"Ülkede medya tekeli olunca işsiz kalan iki gazeteci kendilerini başka bir
iş aramaya başlamışlar. Ellerinden fazla bir iş gelmediği için epey bir
sürünmüşler. Tam açlık sınırına geldikleri sırada bir ilan görmüşler.
Bir çiftlikte çalışacak kalifiye olmayan işçiler aranıyormuş.
Hemen başvurmuşlar. Çiftlik sahibi bizim iki işsiz gazeteciyi şöyle bir
süzmüş, Pek gözü tutmamış ama yine de ellerine birer kürek vermiş ve büyükçe
bir ahırın kapısına götürmüş.
Günde üç öğün yemek ve saati 5 YTL karşılığında ahırdaki gübreyi, 50 metre
ilerdeki koyuya taşımalarını istemiş.
Bizim iki gazeteci iki haftalık işi iki günde bitirivermişler. Öyle ki, ahır
pırıl pırıl olmuş.
Çiftlik sahibi memnun, bizim eski gazetecilere yeni bir iş önermiş.
Bu kez tavuk kümeslerinde çalışacaklarmış. Çiftlik sahibi anlatmış.
"Önünüzde iki kutu var. Şu yürüyen bantla gelen yumurtaların büyüklerini bir
kutuya, küçüklerini diğer kutuya koyacaksınız. Düğmeye basınca bant
çalışmaya başlar" demiş ve gitmiş.
Bizimkiler bandı çalıştırmışlar önlerine ilk yumurta gelmiş. Bizimkiler
yumurtayı alıp tartışmaya başlamışlar "Büyük mü küçük mü?" diye.
İki eski gazeteci tartışırken banttan gelen yumurtalar yerlere dökülmeye
başlamış.
Çiftlik sahibi gelince bir görmüş ki, bizimkiler ellerinde bir yumurta ile
tartışırken, yüzlerce yumurta yerlerde kırık.
Öfkelenen çiftlik sahibi sormuş, "Siz daha önce ne iş yapıyordunuz?" diye.
Bizimkiler "Gazeteciydik" diyince "Belli" demiş. "B.. atmayı çok iyi
biliyorsunuz ama iyiyle kötüyü ayırt etmekte zorlanıyorsunuz!