Dünyada Yeni Trend Sağlıklı Yaşama Sanatı



Sağlıklı yaşamak bir sanattır. Eğer isterse her insan kendi hayatında sağlıklı yaşam sanatının zirvesine çıkabilir. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, bana göre her zamankinden daha fazla kanser, kalp hastalıkları, diyabetik hastalılar, fiziksel rahatsızlıklar ve daha doğrusu hastaneleri dolduran insanlar var çevremizde. Yaşam koşullarında kötüye gidiş, dünyadaki nüfus artışı ve küresel ısınmanın sonuçları, iş hayatındaki yoğun tempo ve değişen beslenme alışkanlıkları bizi felakete sürüklüyor. Ama bir noktada DUR demeliyiz ve sağlıklı yaşam tarzımızı geliştirmeliyiz. Hepimiz için gelecekte bu bir zorunluluk olacak. Sağlıklı yaşam tarzı üzerine bana gelen bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum. Bir gün siz de yaşam tarzınızı gözden geçirmek zorunda kalabilirsiniz...

Art of wellness,

İyi yaşam sanatı,

İyi bir sağlık için yaşam tarzı öğrenin...

Wellness hasta olmamaktan çok daha fazlasıdır. Wellness tamamen canlı ve diri hissetme durumudur. Temelimizde wellness olduğu takdirde zorluklarla mücadele etme, düşlerimizi ve isteklerimizi gerçekleştirme ve yaşamı neşeyle karşılama enerjisi ve kuvveti olur. İnsan vücudu müthiş bir mühendislik harikasıdır. 75 trilyon hücresi ile nefes kesici karmaşık bir sistemdir. Sağlıklı olmak için iç ve dış çevreye uyum sağlar, fakat bütün sistemler gibi onunda bir sınırı vardır. Bugün, vücutlarımız hiç olmadığı kadar çok miktar ve çeşitlilikte sağlığımızı tehdit eden koşullarla kuşatma altındadır. Telefon kulelerinden yayılan elektromanyetik dalgalar, yüksek gerilim hatları, radyasyon, genetik olarak değişime uğratılmış ve kimyasal işlemden geçirilmiş yiyecekler, kirli su ve hava, hepsi bir arada veya tek tek sağlık potansiyelimizi tehdit ediyorlar.

Küçük bir çaba ile çok olumlu sonuçlar elde edebiliriz. Öncelikle kimyasal ve elektromanyetik çevresel toksinlere maruz kalmayı azaltmalıyız, daha sonra sağlıklı yaşam tarzı seçimleri yapmalıyız – iyi egzersiz ve uyku, etkili bir stres mücadelesi ve temiz tam gıdalarla beslenme diyeti, bu sayede bağışıklık sistemimizi kuvvetli tutabiliriz. Son olarak, mıknatıslar, kızıl ötesi enerji, ve geliştirilmiş beslenme katkıları gibi sağlık destekleyici teknolojilere başvurmalıyız. Bu tarz çok yönlü yaklaşımlar vücutlarımızı hastalık ve bozulmalardan uzak tutmakla kalmaz, daha evvel farkına varmadığımız bir dirilik canlılık ve ışık saçan sağlık düzeyini deneyimlememizi sağlar.

Birleşmiş Milletler Çevre Programına göre 2. dünya savaşından bu yana yaklaşık 70,000 suni kimyasal üretilmiş ve çevreye yayılmıştır. Her yıl bunlara dünyamızı kirleten ve sağlığımızı tehdit eden yeni 1000 adet kimyasal madde daha eklenmektedir. Bu kimyasallar vücudumuza soluduğumuz hava, içtiğimiz su ve yediğimiz yiyecekler aracılığıyla giriyor ve dokularımıza yerleşiyorlar. Zaman içinde tehlikeli boyutlara yükselerek toksik yüklenme (toksik overload) olarak tanımlanan ve sağlık otoritelerinin sağlığımıza en büyük tehdit olarak gösterdiği durum oluşuyor. Bu bileşimlerin bir kısmı kanserojen madde olarak açığa çıkar, bazıları da kadınlarda ve erkeklerde doğurganlığı yok edici durumları ortaya çıkarır. Evde ve endüstride kullanılan onbinlerce kimyasaldan test edilip güvenli olduğu tespit edilenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez, geri kalanların sağlığımıza oluşturduğu tehdit ölçülemez boyutta. Kimyasal kirlenmenin yanında birde elektromanyetik kirlilikle mücadele etmemiz gerekiyor. Yüksek gerilim hatları, cep telefonları ve cep telefonu kuleleri, televizyonlar, radyolar ve bilgisayarlar, mikrodalga fırınlar ve ev aletleri tarafından oluşturulan elektrik ve manyetik alanların kombine etkisi, hücrelerimizde kaosa sebep olur. Bu da kanser, diabet, astım, alerjiler, ruhsal hastalıklar da dahil olmak üzere geniş ölçüde bozukluğa sebep olur. En önemli ve çok iyi belgelenmiş yan etkilerden bir tanesi de yüksek gerilim hatları etrafında oturan çocuklarda görülen lösemi oranlarındaki artıştır. Bu kesin olarak raporlanmış ve çok iyi çalışılmış bir konudur.

Her ne kadar kimyasal ve elektromanyetik kirliliğe uğramayı engelleyemesek bile evlerimizde ve işyerlerimizde bunlardan etkilenme oranlarımızı minimuma indirebiliriz. Çevre dostu temizleme ürünleri, deterjanlar ve kişisel bakım ürünleri ile işe başlayabiliriz. Çok iyi bilinen nemlendiriciler bile cilde nüfus eden ve toksik yüke sebep olan tehlikeli kimyasallarla üretilmektedir. Benzer bir şekilde parfüm yapmakta kullanılan kimyasallarda merkezi sinir sistemimizi bozabilirler. Sıkılan bir parfüm bile merkezi sinir sistemini etkileyerek anlık psikolojik durum değişikliklerine sebep olabilir ve hatta daha hassas insanlarda davranış bozukluklarına bile sebep olabilir. Yapabileceğiniz en iyi şey ürün etiketlerini okuyarak en doğal ve en sağlıklı olanlarını seçmeye çalışmaktır.

İç mekanlar da vücudumuzda toksin birikimine sebep olabilir. Halılardan ve inşaat malzemelerinden yayılan kimyasal buharlar, havada bulunan mikroorganizmalar, toz, küf, lif, ve hayvan tüyleri bunlardan sadece bazılarıdır. Kendinizi her zaman evinizde veya ofisinizde ortalamanın altında hissediyorsanız, siz de hasta bina sendromundan çekiyor olabilirsiniz.(SBS sick building sendrom) . Bu semptomlardan bazıları yorgunluk, düşük konsantrasyon, baş ağrısı, cilt kaşıntısı, akan burun, irite gözler, batan boğaz. Bu sendroma karşı en iyi savunma iyi bir HEPA filtresi kullanmak ve odaları sık sık havalandırmaktır. (HEPA - high efficiency particulate air)

Hepa filtresi ilk olarak ikinci dünya savaşında, nükleer reaktörlerden çıkan gazların radyoaktif parçacıklarının havaya karışmasını engellemek için geliştirilmiştir. Hepa filtresi %99.9 oranında havadaki 0.3 mikrondan daha büyük çaptaki partikülleri ayıklar. Bu tarz filtreler havada bulunan alerjenleri de temizledikleri için alerjisi ve astımı olanlar için çok faydalıdır. NASA deneylerine göre evinizde canlı bitkiler bulundurmak da hava temizliğine faydalı oluyor. Hava kalitesini daha da artıtmak için bir ionizere ihtiyacınız olacaktır. Vücut negatif iyonlarca zengin atmosferde daha iyiye gider. Bunlar fazladan bir elektron taşıyan ve bu yüzden negatif yüklü olan oksijen molekülleridir. Negatif iyonlar doğada güneş ışığında ve akan suda oluşur. Sürtünme sebebi ile elektronlar hidrojen ve nitrojen moleküllerini bırakırlar ve oksijene bağlanırlar ve negatif iyon oluştururlar. Negatif iyonlar okyanus kenarlarında, şelale yakınlarında ve dağlarda oluşurlar, bu yüzden bu ortamlarda insan kendini çok daha canlı uyanık ve iyi hisseder. Ofis ortamında bunun tam tersi geçerlidir. Fotokopi makinaları, bilgisayar monitörleri gibi elektronik aletler ve bunun yanında sentetik aletlerin birbirine sürtünmesi sonucu pozitif iyonlar açığa çıkar, bu ortamlarda uzun süre yaşadığımızda veya çalıtığımızda yorgun, ve rahatsız hissedebiliriz ve konsantrasyon zorluğu çekebiliriz. İyonizer kullanmak odadaki toz parçacıklarını temizler, negatif iyon yaratır, ve daha canlı ve enerji verici bir atmosfer yaratır. Aynı zamanda iyonizerler, görünmeyen ama çok önemli bir sağlık tehdidi olan elektromanyetik kirlilikle mücadele ederler. Uzmanlar elektromanyetik stresi en çok, vücudun durağan ve hassas olduğu uyku saatlerinde azaltmanın öneminde hemfikirler. Bunu da yatak odanızdaki elektrikli aletleri, cep telefonu şarj aletlerini, televizyonu, elektrikli battaniye, saat, bilgisayar v.s.) fişten çekerek yapabiliriz. . Nobel adayı bilim adamı Robert O. Becker, cep tefonları kadar, sızdıran mikrodalga fırınlar ve elektrikli battaniyelerin sağlığa çok zararlı olduğunu tespit etmiştir. Doktor Becker'ın bulgularına göre elektrikli battaniye kullanan kadınların çocuklarında doğum problemleri oluşabilmektedir. Başka bir araştırma elektromanyetik kirlilikle uyku düzensizliklerini ilişkilendirmektedir. Doktor Russel Reiter, düşük frekanslı elektromanyetik alanlara (ev aletleri tarafından yayılan elektromanyetik alanlar) maruz kalmanın melatonin salgısını %50 oranında azalttığını tespit etmiştir. Bu önemlidir çünkü melatonin uyku- uyanıklık çarkını düzenleyen hormondur. Yeterli melatonin olmaması uykusuzluk ve bağışıklık seviyesinde azalmaya sebep olur.

İyi uykuyu desteklemenin en etkili yolu yatak odalarında elektrikli aletleri prizden çıkarmanın yanı sıra, mıknatıslardan faydalanmaktır. Çalışmalar gösteriyor ki insan vücudu dünyanın manyetik alanı ile aynı manyetik alanda gelişir. Ne yazık ki insan yapımı elektromanyetik frekansların çakışması sonucu normalde maruz kaldığımız manyetik alan miktarı idealden çok daha aşağı düşmüştür. Manyetik alan tedavisi, değişik şekilde mıknatıslar uygulayarak vücudu manyetik alanla kaplamaktan oluşur.

Bir başka wellness teknolojiside far infrared (FIR) enerjisidir. Bu doğal oluşan ve tamamen güvenli enerji formu bütün canlılar tarafından üretilir. FIR saunaları vücudu detokslamak, kalp damar sağlığı geliştirmek, yaralanmaları tedavi etmek, ve bağışıklık sisteminin fonksiyonlarını iyileştirmek için kullanılır. FIR saunalarının yanında FIR frekansları içeren giyecekler giyebilir ve bu malzemeler altında uyuyabilirsiniz. Bu sayede vücut ısısını dengeler, bütünsel sağlığı desteklersiniz.

İçsel uyum.

Kirlilik kaynaklarını önleyerek ve wellness teknolojilerinden faydalanarak, kendimize sağlıklı bir dış ortam oluşturduktan sonra, onun kadar önemli olan, içsel ortamımızı sağlık ve canlılığa kavuşturacak tam gıdalar ve kaliteli besin destekleri tüketmektir. Vücudumuz enerji ve biokimyasal düzen ile büyür, gelişir. Taze meyve, sebze ve balık, yumurta, çekirdek ve tohumlar gibi kaliteli protein kaynakları gibi pek çok doğal besin, hücrelerin düzgün çalışmasını sağlar. Öte yandan rafine şeker, rafine un, kalitesiz yağlar, suni katkı maddeleri, gibi yüksek oranda işlenmiş gıdalar biokimyasal düzensizliğe neden olurlar ve sağlığın temelini çökertirler. Tıpkı kimyasal gübreler ve böcek ilaçları ile yetiştirilen gıdalar gibi. Tüm bu gıdalar toksik yüklenmeye ve buna bağlı sağlık bozukluklarına sebep olurlar. Uzun süreli mükemmel sağlığı(wellness) yaratmak için her zaman, yiyebildiğimiz her yerde organik, tam ve taze gıdalar tüketmeliyiz. Vücudunuz ekstra besin katkılarına ihtiyaç duyabilir. Organik gıdalar bile topraktaki besinin yetersiz olmasından dolayı bazen besin değerleri açısından eksik kalabilirler. Ayrıca kimsenin beslenmesi mükemmel değildir, ve özellikle yoğun stres altındayken vücudumuz B-kompleks vitaminler gibi ekstra besin katkılarına ihtiyaç duyar. Günlük olarak doğru takviyeleri almak fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak en iyi durumda olmamıza yardım eder. İyi bir lif katkısı da çok gereklidir. Sindirim sisteminin düzgün çalışmasını ve besinlerin düzgün emilmesini sağlar. Modern beslenmedeki lif eksikliğini de takviye eder. E vitamini, C vitamini ve betakaroten gibi sağlıklı bir antioksidan takviyesi, insanların yaşlanmasıyla ortaya çıkan doku ve kas kayıplarına karşı vücudu destekler.

En değerli besin takviyeleri arasında; arpa çimi ve spirulina gibi konsantre yeşil gıdalar vardır. Bunlar bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasını sağlayan ve bu sayede diriliği, canlılığı arttıran önemli besin katkıları, enzimler ve faktörler içerirler. Bunlar özellikle günlük meyve ve sebze tüketimi yetersiz kalan kişiler için çok faydalıdır.

Wellness katsayısınızı arttırmanın bir başka yolu da fiziksel aktivitedir. Aktivite azlığı ve hareketsizlik, kalp hastalıkları ve diğer hayat tehdit edici hastalıklara yakalanma riskini arttırabilir. Haftada üç ila beş gün 30 dakikalık egzersiz yapmak sağlığımızı koruyabilir ve yaşam kalitemizi çok arttırabilir. Düzenli egzersizin karşılğını alabilmek için maraton koşucusu olmak gerekmez. Aslında, çalışmalar had safhada egzersiz yapmak yerine ortalama hafif egzersizin daha yüksek sağlık kazançları getirdiğini gösteriyor.
Düzenli egzersiz yapmak aşağıdaki koşullarda yardımcı olur;

  • Depresyonu hafifletme
  • Stresi azaltma
  • Östropoz riskini azaltma
  • Kalp damar sistemini koruma
  • Şeker hastalığı riskini ve semptomlarını azaltma
  • Enerji seviyesini artırma
  • Uykuda iyileşme


Aktivite kadar önemli olan bir başka konuda dinlenmek ve gevşemektir. Sıcak bir banyoya dalmak, iyi bir masajın keyfini çıkarmak, sakin bir müzik dinlemek, meditasyon yapmayı denemek. Bütün bunlar stresi azaltmamıza, dengeyi kurmamıza ve böylece hayatı daha eğlenceli yaşamamıza yardım eder.

İyi yaşam sanatının inceliklerini keşfettikçe, daha iyi hissetmemizi sağlayan yeterli egzersiz, iyi beslenme ve iyi dinlenme arasındaki dengeyi ve uyumu keşfediyoruz. Yaşam kalitemizi daha fazla çoğaltmak için beslenme takviyeleri ve wellness teknolojileri kullanıyoruz. Wellness prensiplerinin köleleri olmadan onları doğal bir şekilde çabalamadan özümsüyoruz. Ve 21. yüzyılın en paha biçilmez gerçeği olan "TOTAL WELLNESS- BÜTÜNSEL SAĞLIK" yolunu bilmenin verdiği güven ile ilerliyoruz.