Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 15 Sayfa bulundu

Konu: Sivas

  1. #1
    _Kirmizi_Baslikli_Kiz_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    57

    Yeni Sivas

    Tarihçe

    Eski adı "Sebasteia" olan Sivas, Anadolu'nun en eski ve önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Kazı ve araştırmalarda ele geçen buluntular, yörede ilk yerleşimin Neolitik Çağ'a (M.Ö. 8000-5500) uzandığını göstermektedir. Kent M.Ö. 2000'lerde değişik yerleşmelere sahne olmuştur.

    M.Ö. XVII. yüzyılda Hitit sınırları içinde yer alan kentin güney kesimi Geç Hitit devletleri döneminde "Tilgarimmu" adıyla anılmaya başladı. M.Ö. VII. yüzyılda Kimmer ve İskit istilalarına uğradı. M.Ö. VI. yüzyıl başlarında Medler'in, aynı yüzyılın ortalarında da Persler'in egmenliğine girdi. M.Ö. IV. yüzylılın ikinci yarısındaki kısa süreli Büyük İskender'in MakedonyaKapadokya Krallığı'na bağlandı. M.S. 17'de bütün Kapadokya ile birlikte Roma İmparatorluğu'nun egemenliğine girdi. Bu dönemde kısa sürelerle Partlar'ın ve Sasaniler'in eline geçti. BizansArmeniakon Tehması'nın sınırları içindeydi. XII. yüzyılda Sebasteia Tehması'na bağlandı.

    Selçuklu Türkleri Malazgirt Savaşı'ndan önce Sivas'a kadar uzandı ve 1059'a doğru bir ara kenti ele geçirdiler. Ancak yörenin kesin olarak Türk egemenliğine girmesi Malazgirt Zaferi'nden kısa bir süre sonra gerçekleşti. Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın kumandanlarından Emir Danişment'in ele geçirdiği kent uzun bir süre Danişmentliler'in elinde kaldıktan sonra 1174'te II. Kılıç Arslan tarafından Selçuklu Devleti sınırları içine alındı. Selçuklular döneminde Sivas yeniden gelişti. Kentin surları 1221'e doğru, Sultan I. Alaeddin Keykubad tarafından onartıldı. Kısa bir süre sonra Moğollar'ın saldırıları başladı ve Kösedağ Savaşı'ndan(yenilgisi) (1243) sonra Selçuklu topraklarıyla birlikte Sivas da Moğolların eline geçti.

    Kentteki anıtlarının en önemlileri XIII. yüzyılın ikinci yarısındaki İlhanlılarİbn-i Batuta, burayı İlhanlılar'ın Anadoluda'ki en büyük şehri olarak tanımlar. İlhanlı valilerinden Alaeddin Eratna Bey, 1345'te bağımsızlığını ilan ederek, önce devletine merkez olarak Sivas'ı seçtiyse de daha sonra Kayseri'ye taşındı. Eratna'nın 1353'de ölümünden sonra Kadı Burhanettin onun yerini aldı, ancak Akkoyunlu beyi Karayülük Osman ile yaptığı bir savaşta öldü (1398). Bunun üzerine Sivaslılar topraklarını Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıd'a teslim ettiler. 1400 yazında Timur Sivas'ı ele geçirdi, şehri savunan askerleri öldürttü, halkı kılıçtan geçirtti, şehri yağmalattı ve surları yıktırttı. Timur istilasından sonra şehir bir süre Kadı Burhaneddin'in damadı Mezid Bey'in elinde kaldı. 1403-1408 arasında yeniden Osmanlı hakimiyetine geçti ve bir eyalet merkezi oldu.

    XVII. ve XIX. yüzyıllar arasında zaman zaman Anadolu'da meydana gelen ayaklanmalardan zarar gördü. 1649'da şehirden geçen Evliya Çelebi, surların kuşattığı alanda 44 mahalleye bölünmüş 4 600 ev bulunduğunu, ayrıca Yukarıkale adını verdiği İçkale ve Paşa kalesindekilerle bu sayının 6 060'ı bulduğunu yazar. XIX. yüzyıl gezginlerinin kent nüfusu için verdikleri rakamlar genellikle birbirini tutmaz. Bu yüzyılın sonuna doğru nüfusun 30.000-45.000 arasında değiştiği sanılmaktadır.

    XIX. yüzyıl başında bütün Osmanlı topraklarında Islahat Devri başlamıştır. Önce 7 sancak ve 72 kazadan oluşan Sivas, gittikçe daralmış ve önemini kaybetmiştir. Valiliğine bile mirimiranlar atanıyordu. 1813'te bu usulden vazgeçilerek yeniden vezir atanmasına başlandı. Bir yıl sonra şehirde büyük bir veba salgını başgösterdi. Eyalet teşkilatı bazı küçük değişikliklerle XIX. yüzyıl ortalarına kadar sürmüştür. 1863'te uygulanmaya başlanan vilayetler teşkilatı içinde kurulan Sivas vilayeti; Sivas, Amasya, Tokat ve Şebinkarahisar (Karahisar-ı Şarki) sancaklarına ayrıldı. Bu durum Cumhuriyet döneminde sancakların vilayet haline getirilmesine kadar devam etti.
    Sivas'ın Milli Mücadele'nin kazanılmasında önemli bir yeri vardır. Bu mücadelenin hazırlık döneminde Mustafa Kemal Paşa önce, 27 Haziran1919'da Samsun'dan Erzurum Kongresi'ni takiben burda 4 Eylül 1919'da Sivas Kongresi'ni topladı ve 18 Aralık 1919'da Ankara'ya gitmek üzere şehirden ayrıldı.

    Gerek 1927'de Chicago Üniversitesi'nden gelen arkeologların ve gerekse 1945 yılında da Türk arkeologların yaptığı kazı ve araştırmalara göre Sivas tarihin ilk dönemlerinden itibaren yerleşim birimi ve şehir merkezidir. Ayrıca en eski dünya medeniyetleri olan Persler, Etiler, Hititler, Asurlar Sivas'ta hüküm sürmüşlerdir.

    Karadeniz'in tek yolcu treni olan Samsun Postası Sivas'tan gönderiliyor. Ayrıca Sivas, tren istasyonu olarak büyük bir kavşak konumundadır.Bugün birçok ilin demiryolu bağlantısı direkt olarak Sivas üzerine kuruludur.
    Cumhuriyet tarihinin de ilk vagon ve lokomotif fabrikası ve Cer atelyesi TÜDEMSAŞ Sivas'ta 1939’da Sivasta kuruldu.TÜDEMSAŞ kurulduğun da dünyanın en ileri tesislerinden biriydi.2003 yılında, Irak Savaşı'nın başlarında TÜDEMSAŞ Saddam yönetiminin başında bulunduğu Irak’a 300 vagonluk ihracat yaptı. Bugün hala dünyanın değişik yerlerinden TÜDEMSAŞ’a gelen siparişler değerlendirilmektedir.

    Atatürk’ün 'Cumhuriyetin Temellerini Burada Attık' dediği Sivas'ta 4 Eylül 1919'da, Sivas Erkek Lisesi'nde toplanan Sivas Kongresi, alınan kararlar bakımından Kurtuluş Savaşı öncesi toplanan en önemli kongredir. Hiçbir ülkenin manda ve himayesinin kabul olunmayacağı ve milletin istikbalinin yine milletin azim ve kararıyla kurtulucağı kararları bu kongrede alınmıştır.

    Gökmedrese, Çifte Minareli Medrese, Şifaiye Medresesi, Buruciye Medresesi, Ulu Cami kentteki en önemli Selçuklu dönemi eserleridir. Bunlardan Şifahiye Medresesi'ndeki yangın izleri Orta Asya'dan gelip Anadolu'yu ele geçirmeye çalışan Timurlenk'in, 180 000 kişilik ordusu ve filleriyle ani bir baskın yapıp 4.000 kişilik Osmanlı ordusunu gafil avladığında yaptığı büyük tahribat ve zulümün canlı kanıtı olarak korunmaktadır.

    Osmanlı döneminde Bölge Eyaleti olmuştur. 1516 yılında alınan karara göre Sivas’a; Kayseri, Tokat, Amasya, Yozgat, Çorum, Divriği ve Arapkir ilçe olarak bağlandı.

    Dünyaca ünlü kangal köpeği, Sivas'ta yetişmektedir. Kangal köpeği genetik olarak en mükemmel kombinasyonlardan birine sahiptir ve yüksek seviyede eğitilebilirlik özelliği taşımaktadır.

    Türkiye'nin önemli enerji kaynaklarından biri olan Kangal Termik Santralı Sivas'tadır. Ayrıca burada Türkiye'nin en büyük linyit işletmesi bulunmaktadır.

    Türkiye Cumhuriyetinin 14. devlet üniversitesi olan Cumhuriyet Üniversitesi, 1974'te Sivas'a 5 km uzaklıkta Kayseri yolu üzerine kurulmuştur.
    2 Temmuz 1993 - Sivas Madimak Olayi : Madimak Oteli 20.000 Yobaz tarafinda atese verildi ve 35 Alevi yanarak öldü

    Türkiye'nin en uzun nehri olan Kızılırmak, Sivas-Kızıldağ'dan doğmaktadır.
    TEDAŞ'ın 2003 raporlarına göre Sivas, tüm Türkiye genelinde Kütahya'dan sonra en az kaçak elektrik kullanılan 2. şehir olmuştur.

    İklim [değiştir]

    Sivas, çok sert bir karasal iklim yapısına sahiptir. Kışları çok soğuk ve sert geçer, kış aylarında bol kar yağışı görülür ve ortalama 4-5 ay karla örtülüdür. Yazları sıcak kurak ve kısa süreli, ilkbahar ve sonbahar ayları yağmurlu geçer. Her ne kadar kışlar soğuk geçse de, ilin Kuzey bölümünde (Kelkit Vadisi bölümlerinde), Koyulhisar, Suşehri, Doganşar, Gölova, AkıncılarZara, İmranlı, Hafik, Yıldızeli
    Sivas coğrafi olarak İç Anadolu,Dogu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinin kesiştiği noktadadır.

    Yapılan gözlem ortalamalarına göre (son 50 yıl içinde gözlenen) en soğuk ay -34.6 derece ile Ocak ayıdır. En sıcak ay 38.3 derece ile Temmuz ayıdır, aylık yağış ortalaması en yüksek ay Mayıs, en düşük ay Ağustostur. 1992 yılında gözlenen en yüksek nem oranı %80.0 ile Aralık ayı; en düşük ay %55.2 ile Ağustos ayıdır. Aynı yılda en yüksek basınç 874.1 mb olarak Ocak ayı, en düşük ay ise 868 mb olarak Şubat ayıdır.

    Folklor/Halkoyunları [değiştir]

    Sivas halkoyunlarinda bu iklim farklılıkları göze çarpar.Örneğin:İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölümlerinde Halay,Uzunhava(davul,zurna)ya rastlanırken,kuzeyde yani Karadeniz bölümlerinde ise horon(kemençeye)rastlamak mümkündür.Bunlar Sivas´ın Halkoyunları ve Folklör açısından oldukça zengin olduğunu kanıtlar.

    Ulaşım [değiştir]

    Şehiriçi Ulaşım


    Sivas'ta şehir içi ulaşım sadece Sivas Belediyesi tarafından 250 belediye otobüsü ile sağlanmaktadır. Şehir merkezinden tüm semt ve ilçelere ulaşmak mümkündür.

    Şehirlerarası Ulaşım

    Havayolu


    Sivas'tan hergün karşılıklı olarak Türk Hava Yolları ile İstanbul Atatürk Havaalanına uçak olup, haftanın üç günüde(Salı, Perşembe ve Cumartesi) İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanına uçuş vardır. İstanbul hariç Sunexpress firması ile de haftada iki kere İzmir'e uçmak mümkündür.Ayrıca Almanya seferleride vardır.

    Demiryolu
    Sivas'tan hergün demiryolu ile Erzurum, Ankara, İstanbul'a ulaşmak mümkündür. Ayrıca hızlı tren çalışmaları devam etmektedir.

    Karayolu
    Ülkenin her yönüne karayolu ile gitmek için yeterli ulaşım altyapısı vardır..



    12 Hayvanlı Takvim


    yönetiminin ardından döneminde önce döneminde yapıldı. Sivas, Kayseri ile birlikte İlhanlılar'ın Anadolu'ya gönderdikleri valiler taradından merkez olarak kullanıldı. XIV. yüzyılın ilk yarısında Sivas'a gelen ilçelerinde karadeniz iklimine gecis görülür. ilçelerinin ise kuzey kesimlerinde karasal iklimden tipik Karadeniz iklimine geçiş görülür. Bu bölgelerde, iç kesimlere göre havalar ılık geçer.



    Sivas'ın bugünkü sınırları içerisinde yer alan Hafik Gölü, Pılır Höyüğü, Zara Tödürge Gölü kıyısındaki Tepecik Höyüğü ile Kangal ilçesi Çukur Tarla ve Kavak nahiyesi Höyük değirmeninde Prehistorik buluntular elde edilmiştir. Yıldızeli Argaz Höyük ve çevresinde Kalkolitik çağ (maden taş devri M.Ö. 5000-3500) ile Tunç Devri (M.Ö. 3000-1500) buluntuları elde edilmiştir.




    Sivas'ın yazılı tarihi M.Ö. 2000 yılı başlarında Hititlerle başlamakta olup merkez Tatlıcak Köyü ile Uzuntepe Köyündeki Höyükler, Divriği Maltepe Köyünde bulunan höyük ve Gürün Şuğul vadisindeki Hititçe yazılar başlıca Hitit yerleşim alanlarıdır. Balkanlar üzerinden Anadolu'ya gelen Frig’lerin Hititleri ortadan kaldırmaları sonucu Sivas'ta Frig egemenliğine girmiştir. Frig yerleşimi Hitit yerleşim alanlarının üst katlarında görülmektedir. Lidya’lılar zamanındaki meşhur Kral Yolu da Sivas'tan geçmektedir.

    Anadolu'daki Pers egemenliğinden sonra kurulan şehir devletlerinin zamanla Roma İmparatorluğuna bağlanması sonucu, önemli yol kavşağı üzerinde bulunan şimdiki şehir merkezinin iskan edildiği ve Sebasteia adını aldığı görülmekte veya ilin isminin Hitit Kavmi olan sibasip adından geldiği gibi, Roma İmparatoru Aguste tarafından şehre yunancada şehir manasına gelen "Sebasteia" adının verildiği ve yine Selçuklular zamanında üç değirmen anlamına gelen "Sebast" kelimesinden geldiği rivayet edilmektedir.






    Bu yörede Roma hakimiyeti tam olarak yerleştikten sonra şehre "Diyapolis" yani Mebud şehri adı verilmiştir.





    Roma İmparatorluğu hakimiyetine giren şehir 395'te Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğuna ayrılan topraklar içerisinde kaldı.1509'da Anadolu'ya giren Türkmen güçleri ve 1604'te Alparslan'ın önünden kaçan Selçuklu şehzadesi Elbasan Sivas yöresinde kısa süre hakimiyet sağlamışsa da, bölgenin Türk egemenliğine girmesi ancak 1071 Malazgirt Zaferinden sonra gerçekleşti. Kısa bir süre Selçuklu hakimiyetinde kalan Sivas'ta 1075'te Danişmend Beyliği kuruldu. Danişmend Beyliğinin taht kavgaları ile zayıf düşmesinden sonra Anadolu Selçuklularını yeniden birleştiren I.Mesud, 1152’de Sivas'ı eline geçirdi.





    Bizanslılarında karıştığı taht ve egemenlik kavgaları sırasında Anadolu Selçukluları ile Danişmend’liler arasında sürekli el değiştiren Sivas, 1175'te II. Kılıçarslan tarafından kesin olarak Selçuklulara bağlandı. Daha sonra İzzetdin Keykavus Sivas'ı başkent yapmış, uzun müddet Sivas'ta kalarak günden güne genişleyen Sivas Şehri mamur edilmiş ve 1217 yılında Şifaiye Medresesini yaptırmıştır. İlim adamlarını Sivas'ta toplayarak şehri büyük bir ilim merkezi haline getirmiştir, İzzetdin Keykavus Türbesi" yaptırdığı medrese içinde bulunmaktadır.





    1220 yılında İzzettin Keykavus ölünce yerine I. Aladdin Keykubat hükümdar oldu. Bu dönem Anadolu Selçuklularının en parlak dönemi oldu. Moğol istilasını dikkatle izleyen ve önlemler almaya çalışan Sultan 1224'te Sivas'ı surlarla çevirerek korunaklı duruma getirdi. Yerine geçen II. Gıyasettin Keyhüsrev'in kötü yönetimi sırasında sıkıntı çeken halk,1240 yıllarında ayaklanarak Sivas'ı yağmaladı. Selçuklu askerlerinin sivilleri sindirmek için seferber olduğunu gören Moğollar, Anadolu'yu ele geçirmek üzere harekete geçtiler. Gıyasettin Keyhüsrev'i 1243'te Kösedağı Savaşı'nda yenilgiye uğratan Moğol güçleri, 'Sivas'ı işgal ettiler. Moğollarca bağımlı duruma gelen Selçuklular, Moğollar tarafından kurulan İlhanlı Devleti ile idareye hakim olunmuş. Sivas ili bu dönemlerde büyük bir gelişme göstererek önemli bir ticaret ve bilim kenti olmuştur.






    Anadolu'da yarım asır kadar devam eden İlhanlılar devrinde Vali Demirtaş Sivas'a yerleşmiş ve istiklalini ilan ederek Sivas'ta uzun yıllar saltanatını sürdürmüştür. Demirtaş'tan sonraki Sivas Valileri sırayla, Alaattin Ertana oğlu Gıyaseddin Mehmet, Alaattin Ali ve oğlu Mehmet Bey Sivas'ta saltanatı sürdürmüşlerdir.



    Ali Bey'in ölümünden sonra yerine geçen yedi yaşındaki Mehmet Bey'i Kadı Burhaneddin saltanatından uzaklaştırarak Sivas'ta kendi devletini kurmuştur. Bu arada Kadı Burhaneddin Sivas'ı onarmak için birçok çaba göstermiştir.


    Surların etrafında hendekler kazdırılmış, kaleleri tamir ettirmiş ama Akkoyunlu aşireti reisi Kara Osman'la yaptığı muharebe sonunda katledilmiş yerine oğlu Alaattin geçmiştir.

    Bu sırada Timurlenk Anadolu'ya akınlar yapmıştır. Yıldırım Beyazıt Amasya'yı almış Sivas'a yaklaşmış, güneyde Karamanlıların baskısına dayanamayan Alaattin, şehri Osmanlılara teslim etmiştir.

    Bir davetle Sivas'ı teslim alan Beyazıt, şehri en büyük şehzadesi Emir Süleyman'a vermiştir. Sivas Osmanlıların eline geçtikten bir yıl sonra 1400 yılında Timur'un istilasına uğramış, bir süre sonra tekrar Osmanlı hakimiyetine geçmiştir.

    Sivas Osmanlı İmparatorluğunda eyalet merkezi haline getirilerek Amasya, Çorum, Tokat kısmi olarak Malatya ve Kayseri illeri Sivas'a bağlı birer sancak olmuştur. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde belirtildiği gibi Sivas zamanının en önemli eyaletlerinden biridir (40 ilkokul, 1000 dükkan, 18 han, 40 kadar çeşmesi olduğundan bahsedilir.
    Sivas'a birçok vali atanmış, bunlar içinde belki de ismi hiç unutulmayacak olan Halil Rıfat Paşanın yaptırdığı birçok yollar, köprüler, hanlar ve konaklar halen halkımızın hizmetindedir. Tarihin kaydedildiği zamandan beri önemli bir yerleşim merkezi olan Sivas, asırlar boyunca önemini korumuş ve özellikle Milli Mücadele yıllarında milli mücadeleye başlangıç olması ona tarihin en kıymetli değerini vermiştir.

    Sivas tarihinin çeşitli dönemlerinde muhtelif devletlere başkentlik yapması en önemli ticari ve kültürel hüviyete sahipliği ile, her dönemde yapılan sayısız eserlerle doludur. Bunlardan bazıları zamanımıza kadar gelmemiştir. Bazıları hala insanı karşısında hayran bırakacak bir güzellikle ayakta durmaktadır. Selçuklular döneminde kültürel hayatın canlılığı nedeniyle, medreseler, camiiler, türbeler ticari hayatın hareketliliğinden dolayı han, kervansaray ve imaretler Osmanlıların son dönemlerinde ise bayındırlık hizmetlerinin yoğunluğu ile dikkat çekicidir.



    Bu eserler sanat açısından birer şaheserdir. Bir nevi Sivas, tarihi eserler yününden açık hava sanat galerisi görünümündedir. Tek tek incelendiğinde taşların hamur gibi yoğrulduğu, inançla beslenen ruh güzelliğinin zarif parmaklarla birer abide kurmak üzere nakşedildiği görülmektedir.


    Medreseler, camiler, türbeler, hanlar ve köprüler olarak inceleyebileceğimiz tarihi eserlerden önemlileri şunlardır.

    MEDRESELER

    Şifaiye Medresesi : Taç kapısı üzerinde yer alan kitabesinde Selçuklu Sultanı I. İzzettin Keykavus tarafından 1217 M. yılında inşa ettirildiği yazmaktadır. Anadolu'daki Selçuklu tıp sitelerinin ve hastanelerin en büyük boyutlusudur. Hastane 48x68 m. ölçülerinde olup üzeri açık, iç avlusu 22x32 m. ölçülerindedir. 1768 yılında çıkarılan bir fermanla medreseye çevrilmiş, I. Dünya Savaşı esnasında levazım ambarı olarak kullanılmıştır. Genç yaşta hastalanan İzzettin Kevkavus vasiyeti üzerine çok sevdiği Sivas'a yaptırdığı Şifaiye'deki türbeye getirilerek 1220 yılında defnedilmiştir. I. Izzettin Keykavus; bilgin, iyi huylu, şair bir insandı. Genç yaşta hastalanması sebebiyle tıbba ve hekimlere çok önem vermiştir. Babası III. Gıyasettin Keyhüsrev, hocası Mecdeddin Ishak, halası Gevher Nesibe, karısı Mengücekli Behram Şah'ın kızı Selçuk Hatundur.



    Binada taş ve tuğla malzeme karışık olarak kullanılmıştır. Selçuklu yapılarında olduğu gibi taç kapısı süslemelerine önem verilmiştir. Dışarı doğru taşıntılı taç kapı alınlığının sağında ve solunda aslan ve boğa kabartmaları yapılmıştır. Taç kapı da; pencere bordürlerinde, ana eyvan cephesinde Rumi tezyinata önem verilmiştir. Dikkatle incelendiğinde stilize çift başlı kartal ve kuş motifleri olduğu ortaya çıkar. Ana eyvanın sağında ay sembolünün içinde örgülü saçları olan bir hanım başı ve çevresinde kelime-i şahadet yazılıdır. Ana eyvanın solunda ise; bir güneş sembolü ve ortada bir erkek başı figürü yer almaktadır. Bugün bu figürler tanınmayacak haldedir. Gerek taç kapı cephesi, gerek pencereler, gerekse ana eyvan cephesi iç içe geçmiş yıldız biçiminde zarif motiflerle kaplıdır.


    Darüşşifa'nın güney eyvanı I. İzzettin Keykavus'a türbe olarak ayrılmış ve inşa edilmiştir. Türbe kare bir plana sahip olup ongen tuğla örgülü bir kasnağa sahip kubbe ile örtülü ve sivri külahlıdır.


    1220 yılında vefat eden I. İzzettin Keykavus'un sandukasından başka, hanedanına mensup on iki mezar sandukası daha yer almaktadır. Türbe cephesi, Selçuklu sanatının zengin çini süslemelerine sahiptir. Süslemede geometrik geçmeler, yıldızlar, kufi yazılar, mavi, lacivert, firuze ve beyaz renkleri ile şifa hanenin en önemli bölümünü oluşturmaktadır. Bu çini süslemeyi yapanın Ahmed Bekirül Marendi olduğu sağ pencere üzerindeki alınlıkta yazılıdır. Üstteki büyük çini kabartma kitabede; "Biz geniş saraylardan dar kabirlere çıkarıldık. Malın mülkün bana fayda vermedi, saltanatım mahvoldu." Fani dünyadan ahrete yolculuk günü 617 Şevvalin dördü anlamına gelen bir yazı kuşağı yer almaktadır.1220 tarihli en eski vakfiyeye de sahip olan ve dönemin tıp öğrenimi yapılması yanında hastane olarak hizmet veren Şifaiye Medresesi Selçuklu döneminin şaheserlerinden birisidir.


    Gök Medrese : Batı yönünde giriş kapısının yer aldığı ana portal üzerindeki kitabesinden anlaşıldığına göre 1271 yılında Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırılmıştır. Taç kapısının yan sütunca başlıkları üzerinde karşılıklı olarak yazılı imzaya göre Gök medresenin mimarı Konyalı Kaluyan'dır.


    Gök Medrese açık avlulu dört eyvan şemasının uygulandığı iki katlı olduğu iddia edilen bir medresedir. Plastik sanatın şaheserlerinden olan taç kapıda mermer malzeme nedeniyle ışık gölge sistemi genel görünümünü etkilemektedir. Ayrıca sırlı tuğla ve mavi çini işçilikli tuğla örgülü minarelerde taç kapıya daha da önem kazandırmaktadır. Cephenin solunda üç dilimli kemeri, iki satırlık kitabesi ve üç yönü dolaşan geometrik bordürüyle çeşmesi cepheyi daha hareketlendirmiştir. Bu hareketliliği sağ ve sol tarafta bezemeli pencereler ve bekitme kuleler tamamlamaktadır. Medrese taç kapının üst iki köşesinde iç içe girmiş hayvan başları doldurmaktadır. Koç, domuz, aslan, yılan, ejder başlarının tanındığı bu kompozisyonda burç işaretlerinin kast edildiği iddia edilmektedir. Türklerin on iki hayvanlı takvimlerinde de bu hayvanların bir kısmı mevcuttur.


    Türk takviminin hayvanları da şunlardır; Fare, sığır, pars, tavşan, ejder, yılan, at, koyun, maymun, tavuk, köpek ve domuzdur.


    Minare kaidelerinden aşağı doğru inen mermer yüzeyde büyük boyutlarda geometrik, yazı ve bitkisel motifler simetrik durumda ve plastik görünümünde yapılmıştır.


    Medreseye girişte sağda mescidi bulunmaktadır. Ahşap minberi sonradan yapılmıştır. Mihrabın büyük bir kısmı günümüze kadar gelebilmiştir. Çini ile kaplı olup üzerinde Ayet-el Kürsi yazılıdır. Üçgenler ile kubbeye geçişin sağlandığı mescidin kubbesi ve etekleri de çini tezyinatlıdır.


    Girişin solundaki kare planlı kubbeli oda ise Dar-ül Hadis bölümüdür. İç duvarları sıvanmıştır. Üzeri açık dikdörtgen planlı iç avlunun ortasında bir havuzu olması gerekir. Bugün yapının içinde bu havuzun mermer taşları hala durmaktadır. Anadolu’da bilinen en büyük Selçuklu havuzudur. 22 köşeli poligonil bir plana sahiptir.


    Avlunun kuzey ve güneyinde altı sütun üzerine inşa edilmiş bir revak kısmı bulunmaktadır. Bu revakların gerisinde küçük kapılardan hücrelere girilir. Doğu yönündeki ana eyvanı yıkılmış yerine mevcut taş ve kitabelerle bir duvar örülmüştür. Kuzey ve güneydeki yan eyvanların içi çini tezyinatla süslüdür.


    Çifte Minareli Medrese : Taç kapı üzerinde yer alan kitabesine göre 1271 yılında Vezir Sahip Şemsettin Mehmed Cüveyni tarafından yaptırılmıştır. XIII. yüzyılın yarısından sonra Anadolu Selçuklu tarihinde imar faaliyetleri ve dönemin kültür hayatı ile önemli bir devresi olarak görülür. Bu yüzyılın içerisinde Buruciye Medresesi, Gök Medrese ve Çifte Minareli Medrese gibi taş, tuğla ve çini sanatının Anadolu da en önemli yapıtlarını meydana getirmişlerdir.


    Bugün doğu yönünde yer alan medrese girişinin taş süslemeli cephesi büyük boyutları ve tuğla-çini örgülü iki minaresi ile dikkati çekmektedir. Sivas Gök Medrese Erzurum Çifte Minareli Medrese ile benzerlik gösteren yapının iki katlı olduğu öğrenilmektedir.

    Ön yüz, ortada iki minareli taç kapı, iki yanındaki pencere ve köşe kuleleri ile kompoze edilmiştir. Ön yüzündeki süslemeli pencereler yerleştirilirken bir simetri aranmamıştır.


    Cephedeki taş süsleme ve oran itibariyle mimari bir olgunluğun yanı sıra aynı süslemeyi tekrardan kaçınan bir anlayışın hakim olduğu göze çarpar. Böyle bir uygulama ile daha canlı, hareketli, ışık-gölge oyunlarını kuvvetlice hissettiren bir cephe elde edilmiştir. Taşın yanısıra sırlı tuğla ve çinilerle bezeli iki minaresi bu olgun ve doyurucu kompozisyonu renklendirmiştir. Taç kapının solunda, üç dilimli küçük bir niş içinde bugün okunmayacak kadar tahrip olmuş bir yazı görülür. Bu yazıda amel-i üstat zorlukla okunabiliyor. Bu yazıdan mimarının adının yazılı olduğu anlaşılıyor. Kesin olmamakla birlikte Konyalı Kaluyan veya keluk Bin Abdullah olduğu sanılmaktadır.



    Buruciye Medresesi : 1271 M. yılında Anadolu Selçuklu Sultanlarından III. Gıyasettin Keyhüsrev zamanında Hibetullah Burucerdioğlu Muzaffer Bey tarafından yaptırılmıştır. İlmiye çalışmaları için medrese olarak yaptırılmış ve devrin pozitif ilimlerinin okutulduğu bina olarak uzun yıllar kullanılmıştır.

    Sarımtırak renkli taşların oyma olarak yapılan giriş kapısı ve avlu karşısındaki iç cephe, devrin Selçuklu taş oymacılığının en güzel örneklerindendir.



    Yapı kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri açık avlu etrafındaki sütunlu revaklar ve bunların gerisinde bulunan hücrelerden oluşmaktadır. Giriş kapısının sol yanında mavi ve siyah çinilerle süslü türbe hücrede medrese binasını yaptıran Burucerdioğlu Muzaffer Beyin ve çocuklarının mezarları bulunmaktadır. Vakfiyesinden binada bir de kütüphane bulunduğu anlaşılmaktadır. Mukarnas kavsaralı bir nişin belirlediği taç kapıda dışa taşıntılı rozetler dikkati çekmektedir. Cephenin her iki köşesindeki demet payelerden oluşan köşe kuleleri yazı kuşağı ve pencereler cepheyi zenginleştirmektedir. Taş işletmeciliğinde ağırlığın taç kapıda yer aldığı görülür. yıldız, rumi ve geometrik motifler yüzeysel ancak bir dantel gibi işlenmiştir.
    MÜZELER

    Sivas Müzesi (Buruciye Medresesi) : 1271 M. yılında Anadolu Selçuklu Sultanlarından III. Gıyasettin Keyhüsrev zamanında Hibetullah Burucerdioğlu Muzaffer Bey tarafından yaptırılmıştır. İlmiye çalışmaları için medrese olarak yapılmış ve devrin pozitif ilimlerinin okutulduğu bina olarak uzun yıllar kullanılmıştır. 1968 yılından beri Sivas müzesi olarak kullanılmaktadır. Şimdi orta avlusunda arkeolojik ve taş eserler sergilenmektedir.

    Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi :1892 yılında Sivas Valisi Memduh Paşa tarafından yapılmıştır.1981 yılına kadar okul olarak kullanılan bina; onarım ve teşhir tanzimi gerçekleştirilerek, 1990 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır. İçinde; Sivas Kongresine ait dokümanlar, Atatürk'e ait özel eşyalar, resimler ve yöreye ait etnografik eserler sergilenmektedir.

    Mustafa Kemal Atatürk ve Heyet-i Temsiliye tarafından 2 Eylül -18 Aralık 1919 tarihleri arasında "Milli Mücadele Karargahı" olarak kullanılan bina Cumhuriyet tarihimizde çok önemli ve müstesna bir yer tutmaktadır.


    Binanın 12 Rebiulevvel 1310 H. (5 Ekim 1892) tarihinde Sivas Valisi Mazlum Paşazade Mehmet Memduh Bey tarafından mülki idare binası olarak yaptırıldığını belirten dört satırlık kitabe, halen Sivas müzesinde bulunmaktadır.


    XIX. Yüzyılın Genç Osmanlı Dönemi sivil mimarlık örneklerinden biri olan yapı, üç katlı ve iç avluludur. Dış cephelerinde taş, iç mekanlarda ise ahşap ana malzemedir.




    Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına üç buçuk ay süre ile resmi karargah olarak tahsis edilen bina; Sivas Kongresi içtimalarının burada yapılmış olması Anadolu’daki Milli Mücadele hareketinin teşkilatlandırılarak millet iradesinin her türlü baskının, kişi ve zümre idaresinin üstünde olduğunun bütün dünyaya ispatlanması ve Cumhuriyet yönetiminin temellerinin burada atılmış olması ile tarihi bir hüviyet kazanmıştır.




    Sivas Kongresine 19 vilayeti temsilen 32 üye katılmıştır, ancak illerden seçilerek kongreye sonradan dahil olan delegeler·nedeniyle bu sayılar değişiklik göstermektedir.
    Yapıldığı tarihten itibaren okul binası işlevini sürdüren yapı; İdadi, Sultani, Sivas Lisesi, Kongre Lisesi adları ile anılmıştır,1930 yılındaki bir tadilatla Doğu cephesindeki esas giriş batı cephesine alınmış çatısı sacla kaplanmıştır.



    1981 yılına kadar Lise olarak hizmet veren binanın Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in direktifleri üzerine müze haline getirilmesi yolunda girişimlerde bulunulmuştur.1984 yılında Kültür ve 'Turizm Bakanlığı'na devredilen Kongre Binası; Bakanlığımız Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünce aynı yıl başlatılan müze amaçlı restorasyon ve teşhir-tanzim çalışmaları sonucunda: bodrum kat depoların, laboratuar ve fotoğrafhanenin yer aldığı mekanlar,zemin kat Etnografya Müzesi,üst kat ise Atatürk ve Kongre Müzesi olarak düzenlenmiştir.



    Mustafa Kemal Atatürk ve Heyet-i Temsiliyenin bir müddet karargah olarak kullandıkları ve o tarihlerde Sultani olan müsamere salonunda 4-12 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas Kongresinin İştimaları yapılmıştır.


    Tarihi Kongre Salonu ve Atatürk'e ait çalışma ve dinlenme odası, Kongrenin yapıldığı günlerdeki hali ile muhafaza edilmektedir.


    Üst katta ayrıca; kongre öncesindeki olayların, Mustafa Kemal Atatürk'ün kongre hazırlığı ile ilgili tamimlerinin ve bildirilerinin sergilendiği salon; o zaman ki muhar*****n temelini oluşturan telgraf odası; Sivas Kongresi ile ilgili tutanakların yer aldığı salon; merkezi Sivas'ta kurulmuş olan Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyetine ait bildirileri ve haberleri içeren belgeler ile İrade-i Milliye Gazetesinin basıldığı salonlar mevcuttur.


    Sivas Kongresi sırasında ve sonrasında Sivas'ta alınan tüm kararlara ait belgelerin; Cumhurbaşkanlığı Köşkü-Atatürk Özel Arşivi, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı arşivlerindeki asıllarından alınan örnekleri müzede sergilemektedir.


    Müzeden Görüntüler için buraya basınız.

    CAMİİLER

    Ulu Camii : Kendi adı ile anılan mahallededir. Sivas müzesinde bulunan kitabesine göre 593 H.(1196-1197M.)yılında Kızılarslan Bin İbrahim tarafından yaptırılmıştır. 31*54m. iç ölçülerinde ve yaklaşık 1674m2'lik bir alana oturan dikdörtgen planlı camiinin üst örtüsü düz dam şeklindedir. Güney duvarına dik olarak uzanan 11 sahanlı asıl ibadet alanında toplam 50 yığma ayak bulunmaktadır.



    XIII. yüzyılın ilk yarısında inşa edilen tuğla örgülü, silindirik gövdeli minaresinde 116 basamakla çıkılmaktadır. Sekizgen kaidesinde kufı yazı şeritleri firuze renkli sırlı tuğladandır. Gövdede kilitli örgü sistemi aralıksız devam eder. Kaide, gövde ve şerefe altı firuze renkli çinilerle süslenmiştir.


    Kale Camii : İlimiz Selçuk Parkı içerisindedir. III. Sultan Murat’ın vezirlerinden Sivas Valisi Mahmud Paşa tarafından 1580 yılında yaptırılmıştır. Asıl ibadet alanı kare planlı, üzeri yüksek bir kubbe ile örtülüdür. Beden duvarları kesme taşlarla inşa edilen camiinin kuzeybatı köşesinde yer alan tuğla örgülü minaresi on altıgendir.


    Plan tertibi, mimari üslubu, süsleme elemanları ve ince uzun, zarif minaresi ile Sivas'taki Osmanlı camilerinin en güzelidir. Bu camilerimizden başka diğer camilerimiz ise; Meydan Camii(1564), Aliağa Camii(1589), Alibaba Camii(XVI.Yüzyıl) sayabiliriz.
    TÜRBELER

    Ahi Emir Ahmed Türbesi :Tokmakkapı Mahallesinde Kurşunlu Hamamı karşısındadır. XIV. yüzyılın ilk yarısında Ahi Emir Ahmed için yaptırılmıştır. Kare kaide üzerinde yükselen sekizgen gövdesi ve pramidal külahı ile tamamı kesme taştan inşa edilmiştir. XIV. yüzyılın ilk yansında Sivas'ta esnaf teşkilatı olan Ahiliğin önemli bir yeri olduğunu ispatlamaktadır.




    Güdük Minare :
    Kare kaide üzerine, silindirik tuğla örgülü bir gövdeye sahip oluşu ve kısa bir minareye benzemesinden dolayı halk dilinde "Güdük Minare" adıyla şöhret bulmuştur.1347 yılında vefat eden Ertanoğullarından Şeyh Hasan Beye aittir.


    Abdülvahabi Gazi Türbesi : Türbe ve tekkeler içinde özel bir yeri ve önemi bulunan Abdulvahabi Gazi Türbesi Sivas'ta halkın çok önem verdiği ve ziyaret ettiği türbedir. Abdulvahabi Gazi Anadolu'nun fetih devri evliyasındandır. Kötü alışkanlıklarını terk etmek, bela ve uğursuzluktan kurtulmak isteyenlerin dua ettikleri yüz sürdükleri ve şifa buldukları bir türbedir.


    Şemseddin Sivasi Türbesi : Atatürk caddesi üzerindedir. Kanuni Sultan Süleyman'ın vezirlerinden Koca Hasan Paşa tarafından 1564 yılında yaptırılan Meydan Camiinin kuzeybatı yönünde camii avlusu içerisinde yer almaktadır.


    Türbenin duvarları kesme taştan olup, iki bölüm halinde 1600 yılında inşa edilmiştir. Dıştan sekizgen bir kasnağa sahip tek kubbeli birinci kısmında Şemseddin Sivasi'nin, ikinci kısımda ise 20 adet sanduka bulunmaktadır.


    Şemseddin Sivasi Tokat'ın Zile ilçesindendir. Kırka yakın eser sahibi alim, fazıl ve arif zat olup, Halvetiye Tarikatına bağlı Şemsiye kolunun kurucusudur.


    Sivas il merkezinde diğer türbeler ise; Şeyh Çoban Türbesi (XIV. yüzyıl ortaları), Şeyh Erzurumi Türbesi, Kadı Burhanettin Türbesi, İncili Hanım, Mum Baba, Süt Evliyası, Akbaş Baba gibi önemli Türbeleri sayabiliriz.
    HANLAR

    Behrampaşa Hanı : 1573 yılında Sağır Behram Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kesme taş malzemeli, iki katlı ve ortası açık avlulu olarak inşa edilen hanın birde ahır kısmı mevcuttur. Güney yönünde dışa taşıntılı, sivri kemerli bir girişi ve bu girişin üzerinde üç dilimli kemere sahip iki penceresi vardır. Pencerelerin sağ ve solunda aslan motifi işlenmiştir. Halk arasında Taş Han olarak da bilinmektedir.

    Sivas'ta bundan başka, Taşhan, Subaşı Hanı, Çorapcı Hanı gibi önemli bazı hanlarda mevcuttur.



    HAMAMLAR

    Kurşunlu Hamamı : Sivas'ın en büyük hamamıdır. 1576 yılında Sağır Behram Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kadın ve erkek olmak üzere bitişik olarak inşa edilmiş bir çifte hamamdır. Klasik Osmanlı hamamlarının tüm belirgin özellikleri bu hamamda görülür. Kesme taşlarla İnşa edilen hamam bir zamanlar tuz deposu ve bir aralık erkek kısmının soyunmalık kısmı cami olarak kullanılmıştır. 1950 yılında esaslı bir şekilde onarılarak kullanılır hale getirilmiştir.




    Sivas’ta bulunan başka önemli olarak; Meydan Hamamı, Kale Hamamı kalıntısı, Mehmet Ali Hamamı, Eski Paşa Hamamı, Çay Hamamı (Sütlü Hanım) ve Şirinoğlu Hamamlarını da sayabiliriz.



    ÇEŞMELER

    İlimizde tarihi çeşme sayısı hayli azalmıştır. Bunlardan mevcut ve önemli olanları; Şeyh Çoban ve Şehit Orhan Tunçgöz Çeşmesidir.


    PRÜLER

    Eğri Köprü : Sivas'ın 3 km. güneydoğusundadır. Sivas-Eski Malatya yolu ve Kızılırmak'ın üzerinde 18 kemerli olan bu köprü ile geçilir. Uzunluğu 179.60m. eni 4.55 m'dir. Aynı doğrultuda olmadığı için Eğri Köprü denilmektedir. Kitabesi olmadığı için hangi tarihte ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.


    Bundan başka önemli olarak Kesik Köprü, Yıldız Köprü ve Boğaz Köprülerini sayabiliriz.



    SİVİL MİMARİ ESERLER VE SİVAS KONAKLARI





    Hükümet Konağı:
    Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa tarafından 1884 yılında yaptırılmıştır.

    Kongre Binası : Ulu Önder Atatürk'ün 4 Eylül 1919'da Sivas Kongresini yaptığı tarihi bina 1894 yılında yaptırılmıştır.


    Jandarma Binası : Sivas Valisi Reşit Akif Paşa zamanında, 1908 yılında jandarma dairesi olarak yapılmıştır.

    Ziyabey Kütüphanesi :
    Sivas'ın ileri gelenlerinden Yusuf Ziya Başara tarafından 1908 yılında kütüphane olarak yapılmıştır.


    Bunlardan başka; İnönü Müzesi, Göğüs Hastanesi, Sanat Okulu, Eski Öğretmen Okulu, Yarı Açık Cezaevi, Alibaba Tekkesi gibi örnekler sayılabilir.


    Sivas Kalesi : Yapıldığı tarih kesin olarak bilinmemektedir. Roma, Bizans, Danişmend, Selçuklu, Kadı Burhaneddin Devleti ve Osmanlı dönemlerinde tamir edildiği kaynaklarda yazılıdır. Aşağı ve yukarı kale olmak üzere iki kısımdır. Aşağı kalenin çevresi 7500 m. yüksekliği 25 metredir. Kesme taştan inşa edilen sur duvarları, kuleleri ile Kayserikapı, Palaş, Tokmakkapı, Cancun, Salpur gibi şehre giren demir kapıları mevcuttur. Yukarı kale ise; şimdiki Kale Park diye tabir edilen yerdir. Çelebi Sultan Mehmed tarafından büyük çapta onarılan kalede sur duvarları, iki kapısı, üzerinde bir camii, zahire ambarları, sarnıç ve cephaneliği bulunmakta idi. Her şeyi ile mükemmel olan kaleden bugüne hemen hemen hiç iz kalmamıştır.

    Doğal güzellik itibariyle çok zengin bir ildir. Çünkü il toprakları üç ayrı havza ve değişik iklim bölgelerine yayılmış ve toprakları yüksek sarp ve derin vadilerle parçalanmıştır. III. zamanda yoğun kırılma ve kıvrımların olması, çeşitli birleşimlerle temel kaynakların oluşmasını sağlamıştır. Diğer taraftan suda direnci az olan tuzlu ve kalkerli yüzlerin aşınması ile ilginç yeryüzü şekilleri ortaya çıkmıştır.



    Eğriçimen Yaylası :
    Koyulhisar'a 20 km. uzaklıkta ve 1700 metre yükseklikte bir yayladır. Eğriçimen, çam ormanlarıyla kaplı nefis manzaralarıyla tabiatın bütün güzelliklerini cömertçe gözler önüne seren gerçek güzellikler beldesidir. Yöre yapısı itibariyle dağ turizmi için her türlü doğa imkanlarına sahiptir. Yörede olan derelerde alabalık tutma imkanı olduğu gibi avcılığa meraklı iseniz av yapma imkanınızda vardır. Tabiat cömertçe bütün verebileceklerini bu yöreye vermiştir. İlkbaharda yeşilliğine doyum olmadığı gibi sonbaharda renk cümbüşüne boğulan tabiat adeta insanı büyülemektedir.



    Sızır Çağlayanı :
    Gemerek'in Sızır bucağına 1 km. mesafede ve Göksu Çayı üzerindedir. Zengin görsel imkanlar sunan dinlenme yerinde, gazino ve çay bahçesi vardır. Yörenin sıkça gelinen dinlenme yerlerindendir.



    Çağlayanın bulunduğu Göksu Çay’ının kaynağı, bünyesinde Alabalık tesisleri vardır. Göksü Çayının bazı kısımlarında Sazan türü balıklar avlanabilir.

    Paşa Fabrikası : İl merkezine 7 km. uzaklıktadır. Suyu güzel, fazlaca ağaçlık bulunan dinlenme yerlerimizdendir. Sıcak yaz günlerinde halkın ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte düzenlenmiştir. Küçük bir şelale de mevcuttur.

    Ethem Bey Parkı : İl merkezinde ağaçlık, çiçeklik ve her türlü imkanlarıyla iyi bir dinlenme yeridir.

    Karaçayır : İl merkezine 27 km. uzaklıkta ağaçlık ve halkın ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde düzenlenmiş güzel piknik ve dinlenme yeridir.

    Şarkışla Göl Gazinosu : Şarkışla ilçesine 2 km. uzaklıktadır. Göl kenarında gazinosu vardır. Yöre bilhassa hafta sonunda iyi bir dinlenme yeridir.

    Koyunkaya Mesiresi : İmranlı'ya 12 km. uzaklıktadır. Çam ormanlarıyla, temiz havzasıyla, su kaynaklarıyla güzel bir dinlenme yeridir. Ancak gelenlerin ihtiyaçlarını karşılayacak tesislerden yoksundur.

    Ayrıca önceki sayfalarda bahsetmiş olduğumuz Gürün Gökpınar gölü , Hafik gölleri, Tödürge gölü önemli mesire yerlerindendir.

    Konu n@r_cicegi tarafından (02.10.08 Saat 12:54 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    ChaoS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Sevgi'nin Olmadığı yerden..
    Mesajlar
    1,888

    Standart

    kırmızı çok güzel paylaşım yanlız anlamadığım konu şu açıklarmısın :P sen nerelisin mahsuru yoksa corum'mu sivas'mı
    Nesimi'ye Sormu$Lar "Yar"in iLe Ho$musun?
    Ho$ OLayım, OLmayayım. O "Yar" ßenim. Kimene ¿


  3. #3
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart

    corumlu sivasli benim chaos

    Kirmizi_Baslikli_Kiz_ harika calisma olmus

    ancak bu kadar güzel tanitila bilirdi emegine saglik canim tskler
    ♪ sadece müzik...





  4. #4
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart GelenekseL Sivas Kadın KıyafetLeri



    Merkez dışında kadın giyiminin geleneksel özellikleri yer yer hala korunmaktadır. Sivas'ın bazı ilçe ve köylerinde kadın kıyafetleri farklılıklar gösterir. Genelde giyilenler sırayla: Köynek, iç saya, dış saya, şalvar; elbise olarak bindallı, üçetek, dövme giyilir, üzerine salta-cepken, önlük; bele kuşak veya gümüş kemer; başa, "baş makinası", üzerine Bartın yazması, pullu, fes, findi örtülür. Aksesuar olarak; Zevkat tepesi, sıra altını, hutlatma, hamaylı, şerit altını veya gümüş takılar kullanılır.

    Gömlek-Köynek: Yörede modeli aynı, dikilen kumaş ve süslemesi farklı iki ayrı gömlek giyilir. Köynek tabir edilen bu gömlekler, rengarenk desenli basma türü pamuklu kumaştan yapılır. İki parmak genişliğinde dik yakalı, önü bele kadar açık ve patlıdır. Boyu kalçaya kadar uzun ulan gömleğin kolları da uzundur ve uçları serbesttir. Bu gömlek Zara İlçesi Yapak köyünde giyilir.

    "Satranç Köynek" adı verilen gömleğin de modeli aynıdır. Kalın pamuklu dokumadan (kırmızı, lacivert çizgili veya ufak karelidir) yapılır. Satranç gömleğin boyu kalçanın altına kadar iner, ucu hafif evazedir. Yanlarına, etek ucuna iki karış uzunluğunda iki sıra pul-boncuk işli, renkli kumaşlar, pili (kırma) yapılarak dikilir. Kollar, kol yeri oyulmadan bedene tatbik edilir. Hareket rahatlığını sağlamak için kol altına "kuş" adı verilen parça, omuz hizasından etek ucuna kadar (bedeni genişletmek için) ek parça dikilir. Bu gömlek de Hafik İlçesi Topulyurt köyünde kullanılır.

    İç Saya; Desenli, pamuklu kumaştan yapılan içlik (Yıldızeli İlçesi, Topulyurt köyünde giyilir) üzerine iç saya giyilir. Beyaz pamuklu kumaştan dik kesimli, omuzdan hafif düşen (japone kol) kısa kollu, iki parmak genişliğinde dik yakalı ve önü bele kadar açıktır. Tek düğme ile önü kapatılır. Boyu diz altına kadar inen iç sayanın yanları etek ucundan kalça hizasına kadar açıktır. Göğsün bir karışa yakın ön kısmı ve yaka etrafı zigzag formlarda işlenir. Ön ve arka etek uçları kalça hizasına kadar renkli iplerle kanava işlenir. Etek uçları ve yırtmaçların kenarlarına da işlenen renklerden yapılan püsküller takılır.

    Dış saya: İç sayanın üzerine yine beyaz pamuklu kumaştan hazırlanan dış saya giyilir. Üçetek biçimindedir. İki parmak genişliğinde dik yakalı ve uzun kolludur. Dış sayanın etekleri bele kadar, kolların üst kısımları ise omuzdan dirseğe kadar işlenir. Dirsekten kola ağzına doğru yakada olduğu gibi zigzag süslemeler vardır. Etekte yapılan süslemeler hariç diğer kısımlar pullarla süslenir. Arka eteğin etrafı, kol ağzı (iki sıra halinde) ve kol evi renkli ipliklerle püskül yapılarak süslenir.

    Şalvar: Yörede değişik tipte şalvarlar kullanılır. Çintiyan-don gibi isimler alır. Zara İlçesi Yapak köyünde giyilen şalvarın kumaşı, canlı renklerde desenli pazenlerdir. Bol kesimli, beli uçkurlu, paçaları bağcıklıdır. İçi Amerikan bezi vb. kumaşlarla astarlanır. Paçalar diz altındaki bağlarla bağlanarak aşağı serbest bırakılır. Boyu ayak üzerinden dört beş parmak yukarıda kalır. Hafik ilçesine bağlı Çınarlı köyünde giyilen şalvar "albez" denilen kırmızı renkli düz pamuklu kumaştan yapılır. Ağı yukarıda, paçaları hafif bol (çatal bacak), boyu diz altına kadardır. İçi yine astarlanır. Beli uçkurludur. paçalar bağcıkla toplanır Yıldızeli ilçesi Topulyurt köyünde ise şalvarın üst kısmı lacivert renkli dokumadan yapılır. Paça kısımları ise taraklı kutnu kumaştandır. Bu iki kumaş, kalçanın alt kısmında birbirine eklenerek dikilir. Şalvarın ağ kısmı da lacivert kumaştan hazırlanır. Yine çatal bacak şeklinde ağı yukarıda, beli uçkurlu, paçaları ise büzmelidir. Paçalardan bir karış yukarısına ve kutnu ile hazırlanan kısmın yanlarına, beyaz iplik ile baklava dilimi tarzında makina dikişiyle süslemeler yapılır.

    Entere - Fistan: Şalvarın üzerine üçetek entari veya Entere - Fistan denilen elbiseler giyilir. Entere - Fistan; kırmızı, yeşil, mavi, turuncu renkli kadifeden dikilir. İçi astarlanan bu elbiselerin yakası iki parmak genişliğinde dik yakalıdır, önü bele kadar açıktır ve bel kısmı tek düğme ile kapatılır. Belden büzgülü olan elbisenin etek ucuna sutaşı ile bir karış genişliğinde zigzag süsler yapılır. Kolları uzundur, kol ağızları da manşetle kapatılır

    İçlik-Yelek: Fistan/Enterenin üzerine; içlik - yelek giyilir. İki parmak genişliğinde dik yakalı olan yeleğin boyu bele kadar, kolsuz, önü düğmelidir. On eteklerin sağ ve sol kenarlarına ve etek uçlarına renkli sutaşlan ile zigzag süslemeler yapılır. Bu süslemelerin arasına düğmeler dikilerek zenginleştirilir. İçi astarlanan yelek, entarinin üzerine giyildiği zaman önü iliklenir.

    Yelek, elbise üzerine giyildiği gibi köynek üzerine de giyilir. İçteki köynek görünmeyecek şekilde önü kapatılır

    Üçetek - Üç Peşli - Peşli: Bu entari "Mecidiye Kutnu", "Taraklı Kutnu", "Altıparmak" denilen kumaşlardan yapılır. İki parmak genişliğinde dik yakalı olan peşlinin boyu diz altına kadar iner. Kolları uzun ve kol uçları "balık ağzı" yenlidir (işlidir). Yanları bele kadar açıktır, etek etrafına simli harçlar geçirilir. Kol yeri oyulmadan düz takılır. Yaka etrafına etamin üzerine işli bant geçirilir. Bantın boyu bele kadar uzundur. Peşli entarinin önünden yeleğin işli kısmı görünür. Entarinin ön etekleri, önde birbirinin üzerine kapanacak şekilde belde toplanır. Yanlardan köyneğin etek ucundaki pul-boncuk işlemeli kırma süsler görünür. Entarinin önünde beş adet püskülden yapılma düğme vardır ve omurlarda birer pili süs bulunur. Etek uçları sıvama işlidir. Merkezde giyilen entarinin göğüs kısmında iç çamaşırların görünmesini önlemek için boyuna çevre/yemeni sarılır, uçları içeri sokulur.

    Kuşak: Entarinin üzerine yün kuşak sarılır. Genellikle "Trablus Kuşağı" kullanılır. Kare şeklindedir, ikiye katlanarak üçgen şekline getirilir. Bu şekilde arkadan dolanarak, bağcıklarla önde bağlanır. Ya da kolandan, uçları boncuk ve püsküllerle süslü bel bağı ile kuşak bağlanır. Bel bağının uçları arka kalça üzerinden aşağı sarkıtılır. Yine arkaya bele boncuklarla örülerek hazırlanan "Arkalık" bağlanır

    Önlük: Dikdörtgen şeklinde, renkli, desenli yün dokuma veya üzeri sutaşları ile süslenen bezden yapılan önlükler; üzerindeki motiflere göre aynalı vb. isim alır. Etrafı ve etek uçları renkli ipliklerle püsküller yapılarak süslenen önlüğün boyu, entarinin uzunluğundadır. Bele "çizeli" veya "yan bağ" ile bağlanır. Merkezde önlük kullanılmamaktadır
    Cepken - Salta: Peşli entarinin üzerine yörede "delme" adı verilen cepken giyilir. Delme kadife veya çuhadan yapılır ve üzeri sim klaptan ile işlenir. Boyu bele kadar olan cepkenin kullan dar, kol boyu bilek hizasındadır. Yakası "V" kesimli, önü açıktır. Cepken -delme eğer kadife üzerine sırma işlemeli ise buna "Kadama" da denir. Kadama, kollu veya kolsuz yapılır. Kol altına rahat hareket sağlamak için "kuş" parça (üçgen şeklinde) dikilir.

    Fes - Alnınık: Başa fes veya alnınık giyilir. Fes bir karış yüksekliğindedir. Ön kısmı kesilerek başa oturtulur. Fesin üst kısmında gümüş tepelik, alın kısmında ise üç sıra halinde gümüş paralar dizilidir. Yıldızeli ilçesi, Topulyurt köyünde kullanılan fes ise kırmızı renktedir. Fesin tepe kısmı içine yün doldurularak hilal şeklinde dikilir. Alın kısmına yeşil, kırmızı, sarı v.b renkte sutaşları ile süslemeler yapılmış siyah bezden bant dikilir. Şakak kısımlarına ise stilize çiçek motifi şeklinde tazı boncuğundan süslemeler takılır. Beyaz boncuklarla dut motifleri ile örülmüş bir çene bağı çene altıdan geçirilerek fesin düşmemesi sağlanır. Merkezde ise fesin alın kısmına altın dizilir.

    Almalı: Fesin üzerine "almalı" denilen kare seklinde pamuklu örtü örtülmektedir. Almalı; kırmızı-bordo zemin üzerine siyah renkli elma desenleri bulunan bir örtüdür. Bu, fesin üzerine üçgen katlanarak başa örtülür. Diğer iki uç çene altından dolaştırılarak çenenin iki yanına sıkıştırılıp kullanılır.

    Baş Makinası: Baş makinası, 3-4 cm. eninde karton üzerine geçirilmiş siyah bez ve bu bez üzerine üç sıra halinde altın veya gümüş paralar dikilmiş bir başlıktır.

    Bartın Yazması: Baş makinasının üzerine renkli çiçekli "Bartın Yazması" adı verilen yemeni örtülür. Örtü olarak da adlandırılan yemeni, üçgen katlanarak başa örtülür. Sol uç, çene altından geçirilir sonra iki uç sağ tarafta birbirine dolanarak, bir uç enseden, diğeri tepeden geçirilip başın sol yanında bağlanır. Yemeninin etrafı pul oyalı olduğu için başın çevresi de pullarla çevrelenir. Nişanlı ve evliler ağızlarını kapatarak kullanırlar.

    Pullu: Bartın yazmasının üzerine "pullu" örtülür. Pullu, kırmızı veya yeşil renkli şifon ya da kreptendir. Üzeri pul ile üçer adet ve üç sıra yuvarlak formda motiflerle işlenir.

    Örtünün üzerine, alına gelecek olan ucu dışarıya katlanarak başa örtülür. Diğer iki uç arkaya atılır. Zara İlçesi Yapak Köyü'nde bu örtüye "pullu" veya "poşu" da denir.




    Çorap - Ayakkabı: Ayağa, beyaz yün çorabın üzerine çarık giyilir. Çarığın üzeri kapalıdır, bazılarının üzeri deriden yapılmış süslemelerle ve metal zımbalarla süslenir. Bağcıklı veya tokalı da olabilir. Çarıktan başka siyah yemeni, kundura da giyilir. Renkli yünlerle örülen yün çorap kullanılır

    Aksesuar: Takı olarak, Zevka Tepesi (ortası elmas çiçekli, 100'lük Mahmudiye altınından 24 adet), sıra (altın tepelik üstüne inci işli istifan takılı süstür), ayrıca hutlatma, hamaylı, şerit veya gümüş kemer kullanılır.

    -------------------------------------------------------------------------------
    Bu yazı ve resimler Sivas İli Halk Oyunları Kıyafetleri Teknik Çizimleri adlı kitaptan alınmıştır.

    Konu n@r_cicegi tarafından (02.10.08 Saat 12:55 ) değiştirilmiştir.
    ♪ sadece müzik...





  5. #5
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart GeLenekseL Sivas Erkek KıyafetLeri



    Yörede giyilen erkek kıyafeti genel olarak başta fes olmak üzere; gömlek, pantolon tipinde Ayağa ise zıvga - zivga üzerine yelek ve bele bağlanan kuşakla tamamlanır. Aksesuar olarak gümüşten yapılan köstek saat ve muska kullanılır. Ayağa ise yün çorap ve yemeni giyilir.

    İşlik - Gömlek: Sırla, beyaz yün dokumadan yapılmış, "işlik" adı verilen bir gömlek giyilir. İşliğin yakası boyuna paralel kesilip, üç parmak genişliğinde yaka dikilir. Yaka, yandan, sol tarafta, omuz başına kadar açıktır ve siyah düğmelerle kapatılır. Bedenin ön ortasında, üç parmak genişliğinde pat vardır. Patın üzerine süs amacı ile altı adet siyah düğme dikilir. Patın sağ ve sol yanına üçer adet nervür yine süslemek amacı ile yapılır. İşliğin kolları uzun, kol ağzı manşetlidir ve tek düğme ile kapatılır. Yaka etrafına, patın kenarlarına ve manşetlere ince siyah biye geçirilerek süslenir. Manşet, yaka ve patın üzeri beyaz iplikle makinada baklava dilimi şeklinde dikilir.

    Şalvar - Zıvga- Zivga: İşliğin altına genelde lacivert renkli yün dokuma şayak kumaştan yörede şalvar - zıvga - zivga tabir edilen pantolon giyilir. Beli uçkurlu olup arkası az kırmalı olanına şalvar denir. Önde ilik cepler bulunur. Diz üzerine yaklaşık 70 cm. uzunluğunda- bilek kısmına ise yaklaşık 30-35 cm, çift kat mavi çuha dikilir. Dize dikilene "Dizleme" denir. Üst kısmı elips şeklinde, bileğe doğru olan kısmı sivri, üçgenimsidir. Bilektekiler yuvarlak, üst ucu dilimlidir. Bunların etrafı aynı renk kaytanlarla çevrilir. Şalvarın ön ve arkasında kaytan süslemeler vardır. Arkada ayrıca kırmalı paçanın altında bacak arasına yakın, aşağı doğru incelen, üçgen şeklinde, beyaz renkli "peyik"ler dikilir. Peyiklerin ucundan çıkan aynı renk kaytanlar yanlara dönmektedir. İşliğin etekleri zıvganın içine sokulduktan sonra, bel uçkurla sıkıca bağlanır.

    Yelek: İşliğin üzerine genelde zıvganın renginde veya siyah yelek giyilir. Yeleğin yakası "U" kesimli, göğüs altına inecek şekilde kruvazedir. Çift sıra halinde gümüş düğme - biritlerle iliklenerek kapanır. Kolsuz olup içi çizgili kumaşlarla aslarlanır, boyu bele kadar iner. İki yanında ilik cep bulunur. Yakanın etrafına, cep ağızlarına siyah kaytan geçirilir. Bazı yeleklerin bülün yüzeyi kaytanla işlidir
    Ayrıca yörede "Kazeki" denilen yakasız uzun kollu ceket de giyilir

    Şal: Bele "Gürün Şalı" bağlanır. Kare seklindeki şal, ikiye katlanır. Üçgen şeklini alan şalın uzun ucu tekrar içe katlanır, daraltılarak bele, işliğin üzerine sarılır

    Fes: Başa kırmızı, siyah, püsküllü fes giyilir. Poşu, sarı, yeşil, lacivert, pembe v.b renklerde olabilir. Bundan başka keçi kılından tekşis ile örülmüş beyaz, kahverengi "papak" da giyilir. Ayrıca üzeri islemeli beyaz dokumadan "terlik" baş giyim çeşitidir. Pullarla ve püsküllerle süslemelere zenginlik kazandırılır.

    Çorap ve Ayakkabı: Ayağa, nakışlı yün çorap, üzerine siyah meşinden yapılan kulaklı yemeni giyilir. Sivri burunlu, ucu kıvrık arkası kulaklı, yüzü bileğe kadar kapalı, uzun topuklu, yanlarda içten lastiklidir. Ayrıca tokalı çarık da giyilir

    Aksesuarlar: Aksesuar olarak ise boyunda üçgen şeklinde gümüş muska, göğüs üzerinde gümüş köstek vardır. Köstek, sag taraftan sola doğru takılır. Saat, kuşak veya serhatlik arasına sokulduktan sonra zinciri göbek üzerine sarkıtılır.
    Bazen kola pazubentte takılır.

    Yaşlı erkekler, yerli tezgahlarda dokunan aba (palto), yaşlı kadınlar da arasına pamuk konup astarlanarak kapitone yapılan "libade" tabir edilen kalın ceketler giyerler.
    ----------------------------------------------------------
    Bu yazı ve resimler Sivas İli Halk Oyunları Kıyafetleri Teknik Çizimleri adlı kitaptan alınmıştır.
    Konu n@r_cicegi tarafından (02.10.08 Saat 12:56 ) değiştirilmiştir.
    ♪ sadece müzik...





  6. #6
    %HoVaRDa %JuNiOr BoDrUmLu1905 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    KaYMaKLarıN Diyarı AfyoN
    Mesajlar
    1,422

    Standart

    _Kırmızı_Baslıklı _Kız paylasımın için tşkler Güzel tanıtmıssın Kaymakamın Kızları Çoktur bize Nazları Su Sivası
    Bitanecik MeLeGiM...



    Mevsimler değişip zaman dursada
    Güneş tersten doğsada



    Ufacık karınca fili devirsede

    Ateşle yangın sönsede



    Bu kalp durdukça yerinde, bu sevda sürecek ta ki ben ...


    @K!N{BoŞ}



  7. #7
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart

    sivasli olan benim junior seni döverim
    ♪ sadece müzik...





  8. #8
    %HoVaRDa %JuNiOr BoDrUmLu1905 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    KaYMaKLarıN Diyarı AfyoN
    Mesajlar
    1,422

    Standart

    Alıntı GuLCe´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    sivasli olan benim junior seni döverim
    GuLCe döv cnm ellerin dert görmesin Sivaslım
    Bitanecik MeLeGiM...



    Mevsimler değişip zaman dursada
    Güneş tersten doğsada



    Ufacık karınca fili devirsede

    Ateşle yangın sönsede



    Bu kalp durdukça yerinde, bu sevda sürecek ta ki ben ...


    @K!N{BoŞ}



  9. #9

    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    84

    Standart KüLtür KenTi SiVaS


    EskiHaLi
    Cumhuriyet Meydanından görünüm...


    Yeni HaLi
    Cumhuriyet Meydanından görünüm...



    Eski HaLi

    Atatürk Caddesi


    Yeni HaLi

    Atatürk Caddesi


    Atatürk Caddesinde yeni düzenlemeler yapılarak daha modern görünüme kavuştu..


    Eski HaLi

    SiVaS Hükümet MeyDanıVali Halil Rıfat Paşa tarafından, 1884 tarihinde yaptırılan yapının ilk iki katı kesme taş örgülü, üçüncü katı ise sonradan ahşap olarak inşa edilmiştir. Geçirdiği bir yangın üzerine üçüncü katı tamamen yanmış, bir ve ikinci katının sadece dış duvarları kalmıştır. Yapılan büyük çaplı onarımla eski durumuna getirilmiştir


    Yeni HaLi

    Sivas Hükümet Meydanı


    Sivas Kongre Binası
    Konu SiVaSLi tarafından (27.03.08 Saat 18:29 ) değiştirilmiştir.

    Ya$LaNaRak DeqiL, Ya$aNaRaK KemaLe EriLiR..ZiRa Zaman: iNSanLaRi DeiL ARmutLaRi OlqunLa$TiRiR..!

  10. #10

    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    84

    Standart ---SiVaS TaRihi YeRLer---


    Sivas Gökmedrese
    Çifte Minare

    Gökmedrese 1271

    Şifaiye Medresesi

    Kitabeye göre 1326 H. (1908) yılında Vali Reşit Akif Paşa zamanında Jandarma dairesi olarak inşa eDiLDi


    Çifte Minare ve Şifaiye Medresesi


    Anadolu Selçuklu Sultanı III. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında dönemin ileri gelenlerinden Hibetullah Burucerdi oğlu Muzaffer tarafından 1271 yılında yaptırılmıştır.

    2.Cumhurbaşkanı İsmet İnönünün 1891-1897 yılları arasın orta öğrenimini tamamladığı sırada yaşadığı konak...

    Kızılırmak üzerinde bulunan Tarihi Eğri Köprü

    Taşhan

    Taşhan 2

    Divriği Ulu Camii

    Kongre Müzesi İç Görünümü

    Abdiağa Konağı

    Susamışlar Konağı

    Susamışlar Konağı İç Mekandan Görünüm

    Şifaiye Medresesi

    Sivas Çifte Minare

    Sivas Buruciye Medresesi

    Sivas Divriğ Ulu Camii

    Sivas Çifte Minare

    Divriği Ulu Camii Kuzey Taş Kapı

    Ya$LaNaRak DeqiL, Ya$aNaRaK KemaLe EriLiR..ZiRa Zaman: iNSanLaRi DeiL ARmutLaRi OlqunLa$TiRiR..!

Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372