Hayatta her şeyi bilmek zorunda değilsiniz ama her şeyi bilmediğinizi bilmek zorundasınız. Bilmediğiniz mev-zularda ahkam kesmeyin. Bir in-san her şeyi bilmekle mükellef de-ğildir, öğrenmekle mükelleftir. Bilmediğiniz bir mevzuda size bir soru sorulduğu zaman "bilmiyo-rum" demek de bir erdemdir. Ne-zaketle bilmediğinizi söylemek si-zi küçültmez aksine karşınızdaki insanın gözünde daha da büyür-sünüz. İnsanların bir kısmı bilgisiz-dir, cahildir, bilmez. Ama daha esef verici olan diğer bir kısım ise cahildir lakin cahil olduğunun da cahilidir. Yani bilmez ama bilme-diğinden de habersizdir. İnsanla-rın bir kısmı her konuda kendile-rini bir şeyler söylemek zorunda hissederler. Aslında bu, o insanın kendisini isbat çabasından başka bir şey değildir. Kendinizi isbat et-mek için aşırı bir gayret göster-menize gerek yok, olduğunuz gibi görünün yeter. "Ayinesi iştir kişi-nin lafa bakılmaz." Sizin yansıma-nız, aynanız yaptıklarınızdır, lafa bakılmaz. Hz. Ali (r.a.) der ki: "Sözle herkese kılavuzluk etmeye kalkar ama amelde herkesten ge-riye kalır." İnsan, susturuluncaya kadar konuşmaktan ziyade adam gibi bir şey konuşuncaya kadar susmasını bilmelidir. Konuşmayı bilip de susmayı bilmeyenler gün olur başkaları tarafından susturu-lurlar.

Meşhur bir fıkra vardır, ko-nuşmayı seven ama dinlemeyi be-ceremeyen "geveze" diye tabir edilen bir zat-ı muhterem bir se-çimde milletvekili seçilir. Fakat daha sonraki dönemde seçimi kaybeder, seçilemez. Her toplu-luktaki konuşmalarında mevzu-sunun ana maddesi milletvekili iken yaşadıklarıdır. "Ben milletve-kili iken..." diye başlayan konuş-malardan çevresindekiler bıkıp usanırlar ve konuşturmamaya, susturmaya karar verirler. Yine bir gün "Ben milletvekili iken..." diye söze başladığı bir anda, çevresindekiler hep birden üze-rine yürüyüp sustururlar. O da şöyle der; "Böyle susturmuşlardı bir gün beni, milletvekili iken!"

Alinti