Cahile yetki veren, ancak başka bir cahildir
TRT Müzik kanalında bir program izlediydim. O kadar şaşırmışım ki, adını bile hatırlayamıyorum.
Müzik tarihimiz üzerine bir programdı.
O kadar çok hata yapıldı, o kadar yanlış bilgiler verildi ki, dondum kaldım!..
Özel kanallarımızın yok saydığı müzik kavramını şimdiye kadar –görev gereği de olsa- ilgi alanında tutması nedeniyle tek başvuru kaynağı olarak görürdüm TRT’yi!..
Ama, bu!.. Olmaz, olamaz!..
Adını hatırlayamadığım programın konusu, kısaca Osmanlı’nın son devirlerinde müziğimiz üzerindeki batılılaşma çabaları ve padişahların etkileri idi.
Kısacık bir program içinde yapılan hataları sırası ile sunalım isterseniz:
Programın iç sunucusu, Mehter Takımı’nın yürüyüşünü, “bir ileri-bir geri” olarak tanımladı ki, en katı anti-mehter yorumcuları bile bu yürüyüşün temposunu, “iki ileri-bir geri” olarak nitelendirmişlerdi şimdiye kadar.
Metin yazarı, başka kaynak arama zahmetine katlanmadan, sadece TRT kaynaklarına başvursaydı bile, mehter yürüyüşünün “üç adım-bir selam” esasında olduğunu öğrenebilirdi.
Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz devirlerinde Batıdan getirtilen (Donizetti gibi) müzisyenler tarafından tanıtılan batı müziğinin ilk sunumları sırasında Sultanların tepkilerinin, sadece o zamanki Batı basınından, ve sadece karikatürize edilerek yapılan yorumlar olarak yansıtılması da dikkati çeken bir başka ayıptı.
İşin bu kısmına gelmeden önce, Yeniçeriliğin kaldırılmasından sonra kurulan yeni ordu ile mehter müziğinin (o bir ileri, bir geri yüzünden) uyuşmadığı için Mehterin kaldırılması savı ise, düpedüz yalandı. Zira Mehter, yeniçeriliğin kaldırılması sırasında ve aynı zaman sürecinde yok edilmişti. Mehterden geriye hiçbir belgenin kalmamış olması da bunun sonucudur.
Son ve en büyük ayıp ise, tamamen teknik bir konuda oldu!.. Bakınız, nasıl:
Ondokuzuncu Yüzyılda Batılı müzisyenlerin İstanbul’a gelmeleri ile saraylarda çalınmaya başlayan valslerin müziğimizi etkilemeleri, o devirden sonra yapılan bestelerde vals temposunun görülmesi, buna örnek olarak da Dede Efendi’nin “Yine bir gülnihal aldı bu gönlümü” adlı eserinin gösterilmesi tam bir rezaletti doğrusu!..
Şimdi soralım o metin yazarına, ve bunu aktaran iç sunucuya, ve bu programı kontrol edip yayına veren yetkiliye, ve o yetkiliyi o makama oturtan en büyük yetkiliye:
Siz Türk Müziğindeki usulleri bilir misiniz?..
Bırakın bilmeyi, usul ne demektir, fikriniz var mıdır?
Nim sofyan (iki zamanlı ölçü) ve semai (üç zamanlı ölçü) usullerinin, musikimizdeki basit usuller olduğunu bilir misiniz?..
Bunların, ve dolayısıyla bunların arasındaki “semai” usulünün musikimizde kaç yüzyıldır kullanıldığını bilir misiniz?..
Ve bu “semai” usulünün batıdaki adıyla 3/4lük, avam diliyle vals temposu olduğunu bilir misiniz?..
Ve en önemlisi, bu bilgilere sahip olmak için, müzik konusunda “allâme” olmak gerekmediğini, sadece “kulak aşinası” olmanın yeterli olduğunu bilir misiniz?..
Vah TRT’ye!..
A.Gavsi Bayraktar
Allah`ım Her dem Sen'i anmayı,Sen'i anlayıp anlatmayı,Sen'i sevip sevdirmeyi nasip et bizlere.
YA İLAHİ ! SENDEN KIYAMETE KADAR BÜTÜN ESMA-İ HÜSNAN İLE ,
DUA EDEN BİR DİLİMİN OLMASINI İSTİYORUM !!!
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks