Hımm.. Kullanılan ifadeler,benzetmeler güzel..Bunu yazan bi edebiyatçı olsa gerek.Hikayendeki anlatım süper..
:Paylaşım için teşekkürler..
Bir aSkın Ölümünde I... ArkadaşLar.. Yazdığım bu hikaye hayaLidir.. Yazma amacım ise bir ihtiyaçtır.. Yüreğimde ağırLık yapan bu aşk duygusunu keLimere döküp rahat nefes aLmaktır amacım.. Yazarken yaşamış kadar oLdum diyebiLirim.. Çünkü hikayeme kendi kişiLiğimi verdim, ve istediğim aşkı sergiledim... Ama gerçekten bu duyguLarı tadtım.. Yazarken beLki de her satırında ağLadım.. Ve de ağLattım harfLerimi.. Etkisinden haLa kurtuLamadım.. BeLki de bir ömür etkisinden kurtuLamayacağım.. Her karesi gözLerimin önünde.. En zoruda ne biliyormusunuz.. Ya da bunu ben söyLemeyim.. Siz okuyun ve hissedin söyLemedikLerimi, aşkı, o anLatıLmaz duyguLarı...
Sonbaharın en hüzünlü günlerinden birinde, doğaya küsen güneş, benim yüreğimde doğmuştu sanki. İçimde yabancı bir mutluluk, anlamsız bir heyecan vardı. Sanki biri beni çağırıyormuşçasına bir his yüreğimde geziniyorken, ısrarlı kalp atışlarıma yenik düşmüş ve evden çıkmıştım. Hâlbuki dışarıda hava çok soğuk ve yağmurluydu. Ama içimdeki aşk ateşi beni ısıtmaya yetiyordu. Herkes yollarda koşuştururken, ben yavaş adımlarla ilerliyordum yolumda. Anlam veremezdim kaçışlarına. Her yağmur tanesini bir melek indirirken, yüzüne meleklerin dokunduğunu bilmek, hissetmek, insanın içinde o kadar güzel ve ayrı bir duygu yaratırken, insanlar neden kaçışıyorlar ki. Melekleri sevmiyorlar mı acaba. Yoksa benim kadar duygusal mı değiller. Yağmur o kadar güzel yağıyor ki hâlbuki... Melekler yüzüme her damla indirdiğinde içimde ki heyecan artıyordu. Ne oluyordu bana, bilmiyordum. Anlam veremiyordum yüreğimde yaşananlara. Ama öyle güzel bir duygu var ki içimde, kelimelere dökmek istesem dökemem. Çünkü böyle farklı bir duygu yaşamamıştım önceden. Çok mutluyum.
Sonbaharın bu güzel gününde, benim gibi yağmurun tadını çıkaran biri daha yok sanıyordum. Ta ki, melekleri andıran güzelliğiyle, yağmurla iç içe olan o kızı görene kadar. Denize karşı bir bank da oturuyor, huzurlu bir ifadeyle gökyüzüne bakıyor, olduğu yerde ıslanıyordu. Bende durup onu izliyordum. Nasıl da bebeksi bir hali vardı. Yeniden doğmak bu olsa gerek. Boynum bükülmüştü bu tatlılık karşısında. Sonra beni fark etti ve birbirimize bakıp gülümsedik. Yanına yaklaştım "merhaba" dedim, "merhaba" dedi. Sesi yabancı gelmişti kulağıma. O kadar güzel, o kadar farklıydı ki, onun gerçek bir melek olduğuna inanmaya başlamıştım. "Sende melekleri seviyorsun değil mi?" dedim, o da "evet" dedi gülümseyerek. Güneş gözlerine çarpan yağmur taneleri sanki yüzünde bir gökkuşağı oluşturuyordu o gülerken.
Çok güzeldi. Gözlerine bakamıyor, aşkı ile kör olmaktan korkuyordum. Çünkü yüreğimin meleklere zaafı var. Bak, nasılda deli gibi çarpıyor.Yüreğimde biriken duygular, sabırsızca bir bir kelimelere dökülmeye bekliyor, boğazımda düğümleniyordu. Onu görmeden önce de bu duyguyu hissettirmişti yüreğim bana. Gözlerimi kapayıp yüreğimin derinliklerine, saklı cennetime indim bu duyguyu anlatabilmek için. Ve duygularımı sırayla taşıdım dudaklarıma. "Biz melekleri seviyoruz. Onlarda bizi seviyorlar. Yüzümüzden yağmur süzülürken hafif bir sıcaklık hissedersin ya, onların elleridir aslında. Her yağmur tanesini bir melek indirirmiş. Yüzünden yavaşça süzülen o damlalar insanı nasıl da bir kedi kadar uysal yapıyor. Kendimi yeni doğmuş ve sevgiye muhtaç bir bebekmiş gibi hissediyorum. Seni de öyle görünce, işte benim gibi biri daha dedim ve yanına geldim" dedim. O bebeksi, utangaç hali bitiriyordu beni. Ve orada öylece izliyordu beni. Gözlerim istemeden onun gözlerine çarptı ve ikimizde birbirimizin gözlerinde kaybolduk. Gözlerimi ondan alamıyordum. Kalbim yerinden çıkacakmış gibi çarpıyor, gözlerimden yaşlar akıyordu ama yağan yağmur belli etmiyordu gözyaşlarımı. Yüreğim bu güzelliğe, bu yoğun duygulara dayanamamıştı ama kalbine inmeliydim. Tanımalıydım onu. Çünkü yaşayacağım yer orası olacaktı. O melek yüzün arkasından diğerleri gibi bir şeytan çıkmasından, bana cehennemi yaşatmasından korkuyordum. Cehennemde yanarken de şikâyet etmiyordum. Fakat ateşi körükleyen bir nokta vardı ki, o da benimle birlikte içimde yanan sevdiğimdi. Onlar bana kıyarken, ben onlara kıyamıyordum. Onlar da içimde yanmasınlar diye, yüreğimden uzaklaştırıyor, yalnız yanıyordum. O zamanlar gözlerimi kapayıp yüreğime indiğimde ona "lütfen içim, lütfen canım, ağlama. Seni bir melekle tanıştıracağım ve o son olacak. Cenneti getirecek kapına. İnan bana" diyerek söz vermiş, yaram kapanmıştı. Ve şimdi, ona bakıyorum da, acaba bu o mu? Kalbimin kapılarının zamanı gelmiş miydi açılmaya? O kadar güzel bakıyor ki... Cenneti gözlerinde görebiliyorum. İnanıyorum. Tanıyacağım onuYağmur şiddetini azaltmıştı. Yavaş adımlar atıyor, utangaç bakışlarla konuşuyorduk. Güzel sözler söylüyor, utanıyor ve başımızı yere eğerek gülümsüyorduk. Bebek gibiydik ikimizde. Ne de olsa onunla yağan yağmura kapılmış, yeniden doğmuştuk...
Hımm.. Kullanılan ifadeler,benzetmeler güzel..Bunu yazan bi edebiyatçı olsa gerek.Hikayendeki anlatım süper..
:Paylaşım için teşekkürler..
Edebiyatcı degil benBegendıysen ne mutlu bana
Devamı gelıyor
![]()
Dostluk Ariyorsan Burda,
Güven Ariyorsan Burda,
Dürüstlük Ariyorsan Burda,
Eger Yalanciysan Ve Üzmek Istiyorsan,
Yukarda sag kösede X´e bas,
CIKIS ORDA...
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks