Karagöz, bilimsel adı ile Sparidae familyasının sert, güçlü, az bulunan ve iri bir balığıdır. Etinin de lezzetli olması diğer özelliklerine eklenince amatörlerin düşlerini işgal eder. Bilimsel adı Dentex dentex’dir. Dilimizde sinarit olarak bilinirken yabancı kaynaklarda common dentex (USA, İng.), Porgy (USA), Dentice (İtl), Dentol, Denton (İsp) gibi isimlerle de rastlanır. Bununla beraber yabancı kaynaklarda sıkça görülen bir balık değildir. Bence bunun nedeni avının zorluğu, nadir yakalanmasıdır. Yabancı amatörler bu zor balığa bence yenilmişler. Doğu Atlantik’te İspanya, Kanarya adaları civarı ve Senegal, Moritanya kıyıları kadar olan kısımlarda, Kuzey Afrika kıyılarında ve Akdeniz’de bulunur. Denizlerimizde başlıca Ege ve Akdeniz’de bulunur. Aslında bu balık bir zamanlar Marmara denizinde de bolca bulunurken çevre kirliliği, aşırı ve bilinçsiz avcılık, dinamitle avlanma gibi doğaya ihanet sayılacak yöntemler nedeniyle artık pek çıkmamaktadır. Vücudu elipse benzer şekildedir; sırtının alnına doğru olan kısmının hafifçe kambur şeklinde yükselmesi elips şeklini biraz bozar. Başı vücuduna oranla iridir, burnu sanki sırtından gelen kamburluğun devamı gibi hafifçe uzamıştır. Gözleri normal büyüklüktedir. Ağzı büyük, dudakları kalındır. Bütün bu özellikler sanki yüzüne acımasız, sert bir ifade vermektedir. Çeneleri çok kuvvetlidir, ağzında konik batıcı dişler vardır. Dişleri ile midyeleri dahi kırıp açar. Tabii bu arada amatörlerin doğru seçilmemiş iğnelerini de kırdığı veya açtığı sık sık görülür. Ama kesici olmayan bu dişler bedeni kesemeyeceğinden çelik beden kullanımı gerekmez. Sırt yüzgeci tek ve uzundur; ensesinden kuyruk yakınınna kadar devam eder; ön taraflarda dikenler olsa da zararsızdır. Tüm yüzgeçleri ve tabii kuyruk yüzgeci iyi gelişmiştir, mükemmel manevra yeteneği sağlar. Göğüs yüzgeçlerinin sivri uçları hemen hemen anüs yüzgecine kadar uzanır. Anüs yüzgeci uzuncadır; karın yüzgeçleri küçüktür. Yanal çizgi düzgündür. Vücudu iyi işlemiş kalın iri pullarla kaplıdır. Alnında pul yoktur. Sırtından karnına doğru giderek açılmak üzere rengi, sarı, bej, pembemsidir. Karnı beyazdır. Çoğu zaman vücudunda menevişler görülür. Solungaç kapaklarına sarı renk hakimdir. 30 – 300 metre derinliklerde yaşar. Yüzme kesesi vardır. Üremeleri ilkbahara rastlar. Akdeniz’de Mayıs ayı sinaritlerin üreme ayıdır. Üreme sırasında yumurtalar rastgele ortama atılır. Bazı sinaritler çift cinsiyetlidir (hermaphroditic) yani hem dişilik hem erkeklik özellikleri gösterirler. Aslında bu başka balıklarda da sıkça görülen bir durumdur. Genç yavrular küçük sürüler halinde yaşarlar. iri balıklarında ufak sürüler oluşturdukları görülür. Bir metreden fazla boya ve 15 kiloya kadar büyüdükleri bilinir. 20 – 30 santim boyda oalnlarına sinarit palazı denir. Kıyı meralarda 5 kioya kadar sinarit yakalanırken derin sularda 15 kiloya kadar yakalanabilmektedir. Bilimsel kaynaklarda en büyük balık 9,6 kilo olarak geçerken 19.Şubat.2001 de Saros Körfezinde ağ ile yakalanan ve aşağıda resmi olan balık 17 kilo ağırlığındadır. Türkiye’de yakın tarihin rekoru budur. Bu balığı yabancı bilimsel kaynaklara yakalanış tarihi ve fotoğrafı ile bildirdim ve kayıtlara geçmesini sağladım. Sinarit başlıca kabuklular (yengeç, çağanoz, istakoz), sübye, kalamar, küçük balıklarla beslenir. Burayı biraz daha açarsak sinarit takımlarında hangi balıkları yem olarak kullanabileceğimizi de tespit ederiz. Sinaritin severek yediği ve böylece yem olarak kullanılacak balıklar başta kaya balıkları olmak üzere, gelincik balığı, iri karidesler, çağanoz, yengeç mürekkep balıkları ve kalamar, ufak iskorpit veya lipsoz, trakonya, hani balıkları, kupes, çırçır, lapin, horozbina, yavru yılan balığı, uskumru ve kolyoz vanosları, istavrit, zargana, ilarya, barbunya, tekir, sardalya ve hamsi. Yem balıkların daha çok yavru olanları seçilmelidir. Yemler oltaya canlı veya bütün ölü olarak takılır; ama canlı yem büyük avantajlar getirir. Yaralı, aksayan balık gören sinarit hiç dayanamaz ve hemen saldırır. Sinaritin oltaya vuruşu çok sert ve kesindir. Akrabası karagöz veya levrek gibi yemi emmez, oynamaz sert bir vuruşla adeta oltayı elden uçurarak yeme saldırır. Çok güçlü ve mücadeleci bir balıktır. uzun süre mücadele eder, kolay teslim olmaz. Akdeniz’de iki farklı türü daha bulunur. Biri Dentex gibbobus bilimsel adı ile bilinen pembe sinarit veya antenli sinarit de denen, üstte resmi görülen türdür. Sık sık trança ile aynı adla yani tranca olarak anılır. Bazı kaynaklar bu balığı trança, mercan bahsinde tanıtılan balığı da yalancı trança olarak tanıtırlar. Ben daha çok diğer balığın, yani mercan bahsinde anlatılan balığın trança olarak anıldığını duydum. Sırt yüzgecinin antenimsi uzantıları trançadan daha uzundur; trançanın üzerinde bulunan mavimsi lekeler bunda yoktur ve tabii trançanın çok gelişmiş neredeyse çatal yapılı yan yüzgeci pembe sinaritte farklıdır. Yaşam hikayesi ve beslenme alışkanlıkları sinaritle aynıdır.

Daha çok Doğu Atlantik kıyılarında bulunur Cebelitarık boğazından Akdeniz’e de girer. Deniz dibindeki dik dik inen kıtasal yar başlarında gezinir. Sinaritle aynı bölgelerde de çıkar. 1 metre boya ve 15 kilo ağırlığa ulaşabilir. Bilimsel adı Dentex macrophthalmus olan bu balık kocagöz (patlakgöz) sinarit (large-eye dentex) olarak da bilinir. Daha çok Doğu Atlantik kıyılarında bulunur Cebelitarık boğazından Akdeniz’e de girer, bu nedenle ülkemiz sularında da rastlanır. Akdenizde seyrektir. Kayalık kadar kumlu diplerde de bulunur. 30-500 metre derinliklerde gezinir. Daha yaşlı ve iri olanları derinlerde bulunur. Beslenme alışkanlığı sinartit gibidir. Kışları derinde geçirir. Diğer akrabaları kadar büyük değildir 65 santime kadar büyür. Sularımızda genelde 50 santimi geçmez.

NERELERDE BULUNUR

Denizlerimizde Ege ve Akdenizde bulunduğunu eskiden Marmara’da da bolca yakalandığını ancak olumsuz etkiler nedeniyle artık çıkmadığını yazmıştım. Ancak bence bu sinarit’in Marmara’da tükendiği anlamına gelmeyebilir. Avcılığının zorluğu ve sayıca azalmış olması bu düşünceye kapılmamıza neden olabilir. Tekirdağ, Kamaradere açıkları ile Çanakkale boğazına uzanan sahillerin kayalık, taşlık, kırmalık derinliklerinde bulunabileceğini sanıyorum. Saros körfezi, Ayvalık ve Sığacık koyu, Kemer, Kaş gibi Kuzey Ege ve Akdenizin pek çok yerinde de avlanabilir. Sinarit yerel balıklardandır. Taş balıkları grubundan sayılır aynı zamanda derin su balığıdır kıyılarda dolaşmaz. Karagöz, levrek gibi balıkları yüksekçe bir yerden gözlemleyip görebilmek mümkün iken sinarit için bu geçerli değildir. Yazları 30 – 50 metre derinliklere sokulur, kışları hava soğuyunca 300 metreye varan derinliklere çekilir. Sinarit avı yapabilmek için balığın yaşadığı civarı bilmek gerekir. Balık bir kere bulundu mu o bölgenin kerterizini alıp kaybetmemek gerekir. Peki hiç bilmediğimiz bir meraya gidersek sinariti nerelerde aramalı? Sinarit taş balıklarından sayılsa da diğer taş balıklarından farklı olarak sığlıklara sokulmaz, derin su balığıdır. Sinarit taşlık kayalık sahillerin, denize dik inenerek yarlar oluşturan kıyıların çevresinde 30 veya daha derinlikteki kayalık, taşlık sert dibi olan yerlerde; akıntı alan burun başlarında aranmalıdır. Deniz dibindeki yar başları de sinarit için uygun yerlerdir. Ben burada bir kere daha deniz dibinin yapısını incelemek ve balığı bulmakta bize yardımcı olabilecek balık bulucuların işe yarayabileceğini belirtmek isterim. Kumluk, batak dipli yerlerde sinarit aramak boşa vakit harcamaktır.