1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Konu: üç Soru...

  1. #1
    anastasia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    uzaydan
    Mesajlar
    867

    Arrow üç Soru...

    Bir zamanlar bir kralın aklına şöyle bir düşünce geldi: "Eğer bir işe ne
    zaman başlayacağımı; kimi dinleyeceğimi ve yapmam gereken en önemli şeyin ne
    olduğunu bilseydim, girdiğim her işi başarırdım." Aklına böyle bir fikir
    düşünce, krallığın dört bir yanına, kim kendisine her iş için en uygun
    vakti, bu iş için en gerekli kişinin kim olduğunu ve yapılması gereken en
    önemli şeyin ne olduğunu öğretirse ona büyük
    bir mükafat vereceğini ilan etti.


    Bilgeler kralın huzurunda toplandı, fakat sorulara verdikleri cevaplar
    birbirinden tamamen farklı çıktı. İlk soruya cevap olarak; kimileri her
    hareketin doğru vaktini bilmek için önceden günlerin, ayların, yılların yer
    aldığı bir takvim hazırlamak ve sıkı sıkıya buna uyarak yaşamak
    gerektiğini söylediler. "ancak böylece" dediler "her şey tam zamanında
    yapılabilir". Diğerleri ise her hareketin doğru vaktine önceden karar
    verilemeyeceğini, kişinin kendisini boş eğlencelere kaptırmayıp, hep daha
    önce olmuş
    olayları izleyerek en lüzumlusunu yapabileceğini iddia ettiler.


    Bu defa başka bilginler de kral neler olup bittiğine ne kadar ederse etsin,
    tek bir kişinin her hareket için en uygun vakte karar vermesinin imkansız
    olduğunu; kralın, her şeyin en uygun vaktini tespitte ona yardım edecek bir
    bilge kişiler konseyi kurması gerektiğini söylediler.


    Fakat bu defa da başka bilginler; "Bir konseyin önünde beklemesi imkansız
    bazı şeyler vardır, bu işlerin yapılıp yapılmayacağına ancak tek bir kişi
    anında kara verebilir" dediler. "Buna karar vermek içinse neler olacağını
    önceden bilmek gerekir. Neler olacağını önceden bilenler de yalnızca
    sihirbazlardır. Dolayısıyla her hareketin doğru vaktini bilmek isteyen,
    sihirbazlara danışmalıdır.


    İkinci soruya da aynı şekilde türlü türlü cevaplar geldi. Kralın en fazla
    ihtiyaç duyduğu, en gerekli kişiler bazılarına göre danışmanlar; bazılarına
    göre papazlar; bir kısmına göre hekimler; daha başka bir kısmına göre ise
    savaşçılardı.


    Üçüncü soruya, yani en önemli işin ne olduğu konusuna gelince; bazıları
    dünyadaki en önemli şeyin bilim olduğunu söyledi. Bir kısmı savaşta
    ustalaşmak; daha başkaları da dinî ibadet dediler.


    Bütün cevaplar birbirinden farklı çıkınca, kral bunların hiçbirisini kabul
    etmeyip hiç kimseye de ödül vermedi. Ama halâ doğru cevapları aradığı için,
    bilgeliğiyle ünlü bir münzeviye danışmaya kara verdi.


    Münzevi, hiç ayrılmadığı bir ağaç kovuğunda yaşar, yanına sade halktan
    başkasını kabul etmezdi. Bu yüzden kral üstüne sade elbiseler giyerek
    kendisini halktan biri gibi göstermeye çalıştı ve yola düştü. Münzevinin
    kovuğuna yaklaştıklarında atından indi ve muhafızını da geride bırakıp
    yola devam etti. Kral yaklaşırken münzevi kovuğunun önüne çiçek tarhları
    kazıyordu. Kralı gördü, selamlayıp kazmaya devam etti. Münzevi mecalsiz ve
    zayıf birisiydi; küreğini toprağa her sokuşunda bir parçacık toprak
    çıkarıyor, soluk soluğa kalıyordu. Kral yanına gelip şöyle dedi.


    "Ey bilge münzevi, size üç sorunun cevabını sormak için geldim. Doğru şeyi
    doğru zamanda yapmayı nasıl öğrenebilirim? En fazla muhtaç olduğum,
    dolayısıyla diğerlerinden fazla ilgi göstermem gereken insanlar kimdir?
    En önemli ve her şeyden önce kendimi vereceğim işler nelerdir?"


    Münzevi kralı dinledi, ama cevap vermedi. Avuçlarına tükürüp kazmaya devam
    etti.
    "Yoruldunuz" dedi kral, " Küreği bana verin de biraz dinlenin."
    Münzevi, "Sağolun" diyerek küreği krala verip yere oturdu. Kral iki tarh
    kazdıktan sonra durup sorularını tekrarladı. Münzevi yine cevap vermedi; bu
    defa ayağa kalktı, elini küreğe uzattı ve şöyle dedi: "Biraz dinlenin; bir
    parça da ben çalışayım." Fakat kral küreği ona vermeyip kazmaya devam
    etti. Bir saat geçti, bir saat daha. Güneş, ağaçların ardından batmaya
    başladı; sonunda kral küreği toprağa saplayıp şöyle dedi: "Ey bilge kişi,
    senin yanına sorularıma bir cevap bulmak için geldim. Eğer cevap
    vermeyeceksen, söyle de evime gideyim". Münzevi, "Buraya koşarak birisi
    geliyor" dedi, "bakalım kim?" Kral arkasına döndüğünde bir adamın koşarak
    kendilerine doğru geldiğini gördü. Adamın karnına bastırdığı ellerinin
    altından kan sızıyordu. Kralın yanına ulaşınca, kendinden geçercesine
    inledi, sonra da bayılıp yere düştü. Kral ve münzevi, hemen adamın üstündeki
    elbiseleri çıkardılar. Karnında büyük bir yara vardı. Kral yarayı elinden
    geldiğince yıkadı, mendiliyle ve münzevinin havlusuyla sardı. En sonunda kan
    durdu, adam kendisine gelince içecek bir tey istedi. Kral dereden taze su
    getirip ona verdi. Bu arada akşam olmuş hava soğumuştu. Kral, münzevinin de
    yardımıyla yaralı adamı kovuğa taşıyarak yatağa yatırdı. Yatağa uzanan adam
    gözlerini kapatıp derin bir uykuya daldı.


    Kral, koşuşturmadan ve yapmış olduğu işlerden öylesine yorulmuştu ki eşiğe
    çöktü ve uyuyakaldı; kısa yaz gecesi boyunca deliksiz bir uyku çekti. Sabah
    uyanınca nerede olduğunu, yatakta uzanmış ve canlı gözlerle dikkatle
    kendisine bakan yabancının kim olduğunu uzun süre hatırlayamadı. Kralın
    uyandığını ve kendisine baktığını gören adam; "Beni affedin" dedi, zayıf bir
    sesle. Kral, "Sizi tanımıyorum, üstelik affedilecek bir şey yapmadınız ki"
    dedi. "Siz beni tanımıyorsunuz, ama ben sizi tanıyorum" dedi adam. "Ben,
    kardeşimi astırdığınız ve mallarını elinden aldığınız için sizden öç almaya
    yemin etmiş bir düşmanınızım. Tek başınıza münzeviyi görmeye gittiğinizi
    öğrendim ve dönerken yolda sizi öldürmeye karar verdim. Ama
    akşam olduğu halde dönmediniz. Ben de sizi arayıp bulmak için pusuya
    yattığım yerden çıkınca muhafızlarınıza rastladım, beni tanıyıp yaraladılar.
    Onlardan kaçtım, fakat yaramdan çok kan akıyordu. Yaramı sarmasaydınız kan
    kaybından ölürdüm. Ben sizi öldürmek istedim, siz ise hayatımı kurtardınız.
    Eğer yaşarsam şimdiden sonra en sadık köleniz
    olup size hizmet edeceğim ve oğullarıma da aynı şeyi emredeceğim. Affedin
    beni." Kral, düşmanıyla bu denli kolay barıştığı ve onun dostluğunu
    kazandığı için çok mutlu oldu; onu affetmekle kalmayıp uşaklarını ve kendi
    doktorunu gönderip onun tedavisini yaptıracağını söyledi, ayrıca mallarını
    iade edeceğine de söz verdi. Yaralı adamla vedalaşan kral, kapının önüne
    çıkıp münzeviyi aradı. Gitmeden önce, sormuş olduğu sorulara cevap
    vermesini bir kez daha rica etmek istiyordu. Münzevi dışarda, bir gün önce
    kazmış oldukları tarhlara çiçek tohumlarını ekiyordu. Kral ona yaklaştı ve
    şöyle dedi: "Sorularıma cevap vermeniz için size son defa
    yalvarıyorum!" Yorgun dizlerinin üstünde çömelmeye devam eden münzevi,
    gözlerini kaldırıp krala baktı ve, "Cevabınızı aldınız" dedi. "Nasıl aldım?
    Ne demek istiyorsunuz?" diye sordu kral. "Anlayamıyorsunuz" diye cevapladı
    münzevi.
    "Dün eğer benim dermansızlığıma acımayıp şu tarhları kazmasaydınız, gidecek
    ve şu adamın saldırısına uğrayacaktınız ve yanımda kalmadığınıza pişman
    olacaktınız. Yani en önemli vakit, tarhları kazdığınız vakitti;
    en önemli kişi bendim ve en önemli işiniz bana iyilik yapmaktı. Daha sonra
    bu adam yanımıza koşarak geldiğinde, en önemli vakit onunla ilgilendiğiniz
    vakitti, çünkü eğer onun yaralarını sarmasaydınız, sizinle barışmadan
    ölecekti. Dolayısıyla en önemli kişi oydu, en önemli iş de onun için
    yaptıklarınızdı." "Bundan sonra şu gerçeği unutmayın: Tek önemli vakit
    vardır, içinde bulunduğunuz an. O an en önemli vakittir, çünkü sadece o
    zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi, kiminle beraberseniz
    odur, zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp görüşmeyeceğini
    bilemez; ve en önemli iş iyilik yapmaktır, çünkü insanın bu dünyaya
    gönderilmesinin tek sebebi budur.",



  2. #2
    hanay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    1,671

    Standart

    Çok güzelmiş. Teşekkürler arkadaşım.

Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. İslami Soru Cevap Oyunu !!!
    By Fidem in forum iLmihaL BiLgiLeri
    Cevaplar: 24
    Son Mesaj: 17.09.09, 21:06
  2. Balıkçının ölümünde soru işaretleri
    By LideR in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.04.08, 21:00
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.04.08, 18:57
  4. ~~ Soru ve CevapLarLa isLam ~~
    By anastasia in forum Merak edilen sorular ve cevapları
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 15.03.08, 08:10

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372