Yazı: Nazım Alpman
Fotoğraflar: Tolga Sezgin
İtfaiyecilik bir meslekten çok bir ruh hali! Başka yaşamları kurtarırken kendi canından vazgeçebilme yürekliliği, onlar için olağan bir görev gibi...

İstanbul'un merkezi sayılan Beyoğlu İtfaiye Grup Amirliği'nde olağan bir gece nöbeti devam ediyor. İtfaiyeciler dinlenme salonunda küçük gruplar halinde masaların çevresinde kümelenmiş, tavla veya dama oynayan arkadaşlarını seyrediyorlar.
Birden itfaiyecilerin alışık olmadığı sıra dışı bir hareketlilik başlıyor. Belediyeye hizmet veren bir müteahhit firmasının elemanları, itfaiye merkezinin bahçesindeki giriş–çıkış kapısının önünü büyük bir iş makinesiyle kazmaya başlıyor. O gece nöbette olan B Vardiyası'nın Grup Amiri Yardımcısı Başçavuş Ertuğrul Balcı, hışımla, “Burayı kazamazsınız” diye gürlüyor. Çalışma yapacak ekibin başındaki, işi tatlıya bağlayarak halletmek için elinden geleni yapıyor: “Abi biz işimizi 15 dakikada bitiririz!”
Başçavuş Balcı bu sürenin ne anlama geldiğini kısa yoldan anlatıyor: “15 dakikada yangın biter, sen ne diyorsun?”
İtfaiyeciler için saniyelerin bile ne kadar önemli olduğunu kavramak için çok beklemek gerekmiyor. Bu tartışmadan sadece bir buçuk saat sonra, 23.30'da bina içinde görülebilecek her yerde bulunan kırmızı lambalar yanıp sönmeye başlıyor: Yangın var!..
İhbarların alındığı ikinci kattaki santral odasının yanından geriye doğru uzanan yatakhaneden pijamalarıyla yalınayak merdivenlere koşan Mehmet Bülbül'ün bindiği araç, kırmızı alarmdan sadece 26 saniye sonra itfaiye kapısından çıkış yapıyor.
Yangına giden ekibin zamanı ne kadar ekonomik kullanabildiğini ancak aracın içinde yer alarak öğrenmek mümkün... Mehmet Bülbül, yanmayan giysilerini 1–1,5 dakikada giyip, teçhizatını kuşanırken, aracın sürücüsü Uğur Bektaş'ın gözü yolda kulağı telsizde, açık yollar hakkında aldığı bilgileri akıl defterine not ediyor.
İtfaiye merkezinden Beyoğlu Grubu araçlarına, yangın yerine en kısa gidiş yolları hakkında bilgi aktarılıyor. Ertuğrul Balcı ise elindeki telsiz ve haritadan yangın yerini bulmaya çalışıyor. Araç içinde hareketlilik devam ederken, dev kasalı itfaiye araçları Beyoğlu'nun labirenti andıran dar sokaklarından içeri giriyor. Ancak yangın çıkan içkili lokantanın bulunduğu Nane Sokak başına gelindiğinde, dar sokağa park edilmiş otomobillerle karşılaşıyorlar. Yola uzanan tabelalar, metal aksamlı sabit tenteler ise itfaiye araçlarının geçişini tahmin edilemeyecek oranda zorlaştırıyor.
İtfaiyeciler camlarından duman çıkan Umut Birahanesi'ne vardığında, kırmızı alarmdan sadece altı dakika sonra olay yerine ulaşılmış olduğunu not ediyorum. Beyoğlu'nun birbiri üstüne yığılırcasına yapılanan eğlence yerlerinin bulunduğu sokağın 5 numaralı binasında bu gece küçük çaplı bir faciadan dönüldüğünü itfaiyeciler dışında kimse öğrenemeyecek.