Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 14 Sayfa bulundu

Konu: Trabzon Tarihçesi

  1. #1

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    608

    Standart Trabzon Tarihçesi

    Kent merkezi kuzeyde denizden, güneyde Boztepe'nin üzerine kadar düzgün olmayan teraslar halinde yükselir. Değirmendere, Kuzgundere (ya da Tabakhane) ve Zağnos dereleri yerleşimi güneyden kuzeye derin boğazlarla bölmüştür. Tabakhane ve Zağnos dereleri arasında kalan ve düzgün olmayan yüksek bir masa formundaki alan üzerinde, kentin bilinen eneski yerleşim kalıntıları tespit edilmiştir. İşte bu nedenle Trabzon adının eski Grekçe masa ya da trapez/yamuk biçimi karşılığı olarak "trapezos" kelimesinden geldiği görüşü ağırlık kazanmaktadır. Trabzon adına, Trapezos olarak ilk kez, Yunanlı komutan Kesnophon tarafından kaleme alınan, M.Ö. 4. Yüzyılda geçen olayların anlatıldığı "Anabasis" adlı antik kaynakta rastlanmaktadır. Trabzon, 276 yılında tüm Doğu Karadeniz Bölgesine akınlar yapan Gotların saldırısına uğramış, bu saldırıda tüm kent yakılıp yıkılmıştır. Roma İmparatorluğunun son dönemlerinde 4. Yüzyılın başında Diocletian Maximian, Constantinius ve Galerius'tan oluşan dörtlü idare zamanında Trabzon'da yeniden bir takım imar etkinliklerinde bulunulduğunu Trabzon Müzesindeki Latince bir kitabeden anlıyoruz. Roma İmparatorluğu 395 yılında ikiye ayrılınca Trabzon, merkezi İstanbul olan Doğu Roma / Bizans İmparatorluğunun sınırları içinde kalmıştır. Bizans İmparatoru Justinianus (527-564) Trabzon'da kent surlarını restore ettirerek yeni bir imar etkinliğini başlatmıştır. Heraclius zamanında (610-641) imparatorluk askeri bölgelere ayrılmaya başlanmış, Trabzon, Teophilos zamanında (829-842) kurulan Khaldia Temasının merkezi olmuştur. Müslüman Araplar 8. Yüzyılın başlarından itibaren Anadolu'ya düzenledikleri baskınlarda Doğu Karadeniz ve Trabzon'a gelmişlerdir. Trabzon 16. yüzyılda, merkezi Batum olan Lazistan Sancağı ile birleştirilerek eyalete dönüştürülmüş ve bu yeni idari birimin merkezi olmuştur. 1867 yılında Trabzon'da büyük bir yangın çıkmış, bir çok kamu binası da bu sırada yanmış ve kent daha sonra yeniden düzenlenmiştir. 1868 yılında vilayet olmuş, merkez sancağı dışında Lazistan, Gümüşhane, Canik Sancakları da buraya bağlanmıştır. 1917'de Rusya'da "Bolşevik Devrimi" olur, Çarlık Yönetimi yıkılır. Bunun üzerine Rus ordusunda büyük bir panik başlar. Bu Rusların Trabzon'dan çekilmesine de yol açar. Öte yandan, batıdan doğuya doğru kayan ve Karadağ'da toplanan Türk Çeteleri, Akçaabat'a inerek Yüzbaşı Kahraman Bey'in komutasında üç koldan Trabzon'a doğru yürürler ve 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon'a girer. Ulu Önder Atatürk, Cumhuriyet döneminde Trabzon'a üç kez gelir; l924, 1930 ve 1937 yıllarında, ilk geldikleri 15 Eylül 1924 günü, Trabzonlularca "ATATÜRK GÜNÜ" olarak kabul edilir ve bu kendisine bir telle bildirilir
    COĞRAFİ DURUM

    4685 Km2 yüzölçümüne sahip olan Trabzon topraklarının %30'u dağlık, %60'ı kıyıdan içeriye doğru gittikçe yükselen ve ortalama 25-30 metre arasında değişen bir eğilim gösteren alanlar biçimindedir. Ancak %10'u düzlük olan İl toprakları genellikle engebelidir. İl sınırları içersind e Kemer (2.856 m), Kastan (2.500 m.), Çakırgöl (3.063 m.), Zigana (2.536 m.), ve Horos (2.396 m.) dağları yer alır. Yumuşak bir deniz iklimi hakimdir. En sıcak ay ortalaması 23 C ( Ağustos), en soğuk ay (Şubat) ortalaması 7 C dir. Ortalama yağış miktarı metrekareye 830 mm. dir. Yılda 51 gün açık, 174 gün parçalı bulutlu ve 140 gün de kapalı olarak geçmektedir

  2. #2

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    608

    Standart

    TRABZON TARİHİ*


    Trabzon'un kuruluşu M. Ö. 2000 yıllarına inmektedir. Erzurum dan geçen ve İran sınırına varan, Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlayan tarihi İpek Yolunun başlangıcında kurulan Trabzon şehrinin ilk kurucularının Ortaasya ve Kafkaslardan bölgeye gelen Turani kavimlerden Marlar, Tibarenler ve Moskların olduğu tarih kitaplarında yer almaktadır.

    Trabzon'un kuruluşundan itibaren geçirdiği devreler şöyle sıralanabilir.

    I. Devir: Kuruluşundan serbest şehir oluncaya kadar geçen devir (M. Ö. 2000-M. Ö. 750).

    Bu devir karanlık geçen bir devirdir. Bahçecik mevkiinde bulunan bazı kalıntılar bize bu bölgeye ilk defa Kafkasya'dan Mosklar, Tibarenler ve Marların gelerek tarım ve balıkçılık ile meşgul olduklarını bildirmektedir. Orta Asya'da ve Orta doğu'dan gelen ticaret yollarının denize ulaştığı yer olan Trabzon'un ticari ve stratejik önemi bu dönemde de Ege kıyıları halkınca biliniyordu.

    Efsane olmakla birlikte meşhur Argonatlar Seferi bunu gösterir. "Colehide-Kolşit" denilen şimdiki Gürcistan'ın bir kısmını ve oradan batıya doğru Trabzon'a kadar uzanan sahili içine alan mıntıkanın ormanlarının zenginliği ve dağlardaki madenler daha o zamanlarda meşhurdu. Milattan çok önce geçtiği sanılan seferin gayesi Kolsşit'te asılı olduğu dilden dile dolaşan bir altın postu elde etmekti. "Altın post" un bu bölgenin zenginliğinden kinaye olduğu söylenir. Her halde buraların servetine alâmetti. Bazı rivayetlere göre madencilik sanatı bu bölgede oturan bir kavim tarafından bulunmuştur.

    II. Devir: Serbest Şehir Devri (M. Ö. 750 M. S. 50).

    Bu devir M. Ö. 8. Yüzyıl ortalarından Miladın ilk yüzyılı ortalarına kadar süren devirdir. Bu devirde M. Ö. 756 yılında Sinop'tan kolonizatör Miletliler Trabzon'a gelmişlerdi. Zamanlarının en iyi denizci ve tüccarları olan bu kolönizatörler aslen iyonya'nın en önemli merkezlerinden Milet şehrindendirler. Buna nisbeten Miletliler veya Mileliler diye tanınırlar.

    Ege kıyılarından kalkıp boğazları aşarak Karadeniz'e çıkan ve herşeyden önce ticaret fikriyle hareket ettikleri söylenen Miletliler ilkin M. Ö. 785 yılında savaşla Sinop'u'ele geçirmişlerdir. Tabii limanıyla Sinop Şehri bu insanların merkezi olmuş ve oradan Karadeniz'in her tarafına, alışverişe elverişli buldukları noktalara yayılmış ve yerleşmişlerdir.

    Miletliler, Sinop'u elde ettikten 29 yıl sonra Ordu ve Giresun ile birlikte, kendilerinden önce var olan Trabzon'a da gelmişler ve ne şekilde olduğu bilinmeyen bir surette yerleşmişlerdir.

    Şehirden ilk bahseden, M. Ö. 400 yılında Onbinlerin bakiyesi olan sekizbin küsür kişilik ordu ile Trabzon'a gelen Yunanlı komutan ve filozof Ksenefon'dur. Şehir O'nun zamanında Sinop'a belli bir vergi ödüyordu. Onbinler Trabzon'da kendi dilini konuşan Sinop'a mensup Miletlileri buldular. Bir ay kadar Trabzon'a misafir kaldıktan sonra memleketlerine deniz yoluyla ulaşmak istediler. Ancak, Trabzonluların gemilerinin önemli bir kısmı seferde olduğu için ordunun yanlızca bir kısmının Trabzonluların yelkenleriyle denizden, diğer kısmının ise karadan yollarına devam ettiği kaydediliyor.

    Miletliler, Trabzon'dan Asya'nın göbeğine ve Ortadoğuya ulaşan ticaret yolları üzerinden akan alışveriş hareketlerinin bağlanıp çözüldüğü Trabzon'da çok büyük servetler elde etmişler ve merkezleri olan Sinop'u her sahada geride brakmışlardı. Trabzonluların yüzlerce parçalık gemileri gelen ve giden ticaret emtiasını Karadeniz'in her tarafına ve boğazları aşarak Ege kıyılarına taşıyordu.

    M. S. birinci yüzyılın ortalarına kadar, bazı sarsıntılarla birlikte devam eden bu serbest şehir dönemi Roma hakimiyeti takip etti.

    III. Devir: Roma Devri (50-395)

    Romalılar, diğer Yunan sömürgelerine yaptıkları gibi Trabzon'a da "Serbest Şehir" ünvanı ve imtiyazını bırakmışlardı. Trabzon Romalılar için doğuda bir üs ve iaşe merkezi halini almıştı. Karadeniz'deki Yunan sömürgelerinin merkezi olan Sinop, Roma döneminin başında önemini kaybetmişti. Trabzon ise giderek güç kazanmış ve Karadeniz'in en işlek iskelesi, en canlı ticaret merkezi haline gelmişti.

    Romalılar Trabzon'a konumundan dolayı özel önem veriyorlardı. Roma imparatoru Adrian M. S. birinci yüzyılda şimdiki Kalepark / Güzelhisar'ın denize doğru uzanan kayaların altını oydurarak bir liman yaptırmıştı. Osmanlı devrine kadar işe yarar halde kalmış olan bu liman sonraları kumla dolmuş ve kullanılmaz hale gelmiştir.

    Latince Bella Castron limanı olarak anılan bu liman, Avrupa-Asya ve Ortadoğu ticaretinde çok önemli bir yere sahipti. İçten veya denizden gelen transit emtia deve ve gemilerden, limanın tam üstündeki etrafı surla çevrili olan ve zamanına göre umumi mağaza mahiyetinde olan bu antrepoya boşaltılır, içeriye veya taşraya gidecek olan emtia dahi oradan yüklenirdi. Burası Avrupa'dan Asya'nın ortalarına kadar ulaşan tarihi ipek yolunun deniz ucundaki basamağında kurulan bugünkü manasıyla bir serbest bölge idi.

    Trabzon'un asıl şehirden bir buçuk iki kilometre doğuda bulunan bu transit limandan başka dahili ticarete mahsus bir limanı daha vardı. Bu ikinci liman şehrin denize paralel giden kale duvarının önünde ve bugünkü moloz mevkiinde idi. Doğu taraftan şehir surlarının denize uzatılmış bir kolu ve bir kulesi tarafından korunan Moloz Limanı son yıllara kadar ayakta kalabilmiş, ancak sahil yolunun açılmasıyla birlikte kalıntılarının önemli bir kısmı yok olmuştur.

    Bundan sonra Trabzon ve Doğu Karadeniz Bizanslılar ile Müslümanlar arasında el değiştirdi. 733 yılında Müslümanlar bölgede yeniden hakim olmuşlarsa da bu durum uzun sürmedi ve Trabzon 739 yılında Bizanslılar tarafından geri alındı. Ancak şehir surların dışında Müslümanların hakimiyeti uzun yıllar devam etti.

    Bizanslılar devrinde Trabzon Irak'ın da iskelesi idi. Abbasiler ilk devirlerde İstanbul'dan Müslümanlara satılmak üzere ticaret eşyasının gönderildiği başlıca liman Trabzon'du. O zamanlarda Trabzon'da daimi sürette oturan Müslüman tacirler vardı. Karadeniz'e Araplarca "Bahr-i Tirabizanda" denilmesi de Trabzon'un o dönemdeki önemini göstermektedir.
    Trabzon'un tarihi II.




    Ayasofya Kilisesi







    Türkler Trabzon'da

    Malüm olduğu üzere XI. yüzyılda Müslüman Türkler Anadolu üzerine akınlara başladılar. 1048 yılında İbrahim Yınal, Hasankale zaferini kazandıktan sonra Türkmenler Trabzon'a kadar ilerlediler. Ancak kendilerinden önce Trabzon'u ele geçirmeye çalışan Müslüman Araplar gibi surlar ile çevrili Trabzon'u ele geçirmeleri zor olmuş ve düzenli Bizans ordusu karşısında geri çekilmek zorunda kalmışlardı. 1071 Malazgirt zaferinden sonra ise Anadolu kapıları Müslüman Türklere kesin olarak açıldığında Trabzon ve civarının Türkleşmesi ve Müslümanlaşması hızlanmıştı. Selçuklular 400 yıl boyunca Trabzon'u birçok kez kuşatmışlardı. Şehir bu kuşatmalardan güçlü surları Bizans desteği ve doğal yapısının sağladığı topografik imkanlarıyla kurtarılabilmiştir.

    V. Devir: Komnenoslar Devri (1204-1461)

    Bu devir Trabzon'un ticaretçe en parlak devirlerinden biri olmuştur. Ceneviz ve Venediklerin bütün doğuda ve bilhassa Karadeniz'deki ticari faaliyet ve rekabetlerinde Trabzon önemli bir mevkie sahip olmuştu. Venediklilerden önce Cenevizliler Trabzon imparatoru ile bir ticaret anlaşması yaparak Trabzon'da serbest ticaret yapmak imtiyazını almışlardı. Daha sonra Venedikliler ile de aynı şartlarla bir anlaşma imzalanarak ticari müesseseler açmalarına izin verilmiş ve 225 adımlık bir arsa üzerinde kendilerine ait kilise, ambar gibi çeşitli binalar yapmalarına müsaade edilmişti.

    O günkü Trabzon'un ticari hayatını Alman tarihçi Fallmerayer şöyle anlatır: "İran'dan hatta Irak'ın kum çöllerini aşarak buraya doğru kafileler gelir ve bütün beşeri ihtisas Trabzon'da temerküz ederdi. Trabzon imparatorluğu bir transit merkezi, bir baş karargah ve dünya ticaretinin bir noktası idi.

    "Bağdat ve Kahire'nin sırmalı kumaşları, Hindistan ve Sina'nın inci ve mücevheratı, Megrelistan'ın ( Gürcistan'da) bal ve keteni, Floransa'nın erguvani kumaşları, Almanya'nın porselen ve çelik mamulatı; sanayıye ait bütün ürünler her taraftan Trabzon çarşısını doldururdu. "

    Bu dönemde Trabzon'a yönelik Türk akınları giderek yoğunlaştı. Trabzon imparatorları bu akınları savuşturmak için kızlarını civardaki Türk beyleriyle evlendirerek akrabalık kurmaya başladılar. Aynı zamanda bazı beyliklere vergi de ödüyorlardı.

    XV. Yüzyıl başlarında Anadolu'yu istila eden Timur, Trabzon'u zaptetmiş ise de ülkesine katmayıp, oğlu Halil Mirzanın yönetiminde vergiye ve haraca bağlamıştı. Yıkılışa doğru giden Trabzon Devleti'nde bir saltanat mücadelesi başlamıştı. Çevresi Osmanlı Devleti ile sarılan Trabzon, sembolik bir devlet durumuna düşmüştü. II. Murat zamanında Trabzon, karadan ve denizden kuşatılmış ise de, denizde fırtına çıkması yüzünden kale alınamamış, ancak esir ve ganimet alınarak dönülmüştü.

    Trabzon'un Fethi

    29 Mayıs 1453 de İstanbul'un fethinden sonra Fatih, Trabzon'un vermekte olduğu vergiyi 2000 duka altına çıkarmıştı. Erdebilli Safeviye tarikatı şeyhlerinden Şeyh Cüneyd 1456 yılında ordusuyla Trabzon üzerine yürüdü, İmparatorluk ordusunu yenerek şehri kuşattı. Bunun üzerine Fatih, Trabzon'un Şeyh Cüneyd'in eline düşmemesi için Amasya Valisi Hızır Bey'i Trabzon üzerine gönderdi. Durumu öğrenen Şeyh Cüneyd kuşatmayı kaldırarak çekildi. Hızır Bey Trabzon'u kuşatarak Meydan -i Şarkî'de ( Şimdki Belediye Meydanı) karargahını kurdu. Fakat Trabzon'u savunmaktan korkan kral Kalo İannes vergi vermeyi kabul etmişti.

    Fatih Sultan Mehmed'i Trabzon üzerine yönelten birtakım siyasi, idari, ekonomik ve tarihi sebepler vardır. Bunların içinde en önemlisi, Bizans'ın bir nevi kalıntısı durumundaki Trabzon Rum Devleti'nin fethi gerçekleşmedikçe, İstanbul'un fethinin yarım görülmesiydi. Bu arada Trabzon Devleti'nin Osmanlı Devleti aleyhinde Venedik Cumhuriyeti, İran, Gürcistan Devletleri, İsfendiyar Oğulları ve Karaman Oğulları ile ittifaklar kurması, hısımlıkları bahane ederek Akkoyunluların Anadolu'ya göz dikmeleri ve Osmanlı topraklarına saldırmaları karşısında Fatih, Trabzon'un fethine kesin olarak karar vermişti. 1460 da Uzun Hasan, Fatih'in huzuruna elçiler göndererek hısımlık kurduğu Trabzon Rum Devletinden alınan vergileri geri istemiş, bunun üzerine de Fatih elçilere "Haydi siz gidin gelecek sene ben kendim gelir mahallinde vergimi öderim" diyerek tasavvurunu açıkça ortaya koymuştu.

    Sefer için Osmanlı kara ordusu 23 Mart 1461'de Edirne'den hareket etti. Mahmut Paşa komutasında 150 parçadan oluşan donanma da Karadeniz'e açılmıştı. Fatih'in komutasında Üsküdar'dan Anadolu'ya geçen ordunun nereye gittiğini kimse bilmiyordu. Bu ilerleyiş sırasında Amasra, İsfendiyaroğulları Beyliği, Kastamonu ve Sinop fethedilerek Sivas üzerinden Erzincan ovasına inildi ve yassıçemen'de karargah kuruldu. Bu arada seferin İran üzerine olduğu düşüncesiyle korku ve telaşa kapılan Uzun Hasan adına harekete geçen Çemişkezek Beyi Hasan'ın başkanlığında bir elçi heyeti Fatih'in çadırında kabul edildi. Heyet içinde Uzun Hasan'ın annesi Sâra hatunda vardı. Karşılıklı görüşmelerden sonra, heyete seferin İran üzerine olmadığına teminat verdikten sonra, elçilik heyetinin bir kısmı ve Sâra Hatun alıkonularak, Osmanlı ordusu yönünü Trabzon üzerine çevirdi.

    Osmanlı ordusu çok zor şartlar altında Erzincan ile Trabzon arasını 25-30, bazı kaynaklara göre 40 günde aşabilmiştir. Çekilen zorluklar karşısında Fatih'i bu seferden alıkoyabilmek için Sâra Hatun'un : "Hey oğul Trabzon'a bunca zahmet nedendir? Trabzon nedir ki, ondan ötürü şehsuvar'i Saltanat piyade olup oürdap ola? Dediğinde Padişah hışımla: "Hey ana bu zahmet din yolundadır. Kim ahirette Allah hazretlerine varıcak inayet ola derim. Zira bizim elimizde İslam kılıcı vardır. Eğer bu zahmeti ihtiyar etmesek bize Gazi demek yalan olur." dediğini tarihler kaydeder.

    Trabzon kuşatması 40 gün sürdü. En şiddetli savaşlar Zağnos köprüsü civarında oldu. Şehzadem Mahmut Paşa yanında bulunan Rumca katibi İmparator David'e göndererek kayıtsız ve şartsız teslim olmasını yoksa cenk yasasının uygulanacağını söyledi. David, hiçbir ümidin kalmadığını görünce Mahmut Paşa'nın akrabalarından teyzesinin oğlu başmabeinci Yorgi Amuriki vasıtasıyla anlaşarak şehri ve kaleyi teslim etti. Bir yandan görüşmeler yapılırken bir yandan da çetin duruşmalar sürüp gidiyordu. Türk Bayrağı'nın Zağnos burcuna dikildiği anda, Trabzon Devleti'nin teslim haberide Fatih'e ulaşmıştı.

    Trabzon'un fethi tarih bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu fetihle Bizans'ın son kalıntısı Anadolu'dan temizlenmiş ve bu coğrafyada tek otorite altında toplanma gerçekleşmiştir. Ayrıca, Trabzon'un fethi ile Karadeniz'in bir Türk gölü haline gelmesi projesi için en önemli adım atılmıştır. Hepsinden önemlisi 26 Ekim 1461 günü Trabzon Devleti tarihe karışırken, Bizans'ı diriltme hülyası temelinden yok edilmiştir.

    Fatih Sultan Mehmet ilk iş olarak fetih geleneğine uyup Ortahisar'da Meryemana Altınbaş Kilisesi'ni "Ortahisar Camii" adı ile Müslümanların ibadetine tahsis etmiştir. Daha sonra Sen Ojen Kilisesi'de camiye çevrilerek ilk Cuma namazını burada kılmış ve adına da Yenicuma camii denilmiştir. Bu cami halen ibadete açıktır.

    Trabzon'un idaresi Gelibolu valisi Kazım beye verilip bir kısım asker, silah ve mühimmat bırakıldıktan sonra ordu sahil yolunu takip ederek geri döndü.

    Fetihten sonra Trabzon'un yerli ahalisinin ileri gelenleri imparator David ile İstanbul'a geri görülmüş, bir kısmıda kendiliğinden ayrılmıştır. Bu yüzden şehirde pek az nüfus kalmıştır. Kalan nüfus ile Eksotha (Hızırbey) , Boztepe, Aşağı Yenicuma, Tuzluçeşme, Çömlekçi semtleri de iskan ettirilerek, kale içindi Hıristiyan bırakılmamıştır. Boşalan evler sipahi takımına yeniçerililere, maiyet ağalarına ve mülhakattan gelen Türklere tahsis edilmiştir. Bu arada feth edilen diğer şehirlerde olduğu gibi Trabzon'da da "Cizye-i Şerriye ve Rusumi örfiye" vergisi konmuştur. Trabzon ve civarındaki toprakların tahribi ve tımarlara bölünerek sipahilere verilmesi gibi konularda Sancak beyi Kazım bey aldığı emri yerine getirerek Trabzon topraklarını Osmanlı idaresi altında yeniden organize etmiştir.

    Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet'in yörede genel bir sayım yaptırmış olduğu biliniyorsa da, buna ait belgeler elde olmadığından ancak 1486 yılında II. Beyazıt'ın sayımları ölçü alınmaktadır. Trabzon hakkında bilgi veren en eski tahrir defterleri, başbakanlık arşivinde "maliyeden müdevver defter no:28" başlığı altında bulunmaktadır. Tarihsiz olan bu defter ilk olarak 1954 yılında Ömer Lütfü Barkan tarafından kullanılmıştır.

    Bufassal adlandırılan türde olan 1486 tahrir defterinde Trabzon; Akçaabat, Görele, Tirebolu, Giresun, Laz, Maçka, Torul, Sürmene, Of, Rize, Atina (Pazar) tımarları ile tımar sahiplerinin listeleri verildikten sonra, başta Trabzon şehrinde oturanların ayrıntılı bir listesi de bulunmaktadır. Tahrir defterinde şehrin halkı, mahalle ya da cemaat başlıkları altında dini guruplar olarak bölündükten sonra şehirdeki her aile reisinin de adı verilmektedir.

    Trabzon'un tarihi III.

    Fetihten sonra, mevcut müslüman nüfusuna ait olarak iskan edilen ve geldikleri yörelere göre ad alan müslüman cemaat grupları şunlardı:

    1- Cemaat-i Niksar 7 hane 11- Cemaat-i Amasya 31 hane
    2- Cemaat-i Ladik 7 hane 12- Cemaat-i Osmancık 10 hane
    3- Cemaat-i Bafra 16 hane 13- Cemaat-i Çorum 15 hane
    4- Cemaat-i İskilip 10 hane 14- Cemaat-i Merzifon 18 hane
    5- Cemaat-i Gümüş 7 hane 15- Cemaat-i Nefsi Samsun 12 hane
    6- Cemaat-i Tokat 25 hane 16- Cemaat-i Zile 3 hane
    7- Cemaat-i Porhal (Turhal) 4 hane 17- Cemaat-i Satılmış Canik 1 hane
    8- Cemaat-i Göncanik (Gölköy) 8 hane 18- Cemaat-i Karakadi 10 hane
    9- Cemaat-i Kavala 3 hane
    10- Cemaat-i Sanusak 5 hane

    Bu Müslüman cemaatların sayısı 202 haneden ibaret olup, 1486 yılındaki Müslüman nüfusunun %78. 3'ünü oluşturuyordu.

    Fetihten sonra Anadolu eyaletine (Beylerbeyliğine) bağlı bir sancak olan Trabzon'un imar edilip, Müslüman Türk nüfusu ile iskan edilmesine özel ilgi gösterildi. H. 867-1462 de Orta Hisarda Fatih Medresesi açıldı. Özellikle 1462-1465 yılları arasında Trabzon'un fetih sonrasında ikinci valisi olan Hızır Bey, onarı işlerine hız verdi.

    1470 yılında Şehzâde Bayezit'in oğlu Şehzâde Abdullah'ın Vali olarak Trabzon'a gelmesiyle, Şehzâde şehri olan Trabzon önem kazandı.

    İkinci Beyazıt döneminde en önemli olay, Şehzade Yavuz ( Yavuz Sultan Selim) un Trabzon Valisi olmasıydı. 1489-1512 yılları arasında Trabzon bir başkent gibi öne çıkmış, Yavuz'un 23 sene süren Valiliği döneminde imar edilmiş, askeri ve ticari yönden canlılık kazanmıştır.

    Yavuz Sultan Selelim, 1514'de Çaldıran Seferine çıktığı dönemde ordunun ikmal işleri Trabzon'dan yürütülmüştür. Çaldıran Seferi dönüşünde Bayburt'un Kığı Kalesi ile birlikte fethedilmesi (15 Ekim 1514) Padişahı memnun etmiş, buraları fetheden Trabzon Valisi Bıyıklı Mehmet Paşa serhat muhafazası ile görevlendirilmişti. Böylece Trabzon yeni bir idari yapılanma içinde yer aldı. Bıyıklı Mehmet Paşaya Erzincan-Bayburt eyaleti verilerek (4 Ramazan 920-23 Ekim1514) Rûm-i Kadim Beylerbeyliği sancaklarından olan Canik ile Şarkî Karahisar ve müstakil idare edilmekte olan Trabzon, ayrıca o sıralarda zaptedilen Kığı, ayri birer sancak olan Bayburt-Erzincan Eyaletine ilave edilmişti.

    Yavuz Sultan Selimin Trabzon Valiliği zamanında annesi Ayşe Gülbahar Sultanın hatırasına yaptırılan türbenin yanına Cami, Medrese, Mekteb , darül kurra imaret ve hamamdan oluşan bir külliye yapılmış, tesis edeilen külliyenin yaşaması için de büyük vakıflar tahsis edilerek sürekliliği ve kalıcılığı sağlanmıştır.

    27 Nisan 1495 Pazartesi günü Trabzon'da doğan, çocukluğunu ve gençlik yıllarının ilk yıllarını Trabzon'da geçiren ve bir Trabzon'lu olarak babası Yavuz Sultan Selim'in üzerine 1520 yılında 26 yaşında Padişah olan Kanuni Sultan Süleyman döneminde Trabzon, yine ön plana çıkmıştır.

    Trabzon, Yavuz Sultan Selime şehzâde sancaklığı yaparken, 1515 de Bayburt Erzurum Beylerbeyliğine tabi sancak durumuna getirilmiş, kısa bir dönemden sonra Kanuninin ilk yıllarında Bayburt- Erzincan Beylerbeyliği lağvedilerek yeni bir yapılanmaya gidilmiştir. Buna göre Trabzon 5 livadan oluşan müstakil bir eyalet haline gelmiştir.

    Fetihten sonra Trabzon şehiri içinde oluşan yeni Müslüman mahallelerinin giderek çoğaldığını görmekteyiz. 1523 yılı Tahrir Defterinde bu mahallelerin şehrin hangi kesiminde bulunduklarına dair bilgiler verilmektedir. Daha sonraki yıllarda çıkan 1553 ve 1583 yılı tarihlerinde de mahallelerin bir kısmının ismine rastlanmaktadır. Kanuni döneminin ilk yıllarındaki dokuz mahallenin isimleri şunlardır.

    A- Ortahisarda:
    1- Mahalle-i Câm-î Atik Der Kale-i Evsad
    2- Mahalle-i Mescid-i Valide-i Merhum Sultan Abdullah
    3- Mahalle-i Mescid-i Kıssahan Der Kalei Evsad
    4- Mahalle-i Mescid-i Hacı Baba Der Kale-i Evsad

    B- Aşağıhisarda
    5- Mahalle-i Mescid-i Mevlana Süca Der Kale-i Zır
    6- Mahalle-i Mescid-i Bâb-ı Bazzaz Der Kale-i Zır
    7- Mahalle-i Mescid-i Hüseyin Ağa ki ser-hazin Bûd Der Nezd-iSaray-ı Ã?mire
    8- Mahalle-i Mescid-i Amasya Der Nezd-i Hamam Çifte
    9- Mahalle-i Cami-i Cedid Der Birun-i Şehir.

    Bu dokuz mahalle dışında, hane sayısı olmadığı için adı zikredilmeyen ve onunucu mahalle diyebileceğimiz "Cemaat-ı Mescid-i Hacı Kasım Der Nezd-i Bezzazistan" da yalnız iki nefer ( Erkek) yazılıdır. Bu cemaat ileride yeni bir Müslüman mahallesinin çekirdeğini oluşturacaklardır.

    Kale içerisinde sürdürülen iskan politikası sonunda zamanla Müslüman -Türk nüfusu ve mahalle sayısı da artmıştır.

    Kale içinde sürdürülen iskan politikası sonunda zamanla Müslüman-Türk nüfusu ve mahalle sayısı da artmıştır. Nitekim H.961-1533 te yapılan tahrirden anlaşılacağı üzere, aradan geçen 35 yıl zarfında yeni iskanlar ve dışardan gelenlerle müslüman mahallelerine yenileri katılmış ve bu durum defter harici "haric-i ez defter" yazıldığı belirtilmiştir. Bu mahalleler, Tabakhane, Sarmaşık Mescidi, Kavak Meydan, Şehre Küstü, Halil Ağa Mescidi, Hatuniyye İmareti, Bayram-zade Mescidi, Zağnos, Tekfur Çayırı, İskender Paşa Camii, Hacı Hasan ve Cemaat-i Mescid-i Hoca Kasım der Nezd-i Bezzazistan Mahalleleridir.

    Vilayet ve Belediye Yönetiminde Yeni Teşkilatlanma :

    Osmanlı devletinde idari yapı 1864'te yeniden düzenlendi. Bu düzenleme ile Anadolu'da kurulan ilk vilayetlerden biri Trabzon'dur.

    Ayrıca dört sancakta bu vilayete bağlanmıştı. Trabzon vilayetine bağlı sancaklar şunlardı:

    1. Trabzon merkez sancağı: (Rize, Of, Tirebolu, Bulancak, Giresun)
    2. Lazistan sancağı: (Batum, Arhavi)
    3. Gümüşhane sancağı: (Torul, Kelkit)
    4. Canik sancağı : ( Ünye, Samsun, Bafra)

    1868 de çıkarılan bir talimat ile İstanbul'un dışındaki vilayat, sancak ve kazalarda da belediye teşkilatı kurulmaya karar verildi. Bu karar Trabzon'da da uygulandı. Trabzon Belediyesi ilk kurulan belediye teşkilatları arasında yer aldı.

    1870 yılı Trabzon vilayeti Salnamesinde Belediye yöneticileri şöyle yer almaktadır.

    Meclis-i Daire-i Belediye
    Reîsi : Arazi memuru Fevzi Efendi
    A'za : Karantina memuru Hacı Halil Efendi, Mustafa Ağa, Artin Ağa, Banika Ağa
    Katib : Abdülhamit Efendi
    Muhasip hastanesi ve Memleket Tabib-i: Mosyö Lion
    Karantina Memurları:
    Müdürü : Haci halil Efendi
    Tabib-i : Mosyö Alkardi
    Katib-i : Kamil Efendi

    Bu bilgiler 1870 yılı salnamesinde yer aldığına göre, Trabzon Belediyesinin, basım tarihinden önce teşekkül etmiş olması gerekir. Bu durumda belediye 1869'da kurulmuş demektir.

    VİLAYET SALNAMELERİNE GÖRE BELEDİYE BAŞKANLARI

    1. Arazi Memuru Fevzi Efendi 1869/70
    2. Hafız Ahmed Efendi 1870/71
    3. Hacı Halil Efendi 1871/72
    4. Ali Rıza Efendi 1872/73
    5. Hacı Derviş Ağa 1873/75
    6. Ali Rıza Efendi 1875/76
    7. Ali Galib Efendi 1876/77
    8. Ali Rıza Efendi 1877/81
    9. Arif Efendi 1881/91
    10. Rıfat Bey 1891/93
    11. Mehmet Paşa-zade Hasan Bey 1893/95
    12. Hasan Bey 1895/98
    13. Hacı Kadı-zade Hacı Mustafa Efendi 1889/1902
    14. Han-zade Ziya Bey 1902/04
    Trabzon tarihi için büyük bir kaynak olan ve 1869-1904 yılları arasında 22 sayı çıkan Trabzon Salnamesi 1904 yılından sonra çıkmadığından 1910 yılına kadar olan dönem için sadece tahmin yürütülebiliniyor. Bu yıllarda Trabzon Belediyesi Başkanı olarak da:
    15. Belediye Başkanı Nemli-zade Hacı Osman
    16. Belediye Başkanı Çulha-zade Şükrü
    isimlerini verebiliyoruz. Bu isimlere herhangi bir kaynakta raslamak mümkün olmamıştır. Nemli-zade ve Çulhazade ailelerinin hayattaki yaşlılarından edinilen bilgi ve tahminlere göre bu sonuca varılmıştır.
    1910 yılından sonra, 17. Belediye Başkanı Nemli-zade Cemal Bey ile 18. Belediye Başkanı Barutçu-zade Hacı Ahmed Efendi'nin görevde olduğu biliniyorsa da, başlama ve ayrılma tarihleri hakkında kesin bilgi sahibi değiliz. Bu konularda yazılı hiçbir belge ve kayda rastlamak mümkün olmamıştır. Bu arada 1912 yılında Ali Efendi'nin başkanlığından sadece dönemin Valisi Mehmed Ali Ayni hatıralarında söz etmektedir. Rus işgali sırasında belediyenin arşivi tamamen yok edildiği için yazılı bir belge bulmak mümkün olmamaktadır. Bu durumda: 17. Nemli-zade Cemal
    18. Barutçu-zade Hacı Ahmet Efendi (1910-1912)
    19. Ali Efendi
    20. Barutçu-zade Hacı Ahmed Efendi (1913-Nisan 1916)
    21. Rum Metropoliti Hırisantos (Nisan 1916-Şubat 1918)
    22. Barutçu-zade Hacı Ahmed Efendi (Şubat 1918-1922)
    23. Hacı Ali Hafız-zade Hakkı Efendi (1922-1923)
    24. Kazaz-zade Hüseyin Efendi (Haziran 1923-1928)


    XX. Yüzyıla Girerken

    Vilayet, doğuda Rusya, batıda Kastamonu, güneye Erzurum ve Sivas vilayetleri ile çevriliydi. Trabzon İran transit yolunun liman şehri olma özelliğini herşeye rağmen koruyordu. Biri yerli olmak üzere, sekiz vapur kumpanyası Trabzon limanına çalışıyordu. 1316/1890 yılı Trabzon Salnamesi'ne göre Vilayet merkezinde şu ülkelerin konsoloslukları bulunuyordu: 1. İran, 2. Belçika, 3. Yunan, 4. Rus, 5. İspanya, 6. İtalya, 7. Avusturya-Macaristan, 8. İngiltere, 9. Fransa.

    Trabzon ve çevresinde demircilik iler bir düzeyde yapılıyordu. 1872 yılı Vilayet Salnamesindeki bilgilere göre Avrupa'daki soba ve kasaların benzerleri ancak Trabzon'da yapılabiliyordu. Yörede kuyumculuk ve marangozluk da gelişmişti. Özellikle gümüş üzerine işlemeleri ünlü idi. Şehirde önemli miktarda mum işleyen bir mumhane (şemhane) faaliyette idi.

    1890 yılında Kafkasya'da kurulmuş bulunan "Ermeni İhtilal Cem'iyyetleri İttifakı Federasyonu=Taşnaksutyun" ilk teşkilatlarını İstanbul, Van ve Trabzon'da açmıştı.

    8 Ekim 1895'te Trabzon'daki Ermeniler ayaklandı. Gavur Meydanında (Belediye Meydanı) toplanarak harekete geçtiler. Aldığı tedbirlerle kısa zamanda duruma hakim olan Vali Kadir Bey, olayları bastırdı ve elebaşılarını tepeledi.

    Vali Kadir Bey 1902 yılında Trabzon'da öldü. Mezarının üzerine Padişah II. Abdülhamid'in gönderdiği 450 lira ile bir türbe yaptırıldı. İmaret Kabristanlığında (Atapark) bulunan türbe, 1936'da yıktırılmıştır.

    1902 yılı başında Prens Sebahaddin Bey'in bulunduğu "Teşebbüsat-ı Şahsi ve Adem-i Merkezziyet Cem'iyyeti" Paris'te kurulmuş, İstanbul, İzmir, Alaiye, Şam, Erzurum ve Trabzon'da da şubeler açmıştı. Trabzon şubesini, Sancakbeyzade Mehmed ve Hasan kardeşler ile Nemli-zade Salim Bey kurmuştu.

    Meşrutiyetin ilanından sonra 17 Ocak 1909'da toplanan ilk mecliste Trabzon'u temsil eden milletvekilleri şunlardı: Hatip-zade Emin, Müftü İmameddin (ölümü ile yerine Kalcı-zade Mahmud) , Saraç-zade Ali Naki, Nemlizade Mahmud, Matyo Fokidis, Meşrutiyetin ilanından sonra beliren yeni ümitlerle Trabzon'da Ermeni ve Rum azınlıklarının kıpırdanışları da hissedilir hale gelmişti. Bu yıllarda Türk gazetelerinin yanısıra, azınlıkların da çeşitli adlarla gazete-dergi çıkarmaları ilgi çekiciydi.

    BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞLARI SIRASINDA TRABZON

    Birinci Dünya Savaşının en ağır darbesini gören illerden biri de Trabzon'dur. Ruslar Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan edip, 1 Kasım 1914'den itibaren doğu hudutunu aşarak Türk topraklarında ilerlemeye başladı. Doğu Karadeniz kıyılarını alıp, Anadolu'yu ele geçirmeyi hedefleyen Rus orduları karşısında, Türkiye 3 Kasım'da Almanya yanında savaşa katıldı ve 14 Kasım'da Cihad-ı Mukaddes ilan etti.

    Rus savaş gemilerinin Karadeniz limanların bombardıman etmesi ile de Trabzon ateş çemberi içine düşmüş oldu. Nitekim 17 Kasım 1914'te yirmiüç parçalık bir Rus donanması Trabzon'u bombardıman ederek büyük tahribata ve can kaybına sebep oldu. Bombardımanlar birbirini kovaladı. Trabzon 8 Şubat ve 11 Şubat 1915'te Rus bombardımanı ile büyük ölçüde tahrip oldu, 1000'den fazla insan öldü. Ruslar 23 Ocak 1916'dan itibaren kıyı saldırılarını yoğunlaştırdılar. 17 savaş gemisinin desteklediği bu saldırılar sonunda birliklerimiz geri çekilmek zorunda kaldı. Bu sırada savaş gemimiz Yavuz Trabzon'a geldi. 32 ağır makineli tüfek, bir batarya, dağ topu ve bazı askeri levazımat ile Kafkasya cephesinde kullanılmak üzere iki uçak getirdi.

    Trabzon'un İşgali:

    İstanbul'dan istediği yardımı alamayan 3. Ordu Komutanı Kamil Paşa, birliklerini Ilıca'ya doğru geri çekince 16 Şubat 1916'da Ruslar Erzurum'u işgal etti. Rus kuvvetleri, donanmanın desteğini de alarak 24 Şubat 1916'da Rize'yi işgal ettiler. Of sınırına dayanan Ruslar karşı Baltacı Deresi'nde yöre halkından oluşan kuvvetlerle askeri birliklerimiz kahramanlıklarla dolu savunma yaptılar. Rus ordusunu 20 gün durdurmayı başaran birliklerimiz, düşmanın denizden ve karadan saldırılarının yoğunlaşması ve bu arada hiçbir yerden destek gelmemesi sonucu geri çekilince, 15 Mart 1916'da Of İlçesi düşman eline geçti. Daha sonra Sürmene işgal edildi ve düşman Trabzon kapılarına dayandı.

    18 Nisan 1916'da Trabzon Rumlarından bir heyet, Türklerin 15-16 Nisan şehri boşalttığını işgal kuvvetleri komutanı General Lyhkov'a bildirerek kendisini şehre davet etti. Azınlıkların seviyesiz çılgınlıkları ve karşılama törenleriyle Erzurum Caddesinden Belediye Meydanına giren işgal kuvvetleri şehri teslim aldı. Trabzon'un acı dolu esaret ve muhacirlik günleri başladı. Göç edemeyerek şehirde ve köylerde kalan müslüman halka büyük işkenceler yapıldı. Özellikle yerli Rumlar ve Ermeniler adeta katliama ve yağmalamaya giriştiler. Değerli eşyalar, kültür ve sanat eserleri sandık sandık Rusya'ya götürüldü. Girilmedik ve yağmalamadık yer bırakılmadı.


    Trabzon'un Kurtuluşu:

    1917'de Rusya'da Bolşevik ihtilali olunca, Rus ordusunda büyük bir panik başladı. Geri çekilmek zorunda kalan Ruslarla, 18 Aralık 1917'de Erzincan Antlaşması yapıldı. Bu antlaşmaya Ermeniler uymayıp, Türkler aleyhinde katliamlara girişince, Ordu Komutanı Vehip Paşa'ya ileri harekat emri verildi. 11 Şubat 1918'de genel hareket emrini alan ordumuz, bir koldan Kafkasya üzerine ilerlerken, diğer koldan Trabzon'lu Albay Hamdi Bey (Pirselimoğlu) komutasındaki 37. Tümen; Giresun'dan 123. alay ile takviye edilerek Trabzon üzerine yola çıktı.

    Bölgedeki çeteleri de temizleyerek ilerleyen birliklerimiz 15 Şubat 1918'de Vakfıkebir'i, 18 Şubat 1918'de Akçaabat'ı geri aldı. Birkaç gün içinde çevreyi düşmanlardan temizleyen birliklerimiz 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon'a girdi. Trabzon'un ve Trabzon'lunun 2 yıla yaklaşan esaret ve muhacirlik çilesi sona erdi.

    Osmanlı Devleti, Brest-Litovsk Anlaşması ile doğudaki topraklarını istiladan kurtardı.

    Ancak Trabzon, kurtuluşun sevincini tadamadı. Zira hicretten dönen halkı harabeye dönen Trabzon'da yoksulluk ve sefalet bekliyordu.

    Kurtuluş Savaşı Yıllarında Trabzon

    Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı'nda "Müttefik Devletler" yanında savaşa girip yenik düşünce "İtilaf Devletleri" ile "Mondros Ateşkes Antlaşması"nı imzalamak zorunda kalmıştı. Bu anlaşmaya göre, Doğu vilayetleri Ermenilere verilecek, Karadeniz sahillerinde Pontus Devleti kurulacaktı. Ülkenin içine düştüğü bu durum, yurdun her tarafında "Müdafa-i Hukuk" cemiyetlerinin en güçlüsü Trabzon Müdafa-i Hukuk Cemiyeti idi.

    Başkanlığını Belediye Reisi Barutçuzade Ahmet Bey'in yaptığı Cemiyet, bu konularda adeta öncülük yaparak, vatanın topyekün savunulması için yoğun çalışmaların içine girmişti. Bu maksatla da önce bir yayın organına sahip olmanın gereğine inanılarak "İstikbal" gazetesi Faik Ahmet Barutçu yönetiminde çıkarılmıştı. İşgalin ağır darbeleri altında bütün müesseseleri zarar gören Trabzon'da, bir gazete basacak çalışır durumda Türk matbaası olmadığı için, çıkarılan gazete bir müddet Mihailidi isimli bir Rum matbaasında basılmış ve daha sonra yeni bir matbaa kurulabilmiştir.

    Trabzon'un önderliğini yaptığı mücadele fikri, süratle çevre ile ve ilçelere yayılmıştı. Trabzon'da olup bitenler titizlikle takip ediliyor, bölgenin kalbi adeta Trabzon'da atıyordu.

    Cevat Dursunoğlu bu gerçeği söyle anlatıyor:

    "Mondros Mütakeresi'nde "Vilayet-i Sitte" adı altında Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır, Sivas vilayetlerinin mukadderatı birleştirilmiş. İtilaf Devletleri buralarını Büyük Ermenistan'a vaadetmiş, üstelik Trabzon vilayetini de Pontusçu Rumlara bağışlamıştı. Trabzon'un bu konulardaki hazırlığı ve çalışmaları sonucunda Erzurum Kongresinin yapılması gerçekleşmiştir. Çalışmalar Kurtuluş Savaşı boyunca devam ve zaferin kazanılmasında Trabzon'un ve Trabzon'luların çok büyük payı olmuştur.

    Bu vilayetlerden Trabzon zaten kendi teşkilatını yapmış ve çok kuvvetli çalışmağa başlamış olduğu gibi, bizi de teşvik ediyordu. Bu karanlıklar içinde bazı aydın noktalar eksik değildi. Trabzon'da çıkan "İstikbal Gazetesi" nde Faik Ahmed Barutçu, bu bölgede türeyen Pontusçularla yiğitçe doğüşüyor. Muhaza-i Hukuk Cemiyeti, Karadeniz sahillerinde fikirleri bir araya topluyor ve tesir alanını hergün biraz daha genişletiyordu". (Cevat Dursunoğlu, Milli Mücadele'de Erzurum, Ankara 1946)

    Trabzon'un bu konulardaki hazırlığı ve çalışmaları sonucunda Erzurum Kongresinin yağılması gerçekleşmiştir. Çalışmalar Kurtuluş Savaşı boyunca devam etmiş ve zaferin kazanılmasında Trabzon'un ve Trabzon'luların çok büyük payı olmuştur.

  3. #3

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    608

    Standart

    Trabzon Cografi Yapı

    4.664 km2 yüzölçüme sahip Trabzon ili, Doğu Karadeniz Dağlarının oluşturduğu yayın ortasındaki Kalkanlı dağlık kütlesinin kuzeye bakan yamaçlarında 38° 30' - 40° 30' doğu meridyenleri ile 40° 30' - 41° 30' kuzey paralelleri arasında yer almakta olup, kuzeyinde Karadeniz, güneyinde Gümüşhane ve Bayburt, doğusunda Rize, batısında Giresun ili bulunmaktadır.

    JEOMORFOLOJİK ÖZELLİKLER
    Trabzon ilinin başlıça yeryüzü şekilleri; güneyde su bölümü çizgisi boyunca Doğu-Batı doğrultusunda uzanan dağlık alanlar, bunların ana akarsuyun kolları arasına, Kuzeye doğru sokulan ve gittikçe alçalan tepelik sahalar ile sahadaki mevcut şekillenlenmeyi sağlayan önemli dış etmen olan Solaklı, Yomra, Değirmendere, Sera, Kalenima, Foldere gibi akarsuların oluşturduğu vadiler ve deltalardır.

    Jeolojik oluşumu; stratigrafi bakımından alttan üste doğru üst kretase yaşlı, tortul ara katkılı volkanik seriler, konglomera, kumaşı, marn, kil ve kireç taşlı denizsel üst miosen ve serileri; çakıllı, kumlu, siltli ve killi, kuaterner yaşlı taraça dolguları ile çakıllı kumlu, siltli, killi, killi akarsu ve kıyı alüvyonları şeklindedir.


    VADİLER, YAMAÇLAR, AKARSU VE GÖLLER
    Akarsuların oluşturduğu vadiler özellikle ikinci dereceden kolların ve onlara karışan yan derelerin bulundukları kısımlarda oldukça dardırlar. Bu özellik sahanın büyük kısmında hakimdir. Yörenin nemli iklim karakteri, havzaların hızlı akışlı olması ve fazla yük taşımaları, derine aşındırmada başlıça rolü oynamıştır. Aşınmaya karşı dayanıksız olan tüf, aglomera ve kalkerli yapılarda, derine aşındırma hızlanarak bir taraftan konsekant kollar gelişirken dik "V" şekilli vadiler oluşmuş, diğer taraftan da bu vadilerin yamaçlarında meydana gelen tali kollar arttırdıkları aşındırma faaliyetleri ile yamaçları iyice parçalamışlardır. Böylece sahada bugün görülen dantritik drenaj ağının oturduğu muntazam denize doğru alçalan vadi sistemi meydana gelmiştir. Dar bir alana sahip olsa bile erozyonla taşınan molozların vadi tabanına yakın alçak yamaçlarda birikmesiyle, düşük eğimli kısmi düzlükler oluşmuştur. Aynı zamanda bu tür alanlar taşıma elverişlidir.

    Trabzon ilindeki en gelişmiş vadiler, batıda güney-kuzey yönünde uzanan Foldere Vadisi, Değirmendere akarsuyunun kurulu olduğu güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda Karadere Vadisi ve doğudaki güney-kuzey uzanış gösteren Solaklı Deresi vadisidir.

    Güneyde 1.900 m. yükseltisindeki Horos ve Kalkanlı dağlarının su bölümü çizgisine yakın, kuzeye bakan yamaçlarından başlayan Değirmendere Vadisi giderek derinleşerek Maçka'ya kadar uzanır. Burada vadi tabanı yaklaşık 270 m.'ye kurulmuş ve 30 km. mesafede 1.630 m.'lik yükselti farkını kat eden yüksek eğimi ortaya çıkmıştır. Maçka'da aniden daralan vadi, buradan kuzeye doğru hem yana hem de derine doğru genişler, Esiroğlu yakınlarında ortadan kalkarak aşağı çığıra geçer.

    Trabzon ilinin batısındaki Foldere ve Değirmendere'nin doğusunda kalan Karadere ve Solaklı dereleri kaynaklarını Horos, Soğanlı ve Haldizen Dağları'ndan almaktadır. Foldere, Değirmendere, Karadere ve Solaklı Deresi'nin yukarı havzaları güneyde birbirleriyle kavuşurken, daha küçük havzalar halindeki Kalenima Deresi, Yanbolu Deresi, Küçükdere ve Manahos Deresi, kısa boyları ve hızlı akışlarıyla oldukça dar vadiler meydaa getirirler. Yamaçların farklı kayaçlardan meydana gelmesi de engebeyi kuvvetlendiren diğer bir faktördür. Tortul ve volkanik sediman karakteri taşıyan yüzeyler kolay aşınırken, volkanik kayaçlar yamaç boyunca yer yer ortaya çıkarak normal yamaç seviyesinden yüksek satıhları oluşturmuşlardır.

    İlimizdeki göller, Uzungöl heyelan seti gölü, Balıklı Göl, Aygır Gölü, Kara Göl ve Haldizen Dağları'ndaki büyüklü, küçüklü diğer buzul gölleri ile Sera heyelan seti gölüdür.


    DELTALAR
    Karadeniz'e dökülen akarsular, Pleistosen esnasında deniz seviyesinin alçalıp yükselmesi dolayısıyla, kıyılardaki aşındırma ve biriktirme faaliyetleri üzerinde de önemli etkilerde bulunmuşlardır. Yataklarını 90 m. kadar yarmışlar, son post-glasyal dönemde deniz seviyesinin yükselmesine bağlı olarak aktıkları vadiler boğulmuş, deniz, vadi ağızlarında karaya doğru girinti yapmıştır. Daha sonra akarsuların getirdiği alüvyonlar, dolu bir vadi şeklinin gelişmesine neden olmuştur. Bunlardan en önemlisi olan Değirmendere Deltası'nın günümüzdeki kıyı uzunluğu yaklaşık 4 km., vadi içine uzantısı 3,5 km. ve alanı 7 km2 civarındadır. Diğer deltalar ise Fol Deresi'nin Vakfıkebir, Sera Deresi'nin Yıldızlı, Kalenima Deresi'nin Söğütlü, Yomra Deresi'nin Yomra, Yanbolu Deresi'nin Yalıboyu, Karadere'nin Araklı, Küçük Dere'nin Aşağı Çavuşlu, Manahos Deresi'nin Sürmene ve Solaklı Deresi'nin Of yakınlarında oluşturdukları daha dar alüvyal düzlüklerdir.


    İKLİM
    Trabzon ili, kuzeydeki kutbi hava kütleleriyle, güneydeki tropikal hava kütlelerinin geçiş sahası üzerinde yer alır. Kışın, güneşim zahiri hareketlerine bağlı olarak, Tropikal Yüksel Basınç'ın güneye inmesiyle, genellikle kuzeyden gelip Anadolu yüksek kara parçası üzerine yerleşmiş bulunan Sibirya Antisiklonu'nun ve kuzeyde Doğu Avrupa üzerinde yer alan kutbi kava kütlelerinin etkisindeki bir konverjans sahası özelliği taşır. Ancak, yeryüzüne yakın kısımlarda, kış sıcaklıkları, kuzeyde Karadeniz'in varlığı ve kıyıya yakın mesafede set gibi uzanan Doğu Karadeniz Dağları'nın bulunuşu nedeniyle, aynı enlemlerdeki diğer sahalara göre oldukça ılıman hale gelir. Yağışlar, kıyıya yakın alanlarda yağmur, orta ve yüksek kesimlerde ise genellikle kar şeklindedir.

    Yazın ise yeryüzüne yakın atmosfer bölümlerinde Azor Yüksek Basınç Alanı'nın uzantıları ve Basra Alçak Basınç Merkezi arasında gelişen kuzey sektörlü hava akımları ile Karadeniz üzerinden taşınan nemli kara kütleleri, kıyı kesiminde orografk yağışlara yol açmakta, zaman zaman yine kuzeyden sokulan serin hava baskınları ile soğuk cephe sağanak yağışları da sık sık görülmekte, yüksek seviyelerin soğuk hava damla durumlarında büyük kararsızlık ve önceden kestirilemeyen gelişmeleri ile bol yağışlar düşmektedir. Bölgede bu mevsimde ortalama sıcaklık 18,8°C civarındadır
    Bahar mevsimleri kış ve yaz arasında yumuşak bir geçişi sağlamakta ve bol yağmurlarıyla dikkati çekmekte, özellikle kıyıya yakın alanlar bu aylarda yoğun ekip-dikme faaliyetlerine sahne olmaktadır. İlkbahar mevsimi Mart ayından itibaren kendini göstermeye başlar, Nisan ve Mayıs aylarını içine alır. Bu mevsimde aylık ortalama sıcaklıklar 15 °C'nin üzerine çıkar. Sonbahar mevsimi ise yaklaşık üç aylık bir dönemi kapsar ancak Eylül ayı kısmen yaz, Kasım ayı da nispeten kış mevsimi özelliklerini taşır.
    Aktüel basınç değerlerinin Trabzon için yıllık gidişine bakıldığında toplam 1011,1 mb'lık bir değerin olduğu görülür. Yaz aylarında basınç diğer aylara göre düşüktür, oysa kış aylarında yıllık ortalamanın üzerine çok az çıkar.

    İlimizde rüzgar yönü frekansları, sahada etkili olan basınç merkezlerinin yıl içindeki hareketleri, yer şekli özellikleri ve Karadeniz'in etkisi altındadır. Karadan ve denizden esen meltem rüzgarları kuzey ve güney yönlü rüzgarların hakimiyetini hissetmektedir. Deniz kıyısına yakın kesimlerde güney ve güneybatıdan esen rüzgarlar daha etkilidir. Fön rüzgarları Şubat, Mart ve Nisan aylarında görülmekte ve yılda ortalama on iki günü bulabilmektedir.

    Trabzon ilinde yıllık yağış miktarı ve yıl içindeki gidişi, sahanın Karadeniz'e cephe olması nedeniyle yağış şartlarının oluşumunda, hemen kıyıdan itibaren artan bir eğimle yükselen kara sathı ile Karadeniz'in sıcaklığa bağlı ilişkisi etkili temel faktördür. Yağış şartlarının kısa mesafelerde değişiklik göstermesi (mikroklima alanları) yöremizin önemli bir özelliğidir. Bu nedenle İlimizde gerek kıyı boyu ve gerekse iç kesimler arasında farklılıklar gösterir.

    Yörede nisbi nem oranlarının yaz mevsiminde yüksek olduğu ve özellikle iç kısımlara doğru arttığı görülmektedir. Bu mevsimde Karadeniz kuzeyinden olan buharlaşmanın, havanın sakin olduğu zamanlarda kıyıya yakın kesimleri etki altında bulundurması ve zamanla güneydeki yüksek alanlarda oluşan alçak basınç merkezine doğru yönelen Meltem rüzgarları sayesinde, nemin doğrudan buralara taşınması nedeniyle, yayla alanlarında çoğu zaman öğleye kadar devam eden açık-berrak bir hava hali ardından vadiler boyunca yükselen su buharı, sahayı tamamen kaplamakta ve bazen günlerce çekilmemektedir.

  4. #4

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    608

    Standart

    Trabzonun Nüfusu

    GENEL DURUM
    Türkiye'de ilk nüfus sayımının yapıldığı 1927 yılında 293.055 olan Trabzon ili nüfusu 2000 yılı nüfus sayımına kadar geçen 73 yıllık süre içerisinde yaklaşık 3,3 kat artarak 975.137'ye ulaşmıştır. Aynı dönem içerisinde ise Türkiye nüfusu yaklaşık 5 kat artarak 13.648.270'den 67.803.927'ye ulaşmıştır.

    İlin nüfusu, 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 975.137'dir. Şehirler nüfusu 478.954 (% 49.12), köyler nüfusu ise 496.195 (% 50.88)'dir. Merkez İlçe nüfusu 283.233'dür.

    2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre Trabzon 81 İl içinde toplam nüfus itibariyle 19'ncu, İl merkez nüfusu itibariyle 25'incidir.

    2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre Trabzon, Karadeniz Bölgesi içinde yer alan 14 İl arasında nüfus çokluğu bakımından Samsun'dan sonra 2'inci sıradadır. Bölgede toplam 8.439.213 kişi yaşamaktadır. Bu nüfus Türkiye'nin toplam nüfusunun % 12.44'ünü teşkil etmektedir.

    2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre nüfus artış hızı değerleri, Türkiye geneli için binde 18.28, Karadeniz Bölgesi için binde 3.65, Trabzon için binde 20.31'dir. Türki ye geneline göre, Trabzon'daki nüfus artış hızının yüksek gözükmesi son yıllarda ilin ekonomisinde gözle görülür canlılık, nüfusun geri dönmesine hız kazandırmıştır


    YILLARA GÖRE NÜFUS DAĞILIMI
    YIL ERKEK KADIN ŞEHİR KÖY TOPLAM



    1927 132.711 160.344 32.836 260.219 293.055
    1935 166.514 194.165 40.093 320.586 360.679
    1940 181.233 209.500 43.015 347.718 390.733
    1945 184.632 210.752 40.243 355.141 395.384
    1950 195.413 224.866 46.089 374.190 420.279
    1955 214.478 247.771 59.781 402.468 462.249
    1960 251.086 281.913 83.692 449.307 532.999
    1965 281.583 314.199 108.492 487.290 595.782
    1970 312.736 346.384 138.435 520.685 659.120
    1975 354.636 364.372 171.570 547.438 719.008
    1980 349.503 381.542 186.580 544.465 731.045
    1985 380.147 406.047 239.553 546.641 786.194
    1990 386.642 409.207 303.612 492.237 795.849
    2000 486.957 488.180 478.954 496.183 975.137


    NÜFUSUN EĞİTİM DURUMU
    6 ve daha yukarı yaştaki nüfusun (874.962) 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre, 439.142 kadından 356.316'sı (% 81,13), 435.820 erkekten de 417.933'ü (% 95,88) okuma-yazma bilmektedir. Buna göre, okuma-yazma bilenlerin sayısı 774.249 (% 88,49) olup, okuma-yazma bilmeyenler de 100.702 (% 11,51) dir.

  5. #5

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    608

    Standart

    KARAYOLLARI
    Halen İlimizde 237 km. devlet yolu, 459 km.de İl yolu bulunmaktadır. Devlet yollarının 89 km.'si beton asfalt, 110 km'si asfalt sathi kaplama, 37 km'si de stabilize ve 1 km'si de geçit vermeyen yoldur.

    İl yollarının ise; 16 km'si beton asfalt, 320 km'si asfalt sathi kaplama, 104 km'si stabilize ve 19 km.si toprak yoldur.

    Buna göre; Devlet yollarının % 84'ü, İl yollarının da % 73'ü asfalt kaplamadır


    Köy yolları

    KÖYYOLLARI
    Türkiye'de köy yolu ağı toplamı 291.585 km. olup, iller sıralamasında Trabzon 10.617 km.'lik köy yolu ağıyla ilk sırayı almaktadır.

    Köy yolları uzunluğu bakımından Trabzon Ülkemizde birkaç ilin toplamından fazla bir yol ağına sahiptir. (Örnek: Kayseri, Nevşehir, Yozgat ve Kırşehir İllerinin yol ağı toplamı 10.441 km. Diyarbakır, Batman, Siirt ve Şırnak İllerinin yol ağı toplamı da 10.878 km. dir.)

    Bu durum, özellikle Doğu Karadeniz Bölgesinde yıllardır sorun olmaya devam eden köy yolları için özel bir proje uygulamasının gerektiğini ortaya koymaktadır.

    10.617 km. lik köy yolu ağının 8.217 km.si stabilize, 679 km.'si tesviye, 549 km.si hamyol ve 1.172 km.'si ise beton ve asfalttır.



    HAVAYOLU

    Hava ulaştırması bakımından Doğu Karadeniz Bölgesi sadece Trabzon'da bir Hava Limanına sahiptir. Önceleri 1.572x30 mt. ebadındaki küçük bir pist ile hizmet veren Hava Limanı, bu piste paralel olarak inşa edilen ve 1987 yılında hizmete giren 2.640x45 mt. boyutlarındaki yeni pist ile uluslararası hava trafiğine açıktır. Yeni inşa edilen dışhatlar terminal binası ise 18.05.1998 tarihinde hizmete verilmiştir.


    Uçak Trafiği (Yıllara Göre)

    Dışhat Uçak Trafiği (Gelen-Giden) İçhat Uçak Trafiği (Gelen-Giden) TOPLAM

    2000 996 5.080 6.076
    2001 986 3.908 4.894
    2002 1.395 3.726 5.121
    2003 1.512 3.821 5.333
    2004 1.518 6.328 7.846
    2005 2.474 9.091 11.565
    2006 (ilk 6 ay) 803 5.502 6.305

    Yolcu Trafiği (Yıllara Göre)

    Dışhat Yolcu Trafiği (Gelen-Giden) İçhat Yolcu Trafiği (Gelen-Giden) TOPLAM

    2000 77.772 461.788 539.560
    2001 54.317 358.260 412.577
    2002 92.902 329.353 422.255
    2003 56.497 371.592 428.089
    2004 57.539 719.531 777.070
    2005 60.888 1.022.171 1.083.059
    2006 (ilk 6 ay) 649.593 16.762 666.355


    DENİZYOLU
    Doğu Karadeniz Bölgesinde ilk liman 1946-54 yılları arasında Trabzon'da inşa edilmiştir. 3.5 milyon ton/yıl yükleme-boşaltma kapasiteli Trabzon Limanı, Sovyetler Birliğinin dağılması sonucu ortaya çıkan B.D.T ülkeleri ile özellikle bağımsızlıklarına kavuşan Türk Cumhuriyetlerinin, Baltık-Karadeniz (Ren-Tuna) su yolu projesinin yıllar sonra gerçekleşmesiyle de küreselleşen dünya ticaretinin batı ile doğu arasında gelişmesini sağlayacak "Transkafkasya" koridorunda dünyaya açılmakta olan önemli kapılarından biridir.

    Yolcu Trafiği (Yıllara Göre)

    YILLAR Yolcu Trafiği (Gelen-Giden)
    2000 38.217
    2001 30.252
    2002 32.061
    2003 25.369
    2004 22.247
    2005 22.454
    2006 (ilk 6 ay) 10.937

    Liman Faaliyetleri (Yıllara Göre)

    Yükleme (Ton) Boşaltma (Ton) Transit (Ton) Toplam (Ton)
    2000 24.000 534.000 4.000 558.000
    2001 77.000 491.000 9.000 568.000
    2002 258.000 739.000 13.000 997.000
    2003 301.992 1.051.332 13.073 1.353.324
    2004 326.000 1.089.000 10.000 1.415.000
    2005 231.000 969.000 4.000 1.204.000
    2006 (ilk 6 ay) 165.000 503.000 1.000 669.000

  6. #6

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    608

    Standart

    Trabzon VE Kütlür Sanat



    Bilinen tarihi geçmişi en az 4000 yıl öncesine dayanan Trabzon, konumu itibarıyla tarihin bütün evrelerinde tüm dünyanın ilgisini çekmiş ender kentlerden biridir. Coğrafi önemi, tam bir geçiş noktasında bulunması, değişik medeniyetlere ev sahipliği yapması Trabzon'u önemli kılan etkenlerin başında gelmektedir. Böylesine köklü geçmişe sahip bir kentin kültürel hayatı da renkli olmak zorundadır. Bir kere Trabzon bildiğimiz "kent kültürü"nü yüzyıllardan bu yana bünyesinde yaşatmaktadır. Ticari ve idari merkez olarak Trabzon'da yüzyılların ötesinden bu yana kurulu bulunan eğitim-kültür-ticaret merkezlerinin varlığı ketin etrafıyla birlikte canlı ve süregelen bir kültürel birikime sahip olduğunun göstergesidir.

    Büyük Türk Padişahı Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u 1461'de fethinden sonra daha da gelişen Trabzon'da kültür kurumlarının varlıklarına bir çok tarihi belgede rastlamamız mümkündür. Cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa Kemal ATATÜRK'ün "Halkı zeki, üretken, girişimci ve çalışkan" olarak nitelendirdiği Trabzon'da çok gayretli çalışmalar yapılmış, eğitim ve kültür hareketlerine büyük önem verilmiştir.

    Dünyaca ünlü gezginlerin ziyaret ettiği Trabzon, yüzyıllar boyunca, bütün dünyanın ilgisini çekmiştir. Ksenophon'dan, Evliya Çelebi'ye, Fallmerayer'den, Frunze'ye kadar yüzlerce seyyahın ziyaret edip düşüncelerini tarihe birer belge olarak aktardıkları "seyahatnamelerde"ki ana buluşma noktası "gizemli doğası, coğrafi konumu, Orta Asya, Kafkasya, Uzakdoğu, Ortadoğu'nun İstanbul ve Avrupa ile ilişkisinde önemli bir ticaret ve kültür merkezi" oluşundan kaynaklanan kentin vazgeçilmezliğidir.

  7. #7

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    608

    Standart

    TRABZON KÜLTÜR KURUMLARI
    Tüm yerleşim birimlerine kadar inmiş okullarımızın yanısıra Trabzon'un kültür hayatına renk veren, yeşermesini sağlayan kütüphane ve kültür merkezleri açısından da oldukça zengin Trabzon'da, İlköğretim çağından - yüksek eğitime kadar aranılan bütün eğitim kurumları bulunmaktadır.

    Osmanlı İmparatorluğu'nun 17 vilayetinden biri olan Trabzon fetihten sonra yoğun bir kültürel gelişmeye sahne olmuştur. Bu gelişme içinde kütüphanelerin rolü büyüktür. Tarih seyri içinde kütüphanelerimizden söz etmek istiyoruz :

    Saraçzade Kütüphanesi

    Saraçzade Mustafa Efendi tarafından 1762 tarihinde kurulmuştur. Ortahisar Camii'nin karşısında bulunan mescidin üst katında bulunmaktadır.

    Fetvahane Kütüphanesi

    Trabzon Valisi Hazinaderzade Osmanpaşa tarafından 1845 tarihinde hizmete açılmıştır. Ortahisar Camii'ne batı yönünde bitişik yer alan bu kütüphanede önemli eserler bulunmaktaydı. Trabzon'un işgali sırasında Rus asar-ı atika müzesi müdürü prof. İnavovitch Ouspenski tarafından 497 kitap seçilerek Rusya'ya nakledilmiştir.

    Ortahisar Kütüphanesi

    Ortahisar Camii doğu tarafında yer alan bir odasında 1842 yılında valiliğinin son yılında Trabzon Valisi Hazinedarzade Osman Paşa tarafından açılmıştır.

    Hatuniye Kütüphanesi
    1844 yılında Gülbahar Hatun Camii külliyesi içinde Trabzon Valisi Hazinedarzade Osman Paşa tarafından açılması tasarlanmasına rağmen, onun ölümü üzerine kardeşi Abdullah Paşa tarafından açılmıştır.

    Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Kütüphanesi

    Milli Mücadele yıllarında Trabzon'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kütüphanesi olarak hizmet vermiştir. Trabzon halkını milli mücadele fikri etrafında birleştirmek için kurulan bu kütüphaneye çeşitli yollardan kitaplar hediye edilerek zenginleştirilmiştir.

    Trabzon Muallimler Cemiyeti Kütüphanesi

    Mustafa Reşit Tarakçıoğlu tarafından Trabzon'da kurulan Muallimler Cemiyeti olarak faaliyet gösteren kuruluşun kütüphanesi idi. “Gelecek kuşakların modern irfan ve milli düşüncelerle cihazlanmaları, milli duygularla hürmetli vatanperver, çalışkan eleman olarak yetiştirilmelerini temin için kurulan Muallimler Cemiyeti”nin kitaplarının daha sonra kurulan Trabzon Halkevi Kütüphanesi'ne devredilmiştir.

    Trabzon Türkocağı Kütüphanesi

    Gençlerin kahve köşelerinden kurtulmasını temin etmek maksadıyla Trabzon'da Türkocağı tarafından ilk kez 1925 yılında Çocuk Kütüphanesi kurulmuştur. Milli şuurun güçlenmesini amaçlayan Türkocağı'nın kütüphanecilik faaliyetleri de bu amaç doğrultusunda sürmüştür.

    Trabzon Halkevi Kütüphanesi
    Trabzon Halkevi 24 Haziran 1932 yılında kurup, kütüphanesini hizmete açtı. Kütüphane 1943 yılında 3000 ciltlik kitaba ulaştı. Çıkardığı “İNAN” isimli dergi ile kentin kültürel hayatına katkıda bulundu. 47.000'e ulaşan kitap sayısı ile okuyucu hizmetlerini geniş halk kitlelerine yaydı.

    Trabzon İl Halk Kütüphanesi

    Trabzon İl Halk Kütüphanesi 1 Ekim 1927 yılında hizmete açıldı. Açıldığı sırada adı Milli Kütüphane idi. Daha sonra Trabzon Genel Kütüphanesi olarak adı değişti. 1960 yılından itibaren de İl Halk Kütüphanesi olarak tüm Türkiye'de birliktelik sağlanmış şekilde bugünkü ismini almıştır. 19 Mayıs 1966 tarihinde Kütüphaneler Genel Müdürlüğü tarafından 400.000 liraya yaptırılarak bugünkü Atapark'daki yerine taşınmıştır. Daha önceleri bugün Gazeteciler Cemiyeti olarak hizmet veren meydandaki tarihi binada faaliyetini sürdürmekteydi.

    İl Halk Kütüphanesi bugün 50.000'i aşkın kitabı, yıllık 100.000'i aşan okuyucusu ile bilgisayarlı sisteme geçmiş vaziyette hizmet vermektedir. Ayrıca nadide el yazmaları ve “şeriye sicilleri” ile de araştırmacılara ve tarihe ışık tutacak kaynak eserlere sahip önemli bir kültür merkezidir.

    Bugün Trabzon'da kütüphanecilik hizmetleri kırsal alana kadar yayılmış ilçelerimizin yanısıra beldelerimizde de halk kütüphaneleri hizmet vermektedir.

    Ayrıca Trabzon Belediyesi'nin Semt Kütüphaneleri ile İsmail Hakkı Berkmen Tarih Kütüphanesi kent merkezinde önemli hizmet vermektedir.

    Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin bünyesinde hizmet veren kütüphanesi daha çok akademik personel, öğrenci ve araştırmacılara hizmet vermektedir.

  8. #8

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    608

    Standart

    TARİHİ ZENGİNLİKLERİMİZ

    İlimizde Kültür Bakanlığı tarafından tescillenmiş ve koruma altına alınmış 550 tarihi tescilli kültür varlığı bulunmaktadır. Bunun yanısıra "Tabiat Varlığı" olarak belirlenmiş ve koruma altına alınmış bölgelerimiz de bulunmaktadır.

    İl merkezi ve ilçelerde sayısız tarihi esere rastlamak mümkündür. Bunların başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz :

    "Trabzon Kalesi, Kalepark, Yenicuma Camii, Cephanelik, Su Kemerleri, Akçakale, Ayasofya, Küçük Ayvasıl, Ortahisar Camii, Molla Nakip Camii, Kudrettin Camii, Hüsnü Göktuğ Camii, Kızlar Manastırı, Kaymaklı Manastırı, Kuştul Manastırı, Sumela Manastırı, Santa Maria Kilisesi, Gülbaharhatun Camii, İskenderpaşa Camii, Tophane Hamamı, Sekiz Direkli Hamam, Meydan Hamamı, Çeşmeler, Köprüler, Atatürk Köşkü, Memişağa Konağı, Erdoğdu Bey Camii, Musa Paşa Camii, Saraçzade Medresesi, Ortahisar Muvakkithanesi, Emir Mehmet Türbesi, Hamzapaşa Türbesi, Bedesten"

    Karadeniz kıyısında kurulmuş en eski kentlerden biri olan Trabzon'da yukarıda kısaca isimlerini sunduğumuz eserlerin dışında her bir köyde ve mahallede sevimli çeşmeler, evler, köprüler bize tarihin geçmiş sevimli yüzünü yansıtmaktadır. Akçaabat Orta Mahalle, Sürmene evleri, Ortahisar mahallesindeki eski Türk evleri, konaklar bugün bile işlevlerini yürüten diğer irili ufaklı tarihi eserlerin hepsi ilimizin birer kültür ve tabiat varlığıdır.
    _________________
    İnsan doğuştan kötüdür , bazıları daha az bazıları daha da az kötüdür
    TÜRKÜLERİMİZ

    Kısa ve nettir türkülerimiz. Öyle lafı geveleme, eğirme, büğürme yoktur türkülerimizde. Ne denecekse söylenir. Hüküm verilir, mesaj iletilir. Kısadır, acıdır özlemler, sevinçler, sevgiler, yergiler hep bir türkülerde dile gelir. Coşku dolu yürekler kemençenin eşliğinde söyler türküsünü. Söyler türküsünü de, yol olur bu türkü dağ aşar, deniz aşar, gurbet aşar sevgilinin gözünde kimi zaman bir damla yaş, kimi zaman da gülen yüzde bir çiçek olur açar...

    Yöre türkülerinde sadece sevda yoktur. Savaş, sel, çığ, vurgun, toprak kayması, gibi durumlarda yakılan ağıtlar birer türkü olmaktan çok destanımsı özellikler taşımaktadır.

    Halk edebiyatımızın en yaygın ürünlerinden olan mani biçimindeki türkülerimiz kendiliğinden doğaçlama olarak dökülür, kemençenin tellerinde ezgi olur.

    Mani Örnekleri

    Gara gara gazanlar

    Gara yazı yazanlar

    Cennet yüzü görmesin

    Aramızı bozanlar

    Çömber çömber stüne

    Çömber bağlamadın mi

    Asker ettiler beni

    E gız ağlamadın mı

    Yaylanın çimenini

    Topladuk elek elek

    Buldur bile gezerduk

    Bu yıl ayırdı felek.

    Çıkardum mallarımu

    En önünde sarisi

    Geldi geçti yanımdan

    Yüreğumun yarisi.

    Derenin gıyısında

    Olta attum baluğa

    Onbeş yaşında idum

    Başladum sevdaluğa

    Yaylanın çimenin

    Bi tavukla bi cücük

    Oturduk sevtaluğa

    İkimiz de küçücük

    Atma Türküler

    Atma türkü geleneği yöremizde yaygındır. Karşılıklı olarak bir konu üzerinde türküler oluşturulduğu gibi, herhangi bir eğlence mekanında da eğlencelik olsun diye atma türküler söylenir. Çoğu zaman kemençe eşliğinde doğaçlama yoluyla söylenen atma türküler yoluyla sanatçıların birbirlerinin ustalıklarını da denemiş olurlar.

    ERKEK (1)...............................KADIN (2)
    Derin derin göllerin .................Derin derin göllerin
    Dibine dalacağı ......................Dibine dalamazsın
    Ahdettum yemun ettum ..........Ne kadar yemin etsen
    Kız seni alacağum ..................Sen beni alamazsın.


    KADIN (1) .............................ERKEK (2)
    Uşak gelme peşume ..............Böyü kavağum böyü
    Anamın tek kızıyım ................Göğe mi alacasun
    Nazar edersun beni .................Almam seni deyisun
    Göğlerin yılduzuyum. ..............Bekar mı kalacasun

  9. #9

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    608

    Standart

    DEYİMLER VE ATASÖZLERİ

    Trabzon'un çeşitli yörelerinde söylenen kendine has anlam ifade eden deyimler ve yine bölgeye göre değişkenlik gösteren fakat genel anlamda atasözleri çerçevesinde ele alınan hoş sözler vardır :

    Ağzı var dili yok ...
    Burnu büyümek ...
    Çomak sokmak ...
    Ekmek elden su gölden ...
    Elin ağzında sakız olmak ...
    Hayıflanmak ...
    Ağzını yoklamak
    Attan enup eşeğe binmek
    Sokma akıl yedi adım gider
    Ander gaybana
    Kesene bereket
    Sırtı kalın
    Maldan saymak
    Kulağı çınlamak
    O da kim oliy
    Kan ağlamak
    Abat mı oldun
    Köpek yediği kapida afkur

  10. #10

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    608

    Standart

    BATIL İNANÇLAR


    Batıl inançlar nerden gelip nasıl toplum içinde yerleştiği belli olmayan ama yüzyıllardan beri belki de değişik inanışların ya da insanların kendi kurgularının sonucu hiçbir temel dayanağı ve mantığı izahı olmadan yerleşmiş inanışlar alarak günümüze kadar süre gelmiş olan inanışlardır. Bugün bile çeşitli şekillerde kendini gösteren bu inanışların temelinin insanlık tarihi kadar eski olduğu bilinmektedir. Yöresel özellikler arzeden bu inanışlara ilimizde de rastlamak mümkündür. Bazı batıl inançlardan örnekler :

    Saçayak boş olarak yanan ateşte bırakılırsa ölü suyu bekler.
    Ellerini bağlayanın kısmeti bağlanır.
    Bir kadın aş ererken birine bakarsa çocuğu ona benzer.
    Çocuğunun güzel olması için gebe kadına ayva yedirilir.
    Gece tırnak kesilmez.
    Yeni gelinin kucağına oğlan çocuk verilirse ilk çocuğu erkek olur.
    Evde incir ağacı yakılmaz yakılırsa ev ocak söner.
    Kapı eşiğinde oturan kişi iftiraya uğrar.
    Geceleyin evde ıslık çalınmaz, çalınırsa eve yılan girer.
    Kuluçkanın altına yumurta koyan kişi, başını sararsa civcivler gugulli olur.
    Ay tutulunca havaya ateş edilirse ay kurtulur.
    Boş beşik sallanırsa çocuğun karnı ağırır.

    Hastalıkların tedavisinde yararlı olduğuna inanılan kocakarı ya da halk ilaçları, halk hekimliği diye anılan temelde bilimsel değeri olmamasına rağmen doğal tedavi yöntemi olarak ta günümüzde bile tartışılan tedavi yöntemlerinin bir kısmına bütün Anadolu'da olduğu gibi ilimizde de rastlamak mümkündür.

    Arı Sokması :

    Arının ısırdığı yere demir basılır.

    Sarılık :

    Sarılığa yakalanan hastanın ustura ile damak, el ve ayak tırnaklarının dipleri kesilir. Bu işleme sarılık kesme denir.

    Çıban :

    Çıbanların olgunlaşıp boşalmaları için üzerine damar otu denilen geniş yapraklı bir ot sarılır.

    Üşütme :

    Nezle, grip gibi durumlarda bir bardak süte bir parmak bal karıştırılıp hastaya içirilir.

    Baş Ağrısı :

    Başa patates sarılır, ayrca mısır hamuru ayranla karıştırılarak bir çömberle başın ön kısmına bağlanır.

    Mide Hastalığı :

    Yörenin ünlü kestane balı yedirilir.

    Karında Kurt :

    Çocukların ağzından sular akar, çelimsiz olurlar. Şeftali yaprağı ve ham meyvası kaynatılır, hasta iki üç sabah aç karına içer. Kurtçuklar dökülür.

    Yanık :

    Özellikle yoğurt sürülür.

Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Kangal Çoban Köpeği Tarihçesi
    By TUGBA in forum HayvanLar aLemi
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 30.07.09, 16:38
  2. Capoiera'nın Tarihçesi
    By n@r_cicegi in forum Dans
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 17.12.08, 12:38
  3. Tenisin Tarihçesi
    By TUGBA in forum Tennis
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.03.08, 10:43
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.03.08, 21:23

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372