O'nu Özlüyorum.

Aslında Onu hiç görmedim.
Yüz yüze hiç gelmedim.
Ama onu tanıyorum !!

Sesini cızırtılı bantlardan dinledim. Hep siyah beyaz filmlerde gördüm yüzünü, çelik bakışlarını şiirlerde okudum.

O'nu Yaşıyorum.

Özlü sözlerini okudum köşe başlarında, adını her sabah okul sıralarında andım.Şimdi bunca yıl sonra onun son yolculuğa çıkıyorum. Bir kez daha... Onun geçtiği yollardan geçiyorum. Yollarda bıraktığı anıların izini sürüyorum. Çektiği acıları ruhumda taşıyorum.

Onu Arıyorum.


9 kasımda ikinci komaya girmiştir ve artık uyanmayacaktır. Koma karındaki suyun ikinci defa alınışından 8 saat sonra başlamıştır. Tam 36 saat sürer. Doktorların ve arkadaşlarının, başının ucunda çırpınmaktan ve ağlamaktan başka yapabilecekleri bir şey yoktur. Son komaya girmezden biraz önce Atatürk'ün son suali:
"
Saat kaç?"

demek olur...
10 Kasım Perşembe günü sabahı derin bir dalgınlık içinde hayata gözlerini yumar: Saat 9,05...
Atatürk ölmüştür...

Her insanın karşılaşacağı ölüm gerçeğinin son saniyeleri geldiğinde, o sırada yanında bulunanlardan Dr. Neşet Ömer bey “Dilinizi göreyim efendim. Lütfen dilinizi dışarıya doğru çıkartın” diye telaşlanırken, Atatürk, Dr. Neşet Ömer beye bakarak “VE ALEYKÜMÜSSELAM” diyerek gözlerini kapatmıştır. (Kılıç Ali’nin Anıları Sh 659. Hulusi TURGUT)






"Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir (yeterlidir)."
M.K.Atatürk