Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 12 Sayfa bulundu

Konu: BilmEmIz GeReKenLeR ! ! ! . . .

  1. #1
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart BilmEmIz GeReKenLeR ! ! ! . . .

    Kendinizi Türklere Emanet Edin

    16. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin gelişme yolu üzerinde direnmiş ve Türk orduları ile

    savaşa tutuşmuş olmasından dolay

    Katolik Avrupa tarafından kendisine "Hıristiyanlı ın şövalyesi" ünvanı verilen Bo dan

    Beyi Büyük Stefan'ın ölüm döşe in

    de, evlatlarına gayet ibretli bir şekilde:

    "Belki de yakında himayeye muhtaç olacaksınız Asla Rus'a yanaşmayın. Haindir, sizi


    yok eder. Fakat kendinizi Türklere

    emanet edin. Adil ve merhametlidirler" diyerek nasihat etmistir...

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  2. #2
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart

    Ecdadımızın Silinmez İzleri

    1976 yılında Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde, deniz suyunu tatlı suya çeviren bir

    tesisin açılışından sonra

    meslektaşları ile sohbete girişen dönemin Türkiye Büyükelçisi Necdet Özmen'in bir

    ara söze: "Bu Suudi Arabistan'ın ilk

    tuzdan arıtma tesisidir" diye başlaması üzerine

    Fransız Büyükelçisinin hayretler içinde kalarak:"No... Sör... Bu Suudi Arabistan'ın

    ilk tuzdan arıtma tesisi de ildir. İlki

    Osmanlılar'ın 1800'lü yılların sonunda yaptı ıdır" diyerek ecdadımızın eşsiz

    mirasından habersiz yaşayan elçimizi mahcup etmistir...

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  3. #3
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart

    Bitmeyen Osmanlı Sevgisi

    Balkanlar'dan Orta Do u'ya kadar büyük bir co rafyanın 1. Cihan Savaşından sonra

    elimizden çıkmasına ra men, o topraklarda yaşayan halkın hala büyük bir hasretle

    "Osmanlı Osmanlı" diye sayıkladıını ..

    Budapeşte'den gelen bir yazarımıza bir Boşnak,ın "Madem ki İstanbul'a gidiyorsun

    ALLAH aşkına o şehrin topra ını benim için öp ALLAH benim canımı İstanbul'u

    görmeden almasın!" dedi ini Trablusgarp'daki ihtiyar Cezayirlilerin, boyunlarına

    muska diye Osmanlı parası takmislardir...

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  4. #4
    cokgen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    2,384

    Standart

    Osmanlıdaki "Komşuluk" konusunun iki ayrı özelliği bulunmaktadır: Birincisi idarî yönü, ikincisi ise insanî yönü.

    Osmanlı Devleti, halkı yönetmek, asayişi temin etmek ve vatandaşları arasındaki münasebetlerin sağlıklı bir şekilde yürümesini sağlamak maksadıyla birtakım idarî ve hukukî düzenlemeler yapmıştır. Bu düzenlemeler "Kanunnameler"le de yazılı hâle getirilerek görevlilere ve halka duyurulmuştur. Bunlara göre, aynı mahalle veya köyde oturan komşular, orada meydana gelen ve herkesin emniyetini ilgilendiren bazı kamu olaylarından hep birlikte sorumludurlar. Mahalle veya köyde meydana gelen öldürme, hırsızlık gibi hadiselerin eğer suçlusu bilinmiyorsa veya bulunamıyorsa ceza bütün komşulara paylaştırılır. Bununla ilgili kanunname maddesi aynen şöyledir: "Eğer mahalle veya köy içinde adam ölse veya kervan basılıp hasaret olsa veya köy arasında uğruluk (hırsızlık) ve haramilik olsa elbette hırsızı bulduralar. Ve müttehem (zanlı) kimseler var ise teftiş edeler ve dahi tazmin ettireler. Eğer müttehem yok ise ehl-i mahalleye ve köy halkına tazmin ettireler". Yavuz Sultan Selim devrinde bu kanunlar biraz daha ağırlaştırılmıştır. Buna göre fail-i meçhul bir cinayetin kan parası (diyet) veya hırsızlıkta çalınan malların parası diğer yakın komşulara ödettiriliyordu. İlk bakışta mantığa biraz ters gibi görünse de bu kanunlar ile Osmanlı, asayiş ve huzurun korunması sorumluluğuna toplumu da ortak ederek bir otokontrol sistemi kurmanın yanında, halkın suçluyu saklamasının da önüne geçerek güvenlik güçlerine yardımcı olmalarını sağlamıştır.

    Sadece asayiş konularında değil, zina, fuhuş, tâciz, sarkıntılık gibi ahlâki hususlarda da durum aynıdır. Bu gibi olaylarda da mahallenin ahlâki düzeni için suçlu veya zanlıları güvenlik kuvvetlerine bildirmek herkese düşen bir görev olarak görülmüştür. Böyle bir ihbar üzerine görevliler gerekli soruşturmayı hemen başlatırlardı. Fakat asılsız ihbar ve isnadlar, bu defa komşusuna haksız yere iftira kabul edildiği için ihbar edenin cezalandırılmasını gerektirirdi.
    Osmanlıdaki bu uygulamanın adı "kefalet sistemi"dir. Buna göre, mahalle veya köydeki bütün komşular, toplumu ilgilendiren asayiş konularında birbirlerine "kefil" yapılmışlardır. Böylece kötülükleri önleme ve caydırıcı olma amaçlanmıştır. Hukuki soruşturmalarda ve mahkemelerdeki sorgulamalarda da kefillik çok önemlidir. Hakkında şikayet bulunup da aleyhinde kesin delil veya şahit bulunmayan zanlıların durumu mahkemece veya ilgililerce komşularına sorulur; eğer onlar "biz yapmadığına kefiliz" derlerse bu suçsuzluğun ispatlanması için hemen hemen yeterlidir. Fakat komşularınca hakkında "iyi adam/kadın değildir, kefil dahi olmazız" denilen kimseleri hukuk da suçlu görmekte veya en azından görevlilerce sıkı takibe alınmaktadır. Bu kefillik esnasında, zanlının dinin emir ve yasaklarına uyup-uymadığının referans olarak verilmesi de oldukça dikkat çekicidir. Lehteki ifadelerde "müstakim, dindar ve iyi kimsedir", aleyhteki ifadelerde ise "iyi adam dahi diyemeziz" denilmektedir. Bu ifadeler Osmanlı toplumunun, dini tam olarak yaşamanın insanları kötülükleri işlemekten uzak tutan veya tutması gereken en önemli unsur olduğuna inandığını göstermektedir.

    Osmanlıdaki bu "resmi" katkılı komşuluk hayatındaki oto kontrol sadece asayiş konularında değil, yardımlaşma, birbirini gözetme gibi hayır konularında da uygulanmaktadır. Bunun için de her mahallede bir "Avarız vakfı" kurulmuştur. Kurucuları ve yöneticileri o mahalle halkından olan ve devlet tarafından teftiş edilen bu vakfa yine mahalleli aynî ve nakdî yardım, bağış ve hibelerde bulunur. Bu şekilde oluşan vakıf sermayesinden, yine o mahalledeki fakir ve hasta komşulara yardım edilir, iş kurmak isteyip de ekonomik gücü yeterli olmayanlara borç veya kredi verilir, evlenmeyi düşünüp de maddi durumu elverişsiz olanlar evlendirilir, fakirlerin cenaze masrafları karşılanır, mahalleye yeni taşınan kimselere yerleşebilmeleri için yardımda bulunulur, memleketine gidecek olanlara ihtiyaçları olan yol parası verilir, bir sebeple vergisini ödeyemeyenlerin de vergileri buradan karşılanırdı. Ayrıca bütün komşuların istifadesi için olan su yolları, cami, mescit, mektep yaptırılması veya bunların onarılması da bu vakıfça gerçekleştirilir. Böylece komşular arasında oluşturulan bu ortak fon ile kolektif bir şuur içerisinde yardımlaşmaları ve birbirlerini gözetmeleri sağlanmış olmaktadır.
    Bunlardan başka, komşu haklarıyla ilgili diğer bazı kanuni düzenlemeler de yapılmıştır. Meselâ, bir kimse komşusunun evinin önünü kapatacak şekilde ev yapması veya komşunun - duvarları hayli yüksek olan - avlusunun içini görecek yükseklikte bina inşa etmesi kanunen yasaktır.

    Komşuluk ilişkilerindeki insanî özellik ise, tamamen âdet, gelenek ve teamüllere dayalı yaşayan bir kültürdür. Bu komşuluk kültürü temelde, doğumdan ölüme kadar iyi ve kötü günlerde sevinç ve kederi paylaşmaya ve yardımlaşmaya dayanmaktadır. Bir kadın doğum yaptığında komşuları hemen anne ve çocuğu için yiyecek-içecek bir şeyler götürerek ziyarete giderler. Daha sonra ise çocuğun ihtiyacı olan giyecek eşyaları veya aileye maddi destek sağlayacak hediyeler götürülür. Çocuğun sünnet ve düğününde de aynı şeyler tekrarlanır. Düğün sahibi de komşularına yemekler ikram eder. Yine ev veya benzeri bir mülk alan kimseye komşular bir hediye ile hayırlı olsun demeye giderler. Hastalık veya ölüm zamanlarında da komşuluğun gerekleri yapılır. Hasta muhakkak ziyaret edilip ona moral verilir. Ölüm hâlinde ise cenaze evine baş sağlığına ve yardıma ilk önce komşular gelir. Cenaze kefenlenip de evden ayrılacağı zaman komşularından haklarını helal etmeleri istenir, daha sonra camiye götürülür. Burada cenaze namazını kılmak ve mezarlığa kadar götürüp defnetmek en son komşuluk görevidir. Zekât, sadaka ve fitre gibi dini menşeli maddi yardımlar yapılırken de ihtiyaç sahibi komşular öncelikle gözetilir.

    Osmanlıdaki bu komşuluk kültürü, onun ortaya koyduğu "insanî" medeniyetin sadece bir kısmıdır. Dünyada daha önce yaşamış veya hâlen yaşamakta olan pek çok millet, kendilerine has bir düşünce, anlayış ve hayat tarzını yansıtan birer medeniyet tesis etmişlerdir. Mısır medeniyeti, Mezopotomya medeniyeti, Batı medeniyeti, Hıristiyan medeniyeti gibi isimlerle tarihe mal olmuş bu medeniyetlerle Osmanlı medeniyetinin temelde önemli bir farklılığı vardır. Diğer medeniyetlerde genellikle insanların zengin, güçlü veya soylu olan azınlık kesimi medeniyetin nimetlerinden faydalanmış, onlar için saraylar, tiyatrolar, arena gibi eğlence yerleri, heykeller yapılmıştır. Bugün müzeler bu tür medeniyet eserleri ile doludur. Osmanlı ise belli gurupların faydalanabileceği eserler yapmak yerine herkesin istifade edebileceği hanlar, hamamlar, aşhaneler, külliyeler, zaviyeler inşa etmiştir. Ayrıca kurduğu vakıflar, müesseseler de bütün toplumun hizmetinde olmuştur. Bütün bunlarda temel düşünce insana hizmetti. Komşuluk sistem ve kültürü de bu medeniyetin sadece küçük bir parçasıdır ve onda da temel esas insaniyettir, en büyük insaniyet olan İslâmiyettir. Ancak bu köklerden uzaklaşmanın ve kendimize yabancılaşmanın getirdiği olumsuzluklar neticesinde maalesef bu gibi değerler kaybolup gitmektedir.
    Uzaktan sevmek nedir? Gidin Hz. Vahşi (r.a)'ye sorun.

    Görmeden sevmekten başka bir şey bu.
    Görmek fakat yaklaşamamak,
    Bakmak ama konuşamamak.
    Sadece uzaktan seyretmek ve ağlamak,
    Ağladığını, sevdiğini söyleyememek.
    Zor olan budur.
    Görmek ama dokunamamak...


  5. #5
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart

    Alıntı cokgen´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Osmanlıdaki "Komşuluk" konusunun iki ayrı özelliği bulunmaktadır: Birincisi idarî yönü, ikincisi ise insanî yönü.

    Osmanlı Devleti, halkı yönetmek, asayişi temin etmek ve vatandaşları arasındaki münasebetlerin sağlıklı bir şekilde yürümesini sağlamak maksadıyla birtakım idarî ve hukukî düzenlemeler yapmıştır. Bu düzenlemeler "Kanunnameler"le de yazılı hâle getirilerek görevlilere ve halka duyurulmuştur. Bunlara göre, aynı mahalle veya köyde oturan komşular, orada meydana gelen ve herkesin emniyetini ilgilendiren bazı kamu olaylarından hep birlikte sorumludurlar. Mahalle veya köyde meydana gelen öldürme, hırsızlık gibi hadiselerin eğer suçlusu bilinmiyorsa veya bulunamıyorsa ceza bütün komşulara paylaştırılır. Bununla ilgili kanunname maddesi aynen şöyledir: "Eğer mahalle veya köy içinde adam ölse veya kervan basılıp hasaret olsa veya köy arasında uğruluk (hırsızlık) ve haramilik olsa elbette hırsızı bulduralar. Ve müttehem (zanlı) kimseler var ise teftiş edeler ve dahi tazmin ettireler. Eğer müttehem yok ise ehl-i mahalleye ve köy halkına tazmin ettireler". Yavuz Sultan Selim devrinde bu kanunlar biraz daha ağırlaştırılmıştır. Buna göre fail-i meçhul bir cinayetin kan parası (diyet) veya hırsızlıkta çalınan malların parası diğer yakın komşulara ödettiriliyordu. İlk bakışta mantığa biraz ters gibi görünse de bu kanunlar ile Osmanlı, asayiş ve huzurun korunması sorumluluğuna toplumu da ortak ederek bir otokontrol sistemi kurmanın yanında, halkın suçluyu saklamasının da önüne geçerek güvenlik güçlerine yardımcı olmalarını sağlamıştır.

    Sadece asayiş konularında değil, zina, fuhuş, tâciz, sarkıntılık gibi ahlâki hususlarda da durum aynıdır. Bu gibi olaylarda da mahallenin ahlâki düzeni için suçlu veya zanlıları güvenlik kuvvetlerine bildirmek herkese düşen bir görev olarak görülmüştür. Böyle bir ihbar üzerine görevliler gerekli soruşturmayı hemen başlatırlardı. Fakat asılsız ihbar ve isnadlar, bu defa komşusuna haksız yere iftira kabul edildiği için ihbar edenin cezalandırılmasını gerektirirdi.
    Osmanlıdaki bu uygulamanın adı "kefalet sistemi"dir. Buna göre, mahalle veya köydeki bütün komşular, toplumu ilgilendiren asayiş konularında birbirlerine "kefil" yapılmışlardır. Böylece kötülükleri önleme ve caydırıcı olma amaçlanmıştır. Hukuki soruşturmalarda ve mahkemelerdeki sorgulamalarda da kefillik çok önemlidir. Hakkında şikayet bulunup da aleyhinde kesin delil veya şahit bulunmayan zanlıların durumu mahkemece veya ilgililerce komşularına sorulur; eğer onlar "biz yapmadığına kefiliz" derlerse bu suçsuzluğun ispatlanması için hemen hemen yeterlidir. Fakat komşularınca hakkında "iyi adam/kadın değildir, kefil dahi olmazız" denilen kimseleri hukuk da suçlu görmekte veya en azından görevlilerce sıkı takibe alınmaktadır. Bu kefillik esnasında, zanlının dinin emir ve yasaklarına uyup-uymadığının referans olarak verilmesi de oldukça dikkat çekicidir. Lehteki ifadelerde "müstakim, dindar ve iyi kimsedir", aleyhteki ifadelerde ise "iyi adam dahi diyemeziz" denilmektedir. Bu ifadeler Osmanlı toplumunun, dini tam olarak yaşamanın insanları kötülükleri işlemekten uzak tutan veya tutması gereken en önemli unsur olduğuna inandığını göstermektedir.

    Osmanlıdaki bu "resmi" katkılı komşuluk hayatındaki oto kontrol sadece asayiş konularında değil, yardımlaşma, birbirini gözetme gibi hayır konularında da uygulanmaktadır. Bunun için de her mahallede bir "Avarız vakfı" kurulmuştur. Kurucuları ve yöneticileri o mahalle halkından olan ve devlet tarafından teftiş edilen bu vakfa yine mahalleli aynî ve nakdî yardım, bağış ve hibelerde bulunur. Bu şekilde oluşan vakıf sermayesinden, yine o mahalledeki fakir ve hasta komşulara yardım edilir, iş kurmak isteyip de ekonomik gücü yeterli olmayanlara borç veya kredi verilir, evlenmeyi düşünüp de maddi durumu elverişsiz olanlar evlendirilir, fakirlerin cenaze masrafları karşılanır, mahalleye yeni taşınan kimselere yerleşebilmeleri için yardımda bulunulur, memleketine gidecek olanlara ihtiyaçları olan yol parası verilir, bir sebeple vergisini ödeyemeyenlerin de vergileri buradan karşılanırdı. Ayrıca bütün komşuların istifadesi için olan su yolları, cami, mescit, mektep yaptırılması veya bunların onarılması da bu vakıfça gerçekleştirilir. Böylece komşular arasında oluşturulan bu ortak fon ile kolektif bir şuur içerisinde yardımlaşmaları ve birbirlerini gözetmeleri sağlanmış olmaktadır.
    Bunlardan başka, komşu haklarıyla ilgili diğer bazı kanuni düzenlemeler de yapılmıştır. Meselâ, bir kimse komşusunun evinin önünü kapatacak şekilde ev yapması veya komşunun - duvarları hayli yüksek olan - avlusunun içini görecek yükseklikte bina inşa etmesi kanunen yasaktır.

    Komşuluk ilişkilerindeki insanî özellik ise, tamamen âdet, gelenek ve teamüllere dayalı yaşayan bir kültürdür. Bu komşuluk kültürü temelde, doğumdan ölüme kadar iyi ve kötü günlerde sevinç ve kederi paylaşmaya ve yardımlaşmaya dayanmaktadır. Bir kadın doğum yaptığında komşuları hemen anne ve çocuğu için yiyecek-içecek bir şeyler götürerek ziyarete giderler. Daha sonra ise çocuğun ihtiyacı olan giyecek eşyaları veya aileye maddi destek sağlayacak hediyeler götürülür. Çocuğun sünnet ve düğününde de aynı şeyler tekrarlanır. Düğün sahibi de komşularına yemekler ikram eder. Yine ev veya benzeri bir mülk alan kimseye komşular bir hediye ile hayırlı olsun demeye giderler. Hastalık veya ölüm zamanlarında da komşuluğun gerekleri yapılır. Hasta muhakkak ziyaret edilip ona moral verilir. Ölüm hâlinde ise cenaze evine baş sağlığına ve yardıma ilk önce komşular gelir. Cenaze kefenlenip de evden ayrılacağı zaman komşularından haklarını helal etmeleri istenir, daha sonra camiye götürülür. Burada cenaze namazını kılmak ve mezarlığa kadar götürüp defnetmek en son komşuluk görevidir. Zekât, sadaka ve fitre gibi dini menşeli maddi yardımlar yapılırken de ihtiyaç sahibi komşular öncelikle gözetilir.

    Osmanlıdaki bu komşuluk kültürü, onun ortaya koyduğu "insanî" medeniyetin sadece bir kısmıdır. Dünyada daha önce yaşamış veya hâlen yaşamakta olan pek çok millet, kendilerine has bir düşünce, anlayış ve hayat tarzını yansıtan birer medeniyet tesis etmişlerdir. Mısır medeniyeti, Mezopotomya medeniyeti, Batı medeniyeti, Hıristiyan medeniyeti gibi isimlerle tarihe mal olmuş bu medeniyetlerle Osmanlı medeniyetinin temelde önemli bir farklılığı vardır. Diğer medeniyetlerde genellikle insanların zengin, güçlü veya soylu olan azınlık kesimi medeniyetin nimetlerinden faydalanmış, onlar için saraylar, tiyatrolar, arena gibi eğlence yerleri, heykeller yapılmıştır. Bugün müzeler bu tür medeniyet eserleri ile doludur. Osmanlı ise belli gurupların faydalanabileceği eserler yapmak yerine herkesin istifade edebileceği hanlar, hamamlar, aşhaneler, külliyeler, zaviyeler inşa etmiştir. Ayrıca kurduğu vakıflar, müesseseler de bütün toplumun hizmetinde olmuştur. Bütün bunlarda temel düşünce insana hizmetti. Komşuluk sistem ve kültürü de bu medeniyetin sadece küçük bir parçasıdır ve onda da temel esas insaniyettir, en büyük insaniyet olan İslâmiyettir. Ancak bu köklerden uzaklaşmanın ve kendimize yabancılaşmanın getirdiği olumsuzluklar neticesinde maalesef bu gibi değerler kaybolup gitmektedir.
    ALLAH c.c Razi Olsun Tesekkürler

    Hahudisinden, Hristiyan Alemine Kadar Önemli Kisiler Diye Nitelendirilen

    Herkez Osmanliyi Anladi Hayranlik Duydu Ama Üzülerek Söylüyorumki Biz

    Anlayamadik!..Anlamamamiz icin Her Türlü Oyunlar Oynandi Ve Bundada

    Basarili Olunda Tüm Bati Dünyasinin Hayran oldugu Dedelerimize Torunlari

    Düsman Yapildi!..ALLAH c.c Bizlere Osmanliyi Anlamayi Nasip Etsin



    Avrupa'da Akıncı Korkusu

    1534 yılında Viyana'daki St. Stephen Katedrali'nde Osmanlı akıncılarının yaklaştı ını

    görüp çan çalarak haber vermekle vazifeli bir memuriyetin ihdas edildi ini ve bu

    memuriyetin ancak 1956 yılında, Viyana Belediye Meclisince Artık bir Osmanlı

    tehlikesi kalmadı ından, bu vazifenin lüzumu yoktur" diye bir karar alınarak iptal

    edilmistir...
    Konu Palästina tarafından (24.06.08 Saat 10:56 ) değiştirilmiştir.

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  6. #6
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart

    Cennette Yer

    Osmanlı Devleti'nin zirvelerde şahlandı ı, akıncılarının Avrupa içlerinde at oynattı ı bir dönemde kilisede bir papazın vaaz verirken

    "Dünya hakimiyetinin Türklere fakat Cennet'in de kendilerine ait oldu unu... " söylemesi üzerine. bu taksime aklı

    yatmayan cemaatten bazılarının büyük bir ümitsizlik içinde: "Dünyada bizi yurtlarımızdan çıkaran

    Türkler hiç Cennet'te yer bırakırlar mı?" demislerdir...

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  7. #7
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart

    Batışın Remzi


    Yükseliş dönemimizin ruhunu yansıtan mütevazı Topkapı Sarayı'na karşılık, yıkılışımızı

    remzeden Varsay taklidi

    Dolmabahçe Sarayı'nın Avrupa'dan borç alınan para ile, 9 ton altın ve 41 ton gümüş

    kullanılarak inşa edildi ...

    Agaca Asılan Zekat Parası

    Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslüman'ın günlerce dolaşıp yıllık zekatını

    verebilecegi fakir birini
    arayıp bulamadı....

    Bunun üzerine zekatının tutarı olan parayı bir keseye koyarak Ca alo lu'ndaki bir a

    aca asıp, üzerine de:


    "Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma ra men memleketimizde zekatımı verecek

    kimse bulamadım.


    Eger muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al" diye yazdı ını..

    Ve bu kesenin üç ay kadar o a açta asılı kaldı ...


    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  8. #8
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart

    Osmanlı Arması

    Merhum Necip Fazıl Kısakürek'in 1954 lü yıllarda çıkardı ı Büyük Dogu

    mecmuası'nın bir sayısının kapa ında, Osmanlı arması işlemeli sanat eseri bir kumaş

    resmini yayınlayınca, "padişahlık propagandası yapmak " gibi saçma bir gerekçe ile

    derginin o sayısının toplatıldı ını ve kendisinin de suçlanarak mahkemeye sevkedildi

    ini... Necip Fazıl'ın mahkemede kendisini suçlayan savcıya gayet ibretli bir şekilde:

    "İçinde adalet işlerine bakılan bu binanın tepesinde aynı Osmanlı arması var Siz de

    mi padişahlık propagandası yapıyorsunuz?" diye haykırdı.....





    İçi Yivli Toplar ve Ecdadımızın Sızlayan Kemikleri

    Yavuz Sultan Selim Han'ın Ridaniye Savaşı'nda, ileri görüşlü babası Sultan II

    Bayezid'in icadı olan "içi yivli topları kullanarak büyük başarılar elde etmistir...

    Bugün ise bizlerin hala II Bayezid'in bu büyük icadını tarih kitaplarımızda: "Yivli top

    1868 de Almanlar tarafından icad edildi" diye okutma gafletini göstererek

    ecdadımızın kemiklerini sızlatiyoruz.....






    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  9. #9
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart

    Eşsiz Misafirperverlik

    Osmanlı askerî teşkilatını Avrupa'ya tanıtmış olmakla meşhur Comte de Marsigli'nin,

    Türk toplumunun misafirperverliği ile alakalı olarak:

    "Türkler hiçbir din farkı gözetmeksizin bütün yabancılara karşı son derece

    misafirperverdirler. Ana yollar civarındaki köylerde oturanlardan hali vakti yerinde

    olanlar öyleden evvel ve akşamüstü gezintiye çıkıp yolcu bulmaya çalışırlar.

    Eğer bulacak olurlarsa evlerine davet ederler ve hatta çok defa misafirin hangi evde

    ağırlanacağını tayin ederken kavgaya bile tutuşurlar." demistir.....


    Osmanlı Topçuluğu

    Kanuni Sultan Süleyman devrinde yıllarca İstanbul'da kalan ve yazmış olduğu eserini

    en büyük Hıristiyan hükümdarı II. Filib'e takdim eden İspanyol yazar Cristobol de

    Villalon'un, dönemin Osmanlı topçuluğu hakkında:

    "Dünyada hiçbir devletin, Türk topçusu ile mukayese edilebilecek topçusu yoktur.

    İstanbul'da eski model olduğu için kullanılmayıp süs diye surlara konan topları

    inceledim. Bunlar bile İspanya ordusundaki toplardan çok daha kaliteli idi.

    Tophane sırtlarında çaptan düşmüş diye yığılan 40 kadar topu hayretle seyrettim.

    Bunları alıp topçu kuvveti oluşturmak istemeyecek hiçbir Avrupa devleti

    bilmiyorum" demistir...


    Haram Yemeyen Ordu

    Osmanlı ordusunun, İslam'ı tek bir bayrak altında toplamak gayesiyle Mısır seferine

    giderken Gebze yakınlarındaki bağlık-
    bahçelik bir arazide mola verdiğinde Yavuz

    Sultan Selim'in bütün askerlerin heybelerini arattığını ve hiçbirinde meyve


    cinsinden birşey çıkmaması üzerine ellerini Ulu dergaha kaldırıp:

    "Allah'ım, sonsuz şükürler olsun. Bana haram yemeyen bir ordu lutfettin. Eğer

    askerimin içinde tek bir kişi sahibinden
    izinsiz bir meyve yeseydi ve ben bunu haber

    alsaydım Mısır seferinden vazgeçerdim." diyerek Rabbine sonsuz hamd ü
    senalarda

    bulunulmustur...


    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  10. #10
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart


    İnsanlığın En Muhteşem Harikası


    Osmanlı içtimai yapısı üzerine uzman olan Erlanyen Üniversitesi profesörlerinden

    Hutterrohta: "Osmanlı Devleti, geniş topraklarını ve üzerindeki çeşitli kavimleri,

    Topkapı Sarayı'ndan mükemmel bir şekilde idare ediyordu. O saray da batıdaki en

    mütevazi bir derebeyinin sarayı kadar bile büyük değildi. Bu nasıl oluyordu?" diye

    sorulduğunda, Profesör Hutterroht'un: "Sırrını çözebilmiş değilim. 16. asırda

    Filistin'in sosyal yapısı üzerinde çalışırken öyle kayıtlar gördüm ki hayretler içinde

    kaldım. Osmanlı, üç yıl sonra bir köyden geçecek askeri birliğin öyle yemeğinden

    sonra yiyeceği üzümün nereden geleceğini planlamıştı. Herhalde Osmanlı, devlet

    olarak insanlığın en muhteşem harikasıdır" diye cevap vermistir...


    Ecdadımız Yüz Akımız


    Altı asır gibi uzun bir süre üç kıtada hükmünü yürüten ecdadımızın medeniyet

    mirasını inceleyip araştırmadan içte ve dıştaki bazı gafil ve hainlerin ona,

    emperyalist" yaftasını yapıştırarak mahkum etmeye çalışmalarına mukabil,

    Macaristan İlimler Akademisi tarafından ortaya çıkartılıp yayınlanan bir belgede

    belirtildiğine göre, Osmanlı Devleti'nin Macaristan'da hakim olduğu devirlerde,

    Macar halkından yılda 7 milyon akçe 21 milyon vergi toplayıp, buna karşılık aynı yıl

    Macaristan'a 21 milyon akçe yatırım yapmistir...

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Hosting Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler
    By n@r_cicegi in forum Webmaster Sayfası
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23.06.08, 20:19
  2. Yemekden sonra kesinlikle yapılmaması gerekenler
    By RuDi1905 in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22.04.08, 00:16
  3. Erkeklerde olmaması gerekenler
    By ChaoS in forum ErkekLere ÖzeL
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.04.08, 21:40

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372