Mehmet Öz'den ya$arken ölmenin sirlari
Yaz mevsiminin geldiğini nasıl anlarsınız?
Havalar ilkbahara oranla daha bi sıcak seyretmeye başlar. Mevsimlik giysiler yerini yazlık tabir edilen kıyafetlere bırakır. İnsanlar park ve bahçelere akın eder vesaire..
Ben mevsim tahmini yapmak için, yukarıda saydıklarımdan hiçbirine ihtiyaç duymuyorum. Eğer dünyaca ünlü Türk asıllı Amerikalı kalp cerrahı Mehmet Öz, Türkiye topraklarından içeri adımını atmışsa, yaz mevsimi gelmiş demektir kardeşim!
Ne zaman ki Mehmet Öz'ü Atv Ana Haber'de Ali Kırca'ya birlikte egzersiz hareketleri adı altında debelenirken görüyorum; hah diyorum ''yaz geldi; deniz, kum ve güneş bizi bekliyor!'' (Hoş, Ali Kırca artık Show Haber'i sunmaya başladı, 2009 yazında ilk Show tv'de göreceğiz kendisini herhalde.)
Sayın Mehmet Öz'ün, yaz aylarında Türkiye'ye gelerek halkı nasıl uzun yaşayacakları konusunda bilgilendirmek gibi bir misyonu var, bilenler bilir. Temmuz ya da haziran ayı gibi tatilini geçirmek için İstanbul'a gelir, bu süre zarfında haber bülteni haber bülteni dolaşarak, ne yiyip ne yemememiz konusunda demeçler verir.
Adamın tek işinin yazın Türkiye'ye gelerek haber bültenlerinde şınav çekmek olduğu zannedilmesin zira kendisi Amerika'da oldukça ünlü, hatta baya bi ünlü. Amerika'nın Esra Ceyhan'ı diyebileceğim Oprah Winfrey diye bir kadın sunucu var; The Oprah Winfrey Show'u sunuyor ediyor. Amerikalılar buna hasta, ne dese yapıyorlar. Kadın yarın öbürgün peygamberliğini ilan etse ''kutsa beni Oprah!'' diyecek manyaklıkta insanlar takip ediyor bunu genelde. İşte bizim Memo, Oprah ******n şovunda arz-ı endam ediyor. Nasıl Esra Ceyhan programında doktor, psikolog felan bulunduruyor, milletimiz de arayıp soru soruyorsa, Oprah şovdaki de aynı hesap. Amerikalılar'ın dertlerine çözüm önerileri sunuyor Mehmet Öz. Hatta o kadar seviliyormuş ki Abd'de Oprah şovdan bağımsız kendi programını bile yapacakmış önümüzdeki aylarda.
Yani ''tırışkadan iki sebze meyve öneririm, işime bakarım'' insanı değildir kendisi. Değildir de işte; önerilerini birebir uygulamaya kalksam hayattan soğuyup depresyona gireceğimi düşünmüyor değilim bazen. Bol bol yeyin dediği şeyler arasında yulaf ve brokoli gibi lezzet kıtlığı çeken besinler yer almakta. Paso o tür yiyecekler yediğim vakit, bir bakıma yarı-ölü olarak yaşayacağım demektir, almayayım kalsın! Almak isteyenlere kendisinin bir kaç tüyosunu aktarayım son olarak; madem ben genç yaşta öleceğim, bari bi kaç kişi kurtulsun!:
- Sabahları badem ve fındık yiyin >>>>>(Bu makul bak)
- Salatanızda brokoli, pancar gibi sebzeleri tercih edin.>>>>
(Brokoli??! Yeryüzündeki en tatsız ve yavan sebze! Ağlamak istiyorum!)
- Yulaf kalp dostudur. Bu yüzden sabah kahvaltılarında sütle karıştırılmış yulaf yiyebilirsiniz.>>>>>>>
(Midem kalktı yeminlen! Peynir zeytinin ne günahı var be!)
- Bol bol su için, kalp krizi riskinizi azaltmış olursunuz.
- Günde en az 8 saat uyuyun.
- Her gün 30 dakika yürüyüş yapın.
- Çiğ taze fasulye yiyin.>>>>> (Şaka yapıyorsuuun!)
- Kemiklerinizi güçlendirmek için süt ve süt ürünleri tüketin. >>>
(Sütü severim, bu da makul)
>>>Alinti<<<<



LinkBack URL
About LinkBacks















Alıntı ile Cevapla

Bookmarks