Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 15 Sayfa bulundu

Konu: Dünya Kenti Mardin

  1. #1
    alaraa-- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    istanbul
    Mesajlar
    4,827

    okk Dünya Kenti Mardin

    Dünya Kenti Mardin


    Mardin’i fotoğraflarla tanıtmanın zorluğunu bilerek, bu işe yüreklenen fotoğraf sanatçısı ve gazeteci Adnan AVUKA’nın gayret ve özverisini hayranlıkla izliyorum.

    Mardin, binlerce yıl önce eğitim şehri görevini üstlenmiş, bugünlere ışık tutacak, geçmişten çağımıza çağdaşlık felsefesinin temellerini atmış bilginleri yetiştirmiştir. Tarihin zenginliği, kültürlerin yoğrulduğu bir kentte yaşamanın ve bu zenginliği gelecek nesillere teslim etmenin heyecan ve mutluluğu her sorumlu insanın gönlünde yatan temel amaçtır.

    Kültürlerin beşiği Mezopotamya'nın önünde adeta diz çöktüğü binlerce yıllık tarihi kentin, her alanda farklılığını görmek ve yaşamak mümkündür. Sokaklarının huzur verdiği, reyhan kokan geniş avlulu taş evlerinin yıllara ve doğaya meydan okuyuşunu görmenin, gezmenin verdiği hazzı tatmayanların yaşamlarında bir boşluk olduğuna inanıyorum.

    Taşların dile geldiği, inançların şiirselleştiği "Taş Kent" Mardin'de, ezan ve çan seslerinin kardeşçe gökyüzünde buluşmasıyla yaşanan manevi huzur, gökyüzüne komşu olmanın kente verdiği güzellik, Mezopotamya'nın deniz görüntüsüyle birleşmesi, tarih boyunca Mardinlilere ve Mardin'i görenlere ilham kaynağı olmuştur.

    Mardin binlerce yıl Hıristiyan'ını, Yezidi'sini, Müslüman'ını din ve dil kardeşliğinin en güzel örneğini sergileyerek bağrında barındırmış ve "Dünya Kenti" olma özelliğini göstermiştir. Bugün Avrupa Birliği ülkelerinin kriter olarak belirlediği özellikler, binlerce yıl önce Mardin'de yaşam felsefesinin temel değerleriydi. Bir yazarımızın ifade ettiği gibi "Dünyayı Mardinleştirmek" gerekir. Dünya Mardinleştirilirse, bütün dengelerin hoşgörü ortamında en yüksek ve güvenilir düzeyde yerli yerine oturacağına inanıyorum.

    Yaşamı boyunca Mardin'in tanıtımı için her türlü gayret ve fedakarlığı gösteren, yurt içinde ve yurt dışında açtığı fotoğraf sergileri ile Mardin turizmine büyük katkılar yapan fotoğraf sanatçısı ve gazeteci Adnan AVUKA, yukarıda ifade etmeye çalıştığım değerleri, Mardin fotoğraflarını içeren kitabıyla, bu kenti sevenlerin ve merak edenlerin beğenisine sunacaktır.

    Ancak Mardin'i tanımak ve güzelliklerini yaşamak, eşsiz tarihi zenginliklerini, dinlerin ve dillerin kardeşliğini, insan sevgisinin en yüksekte olduğunu görmenin ve zaman tünelinde binlerce yıl geriye gitmenin mutluluğunu ve heyecanını yaşamak isteyenlerin mutlaka ve mutlaka Mardin'i ziyaret etmeleri gerektiğini açık yüreklilikle söylüyorum.

    Fotoğraf Sanatçısı ve gazeteci Adnan AVUKA'ya tarihi taş kentin tanıtımına karşı gösterdiği duyarlılık ve hassasiyetten dolayı teşekkür eder, daha mutlu ve güzel fotoğraf kareleri içinde yaşamını sürdürmesini temenni ederim

    Mehmet KILIÇLAR
    Mardin Valisi


    Ben Ulu Cami'yim









    Her taşıma sinmiş ilahi duaları gök kubbeye taşıdım.

    Ben Ulu Cami'yim... Minarem gökyüzüne uzanan şehadet parmağım. Yüksekliğimle nerdeyse kaleye uzanırım. Etrafımda çarşılar kenetlenmiştir.

    Benim minaremden yayılan ezan, kalede yansır. Rüzgar ilahi davetimi Mezopotamya'ya ulaştırır. 12. yüzyılda Artuklu görkemiyle inşa edildi minarem. Kutbettin İlgazi'ye hep müteşekkir kalmışımdır. Ne rüzgarların şiddeti, ne karların ağırlığı, inançla inşa edilmiş mabedimi yıkamamıştır.

    Ben Ulu Cami'yim... Yüce bir medeniyetin bu güne bıraktığı miras. Her sabah güneş ilk ışığıyla beni selamlar. Dolunay neredeyse minareme konar. Hele sisli havalarda ruhum kasvetle dolar.






    Ben Ulu Cami'yim. Dedim ya, ezanım çan kulesinin davetiyle yankılanır.

    Ben Ulu Cami'yim benim suyum hiç bitmez. Kalede birikir buz gibi sular, sonra şadırvanımda konaklar. Biliyor musunuz? Batıya bakan kapımda hemen duvarın yanında kara bir taş var. Çocukların ellerini sürüp dilek diledikleri.

    Ben Ulu Cami'yim. Latifiye ve Şehidiye Camileri'nin minarelerine göz kırpan...

    Ben Mardin'im.














    ALINTI
    Konu n@r_cicegi tarafından (01.10.08 Saat 20:44 ) değiştirilmiştir.






  2. #2
    alaraa-- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    istanbul
    Mesajlar
    4,827

    Standart Ben mardin, bende hayatin ve ölümün sirri

    BEN MARDİN, BENDE HAYATIN VE ÖLÜMÜN SIRRI

    Hasankeyfa
    Kale gibi evler Ben, Mardin kenti...
    Kalker ve lavlarla bezeli, teninden başka giysisi
    olmayan çıplak dağların anayurdu...
    Taşın ve toprağın ve doğum yerini unutmuş
    suların, hammaddesi alın teriyle karışmış kerpicin
    ve mavi bedenli bulutların anası...
    Meşe ve sakız ağacı, dişbudak, söğüt ve çınar ve
    kavak, bir de çayırlar süsler kapısı karanlığa kapalı
    göklerimi...
    Gecemi ve gündüzümü, çöl ve çölleri kuşatan
    bozkır rüzgarları donatır...
    Ayaklarımın ucunda uzanır tarihin babası
    Mezopotamya. !
    Yüzümün bir yanı safran kokulu Deyrulzafaran'dır ,
    bir yanı minaresini asma dallarından ördüğüm
    Ulu Cami...
    Gün, ışığını Kasımiye medresesinin kubbesinden
    döker zamanın aralığına; gece, aydınlığını
    Reyhaniye camisinin batı cihetini yurt edinmiş
    Revaklı çarşıdan...
    Hamurumu kavimler, etnik gruplar, dinsel
    cemaatler yoğurmuştur.
    Dicle kız kardeşimdir benim; Mazıdağı, Akçadağ,
    Dibek ve Karakaş dağları yeğenlerim; Derik,
    Kızıltepe, Mazıdağı, Midyat, Nusaybin, Savur,
    Yeşilli, Ömerli, Dicle, Dargeçit ve Hasankeyf
    çocuklarım...
    Doğu'nun ve Batı'nın kervanları benim beşiğimde
    açarlar ipeğin ve hayatın, baharat ve ölümün
    sırrının kundağını...
    Ben, bedenini kaleler üzre bina etmiş Mardin ,
    kenti....
    Rivayete göre bir adımın da Süryani dilinde
    ''kaleler'' anlamına gelen ''Marde'' olduğu söylenir.
    Adıma ''yazılı tarih''te ilk kez İsa'dan sonra 4.
    yüzyılda yaşamış Ammianus Marcellinus'un
    yapıtlarında rastlarsınız.
    Marcellinus, Amid (Diyarbakır ) -Nisibis
    (Nusaybin) yolundan söz ederken, bu uzun ve çileli
    yolun ''Izala dağı üstünden, Maride ve Lorne
    kaleleri arasından geçtiğini '' beyan eder o
    Su, sözün testisinde soğusun; söz, damağın
    pınarında maya tutsun. ..
    Persler , yaylalarımda yayladığında ''Maride '' adımı
    ''Marde'' olarak kullandılar; Ermeniler ''Mardi'',
    Bizanslılar ise soğuk pınarlarımın buğdayını
    biçtiklerinde ''Mardia'' olarak düştüler künyemi.
    Araplar , geniş kalçalı kısraklarıyla dağlarıma
    yaslandıklarında ''Maridin '' diye yazdılar adımı.
    Bugünse imzam, hayatın çift çizgili defterini
    ''Mardin'' olarak süslemekte....
    Ben, taşın ve inancın şiiriyim.
    Ben, Mardin'im çünkü...

    TARİHİN TANIKLIĞIYLA YAŞAMAK ZAMANI

    Bir kentin hayatı nedir ki...
    Kendisinden başka kim anlatabilir geçmişini ve
    şimdisini ve geleceğini kendi tarihinin,
    tanıklığından başka...
    Benden başka kaç kent var yerin yüzünde ve
    altında, hem kendisi olan, hem de tarihinin
    tanıklığını yaşayan ?
    Çünkü taşın tarihi, benim de tarihim.
    Sabrın ve inancın tarihi olduğu gibi...
    İpeğin ve safranın, cami ve kiliselerin, medrese ve
    manastırların, çeşme ve kervansarayların, tekke ve
    zaviyelerin, keder ve sevinçlerin, hüzün ve
    neşvelerin, tütün ve ketenin tarihi, benimde
    tarihim. ..
    Suyun ve toprağın, havanın ve ateşin tarihi, benim
    de tarihim...
    Şimdim ve geleceğim üzerine söz bana düşmez.
    Zamanı gelince halen yaşadığım ve bundan sonra
    yaşayacaklarım da anlatılır.
    Sözün hırkasını Dicle 'nin serin sularında yıkayıp
    Mazıdağı 'nın serinliğinde kurumaya bırakalım.
    Bakalım burçları gökkuşağına değen tarihimin
    aynasında görünen geçmişim neler anlatır özüm
    üzre...
    Okuyanın da, dinleyenin de, bu yazıyı yazanın da
    gönlü Ferdevs çeşmesinin serin suyu ile ferahlığa
    kavuşsun...
    Doğum tarihim İsa' dan önce üç bin yılını
    göstermekte.
    Bu tarihte Kuzey Mezopotamya Subaruları ile de
    akraba olan Hurriler , ilk kez tarihin hatıra defterini
    adıma imzaladılar.
    Subarulardan sonra şehircilik, sulama ve tarım
    alanında ileri bir seviyeye ulaşan ve altına, gümüşe,
    bakıra hükmetmesini bilen Sümerlerin idaresine
    geçtim...
    Sümerler , geniş fetihler sonucu güçlerini yitirince
    topraklarıma Sami ırkından Akadlar egemen
    oldular ve bir süre sonra da Akad -Sümer devletini
    kurdular .
    Akad -Sümer devleti de Sami ırkının Amuri kolundan
    genç ve dinç Babil'e yenilecek ve
    İ.Ö. 2200-1925 yılları arasında ilk Babil devleti
    kurulacaktır.
    İ.Ö. 1925, aynı zamanda Hititlerin batıdan gelerek
    topraklarımı işgal yılıdır da...
    Fakat Hititler bir yıl sonra ülkelerine dönecekler,
    İran dolaylarından gelen Ari ırkından Midiler
    devlet sahibi olacaktır.
    500 yılından fazla hüküm süren Midiler, bilinmeyen
    bir nedenle Mısır'a vergi ile bağlanacak, İ.Ö.
    1367'de aralarında iç savaş çıkınca Asur kralı
    Asurobalit topraklarımı ele geçirecektir.
    İ.Ö. 800 yılına dek hüküm süren Asurilerin egemenliğine
    ise Urartular son verecektir.
    Tarihte ilk sulu ziraat burada yapıldığı için, bir ucu
    Basra Körfezi 'nde, ötekisi Akdenizin doğusunu
    kaplayan ve tepesinde benim bulunduğum hilal
    biçimindeki topraklara Sümerler , Akadlar ve
    Asurlar 'Bereketli Hilal'' derlerdi.
    Zaman sular, seller misali aktı ve bir süre sonra da
    Mitanniler topraklarıma egemen oldular.
    Ardından Aramilere açtım bağrımı.
    İ.Ö. 7. yüzyılda İskit, Kimmer ve Medler devlet
    işlerini ortaklaşa yürüttülerse de, gönül
    penceremin pusulasını Babil'e çevirdim.

    Kasımiye Medresesi - Güneşin altında Bir Vaha
    Mazı Civarı
    Mırra
    Minare: Ulucami Yine İ.Ö. 6. yüzyılda Persler konuğum oldu bu kez,
    iki yüzyıl sonra da Makedonyalı kimliğiyle Büyük
    İskender ve Selevkos yönetimleri. ..
    Arami etiketli halkım, İsa'dan önce birinci yüzyılda
    Abgarların, ardından da Tigranes'in yasalarını
    kabule mecbur kaldı.
    Ve İsa'dan sonra ilk Hıristiyanların kokusu dağa
    Taşa, suya ve ateşe sindi.
    İkinci yüzyılda Romalılar geldiler.
    Onlardan iki yüzyıl kadar sonra da Sasaniler...
    Hemen arkalarından da Bizanslılar...
    Yedinci yüzyılda ömür defterime Arapların adını
    kaydettim.
    Dokuzuncu yüzyılda Hamdaniler, onuncu yüzyılın
    sonlarında Mervaniler , kendi bayraklarıyla
    donattılar kale burçlarımı
    On birinci yüzyılda Türkmenlerin sesi dolaştı
    bedenimin arka sokaklarında...
    On ikinci yüzyılda Artuklılar, Hısn Keyfa; yani
    Hasankeyf'i mekan tuttular geleceklerinin düşleri
    adına.
    1108 yılında kollarıma aldığım Necmeddin İlgazi,
    Artukluların Mardin ve bugün Silvan adı verilen
    Meyyafarikin şubesini açtı.
    Tarihin kalemi, kırık da olsa yazmasını
    sürdürecekti.
    Bizanslıların, ardından Haçlıların saldırısıyla
    bunaldım ve umudum hiç bir gün ve gece közünü
    karartmadı.
    Haçlıların ardından, önce Eyyubilerin, bir süre,
    Sonrada İlhanlıların şemsiyesi altında dokudum ,
    Zamanın kanaviçesini...
    Memluklerin ve Timur'un ziyaretinden sonra
    Karakoyun ve Akkoyunlular ekip biçmeye
    başladılar günümün ve gecemin harmanını. ..
    Zamanın çalar saati, gökyüzünü 16. yüzyılın işaret
    fişeğiyle aydınlatıyordu ki Safeviler geldiler.
    1517 yılında Yavuz Sultan Selim ile birlikte
    Osmanlıları konuk etmeye başladım hayal
    hanemde...
    Kanuni Sultan Süleyman, Bağdat seferine giderken
    bana da uğradı ve göğsüme 'sancak'' etiketini
    iliştirerek Diyarbakır eyaletine bağladı beni.
    1923'te Cumhuriyet kurulunca da göğsüme
    "sancak'' yerine " il '' etiketini taktım ve halen de
    öyle sürdürmekteyim hayatımı...
    Dedim ya, toprağın ve tevekkülün ikiz kardeşiyim...
    Mardin'im ben...

    DARA'DA SU SARNICINA ŞİİR
    Şair, senin hasretin kelimelere ise
    Benimki suya, suda aksini bulan hayata

    Ama şükür olsun Mardin'e yakın ruhum
    Mardin yakınımda bedenimin
    Şair, nicedir hasretin ve hasretliğim?




    KASRI KANCO'YA ŞİİR
    Şair, hatırlar mısın kaç yıl önceydi
    Sen de konaklamıştın bir akşam
    Yatağın samanyolu, yastığın çobanyıldızı
    Sahi, o günler gönlünü esir alan ne idi ?



    AYINVERT KÖYÜNÜN GÖKYÜZÜNE ŞİİR
    t Durup dururum kaç bin yıldır burada. Ayınvert'te
    Ak saçlı bulutum ve gökkuşağım ile gündüzün
    Gece, saman sarısı yıldızlarım, bir de ayın ışığı ile....
    Şair, bir akşam da sen misafirim ol
    Söz üstüne söz koyarız, sevda üstüne karasevda
    Gör, nasıl nakışlanır yerin üstü de altı da maviliğim ile....

    MAR ŞABİL ÖNÜNDE DURAN KADINA ŞİİR
    O kadın niye durur Mar Şabil kiisesi önünde
    Mar Şabil'in Midyat içinde durduğu gibi...
    Şair, sen niye durursun, zaman niye durur
    Kalbin yarası, ki candandır bşr de hicrandan
    Eser hüzün rüzgarı, ne can kalır ne hicran
    Mardinim Ben…
    Taşın ve İnancın Şiiri
    Sokaklarımın labirentlerinde
    günün ve gecenin kanaviçesi
    kiminde ezan sesleriyle dokunur
    kimi zaman çan…
    Ses bende bulur akustiğini,
    benim dar ve ince sokaklarımda…
    Abbarada.
    O tünellerin, o sokakların taşları…
    o taşların özel bir dili vardır : O dil
    Süryani kiliselerinin çan seslerindedir,
    camilerin minarelerinde,
    tavus kuşunu, daireyi kutsayan
    Yezidilerin inancında…
    O dili konuşan ve anlayanım ben
    Mardinim ben…
    Taşın ve İnancın Şiiri
    Yüzümün bir yanı Deyrulzafaran'dır
    Bir yanı Ulu Cami
    ayaklarımın altında uzanır
    Mezopotamya.
    Doğu'nun ve Batı'nın kervanları
    benim beşiğimde açarlar ipeğin ve
    hayatın,
    baharatın ve ölümün, ketenin ve tütünün
    sırrının kundağını…
    Ben, bedenini kaleler üzere inşa etmiş
    Mardin kenti…
    Ben taşın ve inancın şiiriyim…
    Ben Mardinim çünkü
    .
    İŞTE BUDUR ÖMRÜMÜN OL HİKAYESİ



    Ben, Mardin kenti...
    Teninden başka giysisi olmayan çıplak dağların anayurdu
    Taşın ve toprağın ve suların, ker***in ve bulutların anası....
    Meşe ve sakız ağacı, dışbudak, söğüt, çınar ve kavak, bir de çayırlar
    Süsler göklerimi....
    Gecemi ve gündüzümü, bozkır rüzgarları donatır...
    Ayaklarımın ucunda uzanır Mezopotamya.
    Yüzümün bir yanı Deyrulzafaran'dır, bir yanı
    Ulu Cami...
    Hamurumu kavimler, etnik gruplar, dinsel cemaatler yoğurmuştur.
    Dicle kız kardeşimdir benim: Derik, Kızıltepe, Mazıdağı, Midyat,
    Nusaybin, Savur, Yeşilli, Ömerli, Dicle, Dargeçit, Gercüş ve Hasankeyf
    çocuklarım....
    Doğu'nun ve Batı'nın kervanları benim beşiğimde açarlar ipeğin ve
    hayatın, baharatın ve ölümün, ketenin ve tütünün sırrının
    kundağını....
    Ben, bedenini kaleler üzre bina etmiş
    Mardin kenti...Ben, taşın ve inancın şiiriyim....
    Ben, Mardin'im çünkü...
    Böyledir işte ömrümün ol hikayesi....

    Alıntı
    Konu n@r_cicegi tarafından (01.10.08 Saat 20:45 ) değiştirilmiştir.






  3. #3
    CASPER_CASPER_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    MaRDiN
    Yaş
    25
    Mesajlar
    13,022
    Blog Entries
    7

    Standart

    Alıntı alaraa--´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Dünya Kenti Mardin
    Mardin’i fotoğraflarla tanıtmanın zorluğunu bilerek, bu işe yüreklenen fotoğraf sanatçısı ve gazeteci Adnan AVUKA’nın gayret ve özverisini hayranlıkla izliyorum.
    Mardin, binlerce yıl önce eğitim şehri görevini üstlenmiş, bugünlere ışık tutacak, geçmişten çağımıza çağdaşlık felsefesinin temellerini atmış bilginleri yetiştirmiştir. Tarihin zenginliği, kültürlerin yoğrulduğu bir kentte yaşamanın ve bu zenginliği gelecek nesillere teslim etmenin heyecan ve mutluluğu her sorumlu insanın gönlünde yatan temel amaçtır.
    Kültürlerin beşiği Mezopotamya'nın önünde adeta diz çöktüğü binlerce yıllık tarihi kentin, her alanda farklılığını görmek ve yaşamak mümkündür. Sokaklarının huzur verdiği, reyhan kokan geniş avlulu taş evlerinin yıllara ve doğaya meydan okuyuşunu görmenin, gezmenin verdiği hazzı tatmayanların yaşamlarında bir boşluk olduğuna inanıyorum.
    Taşların dile geldiği, inançların şiirselleştiği "Taş Kent" Mardin'de, ezan ve çan seslerinin kardeşçe gökyüzünde buluşmasıyla yaşanan manevi huzur, gökyüzüne komşu olmanın kente verdiği güzellik, Mezopotamya'nın deniz görüntüsüyle birleşmesi, tarih boyunca Mardinlilere ve Mardin'i görenlere ilham kaynağı olmuştur.
    Mardin binlerce yıl Hıristiyan'ını, Yezidi'sini, Müslüman'ını din ve dil kardeşliğinin en güzel örneğini sergileyerek bağrında barındırmış ve "Dünya Kenti" olma özelliğini göstermiştir. Bugün Avrupa Birliği ülkelerinin kriter olarak belirlediği özellikler, binlerce yıl önce Mardin'de yaşam felsefesinin temel değerleriydi. Bir yazarımızın ifade ettiği gibi "Dünyayı Mardinleştirmek" gerekir. Dünya Mardinleştirilirse, bütün dengelerin hoşgörü ortamında en yüksek ve güvenilir düzeyde yerli yerine oturacağına inanıyorum.
    Yaşamı boyunca Mardin'in tanıtımı için her türlü gayret ve fedakarlığı gösteren, yurt içinde ve yurt dışında açtığı fotoğraf sergileri ile Mardin turizmine büyük katkılar yapan fotoğraf sanatçısı ve gazeteci Adnan AVUKA, yukarıda ifade etmeye çalıştığım değerleri, Mardin fotoğraflarını içeren kitabıyla, bu kenti sevenlerin ve merak edenlerin beğenisine sunacaktır.
    Ancak Mardin'i tanımak ve güzelliklerini yaşamak, eşsiz tarihi zenginliklerini, dinlerin ve dillerin kardeşliğini, insan sevgisinin en yüksekte olduğunu görmenin ve zaman tünelinde binlerce yıl geriye gitmenin mutluluğunu ve heyecanını yaşamak isteyenlerin mutlaka ve mutlaka Mardin'i ziyaret etmeleri gerektiğini açık yüreklilikle söylüyorum.
    Fotoğraf Sanatçısı ve gazeteci Adnan AVUKA'ya tarihi taş kentin tanıtımına karşı gösterdiği duyarlılık ve hassasiyetten dolayı teşekkür eder, daha mutlu ve güzel fotoğraf kareleri içinde yaşamını sürdürmesini temenni ederim

    Mehmet KILIÇLAR
    Mardin Valisi



    Ben Ulu Cami'yim

    Her taşıma sinmiş ilahi duaları gök kubbeye taşıdım.
    Ben Ulu Cami'yim... Minarem gökyüzüne uzanan şehadet parmağım. Yüksekliğimle nerdeyse kaleye uzanırım. Etrafımda çarşılar kenetlenmiştir.
    Benim minaremden yayılan ezan, kalede yansır. Rüzgar ilahi davetimi Mezopotamya'ya ulaştırır. 12. yüzyılda Artuklu görkemiyle inşa edildi minarem. Kutbettin İlgazi'ye hep müteşekkir kalmışımdır. Ne rüzgarların şiddeti, ne karların ağırlığı, inançla inşa edilmiş mabedimi yıkamamıştır.
    Ben Ulu Cami'yim... Yüce bir medeniyetin bu güne bıraktığı miras. Her sabah güneş ilk ışığıyla beni selamlar. Dolunay neredeyse minareme konar. Hele sisli havalarda ruhum kasvetle dolar.
    Ben Ulu Cami'yim. Dedim ya, ezanım çan kulesinin davetiyle yankılanır.
    Ben Ulu Cami'yim benim suyum hiç bitmez. Kalede birikir buz gibi sular, sonra şadırvanımda konaklar. Biliyor musunuz? Batıya bakan kapımda hemen duvarın yanında kara bir taş var. Çocukların ellerini sürüp dilek diledikleri.
    Ben Ulu Cami'yim. Latifiye ve Şehidiye Camileri'nin minarelerine göz kırpan...
    Ben Mardin'im.










    ALINTI


    ÇoK tşk ederim ßöyLe ßir payLasımı sende ßuLmak çok güzeL ßir duygu inan ßana çok tşk ederim şirine...

  4. #4
    alaraa-- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    istanbul
    Mesajlar
    4,827

    Talking

    rica ederim






  5. #5
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Değişik kültürlerin iç içe girdiği bir film platosu
    Yukarısı kartal yuvası
    Aşağısı uygarlıkların beşiği Mezotopamya
    Mardin bir Dünya kenti
    Bir AB 'nin ta kendisi
    Sokakta Türk kürt Arap Yezidi Süryani kolkola
    Köşede kahvenin önünde imam ile papaz okey oynuyor
    Mardin kültürlerin kesiştiği bir istasyon
    Mardin bir marka
    Taşlar sanki dile gelmiş konuşuyor
    Taşlar birer tablo bir şiir gibi
    Mardin bir açıkhava müzesi
    Ne kadar anlatsak boş



    GÜNDÜZLERİ SEYRANLIK GECELERİ GERDANLIK







    MEDRESELER

    Kasımiye Medresesi: Akkoyunlu Hükümdarı Cihangir oğlu Kasım Padişah Mardin'e atandığı zaman, şehri onarmak için hummalı bir faaliyete başlar. Bu özverili çalışmasını taçlandıran ve günümüze kadar mükemmel yapısıyla ayakta durabilen bu çok amaçlı medreseyi yaptırmıştır ( 1469). Tuğlu tonozlu revaklar ve yanlara doğru derin tonozlarla genişletilmiş tromp kubbeli cami, revaklı avluda, büyük eyvanın selsebili kanallarla ortadaki havuza bağlanmıştır. İki teras üzerine iki katlı medrese, cami ve türbe ile birlikte külliye şeklindedir.





    Zinciriye(Sultan İsa) Medresesi : 1385 yılında Melik Necmettin İsa Bin Müzaffer Davut Bin El Melik Salih tarafından yaptırılmıştır. Medresenin girişindeki taş işlemeler dikkat çekicidir. İki avlulu ve iki katlı olup, avlunun dışında kalan mekanlarla iyice yayılmış, dilimli kubbeleri ile uzaktan dikkati çeker. Medresede Sultan İsa Türbesi ve bir çok eski kitabeler mevcuttur. Medresenin yüksekte kurulmasının amacı, rasathane olarak kullanıldığındandır. Mihrapta kullanılan taşa ışık vurunca renk cümbüşüne dönüşür. Müze olarak da kullanılmıştır.








    Sıtti Radaviye(Hatuniye)Medresesi: 1177 yılında Kutbeddin İlgazi'nin annesi tarafından Sıtraziya Camii ile aynı tarihte Hatuniye Medresesi inşa ettirilmiştir. Hatuniye Medresesi, iki eyvanlı revaklı avlulu, iki katlı bir yapıdır. Ana eyvanının yanında içi rölyef dekorlu tromplu kubbesi ile türbe yer alır. Camii içinde Hz.Muhammed'e ait olduğu kabul gören ayak izi mevcuttur. Lahitler bu yöredeki Artuklu eserlerinin en önemlilerinden biri olan bu medreseyi ayrıcalıklı bir konuma sokar.









    Şehidiye Medresesi :Şehidiye Camii ile aynı tarihte inşa edildiği rivayet edilen bu medresenin 1214 tarihinde Melik Mansur Nasreddin Artuk Aslan tarafından yaptırılmıştır. İki eyvanlı olup, kuzey eyvanı sel sebilli diğer eyvan batıda çapraz tonozlu revakların ortasındadır. Medresenin güneyinde küçük bir cami vardır. Bu günkü minaresi, Şerefeye çıkılan çift merdivenleri ile helezonik yapıdadır. 1916 yılında inşa edilmiştir.

    Zinciriye(Sultan İsa) Medresesi : 1385 yılında Melik Necmettin İsa Bin Müzaffer Davut Bin El Melik Salih tarafından yaptırılmıştır. Medresenin girişindeki taş işlemeler dikkat çekicidir. İki avlulu ve iki katlı olup, avlunun dışında kalan mekanlarla iyice yayılmış, dilimli kubbeleri ile uzaktan dikkati çeker. Medresede Sultan İsa Türbesi ve bir çok eski kitabeler mevcuttur. Medresenin yüksekte kurulmasının amacı, rasathane olarak kullanıldığındandır. Mihrapta kullanılan taşa ışık vurunca renk cümbüşüne dönüşür. Müze olarak da kullanılmıştır.

    Altun Boğa Medresesi : Melik Mansur Ahmet Küçük'ün veziri Altun Boğa tarafından 1364 yılında yaptırılmıştır.

    Şah Sultan Hatun Medresesi :Akkoyunlu hükümdarı Kasım Bin Cihangirin yeğeni İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır. Medrese, Teker mahallesinde bulunmaktadır.

    Hüsamiye Medresesi:Artukoğlu Hüsamettin Timurtaş tarafından yaptırıldığı bilinmektedir.

    Muzafferiye Medresesi : Artukoğlu Melik Muzaffer Karaaslan tarafından siyah beyaz taşlardan yaptırılmıştır. Kale eteğinde önemli bir yapı konumunda iken bugün herhangi bir buluntusu yoktur.

    Savur Kapı Medresesi: Kim tarafından ve hangi tarihte inşa ettirildiği bilinmemekle beraber, yapısal özellikleriyle Artuk mimarisini yansıtır.

    Melik Mansur Medresesi: Artuklu eseri olan bu yapı Gül Mahallesinin kuzeydoğusundadır. İçinde lahitlerin bulunduğu bu medrese günümüzde Mescit olarak kullanılmaktadır
    .










    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  6. #6
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    CAMİLERİMİZ

    Camii (Cami-i Kebir) :
    Mardin'deki camilerin en eskisidir. Ulu cami mahallesindedir. Kıble duvarına paralel uzanan üç nef, mihrap önünde 2 nef boyunca tromplu ve dıştan ' bir kubbe ile örtülmüştür. 6 paye üzerine oturan kubbe, bütün mekana hakimdir. Çapraz tonozlu revaklarda yalnız kuzeyde beş bölüm kalmış diğerleri kay muştur. Burada revaklar arasında küçük sel sebilli bir eyvan dikkati çeker. Minaresi Artuklu hükümdarı Kudbettin İlgazi zamanında inşa olunmuştur (1176). Bu camiye, Artuklu hükümdarlarından Melik Salih (1312-1362) bir kısım malını vakıf yaptırmıştır. Bunlar 38 dükkan, bir hamam, Bab-ı Cedid civarında bir bahçe ve Mardin köylerinde bir çok bağ dan oluşuyordu. Mardin'in en önemli İslami merkezlerinden biri olan Ulu Cami, devasa yapısıyla tarihin ihtişamını gökyüzüne mağrur minaresiyle göz kırparak taşımaktadır.










    Zeynel Abidin Camii:
    Nusaybin İlçesinde Hz. Muhammed'in l3.torunlarından olan Zeynel Abidin'in adıyla anılan Camide kendisinin ve kızkardeşi Zeynep'in türbeleri vardır. Hz. Muhammed'in berberliğini yapmış olduğu söylenen Selman-i Pak'ın ziyaretgahı mevcuttur.







    Kızıltepe (Koçhisar) Ulu Camii :
    Kızıltepe İlçesinde Mardin Artuklu'larından Yavlak Aslan tarafında (1184-1200) başlanmış ve kardeşi Artuk Aslan tarafından (1200-1239)'da tamamlanmıştır. Kıble duvarına paralel üç nef mihrap önünde iki nef boyunca 9.75 m. çapında tromplu bir kubbe ile kesilmiştir. Caminin iç kısmı, mihrabı ve duvarları zarif oyma işleme yazılarıyla süslenmiştir
    .









    Şehidiye Cami:
    Şehidiye Camii 1214 tarihinde Melik Mansur Nasreddin Artuk Aslan tarafından yaptırılmıştır. Bu günkü minaresi, Şerefeye çıkılan çift merdivenleri ile helezonik yapıdadır. 1916 yılında inşa edilmiştir.














    Melik Mahmut Camii (Bab Es Sur) :
    Camii, yatık bir dikdörtgen alan kaplayan ve bir yanında ve diğer yanlardan dar sokakların ayrıldığı evlerle ve çeşitli portal şeklinde taş işlemeli ana girişi küçük bir meydanda açık durumdadır. Melik Mahmud (1367-1368)'un burada defnedilmiş olmasından da bu camiye Melik Mahmud Camisi denmektedir.


    Abdullatif ( Latifiye) Camii :
    M.S.1314'de Artukoğullarından Melik Salih ve Melik Muzaffer'in adamlarından Abdullatif Bin Abdullah tarafından yaptırılmıştır. Minaresi Mısır Valisi Muhammed Ziya Tayyar Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Sultan Avis ve Melik Mansur burada gömülüdür.

    Reyhaniye Camii :

    1756 tarihinde Ahmet Paşa'nın kızı Adile Hanım tarafından yaptırılan bu camii Hasan ayyar çarşısında bulunmaktadır. Minaresi sekiz köşelidir.


    Necmeddin Camii (Maristan Camii) :

    Emin Necmeddin İlgazi Artukoğulları tarafından yaptırılmıştır. Bu camiye Sarı Camiide denmektedir. 1116 yılında Emin Necmeddin İlgazi buraya gömülmüştür.





    Ulu Cami Kale:






    Hızır İlyas Camii:






    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  7. #7
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    KİLİSELER



    Deyrulzafaran Manastırı
    :
    Mardin ilinin 3 km. doğusunda bulunan Deyrulzafaran Manastırı Yukarı Mezopotamya'ya bakan yamaçlarda yer almaktadır. Manastırın güney kısmı hariç diğer tarafları dağlarla çevrilidir. Süryanilerin tarihi ve dini değerleri arasında bugüne kadar ayakta kalabilmiş müstesna bir abide olan manastır 639 yıl boyunca Dünya Süryanilerinin Patriklik merkezliğini yapmıştır.

    Manastırın M.Ö.'ye ait kısımlarının kuruluş tarihi bilinmemekle beraber Mardin ilinin kuruluşuna kadar uzandığı tahmin edilmektedir. Milattan öncesine ait yapı 19. Yüzyılda bulunmuştur.

    Bu yapıda göze çarpan en önemli özellik tavan yapısıdır. Tavanı oluşturan taşlar 20x0.5 m. ebatlar l3 sıra halinde ve aralarında herhangi bir harç olmaksızın birbirine kenetlenmiş halde duran geometrik yapıdadır. Göze çarpan diğer bir özellik ise mabedin her iki tarafında kurban sunulan yeri olan kemerli kısımların bulunmasıdır. Tapınak 52.5M_ dır. Manastırın milattan sonrasına ait dönemlerde yapılan eklentiler Hıristiyanlık döneminin başlamasıyla birlikte gerçekleştirilmiştir.( M.S. 493)
    Deyrulzafaran Manastırı, geçmişten günümüze kadar gelen ilgi çekici kiliseleri, kubbe ve sütunları, ahşap el işlemeleri kapılarıyla geçmişin en güzel mimari örnekleriyle Süryanilerin dini ve tarihi değerleri arasında dünya çapında eşsiz bir abide niteliğini bütün g
    örkemliliğiyle muhafaza etmektedir.











    Mor Yakup Manastrı :
    Nusaybin İlçe Merkezindeki Manastır, Mor Şabo ve 11 öğrencisinin Şehitliğine kadar mecusi tapınağıydı. Tapınak kalıntıları üzerine MS.328 yılında Mor Yakup'un ölümünden sonra adına ithafen inşa edilmiştir. İçinde türbesi vardır. l9.yüzyıla kadar bünyesinde rahipler yaşardı.











    Meryem Ana Manastırı:
    Midyat Anıtlı (Hah) Köyündedir. Yöre Süryanilerinin genel kanısına göre üç mecusinin gelip Meryem Ana Manastırını kurduğu şehirdir.










    Mor Mihayel Kilisesi ve Burç Manastırı :
    185 yılında inşa edilmiştir. MÖ.ye ait bölümleri mevcuttur. Yeni yol Caddesinin alt tarafındadır.











    Hammara Manastırı :
    M.S.326 yılında yapılmıştır. Diyarbakır Kapı Mahallesi Kırkız mevkiindedir.

    Mar Barbara Manastırı:

    17. Yüzyılda yapılmıştır. Yeni şehirde harebe şeklindedir.

    Mor Efram Manastırı:

    1884 yılında Patrik Cercis Şelhet tarafından yapılmıştır.

    Mor Dimet Manastırı:
    Savur İlçesi Dereiçi Köyündedir. Manastıra gelen Romatizma hastalarının iyileşmesi sebebiyle buraya Romatizma Manastırı da denilmektedir.

    Mor Cırcıs Manastırı:
    Derik İlçe Merkezindedir. Yüksek Tavanı ve Mihraba bakan U şeklindeki kilise içinden görülmeyen koro balkonuyla ayrı bir mimarisi vardır. .

    Mor Behnan Manastırı :
    17.y.y. kadar içinde rahipler yaşıyordu.

    Mor Evgin Manastırı :
    Girmeli Bucağının 7 km. kuzeyindedir. Turabdin dağının yamacında, ovadan 500 metre yükseklikte mağara veyapıtlardan oluşmaktadır. Manastıra çıkış yerine kadar motorlu araçlarla gidilebilmektedir.

    Savur Dere içi (Kıllıt) Köyünde; Mor Abay, Mor Teoduto, Mor Şabay ve Mor Dimet Manastırları, Mor Şumuyel Manastırı (Savur-Hemerin Köyü), Mor Şmuye Manastırı (Hmerin Köyü),Midyat İlçesinde; Mor Melke Manastırı.




    MOR ŞUMUYEL MANASTIRI













    Mor Sabil Kilisesi




    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  8. #8
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    ÖREN YERLER

    Dara Harabeleri :
    İhtişamlı döneminde kültür beşiği olan,tiyatro başta olmak üzere bir çok etkinliğin mer- kezi olan bu harabelerdeki sarnıçlar, su yolları günümüzde hayretle izlenmektedir.













    Gırnavaz Harebeleri :
    Nusaybin'in 4 km. kuzeyinde, Habur Nehri kollarından biri olan Çağçağ Deresinin doğusunda, takriben 300m. çapında ve 24 m. yüksekliğinde höyük karakterinde bir yerleşim yeridir. Arkeo- lojik bir merkez olarak ilk kez 1918 yılında bilim dünyasına tanıtılan Girnavaz daha sonraki yıllarda çeşitli araştırmalara konu teşkil etmiştir. 1991 yılına kadar yürütülen çalışmalarda Girnavaz'ın MÖ. 4000'den MÖ.7. yüzyıla kadar sürekli olarak iskan edildiği anlaşılmıştır.Höyük üzerinde ayrıca İslami dönemlere ait büyük bir mezarlık bulunmaktadır.Kazılar sonucu bulunan mezarlarda şahsi eşya olarak metal silahlar, metal süs eş yaları, vazolar, kandiller, mühürler vs bulunmuştur.Aynı mezarlar içinde ayrıca kült, tablet gibi paha biçilmez kalıntılara da rastlanmıştır.Çivi yazılı belgelerden bir tanesi tarihi
    coğrafya açısından büyük önem taşır. Bu, belgede Girnavaz Nabula eski adıyla ifade edilmektedir. Yerleşimin ulaşılabilen kültür tabakasının M:Ö. 4000 sonlarına tarihlenen genç Uruk oluşturmaktadır. Bu kültür tabakasının üzerinde yer alan MÖ.3000 ortalarında yerleştirildiği sanılan Er Hanedanlar devri mimari tabakaları daha çok ölü gömme adetleri açı- sından araştırılmış değerlendirilmiştir.Er Hanedanlar devrinden sonra Girnavaz M.Ö.2000 başlarına tarih- lenen Eski MÖ.2000 ortalarına tarihlenen Hurri-Mittani M.Ö.2000 sonlarına tarihlenen Orta Asur devirlerinde de yoğun bir şekilde iskan görmüştür.








    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  9. #9
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    EL SANATLARIMIZ



    TAŞ İŞLEMECİLİĞİ
    Mardin de çok miktarda bulunan taş ocaklarından alınan taş, ustaların elinde işlendikten sonra ise evlerinde,kasırlarda ve dini yapılanda özgün motiflerle yerini almaktadır. Kapı, pencere çevreleri, sütunlar, kemerler taş işçiliğinin oya gibi ince örnekleri ile bezelidir.






































    SEMERCİLİK-NALBURCULUK
    Atı evcilleştiren Mezopotamya medeniyetinin, ipek yol güzergahında sürekli değerini artırarak sürdüren Mardin'in doğal dokusu gereği binek hayvanlarına ihtiyacı hep olmuştur. Nice kervanların gelip geçtiği, konakladığı bu topraklarda binek hayvanları ile ilgili gelişkin bir sektör olmuştur, işte semercilik de bu sektörlerden biridir. Değişen zaman şartları bu sanatı günümüzde neredeyse atıl duruma sokmuştur.








    TELKARİ(GÜMÜŞ VE ALTIN)
    Telkari tel halinde gümüş veya altını tahta üzerinde açılmış oyuklara ve gömerek yapılan süslemedir. Tel haline getirilen altın ve gümüş kanaviçe zarafetinde ilmek ilmik işlenerek süs ve ziynet eşyasına dönüştürülür.Bu ince el sanatı Mardin Merkez ve Midyat ilcesine özgüdür. Başka bir yerde bu sanatı görmek mümkün değildir
    .
























    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  10. #10
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    MEKANLAR

    Gözetleme Kulesi





    Kız Meslek Lisesi





    PTT Binası



    Revaklı Çarşı










    ARTUKLU OTELİ




    SAVUR KAPI ÇEŞMESİ




    YENİŞEHİR









    NUSAYBİN ÇAĞ DERESİ



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. *¤*Berdan Mardin~¤Hazirmisin¤*¤
    By {suMEYYE} in forum Video Klipler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 19.10.08, 01:28
  2. Anadolu'nun Kudüs'ü Mardin olacak
    By n@r_cicegi in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 25.07.08, 00:05
  3. MaRDiN hakkında ßiLdikLeriniz...
    By CASPER_CASPER_ in forum İllerimiz Köşe Bucak Türkiye
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 24.07.08, 10:07
  4. Alplerin Aristokrat Kenti: Cenevre
    By Fidem in forum Dünya Kültürü ve Tarihi
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 30.03.08, 22:59

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351