1 den 3´e kadar. Toplam 3 Sayfa bulundu

Konu: Kadınlar İçin Sağlık Öğütleri

  1. #1
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart Kadınlar İçin Sağlık Öğütleri

    Doğum kontrol ilaçlarından başlayalım. Bu ilaçlar vücuttaki folik asit (B9), vitamin B12, vitamin C düzeylerini azaltarak vücut savunma sistemini (immün sistem) zayıflatıp papilloma virüs enfeksiyonlarına ortam hazırlar. Sonuç; rahim ağzı (servikal) kanseri.

    B vitaminleri yiyeceklerin çoğunda bulunur ama doğum kontrol hapı alanlarda tüketim arttığından besinlerle alınan miktar yeterli olmaz. B vitamini vücutta, ne yazık ki depo edilemez. C vitamini de öyle. �Haplarla birlikte bu vitaminleri de alalım� demek vücut dengesizliğine çıkartılan bir başka davetiye olur. Doğru olan, doğum kontrolünü doğal yollarla sağlamaktır. Siz değil beyefendi bulsun çözümü.

    Akne-sivilce tedavisinde accutane kullanan kadınlar lütfen doğum yapmasın. Yaparlarsa, kolsuz, bacaksız, kulaksız, damağı yarık, iç organları bozuk çocuklarının olabileceğini akıllarından çıkarmasınlar.

    Otistik çocukların doğum oranı son yıllarda 8 kat artmış. Son 30 yılın tedavilerine bir bakın. Bırakın hasta olmayı, hasta olma şüphesinde bile antibiyotik kullanılıyor. Evlerimiz ilaç depolarına döndü. Birde cıva içeren aşılar. O aşılarla büyüdü 2 nesil. Her şikayete bir ilaç modelli tedavi yöntemleri uygulandığı sürece, doğanın gerçek tedavilerinden uzaklaşıp rafine olmuş ağır metal ve toksin çöplüğüne dönen bünyelerimizden nasıl sağlıklı çocuklar doğabilir?

    B vitamininin bir türü olan folik asit, hamile iken alındığında omurilikte olan doğumsal bir hastalığı önleyebiliyor. Doktorlar kadınlara folik asit almasını öneriyor. Norveç gibi entelektüel düzeyi yüksek bir ülkede bile tüm hamileliği buyunca düzenli folik asit alan kadınların oranı %10 iken, bunun önemini sosyokültürel düzeyi düşük kadınlarımıza nasıl anlatacağız ? Anlatamadığımız ortada. Hala spina bifida hastalığı olan çocuklar doğuyor ülkemizde. Önlenebilir doğumsal hastalıkları gördükçe çıldırmamak elde değil.

    Tamam kadınlar aldı diyelim folik asiti. Ama hangi folik asit. Hap biçiminde sıkıştırılmış olan folik asit mideden emilmiyor. Kapsüllü, içinde tozu olan haplardan kullanmak gerek. Ve günde 800 mikrogram ve B 12 vitaminiyle birlikte. (kadın doğum uzmanları 500 yeter diyor ama yetmez)

    Vücudumuzun tüm vitaminlere ihtiyacı var. Özellikle hamile iseniz. Doğal yoldan almak en güzeli. D vitamini için sadece güneşlenin. İnancınız gereği örtünüyorsanız uygun güneşlenme yeri mutlaka bulun ve her gün güneşlenin. (solaryum olmaz) Teninize hiçbir şey sürmeyin. Güneş yağları D vitamininin yapılmasını sağlayan UV-B ışığını engeller. Sadece UV-A�nın cilde girişine izin verir. Pencere ardından güneşlenmek de faydasız. D vitamini eksikliği ile bağışıklık sisteminizi zayıflatıp, güneş cenneti ülkemizde cehennemi yaşamayın. Doğal olanı varken ilaçla D vitamini almak gibi yapay sağlık yollarına çok gerekmedikçe başvurmayın.

    Söz D vitaminine gelmişken, kalsiyumdan bahsetmemek olmaz. Günlük besinlerle alınan kalsiyum miktarı yeter hatta fazla bile. Şaşırmayın. Menapoz döneminde Japon kadınlarının günlük yiyeceklerle aldığı kalsiyum miktarı, Amerikalı kadınlardan yarı yarıya daha az olmasına rağmen Japon kadınlarda kalça kırığı oranı çok daha az. Demek ki dışardan fazla kalsiyum almakla kemik erimesi önlenemiyor. Menapoz öncesi vücudunuz bu önemli değişikliğe uyum sağlamak için sağlıklı olmalıdır. Bir hastalıkla menapoz karşılanırsa, uyum süreci de zorlu olacaktır.

    Menapoz, vücudun görevlerinden birinin süresinin dolması ile başlayan yeni bir süreçtir. Doğal bir olaydır. Beyin, regl için gerekli olan FSH ve LH hormonları salgısını azaltır. Dolaylı olarak östrojen yapımı da azalır. Hormon dengelerinin değişmesine bağlı olarak gelişen yeni vücut düzenine önce beynin hazır olması gerekir. Beyin ön bölgesi, kişilik özelliklerini sağlayan, beynin ve vücut çalışmasını kontrol eden bölümdür. Beyin ön bölge çalışması duyarlı olan kadınlar zor bir menapoz dönemi geçirir ve sonrasında yeni düzene ayak uydurmada zorlanırlar. Ateş basmaları, kemiklerden kalsiyum kaybı, beyin ön bölge duyarlılığı olan kadınlarda daha şiddetli olur. Yaygın vücut ağrıları, halsizlik, kolay yorulma, isteksizlik, baş ağrısı ve baş dönmesi görülen diğer yakınmalardır.

    Menapoz ile birlikte azalan östrojen (kadınlık hormonu) etkisiyle kemikteki kalsiyum azalıyor. Bu dönemde dışarıdan alınan kalsiyum, kemikten kalsiyum kaybını önleyemiyor, üstelik fazla kalsiyum damarlarda birikip beyin ve kalpte damar tıkanıklığına yol açıyor, böbreklerde ve kalp kapağında birikiyor, kabızlık yapıyor, meme dokusunda birikiyor, çarpıntı, göz seyirmesi ve bel ağrısına neden oluyor. Kemiklerden kalsiyum alınımını artırıcı östrojen tedavisini de, kanser ve kalp hastalıkları riskini arttırdığı için uygun değil. Üstelik, fazla alınan kalsiyumun D vitamini düzeyini azalttığı bildirilmiştir.

    Bir de şu meşhur taramalarda kullanılan kemik yoğunluğu (dansite) ölçümü var. 2 yıl önce yanımda çalışan sekreter, komşu hastanede yapılan ücretsiz kemik ölçümü testine katılmış ve sonuç osteoporoz çıkmıştı. Kızcağız 20 yaşındaydı. Kemiklerim eriyor diye üzülmüştü.

    Gerçek kemik sağlamlığı ölçümü kriterleri için 3 değer gerekir. Yoğunluk tek başına bir anlam ifade etmez. Birlikte, kemik esnekliği (fleksibilite) ve sertliğinin de ölçülmesi gerekir. Esnekliği, kemikteki kalsiyum kristalleri arasında yer alan magnezyum sağlar. Esneklik, kemiğin gevrekleşmesini önler. Kemik sertliğini sağlayan mineral ise bor (boron)� dur.

    Menapoz doğal bir olaydır ve bu nedenle tedavisine gerek yoktur. Sadece dengeli beslenme ve doğal yöntemlerle ile kemiklerin daha güçlü olması sağlanabilir. Öncelikle, kemik esnekliğini sağlamak için alınan kalsiyum ve magnezyum oranı birbirine eşit olmalıdır. İçtiğiniz pet şişe sularını ve eve alınan suları kontrol ediniz ve magnezyum-kalsiyum miktarı birbirine en yakın, ya da eşit olan suyu tercih ediniz. Alınan doğal kalsiyum miktarını, magnezyumla eşit olması şartıyla arttırabilirsiniz. Tüm koyu yeşil sebzelerde magnezyum bolca bulunur. Kalsiyum ve magnezyumun vücut içine girmesi için D vitamini gerekir. Bunu da güneşten, güneşlenerek alınız. Kışın 3 ay, güneş görmeyen yörelerde ek olarak D vitamini ilaç olarak alınabilir. D vitamini kalsiyumdan çok daha önemli ve gereklidir. Kanserden korur, hipertansiyon riskini azaltır. Yapılan çalışmalar, kalsiyum almadan, sadece D vitamininin kemik kırıklarında önemli azalmalar sağladığını göstermiştir. Bu arada hemen belirtelim; güneşin cilt kanseri dahil cilde olan zararı, D vitamini yararı yanında önemsiz kalır. Günlük toplam yarım saatlik güneşlenme, ihtiyacınız olan tüm D vitaminini karşılar. Kışın günlük 2400 IU dozunda D vitamini ilaç olarak alabilirsiniz. Bu doz yaz güneşi altında vücutta yapılan D vitamini miktarıdır. Bu alınabilen üst limit olarak belirtilse de bir çalışma, yaygın vücut ağrıları olan kadınlarda günlük 4000 IU dozun tedavi edici olduğunu belirtiyor. Çoklu vitamin haplarında bulunan D vitamin dozları ortalama 400 IU olup çok azdır.

    Sıra geldi östrojene. Tabiî ki doğal östrojen alacaksınız. Fito-östrojen içeren tüm besinler. En önemlisi keten tohumu. Taze, kurumamış tohumları öğütün ve günde 3 tatlı kaşığı yutun. Keten yağı zayıf içeriklidir. Gerekmez. Keten tohumu ile yemek hazırlayın. Bu konuyu araştırmak ta size düşüyor artık.

    Menapoz sonrası demir ilaçlarını kullanmayın. Regl döneminde yıllarca demir kaybetmeye alışkın vücudunuz, menapoz sonrası ilaçlarla alınan demiri biriktiriyor ve ciddi sorunlara yol açabiliyor (kanser, diyabet, enfeksiyonlar, demans ve kalp hastalıkları).



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  2. #2
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Sağlık öğütlerine doğum kontrol haplarıyla devam edelim.

    Her ay tamamlanan adet döngüsünde östrojen'in kan düzeyinde inişli çıkışlı hareketliliği vardır. Kadının doğal yapısı östrojenin bu hareketliliğine göre biçimlenir. Östrojenin görevleri sadece kadınlık organları üzerine değildir. Beyin, karaciğer, kalp gibi pek çok organda, vücudun çalışması için gereklidir. Vücut, östrojen kan düzeyinin iniş ve çıkışlarına göre de çalışmasına yön verir.

    Doğum kontrol hapları östrojen düzeyini sürekli yüksek tutarak hamile olduğu mesajını verir. Bu nedenle vücut diğer bir hamilelik olasılığı olmayacağından gerçek hamileliğe izin vermez. Yani doğum kontrol hapları, vücudu kandırır. Doğal çalışma dengesini bozar.

    Kimi haplar da rahim iç yapısını değiştirerek, döllenmiş yumurtanın rahime yapışmasını önler.

    Kısaca, doğum kontrol hapları vücudun normal çalışmasını bozarak hamileliği önlemeye çalışır.

    Bu icraatları sırasında vücut çalışması için gerekli olan kimi maddeleri kullanarak, eksikliklerine neden olur. Bu maddeler B6, B12, C vitaminleri ve folik asittir. Normalde besinlerle alınan bu maddelerin eksikliği sonucu vücut savunma sistemleri zarar görerek rahim ağzı kanseri görülme sıklığını arttrırlar. Ayrıca meme ve akciğer kanseri, migren, kalp ve beyin krizi, böbrek taşı, kan basıncında artış (hipertansiyon), kilo alımı, regl düzensizliği, iyi huylu karaciğer tümörü ve meme duyarlılığı bilinen diğer zararlarıdır. Ayrıca antibiyotiklerin etkilerini de azaltırlar.

    Kullanımına başlanılan ilk yıllarda, vücut uyumu nedeniyle bir sıkıntıya yol açmayabilir ya da öyle görünebilir. Doğum kontrol haplarıyla ilgili asıl sorun, uzun süreli kullanmak zorunluluğunun olması nedeniyle vücudun çalışmasının, bu anormal çalışma düzenine uyması sonucu ortaya çıkabilecek olan hastalıklardır. Bu gerçekler ışığında "bu hapları kullanmaya değer mi ?" sorusuna yanıtı, kullanan hanımlar verecektir.

    Sellülitin tedavisi halen bulunamadı. Kimi yöntemlerin az da olsa etkisi var ama tamamen ortadan kaldırılamıyor. Yağ, su ve metabolizma artıklarının bir araya gelerek cilt içine sıkışmasıyla oluşuyor. Kadınlarda olmasının nedeni ise östrojen. Çünkü östrojenin yağ yapıcı bir etkisi var. Ancak japon kadınlarında sellülit pek görülmüyor. Doğal bir ürün olan ve kırmızı şarap, yeşil çay, soğan gibi besinlerde bulunan flavonoidler, yağ yapımını sağlayan enzimi engelledikleri için sellülit oluşumuna da izin vermiyorlar. Japon mutfağının temel besin maddeleri içinde bulunan flavonoidler, kilo kontrolünde de çok faydalı olduğundan Japon hanımlarının ince görünmesine katkı sağlıyor.(1)

    Bu nedenlerle soğanı, kırmızı şarabı, yeşil çayı hem sellülit hem de kilo kontrolü önerilerinde unutmamak garekiyor.(2) Kırmızı şarabın yağ oluşumunu (lipogenesis) önlediği bilinmektedir.(3) Tahıllarda bulunan kepek, yağ olşumunu ve dolayısıyla sellüliti önleyen bir maddedir.(4) Ancak kepekli ekmek yerine kepeğin doğrudan kendisini tüketmekte fayda var. Bir başka çalışma kepeğin aynı yöntemle meme kanserini de önlediğini bildiriyor.(5) Özet olarak, soğanı kepekle karıştırıp kırmızı şarapta bekletin. Sonra da yeşil çayla afiyetle yiyin. Bu bilgilerden elde edilen sonuç bu oluyor.



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  3. #3
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Özlem, 35 yaşında aktif çalışan bir kadın. Yıllardır emek verdiği işi bir anda bozuluyor. İflas ediyor. Ya da eşi vefat ediyor. Ya da oğlu trafik kazası geçiriyor. Ya da kendisini etkileyen başka bir olay. Ve o ay içinde 3 kez mens kanaması geçiriyor ardından hiç adet görmüyor. Önce kadın doğum uzmanı ve tetkikler ve ardından psikiyatrist. Elinde bir depresyon ilacı reçetesiyle ayrılıyor doktorun yanından. Bir daha hiç regl olamıyor. Ya da östrojen ilaçları alarak yapay adet görebiliyor.

    Nedir Özlem hanımın derdi ? Her sıkıntı geçiren kadın erken menapoza mı giriyor ? Onu farklı kılan özelliği nedir?

    Beyni�

    Kadınların adet görmesini sağlayan hormonlar (FSH-LH) beyinde yer alan hipofiz bezinden salınır. Bu bez de emirleri hipotalamus adındaki diğer beyin bezinden alır. Hipotalamus, talamus adı verilen beyin bölümüne bağlıdır. Talamus, beyin ve vücuttan gelen tüm bilgileri alarak sağladığı elektrik akımıyla tüm vücudun dengeli bir biçimde çalışmasını sağlar. Buraya kadar olan beyin yapıların çalışması otomatik ve nesneldir. Buradaki nesnel yapıya duygu, düşünce ve davranış ruhunu katan beyin ön bölgesidir.

    İşte Özlem hanımın esas sorunu beyin ön bölgesiyle ilgilidir. Burada olan ve yaşadığı stresli olaydan çok daha önce gelişen duyarlılık, stresin etkisiyle artmış ve ona erken menapoz olarak yansımıştır. Özlem hanımın tekrar düzenli ve doğal biçimde mens görebilmesi, beyin ön bölgesindeki duyarlılığın derecesine bağlıdır. Tedavi de bu bölgenin duyarlılığının azaltılması amaçlanmalıdır. Depresyon ilaçları beyin ön bölgesine değil, bu bölgenin etkisi altında olan ve limbik sistem adı verilen diğer beyin bölgelerine etkilidir. (Hemen tüm psikolojiyle ilgili psikiyatrik ilaç tedavileri, beyin ön bölgesi dışında diğer bölgeleri etkiler. Ama asıl sorun, beynin beyni olan ön bölgededir. Bu nedenle psikiyatri tedaviler bir ölçüde yetersiz kalır ve iyileşemeyen önemli bir hasta grubu ortaya çıkar, tıpkı Özlem hanım gibi�Bu tür hastalıklarda psikiyatrinin yapması gereken tedavi biçimi psikanalizdir. Psikanaliz, psikiyatrinin temelidir ancak etkili olabilmesi için bu konuda ayrıca uzmanlaşmış olmak gerekir. Gerçek bir psikanaliz, haftada birkaç gün süren seanslar halinde ve yıllar boyu devam eden süreçte gerçekleşir)

    Son 20 yıl içinde önemli başarıların sağladığı nöroterapi yöntemini ABD�nde sayıları binleri aşan psikiyatrist, klinik psikolog ve nöroloji uzmanları kullanıyor. Bu yöntemde, önce çekilen beyin haritası (QEEG) ile beyindeki duyarlı bölgeler saptanıyor. Sonra nöroterapi aleti yardımıyla duyarlı bölgelerin tedavisi yapılıyor. 30 dk. süren seanslar halinde uygulanan nöroterapiden 1-3 ay içinde sonuç alınıyor.



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Ve illaki sağlık olsun
    By PaPaTyA_ in forum GüzeL YazıLar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.01.09, 14:24
  2. Koruyucu Maddeler Sağlık Düşmanı
    By n@r_cicegi in forum Sağlığınız Ne Kadar ÖnemLi??
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.04.08, 20:35
  3. Health (sağlık)
    By Fidem in forum Yabancı DiL
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.03.08, 21:33
  4. T.C Sağlık Bakanlığı Hasta Hakları
    By n@r_cicegi in forum Sağlığınız Ne Kadar ÖnemLi??
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02.03.08, 13:44
  5. Genel Sağlık
    By n@r_cicegi in forum Sağlığınız Ne Kadar ÖnemLi??
    Cevaplar: 24
    Son Mesaj: 02.03.08, 01:11

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372