bazen hafta sonları arkadaşlarımla beraber kısa süreli tatil yada piknik amaçlı gittiğimiz İstanbul'un minik ama bir o kadarda güzel ilçesi...paylaşım için tşkler tatlım....
Biraz suistimal etmiş olacağım, ama yine de birçoğumuzun ikamet ettiği şehre ait bir bilgi olacağından ötürü pek de tepki toplamayacağımı sanıyorum. Kendi memleketimi tanıtmak istiyorum.
Size İstanbul’dan bir manzara sunacağım…
İstanbullular için pek de uzak bir yer değil. Üstelik artık Büyükşehir Belediyesi’nin sınırları içinde; yani şehre dâhil edilmiş durumda. İstanbul’un Karadeniz’deki en uç noktası: Şile.
İlçe merkezi sadece birkaç mahalleden oluşuyor. Küçük bir Anadolu kasabasını andırır. “Mecburiyet caddesi” namıyla müsemma olan o caddeden bir tane de Şile’de mevcut. Cumhuriyet Aile Çay Bahçesi (bakmayın böyle edepli bir ismi olduğuna, canlı müzik de yapılan pek meşhur bir mekândır) önünden başlayan ve Şile Bezi ürünlerinin sergilendiği mağazaların, balık lokantalarının, hediyelik ürünlerin satıldığı dükkânların, pastanelerin, kafelerin bulunduğu çarşı boyunca uzayıp Şile Belediyesi’ne kadar uzanan kısım olarak değerlendirebiliriz. Aslında yürümeyi sevenler için asıl kısım belediye binasından sonra başlamaktadır. Zira belediye binasını geçtikten sonra solunuzdaki merdivenlerden aşağıya indiğinizde kaleyi karşınıza alıp ilerler ve mendirek boyunca gezinebilirsiniz. Benden duymuş olmayın, ama eğer sezon açıldığında orada olup sabah erken saatlerde limana inerseniz neredeyse henüz sudan yeni çıkmış balık satın alabilirsiniz.
Şile Limanı
Şile deyince akla ilk gelen şeyler Şile Bezi ve Şile Feneri’dir. (Bir de kızlarının akla geldiği söylenir ama…Hatta “Şile’nin bir bezi, bir de kızı.” diye yerleşmiş bir deyim vardır.
) İşte asıl görülmesi gereken yer burasıdır bence: Şile Feneri. Şimdi müze olarak da hizmet vermektedir. Hani bir vakit Sıcak Saatler dizisinde Sedat (Mehmet Aslantuğ)’ın kaçıp saklandığı fener işte burası. Hemen önünde yer alan Kavala Parkı da müthiş manzarası ile sizi ağırlamaya hazır. Masaların ve oturakların bulunduğu park da bir de kafe yer almaktadır. Bir kayalık üzerine kurulu olan bu parkın sonundaki küçük demir kapıyı açıp yamacındaki patikaları gezip deniz kıyısına kadar inebilirsiniz.
Şile Feneri
1859 yılında Fransızlara ait Fenerler İdaresi tarafından yapılmış Türkiye'nin en büyük feneri olarak biliniyor. 20 mil uzaktan görünen ışığı ile deniz seviyesinden 60 m yükseklikte yer alan Şile deniz fenerinin kule yüksekliği ise 19 metre. Şehir elektriği ile çalışan feneri cihazı ve kule, yapısının orijinal halini günümüzde de koruyabilmiş. Sekizgen şeklinde ve 110 cm kalınlığında taştan yapılmış olan kule, gündüz iyi görülebilmesi için siyah ve beyaz enlemesine bantlar çizilerek boyanmış. 1968 yılında elektriğe çevrilen ve şehir cereyanı ile çalışmaya devam eden Şile fenerinde 1000 watt gücünde ampul kullanıldığı belirtiliyor.
Şile Feneri'nden Akşam Güneşi Mağarası ve Kavala Parkı
Söz Kavala Parkı’na gelince biraz daha bencil olmak durumundayım. Ne zaman dar gelse bana koca İstanbul, kendimi Şile’de bulurum. Hele ki aylardan eylül ise… Özellikle beni huzurlu kılan mekânlardan biridir bu park ve çevresindeki oluşumlar. Denizi önünüze aldığınızda sol tarafınızda görünen otelin yanındaki merdivenlerden inip patika bir yoldan geçerek iki kayalık arasında gizlenen küçük kumsala varırsınız. Hele oradaki geniş ve neredeyse düz kayalığın üstünde dalga sesini dinlemek bir sonbahar günü… Yine denizi önünüze aldığınızda parkın sağ tarafında kalan Akşam Güneşi Mağarası da ilgi çeken bir yerdir. Eğer pazarlık edebiliyorsanız balık sezonu dışındaki günlerde limanda bir balıkçı teknesi kiralayarak bu mağaranın içini de görebilirsiniz. 10-15 metrelik bir tekne ile rahatça içine girilebilmekte ve manevra yapılabilmektedir.
Akşam Güneşi Mağarası
Tıpkı fenerin karşısında bulunan otelin bir kısmının kayalıklardan taşıp beton bloklar üzerine oturtulmuş olması gibi pek çok mekân mevcuttur Şile’de. Hele ki belediye plajına indiğinizde ya da limana uğradığınızda başınızı geri çevirip çarşıya doğru baktığınızda az önce oturduğunuz kafenin balkonunu destekleyen sırıklar dikkatinizi çekecektir. Özellikle Narin bu hususta başı çeken mekânlardan biridir. Balkonu tamamen sırıklar üzerinde durmaktadır. Yine belediye binasının çaprazında bulunan Aslan Kahvehanesi de öyledir nitekim.
Şile Kalesi ve liman çevresi
Şile Kalesi, tarihsel gelişim içinde önemli bir yer tutmuştur. Bizanslılar'ın inşa ettiği kale, daha sonraları Osmanlılar tarafından kullanılmıştır. Kale 10x10m2 genişliğinde ve 12m yüksekliğinde olup denizden gelebilecek saldırılara karşı kayabilmek amacıyla inşa edilmiştir
Kilometrelerce uzanan kumsalları, kendine has evleri, feneri, bezi, yeşili ve mavisi ile en azından bir hafta sonu kendini şehirden koparmak isteyenler için birebir Şile. Ayrıca merkezde piknik alanı olarak tahsis edilen 2 tane çam korusu da bulunmaktadır. Yine merkeze birkaç kilometre mesafede, bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan kumuyla meşhur Kumbaba mevkisi de bulunmaktadır. Üstelik her yıl temmuz ayının son haftası ile ağustos ayının ilk haftasında düzenlenen Geleneksel Şile Bezi Festivali de belki ilginizi çekebilir. Keza yamaç paraşütü, trekking, kaya tırmanışı için de uygun ortamların mevcut olması sizi buraya çekebilir.
Bir de Şile’nin küçük beldesi Ağva’dan bahsetmemek olmaz. Aslında o ayrıca değerlendirilmeli ama… Tatlı ve tuzlu su ürünlerini bir arada bulabileceğiniz Ağva daha doğuda yer almaktadır. Her adımında doğanın sizi kucakladığı bir yer burası. Sanki iki nehrin (Göksu ve Yeşilçay) denize taşıdığı bir yer burası. Hani Bir İstanbul Masalı adlı dizide Esma’nın kaçıp saklandığı Acqua Verde de Ağva’da yer almaktadır. (Sanırım Mehmet Aslantuğ da benim gibi kaçış için Şile’yi tercih edenlerden; bu dizilere bakılırsa.)
Aslında koca şehrin yükünü taşıyor Şile. Her yaz on binlerce kişi plajlarından, kumsallarından istifade ediyor. Ben yine de sonbaharda görmenizi tavsiye ederim. Gece yarısı balıkçı kahvelerindeki sohbetler dahi insana dertlerini unutturabiliyor. Size “Şu barda çılgınlar gibi eğlenip dertlerinizi unutabilirsiniz.” diyemem, zira bu cins yerlerden her şehirde lüzumundan fazla bulunuyor. Eğer doğayla yeniden karşılaşmak istiyorsanız, çıplak ayakla uzun kumsallarda yürümek istiyorsanız, az ötenizdeki bahçede-tarlada yetiştirilen ürünlerden istifade etmek istiyorsanız… Şile’nin sizi çağırdığını unutmayın.
Her gün, hemen her saat başında Üsküdar Harem'den Şile’ye ve Ağva’ya otobüs kalkmaktadır. Tel: (0216) 3911347 Hatta günün belli saatlerinde, daha ziyade yöre halkı için konulan seferleri tercih ederek köyleri de görme imkânınız mevcut.
♫ ♥ ♪ sadece müzik...
![]()
bazen hafta sonları arkadaşlarımla beraber kısa süreli tatil yada piknik amaçlı gittiğimiz İstanbul'un minik ama bir o kadarda güzel ilçesi...paylaşım için tşkler tatlım....
BiZ 3 KiŞiYiZ;
KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...
benide al narcicegim![]()
♫ ♥ ♪ sadece müzik...
![]()
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks