Böyledir Kanunu Kahpe Dünyanın...
Evden çıkmış okula gidiyordu. Tek dileği başına belâ olan tinercilere rastlamadan okula ulaşmaktı. Ama olmadı!..
Köşede bekliyorlardı... Çaresiz yola devamla üstlerine doğru sürüklendi!..
Kendi başına bıraktıklarında dizleri titriyordu.
Harçlığını, annesinin hazırladığı sandviçi, cep telefonunu kaptırmıştı...
Ötesi, yanağından makaslar almışlar, ötesini-berisini mıncıklamışlar; aşağılamışlardı!..
Okula gelmeden bir köşe önce, yeni doğurmuş kediye rastladı, üç yavrusunu emzirmekteydi; okula giden öğrencilerin sevgisine alışkındı kedi!.. O güvenle bakarken, çocuktan gelen tekmeyle kedi bir yana, yavruları değişik yanlara savruldular!
Kamburlaşmış sırtını dikeltip, yola devam etti çocuk; kediye attığı tekmeyle kendine olan güvenini kazanmış gibiydi!..
* * * ***************
Tıklım tıklım otobüsten inip devlet kapısındaki işine yöneldiğinde hâlâ evden çıkarken karısının yağdırdığı küfürlerin etkisinden kurtulamamıştı adam. Dün akşamdan beri evde yediği hakaretin haddi-hesabı yoktu!..
Kadın haksız değildi aslında!.. Dün aldığı maaşını kahvenin arkasındaki odada barbuta yatırmış, eve meteliksiz gitmişti... Kira ve bakkal hesabını bekleyen kadın çıldırmış, eline ne geçirdiyse kafasında paralamıştı adamın!.. Sabah çıkarken de akşama ne yapıp edip para bulmadan eve dönmemesini sıkıca tembihleyip tekmelemişti kapı dışarı!..
Maaş n'asolsa yetmeyecekti borçları ödemeye... Ya zarı tutsaydı da eve cepleri dolu gitseydi, yapabilirmiydi bunca zulümü namussuzun karısı?..
Devlet kapısındaki masanın yanına koyduğu sandalyeye oturdu; birkaç dakikaya kadar mesai başlamak üzereydi. Yaşlıca bir vatandaş ürkek adımlarla geldi, elindeki evrakı uzatıp nereye gitmesi gerektiğini sordu.
Ne mesai saatinin başlamadığı, ne hiç mürekkep yalayıp yalamadığı, ne kasketini çıkartmadan konuştuğu kaldı adamın!..
Tepeden tırnağa azarladığı vatandaş, kasketi elinde, sorduğuna pişman dönüp giderken; oturduğu devlet sandalyesinde bir diklendi, çevreye bakındı!..
Vatandaşa attığı fırçayla kendine olan güvenini kazanmıştı doğrusu!..
* * * *********************
Bakkaldan çıkıp eve yöneldiğinde canı burnundan çıkacak haldeydi.
Sabahtan akşama kadar muhasebe müdiresi hanımın hakaretlerini dinlemekten usanmıştı. Bunca yıldır ıcığı-cıcığıyla kurumun defterlerini tuttuğu, teftişlerde müfettişlere hesabını verdiği halde, dünkü çocuk bir taze kızın afra-tafrasını çekmek canından bezdiriyordu doğrusu!..
İkibuçuk katlı evinin kapı mandalının ipini çekti, holün taşlığında ayakkabılarını çıkartıp terliklerini giydi, merdivene yöneldi...
Elini yüzünü yıkayıp pijamalarını giyerek kapı üstündeki odada, cumbanın içine kurulan yer sinisine çöktü.
Kırk yıllık kocasının gelişindeki gerginliği sezen ahretlik, kapının dibinde ayakta bekliyor, akşamın kazasız-belasız geçmesi için efendisine sezdirmeden içinden okuyup üflüyordu.
Bağdaş kurup oturdu adam, siniyi şöyle bir süzdü, eksik-noksan bulamadı...
Otuzbeşliği açıp kadehini yarısına kadar doldurdu, üstüne bir parmak kadar su ekledi.
Buz kasesine elini uzattı...
O da ne?..
Buzlar birbirine yapışmış, ayır ayırabilirsen!..
Bir hışımla fırladı yerinden, kapı dibinde bekliyen ahretliğe girişti sille-tokat!..
Vurdu... Vurdu... Vurdu!..
Dönüp sininin başına çöktüğünde, omuzlarını silkeledi, erimeye yüz tutmuş buz kalıplarından birkaçını kadehine attı; soğumasını beklemeden ilk yudumunu çekti höpürdeterek!..
Karıyı dövmek iyi gelmişti doğrusu, kendine olan saygısını geri kazanmıştı!..
* * * *************************
Dahiliye Nazırının canı sıkkındı, son günlerde neyle uğraşacağını şaşırmıştı doğrusu!..
Başı bozuklardan oluşan Hamidiye alayları efradı gemi azıya almışlardı. Ne durdan anlıyorlardı, ne sustan!..
Sultan-ı Azim-üş şan hazretlerinin has nedimlerinden kimilerinin "elebaşlarına paşalık rütbesi verilse münasiptir!" demeleri bile yetmemişti durulmalarına!..
Zaptiyelere haber göndermişti; "Nazır hazretlerinin zaptiye evlatlarına mahsus selamı vardır, Hamidiyelilere zinhar kötü davranılmaya!.. Görelim devran n'eyler; n'eylerse güzel eyler!" diyerek idare-imaslahatta devam nasihatında bulunmuştu.
Ne yapsın biçare nazır? Velinimetinin kendisi bile neyi nasıl yapmak gerektiğini bilemiyordu ki, ona irade buyursun!..
Düvel-i Muazzama, "Biz başka yere sefer açtık, gidiciyiz! Bu iş tez çözüle, gözümüz arkada kalmaya!" demişti bir kerre!..
O gün bu gündür, yemin-kasem, yapacaklardı da, bir de nasılını bilseler!..
Tam bunları düşünüp dertlerine dert eklemekteyken, nezaret müsteşarlığından haber gelmez mi; "İnhisar (Tekel) işçileri kaybettikleri ekmeklerinin peşi-sıra toplanıp gelmişler, halkı fitneye vermekte değiller mi?..
Neymiş; çalıştıkları fabrikaların kimi küffâra, kimi de yarâna satılmış, satılırken amele kulların ne olacağı konuşulmamış, onlar da ne yapsın garipler; "Biz bunca zaman devletin ekmeğini yemiş kullarız!.. Gidelim halimizi arz edelim saltanat katına!.." diyerekten kalkıp gelmişler saltanat kapısına, davul vurup zurna çalaraktan ses duyurma çabasındalar!..
Nice yılın devletlisi, maslahat bilmez değil ya!.. Hemen sordu; "Bomba atar, dükkan ve araba yakarlar mı?.. Ellerinde silah nicedir?"
Dediler ki bunlar öylesinden değildir, Hamidiyelilere benzemezler!.. Mecnun gibi çalıp söyler fakir-fukara, garip guraba takımından ekmek peşinde koşar bir garip güruhtur!..
Hazır velinimeti "incinsen de incitme!" muhabbetine gitmiş, oralarda huzurunu bozacak haberlerle rahatsız etmenin manası yok!.. Düşünmeden verdi emrini;
"Tiz dağıtıla hepsi!.. Hiçbirine aman verilmeye!.. Kullarım da devlet neymiş, göre!.."
Hamidiyelilerin karşısında çaresiz seyirci kalan gencecik zaptiyeler, nasıl bir celâllenmekse o!..
Anlatmamak hayırlı!..
Nazır hazretleri, matbuatın kendini beklediğini bildiren müsteşarının arkasından oturduğu koltukta bir gerindi, bir fır döndü!..
Kendine olan güveni geri gelmişti!..
Şimdi çıkar, matbuatın önünde, halka güven verecek nutkunu verebilirdi!..
Omuzlarını şöyle bir silkeleyip kalktı!..
Allah`ım Her dem Sen'i anmayı,Sen'i anlayıp anlatmayı,Sen'i sevip sevdirmeyi nasip et bizlere.
YA İLAHİ ! SENDEN KIYAMETE KADAR BÜTÜN ESMA-İ HÜSNAN İLE ,
DUA EDEN BİR DİLİMİN OLMASINI İSTİYORUM !!!
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks