1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Konu: 3 Aralık, Dünya Özürlüler Günü

  1. #1
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart 3 Aralık, Dünya Özürlüler Günü



    Kelimeye dikkatinizi çekerim. Acımasız olun demiyoruz, kesinlikle acımayın diyoruz.

    Nedeni gayet basit; Engellerin en nefret ettiği konuların başında, onlara acınması geliyor. Acınası gözlerle kendilerine bakılması onları çileden çıkarıyor, kahrediyor, acılarını sürekli tazeliyor.


    Kendilerine zavallı insan muamelesi yapılması, üstelik söz ve davranışlarla bunun hissettirilmesi onları kahrediyor ve derinden yaralıyor. Engellilere acımayın derken anlatmak istediğimiz konu bu.


    3 Aralık, Dünya Özürlüler Günü.


    Genelde özürlülük; doğum öncesi, doğumda ve doğum sonrası oluşan olumsuz şartlardan kaynaklanıyor. Unutulmamalıdır ki, bir insan özürlü değilse bile, son nefesine kadar potansiyel bir özürlü adayıdır.



    Kimse nerede, ne zaman, ne şekilde başına neler gelebileceğini çoğu defa bilemez. Nitekim 17 Ağustos depremi, sadece 40 saniye içinde onbinlerce insanı özürlü hale getirdi. Hergün yaşanan trafik kazaları hakeza. İş kazaları da öyle. Siz ne kadar dikkat etmeye çalışsanız bile, karşı tarafın dikkatsizliği hayatınızı bir anda karartmaya yetebiliyor.

    Gelelim yazı başlığı ile tam olarak ne anlatmak istediğimize…


    Engelliler kendilerine acınmasını değil, engel durumlarına göre, üretime katkılarının ne olabileceği konusunda toplumun tüm kesimleriyle birlikte bir şeyler yapmanın beklentisi içindeler. Tek istedikleri, kendilerine bir fırsat verilmesi.


    Her biri, özürlülük durumlarına göre, kendileri için, aileleri için, bu ülke için muhakkak yapabilecekleri bir şeyler olduğuna inanıyorlar ve kendilerine bir fırsat verilmesini istiyorlar.


    Herkes özürlü adayı...


    İsviçre'de yapılan bir araştırmada, özürlülüğe sebep olan faktörlerin başında, hayatın değişik safhalarında meydana gelen etkenlerin yüzde 72 ile ilk sırada geldiği tespit edilmiş. Yani, doğuştan engelsiz olsanız bile, hayatınızın her hangi bir safhasında engelli haline gelmeniz an meselesi.


    Burada önemli olan nokta, özürlülüğün bir "sorun" değil, bir "durum" olarak kabul edilmesidir. Araştırmalar, özürlü bireylere yönelik kalıp yargıların, olumsuz ve red*dedici tutumların sürdüğünü gösteriyor.


    Özürlü mü, engelli mi?


    Bilimsel danışmanlığını yaptığım, "İstanbul Sosyal Doku Projesi" kapsamındaki özürlülere yönelik kantitatif araştırmanın sonuçlarına göre; özürlülerin büyük bölümü kendilerine, "Engelli" denmesini istiyorlar. Aynı araştırmaya göre, aile ve akraba çevresinde özürlü bulunduğunu ifade edenlerin oranı yüzde 31. Ne kadar büyük bir rakam.



    Toplumun nerede ise üçte biri günlük yaşamda engelli vatandaşlarımızla sürekli temas halinde. İyi ama, kent mobilyaları, ulaşım, kaldırımlar, konut planları, toplu taşıma araçlarına inme binme imkanları, yolu karşıdan karşıya geçmelerini sağlayacak düzenlemeler ne kadar yeterli.


    Engelli vatandaşlarımıza yönelik yaptığımız araştırmalar, toplumun kendilerine destek olmadığını (yüzde 62.3), görmezden geldiğini (yüzde 65), kendilerine acıdığını (yüzde 76.5), hatta aşağıladığını (yüzde 50.2), yardıma muhtaç gördüğünü (yüzde 76.7) ifade ediyorlar. Oysa özürlüler fırsat verilirse, yeteneklerini ortaya koyabilen ve diğer insanlardan farklı olmayan bireyler olarak görülmek istiyorlar.


    Sosyal dayanışmasının güçlülüğü ile temayüz eden ve tarih boyu bu özelliği ile gurur duyan bir ülkede, bu rakamlar gerçekten üzüntü vericidir.


    Özürlülerin kendilerine bakışı ise oldukça olumlu. Yüksek oranda kendilerine güvenmekte (yüzde 95), başarılı (yüzde 93) ve çalışkan (yüzde 96) bulmaktadırlar. Kendi kendilerine yetebildiklerini düşünmekte (yüzde 87), zor durumda kaldıklarında bile başkalarından yardım beklememektedirler (yüzde 87). Özürlülerin bu özgüveni; kendilerine imkan verildiği takdirde, başarabileceklerinin göstergesidir.


    Son 50 yıl içinde demokrasi ve insan hakları konusunda yaşanan gelişmeler, özürlü bireylerin temel haklardan yararlanmaları konusundaki yasal düzenlemelere hız kazandırdı. Fakat bunların yeterli olduğunu söylemek mümkün değil.


    Türkiye'de 10 milyon özürlünün varlığından bahsedilmektedir. Her özürlünün, yakın çevresindekilerin yaşamını da doğrudan etkilediği göz önüne alındığında, ülkemizin en az yarısı bu soruna aşinadır.



    Konunun üzücü bir başka yönü, ülkemizdeki özürlü çocuklardan sadece binde 9'unun öğretim imkânına sahip olmasıdır. Sorunun aşılması için onlara acımak değil, çok yönlü çaba göstermek gerekiyor.



    Daha da gecikmeden...


    Engellilere acımak sorunu çözmeye yetmiyor. Önemli olan onları acınacak hallerinden kurtarmaktır.
    Bu sadece bir sosyal sorumluluk değil, aynı zamanda büyük de bir sevaptır.



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...






    Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiTweet this Post!

  2. #2
    CASPER_CASPER_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    MaRDiN
    Yaş
    25
    Mesajlar
    13,022
    Blog Entries
    7

    Standart

    Bugün Dünya Engelliler Günü... Şimdi okuyacağınız haber bu önemli günde gözlerinizi yaşartacak...
    Bayram ve Kudret Koca çifti 16 yıl çocuk özlemi çekti. Çalışmak için de çocuk yuvasını tercih ettiler. Bayram Bey, tesisatçı olarak yuvada işe başladı, Kudret Hanım bakıcı anne oldu.Akşam evlerine döndüklerinde aynı yalnızlığı ve hüznü yaşıyorlardı. Ta ki spastik engelli Bengü'yle tanışıncaya kadar. Onu gördüklerinde 1 yaşındaydı ama bu kadar seveceklerini hiç düşünmemişlerdi. Zamanla aralarında büyük bir yakınlaşma oldu. Sabah gelirken Bengü'nün en sevdiği pasta ve poğaçaları getirip onunla kahvaltı yapıyorlardı. 5 yıl böyle geçti. Koca ailesi artık, 'Bengü neden yavrumuz olmasın?' diye sormaya başlamıştı. Annesinin doğar doğmaz hastane odasında terk edilen bu minik kız için Sosyal Hizmetler Kurumu'na başvurdular. Gelen cevap 16 yıllık özlemi bitirmişti. Küçük Bengü'yü evlat edinmelerine izin çıkmıştı.Bayram ve Kudret Koca çifti, 16 yıl önce hayatlarını birleştirdi. Birbirlerini çok seven çiftin zamanla yaşadıkları tek üzüntü bir çocuk sahibi olamamak oldu. Bu sebeple ikisi de Sosyal Hizmetler'e bağlı bir yuvaya başvurarak iş talebinde bulundu. Önce Bayram Koca tesisatçı olarak işe başladı, ardından da Kudret Koca bakıcı anne oldu. İşe başladıkları günlerde 1 yaşında olan Bengü ile karı-kocanın arasında derin bir sevgi oluştu. Koca çifti, yuvadaki bütün çocukları sevgi ve şevkatle kucaklıyorlardı; fakat nedense engelli Bengü, onlar için bir başkaydı. Annesinin doğar doğmaz hastane odasında terk ettiği bu minik kız için 'Neden yavrumuz olmasın' diyen Koca ailesi Sosyal Hizmetler'e başvurdu. Çalıştıkları kurumun müdürü Feyza Aydın'dan da destek alan ailenin işlemleri hemen başlatıldı. Başvuru onaylanıncaya kadar Bengü'ye de bir şey söylemediler. Ramazan ayının sonunda Koca çifti, iki bayramı birden yaşadı. Bengü'yü eve getirmeye hazırlanan karı-koca, onun için en sevdiği lila renkli oda takımı alırken odasını oyuncak ve giysilerle süsledi. Bengü'ye mutlu haberi verirken dünyalar onların oldu. Bayramda gittikleri Malatya'da bütün aile onları birlikte karşıladı. Herkes Bengü'ye kucak açıp bağrına bastı. Küçük Bengü, Koca çiftinin evinde geçirdiği ilk gecelerde sabahlara kadar uyumadı. "Kızım neden uyumuyorsun?" sorularına Bengü'nün verdiği cevap oldukça manidardı: "Ya beni uyuyunca geri götürürseniz..."Kudret Koca, Bengü'yü evlat edindiklerinden bugüne hayatlarının çok daha güzelleştiğini söylüyor. Koca, "3 aydır güneş bir başka doğuyor, sanki herkes bana gülüyor, kızımı çok seviyorum." diyor. Baba Bayram Koca'nın ise kızından bahsederken gözleri doluyor. 4 yıldır tanıdığı ve yuvadayken kendisine 'Bayram usta' diye hitap eden Bengü artık onun kızı. Bayram Koca, "Eve gittiğimiz ilk gün içeriye girer girmez 'baba' diyerek boynuma sarıldı. O andaki mutluluğumu asla unutamam. Bu küçük kız bizim hayatımızı, evimizi, dünyamızı şenlendirdi." şeklinde konuşuyor.Çocuklarını rehabilitasyon merkezine terk ettilerK.M., yıllardır Sosyal Hizmetler'e bağlı Zeytinburnu Zihinsel Engelliler Rehabilitasyon Merkezi'nde yaşıyor. Ailesi, ona bakamayacağını söyleyerek buraya terk etmiş. İstanbul'da yaşamalarına rağmen onu görmeye hiç gitmemişler. K.M.'nin "Ne olur babam beni görmeye gelsin" yakarışlarına dayanamayan eğitmenler, babayı aramış, ama getirmeyi başaramamış. K.M., kurumda kalan 51 çocuktan sadece biri. Diğerlerinin durumu da farklı değil. Merkeze bıraktıkları çocuklarını düzenli ziyaret eden ailelerin sayısı 5'i geçmiyor. Kurumda çocukların bütün ihtiyaçları karşılanıyor. Merkezin binası eski; fakat tertemiz. Çalışanlar çocukları kucaklarından indirmiyor. Eğitmenlerin karşılaştıkları talep ise aynı. "Beni anneme götür." ısrarları karşısında dayanamayan uzmanlar, çocuklarla birlikte aileleri evlerinde ziya- ret ettiklerini anlatıyor...
    Konu CASPER_CASPER_ tarafından (03.12.08 Saat 14:49 ) değiştirilmiştir.
    Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiTweet this Post!

Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Top 20 [Aralık] 2008
    By TUGBA in forum Top 20 (YerLi)
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 04.12.08, 00:00
  2. 2008 Aralık ayı astoanalizi
    By FuLYa_nL in forum Astroloji Burçlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.12.08, 13:05
  3. Bugün Dünya Ruh Sağlığı Günü...
    By KaCaK in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.10.08, 15:09
  4. Dünya Tiyatro Günü
    By n@r_cicegi in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.03.08, 08:32

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351