onur ödülü.”

    1992 8. Bastia Akdeniz Sinemaları Festiali “Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu”daki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu”.

    1994 6. Ankara Film Festivali: “Emek ödülü”.

    31. Antalya Film Festivali: “Bir Aşk Uğruna”daki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu”. (Altın Portakal)

    1996 15. Uluslararası İstanbul Film Festivali: Sinema onur ödülü

    Magazin Gazeticiler Derneği 4. Altın Objektif Ödülü, Onur Ödülü.

    1999 Roma Film Festiali: Büyük Ödül

    2. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali: Kadın yönetmen ödülü.

    2000 Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi: Zirvedekiler 2000 ödülü

    31. Antalya Film Festivali: “Bir Aşk Uğruna”daki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu.” (Altın Portakal)

    2001 Sakıp Sabancı Türk Kalp Vakfı: “İkinci Bahar” dizisiyle “iyi kalp ödülü”.

    2001 İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi-Tekofaks Panasonic: “İkinci Bahar” dizisindeki rolüyle “2000 yılının başarılı iletişimci ödülü.”

    Akademi İstanbul: “Yılın en başarılı sanatçısı ödülü”.

    Filmografisi

    1960: Köyde Bir Kız Sevdim, Aşk Rüzgarı, Güzeller Resmi Geçidi, Utanmaz Adam

    1961: Afacan, Aşk ve Yumruk, Dikenli Gül, Gönülden Gönüle, Hatırla Sevgilim, Kaderin Önüne Geçilmez, Kardeş Uğruna, Melekler Şahidimdir, Otobüs Yolcuları, Sevimli Haydut, Siyah Melek

    1962: Acı Hayat, Allah Seviniz Dedi, Aşk Yarışı, Bardaktaki Adam, Billur Köşk, Bizde Arkadaş mıyız, DikmenYıldızı, Kırmızı Karanfiller, Lekeli Kadın, Ne Şeker Şey, Ümitler Kırılınca, Zorlu Damat

    1963: Acı Aşk, Ayşecik Canımın İçi, Badem Şekeri, Beni Osman Öldürdü, Bütün Suçumuz Sevmek, Çalınan Aşk, Çapkın Kız, Dağlar Kralı, Genç Kızlar, İki Kocalı Kadın, Küçük Beyin Kısmeti, Sayın Bayan

    1964: Adanalı Tayfur Kardeşler, Anasının Kuzusu, Bomba Gibi Kız, Bücür, Fıstık Gibi Maşallah, Gençlik Rüzgarı, Gözleri Ömre Bedel, Kader9 Kapıyı Çaldı, Kızgın delikanlı, Macera Kadını, Mualla, Öksüz Kız, Yılların Ardından

    1965: Ekmekçi Kadın, Elveda Sevgilim, Garip Bir İzdivaç, Hayatımın Kadını, Komşunun Tavuğu, Sana Layık değilim, Seven Kadın Unutmaz, Siyah Gözler, ******, Vahşi Gelin, Veda Busesi

    1966: Akşam Güneşi, Altın Küpeler, Anaların Günahı, Çalıkuşu, Çamaşırcı Güzeli, Düğün Gecesi, El Kızı, Eli Maşalı, Günahkar Kadın, Karanfilli Kadın, Kenarın Dilberi, Meleklerin İntikamı, Meyhanenin Gülü, Siyah Gül

    1967: Ağlayan Kadın, ana, Ayrılsak da Beraberiz, Bir Dağ Masalı, Her Zaman Kalbimdesin, Kara Duvaklı Gelin, Kelepçeli Melek, Ölümsüz Kadın, Sinekli Bakkal, Tapılacak Kadın

    1968: Abbase Sultan, Ağla Gözlerim, Artı Sevmeyeceğim, aşk Eski Bir Yalan, Ayşem, Dünyanın En Güzel Kadını, Kadın Değil Baş Belası, Kadın intikamı, Kadın Severse, Kahveci Güzeli, Vesikalı Yarim

    1969: Aşk Mabudesi, Ateşli Çingene, Bana Derler Fosforlu, Buruk Acı, Fosforlu Cevriye, Günah Bende mi, Köle Olayım, Sana Dönmeyeceğim, Seninle Ölmek İstiyorum, Son Bahar Rüzgarları

    1970: Ağlayan Melek, Arım Balım Peteğim, Birleşen Yollar, Buğulu Gözler, Bülbül Yuvası, Hayatım Sana Feda, Herkesin Sevgilisi, Kara Gözlüm, Mağrur Kadın, Mazi Kalbimde Yaradır, Merhamet, Tatlı Meleğim

    1971: Ateş Parçası, Bir Genç Kızın Romanı, Bir Kadın Kayboldu, Gelin Çiçeği, Gülüm Dalım Çiçeğim, Güllü, Mavi Eşarp, Melek mi, Şeytan mı, Sevmek ve Ölmek Zamanı, Unutulan Kadın, Yedi Kocalı Hürmüz

    1972: Cemo, Çile, Dönüş, Sisli Hatıralar, Vukat Var, Zulüm

    1973: Asiye Nasıl Kurtulur, Azap, Dert Bende, Gazi Kadın, Güllü Geliyor Güllü, Mahpus, Namus Borcu, Sultan Gelin, Yalancı

    1974: Açlık, Bal Kız-Şenlik Var, Çılgınlar, Yüreğimde Yare Var

    1975: Acele Koca Aranıyor

    1976: Bodrum Hakimi, Deprem, Devlerin Aşkı

    1977: Baraj, Dila Hanım, Selvi Boylum Al Yazmalım

    1978: Bir Aşk Masalı, Cevriyem, Sultan, Tatlı Nigar

    1979: Hazal, Küskün çiçek

    1981: Yılanı Öldürseler

    1982: Mine, Seni Kalbime Gömdüm

    1983: Metres, Seni Seviyorum

    1984: Bir Sevgi İstiyorum

    1985: Bir Kadın Bir Hayat, Körebe

    1987: Gramafon Avrat, Hayallerim Aşkım ve Sen, On Kadın, Rumuz Gonca Gül

    1988: Ada

    1989: ölü Bir Deniz

    1990: Berdel, Menekşe Koyu, Soğuktu ve Yağmur Ciseliyordu

    1993: Şahmaran

    1995: Yerçekimli Aşklar

    1997: Nihavent Mucize

    2003: Gönderilmemiş Mektuplar

    2004: Mürüvvetsiz Mürüvvet

    Diziler

    1993 Tatlı Betüş
    1996 Bir Aşk Uğruna
    2000 Gözlerinde Son Gece
    2000 İkinci Bahar
    2002 Tatlı Hayat
    Konu MeVSiM tarafından (08.09.09 Saat 22:25 ) değiştirilmiştir.
    ♪ sadece müzik...





  2. #2
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart

    Türkan Soray
    Dogum Tarihi : 1945
    Dogum Yeri : Istanbul
    Egitimi : Orta Egitim


    28 Haziran 1945de Istanbul’da dogdu. Babasi ***** Soray devlet demir yollarinda memur, annesi ev hanimiydi. Maddi imkanlarin kisitli oldugu bir ailede dünyaya geldi. Ögrenimine Rami Tas mektebinde basladi fakat sürekli mahalle degistirdiklerinden, egitimini 1956’da Feriköy ilkokulunda tamamladi.1954’te Meliha ve ***** Soray çifti bosanir. Çocuklar annede kalir. Karagümrük Sarmasik Sokak’a tasinirlar. Burada ev sahiplerinin kizi Emel Yildizla tanisir, onun sayesinde de Yesilçam’a adim atar. Bir gün onunla beraber film setine gider ve böylece ünlü “Yesilçam Sokagi”na adimini atmis olur. Soray o dönemde on bes yasindadir. Emel Yildiz, o sira “Köyde Bir Kiz Sevdim” adli filmin basrolünde oynayacaktir. Bir gün filmin setine Sorayi da götürür. Kenarda bir yerde otururken Türker Inanoglunun dikkatini çeker. Soray’la tanistirilir. Inanoglu basrol için Türkan Soray’in daha uygun olacagina karar verir. Soray’in Yesilçam’a girisi de böylece gerçeklesir.Bir Yildizin Dogusu (1960’lar)Türkan Soray bu filmin ardindan yeni yeni teklifler almaya baslar. Çevirdigi filmlerle, özelikle magazin basinin dikkatini çeker ve ilk kez, dönemin ün yapmis haftalik popüler dergilerinden “Sinema” ya kapak olur (15 Mart 1961, s.18). Ardindan Artist, Büyük Gazete ve Ses Dergilerine..1960 yillarla birlikte Soray’in basari grafigi de yükseliyordu. Artik yasaminda hersey degismekteydi ve bu degisiklik sosyal durumdan fizigine kadar her seyine yansiyordu. Erkeklerden gördügü ilgi ve artan seyirci ilgisi ona güven kazandiriyordu. Artik kararsizliktan kurtulup kadinliga adim atiyordu. Artik daha suh biri halini alacaktir. Bu degisimiyle gerek Yesilçam çevrelerinde gerek seyircisi arasinda büyük bir etki gücüne sahip olur.Ilk Önemli Asama“Aci Hayat” Türkan Soray’in sinema hayatindaki ilk dönüm noktasidir. “Otobüs Yolculari” ile bu dönüm noktasinin ilk kipirtilarina veren Soray “Aci Hayat”la ilk önemli asamasini da geçer. Bu filmindeki rolü digerlerine göre daha tutarli, tip olarak da gerçege daha yakindir. Film o güne kadar yapilmis en basarili, en siirsel görüntülü bir ask filmidir.1963’te çevirdigi bu filmle 1964’te I. Antalya Film Festivalinde en iyi kadin oyuncu ödülünü alir. Ayrica “Aci Hayat” sinema yazarlar tarafindan “yilin filmi” seçilir. Artik izleyicide Soray imgesi olusmaya baslamistir. Senaryo yazarlari onun için öyküler olusturabilir, yönetmenler filmlerini onun üzerine kurabilirler.Hayatina Yön Veren AdamRüçhan Adli’nin Soray’in hayatinda önemli bir rolü vardir. Onu *****us, hep zirvede kalmasinda büyük rol oynamistir. Eylül 1962’de bir film setinde tanisirlar. Rüçhan Adli Soray’dan tam 23 yas büyüktür. Görmüs–geçirmis bir insandi. Soray hep bir babanin sefkatinden ve sevgisinden mahrum büyümüs, bunlara ihtiyaç duymaktadir. Soray’da bu sevgi ve sefkati Adli’da bulur ve 20 yilini onunla birlikte geçirir.Iliskilerinden sonra Soray giderek süzgün bakisli suh bir kadin olmaktan siyrilip, yeni kimligine bürünür ve 1965’lerden baslayarak “Türk sinemasinin bir numarali kadini” olur. Dört büyükler arasinda olup (Fatma Girik, Hülya Koçyigit, Filiz Akin) en çok o tutulmaktadir.SultanSoray’in Sultan olmasinda ve kanunlarinin olusmasinda Adli’nin büyük payi vardir. Adli, Soray’a gönderdigi çiçek buketlerine ilistirdigi kartlarda ya da biraktigi notlarda ona hep “Sultanim” diye hitap eder. (Canim sultanim, hanim sultan.. gibi) Bunlar daha sonra basinda yer alir ve dönemin ünlü gazete ve dergilerinde yayinlanir. Böylece Soray artik Türk sinemasinin da, halkin da “Sultan”i olmaya baslar.Adli’nin onun hayatindaki yeri ve üzerindeki etkisi, özelikle birlikte yasamaya basladiklari 1963 yilindan baslayarak önemini ve agirligini artirir. 1966’nin sonlarina dogru ise birbiri ardina Soray filmleri çevrilir ve ayni haftalarda Beyoglu sinemalarinda vizyona girince durum bir süre için aleyhine gelisir. Ayni haftalarda oynayan Soray’li filmler adeta birbirini vurur. Soray’in böyle bir hataya kurban gitmesinin nedeni ayni yil içinde çok sayida film çevirmesi ve oynadigi filmlerin ayni konulari kapsamasidir.Bir süre sonra aleyhine gelisen bu tehlikeli sarsintiyi güçlükle atlatir ve durumu lehine gelistirip fiyatina zam yapar.

    Böylece bütün yapimcilar Soray’i kara listeye alirlar. Bu karara göre ona film çevirttirmeyecek, mukavele süresi uzatilmayacak, sinema salonlarinda da filmleri gösterilmeyecektir. O artik Akün, Acar, Arzu, Duru film....gibi büyük sirketlerin de kara listesindedir. Aleyhine gelisen tüm olaylardan sonra Soray kendine bir savunma politikasi bulur ve yapimcilarin karsisina aldigi bazi kararlarla çikip, bu kararlardan da taviz vermeyecektir. Böylece Soray kanunlari olusur.Soray Kanunlari1) Türkan Soray film senaryolarini film çekim tarihinden en az bir ay önce begenir.2) Türkan Soray, Senaryoyu begenmedigi takdirde yeni senaryo verilecektir.3) Her senaryoda begendi mutabakati sarttir.4) Filmde öpüsme ve açik sahneden olmayacaktir.5) Filmdeki modern giysiler Türkan Soray’a tarihsel olanlar ise sirkete aittir.6) Film çekimi Istanbul dahili olup Türkan Soray Istanbul disina çikamaz.7) Çalisma saatleri sabah 8 ile aksam 19 arasidir.8) Pazar günleri Türkan Soray çalismaz.9) Türkan Soray adi jenerik, afis ilan ve sinema fenerlerinde basta ve tek olarak yazilacaktir.10) Filmin her oynadigi yerde 9. madde uygulanacaktir.11) Filmlerin seslendirilmesinde Türkan Soray’in sesi için kendi mutabakati sarttir.12) Sirket filmi kendi hesabina çeker. Eger baska sirketle ortak yapima gidilirse Türkan Soray’in mutabakati sarttir.13) Film renkli ise Türkan Soray’in mutabakati ile çekim günleri uzayabilir.14) Çekilecek filmin rejisörü ve bas erkek oyuncusu için Türkan Soray’in mutabakati sarttir.15) Bu sartlara riayet etmeyen film sirketi 100 bin lira ödemeyi taahhüt eder.16) Ihtilaf vukuunda merci mahkemeleri Istanbul mahkemeleridir.17) Türkan Soray sirketlerden film basina 60 bin lira alir.18) Türkan Soray mecburi gecikmeleri 10 günden fazla beklemez.Dönemine göre bu oldukça agir kosullar, 1967’de son halini alip yazili bir metne dönüstürülür. Türkan’in ünlü ve gise geliri öylesine yüksektir ki, hiçbir firma, yönetmen veya oyuncu ona karsi çikamaz. Türkan Soray’la mukavele yapmak için birbirleriyle yeniden yarisa girerler. Bu kanunlarla Rüçhan Adli, Soray’in, Yesilçam’daki imajini *****a altina alir.Soray’in Sinemamizdaki Yeri1960’larda 4 büyükler saltanati söz konusudur. Fatma Girik; bastan itibaren dinamik canli, “acul”, girisken kolay yilmayan, daha erkeksi, yeni yasama kültürüyle dalga geçen, alt kültüre yakin bir tip, Filiz Akin; daha modern, toplumun Bati’ya dönük yüzüydü. O ince sarisin ve kirilgan kisiligiyle halk kizlarini oynasa da pek inandirici olmayacak, daha çok zengin kizlarini, “burjuva güllerini” temsil ederek biraz farkli bir alana geçecekti. Hülya Koçyigit, genis bir canlandirma yelpazesi ve çok farkli kimliklere bürünme yetenegi olan, her sinifa ait olabilen, kibar evin kizi.Türkan Soray ise; güzel, çekici, alimli bir kadin kisiligi yaratacak ve bunu hem güldürü, hem dramda ayni basariyla sürdürecekti. Sosyal kökenler itibariyla bir uçtan öbürüne, bir kutuptan digerine kolaylikla gidip gelebilecekti. Türk toplumu, sanatçinin halk kizi veya burjuva dilberi tiplemelerini ayni ilgiyle kabul edecekti.Tip olarak da Türk kadinini yansitmaktadir. Türk sinemasinin en güzel resim veren kadin oyuncusudur. Sinemasal açidan zengin, seyirciyi çarpan bir görüntüsü vardir. Halkin içinde gelmesi zor sartlarda büyümesi onu halka daha yakin kilacaktir. Türk sinemasinda hiçbir kadin oyuncu onun gibi çevresinde yaygin bir etkinlige sahip olmamistir. Güzelligi hep abartilidir ama sicakligi da tartisilmaz.Bu özellikleriyle sinemamizda farkli bir yer açar. Diger kadin sanatçilara örnek olmus, uygulamalariyla da takip edilmistir. Sinemada en yüksek fiyata sahip oyuncu olusu, en çok asik olunan kadin olusu, kendine has yasaklar koyusu, her rolün altindan basariyla kalkmasi, farkli güzelligi, sicakligi, bir sultan, bir efsane olusuyla ve diger yönleriyle sinemadaki yerini de belirlemistir.1970’ler, Soray, Sinema ve ToplumSoray, degisir gözüken bir seylere karsin, 1970’lerin baslarinda da sinema siyasetini hemen hemen aynen sürdürür. Yilda yine 10-12 film yapar. Ünlü yazarlarin eserlerine el atilir fakat basarili olunmaz. Sultan Gelin, Cemo gibi yarim basarilar elde edilirken, Vukuat Var, Asiye Nasil Kurtulur gibi filmler fiyaskoyla sonuçlanir. Ünlü yönetmenlerle (Atif Yilmaz, Osman Seden, ***** Refig..) çalismak da pek bir sey degistirmez.70’lerin basinda yine zirvede gözükmektedir. Fakat o artik daha degisik, daha farkli birsey arama çabasindadir. 1972 yilinda mesleki yasaminda yeni bir dönem açilir. Film sayisini ciddi anlamda azaltir. Bu yila iki filmi damgasini vuracaktir. Biri Cemo’dur. Bu filmin çekimlerinde Soray attan düser ve felç olma tehlikesiyle karsi karsiya kalir. Olay, filme iyi bir reklam araci olur. Asil büyük tepkilere yol açan olay ise bir diger filmi “Dönüs”tür. Çünkü Soray’in yönetmenlik denemesi yaptigi ilk filmdir. Soray birçok çevrenin elestirisine maruz kalir. Filmin basarili olmayacagi düsünülür, fakat beklenenin aksine dikkat çeker ve basarili olur. Soray, elestirmenlerin, sinema uzmanlarinin ve de “ciddi basin”in dikkatini çeker. Film yilin en büyük is yapan filmi olur. Soray’a daha önce yüz çevirenler, bu kez onu sahiplenirler. Ayrica “Dönüs” 1973’te “Moskova Film Festivali”nde özel bir ödül alir. “Azap’ta (1973) ikinci yönetmenlik denemesini gerçeklestirir fakat bu filmde basarili olamaz.70’lerin baslarinda O hepsi birbirinin ayni, en azindan benzeri dram veya komedilerden daha kisilikli, daha gerçekçi filmlere dogru kaymasinda, belki yillardir süre gelen akli basinda, sorumlu ve oldukça poltize bir elestirinin katkisi olmustur. Ama temel neden, Türk toplumunun o yillardaki genel havasidir. Artik sinema da o uzun yillar sürdürdügü pembe rüyadan uyaniyordu. Yönetmenler ilk defa gerçekçi konulara el atmakta, Anadolu bozkirlarinda mekan bakmakta, köylü kadinlarin dramini kesfetmektedirler. Basta Türkan Soray ve diger ünlü starlar, gerçekten yasamis ve yasayan kadin portreleri çizmeye baslarlar. Konfeksiyon usulü yapilan filmlerin yerini daha gerçekçi konular, daha kapsamli yaklasimlar, daha bütüncül çabalar alir. Artik her film ayri bir proje olup, çok daha dikkatle üzerinde durulacaktir. 76’da 3. Soray yönetmenligi ürünü olan “Bodrum Hakimi”ni çeker ve yeniden sahnededir. Yerini yeniden saglamlastirmistir. 1977’de en güzel filmlerinden biri olan “Selvi Boylum al Yazmalim” da oynar. Bu filmle Soray’a en iyi kadin oyuncu ödülü gelir.1980’ler ve Sonrasi Soray, Toplum ve SinemaBu hizli dönemden sonra Soray bir süre setlerden uzak kalir. 80’de film yapmaz. 1981’de ise son yönetmenlik ürünü olan “Yilani Öldürseler” ile geri döner. Bu arada halk sinemaya gitmeyi reddeder. Artik yeni bir kusak, yeni yönetmenler, yeni bir anlayis doguyordu. (ve 80’li –90’li yillar boyunca Soray’da bir çok yeni yönetmene destek verdi.) 1980’lerle bagimsiz sinemanin önü açilir. 80’lerde sinemamiz artik daha aydin, daha incelmis ürünler, büyük kentin orta siniflarina dönük hikayeler vermeye baslayan daha özel bir alan olmaya dogru gidecektir.1983’te sarkici ve türkücülerin oynadigi arabesk agirlikli filmler Türk Sinemasindaki yerini ne kadar *****aya çalissa da, kadin dünyalarini sorgulayan “kadin filmleri” öne çikmaya baslayacaktir. Degisen kosullar ve yasanan ekonomik krizler nedeniyle 1980-86 yillarinda ikiser filmle yetinmek zorunda kalan Türkan Soray 1987’de bu sayiyi dörde çikarir.80’li yillar Soray’in hem mesleginde hem de özel yasaminda önemli degisikliklere sahne olacaktir.
    Konu MeVSiM tarafından (08.09.09 Saat 22:28 ) değiştirilmiştir.
    ♪ sadece müzik...





  3. #3
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart

    Soray kanunlari yikilacak, oynadigi “Mine” adli filmiyle “kadin filmleri” akimini da açacaktir. Özel yasaminda ise yirmi yilini feda ettigi Rüçhan Adli’yi 1983’te terk edecek, ayni yil sinema ve tiyatro sanatçisi Cihan Ünal ile evlenecektir. 84’te annesini kaybedecek ve bir süre sonra kizi Yagmur dünyaya gelecektir. Soray Ünal çifti beraber birkaç filmde beraber oynarlar fakat filmler beklenen isi yapmaz. 87’de çift ayrilir. 90’li yillari da birkaç filmle kapatir Soray. 94’te babasini, 95’te de büyük aski Rüçhan Adli’yi kaybeder. Bu yillarda seyircisinin karsisina birkaç dizi filmle gelir. 2000 yilinda çevirdigi “Ikinci Bahar” adli dizi ise digerlerinden çok farkli bir yere sahip olacaktir.Ayrica Türkan soray Türkiye egitiminede katkida bulunmustur.1973 yilinda yaptirmis oldugu ilkögretim okulu Istanbulun Hisarüstü semtinde yer almaktadir.Aldigi Ödüller- 1964 I. Antalya Film Festivali. “Aci Hayat”la “en basarili kadin oyuncu.” (Altin Portakal)- 1968 5. Antalya Film Festivali“Vesikali Yarim”le “en basarili kadin oyuncu”. (Altin Portakal)- 1969 Ekspress GazetesiHalk oyu ile “yilin kadin artisti”- 1971 Ekspress GazetesiHalk oyu ile “yilin kadin artisti”.- 1973 5. Adana Film Festivali“Mahpus”la “en basarili kadin oyuncu”. (altin Koza)- Moskova Film Senligi (Rusya)“Dönüs”le “özel ödül”.- Ankara Gazeticiler Cemiyeti“Yilin Artisti”- Kelebek GazetesiHalk oyu ile “yilin kadin sanatçisi”.- Kibris Gazeteciler Cemiyeti“Yilin Sanatçisi”- Tercüman GazetesiHalk oyu ile “en iyi sanatçi”- Izmir Kadinlar Birligi“Dönüs”le “en iyi kadin oyuncu”.- 1978 Taskent Film Senligi“Selvi Boylum Al Yazmalim”la Uluslarasi Aytmatov Kulübü’nün geleneksel ödülü.- 1987 27. Antalya Film Festivali“Hayallerim, Askin ve Sen”deki yorumuyla “en iyi kadin oyuncu”. (Altin Portkal)- 1990 2. Izmir Film Festiali“Altin Artemis onur ödülü.”- 1992 8. Bastia Akdeniz Sinemalari Festiali “Soguktu ve Yagmur Çiseliyordu”daki yorumuyla “en iyi kadin oyuncu”.- 1994 6. Ankara Film Festivali“Emek ödülü”.- 31. Antalya Film Festivali“Bir Ask Ugruna”daki yorumuyla “en iyi kadin oyuncu”. (Altin Portakal)- 1996 15. Uluslararasi Istanbul Film FestivaliSinema onur ödülü- Magazin Gazeticiler Dernegi 4. Altin Objektif Ödülü, Onur Ödülü.- 1999 Roma Film FestialiBüyük Ödül- 2. Uçan Süpürge Kadin Filmleri FestivaliKadin yönetmen ödülü.- 2000 Marmara Üniversitesi Iletisim FakültesiZirvedekiler 2000 ödülü- 31. Antalya Film Festivali“Bir Ask Ugruna”daki yorumuyla “en iyi kadin oyuncu.” (Altin Portakal)- 2001 Sakip Sabanci Türk Kalp Vakfi“Ikinci Bahar” dizisiyle “iyi kalp ödülü”.- 2001 Istanbul Üniversitesi Iletisim Fakültesi-Tekofaks Panasonic“Ikinci Bahar” dizisindeki rolüyle “2000 yilinin basarili iletisimci ödülü.”- Akademi Istanbul“Yilin en basarili sanatçisi ödülü”.Filmografisi1960Köyde Bir Kiz Sevdim, Ask Rüzgari, Güzeller Resmi Geçidi, Utanmaz Adam1961Afacan, Ask ve Yumruk, Dikenli Gül, Gönülden Gönüle, Hatirla Sevgilim, Kaderin Önüne Geçilmez, Kardes Ugruna, Melekler Sahidimdir, Otobüs Yolculari, Sevimli Haydut, Siyah Melek1962Aci Hayat, Allah Seviniz Dedi, Ask Yarisi, Bardaktaki Adam, Billur Kösk, Bizde Arkadas miyiz, DikmenYildizi, Kirmizi Karanfiller, Lekeli Kadin, Ne Seker Sey, Ümitler Kirilinca, Zorlu Damat1963Aci Ask, Aysecik Canimin Içi, Badem Sekeri, Beni Osman Öldürdü, Bütün Suçumuz Sevmek, Çalinan Ask, Çapkin Kiz, Daglar Krali, Genç Kizlar, Iki Kocali Kadin, Küçük Beyin Kismeti, Sayin Bayan1964Adanali Tayfur Kardesler, Anasinin Kuzusu, Bomba Gibi Kiz, Bücür, Fistik Gibi Masallah, Gençlik Rüzgari, Gözleri Ömre Bedel, Kader9 Kapiyi Çaldi, Kizgin delikanli, Macera Kadini, Mualla, Öksüz Kiz, Yillarin Ardindan1965Ekmekçi Kadin, Elveda Sevgilim, Garip Bir Izdivaç, Hayatimin Kadini, Komsunun Tavugu, Sana Layik degilim, Seven Kadin Unutmaz, Siyah Gözler, ******, Vahsi Gelin, Veda Busesi1966Aksam Günesi, Altin Küpeler, Analarin Günahi, Çalikusu, Çamasirci Güzeli, Dügün Gecesi, El Kizi, Eli Masali, Günahkar Kadin, Karanfilli Kadin, Kenarin Dilberi, Meleklerin Intikami, Meyhanenin Gülü, Siyah Gül1967Aglayan Kadin, ana, Ayrilsak da Beraberiz, Bir Dag Masali, Her Zaman Kalbimdesin, Kara Duvakli Gelin, Kelepçeli Melek, Ölümsüz Kadin, Sinekli Bakkal, Tapilacak Kadin1968Abbase Sultan, Agla Gözlerim, Arti Sevmeyecegim, ask Eski Bir Yalan, Aysem, Dünyanin En Güzel Kadini, Kadin Degil Bas Belasi, Kadin intikami, Kadin Severse, Kahveci Güzeli, Vesikali Yarim1969Ask Mabudesi, Atesli Çingene, Bana Derler Fosforlu, Buruk Aci, Fosforlu Cevriye, Günah Bende mi, Köle Olayim, Sana Dönmeyecegim, Seninle Ölmek Istiyorum, Son Bahar Rüzgarlari1970Aglayan Melek, Arim Balim Petegim, Birlesen Yollar, Bugulu Gözler, Bülbül Yuvasi, Hayatim Sana Feda, Herkesin Sevgilisi, Kara Gözlüm, Magrur Kadin, Mazi Kalbimde Yaradir, Merhamet, Tatli Melegim1971Ates Parçasi, Bir Genç Kizin Romani, Bir Kadin Kayboldu, Gelin Çiçegi, Gülüm Dalim Çiçegim, Güllü, Mavi Esarp, Melek mi, Seytan mi, Sevmek ve Ölmek Zamani, Unutulan Kadin, Yedi Kocali Hürmüz1972Cemo, Çile, Dönüs, Sisli Hatiralar, Vukat Var, Zulüm1973Asiye Nasil Kurtulur, Azap, Dert Bende, Gazi Kadin, Güllü Geliyor Güllü, Mahpus, Namus Borcu, Sultan Gelin, Yalanci1974Açlik, Bal Kiz-Senlik Var, Çilginlar, Yüregimde Yare Var1975Acele Koca Araniyor1976Bodrum Hakimi, Deprem, Devlerin Aski1977Baraj, Dila Hanim, Selvi Boylum Al Yazmalim1978Bir Ask Masali, Cevriyem, Sultan, Tatli Nigar1979Hazal, Küskün çiçek1981Yilani Öldürseler1982Mine, Seni Kalbime Gömdüm1983Metres, Seni Seviyorum1984Bir Sevgi Istiyorum1985Bir Kadin Bir Hayat, Körebe1987Gramafon Avrat, Hayallerim Askim ve Sen, On Kadin, Rumuz Gonca Gül1988Ada1989ölü Bir Deniz1990Berdel, Menekse Koyu, Soguktu ve Yagmur Ciseliyordu1993Sahmaran1995Yerçekimli Asklar1997Nihavent Mucize2003Gönderilmemis Mektuplar2004Mürüvvetsiz MürüvvetDiziler1993 Tatli Betüs 1996 Bir Ask Ugruna 2000 Gözlerinde Son Gece 2000 Ikinci Bahar 2002 Tatli Hayat 2006
    Konu MeVSiM tarafından (08.09.09 Saat 22:27 ) değiştirilmiştir.
    ♪ sadece müzik...





Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Tarkan / Biyografi
    By Fidem in forum SanatcıLarı TanıyaLım
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08.11.08, 15:58
  2. Gripin Biyografi
    By Fidem in forum SanatcıLarı TanıyaLım
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 31.07.08, 11:37
  3. Beyrut Maratonu'nda Birinci Türkan Erişmiş Oldu
    By n@r_cicegi in forum Spor Arşiv
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.04.08, 21:39
  4. Türkan Şoray'ın eski ResimLeri
    By Fidem in forum Ünlü Resimleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14.03.08, 09:55

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372