1 den 6´e kadar. Toplam 6 Sayfa bulundu

Konu: Peygamber Efendimiz (s.a.s) in Mucizeleri

  1. #1
    cokgen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    2,384

    Kalp Peygamber Efendimiz (s.a.s) in Mucizeleri

    Hz.Hasan(R.A.)'ın Muaviye ile barış yapması


    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, nakl-i sahihle ve mütevatir bir derecede bize vasıl olmuş ki, minber üstünde, cemaat-i Sahabe içinde ferman etmiş ki:
    اِبْنِى حَسَنٌ هٰذاَ سَيِّدٌ سَيُصْلِحُ اللهُ بِهِ بَيْنَ فِئَتَيْنِ عَظِيمَتَيْنِ
    İşte, kırk sene sonra İslâmın en büyük iki ordusu karşı karşıya geldiği vakit, Hazret-i Hasan Radıyallahü Anh, Hazret-i Muaviye (r.a.) ile musalâha edip, cedd-i emcedinin mu cize-i gaybiyesini tasdik etmiştir.

    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    Düşmanlara karşı kazanılan zaferleri ve fetihleri müjdelemesi


    İşte, nakl-i sahih-i kat î ile, Ashabına haber vermiş ki: Siz umum düşmanlarınıza galebe edeceksiniz. Hem feth-i Mekke (1), hem feth-i Hayber (2), hem feth-i Şam, hem feth-i Irak (3), hem feth-i İran, hem feth-i Beytü l-Makdise (4) muvaffak olacaksınız. Hem o zamanın en büyük devletleri olan İran ve Rum padişahlarının hazinelerini beyninizde taksim edeceksiniz. (5) Haber vermiş. Hem Tahminim böyle veya Zannederim dememiş. Belki, görür gibi kat î ihbar etmiş, haber verdiği gibi çıkmış. Halbuki haber verdiği vakit, hicrete mecbur olmuş, Sahabeleri az, Medine etrafı ve bütün dünya düşmandı.

    1) Ali el-Kari, Şerhu ş-Şifâ 1:678, 679.
    2) Ali el-Kari, Şerhu ş-Şifâ, 1:679.
    3) Ali el-Kari, Şerhu ş-Şifâ, 1:678.
    4) Ali el-Kari, Şerhu ş-Şifâ, 1:678, 679.
    5) Buharî, Cihad: 157, Menâkıb:25, İman: 3; Müslim, Fiten: 75, 76; Tirmizî, Fiten: 41.

    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    Cemel ve Sıffin olaylarını haber vermesi


    Hem Hazret-i Ali (r.a.) Hazret-i Zübeyir ile seviştiği bir zaman dedi: Bu sana karşı muharebe edecek. Fakat haksızdır. 1

    Hem Ezvâc-ı Tâhirâtına demiş: İçinizden birisi, mühim bir fitnenin başına geçecek ve etrafında çoklar katledilecek. 2 وَتَنْبَحُ عَلَيْهَا كِلاَبُ الْحَوْأَبِ

    İşte şu sahih, kat î hadîsler, otuz sene sonra Hazret-i Ali nin Hazret-i Aişe ve Zübeyir ve Talha ya karşı vak a-i Cemel de; ve Muaviye ye karşı Sıffin de; ve Havârice karşı Harevra da ve Nehruvan da muharebesi, o ihbar-ı gaybiyenin bir tasdik-i fiilîsidir.

    1) İbni Kesîr, el-Bidâye ve n-Nihâye, 6:213; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:366, 367; Ali el-Kari, Şerhü ş-Şifâ, 1:686, 687.
    2) el-Askalânî, Fethü l-Bârî, 13:45.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi



    Hz.Ebu Bekir ve Hz.Ömer'in Hilafeti hakkında


    Hem, nakl-i sahih-i kat î ile, çok defa ferman etmiş:
    عَلَيْكُمْ بِسِيرَةِ الَّذَيْنِ مِنْ بَعْدِى اَبِى بَكْرٍ وَعُمَرَ deyip, Ebu Bekir ve Ömer kendinden sonraya kalacaklar, hem halife olacaklar, hem mükemmel bir surette ve rıza-i İlâhî ve marzî-i Nebevî dairesinde hareket edecekler. Hem Ebu Bekir az kalacak, Ömer çok kalacak ve pek çok fütuhat yapacak.

    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi



    Ümmeti hakkında bilgi vermesi

    Hem ferman etmiş ki:
    زُوِيَتْ لِىَ اْلاَرْضُ فَاُرِيتُ مَشَارِقَهَا وَمَغَارِبَهَا وَسَيَبْلُغُ مُلْكُ اُمَّتِى مَا زُوِىَ لِى مِنْهَا
    deyip, şarktan garba kadar benim ümmetimin eline geçecektir. Hiçbir ümmet o kadar mülk zaptetmemiş. Haber verdiği gibi çıkmış.

    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    Hz.Sa'd gayet ağır hasta iken onu müjdelemesi


    Hem, nakl-i sahih-i kat î ile, Sa d ibni Ebî Vakkas gayet ağır hasta iken ona ferman etmiş:
    لَعَلَّكَ تُخَلَّفُ حَتّٰى يَنْتَفِعَ بِكَ اَقْوَامٌ وَيَسْتَضِرَّ بِكَ اٰخَرُونَ
    deyip, ileride büyük bir kumandan olacağını, çok fütuhat yapacağını, çok milletler ve kavimler ondan menfaat görüp, yani İslâm olup ve çoklar zarar görecek, yani devletleri onun eliyle harap olacağını haber vermiş. Haber verdiği gibi çıkmış. Hazret-i Sa d ordu-yu İslâm başına geçti, devlet-i İraniyeyi zirüzeber etti, çok kavimlerin daire-i İslâma ve hidayete girmelerine sebep oldu.

    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    Habeş Meliki Necâşî'nin ölüm haberi gelmeden cenaze namazının kılınması


    Hem, nakl-i sahih-i kat î ile, imana gelen Habeş Meliki olan Necâşî hicretin yedinci senesinde vefat ettiği gün Ashabına haber vermiş, hattâ cenaze namazını kılmış. Bir hafta sonra cevap geldi ki, aynı günde vefat etmiş. (*)

    (*) Buharî, Cenâiz: 57, Menâkıbü l-Ensâr: 38; Müslim, Ferâiz: 14; Ebû Dâvud, Cihad: 133; Büyû : 9; Tirmizî, Cenâiz: 69; Nesâî, Cenâiz: 66, 67; İbni Mâce, Sadakat: 9, 13.

    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    Mûte'deki harpte olanları sahabe'ye bildirmesi


    Hem, nakl-i sahih-i kat î ile, bir ay uzak mesafede, Şam etrafında, Mûte nam mevkideki gazve-i meşhurede muharebe eden Sahabelerini görür gibi ferman etmiş:
    اَخَذَ الرَّايَةَ زَيْدٌ فَاُصِيبَ ثُمَّ اَخَذَهَا جَعْفَرُ فَاُصِيبَ ثُمَّ اَخَذَهَاۤ اِبْنُ رَواَحَةَ فَاُصِيبَ ثُمَّ اَخَذَهَا سَيْفٌ مِنْ سُيُوفِ اللهِ
    deyip, birer birer hâdisâtı Ashabına haber vermiş. İki üç hafta sonra Ya le ibni Münebbih meydan-ı harpten geldi; daha söylemeden Muhbir-i Sadık (a.s.m.) harbin tafsilâtını beyan etti. Ya le kasem etti: Dediğin gibi, aynen öyle oldu. (*)

    (*) el-Hafacî, Şerhu ş-Şifâ, 3:210; İbnü l-Kayyım el-Cevzî, Zâdü l-Meâd (tahkik: Arnavûd), 3:385.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi

    Gelecekle Alakalı Verdiği Haberlerin Doğru Çıkması ile alakalı bir not


    Şimdi, ey bedbaht, kalbsiz, biçare adam! Muhammed-i Arabî akıllı bir adamdı diye o şems-i hakikate karşı gözünü yuman biçare insan! On beş envâ-ı külliye-i mu cizâtından birtek nev i olan umur-u gaybiyeden, on beş ve belki yüz kısmından bir kısmını işittin. mânevî tevatür derecesinde kat î bir kısmını duydun. Şu ihbar-ı gayb kısmının yüzden birisini akıl gözüyle gören bir zâta dâhi-i âzam denilir ki, ferasetiyle istikbali keşfediyor. binaenaleyh, senin gibi haydi dehâ desek, yüz dâhi-i âzam derecesinde bir dehâ-yı kudsiyeyi taşıyan bir adam yanlış görür mü' Yanlış haber vermeye tenezzül eder mi' Böyle yüz derece bir dehâ-yı âzam sahibinin saadet-i dâreyne dair sözlerini dinlememek, elbette yüz derece divaneliğin alâmetidir.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    Hz.Fatıma'ya(r.a.) vefatı hakkında bilgi vermesi


    Nakl-i sahih-i kat î ile, Hazret-i Fatıma ya (r.a.) ferman etmiş ki:
    اَنْتِ اَوَّلُ اَهْلِ بَيْتِى لُحُوقًا بِى deyip, Âl-i Beytimden, herkesten evvel vefat edip bana iltihak edeceksin diye söylemiş. Altı ay sonra, haber verdiği gibi aynen zuhur etmiş. (*)

    (*) Buharî, Menâkıb: 25, Müslim, Fedâilü s-Sahâbe: 101; İbni Mâce, Cenâiz: 64; Müsned, 6:240, 282, 283; Kadî İyâz, eş-Şifâ, 1:340.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    Ebû Zer e bir sahrâda tek başına vefatını haber vermesi


    Hem Ebû Zer e ferman etmiş:
    سَـتُخْرَجُ مِنْ هُنَا وَتعِيشُ وَحْدَكَ وَتَمُوتُ وَحْدَكَ
    deyip, Medine den nefyedilip, yalnız hayat geçirip, yalnız bir sahrâda vefat edeceğini haber vermiş. Yirmi sene sonra, haber verdiği gibi çıkmış.

    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
    Uzaktan sevmek nedir? Gidin Hz. Vahşi (r.a)'ye sorun.

    Görmeden sevmekten başka bir şey bu.
    Görmek fakat yaklaşamamak,
    Bakmak ama konuşamamak.
    Sadece uzaktan seyretmek ve ağlamak,
    Ağladığını, sevdiğini söyleyememek.
    Zor olan budur.
    Görmek ama dokunamamak...


  2. #2
    cokgen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    2,384

    Standart

    Enes ibni Mâlik in halası Ümm-ü Haram ın hakkında bilgi vermesi

    Hem Enes ibni Mâlik in halası olan Ümm-ü Haram ın hanesinde uykudan kalkmış, tebessüm edip ferman etmiş:
    رَاَيْتُ اُمَّتِى يَغْزُونَ فِى الْبَحْرِ كَالْمُلوُكِ عَلَى اْلاَسِرَّةِ
    Ümm-ü Haram niyaz etmiş: Dua ediniz, ben de onlarla beraber olayım. ferman etmiş: Beraber olacaksın. Kırk sene sonra, zevci olan Ubâde ibni Sâmit refakatiyle Kıbrıs ın fethine gitmiş; Kıbrıs ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş. Haber verdiği gibi aynen zuhur etmiş.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    Yüz bin adam öldüren Haccac-ı Zalimi haber vermesi


    Hem, nakl-i sahih-i kat î ile, ferman etmiş ki:
    يَخْرُجُ مِنْ ثَقِيفٍ كَذَّابٌ وَمُبِيرٌ (*)
    Yani, Sakif kabilesinden biri dâvâ-yı nübüvvet edecek ve biri hunhar zalim zuhur edecek deyip, nübüvvet dâvâ eden meşhur Muhtar ı ve yüz bin adam öldüren Haccac-ı Zalimi haber vermiş.

    (*) Müslim, Fedâilü s-Sahâbe: 229, Tirmizî, Fiten: 44, Menâkıb: 73; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:450, 4:254.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi

    İstanbul un İslâm eliyle fetholacağını müjdelemesi


    Hem, nakl-i sahih-i kat î ile,
    سَتُفْتَحُ الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ فَنِعْمَ اْلاَمِيرُ اَمِيرُهَا وَنِعْمَ الْجَيْشُ جَيْشُهَا
    deyip, İstanbul un İslâm eliyle fetholacağını ve Hazret-i Sultan Mehmed Fatih in yüksek bir mertebe sahibi olduğunu haber vermiş. Haber verdiği gibi zuhur etmiş.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    İran da yetişen emsalsiz evliya ve ulemaları işaret ediyor


    Hem, nakl-i sahih-i kat î ile, ferman etmiş ki:
    اِنَّ الدِّينَ لَوْكَانَ مَنوُطًا بِالثُّرَيَّا لَنَالَهُ رِجاَلٌ مِنْ اَبْنَاۤءِ فاَرِسَ
    deyip, başta Ebu Hanife olarak, İran ın emsalsiz bir surette yetiştirdiği ulema ve evliyaya işaret ediyor, haber veriyor.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    Ümmetin Yetmiş üç fırkaya ayrılacağını bildirmesi



    Nakl-i sahih-i kat î ile, ferman etmiş ki:
    سَتَفْتَرِقُ اُمَّتِى ثَلاَثًا وَسَبْعِينَ فِرْقَةً اَلنَّاجِيَةُ وَاحِدَةٌ مِنْهَا، قِيلَ: مَنْ هُمْ قاَلَ: ماَ اَناَ عَلَيْهِ وَاَصْحاَبِى
    deyip, ümmeti yetmiş üç fırkaya inkısam edeceğini ve içinde fırka-i nâciye-i kâmile, Ehl-i Sünnet ve Cemaat olduğunu haber veriyor.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    Rafızileri ve Kaderi inkar edenleri bildirmesi



    Ferman etmiş ki:
    اَلْقَدَرِيَّةُ مَجُوسُ هٰذِهِ اْلاُمَّةِ
    deyip, çok şubelere inkısam eden ve kaderi inkâr eden Kaderiye taifesini haber vermiş. Hem çok şubelere inkısam eden Râfız îleri haber vermiş.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    Otuz sene sonra zuhur bulan bir fitneyi haber vermesi


    Nakl-i sahih-i kat î ile, ferman etmiş ki:
    اِذاَ مَشَوُا الْمُطَيْطَاۤءَ وَخَدَمَتْهُمْ بَنَاتُ فاَرِسَ وَالرُّومِ رَدَّ اللهُ بَاْسَهُمْ بَيْنَهُمْ وَسَلَّطَ شِرَارَهُمْ عَلٰى خِياَرِهِمْ
    deyip, Ne vakit size Fars ve Rum kızları hizmet etti; o vakit belânız, fitneniz içinize girecek, harbiniz dahilî olacak, şerirleriniz başa geçip hayırlılar ve iyilerinize musallat olacaklar haber vermiş. Otuz sene sonra haber verdiği gibi çıkmış.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    Hayber Kalesinin fethi hakkında bilgi vermesi


    Nakl-i sahih-i kat î ile, ferman etmiş ki:
    وَتُفْتَحُ خَيْبَرُ عَلٰى يَدَىْ عَلِىٍّ
    deyip, Hayber Kal asının fethi Ali nin eliyle olacak. me mulün pek fevkinde, ikinci gün bir mu cize-i Nebeviye olarak, Hayber Kal asının kapısını Hazret-i Ali çekip kalkan gibi istimal ederek fethe muvaffak olduktan sonra kapıyı yere atmış. Sekiz kuvvetli adam o kapıyı yerden kaldıramamış. Bir rivayette, kırk adam kaldıramamış.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    Hazret-i Ali ile Muaviye nin harbini haber vermesi


    Ferman etmiş ki:
    لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى تَقْتَتِلَ فِئَتَانِ دَعْوَاهُمَا واَحِدَةٌ
    diye, Sıffin de Hazret-i Ali ile Muaviye nin harbini haber vermiş.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    İran hükümdarı hakkında bilgi vermesi


    Ferman etmiş ki:
    اِذاَ ذَهَبَ كِسْرٰى فَلاَ كِسْرٰى بَعْدَهُ
    diye, Kisrâ-yı Fars gittikten sonra daha Kisrâ çıkmayacak. Haber vermiş; hem öyle olmuş.
    Kisrâ elçisine demiş: Şimdi Kisrânın oğlu Şirviye Perviz, Kisrâyı öldürdü. O elçi tahkik etmiş; aynı vakitte öyle olmuş. O da İslâm olmuş. Bazı ehâdiste o elçinin adı Firuz dur.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi



    Utbe ibni Ebî Leheb'in akıbetini haber vermesi



    Nakl-i sahih ile, Utbe ibni Ebî Leheb hakkında ferman etmiş ki:
    يَاْكُلُهُ كَلْبُ اللهِ diye, Utbe nin âkıbet-i feciasını haber vermiş. Sonra Yemen tarafına giderken bir arslan gelip onu yemiş, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın hem bedduasını, hem haberini tasdik etmiş.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    Attab ile Hâris'in müslüman olması

    Feth-i Mekke vaktinde, Hazret-i Bilâl-i Habeşî Kâbe damına çıkıp ezan okumuş. rüesa-yı Kureyş ten Ebu Süfyan, Attab ibni Esid ve Hâris ibni Hişam oturup konuştular. Attab dedi:
    Pederim Esid bahtiyardı ki bugünü görmedi.
    Hâris dedi ki:
    Muhammed bu siyah kargadan başka adam bulmadı mı ki müezzin yapsın' Hazret-i Bilâl-i Habeşîyi tezyif etti. Ebu Süfyan dedi:
    Ben korkarım, birşey demeyeceğim. Kimse olmasa da, şu Batha nın taşları ona haber verecek, o bilecek. Hakikaten, bir parça sonra Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onlara rast geldi, harfiyen konuştuklarını söyledi. O vakit Attab ile Hâris şehadet getirdiler, Müslüman oldular.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi



    Hazret-i Abbas'ın müslüman olması


    Gazve-i Bedir de, Hazret-i Abbas Sahabelerin eline esir düştüğü vakitte, fidye-i necat istenilmiş. O da demiş: Param yok. Hazret-i Resul i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş ki: Zevcen Ümmü Fadl yanında bu kadar parayı filân yere bırakmışsın. Hazret-i Abbas tasdik edip, İkimizden başka kimsenin bilmediği bir sır idi. O vakit kemâl-i imanı kazanıp İslâm olmuş.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi



    Arap kavmi hakkında gelecekle ilgili bilgi vermesi


    Nakl-i sahih ile, o zamanda vücudu olmayan Basra ve Bağdat ın vücuda geleceklerini ve Bağdat a dünya hazinelerinin gireceğini ve Türkler ve Bahr-i Hazar etrafındaki milletlerle Araplar muharebe edeceklerini ve sonra onlar çoklukla İslâmiyete girecek, Araplara, Araplar içinde hâkim olacaklarını haber vermiş. Demiş ki:
    يُوشِكُ اَنْ يَكْثُرَ فِيكُمُ الْعَجَمُ يَاْكُلُونَ فَيْئَكُمْ وَيَضْرِبوُنَ رِقَابَكُمْ


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi



    Hazret-i Hâlid'in Ükeydir'i esir etmesi


    Hem, nakl-i sahih ile, Hazret-i Hâlid i, harp için Düvmetü l-Cendel reisi olan Ükeydir e gönderdiği vakit ferman etmiş ki:
    اِنَّكَ تَجِدُهُ يَصِيدُ الْبَقَرَ diye, bakar-ı vahşî avında bulacağını, kavgasız esir edileceğini ihbar etmiş. Hazret-i Hâlid gitmiş, aynen öyle bulmuş, esir etmiş, getirmiş.


    On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi


    Kâbenin Sakfına Asılan Sayfadaki Yazıların Kurtlar Tarafından Yenilmesi



    Hem, nakl-i sahih ile, Kureyş, Benî Hâşimî aleyhinde yazdıkları ve Kâbenin sakf ına astıkları sahife hakkında ferman etmiş ki: Kurtlar yazılarınızı yemiş; yalnız sahife deki esmâ-i İlâhiye ye ilişmemişler. Haber vermiş. Sonra sahife ye bakmışlar; aynen öyle olmuş.

    (Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:345; Hafâci, Şerhu´ş-Şifâ, 3:720; Aliyyü´l-Kari, Şerhu´ş-Şifâ, 1:706; İbni Kesîr, el-Bidâye ve´n-Nihâye, 3:96-97; İbni Hişâm, Sîretü´n-Nebî, 1:371.)


    On Dokuzuncu Mektup/Mu'cizât-ı Ahmediye/ Bediüzzaman Said Nursî


    Beytü´l-Makdis in fethinde büyük bir tâun çıkması


    Hem, nakl-i sahih ile, Beytü´l-Makdis in fethinde büyük bir tâun çıkacak ferman etmişti. Hazret-i Ömer zamanında Beytü´l-Makdis fetholundu. Ve öyle bir tâun çıktı ki, üç günde yetmiş bin vefiyat oldu.

    (Buharî, Tıb: 30, Hıyel: 13; Müslim, Selâm: 98, 100; Muvatta , Medine: 22, 24; Müsned, 4:195-196; Beyhakî, Delâilü n-Nübüvve: 6:383; Süyûtî, el-Hasâisü l-Kübrâ, 2:477-478.)



    On Dokuzuncu Mektup / Mu'cizât-ı Ahmediye / Bediüzzaman Said Nursî


    Basra ve Bağdat´ın vücud a geleceklerini haber vermiş



    Hem, nakl-i sahih ile, o zamanda vücud u olmayan Basra ve Bağdat´ın vücud a geleceklerini ve Bağdad´a dünya hazinelerinin gireceğini ve Türkler ve Bahr-i Hazar etrafındaki milletlerle Araplar muharebe edeceklerini ve sonra onlar çoklukla İslâmiyete girecek, Araplara, Araplar içinde hâkim olacaklarını haber vermiş. Demiş ki:
    يُوشِكُ اَنْ يَكْثُرَ فِيكُمُ الْعَجَمُ يَاْكُلُونَ فَيْئَكُمْ وَيَضْرِبوُنَ رِقَابَكُمْ

    (el-Elbânî, Sahîhu´l-Câmi´i´s-Sağîr, 6:268, no. 7736; Tebrîzî, Mişkâtü´l-Mesâbîh, no. 5433.)
    (Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:344; Aliyyü´l-Kari, Şerhu´ş-Şifâ, 1:703; İbni Kesîr, el-Bidâye ve´n-Nihâye, 10:102; Tebrizî, Mişkâtü´l-Mesâbîh, no. 5433.)


    On Dokuzuncu Mektup / Mu'cizât-ı Ahmediye / Bediüzzaman Said Nursî
    Uzaktan sevmek nedir? Gidin Hz. Vahşi (r.a)'ye sorun.

    Görmeden sevmekten başka bir şey bu.
    Görmek fakat yaklaşamamak,
    Bakmak ama konuşamamak.
    Sadece uzaktan seyretmek ve ağlamak,
    Ağladığını, sevdiğini söyleyememek.
    Zor olan budur.
    Görmek ama dokunamamak...


  3. #3
    cokgen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    2,384

    Standart

    Yezid ve Velid´in fesadını haber vermiş


    Hem ferman etmiş ki:
    هَلاَكُ اُمَّتِى عَلٰى يَدِ اُغَيْلِمَةٍ مِنْ قُرَيْشٍ diye, Emeviyenin Yezid ve Velid gibi şerir reislerinin fesadını haber vermiş.
    (Buharî, Menâkıb: 25; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:479, 527, 572; Müsned, 2:288, 296, 301, 304, 324, 377, 520, 536, 4:66, 5:38; İbni Hibban, Sahih, 8:215, 252.)


    On Dokuzuncu Mektup / Mu'cizât-ı Ahmediye / Bediüzzaman Said Nursî


    Bazı yerlerde dinden dönüleceğini haber vermiş


    Hem Yemâme gibi bir kısım yerlerde irtidat vuku bulacağını haber vermiş.
    (Buharî, Menâkıb: 25, Meğâzi: 70, Ta bîr: 40; Müslim, Rüyâ: 21, 22; Tirmizî, Rüyâ: 10; Müsned, 2:319; Beyhakî, Delâliü n-Nübüvve, 5:334-3366:358, 360, 524.)



    On Dokuzuncu Mektup / Mu'cizât-ı Ahmediye / Bediüzzaman Said Nursî


    Hendek Savaşı sonrasını haber vermiş


    Hem gazve-i meşhure-i Hendek ´te ferman etmiş ki:
    اِنَّ قُرَيْشًا وَاْلاَحْزاَبَ لاَ يَغْزُونِى اَبدًا وَاَناَ اَغْزُوهُمْ diye, Bundan sonra onlar bana değil, belki ben onlar a hücum edeceğim. Haber vermiş, haber verdiği gibi çıkmış.

    (Buharî, Meğâzî: 29; Müsned, 4:262, 6:394; İbni Hibban, Sahih, 6:272.)


    On Dokuzuncu Mektup / Mu'cizât-ı Ahmediye / Bediüzzaman Said Nursî


    Vefatını Haber vermesi



    Hem, nakl-i sahih ile, vefatından bir iki ay evvel ferman etmiş ki:
    اِنَّ عَبْداً خُيِّرَ فاَخْتاَرَ ماَ عِنْدَ اللهِ diye vefatını haber vermiş.

    (Buharî, Menâkıbu l-Ensâr: 45; Salât: 80, Fedâilü s-Sahâbe: 3; Müslim, Fedâilü s-Sahâbe: 2; Tirmizî, Menâkıb: 15; Ebû Dâvud, Mukaddime: 14; Müsned, 3:18, 478, 4:211, 5:139; İbni Hibban, Sahih, 8:200, 9:58.)


    On Dokuzuncu Mektup / Mu'cizât-ı Ahmediye / Bediüzzaman Said Nursî


    Hz. Zeyd den evvel bir uzvunun şehid edileceğini haber vermesi



    Hem Zeyd ibni Sûhan hakkında ferman etmiş ki:
    يَسْبِقُ عُضْوٌ مِنْهُ اِلَى الْجَنَّةِ Zeyd den evvel bir uzv u şehid edileceğini haber vermiş. Bir zaman sonra, Nihavend harbinde bir eli kesilmiş. Demek, en evvel o el şehid olup mânen Cennete gitmiş.(Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:343; Ali el-Kari, Şerhu ş-Şifâ, 1:702; Hafâci, Şerhu ş-Şifâ, 3:214; el-Heysemî, Mecme u z-Zevâid, 9:398; Askâlânî, el-Metâlibü l-Âliye, 4:91, no. 4047.)


    On Dokuzuncu Mektup / Mu'cizât-ı Ahmediye / Bediüzzaman Said Nursî


    Ebu Eyyubi`l-Ensârî Hazretlerinin hanesine teşrif-i Nebevî ile gelen bereket


    Mihmandâr-ı Nebevî Ebu Eyyub i`l-Ensârî hanesine teşrif-i Nebevî hengâmında Ebu Eyyub der ki:
    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ve Ebu Bekr-i Sıddık`a kâfi gelecek iki kişilik yemek yaptım. Ona ferman etti :
    اُدْعُ ثَلاَثِينَ مِنْ اَشْراَفِ اْلاَنْصَارِ Otuz adam geldiler, yediler. Sonra ferman etti : اُدْعُ سِتِّينَ Altmış daha davet ettim. Geldiler, yediler. Sonra ferman etti اُدْعُ سَبْعِينَ Yetmiş daha davet ettim. Geldiler, yediler. Kaplarda yemek daha kaldı. Bütün gelenler o mu`cize karşısında İslâmiyete girip biat ettiler. O iki kişilik taamdan yüz seksen adam yediler.

    (Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:292; el-Heysemî, el-Mecmeu z-Zevâid, 8:303; Hafâcî, Şerhu ş-Şifâ, 3:33; Ali el-Kari, Şerhu ş-Şifâ, 1:604.)


    On Dokuzuncu Mektup / Mu`cizât-ı Ahmediye / Bereket-i taam / Bediüzzaman Said Nursî



    Eğer ehl-i arz gelse, onlara dahi kâfi gelecek bir bereket!


    Hazret-i Ömer ibnü`l-Hattab ve Ebu Hüreyre ve Selemetübnü`l-Ekvâ ve Ebu Amrate`l-Ensarî gibi, müteaddit tariklerle diyorlar ki:
    Bir gazvede ordu aç kaldı. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm a müracaat ettiler. ferman etti ki: Heybelerinizde kalan bakıye-i erzak ı toplayınız. Herkes azar birer parça hurma getirdi. En çok getiren, dört avuç getirebildi. Bir kilime koydular.
    Seleme der ki: Mecmu unu ben tahmin ettim, oturmuş bir keçi kadar ancak vardı. Sonra Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bereketle dua edip ferman etti : Herkes kabını getirsin. Koşuştular, geldiler. O ordu içinde hiçbir kap kalmadı, hepsini doldurdular. Hem fazla kaldı.
    Sahabeden bir râvi demiş: O bereketin gidişatından anladım: Eğer ehl-i arz gelseydi, onlara dahi kâfi gelecekti.

    (Buharî, Şerike: 1; Cihad: 123; Müslim , İman: 44, 45; Müsned, 3:11, 418.)


    On Dokuzuncu Mektup/Mu'cizât-ı Ahmediye/ bereket-i taam/ Bediüzzaman Said Nursî

    Yüz otuz Sahabenin bereket ile tok olması

    Başta Buharî ve Müslim , kütüb-ü sahiha beyan ediyorlar ki:
    Abdurrahman ibn-i Ebî Bekr-i Sıddık der: Biz yüz otuz Sahabe , bir seferde Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ile beraberdik. Dört avuç miktarı olan bir sâ` ekmek için hamur yapıldı. Bir keçi dahi kesildi, pişirildi; yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. Kasem ederim, o kebaptan, yüz otuz Sahabe den herbirisine bir parça kesti, verdi. Sonra Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm pişmiş eti iki kâseye koydu. Biz umum umuz tok oluncaya kadar yedik; fazla kaldı. Ben fazlasını deveye yükledim.

    (Buharî, Hibe: 28, Et ıme: 6; Müslim , Eşribe: 175; Müsned: 1:197, 198; es-Sâ âtî, el-Fethü r-Rabbânî: 22:55.)


    On Dokuzuncu Mektup/Mu'cizât-ı Ahmediye/ bereket-i taam/ Bediüzzaman Said Nursî


    Hendek Savaşı`ndaki bereket


    Kütüb-ü sahiha kat`iyetle beyan ediyorlar ki:
    Gazve-i Garra-i Ahzabda, meşhur Yevmü`l-Hendek `te, Hazret-i Câbiru`l-Ensârî kasem le ilân ediyor: O günde, dört avuç olan bir sâ` arpa ekmeğinden, bir senelik bir keçi oğlağından bin adam yediler ve öylece kaldı.
    Hazret-i Câbir der ki: O gün yemek, hane mde pişirildi. Bütün bin adam o sâ`dan, o oğlaktan yediler, gittiler. Daha tenceremiz dolu kaynıyor, daha hamurumuz ekmek yapılıyor. O hamura, o tencereye mübarek ağzının suyunu koyup bereketle dua etmişti.
    İşte, şu mu`cize-i bereket i, bin zâtın huzurunda, onları ona alâkadar göstererek Hazret-i Câbir kasem le ilân ediyor. Demek şu hâdise, bin adam rivayet etmiş gibi kat`î denilebilir.

    (Buharî, Mağâzî: 29; Müslim, Eşribe: 141; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:31; Ali el-Kari, eş-Şifâ, 1:290; Kenzü l-Ummal, 12:409, 424.)


    On Dokuzuncu Mektup/Mu'cizât-ı Ahmediye/ bereket-i taam/ Bediüzzaman Said Nursî


    Hz. Enes`in getirdiği az arpa ekmeğinin bereketlenmesi


    Nakl-i sahih-i kat`î ile, hâdim-i Nebevî Hazret-i Enes `in amcası meşhur Ebu Talha der ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm , yetmiş seksen adamı, Enes`in koltuğu altında getirdiği az arpa ekmeğinden tok oluncaya kadar yedirdi. O az ekmekleri parça parça ediniz emretti ve bereketle dua etti. Menzil dar olduğundan, onar onar gelip yediler, tok olarak gittiler.

    (Buharî , Et ıme: 6, 48; Müslim , Eşribe: 142, 143; Müsned, 3:218; Ali el-Kari, eş-Şifâ, 1:291, 297; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:31.)


    On Dokuzuncu Mektup/Mu'cizât-ı Ahmediye/ bereket-i taam/ Bediüzzaman Said Nursî



    Bir zâtın iyâli için istediği taamın bereketlenmesi


    Nakl-i sahih-i kat`î ile, Şifâ-i Şerif ve Müslim gibi kütüb-ü sahiha beyan ederler ki:
    Hazret-i Câbiru`l-Ensârî diyor: Bir zât, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dan iyâl i için taam istedi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm yarım yük arpa verdi. Çok zaman o adam iyâl iyle ve misafirleriyle o arpadan yediler. Bakıyorlar, bitmiyor. noksan iyet ini anlamak için ölçtüler. Sonra bereket dahi kalktı; noksan olmaya başladı. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm a geldi, vak`a yı beyan etti. Ona cevaben ferman etti : لَوْ لَمْ تَكِلْهُ َلأَ كَلْتُمْ مِنْهُ وَلَقاَمَ بِكُمْ
    Yani, Eğer kile ile tecrübe etmeseydiniz, hayatınızca size yeterdi.

    (Müslim , Fedâil: 3, no. 2281; Beyhakî, Delâilü`n-Nübüvve: 6:114.)


    On Dokuzuncu Mektup/Mu'cizât-ı Ahmediye/ bereket-i taam/ Bediüzzaman Said Nursî


    Bir kâse etin fevc fevc gelen insanlara yetmesi!


    Tirmizî ve Neseî ve Beyhakî ve Şifâ-i Şerif gibi kütüb-ü sahiha beyan ediyorlar ki:
    Hazret-i Semurete`bni Cündüb der: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm a bir kâse et geldi. Sabahtan akşama kadar fevc fevc adamlar geldiler, yediler.
    İşte, mukaddimede beyan ettiğimiz sırra binaen, şu vakıa-i bereket yalnız Semure`nin rivayet i değil; belki Semure, o yemeği yiyen cemaatlerin mümessili gibi, onların namına ve tasdiklerine binaen ilân ediyor.

    (Tirmizî (tahkik: Ahmed Şâkir), no. 2629; Ebû Dâvud, mukaddime: 9; Müsned, 5:12, 18; el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:618.)


    On Dokuzuncu Mektup / Mu`cizât-ı Ahmediye / Bereket-i taam / Bediüzzaman Said Nursî

    Uzaktan sevmek nedir? Gidin Hz. Vahşi (r.a)'ye sorun.

    Görmeden sevmekten başka bir şey bu.
    Görmek fakat yaklaşamamak,
    Bakmak ama konuşamamak.
    Sadece uzaktan seyretmek ve ağlamak,
    Ağladığını, sevdiğini söyleyememek.
    Zor olan budur.
    Görmek ama dokunamamak...


  4. #4
    'Bir Duamiz Vardi' aLfa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    KaLbinin Sesini DinLe..Iste Ben Ordayim..
    Mesajlar
    3,378

    Standart

    tskler cokgen paylasimin icin..emegine saglik

    Gunumuzde ibadetlerden ne kadar uzak yasiyoruz..ahir zamandayiz..kuran bi yerde biz bi yerdeyiz.. cok uzak yasiyoruz..

    Efendimiz Hz. Muhammed (sav) buyurdularki:
    siz oyle bir cagda yasiyorsunuz ki, seriatin onda birine uymazsaniz mahkum olursunuz. Fakat oyle bir cag gelecekki, o zaman seriatin onda birine uyan kurtulacak (Tirmizi)

    Suskunluğum AsaLetimdendir.
    Her Lafa verecek cevabım var.
    Ama bir Lafa bakarım, Lafmı diye. Birde söyLeyene bakarım Adammı diye

  5. #5
    Hatira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    4,427

    Standart

    Emeginize saglik
    Guzel paylasim olmus!
    AsLa BiriLerinin Umudunu Kirma,
    BeLkide Sahip oLduklari Tek Sey O'dur.



    "BOL BOL TEBESSÜM ET GÜLÜMSE"
    Hem Maliyeti Ucuzdur
    Hem De Değerine Paha Biçilmez...

    Kötümser yanlız tüneli görür,
    Iyimser tünelin sonundaki ışığı görür,
    Gerçekçi tünelle birlikte ışığı ve de gelecek treni görür.

  6. #6
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart


    emegine saglik canim tskler.
    ♪ sadece müzik...





Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Peygamber Efendimiz (s.a.v)in isimLeri
    By Fidem in forum Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v)
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 06.10.08, 23:52
  2. Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 23.03.08, 12:30
  3. Hz. MUHAMMED Efendimiz (s.a.v.)
    By TUGBA in forum Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v)
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 13.03.08, 11:48
  4. Peygamber Efendimizin Hayatı...
    By TUGBA in forum Dini Programlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.03.08, 01:39
  5. Kıyamet gününde Efendimiz' in şefaatı
    By meLek in forum iLmihaL BiLgiLeri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 03.03.08, 10:34

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372