Haddini bilmek..
Okkalı bir söz aslında.. Okkalı bir duruş şekli.
Öksüz koyan, yersiz koyan, yürek yandıran hadsizliğin asil karşıtı.
Meraklı kalabalıkların, kendilerine hiç yaramayacak, insanlığa hiç yaramayacak bir şeyi neden merak ediyor olduklarını hiç merak etmedikleri zaman ortaya çıkan halin tersi yani.

Haddini aşmak.. Bu en anlaşılır ifadeyle tecavüz demek aslında.
Sadece bazı hapishanelerde, bazı ormanlarda, bazı ıssız yerlerde savunmasız bedenlere yapılır sandığımız şey. Duygulara, düşüncelere tecavüz ettiği için tövbe eden kaç insan vardır ki bu dünyada?

Merak..
İnsana yüce olanı ve kendisini yüceltecek olanı coşkuyla arasın diye verilmiş olan duygu. İnsan kendisini bununla hadsizleştirip, basitleştirsin istememişti Rab.Bir yaşamak hediye etmişti sonuçta..


Merak etti insan.. Nereden geldiğinden, nereye ve nasıl gitmesi gerektiğinden daha çok merak etti bir kadının neden boşandığını eşinden..
Bir adamın kime aşık olduğunu daha çok merak etti bir çocuğun neden ağladığından..
Komşusunun evine gündüz vakti gelen o adamla kadının ne alakası olduğunu merak etti kışın mahveden soğuğunda kömürü var mıdır diye hiç merak etmediğini fark etmeden.

Sorguladı insan.. onca yıldır duvarda asılı ve dilini hiç anlamadığı bir Kitabın neden duvarda asılı olduğunu sorgulamadan:
Neden boşanmıştı kadın?
Kime aşık olmuştu şu karısından ayrılan adam?
Komşusunun evine gündüz vakti giren o adam da kimdi? Ay, o kadın kocası işteyken bir ahlaksızlık mı yapmaktaydı yoksa?
Ya şu ikinci evliliğini yapan bir çocuklu kadınla, üçüncü evliliğini yapan iki çocuklu adam niye boşanmışlardı eşlerinden?
Adam hadi neyse de kadına ne demeli?
Çocuğuna hiç mi acımadı?
İçkisi yok, kumarı yok, evine ekmek de getiriyorsa neden boşanır ki insan o adamdan? Düşüncelerin, duyguların uyuşmaması gerekçe mi yani…

-Vah vah, dedi bir kadın bir çocuğa acı acı bakarak, acımayarak. Çocuk boynunu büktü.. Annem kötü bir iş yapmış, beni de zor durumda bırakmış, ama ne? Acımalı mıyım kendime..-

Böyle sorguladı, böyle yargıladı insan.. Haksız yargıları yargılamadan..Haksız yargıların günahına aldırmadan. Ve haddi olmadan.

Birçok hayat acıdı böyle.. Sızladı bir çok yürek.. Kaç çocuk boyun büktü, kaç kadın için için hıçkırdı hissettirmeden.. Kaç adam sebebi olmadığı bir rezaletin kahramanı olarak buldu kendini ansızın.. Allah bilir..


Kime neydi? Bize neydi? Bunlarla mı vazifeliydik?
Suçlarken neyi rehber edindik mesela? Kuran’ı mı, alışkanlıklarımızı mı?
Oysa, bir kadın boşanmışsa, sonra evlenmişse bu sadece bizim alışık olmadığımız bir şeydir. Alışık olmadığımız şeyler kötü şeyler değildir. Bize düşen, o kadının boşanma sebeplerini soruşturmak değil, evinde çocuklarını ısıtacak kömürü olup olmadığını soruşturmaktır. Kuran bize bunu anlatmıştı.

Müslim olmak temelde selametle ilgili bir şey. Biz bir insana güven, huzur vermiyorsak, evimize gelen insan gülümsemiyorsa, bizi gören insan cennetten bir koku duymuyorsa, selamımızda nebevî bir iz görmüyorsa, öteki cahil cüheladan bizi ayıran ne kalmıştır geriye?

Bizim işimiz küfre, şirke, zulme karşı savaşmaktır, bunlar değil. Birileri ortalıkta başkaları hakkında laf dolaştırıyorsa susturmak, hiç değilse susmak gerekiyor. Biz her şeye bulaştığımızda iyi bir şey yaptığımızı sanıyoruz belki ama içimizdeki çiğliğin dışa vurumu sadece bu.

Haddini bilen insan olmak..
İnsan Rabbine karşı haddini bilmeli, insanlara karşı haddini bilmeli, kendine karşı haddini bilmeli..

Haddimizi bilelim..İnsanları haddini bilmeye çağıralım.. Haddini bilmeyenlere seksen değnek değerinde HAK kokan sözler vuralım.. Bize dokunmayan yılan bin yıl yaşamasın..Aslında yok diğerinin bizden bir farkı..Çünkü şairin dediği gibi ''o içimizden birinin kızı, aşık birine''. Ve unutmamalı..

Başkasına yaptıklarımız kendimize yaptıklarımızdır aslında…


Alinti