Narsisitlerle nasil ya$anir? Bir Ruh Hastaligi Olan Narsizm Hakkinda Her$ey..
Narsist kişilik bozukluğu yaşayanlar kendileri bu durumun farkına varmazlar ve genellikle depresyon şikayetiyle hekime giderler!
Egosu yüksek olan kişiler nasıl bir duygu dünyasına sahiptirler? Bu kişiler dünyada neden kendilerini tek ve biricik olarak görürler? Çok çalışkan ama rekabetçi, sürekli övgüyle beslenen, eleştirilere karşı aşırı duyarlı olan bu kişiler dünyada dost bulamayan insanlardır. Başkalarına empati yapamayan, acıyamayan, yardımdan nefret eden, karşısındaki kişileri her zaman ezen ve küçük düşüren bu kişileri ve özelliklerini tanımak ister misiniz? Evet diyorsanız Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Oğuz Tan’ın konuyla ilgili açılımlarını sunuyoruz..
-Narsistik nedir?
Narsist kendisini fazla beğenen, üstün gören, hep takdir ve ilgi bekleyen, imtiyazlı olduğuna inanan, özel muamele bekleyen kişidir.
-Kişinin narsisist davranışlar göstermesi neye bağlıdır?
Narsist kişiliğin altında, paradoksal olarak, derin bir kendine güvensizlik yatar. Nitekim bu kişiler çok alıngan, eleştiriye oldukça tahammülsüz insanlardır. Şuuraltı bu kendine güvensizliği bir nevî bastırarak kendini aşırı beğenen insanı üretir. Narsistler ayrıca empati kuramayan, başkalarının duygularını anlayamayan kişilerdir. Kendine güvensizlikle başkalarını anlayamama birleşince, narsisistik kişilik gelişir.
-Narsist davranışların eğitim ile bağlantısı var mıdır?
Narsistler övgüyle beslendikleri için, çok çalışırlar. Dolayısıyla hayatta başarı kazanma, iyi bir yere gelme ihtimalleri yüksektir. Başarı, kendini beğenmişliklerini iyice besler, böylece narsisistin yakın çevresiyle ilişkisi iyice bozulur. Parlak bir statüsü olan, ama yalnız bir insan vardır tepelerde bir yerde. Çalışkan olmayan, başarı kazanamayan narsisistlerin de hayatları kötüdür, çünkü çok ihtiyaç duydukları övgüyü bir türlü elde edemezler.
-Elitist davranışların narsistik kişilik ile bağlantısı var mı?
Narsistler elitist davranışa eğilimlidirler. Statüsü yüksek arkadaşlar edinmek, iyi yerlere gitmek, iyi arabalara binmek isterler. İnsanları ezmekten çekinmezler, kendileri en üstün oldukları için, başkalarını ezmek doğal davranışlarıdır.
-Narsisist eğilimler ilk olarak kişide ne zaman fark edilir?
İzleri ergenlik, hatta çocukluk yıllarına kadar uzanabilir, ama asıl 18 yaşından sonra belirgin hale gelir.
-Narsistik eğilimleri fark edilenler kendini bundan alıkoyabilirler mi?
Narsisistler, genellikle narsisist olduklarını fark etmezler; söyleseniz de kabul etmezler; kabul etseler bile kolay kolay değiştiremezler.
-Gösteri sanatlarıyla ilgili olan kişilerin egolarının gelişmişlikleri ile narsizmin ne gibi bir bağlantısı vardır?
Beğenilmek, övülmek, alkış almak, en parlak-en güzel-en yakışıklı-en başarılı olmak isterler, zaten böyle olduklarına da inanırlar. Bu yüzden seçtikleri mesleklerin göz önünde olması normaldir. Zaten narsizm, zeka ve çalışkanlık ile birleştiğinde çok çarpıcı eserler çıkabilir.
-Peki ego yüksek olmazsa sanat olur muydu?
Her sanatçı narsist değildir. Ama narsistler alkışın bol olduğu sanatlara eğilimlidirler. Başarı da narsizmi besler.
-Narsist duyguların yüksek olduğu diğer meslek dalları hangileridir?
Narsisistler genellikle göz önünde olacakları meslekleri seçerler. Meslekleri ne olursa olsun, göz önüne çıkmaya, sıyrılmaya, başkalarından üstün olmaya çalışırlar.
-Politikacıların da narsist olduklarını söyleyebilir miyiz?
Her politikacı elbette narsist değildir. Fakat politikanın narsistler için cazip bir alan olduğunu söyleyebiliriz. ABD’de yaşayan politik psikiyatri uzmanı Kıbrıslı Vamık Volkan, vaktiyle Türkiye’de yasaklanan Atatürk biyografisinde, Cumhuriyet’in kurucusunun ‘yapıcı narsist’ olduğunu söylemiştir.
-Narsizmi yüksek bir politikacının ülkesine vereceği zarar neler olabilir?
Yapıcı narsistin örneği Atatürk ise, yıkıcı narsisistin örneği Hitler’dir.
-Narsist kişiler duygularını nasıl beslerler?
Övgü bekleyerek ve başkalarını ezerek…
-Narsist kişiler çevresine zarar verirler mi?
Önemli özelliklerinden biri empati eksikliğidir. Başkalarının duygularını anlayamazlar. Zaten başkalarını önemsemezler. Başkaları, ancak kendilerini övmek, onaylamak için vardır. Bu yüzden yakın ilişkileri; evlilik ve yakın dostlukları sürdüremezler. Fedakarlığı hep başkalarından beklerler, çünkü onlar uğruna her türlü fedakarlığın yapılacağı insanlardır. Vermezler, alırlar. Aşkta bile, beğenilmek için vardırlar. Başkalarının hakkını çiğnemekten çekinmezler, hatta hak çiğnediklerinin farkına bile varmazlar, zaten her şeyin kendi hakları olduğuna inanırlar. Çıkarcıdırlar.
-Narsist kişilerin içlerinde doyuramadıkları bir boşluktan söz edebilir miyiz?
Hayatta sürekli onaylanmak, sürekli beğenilmek mümkün değildir. Bu yüzden narsisistin beklentileri, hayatla bağdaşmaz. Ne kadar yükseğe çıksalar, daha yüksektekini kıskanırlar. Evet, doyurulamayan bir boşluk vardır içlerinde.
-Narsistlerin gerçek dostları var mıdır?
Narsisistleri terk etmeyen insanlar, sadece bağımlı kişilerdir. Bağımlı bir eş veya arkadaş, siz ona ne yaparsanız yapın sizi terk edemez, hatta kızmayasınız diye size fikrini bile söyleyemez. Bir narsist ile bir bağımlı arkadaş veya karı-koca olduklarında, narsist bağımlıyı o kadar ezer ki ve bağımlı o kadar kendini ezdirir ki, ortaya utanç verici manzaralar çıkabilir. İnsanları sömürürler, kendi çıkarları için kullanırlar.
-Narsistler neden ikinci adam olmaya razı olamazlar?
Hep en üstün, en kabiliyetli, en başarılı, en güzel, en parlak olarak kendilerini gördükleri için.
-Narsistlik bir kişilik bozukluğu mudur?
Evet, bir kişilik bozukluğudur.
-Narsistik davranışlarda öğrenilmişliğin hiç payı yok mudur?
Genetik etkenlerin de, çocukluk ve ergenlikte yaşanan olayların da, anne-baba tutumlarının da, kardeş ve sosyal çevre ilişkilerinin de payı vardır.
-Narsisistler savunmacı kişilikler midir?
Tenkit kabul etmeyen, tenkit etmeseniz bile sizi yanlış anlayıp kırılan, küsen insanlardır. Bu anlamda savunmacıdırlar.
-Narsisist olmayan kişilerde de narsisistik savunmalar yapmazlar mı?
Hepimiz narsisistik savunmalar yaparız. Çünkü hepimiz kendimizi iyi görmek isteriz. Ama narsisistlerin problemi kendilerini iyiden de öte imtiyazlı görmek ve başkalarına değer vermemektir.
-Narsisistik savunmalar nelerdir?
‘Boyum kısa, ama aklım uzun’ narsisistik savunmalara tipik bir örnektir. Veya ‘Kıroyum, ama para bende.’
-Narsisistler kendilerini sanırım iyi sunuyorlar, anlatımları, satışları iyi değil mi?
Çoğunun sahnesi iyidir.
-Narsisistlerde vefa duygusu görülür mü?
Vefa, narsisist için İstanbul’da bir semt adıdır.
-Acıma hissi ne kadardır bu kişilerde?
Empati kuramadıkları için, acıma duyguları zayıftır. Acıma gösterseler bile, yüzeyseldir, derin değildir.
-Yardım etmeyi, sosyal sorumluluklarda yer almayı pek tercih etmiyorlar herhalde?
Yardım ve sosyal sorumluluk, narsisist için, iyi bir gösteri alanıdır. ‘Sağ elin verdiğini sol el bilmesin’ türü yardım anlayışı narsisistin kitabında yazmaz.
-Yaptırdığı her hayır işine kendi ismi ve ailesinin ismini verenlerde bu duygu azda olsa var galiba?
Yad edilmeyi istemek, mutlaka narsisist olmak anlamına gelmez. Ama narsisistler her türlü hayır işini hayran edinmek için yaparlar.
-Size göre dünyanın gördüğü en büyük narsisistler kimlerdir?
Dünyadaki herkesi tanımadığım için bu soruya cevap veremem. Ama kendi kendini imparator ilan eden Napoleon, kendisine müthiş inancı olan Hitler gibiler sayılabilir.
-Hangi durumlarda narsisistik davranışlar hoş görülebilir?
Çalışkan ve zeki narsisistler, çok önemli işler başarırlar. Siyaset, sanat ve bilimde değerli eserler verirler. Ama bunların bile yakın çevreleriyle ilişkileri pek iyi değildir.
-Narsisistlerin evlilikleri nasıldır?
Almak, ama vermemek esasına dayalıdır. Eşlerini sömürürler. Anlamazlar, ama anlaşılmadıklarını düşünürler.
-Narsisistlerin etkin olduğu iş yerlerinde kişileri neler bekler?
Narsistlerin yetenekli gösterileri yüzünden kendine güven kaybı, değersizlik duygusu. Eleştirilmek, aşağılanmak, ağzıyla kuş tutsa yaranamamak…
-Kendisinin narsisit olduğunu fark eden kişi ne yapmalıdır?
Narsisist olduğunu fark eden kişi genellikle narsisist değildir.
-Narsistiklerin tedavi edilmesi gerekir mi? Ya da bu kişilikler tedaviyi kabul eder mi?
‘Ben narsistim’ diye diye tedaviye gelmezler. Genellikle depresyon yüzünden başvururlar. Çünkü narsistler sık hayal kırıklığı yaşarlar. Çünkü hep sevilme, övülme beklentilerinin hayat boyu devamlı karşılanması mümkün değildir.
Narsisizm veya özseverlik, kişinin kendisine duyduğu cinsi arzu, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan bir terimdir. Farklı tanımları ve kullanımları mevcuttur
Sigmund Freud Narsizmi ‘Dış dünyadan soyutlanan libidonun (cinsel enerji) egoya (ben) yönlendirilmesi’ şeklinde açıklamıştır. Yani libidonun büyük bir depoda toplanır gibi egoda toplanması ve daha sonra nesnelere yönlendirilmesi; fakat kolaylıkla tekrar soyutlanarak egoya yönlenmesi durumudur.
Bebek dış dünya ile ilişki kuramadığı erken bebeklik döneminde gerçek bir narsizm durumu içindedir. Libido dış dünyaya yönlendirilmemiştir. Bebeğin nesneleri 'ben olmayan nesneler' olarak algılaması aylar alır. 'ben' ve 'ben olmayan' arasında bir ayrım yapamaz. Dış dünyaya ilgi duymuyordur ve dış dünyada bile değildir. Bebek için tek gerçek kendisidir. Acıkması, susaması, üşümesi bebek için tek gerçekliktir. Bu durumu 'birincil narsisim' olarak tanımlanır.
Bebek büyüdükçe dış dünya ile ilişkileri artar ve dış dünya kurallarını öğrenir. giderek libidosunu nesnelere yönlendirir; nesne sevgisi ve giderek nesnel düşünce ağırlık kazanır. İnsan her ne kadar libidosuna nesne bulabilse de mutlaka görece olarak bir ölçüde narsist kalır. Bu durumu 'ikincil narsizm' olarak tanımlanmıştır.
Narsizm insan için yaşamını sürdürebilmesi açısından bir ölçüde gereklidir. Bazı durumlarda; kişinin narsizmi toplum için hatta kendi akıl sağlığı için makul oranlarda değilse; kişi akıl hastalıklarıyla karşılaşabilir. Önemli psikiyatrik rahatsızlıklar olan nevroz, paranoya hatta psikozda narsizm etkileri görülmektedir. Birincil narsizmde bebek dış dünyanın ayrımına varmamışken; ikincil narsizmde dış dünya gerçekliğini yitirmiştir.
Narsizmin çok özel bir türü de; Roma sezarları, Mısır firavunları, diktatörler gibi çok güçlü kişilerde bulunan türüdür. Bu insanlar adeta nefes alıp yürüyen yeryüzü tanrıları gibidirler kendi gözlerinde. Yaşam ya da ölüm gibi önemli doğa olaylarına bile bir tek cümleyle karar verebilmekteydiler. En büyük korkuları güçlerini kaybetmeleri, ölüm, etraflarındaki herkesin kendilerine düşman olmasıydı. Güçlerinin ve şehvetlerinin bir sınırı yokmuş gibi davranmaya çalışırlar, sayısız insan öldürüp, sayısız şatolar kurarlardı. Varlıklarının kendilerinin de çözemediği sorununu insan değilmiş gibi çözmeye çalışsalar da aslında durumları düpedüz deliliktir. Dış dünya 'ben' olmadığı için, narsist kişi dış dünyayı anlayamaz/algılayamaz ve bu durum kişide korku yaratır. Diktatör gitgide daha yıkıcı, daha yalnız ve korkak olur.
Mitolojide Narsizm (Narkissos)
Mitolojiye göre, dünya üzerinde birçok tanrı bulunmaktaydı. Bunlar çeşitli doğa olaylarından ya da canlı-cansız varlıkların kontrolünden, davranışlarından sorumluydular. İnanışa göre bu tanrılar insan şeklindeydi ve insanlarla ilişki içine de girerlerdi.
Size narsisizm sözcüğünün köken aldığı narkissos'un mitolojik öyküsünü aktaracağız. Kendine aşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. Ekho bu genç avcıya ilk görüşte aşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır. Ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür . Bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda 'eko' dediğimiz yankılara dönüşür.
Olimpos dağında oturan tanrılar bu duruma çok kızarlar ve Narkissosu cezalandırmaya karar verirler. Gene günlerden bir gün av izindeki Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Yerinden kalkamaz, kendine aşık olmuştur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar, sevmiştir kendi görüntüsünü . O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, ayni Ekho gibi Narkissos ta günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür.
İşte narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında, gereken ilgiyi göremediklerinde aynı Narkissos gibi erirler, çökerler. Başkalarının hakkına saygı göstermeden ve gerçeklerle bagdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek ve o hedefi, gerekli emeği vermeden bile haketmiş sayarak en onde, en gözde ve tek olmak isterler.Kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarini anlayamazlar.Sanki hersey sadece kendileri için vardır ve ne olursa olsun herşeyin kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir. Başkalarının fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyorsa vardır, aksi halde bu fikir ve hareketler tahammül edilemez düşüncelerdir. Gerçekle bagdaşmayan, başkalarinin zararına olup sadece kendi çıkarlarına uygun, kendi plan ve hedeflerine hitap eden maddi ve manevi kazanç sağlayabilecek plan ve hedeflerine ulaşamadiklarinda öfkelerine hakim olamaz, saldırganlaşır ,çöker hatta ağır psikotik tablolara girerler .
Konu MeLDa tarafından (17.07.09 Saat 15:52 ) değiştirilmiştir.
Allah`ım Her dem Sen'i anmayı,Sen'i anlayıp anlatmayı,Sen'i sevip sevdirmeyi nasip et bizlere.
YA İLAHİ ! SENDEN KIYAMETE KADAR BÜTÜN ESMA-İ HÜSNAN İLE ,
DUA EDEN BİR DİLİMİN OLMASINI İSTİYORUM !!!
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks