KARAGÖZ Sparidae, Perciformes, Diplodus vulgaris Yurdumuzun tüm denizlerinde yaşayan karagöz balığı, ılıman denizlere özgü bir balıktır. karadeniz’de de bulunmakla beraber sayıca Marmara ve Akdenizde olduğundan daha azdır. Türkçe’de bazen tahta balığı, çırpıntı, karakulak ama daha çok karagöz olarak tanınırken diğer dillerde blacktail bream, twoband bream (ABD), avlias, kampanas, kakarelos (Yun), sargo mojarra (İsp.), sparus negro (Rom.), amarel (Pol.) adları ile rastlanır. Vücudu yüksek sırt profili ve yanlardan basık olması nedeni ile neredeyse yuvarlak disk görünüşlüdür. Tüm vücudu iyi intibak etmiş iri pullarla kaplıdır. Sırt yüzgeci sert, uzun ve tek parçadır; ön tarafında batıcı dikenler vardır ama bunlar izmarit balığındaki kadar tehlikeli değildir. Yan yüzgeçleri oldukça uzun, anal yüzgeci de sırt gibi tek parça ve kuyruğa kadar uzanır; kuyruk yüzgeci yumuşak ve iyi gelişmiştir. Yüzgeçlerinin rengi esmerdir. Yüksek sırt profilli tüm balıklarda olduğu gibi gelişmiş yüzgeçlerinin de avantajı ile çok hareketli ve yüksek manevra kabiliyetli bir balıktır. Bu özellik üyesi olduğu sparidae familyasının tüm balıklarında görülür. Biri başının hemen gerisinde biri de kuyruk yüzgeç boğumunun üzerinde olmak üzere iki siyah bant karakteristik özelliği olarak balığı tanıtır, kuyruk boğumunda ikinci bantla birleşmiş siyah bir benek buluınur. Rengi sırtında esmerce yanları biraz daha açık karnı beyazdır. Sırtından kuyruğa doğru bir kaç tane parlak gümüşi hat uzanır. Başı ufakça, gözleri normal büyüklüktedir. Ağzı küçük fakat çeneleri çok kuvvetlidir. Tüm çeneleri batıcı konik ve öğütücü sert dişlerle kaplıdır. Bu dişler kesici olmadığından takımı kesemese de olta iğnelerini açabilir hatta kırabilir, yandaki resin çene ve diş yapısını göstermektedir. Özellikle ön dişleri koyun dişi gibi görünür. Bu dişlere sahip karagöz midye gibi kabuklu yumuşakçaları kırıp açabilir, kayaların üstelerini kazıyıp ekmeğini taştan çıkartabilir. Bu arada bitkilerle de beslenir. Küçük balıkları yediği de olur. Kışları 160 metreye kadar derinler çekilirken yazları kıyılara yanaşır genellikle de 50 metreden az derinliklerde rastlanır. Zaman zaman özellikle sert akıntılı anaforlu kayalıklarda yemlenirken su yüzüne çok yaklaşarak görüntü verdiği de sık sık olur. Yavruları dibi yosunlu veya kumlu kıyılarda görmek mümkündür. Yüzme keseleri vardır. Yerel balıklardandır yani göç etmezler yaşamlarını doğdukları denizde tamamlarlar. Hermafrodit özellikler gösterir, yani bir müddet sonra cinsiyet değiştirebilir. Üremeleri yurdumuzda suların ısınmasına bağlı olarak Nisan-Temmuz bazen de Ağustos ayları arasındadır. Yumurtalar açık suya dökülür. Genelde sürüler halinde bulunurlar. 45 santim boya, 1,5 kilo ağırlığa erişirlerse de sık rastlanan ortalama boy 15-25 santim arası, yarım kilo civarında ağırlıktır. Karagöz balıklarının 10-12 yıl yaşadıkları sanılmaktadır.
Karagöz balığının yurdumuz sularında hayat hikayesi aynı olan üç farklı türü daha mevcuttur. Bu türler de karagöz ile aynı yaşam hikayesine sahiptir ve genelde birlikte yaşarlar. Bu balıkları da kısaca tanımakta yarar vardır.
Sargos (Baltabaş karagöz)
Bilimsel adı Diplodus sargus sargus’tur. Dilimizde karagöz ile aynı isimlerle veya akkaragöz, sargos (sargoz) olarak tanınır. Yabancı kaynaklarda white seabream (İng.), sarago magiorre (İtl.), sargos, sargys (yun.), sargo (İsp.) isimleri ile bulmak mümkündür. Yaşam hikayesi karagöz ile aynıdır. Karagözde bulunan iki bant yerine sargos’ta solungaç kapağının hemen arkasından kuyruğa kadar 6-7 adet daha ince bant yukarıdan aşağı vücuduna dik olarak uzanır. Bu biz amatörler için en iyi ayırıcı özelliktir. Çeneleri aynı kuvvete sahipse de dişleri ufak tefek farklılıklar taşır ama bu farkı aramak amatör işi değildir. Kuyruk boğumunda siyah bir leke bulunur.
Sivriburun karagöz
Bilimsel adı Diplodus puntazzo’dur. Yurdumuzda karagöz ile aynı isimlerle veya sivriburun karagöz olarak bilinir. Yabancı kaynaklarda sharpsnout seabream (İng., ABD), mytaki (Yun.), sarago pizutta (İtl.) isimleri ile bulunabilir. Yaşam hikayesi karagöz ile aynıdır. Renk ve desen olarak sargos’a çok benzer en belirgin farkı sanki bir öpücük almak istercesine ileri doğru uzamış dudaklarıdır. Buna dikkat edildi mi balık tanınabilir. İlk iki türe göre nispeten daha iri bir balıktır 60 santim boya ulaşabilirler 2 kilo civarında olanları vardır.
Çizgili karagöz (mercan)
Yurdumuz sularında diğer türlere oranla daha seyrek rastlanan bir karagöz türü de çizgili karagözdür. Bu balığı ilk olarak zebra karagöz olarak tanıttık, bilimsel kaynaklarda ismi çizgili mercan olarak geçmekte. Biraz tartışmalı olsa da çizgili isparoz dendiğini de duyduk. Bilimsel adı Diplodus cervinus cervinus’tur. Zebra seabream (İng.), sparos zebrat (Rom.), zebrabrasse (Alm.), zevrosparos (Yun.); yabancı dillerdeki isimleridir. Yaşam özellikleri olarak diğer türlerle aynı karakterdedir. Renkleri aynı olsa da desen olarak vücudunda bulunan 6-7 adet bant diğer türlerde olduğundan oldukça kalındır. İlk göze çarpan bu ayırd edici özellikle balık diğerlerinden ayrılır. Yapı olarak da daha iridir. 2-2,5 kiloluklarına rastlanır. Boyu 55-60 santime kadar büyür.
NERELERDE BULUNUR
Karagöz balığı genelde taşlık kayalık, akıntılı yerleri; balıkçı barınağı, mendirek gibi yerleri oluşturan kaya dolgulu bölgelerde,batıklar dip mağaraları ve civarı gibi yerlerde yaşarlar. Bunula birlikte kırmalık, kumluk yerlerde de sıkça görülürler. Yine de kumluk alanlarda rastgele rastlanan karagöze bu tür bir yerde takım yapıp avlanmayı denemek büyük bir şans olmaz ise boşa olta sallamaktır. Kayalıkların eteklerindeki kırmalıkları, akıntı altında kalan kısımları karagöz avı için ideal yerlerdir. Derinlik yaz aylarında o kadar büyük önem taşımaz 8-10 metre sığlıklardan 40 metreye kadar karagöze rastlanır. Hatta çoğu zaman sert akıntı altında kalan yüksek kayaların oluşturduğu anaforlu bölgelerin civarında su yüzüne yakın görüntü verirler.
AVLAYALIM
Karagöz avı yemli avcılık türündendir, yapay yemlerle karagöz yakalanmaz. Karagöz için kullanılan yemlere gelince; midye eti karagöz balığının en sevdiği yemdir. Bunun dışında karagöze karides, teke veya bunların ayıklanmış eti, ufak çağanoz, sülünez, bataklık yerlerden toplanan deniz solucanları (kurtlar), kum kurtları, ilkbaharda veya serin dönemlerde özellikle sarkıtma takımlarda hamur (yapılışı yemler ve yemleme sayfasında var) yem olarak kullanılır. Karagöz akyeme de vurur istavrit, sardalya, hamsi gibi akyem olmaya elverişli balıklardan kesilen yaprak, baklava, lokma veya sülük yem karagöz takımlarında kullanılır.
Karagöz ürkek ve kurnaz bir balıktır. Huylandığı anda yemi bırakır gider. Yemi bulduğunda takım ne olursa olsun önce ağzına alır, yoklar, geveler olta elde tutuluyor ise tıkırtıları hissedilir. Bu anda biraz beklemeli yemi yemesi sağlanmalıdır. İlk anda olta tasmalanırsa balık henüz ağız boşluğunda olmayan iğneyi atar kurtulur. Balığın yemi yuttuğundan emin olunca da tasmalanarak iğnenin sert olan damağına iyice oturması sağlanmalıdır.
Karagöz, mercan, çipura gibi balıkların kesici dişleri olmamakla beraber eğer misina veya iğne bağı balığın dişleri arasına düşerse oldukça hırpalanır. Bu durumlara dikkat etmeli, hırpalanma görülür ise köstek yenilenmelidir. Yoksa oltaya gelecek iri bir balık daha önce yakalanan akrabalarının zayıflattığı köstek veya bedeni koparıp sizi üzecektir.
Burada ve mercan sayfasında anlatılan takımlar sadece bu iki balık için değil, bu balıklarla aynı sularda bulunan çipura, sarıgöz, ispari, kupes, melanur, hani gibi balıkların avında da geçerlidir.
Allah`ım Her dem Sen'i anmayı,Sen'i anlayıp anlatmayı,Sen'i sevip sevdirmeyi nasip et bizlere.
YA İLAHİ ! SENDEN KIYAMETE KADAR BÜTÜN ESMA-İ HÜSNAN İLE ,
DUA EDEN BİR DİLİMİN OLMASINI İSTİYORUM !!!
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks