1 den 6´e kadar. Toplam 6 Sayfa bulundu

Konu: Televizyonun zararlari...

  1. #1
    Hatira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    4,427

    Exclamation Televizyonun zararlari...

    Çocuğun Zihinsel ve Ruhsal Gelişiminde Televizyonun Etkisi

    Araştırmalar, televizyonun en fazla okulöncesi çocuklar üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Çocuk gelişiminde 3-5 yaşları hayal dünyasının en zengin olduğu dönemdir. Hayal ettiği her şeyin gerçekleşeceğine inanır. Bu döneme masal çağı veya işlem öncesi dönem diyoruz. Masallarda anlatılan abartılı ve gerçek dışı olayların gerçekleştiğine inanır. Çocuk için imkansız diye bir şey yoktur.
    Akla gelebilecek her şey mümkündür. Televizyonda izlediği bir çocuk filminde geçen olayların gerçek olduğuna inanır; kurgu olduğunu düşünemez. Bu sebepledir ki, okulöncesi çocukların zihinsel ve duygusal gelişimi üzerinde televizyonun etkisi daha derin ve daha kalıcı olmaktadır.

    Köyümüze ilk radyo geldiğinde altı yaşındaydım. Dedem: Muhtar köy odasına radyo getirmiş dedi. Dedeme sordum: Radyo nedir? Uzun süre düşündükten sonra; içinde insanların konuştuğu, türkü söylediği bir kutudedi.

    Çok merak etmiştim. İçinde insanların konuştuğu bu sihirli kutuyu görmek için can atıyordum. Çocukların girmesi yasak olduğu halde dedem elimden tutup köy odasına götürdü. Oda radyonun başına birikmiş yaşlı insanlarla doluydu. Tok bir erkek sesi türkü okuyordu. Kulaklarıma inanamadım. Dedeme sordum: Bu adam radyoya nasıl sığmış dede? Başını iki yana sallayarak: Vallahi ben de anlamadım torunum... dedi. Ben de anlamamıştım. Anlamamıştım, ama türkü söyleyen adamın radyoadı verilen kutuya bir şekilde sığdığına inanmıştım.

    Seneler sonra, yetmişli yıllarda, çocuklar siyah-beyaz televizyonla tanıştı. Ses veren eski kutunun yerini, sesle birlikte sesin sahibini de gösteren yeni bir kutu almıştı. Artık türkü söyleyen ses sanatçısının nasıl biri olduğunu merak etmelerine, hayal kurmalarına, gerek kalmıyordu.
    Televizyonu ilk defa gören bir çocuğun ne düşündüğünü hep merak etmişimdir. Acaba o da benim çocukluğumdaki gibi, insanların küçülüp bu kutuya sığdıklarını mı düşünecektir?
    Oğlum küçükken televizyondaki insanların canlı olmadığını bildiğini, ama nasıl ses ve görüntü verdiğini anlamadığını söylemişti. Ben de elektronik bilgi cinsinden açıklamalar yapmış, televizyon stüdyosundan, kameradan, vericiden, ses ve görüntü sinyallerinden bahsetmiş; televizyonun bu sinyalleri alıp tekrar ses ve görüntüye çeviren bir alıcı olduğunu anlatmıştım. Oğlum yüzüme soru dolu gözlerle bakınca bu açıklamaların çocuğa göre olmadığını fark etmiştim.

    Televizyon Obezite ve Otizm İlişkisi

    Yukarıda televizyon izlemenin en çok okulöncesi çocuklar üzerinde etkili olduğunu söylemiştik. Çocuğun fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişiminde 0-6 yaş arası dönem çok önemlidir. Günde 1-2 saatten fazla televizyon karşısında oturan bir çocuk aldığı gıdaları yakamayacağı için devamlı kilo alacak, bu da şişmanlığa (obeziteye) zemin hazırlayacaktır. BBC de çocuk programları hazırlayan Paul Smith, televizyonun çocuklar üzerindeki etkisi konusunda kendisiyle yapılan bir röportajda şöyle diyor: Artık aileler çocuklarına yeterince zaman ayıramıyor, dışarıdaki hayat da küçük yaştakiler için yeterince güvenli olmayınca, ebeveynler çocuklarına evlerinde daha çok teknoloji sunuyor. Bu ise her türlü bilgiye maruz kalmalarının ötesinde daha az hareket etmelerine ve daha çok yemelerine sebep oluyor. Sonuçta zihinsel ve fiziksel yönden obez çocukların sayısı artıyor.

    Araştırmalara göre bebekler nöron adı verilen milyarlarca sinir hücresiyle doğar ve ilk üç yılda bu hücreleri destekleyecek ve besleyecek milyarlarca glia hücresi üretilir. Sinir hücreleri, merkezi sinir sisteminin yaklaşık yarısını kaplar ve diğer yarısı da destek görevli hücrelerce doldurulur.

    Yeni doğan bir bebeğin beyni milyonlarca sinir hücresiyle donatılmıştır. Bu hücrelerin aktif hale gelmesi için birbirleriyle dendrit ve akson adı verilen uzantılarla bağlanmaları gerekir. Bu da ancak bebeğin bolca uyaran alması ile mümkündür. Anne baba ve diğer aile üyeleriyle karşılıklı etkileşim, diyalog ve hareket sonunda ortaya çıkan uyaranlar, sinir hücrelerini harekete geçirmekte, merkezi sinir sistemini uyarmakta; bağlantılar kurmakta, böylece çocuktaki zihinsel ve duygusal yetenekler gelişmektedir.

    Sinir hücreleri arasındaki bağlantılar çocuk on yaşına geldiğinde büyük çapta tamamlanmış olur. Okul öncesinde, yani altı yaşına kadar, yeterli uyaran almayan, motor ve dil yeteneği gelişmemiş çocuklarda merkezi sinir sistemi gelişemez, otizm benzeri zihinsel ve fiziksel gerilikler görülür.

    Farklı kurumlar tarafından gerçekleştirilen araştırmalarda günde 2 saat ve daha fazla televizyon izleyen okulöncesi (1-6 yaş) çocukların yaşıtlarına oranla daha çok göz ve zihin tembelliğine maruz kaldıkları, bunun da ileride okuma becerisini ve okul başarısını olumsuz yönde etkilediği ortaya konmuştur.

    Televizyon Şiddete Yatkınlık ve Antisosyal Kişilik İlişkisi

    İzlediği bir filmin veya programın kurgu olduğunu fark edemediği, izlediklerini yorumlama, olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kurma gibi zihinsel yetenekleri henüz gelişmediği için okul öncesi çocuklar (1-6 yaş arası) televizyon karşısında tamamen korumasız durumdadırlar. Uzun yıllar televizyonda çocuk programları yapan Dr. Tekin Özertem bu gerçeği çocukları 8. katta açık bir pencerenin önünde tek başına bırakıyoruz sözleriyle ifade etmektedir.

    Bir çocuk, gerçek hayatta, okul çağına kadar bir veya iki ölüm olayıyla karşılaştığı halde; televizyon izlerken binlerce ölüm olayıyla karşılaşmakta; bu da ölümü sıradan bir olaymış gibi algılamasına yol açmaktadır.

    Cinsel serbestlik, şiddet ve korku içeren sahnelerin sık tekrarı çocukların şuur altlarına şiddet ve antisosyal duyguların yerleşmesine yol açmaktadır. Dünyayı hep güçlülerin kazandığı, zayıfların yaşama şansının olmadığı bir yer olarak düşünmekte; karşılaştığı zorlukları ve anlaşmazlıkları şiddet yoluyla çözmeye çalışmaktadır.

    Fazla TV izleme; çocuklarda uyku bozukluğu, cinsel ve duygusal bozukluklar, yalnız kalmak istememe, korku ve endişe duygularına sebep olabilir.

    Okullarda son senelerde artış gösteren şiddet, uyuşturucu kullanımı, sigara ve içki alışkanlığı gibi davranış bozukluklarının; derslere karşı ilgisizlik, okulu ve ders çalışmayı sevmeme, ödevlerini yapmama, okula ve derslere geç kalma, sınavlarda başarısızlık, öğretmenle göz kontağı kurmama, anne babasına ve yaşıtlarına ilgisizlik, onlarla duygusal ve sosyal iletişime geçmeme, içine kapanıklık, iletişim sorunları gibi duygusal bozukluklarda zararlı televizyon programlarının payı oldukça yüksektir.

    Televizyonun Zararlı Etkilerine Karşı Aileye Tavsiyeler

    *Çocuklarınıza karşı sevginizi belli edin:


    Kendisini güvencede hissedebilmesi ve diğerlerine güvenebilmesi için, her çocuğun anne-babasıyla ve aile büyükleriyle güçlü bir "sevgi bağı" kurabilmesi gerekir. Kendisine sevgi ve ilgi gösteren bir yetişkinle böyle bir bağ kuramayan bir çocuğun, düşmanlık duyguları içinde gelişmesi ve problemli bir genç olması ihtimali vardır. Kendileriyle çok küçük yaşlardan itibaren ilgilenilmiş çocuklar arasında "sorunlu davranışları" olan gençlere daha az rastlanmaktadır.

    *Çocuklarınıza gözetim altında destek verin:

    Çocuklar kendi ayakları üzerinde duruncaya kadar, cesaretlendirilmek, korunmak ve destek almak için aile büyüklerinin rehberliğine ihtiyaç duyarlar. İlköğretim yaşındaki çocukların, bir yetişkinin gözetiminde yapılan, okul-dışı spor faaliyetlerine, müzik kurslarına, eğitici eğlence programlarına katılmaları sağlanmalıdır.

    Gözetim altında yapılan eğlence faaliyetlerine çocuğunuzla birlikte gitmeye çalışın, diğer çocuklarla ilişkilerini izleyin. Diğer çocukların aşağılayıcı, tehditkar, küfürlü konuşmalarına ve saldırgan davranışlarına karşı nasıl cevaplar verdiğine dikkat edin. Küfürlü sözlerin ve saldırgan davranışların uygun yöntemler olmadığını çocuğunuza anlatın.

    *Sorunlarını çocuklarınızla birlikte tartışın:

    Sorunlarını şiddet kullanarak çözmeye kalkarlarsa neler olabileceğini sorun. Bu tür sesli düşünme denemeleri çocuklarınızın şiddetin olumsuz sonuçlarını fark etmelerini, şiddete başvurmanın yararlı bir yöntem olmadığını görmelerini sağlayacaktır. Çocuklarınıza anlaşmazlıklarını, tehdit, yumruk ya da silah kullanarak değil, sakin ve yerinde kullanılan sözcüklerle çözmelerini öğretin.

    *Çocuklarınıza dayak atmayın:

    Dayak en kırıcı ceza şekli ve en kötü eğitim aracıdır. Çocuklarınıza ceza vermek için onları itmek, kakmak, tokatlamak, vurmak ya da dayak atmak gibi davranışlar, onlara sorunlarını iterek, kakarak, vurup, çarparak çözmenin uygun olacağı; ceza vermeleri gerektiğinde onların da benzer şekilde cezalar verebilecekleri mesajını vermektedir. Halbuki fiziksel olamayan disiplin yöntemleri çocukların duygularıyla daha kolay başa çıkmalarına yardımcı olmakta; sorunlarını şiddet-dışı yöntemlerle çözebileceklerini öğretmektedir.

    Olumsuz bir davranışı karşısında çok üzüldüğünüzü, bu davranışı kendisine yakıştıramadığınızı söylemeniz, hassas bir çocuk için dayaktan daha etkili olacaktır. Birkaç dakika bir köşede sessiz oturmasını istemek, bir süreliğine küsmek, bir-iki gün harçlığını kesmek, sokağa çıkmasını yasaklamak gibi cezalar daha caydırıcı ve ruhsal yönden daha az yaralayıcıdır.

    *Çocuklarınızı reklamların istismarına karşı koruyun:

    Çocuklar, tüketim ekonomisi bakımından büyük bir potansiyeldir. Çocuklar reklamların arkasındaki amacın çok satmak olduğunu anlayamazlar. Bu yüzden şekerleme, kraker, çerez, kola, aromalı yoğurt, hamburger gibi ayakta tüketilen yiyeceklerin reklamlarına karşı tamamen korumasızdırlar. Televizyon reklamları, çizgi film kahramanlarını da kullanarak, ayakta yenen, iştah kapatan ve sağlıklı beslenmelerini engelleyen yiyecekleri tüketmeye özendirir. Çocuklarınızı bu reklamların amaçları konusunda bilgilendirin. Ailece sofraya oturmayı alışkanlık haline getirin.

    *Çocuklarınıza ahlaki ve manevi değerler kazandırın:

    Çocuk ailenin aynasıdır. Karşılıklı sevgi ve saygının hâkim olduğu, ahlaki ve manevi değerlere önem verildiği, anlaşmazlıkların şiddetle değil konuşarak çözüldüğü ailelerde çocuklar ruhsal yönden daha sağlıklı yetişeceklerdir. Sorumluluğunu bilen anne babalar çocuklarına zaman ayırmalı, onların ahlaki ve dini eğitimiyle yakından ilgilenmeli, televizyonun zararlı etkilerinden korumak için izleyecekleri çizgi filmleri, eğlence ve eğitim programlarını denetimden geçirmeli, faydalı olanlarına izin vermelidir.

    Bazı aileler, ahlaki gelişimine aykırı olduğu ve okul başarısını düşürdüğü gerekçesi ile çocuğa televizyon izlemeyi yasaklamaktadır. Kimi aileler de eve televizyon almamakta, televizyonsuz bir hayatı tercih etmektedir. Eğer çocuklar dahil bütün aile üyeleri buna razı iseler; kendilerinde bir eksiklik hissetmiyorlarsa, mesele yoktur. Ancak bu ailenin ortak tercihi değil de babanın otoritesini kullanarak koyduğu bir yasak ise; üzerinde düşünülmesi ve tartışılması gerekir.

    Bize göre mantıklı çözüm, televizyonu kontrol altında tutmak, faydalı ve gerekli olanları seçerek izlemek, günlük izleme süresini minimuma indirmek, bunu yaparken ahlaki ve dini hassasiyeti olan, aile mahremiyetini önemseyen kanalları tercih etmektir.
    AsLa BiriLerinin Umudunu Kirma,
    BeLkide Sahip oLduklari Tek Sey O'dur.



    "BOL BOL TEBESSÜM ET GÜLÜMSE"
    Hem Maliyeti Ucuzdur
    Hem De Değerine Paha Biçilmez...

    Kötümser yanlız tüneli görür,
    Iyimser tünelin sonundaki ışığı görür,
    Gerçekçi tünelle birlikte ışığı ve de gelecek treni görür.

  2. #2
    Hatira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    4,427

    Standart

    Saatlerce televizyon karşısında kalarak müzik dinlemek, reklam izlemek çocuklarda otistik özellikler geliştirebiliyor. Trabzon Doğum ve Çocuk Bakımevi Başhekimi Uzm.
    Dr. İsmail Topal, 0-3 yaş arası çocuklarda, uzun süreli televizyon izlemenin konuşma sürecini yavaşlatabileceğini söyledi.

    3 yaş arası çocukların dış dünyadan kopuk, kendi hallerinde olma eğilimini bazı etkenlerin tetiklediğini belirten Topal, "Bu yaş grubundaki çocukların günde saatlerce televizyon karşısında kalarak müzik dinlemesi, reklam izlemesine bağlı olarak konuşması gecikebilir. Çocukta otistik özellikler gelişebilir. Anne
    babaların bu kritik evrede çocuklarına çok fazla televizyon izlettirmekten kaçınmaları gerekir" diye konuştu.

    "Konuşması geciken çocuklar..."

    Çocukların normal gelişim sürecinde ilk altı ayda mama, baba, dada gibi heceler çıkarmaya başladığını, 12 aydan itibaren anne, dede gibi sözcükler kullandığını, 18 aydan itibaren de cümle kurmaya başladıklarını dile getiren Topal, bu gelişim dönemlerinin çok gerisinde kalan çocukların genel olarak konuşma yönünden incelenmesi gerektiğini söyledi.

    Bazı çocukların, anatomik ya da psikolojik bir sorunu olmadığı halde geç konuşmaya başlayabileceğini de ifade eden Topal, "Anne babalara tavsiyemiz, belli bir dönem bekledikten sonra hala konuşamayan çocukları için gerekli incelemeyi yaptırtmalarıdır" dedi.

    Konuşmanın, fiziksel durumlara da bağlı olduğunu kaydeden Başhekim Topal, "Konuşmanın normal olabilmesi için yapısal olarak sinir sistemi ile dil kasları arasındaki yolların, ağız-damak-dudak-diş yapısının normal olması gerekir" diye konuştu.

    Konuşmayı geciktirebilecek başka unsurlar olduğunu da vurgulayan Topal, şunları söyledi: "Zeka olarak yaşıtlarından geri olan çocuklar, yaşıtlarından daha geç konuşmaya başlar. İşitme sorunu olan çocuklar da dış dünyadan hiçbir ses işitmedikleri ve uyarılmadıkları için konuşma sorunu yaşar. Çocuğun görme sorununa bağlı olarak çevresinde olup bitenleri algılayamaması, nesneleri tanıyamaması konuşma açısından sorun yaratır. Ayrıca sık havale geçiren veya epilepsi hastası çocuklarda da konuşma gecikebilir"

    "Aile ortamı konuşma sürecini etkiler''

    Çocuğun konuşma ve iletişim yönünden gelişimini hızlandırmak için sevgi ve huzur dolu bir aile ortamının önemli olduğunu dile getiren Topal, çocukla ilgilenerek ona sevildiğini hissettirmenin konuşma sürecini olumlu etkilediğini kaydetti.

    Topal, çocuğun konuşma sürecini hızlandırmak için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:

    "Konuşma sürecini hızlandırmak için onunla sık sık konuşmak ve oyun oynamak, kendi halinde kalmasına izin vermemek, yaşıtları ile oyun oynamasını sağlamak, insanlar arasında sık sık bulundurmak, ninni söylemek önem taşıyor.


    Ayrıca çocuğun size gönderdiği ses ve mesajlara cevap vermek, konuşurken ses tonunu iyi ayarlamak, onun fikirlerine değer vermek, kendine güvenini artırmak, kalabalık ortamlarda konuşmasını sağlamak, konuştuğunda onu cesaretlendirmek
    önemlidir."
    AsLa BiriLerinin Umudunu Kirma,
    BeLkide Sahip oLduklari Tek Sey O'dur.



    "BOL BOL TEBESSÜM ET GÜLÜMSE"
    Hem Maliyeti Ucuzdur
    Hem De Değerine Paha Biçilmez...

    Kötümser yanlız tüneli görür,
    Iyimser tünelin sonundaki ışığı görür,
    Gerçekçi tünelle birlikte ışığı ve de gelecek treni görür.

  3. #3
    Melegimm20 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    661

    Standart

    sadece televizyon degil.
    bilgisayarda oyle..
    ben 4 yasinda yegnim var ve internette oyun
    bile oynuyor o yasta..

    televizyon ve Pc insana bagimlilik yaratiyor..

  4. #4
    Hatira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    4,427

    Standart



    TELEVİZYONUN ZARARLARI

    TELEVİZYONUN ZARARLARI

    1-TELEVİZYONDAKİ KÖTÜ PROGRAMLARI ÖRNEK ALAN ÇOCUKLAR ÜLKEDEKİ SUÇ ORANINI ARTTIRIR.



    2-TELEVİZYONA ÇOK BAĞLI OLAN KİŞİLERDE BAZI RAHATSIZLIKLAR OLABİLİR.(ÖRNEK:GÖZ BOZULMASI)



    3-OKUMAK YERİNE TELEVİZYONDAKİ PROGRAMLARDAN BİLGİLENMEYE ÇALIŞMAK, OKUMA KÜLTÜRÜNÜ ÖLDÜRÜR.



    4-TELEVİZYONA ÇOK BAĞLI OLAN KİŞİNİN HAYATTA HİÇBİR AMACI KALMAZ VE HAYATTA BİR AMACI OLMAYAN KİŞİNİN YAŞAMASINA GEREK YOKTUR.



    5-TELEVİZYON İNSANLARI TEMBELLEŞTİRİR TEMBEL OLMAYA YÖNELTİR.



    6-DERS ÇALIŞAN BİRİNİN ÇALIŞTIĞI YERDE TELEVİZYON BULUNMASI O KİŞİNİN DİKKATİNİ DAĞITARAK DERS ÇALIŞMASINA ENGEL OLUR.



    7-TELEVİZYONA ÇOK BAĞLI OLAN KİŞİLERİN İŞLERİ AKSAYABİLİR.



    8-YÖRELERİ KÖTÜ TANITAN BİR FİLMDE, O YÖRENİN İMAJINI BOZABİLİR.



    9-AYRICA ÇOK FAZLA TELEVİZYON İZLEMEK ENERJİ KAYBINA NEDEN OLUR.



    10-YAŞINA UYGUN OLMAYAN KİŞİLERİN ZARARLI PROGRAMLAR İZLEMESİ, KİŞİNİN RUHSAL VE ZİHİNSEL PROBLEMLER YAŞAMASINA NEDEN OLUR.



    ve tabii ki birde fazla izlendimi cebede zararı var...



    AsLa BiriLerinin Umudunu Kirma,
    BeLkide Sahip oLduklari Tek Sey O'dur.



    "BOL BOL TEBESSÜM ET GÜLÜMSE"
    Hem Maliyeti Ucuzdur
    Hem De Değerine Paha Biçilmez...

    Kötümser yanlız tüneli görür,
    Iyimser tünelin sonundaki ışığı görür,
    Gerçekçi tünelle birlikte ışığı ve de gelecek treni görür.

  5. #5
    Hatira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    4,427

    Standart

    Türkiye dünya birincilerini zorluyor




    Biz yetişkinler için bile zararları sürekli tartışılan bu alışkanlığın, çocuklarımıza neler yapabileceğini hiç düşündünüz mü?Türkiye, günde ...


    Türkiye, günde dört saat televizyon seyretme ortalamasıyla dünya birinciliğini zorluyor.

    Biz yetişkinler için bile zararları sürekli tartışılan bu alışkanlığın, çocuklarımıza neler yapabileceğini hiç düşündünüz mü?

    Bazılarımız artık yavaş yavaş televizyonun zararlı etkileri konusunda bilinçlenmeye başlasak da, tüm dünyada 26-30 Nisan arasında, "Televizyon Kapatma Haftası" adı altında insanlara bu zararlar anlatılmaya çalışılsa da, alışkanlıklar yakamızı kolay kolay bırakmıyor. Araştırmalara göre, ülkemizde her 100 aileden 98'inin oturma odasında bir televizyon var. Yetişkinler, günlerinin en az 2-3 saatini televizyon karşısında geçiriyor. Bu oran gençler ve çocuklarda daha da artıyor. Bir çocuğun günde ortalama 3 saat televizyon izlediğini düşünürsek, bu yılda 1.100 saat eder. Bu zaman dilimi, insan ömrüne göre hesaplanacak olursa, 70 yaşına ulaşmış bir kimse, ömrünün 7-10 yılını televizyon başında geçiriyor demektir. Davranış Bilimleri Enstitüsü, çocuk ve gençlik biriminden klinik psikolog Şeniz Pamuk'un bize aktardığı bilgilerle hazırladığımız özel dosyamızı açıyoruz.

    "Sabah okula gitmesi için yataktan zar zor kaldırıyoruz. Daha elini yüzünü yıkamadan doğru televizyona gidiyor, sanki televizyonu açmadan güne başlayamıyor."

    "Okuldan gelince daha ayakkabısını çıkarmadan hemen televizyonun başına gidiyor ve akşam ben bağırana, zorla kapattırana kadar seyrediyor"

    "Hafta sonları erkenden uyanıp televizyonun karşısına geçiyor."

    "Tatil günleri bütün gün televizyonun başında, onu oradan almak imkansız. Arkadaşlarıyla dışarıda oynamak bile istemiyor."

    "Yemeğini sadece televizyonla yedirebiliyoruz, başka türlü ağzını açmaz."
    "Yemeğini tepsiyle televizyonun önünde yer."

    "Reklamların sesini duyunca, içeride işi olsa bile koşarak gelir, ekrana yapışır."
    "Bütün gün elinde kumanda, o kanaldan bu kanala gezinir durur."

    Bu üzücü örnekleri çoğaltmak mümkün...

    Anne iş yaparken çocuk televizyona emanet

    Televizyon, 1970' lerden itibaren tanıştığımız bir olgu. 1990'lardan sonra da gerek kanal sayısının, gerekse program çeşitlerinin artmasıyla, yaşamın temel parçalarından biri haline gelmiş bir elektronik icat. Televizyonu, girdiği tüm toplumlar gibi Türk toplumu da çok sevdi. Sadece çocuklar değil, her yaştan insan kendisine televizyonda seyredecek bir şeyler buldu. Zamanla bu seçimler vazgeçilmez bir konum kazandı.Öyle ki anneler evlerinde kendi işleriyle meşgulken, çocukların sorun çıkarmadan oyalanmaları için, televizyon bir araç olarak kullanıyor. Üstelik çoğu anne baba, televizyonun çocukları için çok zararlı olduğunu bilse bile, çocuklarını bu alışkanlıktan uzak tutmayı başaramayıp sadece çocuğun seyrettiği programları kısıtlamaya gitmekle yetiniyor.. Oysa çocuğunuzun televizyon seyrettiği zamanlarda neler kaçırdığını ve bu görevine sadık dadının altında nasıl bir canavar yarattığını bilseniz, acaba bu kadar rahat davranabilir misiniz?

    Uzmanlara göre, televizyonun zararlarını yaş aralıklarına bölerek anlatmak gerekirse aşağıdaki tablo sorumluluk sahibi ebeveynleri ürkütebilecek kadar önemli gerçekleri taşıyor.

    0-3 yaş arası çocuklar

    Küçük çocukların, özellikle iki yaşından önceki dönemlerde, dikkat süreleri oldukça kısadır. Zihinsel gelişimleri de televizyondaki bir çok programı anlama açısından yetersizdir. Bu nedenle, çocukları 2 yaşından önce televizyonla tanıştırmanın pek bir anlamı yoktur. Bu yaşta çocuk televizyona ancak anlık bakar. 2 yaşından sonra çocuğun görsel dikkati artmaya ve zihinsel olarak gördükleri arasında bağlantı kurmaya başlar.

    Televizyonun zararlı etkilerinden en çok nasibini alanlar 0-3 yaş arası çocuklar. Çünkü bu yaş aralığı, çocukların psikososyal ve psikomotor becerilerinin temelinin atıldığı dönemdir. Bu yaşlarda gelişimde meydana gelebilecek bir aksama, gelişimin ileriki evrelerinde telafisi zor zararlar verir. Bu dönemde çocuğun ebeveynlerinden sevgi ve ilgi görmeye her şeyden çok ihtiyacı var. Böylece olumlu bir psikolojik temel geliştirmesine zemin hazırlanabilir. Çocuk televizyon gibi cansız bir uyaran karşısında sevgiden, ilgiden ve iletişim kurma olanağından yoksun bırakıldığında bu gelişme eksik ve yetersiz kalır.

    Ayrıca televizyon karşısında çok fazla vakit geçiren (bir iki saatten fazla) çocuklarda bazı psikiyatrik tabloların gelişme riski daha fazladır. Çevreye karşı ilgisizlik, çevreyle duygusal ve sosyal iletişime geçememe, kendi etrafında dönme, sallanma, cansız nesnelerle aşırı ilgilenme, konuşma ve karar vermede zorlanma gibi bir tablo ortaya çıkabilir. Bunun önüne geçmek için, ebeveynlerin çocukların televizyon seyretme saatini kısıtlamaları ve çocuklarını sosyal iletişime geçmeleri için teşvik etmeleri gerekir.

    4-7 yaş arası çocuklar

    Bu dönemde çocuk, gerek dil gelişimi, gerekse hareket gelişimi açısından çok önemli aşamalar kaydetmiştir. Bunun pareleli olarak arkadaş ve aile gibi sosyal çevreleri de genişler ve daha işlevsel bir hal alır. Çocuğun çok fazla televizyon seyretmesi, gelişimini olumsuz yönde etkilediği gibi, öngörülmesi zor olan bazı tehlikeleri de birlikte getirir.

    İzledikleri çizgi film kahramanı gibi uçmaya çalışan, yine bu kahramanlar gibi kendisine zarar vereceğini bilmediği nesnelerle kendisini ya da arkadaşını yaralayan çocuklar olduğunu duyuyoruz. Bu olayların sebebi, bu dönemdeki çocukların seyrettikleri görüntüleri soyut olarak algılama yeteneklerinin henüz gelişmemiş olmasındadır.

    Ekrandaki görüntüler çizgi film bile olsa, çocuklar tarafından somut gerçeklermiş gibi algılanır. Bu yaşlardaki çocukların şiddet ve aşırı fantastik ögeler içeren programları seyretmesi engellenmelidir. Bu engelleme çocukta şiddet duygusunun gelişimini önlemek açısından da kritik önem taşır. Bunun yanı sıra çocuğun korku, şiddet ve gerilim öğeleri barındıran görüntülerden korunmasına da özen gösterilmeli. Muhakeme yeteneği 16 yaşına kadar gelişmeye devam eder. Bu yaşlarda izlenen korku görüntüleri travmatik etki bırakır. Ebeveynlerin, çocuklarının bazı programları seyretmelerini engellerken, bu konuya özellikle hassasiyet göstermeleri gerekir.

    7-12 yaş arası çocuklar

    Bu yaşlardaki çocukların televizyon seyretmeleri daha küçük yaşlardaki çocuklar kadar tehlikeli olabilir ve denetim altında tutulması çok önemlidir. Okul grubu denilen bu yaş aralığındaki çocuklar, televizyonun eğitici yönlerinden, daha küçük yaşlardaki çocuklara göre daha fazla yararlanabilirler.

    En önemli fark, bu yaşlarda soyut düşüncenin yerleşmeye başlamasıdır. Buna rağmen bu yaşlardaki çocuklar, televizyonun zararlı etkilerinden korunamazlar. Şiddet, korku ve gerilim içeren görüntüler, bu yaşlardaki çocukların gelişimine azımsanmayacak ölçüde zarar verir.

    Bunun dışında, günün çoğunu okulda geçiren çocukların, geri kalan kısıtlı saatlerini televizyonun karşısında geçirmeleri gelişimsel açıdan sağlıklı bir durum değildir. Henüz gelişme döneminde olan bu çocuklar, mümkün olduğunca fiziksel ve sosyal aktivitelerle yönlendirilmeli, okuma alışkanlığı kazanmaları için teşvik edilmelidirler. Çocuğun ailesi ve arkadaşları ile geçireceği zaman da, ilerideki sosyal ilişkileri açısından özel bir önem taşır.

    Televizyon programları neden zararlı?

    Reklamlar

    Reklam seyretmek çocuğun spontan dikkatini ve görsel hafızasını geliştirmesine yararlı olabilir. Ancak uzun vadede, çok fazla seyredildiğinde, çocuğun dikkat süresinin kısa kalmasına, bir konuyu uzun süre takip edememesine neden olabilir.

    Ayrıca, çocuğun tüketim alışkanlıklarını, reklamverenlerin menfaatleri doğrultusunda şekillendirir. Reklamlar, çocuklara, şu veya bu ürüne sahip olarak mutlu olacakları mesajını verir. Yetişkinleri bile etkileyen bu mesajların, çocuklar üzerindeki etkisi çok daha fazladır. Çocuklar reklamlarda gördükleri ürünleri ısrarla isteyerek ebeveynleriyle sürtüşebilirler.

    Yanlış rol modelleri

    Çocuklara özellikle diziler ve bazı televizyon programları aracılığı ile bazı rol modelleri dayatılır. Çocukların seyrettiği programlarda sunulan cinsiyet rolleri son derece basmakalıptır. Çocuklar bu klişeleri zihinlerine yerleştirip onlarla özdeşleşirler. Bu nedenle bir dönem Türkiye'de değişik yaş gruplarından erkekler "Polat Alemdar" olmak istemişlerdi. Kız çocukların da 0 beden olmak için sürekli rejim yapmaları bu yüzdendir. Bu tür programlar genellikle erkek çocuklara daha çok şiddet kullanan baskın kişiler olmaları, kız çocuklara da daha pasif ve sessiz olmaları gerektiğini belirten mesajlar vermektedir. Toplumumuzun beklentileri ile büyük ölçüde örtüşen bu mesajlar, çocuklara yanlış ve cinsiyetçi rol modelleri sunmaktadır.

    "Sihirli" programlar tehlikeli

    Çocuklar programlardaki kahramanlar gibi yaşamaya çalışıp, onların olaylar karşısında yaptıklarını örnek alarak kendi düşünce ve kimliklerini oluşturmada zorluk yaşayabilirler.

    Televizyonda çocuklar açısından tehlike yaratabilecek yeni bir program türü de sihirle ilgili programlardır. Bu dizilerde tüm sorunlar sihirle çözülmekte, insanlar işlerini kolaylıkla halledebilmekte ve imrenilecek bir güce sahip olmaktadırlar. Çocuklar Spider Man gibi camdan aşağıya atlamak istemekte, sihirli değnekle isteklerine bir an önce ulaşmaya çalışmaktadırlar.

    Aileden beklentiler

    Çocuk; dizi, reklam gibi programlardaki aile profilliyle kendi ailesini kıyaslamaya girerek karşılaştırmalar yapmakta, televizyondaki ailelere benzemedikleri noktalarda ailesini suçlamakta ve memnuniyetsiz olma eğilimine girmektedir. Bunun dışında üvey anne ve babanın olumsuz resmedilmesi de, üvey anne ve babalarla çocukların ilişkilerini olumsuz etkilemektedir.

    Şiddet eğilimi

    Çocuk duygusal alanda televizyondan neler öğrenir? En başta şiddeti öğrenir. Bu konuda Amerika'da yapılmış araştımalar, çocukların bir saat içinde ortalama 20 şiddet içeren görüntüye maruz kaldıklarını, prime time'da televizyonda yaklaşık 350 karakter göründüğünü ve bunların 7'sinin öldüğünü ortaya koymuştur. Amerikalı çocuklar 13 yaşına geldiklerinde televizyonda ortalama 8000 cinayete tanık olmaktadırlar. Bu rakamların Türkiye için daha düşük ölçeklerde geçerli olduğunu kabul etsek bile, durum çok iç açıcı gözükmemektedir.

    Yapılan diğer araştırmalar, küçük yaşta çok televizyon seyredip, şiddetten ve saldırganlıktan etkilenen çocukların, ileri yaşlarda daha çok şiddet sergilediklerini, kanuna karşı geldiklerini, daha çok ceza ödediklerini göstermektedir. Saldırgan tutumda, en belirleyici ögenin televizyon seyretmek olduğu ortaya çıkmıştır.

    Dişi figürlerin kahraman ve saldırgan olarak gösterildiği programları seyrederek büyüyen kız çocukların da, diğer yaşıtlarına göre daha saldırgan oldukları saptanmıştır. Şiddet uygulayan karakterler haklı, sempatik, sihirli, doğaüstü güçlere sahip ve aslında iyi kalpli karakterler olarak yansıtılmaktadır. Yapılan araştırmalarda, televizyon seyreden çocukların seyretmeyenlere oranla daha saldırgan davranışlar gösterdiği tespit edilmiştir. Şiddet programı seyretmek çocuklarda gerginlik, endişe, uyuma zorlukları ve kabuslara da sebep olabilir.

    Okuma ve düşünme

    Çok televizyon seyreden çocuklar okumaya vakit ayıramadığı için; televizyonun olumsuz etkisinin ikiye katlandığını söylemek mümkündür.

    Dilde yozlaşma

    Fazla televizyon seyreden çocukların, kendilerini ifade etmekte zorlandıkları; dil gelişimi ve iletişim kurma açısından yaşıtlarının gerisine kaldıkları bilinmektedir.

    Televizyonun çocuk üzerindeki yararlı etkileri:
    Televizyonun çocuk üzerinde genel olarak zararlı etkilerinden bahsedilse de, yararlı etkilerinin olduğu da bir gerçektir. Bunları şu şekilde özetlemek mümkündür:

    *Yaşa uygun programlar, çocuğun dil gelişimini, özellikle anlama ile ilgili olan bölümünü olumlu olarak etkiler.
    *Çocuğun görsel muhakemesi, yani gördüklerinden doğru anlamlar çıkarma becerisi gelişir.
    *Doğru örnekler, çocuğun sosyal becerilerini pekiştirir; yardım etmek, kendini kontrol etmek, paylaşmak, işbirliği yapmak gibi.
    *Çocuk, kendi yaşam şartları içinde karşılaşmayacağı durumlar, değişik yaşam tarzları, doğa olayları, vb. hakkında bilgi edinebilir.
    *Çocuk, değişik düşünme biçimleri ile tanışır.

    Ne yapmalı?

    Televizyon, günümüz toplumunda yok sayabileceğimiz bir araç değil. Evinde televizyon olmayan anne-babaların çocukları bile televizyondan haberdar ve buldukları yerde seyrediyor. Dolayısıyla, esas sorulması gereken soru, televizyonun çocuklar açısından en yararlı hale nasıl getirilebileceği.

    Bugünlerde çocukların televizyonda gerek çocuk programları adı altında seyrettikleri, gerekse yetişkinler için hazırlanmış programlar, fazla özenilmeden hazırlanmış, insanların en temel dürtülerine hitap eden, yüzeysel programlar. Bu da çocukların televizyondan edinecekleri kazanımları en aza indiren bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Öte yandan, çok emek harcanarak hazırlanmış, örneğin "Susam Sokağı" tipinde bir programın da çok popüler olabileceğini biliyoruz. "Seyirci bunu istiyor" mantığını bir an önce bir kenara bırakıp, "Ben yapımcı olarak toplumun genel kalitesini nasıl yükseltebilirim?" sorusunu sormanın tam zamanı.

    *Önce kendinizi televizyon esaretinden kurtarın. Çalışmaya ara verdiğinizde veya yorulup koltuğa oturduğunuzda kumandaya sarılmaktan vazgeçin. Bunun için en iyi yol, olanağınız varsa televizyonunuzu evin en çok kullanılan salon veya oturma odası gibi yerlerine yerleştirmek yerine, kapısı sadece bu iş için açılacak bir oda ayırmak. Küçük çocuğunuzun odasında ise televizyon asla olmamalı.
    *Çocukların televizyon izleme zamanlarını sınırlandırın. Bu sürenin, günde bir veya iki saati geçmemesini sağlayın.
    *İzlediği programları denetleyin. Çocuğunuz televizyon karşısında savunmasız kalmasın. Ayrıca programları beraber izleyerek, program üzerinde konuşmak, anlatmak, açıklamalarda bulunmak da faydalı olabilir.
    * Şiddet konusunda konuşarak doğuracağı sonuçları ve gerçek hayatta vereceği acıları belirtin.
    *Televizyondaki şiddet programları, reality şovları izlemesinin kesinlikle önüne geçmelisiniz.
    *Örnek alınabilecek çocuk oyunları içeren programları seyretmesini sağlayabilirsiniz.
    Güzel duyguları pekiştiren, yorumlayabileceğiniz ve sentez yapabileceğiniz programları beraber seyredebilirsiniz.
    * Televizyon çocuğunuzun dadısı değildir; kendinize zaman ayırmak için kesinlikle televizyon karşısında çocuğunuzu yalnız bırakmayın.
    *Televizyona alternatif olarak aile katılımı gerektiren oyunlar ve diğer etkinlikler düzenleyin.
    *Çocuğunuzun hangi programları seyredeceğine yönelik planı önceden yapın.


    AsLa BiriLerinin Umudunu Kirma,
    BeLkide Sahip oLduklari Tek Sey O'dur.



    "BOL BOL TEBESSÜM ET GÜLÜMSE"
    Hem Maliyeti Ucuzdur
    Hem De Değerine Paha Biçilmez...

    Kötümser yanlız tüneli görür,
    Iyimser tünelin sonundaki ışığı görür,
    Gerçekçi tünelle birlikte ışığı ve de gelecek treni görür.

  6. #6
    ByCaRiZMa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Sakarya imparatorluğu
    Mesajlar
    262

    Standart

    Sadece televizyon değil tabikide televizyon şimdi ilk sıralarda değil bilgisayar cep telefonu gibi aletler suan dahada zararlı.

Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351