1 den 3´e kadar. Toplam 3 Sayfa bulundu

Konu: "Benim 'Maraz'ım yatılı okulda başlar"

  1. #1
    CASPER_CASPER_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    MaRDiN
    Yaş
    25
    Mesajlar
    13,057
    Blog Entries
    7

    okk "Benim 'Maraz'ım yatılı okulda başlar"

    İlk romanı çok satan Hande Altaylı, yeni kitabı 'Maraz' ile 6 Mayıs'ta bir kez daha okurlarıyla buluşuyor.
    Yazar Hande Altaylı, ilk kitabı ‘Aşka Şeytan Karışır’ın başarısının ardından, üç yıl sonra bu hafta yeni romanı ‘Maraz’la yeniden okurlarıyla buluşuyor. Remzi Yayınevi tarafından yayımlanan ‘Maraz’, 6 Mayıs’ta kitabevlerindeki raflarda yerini alacak. ‘Maraz’, yazarı Altaylı’nın ifadesiyle, “Hiç beklemediği bir anda kendi karanlığında kalan genç bir kadının, Aslı’nın hikayesi. Aniden tuzla buz olan bir evlilik ve sonrasında büyük bir hızla tersine dönmeye başlayan dünya…”
    Hande Altaylı ile yaşamını, eşi Fatih Altaylı’yı ve tek sözcükle özetlemek gerekirse, sarsıcı bir roman olan ‘Maraz’ı konuştuk.

    Yazarlık ideali hayatınızda hep var mıydı?
    Bir ideal olarak değil bir fikir ya da istek olarak olarak vardı. Okumaya meraklı herkesin içinde olduğu kadar...

    Eşinizin Fatih Altaylı olması nedeniyle ilk kitabınızın yarattığı şaşkınlık, sizin için yadırgatıcı bir durum muydu, yoksa buna hazırlıklı mıydınız?
    Gelebilecek tüm tepkilere hazırlıklıydım. Doğrusu daha sert bir önyargı duvarı bekliyordum, daha çok burun kıvıracak insan olur sanıyordum.

    Öyle olmadı mı?
    Düşündüğüm kadar değil. Ben bir okur olarak birinin karısı ya da kocası “Kitap yazdım” diye ortaya çıksa sinir olurdum. Kendim böyle düşünürken başkalarını
    önyargılarından dolayı suçlayamam.

    Lafını esirgememek bu devirde bir maraz olabilir mi?
    Lafını esirgememenin maraz olmadığı bir devir oldu mu? Bu zamana mahsus bir şey değil bu.

    Fatih Altaylı’nın sözünü esirgememesi aile bütçesine nasıl yansıyor? Çok tazminat ödüyor musunuz?

    Para konularını konuşmayız ama ödediğini sanmıyorum, pek mahkum olmuyor. Ödedi diye ona kızacak halim yok, kendi parası.

    Söylemek istediğiniz bir şeyi dile getiremediğinizde ne hissedersiniz?
    Kendimi yerim. Neden yazıyorum sanıyorsunuz? Bazen, bazı şeyleri söylemek istediğimizi biz bile bilmiyoruz. Yazmak bu yüzden iyi; satırları siz yazıyorsunuz, satır aralarını bilinçaltınız...

    Aşktan mı, yoksa ölümden mi korkuyorsunuz?

    Ölümden korkarım ama kendi ölümümden değil, sevdiklerimin ölümünden.

    Nasıl bir aileden geliyorsunuz?
    Eğitimle bozmuş bir aileden. Bizimkiler Edremit’te yaşıyor, ben de orada doğdum ama orada büyümeme pek fırsat vermediler. Galatasaray Lisesi’nde yatılı okudum. Babam avukat, annem ev kadını. Anaerkil bir aile düzenimiz
    vardı. Babam dünyanın en yumuşak insanıdır, evde bütün gün Fransızca şiirler okuyarak gezer, annem fenalık geçirir. Ablam da babama uyar, birlikte şiir okurlar.

    BENİ HİÇ DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞMIYOR, ŞANSLIYIM

    Sizin marazınız nerede başlar ve nerede biter?
    Benim marazım yatılı okulda başlar herhalde. Ama nerede biter bilmiyorum.

    Yatılı okuyanlar ne tür yaralar taşır?

    Yatılı okuldan hiçbir ruhun tamamen sağ çıkabileceğini sanmıyorum. İlla ki kalbinizin bazı yerleri enfaktüs geçirip ölür. Mesala benim özlem duygum yoktur, aidiyet hissim zayıftır.

    Erken yaşta evlenmişsiniz. Evlilik size ne ifade ediyor?
    Benim şansım, beni hiç değiştirmeye çalışmayan biriyle evli olmam. Kötü yanlarımı bile matah bir şeymiş gibi anlatır Fatih. Evliliğin insan zekasının en iyi ürünü olduğunu düşünmüyorum, ama işlevsel bir çözüm.

    En büyük defonuz nedir size göre?
    Dengesizlik ve tembellik.

    En iyi özelliğiniz?
    Haddini bilmek.

    Kimlerle rekabet edeceğinizi biliyor musunuz? Yoksa, “Hepsini sallar ortalığı yıkarım” mı diyorsunuz?

    Öyle bir şey demiyorum. Benden daha çok sattı diye kimseyi kıskanmam. Benden daha iyi bir kitap yazanları da kıskanmam. Ama bazen bir şey okurum ve bilirim ki asla öyle iyi bir şey yazamam. Yanından bile geçemem. O zaman çok üzülebiliyorum.

    İlk kitabınız 100 binin üzerinde sattı. Eleştirmenlerden iyi not almak mı daha önemli, çok satmak mı?
    “Kitabımın satması önemli değil” demek ne kadar inandırıcılıktan uzaksa,
    “Eleştirmenlerin ne dediği umurumda değil” demek de o kadar gerçek dışı. Kitabınız çocuğunuz gibi bir şey; kim kötü bir şey söylese incinirsiniz.

    EKİP ÇALIŞMASINDAN NEFRET EDERİM


    İlk romanınız ‘Aşka Şeytan Karışır’ın çok satması üzerinizde baskı oluşturdu mu?
    Oldu. O baskı geçene kadar uzun müddet yazamadım. O yüzden ‘Maraz’ın gelişi üç seneyi buldu. Kaygısız bir şekilde yazabileceğimi hissedene kadar
    durdum. Bir daha yazamayacağımı düşündüğüm zamanlar bile oldu. “Tamam işte, tek kitaplık bir yazarım ben” diye kendimi yedim.

    Reklam yazarlığından geliyorsunuz. Sipariş üzerine yazmak mı, sadece size ait bir dünyada roman yazmak mı heyecan verici?

    Reklam yazarlığı şahane bir iştir ama ekip çalışması gerektirir. Ben ekip çalışmalarından nefret ederim. Roman yazmaksa ayrı bir şey. Bu dünyayla yetinmek zorunda değilsiniz, yenisini kurabilirsiniz, sonra bir tane daha, bir tane daha...

    KİTAP BİTTİĞİNDE KENDİMİ CEHENNEMDEN ÇIKMIŞ GİBİ HİSSETTİM

    İkinci kitabın sizin için anlamı ne?
    Fransız bir yayıncı bana “İkinci roman cehennemdir” dedi ve galiba haklıydı. Çünkü kitap bittiğinde kendimi cehennemden çıkmış gibi hissettim gerçekten.

    ‘Maraz’la ilgili iddianız var mı?
    Var. Gittikçe daha iyi yazmayı umuyorum.

    Nasıl yazar, nasıl çalışırsınız? Günlerce dalıp gittiğiniz ve üstünüzü başınızı
    değiştirmediğiniz olur mu?

    Evden çıkmam, surat asarım, boş bakarım, telefonları açmam ve bu arkadaşlarımı sinir eder. Aynı eşofmanla günlerce gezerim. O halimi görseniz, dünya çapında bir başyapıt çıkaracağımı falan sanırsınız...

    Bir gününüz nasıl geçer?

    Yazarken her günüm birbirine benzer, yazmadığım zaman hiçbir günüm birbirine benzemez.

    Eşiniz, Türkiye’nin çok okunan ve etkili yazarlarından. Kendisini bu anlamda kıskandığınız ya da eleştirdiğiniz olur mu?
    Niye kıskanayım ki? Onun başarısı beni mutlu eder. Elbette eleştiririm.

    Eşinizin çalışma temposu yoğun. Siz de yazarsınız. Delirme noktasına geliyor musunuz?
    Fatih, böyle şeyleri eve yansıtmaz. Ben yansıtırım. Yazdığım dönemde çekilmez bir insan olurum, o da benden uzak durur. Habertürk ilk çıktığında bu
    durum beni utandırdı biraz. Sıfırdan koskoca bir gazete çıkıyor, adamcağız perişan, ama eve gelip normal davranmaya devam ediyor. Karısıysa “Kitap
    yazıyorum” diye ortalıkta terör estiriyor. Ayıp tabii ama insanın elinde olan bir şey değil işte.

    Kitabın adı neden ‘Maraz’?

    Biliyorsunuz, maraz hastalık demek. Ama bunun yanında huysuzluğa, geçimsizliğe, ruhsal sıkıntılara dair güçlü çağrışımlar yapıyor. Kitaptaki karakterlere baktığınızda hepsi aslında çok sıradan insanlar ve hepsinin sıradan insanlara ait bozuklukları var. Hepimizde olan ya da hepimizin maruz kaldığı marazlar...

    Kitapta karakterleri “yıllarca ağır küpeleri taşımaktan kulağı sarkmış bir kadın”, “tırnaklarını yemekten adeta dolama olmuş bir kardeş” diye anlatıyorsunuz.
    İnsanlara bakarken bu kadar çıplak ve aktarırken bu kadar sert misiniz?

    Sert olduğumu düşünmüyorum, sadece gerçekleri yumuşatmaktan hoşlanmıyorum. Bunları herkes görür, herkesin gözü takılır. Bazıları başını çevirir, bazıları da gözünü alamaz. Ben gözünü alamayanlardanım.

    Kendinizi ifade ederken de bu kadar açık mısınız?

    Garip bir şekilde, sadece yazarken bu kadar açığım, parmaklarım yalan söylemeyi bilmiyor galiba. Onun dışında, kendimle ilgili şeyleri anlatmayı sevmem. Paylaşmaya da hiç meraklı değilimdir.

    ‘Maraz’ın başlangıcında bir cenaze töreni: 35 yaşında trafik kazasına kurban giden Cenk ve eski sevgilisi Aslı… Ve finalde bir başka cenaze töreni. Nedir üzerine kafa yorduğunuz bu ölüm duygusu?
    Hayatta ölümden daha gerçek olan hiçbir şey yok. Bu yüzden de onun üzerine yazmakta bir tuhaflık görmüyorum.

    Neşet Ertaş’tan Leonard Cohen’e pek çok müzisyenin eserlerini anıyorsunuz kitapta...

    Çok iyi bir müzik dinleyicisi sayılmam, kitaplara olan merakımın yarısı bile değildir müziğe merakım. Ama Aslı için çok önemli müzik. O, anları
    melodileriyle birlikte hatırlayan ve kafasına öyle kazıyan biri.
    BÜYÜMENİN EN ACIKLI TARAFI BU İŞTE


    Kadınlar aldatma ve aldatılmayı neden erkeklerden daha yoğun sorgular?

    Öyle olduğunu sanmıyorum. Aldatılan erkeklere bakarsanız, bunu nasıl sorguladıklarını görürsünüz. Bıçakla, tabancayla falan sorguluyorlar. Kadınlarınsa sadece bitip tükenmeyen kelimeleri var.

    Kitabınızın aldatılan karakteri Aslı uzun eşek oynamayı tercih ederken, erkek kahramanlarınızdan Devrim, “Ben seksi, uzun eşeğe tercih ederim” diyor. Sorum bunların dışında: İnsan oyundan ne zaman uzaklaşır?

    Büyümenin en acıklı tarafı da bu işte: Hayat giderek daha az eğlenceli hale gelir. Mesela küçükken evden çıkıp arkadaşlarıma doğru koşarken hissettiğim mutluluğu çok net hatırlıyorum ve bu yüreğimi burkuyor. Anneniz sizi kapıdan
    sokar, siz bacadan çıkarsınız. 10 dakika daha sokakta kalabilmek için iki saat pazarlık edersiniz... Sonra bir ara, bir yerlerde kaybolur o sevinç ve her şey yavanlaşır. Köfte-patates dünyanın en güzel yemeği olmaktan çıkar. Damak
    zevkinizin geliştiğini düşünürsünüz, ama hayatın tadının kaçtığını fark etmezsiniz.

    Bildiğim kadarıyla sigarayı bırakmıştınız, ama kitaptan buram buram nikotin kokusu yükseliyor.

    Kitabı, sigarayı bıraktığım dönemde yazmış olmanın etkisi. Öyle kolay değil sigarayı bırakmak. Süründüğünüz bir dönem oluyor, işte o dönemde de yazmak bana iyi geldi. Kendi yaralarınızı yalamaya benziyor bazen... İyileştiriyor.

    KÖKSÜZ İNSANLARIMIZ VAR

    “İyi insanların vicdanlarını rahatlatmak için yapmayacakları şey yoktur. Sırf başkaları onların iyi olduğunu düşünsün diye analarını bile satarlar” diyorsunuz. Bu iki yüzlülüğü nasıl açıklıyorsunuz?
    Toplum baskısının insanları insanlıktan çıkarmasıyla açıklıyorum. Kendimizi topluma beğendirmek için kendimize karşı mahçup olabilmeyi içimize sindirebilmekle açıklayabiliyorum.

    “Köylülerin bilgeliğine sahip değiller ama köylüler. Kasabalı saygısından yoksunlar ama kasabalılar. Şehrin sahibi gibiler ama şehirliye benzemiyorlar.” Kitabınızın önemli karakterlerinden Burcu’nun eşinin ailesini anlatırken böyle söylüyorsunuz...
    Sosyolog değilim, ama bana öyle geliyor ki, eskiden insanlar bir yere aitti ve en azından ait oldukları coğrafyaya ait bilgiye sahiplerdi. Köylerinin, kasabalarının, şehirlerinin izlerini, kültürünü, ahlağını taşırlardı. Göç ettiler ve
    özlemleriyle arabeski yarattılar. Onların çocuklarının ise özleyecek bir şeyi yoktu, köklerini unuttular ama bir şekilde de tutundular. Artık bir grup köksüz insanımız var. Parası olan, parası sayesinde onay gören ve bilgiyi hor gören... Kınamak için söylemiyorum. Bu toplumun yarattığı insanlar hepsi. Görmezden gelemeyiz, küçümseyerek de bir yere varamayız.

    BOK GİBİ ŞİİR OKUYACAĞIMA…

    Ahmet Hakan, Ahmet Güntan’ın Kitaplık dergisinde bok üzerine bir şiir yazmasını yerden yere vurdu, Yapı Kedi Yayınları’nı göreve çağırdı. Bir yazar olarak bu tartışmaya ne dersiniz?
    Bok gibi bir şiir okuyacağıma bok üstüne bir şiir okumayı tercih ederim. Bu da bir klişedir aslında. Sevmedim o tartışmayı, yapay geldi bana. Bunlar çok konuşulmuş şeyler. Tezler belli, antitezler belli, bir yere varılmaz buradan. Bir kısım “Böyle şiir mi olur” der, diğerleri “Bal gibi olur” der... “Off! Yine mi aynı terane” dedim açıkçası. Yeni bir şey bulup tartışsanız...
    FATİH, TRAVMAYA KAPALI BİRİ

    Gazete Habertürk’e eşinizle anlaşarak gelen yazarlar var. “Aman Fatih! Bununla da neden çalışıyorsun” dediğiniz oldu mu?

    Ben bir okur olarak bir yazarı sevip sevmeme hakkımı elbette kullanırım ama Fatih’e böyle bir şey söylemem. Sonuçta yayın yönetmeni olan o. Çok bilseydim beni yayın yönetmeni yaparlardı.

    Fatih Bey’in marazı nedir baktığınızda?

    Beni en çok şaşırtan ve en tuhaf gelen yanı, travmaya kapalı biri olması. Mesela uçağı düşse yarım saat sonra güle oynaya tekrar uçağa binebilir.
    Sabah gazetesine el konduğunda, onun yerinde başkası olsa, gitti gazete diye
    karalar bağlardı. Fatih iki gün sonra, hayatını beni kağıt oyunlarında yenmeye adamıştı. Yenemiyordu, o ayrı... “Numara mı yapıyor acaba? Aslında çok sarsıldı da bana mı belli etmiyor” diye düşündüm ama sonra baktım ki gerçekten iyi.

    Kızınız Zeynep mi, yoksa eşiniz mi sizden daha çok korkar?
    (Gülüyor) Kızımın pek kimseden korktuğu yok.

    İLK KİTABI 'AŞKA ŞEYTAN KARIŞIR'


    Hande Altaylı’nın çok satan ilk romanının tanıtım yazısı şöyle başlıyor:
    “Sıradan insanlar yoldan çıkmaz, en masumlar günahkar olmaz, iyiler kötülük
    yapmazdı; eğer aşka şeytan karışmasaydı...”

    ONLARA ŞARKI SÖZÜ YAZDI

    Safarad grubu, aynı adı taşıyan ve 2003 yılında piyasaya çıkan ilk albümü için Hande Altaylı’dan da destek almıştı. Albümdeki sekiz şarkının sözleri Altaylı’ya ait.

    GALATASARAY RUHU GÜÇLÜ


    Galatasaray Lisesi’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi’nde Uluslararası
    İlişkiler ve Siyaset Bilimi okudu. Kendini daha çok Galatasaraylı olarak görüyor. Üniversite sonrası bir süre reklam ajanslarında reklam yazarlığı yaptı.

    'MARAZ'DAN

    “Çocukken dünya kocaman bir oyun bahçesiydi ve senindi. Bilinmezdi, heyecanlıydı ve hayal kurabildiğin ölçüde sana aitti. Geleceği bilmiyordun ama onu gönlünce şekillendirebileceğine inancın vardı. Her şey ama her şey bir ihtimaldi. Dünyayı güzel kılan da, işte o ihtimallerdi.”

    “Bir merdivende oturmuş ağlıyordun. Saçların darmadağındı. Yanına oturup neyin var diye sordum, kalbimde delik var, dedin. Çok uğraştım ama niye ağladığını söylemedin sadece kalbimde bir delik var deyip durdun.”

    “Yaşlanmak ise ihtimallerin azalmasıydı. Sahip olamayacağını bilerek bakmaktı etrafa, geçmiş olsun demekti. Asla o kitaptaki adam ya da kadın
    olamazdın artık. ‘Sınırlı mutluluklar dönemine hoş geldiniz’ yazan görünmez bir tabelanın altından geçerdin!”

  2. #2
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart

    merak ettim dogrusu tskler haber icin
    ♪ sadece müzik...





  3. #3
    CASPER_CASPER_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    MaRDiN
    Yaş
    25
    Mesajlar
    13,057
    Blog Entries
    7

    Standart

    Bende merakla beklıyorum....
    Rija ederim......

Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Obama "soykırım" değil "felaket" dedi
    By Fidem in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 26.04.09, 09:11
  2. ""Aşk Denen Tek Hece Hâlâ Sende""
    By ChaoS in forum ŞiirLer
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.04.09, 12:38
  3. Mine "Benim Günüm"
    By Fidem in forum Müzik Haber
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.03.09, 10:53
  4. Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 01.02.09, 02:02
  5. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 04.06.08, 14:43

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372