14 Şubat Dünya Öykü Günü Kutlanıyor





P.E.N Türkiye Merkezi ve Fransız Kültür Merkezi işbirliği ile düzenlenen geleneksel "14 Şubat Dünya Öykü Günü" etkinliği bu yıl da 14 Şubat Cumartesi günü, 15.00-17.00 saatleri arasında Fransız Kültür Merkezi'nde kutlanacak.
P.E.N Çeviri ve Dil Hakları Komitesi Dünya Öykü Günü Çalışma Grubu'nun organizasyonunu gerçekleştirdiği programın teması "Öykülerimiz Kardeştir". Bu yıl öykü bildirisini Osman Şahin kaleme aldı.

Uluslararası P.E.N Merkezi Genel sekreteri yazar, Eugene Schoulgin ve yazar Yasemin Yazıcı'nın açış konuşmalarıyla başlayacak programda, Osman Şahin, Ayhan Bozfırat ve Guy de Maupassant'nın öykücülüğü üzerine Adnan Binyazar, Sırma Köksal, Prof. Dr. Aysu Erden birer konuşma yapacak.
Sunuculuğunu Aliye Uslu'nun üstlendiği "14 Şubat Dünya Öykü Günü" kutlama programında Maupassant'nın "Onarılmaz Hata" öyküsü seslendirilecek.

Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden edebiyatçıların anılacağı bir konuşmanın da yer aldığı programda öykü yazarı Osman Şahin'in biyografik yaşamöyküsü üzerine kurgulanmış bir sunum da bulunuyor.

Bugün ülkemizde ve dünyanın bir çok ülkesinde kutlanan "14 Şubat Dünya Öykü Günü"nün öyküsü şöyle:

1980'li yıllarda ODTÜ Edebiyat Kulübü'nde, öyküleri duvarlarda sergileyen gençler, aralarında "öykü militanı" diye tanımladıkları Özcan Karabulut'un girişimleriyle Nisan 1996'da Düşler Öyküler dergisini çıkardılar. Aynı yıl 1. Ankara Öykü Günleri yapıldı. Bu etkinlik, Türkiye'nin Çanakkale, İzmir, Antalya gibi değişik illerine, Kıbrıs'a, Avrupa'nın Almanya, Hollanda gibi ülkelerine sıçrayarak geleneksel bir etkinliğe dönüştü.

Ankara Öykü Günleri, ilki 14 Şubat 2002'de gerçekleştirilen "Öykü Forumu"nu doğurdu, Öykü Forumu, PEN Genel Kurulu'ndan UNESCO'nun 2005'teki Genel Kurulu'na görüşülmek üzere giden "14 Şubat Dünya Öykü Günü" projesinin konuşulduğu ve tartışıldığı ilk etkinlik oldu. Uluslararası P.E.N. Türkiye Merkezi tarafından Edebiyatçılar Derneği'yle ortak sürdürülmesi kararı alınan"14 Şubat Dünya Öykü Günü" projesi, Londra'da bulunan Uluslararası P.E.N. Başkanlığı'na iletildi. 17-21 Eylül 2002'de Makedonya'nın Ohrid kentinde yapılan 68. Uluslararası P.E.N. Kongresi'ne, Türkiye P.E.N. Merkezi Başkanı Üstün Akmen'le birlikte PEN Ankara temsilcisi Prof. Dr. Aysu ERDEN katıldı. Aysu Erden, Ankara'da sürdürülen Ankara Öykü Günleri'nin, aynı zamanda Uluslararası P.E.N. ve değerlerinin tanıtılması, yaygınlaştırılması için projeyi yeniden geliştirdi. 14 Şubat Dünya Öykü Günü projesi, UNESCO'nun, Uluslararası P.E.N.'in, İngiltere, Amerika ve Avrupa'da bulunan diğer yazar örgütlerinin gerçekleştirdikleri çalışmaların, kapsamlı ve titiz bir şekilde taranması ve onlarla yazılı iletişim kurulması sonucunda, bilimsel ve edebi ölçütlere dayandırılan bir proje haline getirildi.
Uluslararası P.E.N., projeyi, 2003'te Mexico City'de yapılan 69. Uluslararası P.E.N. Kongresi'nin Delegeler Meclisi'nin gündemine, Çeviri ve Dilbilimsel Haklar Komitesi kararlarından biri olarak ve delegeler tarafından onaylanması amacıyla, aldı. Sözkonusu karar, 27 Kasım 2003 tarihli Delegeler Meclisi toplantısında onaylanarak kabul edildi. Böylece projenin UNESCO'nun Kültür Takvimine girerek tüm dünyada her yıl kutlanmasını sağlama yolunda büyük bir adım atılmış oldu. Unesco'nun 2005'te kongresinde proje kabul edildi ve "14 Şubat Dünya Öykü Günü" dünyanın bir çok ülkesinde kutlanmaya başladı,

Katılan konuklara, Notos Öykü dergisinin Ayhan Bozfırat ve Maupassant'dan hazırladığı "Bir Öykü"leri sunulacak. Etkinlik ücretsizdir.

Yer: Fransız Kültür Merkezi
İstiklal Caddesi No. 4 Taksim / İST.
Saat: 15.00 - 17.00


2009 Dünya Öykü Günü Bildirisi



En eski çağlardan beri ölümsüzlüğün ne olduğunu arama tutkusuna kapılan insan soyu, ölümsüzlüğün, kendi öz yaratısı "sanat" olduğunu anlamıştır.

Öykü, insanlığın en yaratıcı söz sanatıdır.

Doğa kendi yasalarına göre işler, öykü ise, insanlığın temel yasalarını ölçüt alır kendine, ona göre yazılır. İçinde insan olmayan bir öykü düşünülemez.

Öykü sözcüklerle yazılır. Sözcükler birer sestir, birer güçtür. Her sözcük bir doğumdur, bir tomurcuk çoşkusudur, yaşama yeniden bağlanmadır. Yıllanmış seslerdir sözcükler, yıllanmış coğrafyalardır. Milyonlarca ağzın, dilin, soluğun sıcaklığını ve nemini taşırlar. Her sözcük bir düşünce taşır içinde. "Söz" insandır. "Söz" insana bir şey anlattığı sürece "söz" dür, anlatmıyorsa "boş laf"tır.

Öykünün kendine özgü kuralları, kurgusu, dili ve derinliği vardır. Öykü yaşamdaki gerçeklikle aynı olsun diye yazılmaz. Öykü gerçeği ile yaşam gerçeği birbirine uymaz. Görünenler, yaşananlar bir fotoğraf gerçeği ile yazılırsa bu öykü olmayacak, gazetecilik olacaktır. Öykü, yaşadığımız gerçeklerden bağımsızdır ve dış dünyayla bir ayrılık taşıyacaktır.

Yazar, yaşadığı çağın tanığıdır; kendi payına düşeni yazar ama yazdıkları ne kendi yaşamının tamamıdır, ne de görebildiklerinin... Yazar yüreğini dünyaya, topluma kapatamaz. "Yazarın ayakları ne denli kendi toprağındaysa, kulakları da yeryüzünde olacaktır" diyor Yaşar Kemal. Yazarın içinde beslediği, büyüttüğü temel gerçek, insan duygusu ile insan gerçeğidir. Montaigne'in "Bir insanda yeryüzü insanlığının bütün halleri gizlidir" sözünün önemini, yazar herkesten iyi bilir; her insanın içinde bir "Hamlet" olduğunu, sıradan insanların başını kaldırmaya hakkı olduğunu da...

Yazar, edebiyatın sürekliliği içinde düşüncelerini, birikimlerini, algılarını akıl süzgecinden geçirerek özümseyen, onları kağıda dökerek, öykü yokuşunda sürekli koşmaya çalışan kişidir. Sözcüklere ruh verendir, bir sözcük damıtıcısıdır. Öykü kıvamını, sözcüklerin kaynaşmasını sabırla bekler. Yüreğinden, aklından geçen sözcüklerin, okurların yüreğinden de geçeceğini, onu sarsacağını, ürperteceğini bilir.

Yaşlı insan yüzleri geçmişin aynaları sayılır. Her çeşit insan yüzü, duyulan birkaç çekirdek söz, ağır çalkantılı yaşamlar, carpık ilişkiler, savaşlar, afetler, acılar, ihanetler, analık duygusu, korku, ölüm ve aşk gibi temel insanı duygular, yazarın yüreğinde büyük anaforlar, patlamalar yapar. Tohumlanma, çimlenme başlar. Derken, yüzlerce sözcüğün kanından, canından oluşan, başında, sonunda ve ortasında hep "insan" olan "öykü" çıkar ortaya. İnsanın derinine inmeyen, yalnızca süslü sözcüklerin cilasıyla yetinilerek yazılmış öyküler kanımca kalıcı olmayacaktır.

Zaman kadar eski, zaman kadar genç, Ilyada ve Odysseia gibi iki büyük destanın yaratıcısı, İzmirli yurttaşımız Homeros'tan günümüze, birbirinden çoşkulu, güzel, kanatlı sözlerle anlatı geleneğimizi taçlandıran Ömer Seyfettin, Sabahattin Ali, Sait Faik, Orhan Kemal, Yaşar Kemal ve daha pek çok büyük, soylu yazarlarımızı saygıyla anıyor, selamlıyorum.

Dillerimiz, kültürlerimiz, yaşantılarımız farklı olsa da, öykülerimizin kardeş olduğunu yineliyorum.

DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ'nün bütün öykücülerimize ve öykü severlere kutlu olmasını diliyorum.


ÖYKÜCÜ
Osman Şahin
"8. İzmir Öykü Günleri Onur Konuğu"

Kaynak: PEN Türkiye Merkezi