Enes ibni Mâlik in halası Ümm-ü Haram ın hakkında bilgi vermesi
Hem Enes ibni Mâlik in halası olan Ümm-ü Haram ın hanesinde uykudan kalkmış, tebessüm edip ferman etmiş:
رَاَيْتُ اُمَّتِى يَغْزُونَ فِى الْبَحْرِ كَالْمُلوُكِ عَلَى اْلاَسِرَّةِ
Ümm-ü Haram niyaz etmiş: Dua ediniz, ben de onlarla beraber olayım. ferman etmiş: Beraber olacaksın. Kırk sene sonra, zevci olan Ubâde ibni Sâmit refakatiyle Kıbrıs ın fethine gitmiş; Kıbrıs ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş. Haber verdiği gibi aynen zuhur etmiş.
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
Yüz bin adam öldüren Haccac-ı Zalimi haber vermesi
Hem, nakl-i sahih-i kat î ile, ferman etmiş ki:
يَخْرُجُ مِنْ ثَقِيفٍ كَذَّابٌ وَمُبِيرٌ (*)
Yani, Sakif kabilesinden biri dâvâ-yı nübüvvet edecek ve biri hunhar zalim zuhur edecek deyip, nübüvvet dâvâ eden meşhur Muhtar ı ve yüz bin adam öldüren Haccac-ı Zalimi haber vermiş.
(*) Müslim, Fedâilü s-Sahâbe: 229, Tirmizî, Fiten: 44, Menâkıb: 73; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:450, 4:254.
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
İstanbul un İslâm eliyle fetholacağını müjdelemesi
Hem, nakl-i sahih-i kat î ile,
سَتُفْتَحُ الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ فَنِعْمَ اْلاَمِيرُ اَمِيرُهَا وَنِعْمَ الْجَيْشُ جَيْشُهَا
deyip, İstanbul un İslâm eliyle fetholacağını ve Hazret-i Sultan Mehmed Fatih in yüksek bir mertebe sahibi olduğunu haber vermiş. Haber verdiği gibi zuhur etmiş.
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
İran da yetişen emsalsiz evliya ve ulemaları işaret ediyor
Hem, nakl-i sahih-i kat î ile, ferman etmiş ki:
اِنَّ الدِّينَ لَوْكَانَ مَنوُطًا بِالثُّرَيَّا لَنَالَهُ رِجاَلٌ مِنْ اَبْنَاۤءِ فاَرِسَ
deyip, başta Ebu Hanife olarak, İran ın emsalsiz bir surette yetiştirdiği ulema ve evliyaya işaret ediyor, haber veriyor.
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
Ümmetin Yetmiş üç fırkaya ayrılacağını bildirmesi
Nakl-i sahih-i kat î ile, ferman etmiş ki:
سَتَفْتَرِقُ اُمَّتِى ثَلاَثًا وَسَبْعِينَ فِرْقَةً اَلنَّاجِيَةُ وَاحِدَةٌ مِنْهَا، قِيلَ: مَنْ هُمْ قاَلَ: ماَ اَناَ عَلَيْهِ وَاَصْحاَبِى
deyip, ümmeti yetmiş üç fırkaya inkısam edeceğini ve içinde fırka-i nâciye-i kâmile, Ehl-i Sünnet ve Cemaat olduğunu haber veriyor.
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
Rafızileri ve Kaderi inkar edenleri bildirmesi
Ferman etmiş ki:
اَلْقَدَرِيَّةُ مَجُوسُ هٰذِهِ اْلاُمَّةِ
deyip, çok şubelere inkısam eden ve kaderi inkâr eden Kaderiye taifesini haber vermiş. Hem çok şubelere inkısam eden Râfız îleri haber vermiş.
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
Otuz sene sonra zuhur bulan bir fitneyi haber vermesi
Nakl-i sahih-i kat î ile, ferman etmiş ki:
اِذاَ مَشَوُا الْمُطَيْطَاۤءَ وَخَدَمَتْهُمْ بَنَاتُ فاَرِسَ وَالرُّومِ رَدَّ اللهُ بَاْسَهُمْ بَيْنَهُمْ وَسَلَّطَ شِرَارَهُمْ عَلٰى خِياَرِهِمْ
deyip, Ne vakit size Fars ve Rum kızları hizmet etti; o vakit belânız, fitneniz içinize girecek, harbiniz dahilî olacak, şerirleriniz başa geçip hayırlılar ve iyilerinize musallat olacaklar haber vermiş. Otuz sene sonra haber verdiği gibi çıkmış.
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
Hayber Kalesinin fethi hakkında bilgi vermesi
Nakl-i sahih-i kat î ile, ferman etmiş ki:
وَتُفْتَحُ خَيْبَرُ عَلٰى يَدَىْ عَلِىٍّ
deyip, Hayber Kal asının fethi Ali nin eliyle olacak. me mulün pek fevkinde, ikinci gün bir mu cize-i Nebeviye olarak, Hayber Kal asının kapısını Hazret-i Ali çekip kalkan gibi istimal ederek fethe muvaffak olduktan sonra kapıyı yere atmış. Sekiz kuvvetli adam o kapıyı yerden kaldıramamış. Bir rivayette, kırk adam kaldıramamış.
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
Hazret-i Ali ile Muaviye nin harbini haber vermesi
Ferman etmiş ki:
لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى تَقْتَتِلَ فِئَتَانِ دَعْوَاهُمَا واَحِدَةٌ
diye, Sıffin de Hazret-i Ali ile Muaviye nin harbini haber vermiş.
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
İran hükümdarı hakkında bilgi vermesi
Ferman etmiş ki:
اِذاَ ذَهَبَ كِسْرٰى فَلاَ كِسْرٰى بَعْدَهُ
diye, Kisrâ-yı Fars gittikten sonra daha Kisrâ çıkmayacak. Haber vermiş; hem öyle olmuş.
Kisrâ elçisine demiş: Şimdi Kisrânın oğlu Şirviye Perviz, Kisrâyı öldürdü. O elçi tahkik etmiş; aynı vakitte öyle olmuş. O da İslâm olmuş. Bazı ehâdiste o elçinin adı Firuz dur.
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
Utbe ibni Ebî Leheb'in akıbetini haber vermesi
Nakl-i sahih ile, Utbe ibni Ebî Leheb hakkında ferman etmiş ki:
يَاْكُلُهُ كَلْبُ اللهِ diye, Utbe nin âkıbet-i feciasını haber vermiş. Sonra Yemen tarafına giderken bir arslan gelip onu yemiş, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın hem bedduasını, hem haberini tasdik etmiş.
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
Attab ile Hâris'in müslüman olması
Feth-i Mekke vaktinde, Hazret-i Bilâl-i Habeşî Kâbe damına çıkıp ezan okumuş. rüesa-yı Kureyş ten Ebu Süfyan, Attab ibni Esid ve Hâris ibni Hişam oturup konuştular. Attab dedi:
Pederim Esid bahtiyardı ki bugünü görmedi.
Hâris dedi ki:
Muhammed bu siyah kargadan başka adam bulmadı mı ki müezzin yapsın' Hazret-i Bilâl-i Habeşîyi tezyif etti. Ebu Süfyan dedi:
Ben korkarım, birşey demeyeceğim. Kimse olmasa da, şu Batha nın taşları ona haber verecek, o bilecek. Hakikaten, bir parça sonra Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onlara rast geldi, harfiyen konuştuklarını söyledi. O vakit Attab ile Hâris şehadet getirdiler, Müslüman oldular.
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
Hazret-i Abbas'ın müslüman olması
Gazve-i Bedir de, Hazret-i Abbas Sahabelerin eline esir düştüğü vakitte, fidye-i necat istenilmiş. O da demiş: Param yok. Hazret-i Resul i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş ki: Zevcen Ümmü Fadl yanında bu kadar parayı filân yere bırakmışsın. Hazret-i Abbas tasdik edip, İkimizden başka kimsenin bilmediği bir sır idi. O vakit kemâl-i imanı kazanıp İslâm olmuş.
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
Arap kavmi hakkında gelecekle ilgili bilgi vermesi
Nakl-i sahih ile, o zamanda vücudu olmayan Basra ve Bağdat ın vücuda geleceklerini ve Bağdat a dünya hazinelerinin gireceğini ve Türkler ve Bahr-i Hazar etrafındaki milletlerle Araplar muharebe edeceklerini ve sonra onlar çoklukla İslâmiyete girecek, Araplara, Araplar içinde hâkim olacaklarını haber vermiş. Demiş ki:
يُوشِكُ اَنْ يَكْثُرَ فِيكُمُ الْعَجَمُ يَاْكُلُونَ فَيْئَكُمْ وَيَضْرِبوُنَ رِقَابَكُمْ
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
Hazret-i Hâlid'in Ükeydir'i esir etmesi
Hem, nakl-i sahih ile, Hazret-i Hâlid i, harp için Düvmetü l-Cendel reisi olan Ükeydir e gönderdiği vakit ferman etmiş ki:
اِنَّكَ تَجِدُهُ يَصِيدُ الْبَقَرَ diye, bakar-ı vahşî avında bulacağını, kavgasız esir edileceğini ihbar etmiş. Hazret-i Hâlid gitmiş, aynen öyle bulmuş, esir etmiş, getirmiş.
On Dokuzuncu Mektub, Bediüzzaman Said Nursi
Kâbenin Sakfına Asılan Sayfadaki Yazıların Kurtlar Tarafından Yenilmesi
Hem, nakl-i sahih ile, Kureyş, Benî Hâşimî aleyhinde yazdıkları ve Kâbenin sakf ına astıkları sahife hakkında ferman etmiş ki: Kurtlar yazılarınızı yemiş; yalnız sahife deki esmâ-i İlâhiye ye ilişmemişler. Haber vermiş. Sonra sahife ye bakmışlar; aynen öyle olmuş.
(Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:345; Hafâci, Şerhu´ş-Şifâ, 3:720; Aliyyü´l-Kari, Şerhu´ş-Şifâ, 1:706; İbni Kesîr, el-Bidâye ve´n-Nihâye, 3:96-97; İbni Hişâm, Sîretü´n-Nebî, 1:371.)
On Dokuzuncu Mektup/Mu'cizât-ı Ahmediye/ Bediüzzaman Said Nursî
Beytü´l-Makdis in fethinde büyük bir tâun çıkması
Hem, nakl-i sahih ile, Beytü´l-Makdis in fethinde büyük bir tâun çıkacak ferman etmişti. Hazret-i Ömer zamanında Beytü´l-Makdis fetholundu. Ve öyle bir tâun çıktı ki, üç günde yetmiş bin vefiyat oldu.
(Buharî, Tıb: 30, Hıyel: 13; Müslim, Selâm: 98, 100; Muvatta , Medine: 22, 24; Müsned, 4:195-196; Beyhakî, Delâilü n-Nübüvve: 6:383; Süyûtî, el-Hasâisü l-Kübrâ, 2:477-478.)
On Dokuzuncu Mektup / Mu'cizât-ı Ahmediye / Bediüzzaman Said Nursî
Basra ve Bağdat´ın vücud a geleceklerini haber vermiş
Hem, nakl-i sahih ile, o zamanda vücud u olmayan Basra ve Bağdat´ın vücud a geleceklerini ve Bağdad´a dünya hazinelerinin gireceğini ve Türkler ve Bahr-i Hazar etrafındaki milletlerle Araplar muharebe edeceklerini ve sonra onlar çoklukla İslâmiyete girecek, Araplara, Araplar içinde hâkim olacaklarını haber vermiş. Demiş ki:
يُوشِكُ اَنْ يَكْثُرَ فِيكُمُ الْعَجَمُ يَاْكُلُونَ فَيْئَكُمْ وَيَضْرِبوُنَ رِقَابَكُمْ
(el-Elbânî, Sahîhu´l-Câmi´i´s-Sağîr, 6:268, no. 7736; Tebrîzî, Mişkâtü´l-Mesâbîh, no. 5433.)
(Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:344; Aliyyü´l-Kari, Şerhu´ş-Şifâ, 1:703; İbni Kesîr, el-Bidâye ve´n-Nihâye, 10:102; Tebrizî, Mişkâtü´l-Mesâbîh, no. 5433.)
On Dokuzuncu Mektup / Mu'cizât-ı Ahmediye / Bediüzzaman Said Nursî



LinkBack URL
About LinkBacks
Peygamber Efendimiz (s.a.s) in Mucizeleri




Alıntı ile Cevapla









Bookmarks