Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan BirinciBirinci 12
11 den 15´e kadar. Toplam 15 Sayfa bulundu

Konu: Hukuk Sözlüğü

  1. #11

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    608

    Standart

    N
    nafaka yükümü:
    bir kimsenin kanunun öngördüğü yoksulluğa düşmüş olan yakınlarına yardım etmekle yükümlü olmasıdır.

    nâfıa: bayındırlık işleri

    nağahani: ansızın

    nahiye:bucak; bölge; kenar; kısım; çevre

    nail olmak:erişmek; kavuşmak

    naiplik:vekâlet

    nâkız :bozma; kaldırma;

    nâm-ı müstear:takma ad; eğreti ad nasb atama; tayin etme; dikme; saplama

    nâsıb :nasbeden; diken; tayin eden; atayan

    nâşî :neşet eden; ileri gelen; ötürü; dolayı; sebebiyle

    nâtık :bildiren; bildirici; gösterici; söyleyen; konuşan; idrak eden; düşünen nazara almak göz önüne almak

    navlun: deniz yoluyla yapılan taşıma karşılığında ödenen ücret

    navlun mukavelesi: deniz yoluyla eşya taşımak üzere yapılan sözleşmedir.

    nazarı dikkat:
    göz önüne almak

    nebât:bitki

    nef'î :çıkar ile ilgili; faydacı

    nema:büyüme; gelişme; kazanç; kâr; getiri; faiz

    neseben: soyla ilgili; soy bakımından

    nesep: ana baba ile çocuklar arasındaki hukuki bağ.

    neşet etmek:doğmak; ileri gelmek; kaynaklanmak

    nevi :çeşit; tür

    nez' :sökme; kaldırma; yoketme

    nezaret:denetim; gözetim; bakanlık

    nezetmek: kaldırmak; ayırmak; ilişiği koparmak

    nısf :yarım; yarı; yarısı

    nidâ :çağırma; bağırma; ünlem

    nisap:derece; istenilen had; asıl; esas; yeter sayı; bir kurulun toplanabilmesi veya karar alabilmesi için gerekli sayıda üyenin bir araya gelmiş olması

    nispi muvazaa: yapılan asıl muamelenin şartlarını ya da konusunu farklı şekilde göstermeleri

    niyâbet:vekillik;

    niza :ihtilaf; çekişme; uyuşmazlık

    nizâm-nâme:tüzük

    nizasız ve fasılasız:uyuşmazlık konusu olmadan ve hiç ara vermeden; ihtilâfsız ve arasız

    nokta-i nazar :görüş; bakış açısı

    nukud :nakitler; paralar

    nükûl :vazgeçme; cayma; kaçınma

    nümune:örnek

    O

    Olveche:
    o şekilde

    orta malları: Yollar, köprüler, camiler gibi herkesin kullanabileceği kamu malları.

    ortak Yerler: Kat mülkiyetine tabi anagayrimenkulün, kat maliklerince ortaklaşa kullanılıp yararlanılan yerleri.

    Ö

    ölüme bağlı tasarruf:
    Gerçek kişilerin, ölümünden sonra hukuki etki ve hükümler doğurmak üzere yapmış olduğu hukuki işlem.

    ölünceye Kadar bakma akdi: Taraflardan birinin, ölünceye dek bakma ve kendisini görüp gözetme koşuluyla, malvarlığını veya bir kısım malları öbürküne geçirme (intikal ettirme) borcu altına girdiği sözleşme.

    özel haklar: şahıslar ile şahıslar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarından,yani özel hukukundan doğan haklardır.

    özel hukuk: Kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalı.

    P

    pafta:
    Kadastrosu yapılan yerlerin ada ve parsellerinin, belli ölçülerle çizilmiş haritaları.

    parsel: İmar düzeni bakımından belli ölçüler gözönüne alınarak sınırlandırılmış arazi parçalarından her biri.

    paydaş: Bir bütünün belli bir kısmından (paydan) yararlanan; hissedar.

    R

    râbıta :
    bağlantı; bağ; düzen; tertip

    râci :rücu eden; geri dönen; ilgisi olan

    rahin:rehin veren; rehneden

    rakabe:devri ve devir alınması olanaklı bulunan şeyin kendisi; örneğin tarla,köle gibi; mala(şeye) hakim olabilme kudreti; çıplak mülkiyet

    rapt :bağlama; bağlanma; iliştirme; bağlaç

    rayiç :sürüm değeri; geçerli olan

    rayiç Değer: Bir iktisadi kıymetin, değerleme günündeki normal alım-satım değeri; piyasa değeri.

    ref etmek:kaldırmak; örneğin itirazın ref'i (kaldırılması)

    refik:arkadaş

    rehin: Bir borcun yerine getirilmemesi halinde, alacaklarının teminatı olmak üzere ve paraya çevirtme hakkıyla birlikte alacaklı lehine verilen taşınır veya taşınmaz mal güvencesi.

    Reisievvel: birinci reis

    resen :kendiliğinden; herhangi bir isteğe gerek olmadan; otomatikman

    resim: Devlet daire ve kurumlarında görülen hizmet ve yapılan giderlerin karşılığı olarak, sadece o işle ilgisi bulunan kişilerden alınan bir gelir.

    resmi gazete: Başbakanlık tarafından çıkarılan ve kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, tüzüklerin ve bazı yönetmeliklerin yürürlüğe girmesi için yayımladığı gazetedir.

    resmi Senet: Resmi bir makam ve görevlinin, usulüne göre düzenlediği veya onayladığı belge.

    resülmâl :anamal; sermaye

    reşit :ergin; rüşt yaşını doldurmuş; onsekiz yaşını dolduran veya onsekiz yaşını doldurmamasına rağmen evlenen veya yasal olarak erginliğine mahkemece karar verilen kişi

    rücu :dönme; geri dönme; cayma; sözünden dönme; sözünü geri alma; bir ödemede bulunan kimsenin, bu bedeli, asıl ödeme yapması gereken kişiden istemesi;

    rüçhan: öncelik; üstünlük; imtiyaz

    rüsum :resimler; devlet dairelerinde ve diğer kamu kuruluşlarında görülen hizmet ve harcamaların karşılığı olarak alınan vergiler

    rûz-nâme:gündem; yevmiye defteri; takvim

    rü'yet :davanın bakılmakta olması.


    pedavra:köknar ve lâdin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta; hartama.
    Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz; Bu yol ki Hak yoludur, dönmek bilmeyiz, yürürüz!
    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne; Acırım tükrüğe billahi ! tükürsem yüzüne.
    {Mehmet Akif ERSOY}

  2. #12

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    608

    Standart

    S
    sâdır olmak:
    çıkmak

    sahih :sıhhatli; gerçek; düzgün; doğru; legal; hukuka uygun

    sâkıt :susan; herhangi bir görüş bildirmeyen; düşen; düşücü; hükümsüz

    salâhiyet:yetki; bir davaya bakabilme

    salahiyetname: temsilciye verilen yetkiyi üçüncü şahıslara ispatlaması için verilen yazılı belgedir.

    sâlif-üz-zikr:zikri geçen; bildirilen

    salih :elverişli; uygun

    saniyen :ikinci olarak

    sarahat :açıklık; netlik; sarihlik; aydınlık

    sarfiyat :harcamalar; giderler

    sari :bulaşan; bulaşıcı

    satış vaadi : Bir kimsenin, taşınmaz malını bir başkasına satmayı (ileride yapılacak satım akdini) taahhüt ettiği sözleşme.

    satış Vaadi : Bir kimsenin, taşınmaz malını bir başkasına satmayı (ileride yapılacak satım akdini) taahhüt ettiği sözleşme.

    savcılık: Devlet adına kamu davasını açan makamdır.

    sây :emek; çalışma

    sebketmek:vâki olmak; yapılmak; olmak; ileri geçmek

    sehim: pay; hisse

    selb :zorla alma; kaldırma; giderme

    selef: önce gelen kimse

    semen:satış parası; satış sözleşmesinde, satana mal teslimine karşılık olarak ödenecek para

    semere:bir maldan elde edilen ürünler; Tabii Semere:Bir şeyin kendisinden oluşan ürün; Medeni Semere:tabii olmayan semere, hukuki işlemlerden doğan semere

    senedât:senetler

    sened-i hâkanî:tapu senedi

    senevî :senelik; yıllık

    serdetmek:ileri sürmek; öne sürmek; ortaya çıkmak; belirtmek

    seyrân-gâh:gezme yeri; dolaşma yeri

    sigorta primi : Sigorta ettirenin sigortacıya ödemekle yükümlü olduğu ücrettir.

    sin: yaşanılan süre

    sirayet :bulaşma; yayılma; geçme

    sirkat :hırsızlık; çalma; çalınma

    siyanet:koruma

    siyasi haklar: Herhangi bir biçimde devletin yönetimine ve siyasi kuruluşlarına katılmaya yönelik haklardır

    sosyal devlet: fertlerin sosyal durumlarıyla ilgilenen, onlara asgari bir hayat düzeyi sağlamayı, sosyal adaleti ve sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi ödev bilen devlettir.

    sosyal ilişkiler: Şahısların birbirleriyle veya toplumla olan ilişkileridir.

    sosyal kurallar: sosyal ilişkileri düzenleyen din, ahlak, görgü ve hukuk kurallarıdır.

    sosyal ve ekonomik haklar: Kişinin sosyal ve ekonomik faaliyetleriyle ilgili bulunan hak ve hürrriyetlerdir.

    sözleşme: İki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.

    sözleşme: İki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.

    sözleşmeden Dönme: Taraflardan birinin, mevcut sözleşmeden cayması; sözleşmeden rücu.

    Sudur: verilen ; çıkan

    suiniyet:kötüniyet

    sukut :düşme; düşüş

    sureti mahsusa: özel olarak; özellikle; belli amaçla

    sureti mümtaze: öncelikli

    suveri müsaddaka:onanmış örnek

    sübût :sabit olma; gerçekleşme; ispatlama; ispatlanma; kanıtlama

    sükna :oturma yeri; oturulacak yer; konut

    sükna hakkı:bir evde veya evin bir bölümünde oturma hakkı veren kişiye bağlı bir irtifak hakkı; oturma hakkı, bir evde veya evin bir bölümünde oturma imkanı veren bir irtifak hakkı.

    sülüsân :üçte iki

    sürekli edim: borçluyu belli bir süre, belli davranış ya da davranış biçimleri ile bağlı bulunmakla yükümlü kılan edim

    süreli icap: bir kimsenin, belli bir süre bağlı olmak niyeti ile beyan ettiği icap.

    süresiz icap: kabul haberinin kendisine ulaşması ile ilgili olarak herhangi bir süre tayin etmediği icap

    Ş

    şagil :
    meşgul eden; meşgul olmayı gerektiren; işgal eden; bir mülkte oturan

    şahâdet:tanıklık

    şahbender: konsolos

    şahsi edim: borçlunun bizzat bedeni ya da fikri gücü ya da yeteneği ile icra edeceği edim türü

    şahsi haklar: Ayni hakların aksine, herkese karşı ileri sürülemeyen haklar; kişisel haklar.

    şahsiyet hakları: şahısların maddi,manevi ve ekonomik bütünlüğü üzerindeki mutlak haktır.

    şahsı âhar (âher): başkası; üçüncü kişi

    şamil :içine alan; kapsayan; çevreleyen

    şâmil olmak:kapsamak; içine almak

    şârih :şerhçi; şerh eden; bir konuyu ayrıntılarıyla açıklayan

    şayi :pay; hisse

    şâyi hisse:ortak (müşterek) mülkiyette, ortaklardan herbirine ait pay

    şayian :ortaklaşa

    şefi :şufa (önalım) hakkı bulunan kişi; önalımcı

    şerait:şartlar; koşullar

    şerh :kişisel hakların, devir sınırlamalarının ve geçici tescilin, tapu siciline yazılmasını gösteren terim

    şerik :ortak; iştirakçi

    şerh: Şahsi hakları, temlik (devir) sınırlamalarını ve geçici tescilleri tapu kütüğünde belirten yazıların (kayıtların) genel adı.

    şibh (şibih):benzer; benzeme; benzeyiş

    şifahî beyan:sözlü açıklama

    şufa :önalım; öncelikli alım

    şufa hakkı:önalım hakkı; mükellefin, hakkın konusu olan şeyi bir üçüncü kişiye satması durumunda, hak sahibine tek taraflı bir irade beyanı ile satılan şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında öncelikle kendisine devrini isteme yetkisini veren haktır, yenilik doğuran haklardandır.

    Şuhut: şahitler

    şümul :kapsam; içine alma; kapsama

    şüyu :paydaşlık; hissedarlık
    Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz; Bu yol ki Hak yoludur, dönmek bilmeyiz, yürürüz!
    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne; Acırım tükrüğe billahi ! tükürsem yüzüne.
    {Mehmet Akif ERSOY}

  3. #13

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    608

    Standart

    T
    taaddüd:
    birden çok

    taahhütname: Kişinin kendi ad ve hesabına, bir gerçek kişi veya tüzel kişiye karşı, sözleşmeli ya da sözleşmesiz olarak, bir işin yapılmasını veya bir şeyin teslimini üstlendiğini gösterir belge.

    taalluk:ilişiği olma; asılma; ilgi

    taayyün:tayin olunma; belli olma; belirme

    tabiyet: kişi veya şeyleri devlete bağlayan siyasi ve hukuki bağ; vatandaşlık. yurttaşlık; bağımsızlık

    tacir :ticaretle uğraşan; bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimsedir.

    tadât :sayma; sayılma; sayım

    tadil :değiştirme; değişiklik

    tağyir:başkalaştırma; değiştirme; bozma tahakkuk gerçekleştirme; gerçekleşme

    tahaddüs: ortaya çıkmak

    tahassul:hasıl olma; sonuç olarak ortaya çıkma

    tahavvül :değişme; dönme

    tahdîdât :sınırlamalar; kısıntılar

    tahfif :hafifletme; azaltma

    tahkikat: soruşturma

    tahlif: yemin

    tahliye taahhütnamesi: Kiracının, kiralananı belli bir tarihte boşaltacağına ilişkin yaptığı yazılı irade beyanı.

    tahliye: Boşaltma; salıverme; serbest bırakma.

    tahrir: yazım

    tahsin: beğenme

    tahsis: Emrine verme; özgüleme.

    tahşiye: çıkıntı yapmak

    takas: Vadesi gelmiş, aynı cinsten ve karşılıklı iki alacağın birbirine sayışılması.

    taksim: Ortak mülkiyette bulunan bir malın, ortaklar arasında yapılan bir sözleşmeyle veya dava açmak suretiyle bölüştürülmesi.

    takyit: kısıtlama

    ta'lık :geciktirme; askıda bırakılma

    tahmil:yükleme

    tahrip :harabetme; yıkma; kırma; bozma

    tahrir :yazma; yazım

    tahriren:yazılı olarak

    taht :alt; aşağı

    tahtani:binanın alt kısmı

    tahtani fevkani: altlı üstlü

    tahvil :değiştirme; değiştirilme; borç senedi

    tahvilat:tahviller

    takaddüm: önce gelme; önde gelme

    takarrür etmek: kararlaşmak; kararlaştırmak; istikrar kazanan kararlar

    takrîr :önerge; anlatma; anlatış; tapuda malını sattığını veya ipotek ettiğini söyleme

    takrir etmek:
    sağlamlaştırmak

    taksir: iradi olarak işlenen bir icra ya da ihmal eyleminden, fail tarafından istenmemiş olmalarına rağmen, kanunun cezalandırdığı sonuçların meydana gelmesi hali

    takyit :sınırlama; kayıtlama; şarta bağlama; kısıtlama

    talâk: islâm hukukunda boşanma

    talîmâtnâme:yönetmelik

    tapuyu misil :tarafsız bilirkişinin belirteceği tapu; bedel; değer baha

    tarik :yol; yöntem

    târik :terkeden; bırakan

    tariki âmm: herkesin geçebilmesi için bırakılan yol; kamunun yararlandığı yol;

    tasarruf: Bir şeyden yararlanabilme ve o şey üzerinde fiili veya hukuki işlem yapabilme gücü.

    tashih:düzeltme; resmi bir kütüğün, bir hukuki işlemin düzeltilmesi

    tasnif: düzen

    tasrih etmek: açıklamak; belirtmek

    tasvib :doğru bulma; uygun görme; onaylama

    tatbika medar imza:uygulamaya elverişli imza

    tathir :temizleme

    tavassut:aracılık; ara bulma; aracı olma

    tavazzuh: aydınlanma

    tavzîh :açıklama

    tavzif: görevlendirme

    tazammun etmek:öngörmek; sonucu doğurmak; içine almak; kapsamak

    tazminat: Maddi veya manevi zarara karşılık ödenen bedel; zarar ödencesi;hukuka aykırı olarak başkalarına verilen zararların ödetilmesi biçiminde müeyyidedir.

    teadül :beraberlik; denklik; birbirine denk gelme

    teahhur(teehhür):gecikme; temerrüt

    teâmül :örf ve adet; öteden beri olagelen, insanlar arasında yapılagelen belli bir davranış.

    teati: karşılıklı gönderme

    tebaa :uyruk; bir devletin hükmü altında bulunan kimseler

    tebâdür:akla gelme; hatırlanma

    tebârüz ettirme:belirtme; ortaya koyma

    tebdil :değişme; değiştirilme

    tebeddül:değişiklik

    tebellüğ :bir tebliği alma; tebliğ edilen bir yazıyı imza ile teslim alma

    tebellür :netleşme; net olarak ortaya çıkma; aydınlanma

    tebeyyün etmek: saptanmak ; ortaya çıkmak; aydınlanmak

    tebligat: Bir hukuki işlemin yetkili makamca, ilgili kişinin bilgisine sunulmak üzere, kanun ve usule uygun olarak yazı veya ilanla bildirilmesi.

    tecdit :yenileme; tazeleme, açıkça anlaşılacak şekilde önceki borcun, yeni bir borç kurarak ortadan kaldırılması; yenileme.

    tecezzî: bölünme; doğranma

    tecvîz :ceza verme; caiz görme

    tedabir:tedbirler önlemler

    tedarik :
    sağlama; temin etme

    tedavül :sürüm; elden ele gezme; dolaşma; kullanılma

    tedip hakkı: ana babalara tanınmış çocuğa öğüt vermek, ihtirada bulunmak

    tebdil : değiştirmek

    tebeddül : değişiklikler

    tebeyyün :ortaya çıkmak

    tediye :ödeme; bir borcun ödenmesi

    tedricen:azar azar; yavaş yavaş; aşamalı olarak

    tedvîn :hukuku birleştirmek amacıyla,hukukun bir dalı ile ilgili yasa halinde kurallar koyma

    teehhür:gecikme; sonraya kalma

    teemmül:düşünüp taşınma; etraflıca düşünme

    teessüs :kuruluş; kurulma; yapılma; yapılanma

    tefehhüm:anlamak; akıl erdirmek

    teferruat :ayrıntı; bölgesel töreye (örfe) veya malikin açık isteğine göre, bir şeyin işletilmesi veya korunması veya ondan yararlanılması için sürekli olarak ona tahsis olunan ve kullanışta o şeye bağlı kılınan yada takılan veya onunla birleştirilen taşınır mallar, asıl şeyin teferruatıdır.

    teferruğ :satın alanın aldığı mülkün ferağ işlemini yaptırması, tapu kaydını kendi üzerine çevirme

    teffiz :bkz. tefvîz

    tefhim:verilmiş olan kararın veya hükmün,duruşmada hazır bulunan taraflara yargıç tarafından sözle bildirilmesi

    tefrişat:döşeme araçları; bir yeri döşemek için kullanılan eşya

    tefvîz :ihale; sipariş etme; havale etme; dağıtım; ısmarlama; bir taşınmazı belli bedel karşılığında üçüncü kişinin üzerinde bırakma

    tehâlüf:yargıcın iki tarafa da yemin vermesi; birbirine zıt olma

    tehir erteleme: ara verme

    tek taraflı irade beyanı: Hukuki bir ilişkide taraflardan birinin, o ilişki bakımından hüküm ve sonuç doğurmaya yetecek şekilde iradesini açıklaması.

    tekabül etmek:karşılamak; karşılık olmak

    tekaüd :emeklilik

    tekâyüd:birbirine hile yapma

    tekeffül :birine kefil olma; kefalet verme; garanti etme

    tekemmül:tamamlanma; olgunlaşma

    tekevvün etme: yaratılma; meydana gelme

    telâfi: zararı karşılama; giderme; eksikliği giderme

    telâhuk: birbirine katılma; yarışma; hakların yarışması

    telhîs: hülasa etme; özetleme; özet

    telif: yazma; uzlaştırma

    telif hakları : fikir ürünü eserler üzerinde yaratıcısının sahip bulunduğu haktır.

    telvis etmek: kirletmek

    temadi: sürüp gitme; süregelme; devamedegelme; sürme; uzama

    temellük:mülk edinme; kendine mal etme; sahip olma; sahiplenme; devralma

    temerrüd:direnme; borcun ifasında gecikme, bir yükümlülüğün yerine getirilmesinde oluşan gecikme; direnme

    temettü: kâr; kazanç payı; yarar

    teminat: Belli bir hukuksal durumu (genellikle borcun ödenmesini) sağlamak için verilen garanti.
    teminat akçesi: bir sözleşmenin kurulması için taraflardan birinin diğerine vermek yükümlülüğünde bulunduğu para

    temlik: devir
    temlik: Bir malın veya hakkın, bir hukuki işlemle başkasına devredilmesi; mülkiyetin nakli.

    temyiz Kudreti: İyiyi kötüden ayırma ve makul biçimde davranışta bulunma yeteneği.

    tenâküz: çelişki

    tenbih: uyarma; uyarı

    tenezzül: inme; alçalma; düşme; kendine aykırı gelen bir işi veya durumu kabul etme

    tenkis: indirme; azaltma; eksiltme

    tenmiye: nemalandırma; artırma; işletme

    tensip: uygun görme

    tenvîrât: aydınlatma; ışıklandırma

    tenzil: indirtme; azaltma

    terâküm: birikme; biriktirme

    tercihe şayan: üstün tutulan; yeğlenen; tercih edilen

    tereke (terike): miras bırakanın mirasçılarına geçen kalıtı; kalıt; mirasçılara kalan malvarlığı

    terekküp etmek: oluşmak

    teressübât :tortulanmalar; dibe çökmeler; durulmalar

    terettüp etmek: düşmek; doğmak; ait olmak; sırası gelmek; gerektirmek

    terhin :rehin olarak verme; emanet bırakma

    terkin :silme; çizme; resmi kütük veya defterde yazılı bulunan bir konunun (şerhin) çizilmesi

    termim: tamir etme; onarma; düzeltme; iyileştirme
    Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz; Bu yol ki Hak yoludur, dönmek bilmeyiz, yürürüz!
    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne; Acırım tükrüğe billahi ! tükürsem yüzüne.
    {Mehmet Akif ERSOY}

  4. #14

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    608

    Standart

    tersîmât: resmetmeler; resmini yapmalar; çizmeler

    tertip :sıra; düzen; düzenleme

    tesâhub: sahip çıkma; koruma

    tescil: Resmi kütük veya defterlere bir konunun (hakkın) yazılması, kayıt düşülmesi.

    tesellüm :teslim alma

    tesmiye :ad koyma; isimlendirme; belirleme

    tesviye :sonuca bağlama; çözümleme; gereğini yapma; seviye; düzdüzeltme

    teşevvüş: karışıklık; kargaşalık

    teşmil :kapsamına alma; yayma

    tevakkuf: bağlı olma; durma

    tevarüs :bir kimseden miras kalma; mirasa konma; kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme

    tevdi etmek: vermek; bırakmak; sunmak

    teveccüh :yönelme; yakınlık duyma; sevgi

    tevellüt: doğum; doğma

    tevessül etmek: başvurmak; kalkışmak; girişmek

    tevfik :uydurma; uygunlaştırma

    tevfikan: uyarınca; (ona) göre

    tevhid :birleştirme

    tevkif: tutuklama

    tevkil: Vekil olarak tayin edilmiş kimsenin, vekillik yetkisini bir başkasına devretmesi.

    tevlit etmek: doğurmak

    tevliyet :vakfın işlerini yönetmek

    tevliyet davası: mütevellilik davası; vakfın işlerine bakma göreviyle ilgili dava

    tevsî' :genişleme

    tevsîk :belgelendirme

    tevzi :dağıtma

    tezâyüd: artış; çoğalma

    tezkere-i sâmiyye: sadrazamlık makamından yazılan tezkere

    tezyinat :süslemeler

    toplu iş sözleşmesi: işçi sendikaları ile işveren veya işveren sendikaları arasında yapılan ve iş şartlarını, tarafların hak ve borçlarını düzenleyen yazılı bir anlaşmadır.

    trampa: Bir malın başka bir malla veya bir hakkın başka bir hakla değiştirilmesini konu alan sözleşme.

    tüzel Kişi: Kendisini oluşturan gerçek kişilerin üzerinde ve onlardan bağımsız bir varlığı ve belirli bir amacı bulunan.

    tüzük : Bir kanunun uygulamasını göstermek veya kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak şartıyla ve Danıştayın incelemesinden geçirtilerek Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan yazılı hukuk kurallarıdır.

    U

    uhde :
    görev; birinin yapmakla yükümlü olduğu iş; bir işin yapılacağına söz verme

    uhdesinde: üzerinde; sorumluluğunda

    ulak :haberci; haber götürücü

    umran: bayındır

    umranî: bayındırlıkla ilgili; imarlı hale getirme

    umur :işler

    urup :arşının sekizde biri

    uyrukluk : Şahısları veya şeyleri devlete bağlayan hukuki ve siyasi bağdır.

    uygulama imar plânı : onaylı halihazır haritalar üzerinde, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak, nazım imar plân esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzeni, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama plânlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntılarıyla gösteren plân

    uzatılmış mal ortaklığı: Evlilik birliğinin, eşlerden birinin ölümüyle son bulması halinde, sağ kalan eşin, ölen eşin çocuklarıyla birlikte devam ettirdiği mal ortaklığı rejimi.

    Ü

    üçüncü şahıs: Bir sözleşmenin, davanın veya icra takibinin taraflarından olmayan kişi.

    üst hakkı: Taşınmaz malikinin, bir başkasına, arsasının üstünde ya da altında inşaat yapma veya mevcut inşaatı koruma (ona sahip olma) yetkisi verdiği irtifak hakkı.

    V

    vabeste :
    bağlı

    vakfiye :vakfedenin vakfa ilişkin bildirimini ve hakimin tescilini kapsayan belge

    vakıf :tesis; başlı başına bir varlığı bulunmak üzere bir malın belirli amaca tahsisi

    varaka: belge; yazılı kağıt

    varant :rehin senedi; umumi mağazaya tevdi edilen mallara ve tahıla ilişkin rehin hakkını gösteren ve bu mallar üzerinde herhangi bir alacaklı yararına bu hakkın yaratılmasını sağlayan senet

    varîd :gelen; vasıl olan; gerçek olan; varolan

    vâridât: gelirler; devlet(kamu)gelirleri

    vâris :mirasçı

    vasıl olmak :ulaşmak, erişmek

    vasi: Kanunun öngördüğü durumlarda, küçük veya kısıtlı kişilerin haklarını korumak üzere mahkeme tarafından atanan kanuni temsilci.

    vatandaşlık : Bir hakiki şahsı bir devlete bağlayan hukuki bağdır.

    vaz' :koyma; konulma (yürürlüğe koyma)

    vazıyed etme: bir şeye veya bir işe el koyma

    vaziyet :durum; hal

    vecîbe :borç

    veçhile :(bu) yönden; böylece; uyarınca

    vedia: saklama

    vefa hakkı: hak sahibine, sattığı şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında tekrar kendisine devrini, tek taraflı irade beyanı ile isteme yetkisi veren hak

    vehle :öncesi; baş tarafı; dakika; an

    vehle-i ûlâ: ilk başlangıç; birdenbire

    vekalet Sözleşmesi: Kişinin, bedelli veya bedelsiz olarak, bir işi yürütmeyi veya yerine getirmeyi başkası adına üstlendiği sözleşme.

    vekil: Vekalet sözleşmesi gereği, müvekkil tarafından ve onun adına işlem yapmakla yetkilendirilen kişi.

    velayet: Ana ve/veya babanın, reşit olmamış çocukları üzerindeki (kanundan doğan) eğitim ve terbiye hak ve yetkisi.

    velev :olsa bile; hatta; ister; isterse

    veli: Velayet hakkına sahip bulunan ana ve/veya baba.

    verese: mirasçılar

    vergide adalet ilkesi: herkesin mali gücüne göre vergiye tabi tutulmasıdır

    vesayet: Küçük veya kısıtlıların haklarının korunması amacıyla özel hukuk tarafından düzenlenen ve bir kamu hizmeti niteliğini taşıyan kurum.

    vesait :vasıtalar; araçlar

    vezâif :vazifeler; görevler

    vicahî :yüze karşı; tarafın yüzüne karşı

    vikaye :koruma

    vuku bulmak: olmak; oluşmak; meydana gelmek

    vücut bulmak: doğmak; yapılmış olma
    Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz; Bu yol ki Hak yoludur, dönmek bilmeyiz, yürürüz!
    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne; Acırım tükrüğe billahi ! tükürsem yüzüne.
    {Mehmet Akif ERSOY}

  5. #15

    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    608

    Standart

    Y
    yabancı :
    bir devletin ülkesinde oturan ve o devletin uyruğunu iddia etmek hakkı olmayan kimselerdir.

    yalamuk :çam ağacının reçineli kabuğu; soymuk

    yapı :(imar hukukunda) karada ve suda, sürekli veya geçici, resmî veya özel yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve hareketli tesisler

    yapı alacaklısı ipoteği: bir yapıyı yapanların, o yapıdan doğan alacaklarını teminat altına almak için koydurdukları gayrimenkul rehni

    yapı kullanma izni :iskân belgesi

    yapı malikinin sorumluluğu:bir binanın veya diğer yapı eseri malikinin, bunların çürük yapılmasından veya korunmasındaki kusurundan dolayı sorumlu tutulması

    yapı ruhsatı :inşaat izni; inşaat ruhsatı

    yargı: Hukuk kurallarının bağımsız ve tarafsız mahkemelerce belli bir olaya uygulanmasıdır.

    yayla :çevresi dik bayırlarla çevrili, düz ve yüksek yer; genellikle yüksek platolarda yer alan, insanların serinlemek ve hayvanlarını otlatmak için yaz aylarında gidip kaldıkları yer

    yaylak: Bir veya birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, yaz mevsimini geçirmeleri ve hayvanlarını otlatmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi. hayvanların yayılıp otlamasına uygun yer; otlak

    yed :el ;elinde bulundurma

    yed'i istirdat: mal üzerindeki yitirlmiş egemenliği, tasarruf gücünü geri almak, yeniden ele geçirmek

    yediemin :uyuşmazlık konusu şeyin saklanması ve idaresi kendisine verilen kişi; güvenilir kişi; yediadl

    yekûn :toplam

    yeni arazi teşekkülü: Kimsenin mülkiyetinde olmayan yerlerde birikme, dolma, kayma ya da kamunun malı olan akarsuların yatak veya seviyelerinin değişmesi gibi olaylarla oluşan toprak parçası.

    yeniden değerleme: Vergi matrahının hesaplanmasıyla ilgili ekonomik kıymetlerin takdir ve tespiti; paranın değer kaybı gözönüne alınarak, bilançolardaki stoklar, sabit varlıklar gibi kalemlerde düzeltmeler yapılması.

    yerleşme alanı: imar Plânı sınırı içindeki yerleşik ve gelişme alanlarının tümü

    yeşil alan :şehir imar plânlarında toplumun yararlanması için ayrılan ve üzerinde inşaat yapılması mümkün olmayan ve ileride veya şimdiden park, çocuk parkı vb. hizmet alanı olarak ayrılmış alan

    yönetim planı: Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre anagayrimenkulün yönetimini düzenleyici hükümler içeren ve bütün kat maliklerini bağlayan sözleşme

    Z

    zabıt defteri:
    Eski hukukta, tapu sicili gibi kullanılan defter.

    zabıtname: tutanak

    zâhire :yiyecek; gerektiği zaman harcanmak üzere ambarda saklanan hubûbat

    zâhirî :görünen; görünüşte

    zail :zeval bulma; bitme

    zamanaşımı: Kanunda öngörülen ve belirli koşullar altında geçmekle, bir hakkın kazanılmasını, kaybedilmesini veya bir yükümlülükten kurtulmayı sağlayan süre.

    zamin: bir şeyi tazmin eden; kefil

    zevâid (zevait): vakıfta gelirin dağıtılmasından sonra geri kalan

    zeval :son; bitim; nihayet; yok olma

    zevciyyet: kocalık,karılık; karı-kocalık; eşlik

    zımnında :dolayısıyla; için; olarak

    zımnî :üstü kapalı; açık olmayan

    zihni kayıt: bir kimsenin bilerek ve isteyerek, asıl iradesiyle uyuşmayan bir beyanda bulunması

    zikretmek: anmak; anılmak; bildirmek; belirtmek

    zilyet :bir şeyi fiilen elinde bulunduran kişi; bir şeyde tasarrufta bulunan kişi; elmen

    zilyetlik: Bir şey üzerinde fiili hakimiyet veya bi eşyayı fiili hakimiyet ve kudret alanı içinde bulundurma demektir.

    ziya :kaybetme; yitme

    ziyade: fazla; çok; aşırı

    zuhur etmek: ortaya çıkmak; doğmak
    Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz; Bu yol ki Hak yoludur, dönmek bilmeyiz, yürürüz!
    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne; Acırım tükrüğe billahi ! tükürsem yüzüne.
    {Mehmet Akif ERSOY}

Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Hukuk Nedir?
    By n@r_cicegi in forum Hukuk Danışma Hattı
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05.06.09, 00:15
  2. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.06.08, 01:47
  3. Fırat : Kazanan hukuk olacaktır
    By CaTLaQQQ in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.04.08, 01:37
  4. 26 Hukuk fakültesi dekanından kınama bildirisi
    By ChaoS in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20.03.08, 10:43
  5. Osmanlı Hukuk Sistemi
    By n@r_cicegi in forum Osmanli Tarihi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.03.08, 20:16

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372