1 den 7´e kadar. Toplam 7 Sayfa bulundu

Konu: Mustafa Mutlu - Köşe yazıları

  1. #1
    devimsel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    600

    okk Mustafa Mutlu - Köşe yazıları

    Eşini toprağa verirken ağlamayan Yeşim, şimdi gözyaşlarını tutamıyor




    Bir grup PKK’lı dün Habur sınır kapısından ellerini kollarını sallaya girdi... Mahmur’dan, Kandil’den kahramanlar gibi uğurlanmışlardı... Bir de kocaman bir “etiket” asılmıştı yakalarına:

    “Barış elçileri...”

    Onları televizyonda izlerken aklıma Ordulu Yeşim geldi...

    Askerdeki kocası Hüseyin Doğan, 14 Şubat 2008’deki Sevgililer Gününü’nde gönderdiği çiçeklere bir de not eklemişti:

    “Sana bu çiçekleri senden daha güzel oldukları için değil, asıl güzelliğin nasıl olduğunu görmeleri için gönderiyorum...”

    Sonra da 28 Şubat 2008’de... Şehit düşmüştü...

    Yedi ay önce evlenmişlerdi ama sadece 15 gün birlikte olabilmişlerdi.

    Çünkü askerdi Hüseyin ve evlendikten sonra birliğine gitmek zorunda kalmıştı.

    Yeşim’ini götürememişti görev bölgesine... Dağ tepe geziyor, terörist arıyordu.


    ***

    Terör örgütünün “savaş kahramanı” gibi dönen militanlarını izlerken, 20 ay önce öyküsünü yazdığım Yeşim geldi aklıma...

    Aşkı, sevgili eşi Jandarma Astsubay Kıdemli Üstçavuş Hüseyin Doğan’ın ardından sadece, “Neden? Neden? Neden? Neden?” diye sorabiliyordu; o kadar!

    Tek damla gözyaşı bile dökmemişti cenaze namazı sırasında... Bunu kocasına yapılacak saygısızlık olarak görüyordu.

    ***

    Dün çekine çekine aradım Yeşim’i ve sadece “Nasılsın” diye sorabildim...

    “Hiçbir şey hissetmiyorum” dedi büyük bir içtenlikle ve devam etti:

    “O kadar duygusuzlaştım ve bu ülkede yaşananları anlamakta o kadar sıkıntı çekmeye başladım ki sadece ağlayabiliyorum. 20 ay önce kameraların önünde ağlamamak için kendimi çok zorlamıştım ama şimdi gözyaşlarımı durduramıyorum. O günlerden daha çok ağlıyorum. Madem böyle bir şey olacaktı, madem taviz verilecekti, o zaman bunca kan neden aktı? Neden benim Hüseyin’im öldü? Neden ben bu yaşta dul kaldım? Yüreğim isyanla dolu Mustafa Abi... Ama kime isyan edeyim? Hüseyin’i toprağa vermemin üzerinden 20 ay geçti ama ben 20 yıl yaşlandım. Hüseyin’imin savaştığı teröristlere ‘barış elçisi’ diyor birileri... Bağırlarına basıyorlar. Televizyonları izleyemiyorum, gazete okuyamıyorum. Çünkü dayanamıyorum. Aklım almıyor, çıldıracak gibi oluyorum.”

    ***

    Dün kahramanlar gibi Türkiye’ye gelen terör örgütü yandaşlarını ve militanlarını “şefkatle” karşılayan...

    Onların ülkeye girişlerini kolaştırmak için sınır kapısına “özel adliye” kuran...

    Heyecandan fenalaşabileceklerini varsayarak ambülanslar gönderen devletin yöneticileri...

    Acaba bugün Ordulu Yeşim’i de arayıp, gönlünü alacaklar mı?

    *****

    RET!

    “En büyük devlet büyüğü”, Deniz Baykal’a görüşüp görüşmeyeceğini, partisinin bugün yapılacak grup toplantısında açıklayacağını söylemiş.

    O grup toplantılarını iyi bilirim. Partili milletvekillerini toplarsın, vurmak istediğine acımasızca vurursun...

    Vurdukça da alkış toplarsın!

    Bu da demek oluyor ki:

    “En büyük devlet büyüğü” , Baykal’ın “kamera” şartını bahane ederek, görüşme talebini geri çekecek ve ana muhalefet liderini ağır cümlelerle eleştirecek...

    Umarım yanılırım...

    *****

    GÜNÜN SORUSU

    Cumhurbaşkanı, ana muhalefet partisinin Milli Güvenlik Kurulu’nda yer almasını önermiş, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de bu öneriye sıcak baktıklarını söylemiş...

    Acaba “birileri”, muhalefete mi hazırlanıyor?

    *****

    Edirne ve Kırklareli eyaletleri!

    Türkiye ile Bulgaristan arasında düzenlenen Sınır Ötesi İşbirliği Programı Bilgilendirme Toplantısı’nda dağıtılan kitapçıkta yer alan bir haritada, Edirne ve Kırklareli, ‘eyalet’ olarak gösterilmiş...

    Sonuçta... Bu ilginç kitapçığı hazırlayan Bulgar heyetinin yetkilileri, bir hata yaptıklarını söylemişler...

    ***

    Siz yine de bu olayı hafızanızın bir köşesine not edin...

    Çünkü biz öyle hatalar gördük ki; gün geldi hepsi “gerçeğe” dönüştü!



    Kaynak











  2. #2
    devimsel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    600

    okk ‘Kürt açılımı’ işe yaramaz... Çözüm, ‘eroin kapanımı!’



    Geçen hafta çok ilginç bir gelişme oldu ve ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi, PKK yöneticileri Murat Karayılan, Ali Rıza Altun ve Zübeyir Aydar’ı uyuşturucu ticareti listesine aldığını duyurdu.

    Avrupa Polisi’ne göre de (EUROPOL) PKK, Avrupa uyuşturucu pazarında ilk sırada yer alıyor... Bu insanlık suçundan yılda 300 milyon dolar kazanıyor.

    Üstelik bu rakama PKK’nın Avrupa’da “bağış” adı altında topladığı haraçlar, insan ve çocuk kaçakçılığından elde ettiği gelirler de dahil değil!

    İşin ilginci bu örgüt, bütün Avrupa’da rahat rahat cirit atarken, sadece İngiltere’de ciddi sayılabilecek bir engelle karşılaşıyor.

    Bunun kanıtı da örgütün bine yakın militanının uyuşturucu kaçakçılığı suçundan İngiltere’deki cezaevlerinde yatıyor olması.


    ***

    PKK, Türkiye üzerinden kaçırıp Avrupa’da pazarladığı eroinin ham maddesini; Lübnan, Suriye, Pakistan, Afganistan, İran ve Nahcıvan’dan alıyor.

    Örgüt bu ham maddeyi, baz morfin kullanarak eroine dönüştürüyor. Bunu da Kandil’de, İran-Irak sınırına yakın yerlerde ve Türkiye’de bulunan gelişmiş laboratuvarlarında gerçekleştiriyor.

    Böylece, hammadde kaçakçılığında “aracı” olarak elde edeceği kazancı, üçe dörde katlıyor.

    Eroinin hammaddesini aldığı aşiretlere de karşılık olarak Avrupa’dan, özellikle de Almanya’dan getirttiği çalıntı lüks arabaları veriyor... Böylece kasasından bir kuruş bile çıkmamış oluyor!

    ***

    PKK, eroinin dağıtılmasında ve pazarlanmasında ise Güney Amerika’daki uyuşturucu kartellerini taklit ediyor.

    Ama onlar gibi paravan şirketler ve maaşlı dağıtım elemanları kullanmaktansa, “siyasi amaçla kurulmuş” dernekleri ve deşifre olmamış militanları devreye sokmayı tercih ediyor.

    PKK’nın uyuşturucu dağıtımını rahatlıkla yapabilmek için kurduğu bu sözde “siyasi” derneklerin sayısı ise insanın kanını donduruyor:

    Almanya’da 187, Fransa’da 23, İsveç’te 20, ABD’de 13, Hollanda’da 12, Avusturya ve İngiltere’de 10’ar, Belçika ve Yunanistan’da 6’şar, İtalya’da 2 ve İspanya’da 1 dernek PKK’nın taşeronluğunu yapıyor.

    Buraya kadar sıraladığım bilgilerin tamamı; OECD başta olmak üzere adı geçen ülkelerin ilgili resmî kurumlarının raporlarında yer alıyor.

    ***

    Umarım “Kürt açılımı” yapmaya hazırlananlar, bu tatil gününden yararlanarak bu bilgileri bir kez daha okurlar...

    Sözüm onlara:

    İstediğiniz kadar taviz verin, istediğiniz kadar açılın, istediğiniz kadar saçılın... PKK’yı bu tür “paket”lerle yok E-DE-MEZ-Sİ-NİZ!

    Bu katillerin “etnik” bahanelerle adam öldürmesini durdursanız bile, uyuşturucuyla işledikleri cinayetleri ÖN-LE-YE-MEZ-Sİ-NİZ!

    Onların, büyük çoğunluğu uyuşturucu ticaretinden nemalanan yandaşlarını yasal sınırlara ÇE-KE-MEZ-Sİ-NİZ!

    Bu “saadet zinciri”ni, “demokratik önlemler”le KI-RA-MAZ-SI-NIZ!

    Çünkü bu örgütün elebaşları, militanları ve sempatizanları, bu tatlı kazançtan asla VAZ-GEÇ-MEZ-LER!

    Dolayısıyla “Kürt açılımı” gibi iyi niyetli girişimlere harcadığınız enerjiyi “eroin kapanımı”na harcamanız gerektiğini görmenizin zamanı geldi de GE-Çİ-YOR!

    *****

    GÜNÜN SORUSU

    Fransa’nın Avrupa Birliği’nden Sorumlu Bakanı Pierre Lellouche, PKK’lı birçok kişiyi tutukladıklarını belirterek, “Biz Türkiye’nin dostuyuz. Fransa’da Türk düşmanlığı yok” demiş...

    Bu adam her şeye “Fransız kalan” safkan bir “Fransız” olduğunu kanıtlamak için daha ne söylesin?

    *****

    ABD’nin zavallı vatandaşları!

    ABD’nin Louisiana eyaletinde beyaz bir sulh hâkimi, ırklararası evliliklerin uzun sürmediği gerekçesiyle bir siyahla bir beyazın evlenmesine onay vermemiş.

    Bir “evlendirme memuru” böyle bir kararı Türkiye’de verseydi; “Kürtle Türk’ün evliliği uzun sürmez” deseydi, biz ne yapardık?

    Onu doğduğuna pişman etmez miydik?

    ABD Dışişleri Bakanı hemen Türk meslektaşını arayarak, bu “ırkçı” tutumu protesto etmez miydi?

    Bu ülkenin ilk siyahi Başkanı Obama, “Siz ne yapıyorsunuz kardeş” diye çıkışmaz mıydı?

    ***

    Bir de ABD’nin “özgürlükler ülkesi” olduğunu söylemezler mi?


    Kaynak






  3. #3
    devimsel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    600

    okk Kanal-7’ye ‘şok’ baskın!



    Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla Deniz Feneri Derneği soruşturması kapsamında Kanal-7 televizyonuna ve grubun diğer şirketlerine dün baskın düzenlendi. Bu operasyon, vicdan sahibi herkesin aklına, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne ve kurucusu Türkan Saylan’ın evine yapılan baskınları getirdi...


    ***

    O baskınların yapılacağı...

    Hayatının son günlerini yaşayan ve üstelik defalarca “Ne şeriat, ne darbe” diye haykıran bir bilim insanının “darbecilikle” suçlanacağı...

    Sabahın köründe evinin didik didik aranacağı...

    Herkesten sakladığı aşk mektuplarına, müzik CD’lerine el konulacağı...

    ÇYDD gibi on binlerce öğrenciye burs sağlayan bir derneğin tüm bilgisayarlarının ve burs verilen öğrencilere ait listelerin alınıp götürüleceği...

    Bu listelerdeki gençlerin polis tarafından “fişleneceği...”

    Derneğin sadece çağdaş eğitim aşkıyla yanıp tutuşan özverili yöneticilerinin gözaltına alınıp, tutuklanacağı...

    Atıldıkları nezarethanelerde “terörist muamelesi”ne uğrayacakları...

    Baskınlardan bir dakika öncesine kadar bu ülkede yaşayan kimsenin aklına gelir miydi?

    ***

    Oysa...

    Almanya’daki Deniz Feneri e. V davasıyla ilgili haberlerin gündemimizin ilk sırasına oturmasının üçüncü yılına giriyoruz.

    Bu derneğin Almanya’daki yöneticileri, çarptırıldıkları hapis cezalarını neredeyse tamamlamak üzere...

    Alman makamlarının Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği’nin de araştırılmasıyla ilgili resmi talepte bulunmalarının üzerinden ise dolu dolu 9 ay 10 gün (!) geçti...

    Kâğıtların küle, günahların sevaba, haramların helale dönüştürülmesi için fazlasıyla yeterliydi bu süre...

    Çünkü ÇYDD’ye kimsenin ruhu bile duymadan yapılan “baskın”, Deniz Feneri’ne ve Kanal-7’ye adeta davul zurnayla “Geliyorum” diyor ama bir türlü gelmiyordu!

    ***

    Bilgisayarlar kim bilir kaç kez değişti bu sürede, hesaplar kaç kez “gözden ve elden” geçirildi?

    Ve güneşin her sabah doğması kadar doğal hale gelen bu “baskın” nihayet dün gerçekleştirildiğinde acaba ne bulundu?

    Kanal-7’nin elemanları, aylardır sakin sakin hazırlandıkları bu baskını, gazetecilere kuru pasta ve limonata dağıtarak kutlamasınlar da ne yapsınlardı?

    Bu baskın, onların özlemle bekledikleri “aklanma” baskını değil miydi?

    Bakın; hem yeni bir “reklam” fırsatı da çıkmıştı!

    ***

    İşin en komik tarafı bazı yandaş internet siteleri ve televizyon kanalları, yıllardır “Geliyorum” diyen bu operasyonu okuyucularına, “Flaş... Flaş... Flaş... Kanal-7’ye şok baskın” başlığıyla duyurdu...

    Kimseyi suçlamıyorum... Sadece sıradan ve saf bir vatandaş olarak soruyorum:

    Tüm Ergenekon baskınlarında titizlikle uyulan “gizlilik” ve “serilik” kurallarına, Kanal-7 baskınında da uyulduğunu iddia edecek bir Allah’ın kulu çıkabilir mi?

    *****

    EMEKLİYE MÜJDE İŞİ!

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sözüm ona emekli aylıklarındaki dengesizliği ortadan kaldırmak için bir çalışma başlatmış...

    Böylece 10-15 yıl önce emekli olanların çok düşük kalan ücretleri, yeni emeklilerin düzeyine çekilecekmiş...

    Ne yalan söyleyeyim; emeklilere sadaka gibi üçer beşer liralık zam yapan bir iktidarın, emekli aylıklarının ikiye katlanması anlamına gelen bu projeyi hayata geçireceğine ihtimal bile vermiyorum...

    Bu olsa olsa bir “baskın erken seçim” hazırlığı...

    Emekliye mamanın ucunu gösterip, “Proje yetişmedi ama bizi yeniden seçersen ilk iş olarak maaşınızı artıracağız” diyecekler...

    Sevgili emekliler; sakın bu vaatlere aldanıp borçlanmayın:

    Yanarsınız!

    *****

    GÜNÜN SORUSU

    Domuz gribine yakalanıp ölme riski mi, yoksa domuz gribi aşısı olup ölme riski mi daha yüksek?

    *****

    Kamera neden şart?

    Kendisini “Ferhat”, milleti de “Şirin” ilan edip, bu aşkla yanıp tutuştuğunu söyleyen “en büyük devlet büyüğü”, Deniz Baykal’la yapacağı görüşmenin kameralar tarafından kaydedilmesine şiddetle karşı çıkıyor...

    Kamera krizinin aşılması için, “Tamam, kamera alınmasın ama görüşmelere ikisinin birlikte belirleyecekleri bir isim tanıklık etsin” diye öneride bulunacağım ama...

    Ferhat’ın ne yapıp edip, o “üçüncü kişi”yi de yanına çekeceğinden o kadar eminim ki; böyle bir seçeneği aklıma bile getiremiyorum.


    Kaynak






  4. #4
    devimsel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    600

    okk Dağlıca baskınını Sinan Aygün yaptı, mayınları Tuncay Özkan döşedi!



    Ellerini kollarını sallaya sallaya ülkeye giren 34 PKK’lının 29’u 10’ar dakikalık savcılık sorgusunun ardından, 5’i de çıkarıldıkları “seyyar” mahkeme tarafından “suçsuz” bulundular.

    Bunların hiçbiri PKK üyesi olduklarını inkâr etmediler.

    İfadelerinde bölücübaşından “önder” diye söz ettiler, onun verdiği talimatla geldiklerini itiraf ettiler.

    “Dağa çıkmaktan, devlete karşı faaliyetler göstermekten dolayı pişmanız” falan da demediler.

    Türk Ceza Kanunu’nun 307, 309, 311, 312, 313 ve 314’üncü maddesine muhalefet ettiklerini kabul ettiler.

    Devleti, hükümeti yıkmak ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne zarar vermek için kurulan örgütün üyesi olduklarını göğüslerini gere gere açıkladılar...

    Ama sonuçta...

    Defalarca ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanmaları gerekirken, serbest bırakıldılar!


    ***

    Gelelim Silivri’deki duruşmaya:

    Önce çeşitli suçlara karıştıkları belirlenen bazı “mimli” isimler tutuklandı.

    Sonra bunlara emekli komutanlar, rektörler, öğretim üyeleri, hukukçular, sendikacılar, iş adamları, gazeteciler eklendi.

    Çoğu birbirlerinden “bir kaşık suda boğabilecek” kadar nefret eden bu “karma topluluk”tan “Ergenekon Terör Örgütü” isimli bir örgüt ortaya çıkarıldı.

    100’ü aşkın şüpheli tutuklandı, özgürlükleri ellerinden alındı.

    Sorgulamaları PKK’lılar gibi 10’ar dakika değil, aylarca sürdü.

    Evleri, iş yerleri hallaç pamuğu gibi atıldı.

    Yine de doğru dürüst bir delile ulaşılamadı.

    Bunca insanın yargılanmasına gerekçe olan iddialar, çoğu PKK üyesi “gizli tanıklar”ın verdiği ifadelerle sınırlı kaldı.

    ***

    Kısacası; açıkça “Ben terör örgütü üyesiyim” diyenin serbest bırakıldığı bu ülkede...

    “Ben öğretim üyesiyim, bu örgütün adını bile ilk kez duyuyorum”, “Ben emekli askerim, hayatım PKK’yla mücadeleyle geçti” , “Ben gazeteciyim, tek suçum iktidar yandaşı olmamak” diyen insanlar hâlâ cezaevinde...

    ***

    PKK’lılar “suçsuz” olduklarına göre; demek ki neymiş?

    Bu ülkede 30 yıldır işlenen bütün cinayetlerin arkasında Ergenekon varmış!

    Dağlıca baskınını terörist Sinan Aygün’ün başında olduğu tim gerçekleştirmiş...

    Aktütün’ü terörist Mustafa Balbay ve arkadaşları basmış...

    Üzümlü’yü basanların başında terörist Prof. Dr. Mehmet Haberal varmış...

    Mayınları terörist Tuncay Özkan döşemiş...

    Öğretmenleri terörist İlhan Selçuk öldürmüş...

    Mühendisleri terörist Hurşit Tolon kaçırıp, kurşuna dizmiş...

    ***

    Hukukun üstünlüğüne, hukuk devletine ve adalete güvenmek istiyorum...

    Ne olur... Benim gibi “saf”ları daha fazla zorlamayın!

    *****

    GÜNÜN SORUSU

    İçişleri Bakanı Beşir Atalay, “eve dönüş”ün, demokratik açılım sürecinin bir safhası, planın bir parçası olduğunu açıklamış...

    Bu sözler, Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalara saygılı vatandaşlarından saklanan ‘açılım paketi’nin, PKK’yla ve Kuzey Irak yönetimiyle paylaşıldığının itirafı anlamına gelmiyor mu?

    *****

    PKK’lıları ‘daha iyi kucaklamak’ için öneriler!

    Okurlarımızdan, “suçsuz” bulunarak serbest bırakılan PKK’lılar için devletin “bundan sonra yapması gerekenler” konusunda öneri yağıyor.

    İşte bunlardan bazıları:

    * Ülkeye gelecek PKK’lılar için kırmızı halı serilmeli, Habur’a acilen 5 yıldızlı bir otel kurulmalı!

    * Şehit çocukları, PKK’lılara çiçek vermeli!

    * PKK’dan “terör örgütü” diye söz etmeye devam eden herkes cezaevine tıkılmalı!

    * Geçmişte PKK’yla savaşan askerler ve koruculardan hesap sorulmalı!

    * Teslim olan bütün PKK’lılara “gazi”, ölenlere de “şehit” unvanı verilmeli. Hepsi maaşa bağlanmalı. Yetmez; göğüslerine de madalya takılmalı!

    * PKK mezarlıkları, “şehitlik” statüsüne alınmalı!

    * PKK’lı militanlara “uzmanı” oldukları konuda iş bulunmalı. Nişancılar orduya, stratejistler bakanlıklara, muhbirler MİT’e yerleştirilmeli!

    * PKK’lıların MEKAP ayakkabı ve peşmerge kıyafetinden oluşan üniformaları, resmi kıyafetler listesine eklenmeli!

    ***

    Uyarı:

    Sakın “birileri” bu önerileri ciddiye alıp, hayata geçirmeye falan kalkışmasın...

    Bu yazdıklarım tamamen şakadır!


    Kaynak






  5. #5
    devimsel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    600

    okk Aman ha!



    Sabahın kör saati... Telefonum susmuyor:

    Çankırılı Songül, “Nefes alamıyorum” diyor...

    Sivaslı Bahri, çıldırmak üzere olduğunu söylüyor...

    Milaslı Yaşar’ın söylediklerini yazmam mümkün bile değil...

    Gaziantepli Sulhi, günlerdir yemek yemiyor, su içmiyor...

    Rizeli Eyüp, “Bir şeyler yapmak lâzım, bir şeyler yapmak lâzım” diye söylenip duruyor...

    Manisalı Tayfun, “Madem tüm bunlar yaşanacaktı, o zaman ben şu bacağımdaki kurşun izini niye taşıyorum” diye bana soruyor.


    ***

    Laf olsun diye yazmıyorum tüm bunları, milliyetçi duyguları sömürerek okur kazanmaya falan da çalışmıyorum. Umurumda bile olmaz!

    Sosyalist Ece, “Türk faşistlerine meydanı boş bırakmayalım derken Kürt faşistlerine yenildiğimizi” itiraf ediyor.

    Milliyetçi Anıl, “Hani tek vatan, tek bayrak, tek millet istiyorlardı” diyerek, iktidar partisinin yöneticilerine ağzına geleni söylüyor.

    Sosyal demokrat Betül, yasaların ayaklar altına alındığını...

    Liberal Taylan, bu saatten sonra devleti yönetenlere güvenebilmesinin mümkün olamayacağını anlatıyor.

    ***

    Saatler ilerledikçe, dinlediğim sesler çığlığa dönüşüyor:

    CHP’li İlknur öfkeli...

    MHP’li Cemal barut fıçısı...

    AKP’li Fahriye şaşkın ve üzgün...

    AKP’li Emin bile, artık bana küfretmiyor... Utana sıkıla, “Galiba ilk kez seninle aynı kaygıları paylaşıyorum” diyebiliyor.

    ***

    Tesisatçı Halil, “Ellerim kırılsaydı” yla başlayıp, “ah, ah”la biten uzun bir cümle kuruyor.

    Öğrenci Kadir, “dinci-bölücü ve emperyalist devletler işbirliği”ni anlatan teorisini tek tek not etmemi istiyor...

    Adını duyar duymaz Antikacı Hazım’a ben soruyorum:

    “Yaşananları hazmedebiliyor musun?”

    Aldığım yanıt, “Bir de utanmadan düğün-bayram yapıyorlar, havai fişek atıyorlar ya; hiçbir şey bu kadar ağırıma gitmemişti” oluyor!

    İETT şoförü Salih, “Üç gündür kendimde değilim, her an kaza yapabilirim” diye anlatıyor ruh halini...

    Televizyonlardan “Kekeç Oğlan” diye tanıdığımız başarılı komedyenin her yazımdan sonra mutlaka arayıp destek veren annesinden ise günlerdir ses seda çıkmıyor... Belli ki yine “tansiyonu yükselmiş” , kendine gelmeye çalışıyor...

    ***

    Ülkenin dört bir yanı gergin...

    Nereye baksanız öfkeli, mutsuz, hayal kırıklığına uğramış yüzler görüyorsunuz...

    Nereye gitseniz bıkkınlık, bezginlik, çaresizlik, kandırılmışlık havası sarıyor...

    Ben bu havalardan korkarım.

    Akıl, sağduyu, bilinç kaybolur bu havalarda... Kime dokunsan patlamak üzeredir...

    ***

    Ne olur; tutun kendinizi... Ne olur; öfkenize yenilmeyin.

    Çünkü “birileri” nin istedikleri belki de bu:

    Sizi kızdırıp, çıldırtıp, kontrolden çıkarmak...

    Aman ha!


    ***


    PAŞA!

    Dünkü yazımda, “PKK’lıların ayaklarının altına kırmızı halı da serilecek mi” gibi okur şakalarına yer vermiştim ya...

    Milletvekili eşi ve iktidar partisinin akıl babası bir “profesör”, “Apo’ya paşa rütbesi verilmesini ve Bodrum Türkbükü’ne gönderilmesini öneriyorum” demiş...

    Hem de bizim gibi “şaka” falan yapmamış; oldukça ciddi!

    Neymiş; “Osmanlı’da isyanları bastırmak için elebaşları affedilip, paşalık rütbesi verilerek, maaşa bağlanırmış!”

    ***

    Bakalım; bu “şaka gibi adam”ın “ciddi” önerisi de “açılım listesi”ne eklenecek mi?


    ***


    GÜNÜN SORUSU

    Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Türkiye’nin 175 ülke arasında basın özgürlüğü sıralamasında 122’nci olduğunu açıklamış...

    Acaba 53 ülkeyi geride bırakmış olmamızı, “yandaş basına sağlanan özgürlükler”e borçlu olabilir miyiz?


    ***


    PKK tümüyle biter mi?

    PKK’nın “ikinci adam”ı olarak bilinen çete reisi, Kandil’den “eve dönüş”ü değerlendirmiş:

    “Barış gruplarına olumlu yaklaşmak, PKK’nin dağdan inmesine yol açmaz. Eğer PKK dağa çıktıysa bunun nedenleri var. Türkiye’de anayasa değişmedikçe, herhalde gidip teslim olacak değiliz.”

    Bu sözler, akşama doğru Hakkari’nin Çukurca ilçesinden gelen bir haberle doğrulanıyor:

    “PKK askeri üsse havan topuyla saldırdı, 1 asker yaralandı.”

    ***

    “Açılımcı demokrasi kahramanları...”

    Buyrun açılın... Hayırlı, uğurlu olsun!


    Kaynak







  6. #6
    devimsel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    600

    okk Şovdan yakınmaya kesinlikle hakları olmayan iki kişiye...



    “En büyük devlet büyüğü”, Habur Sınır Kapısı’ndan ülkeye giren 34 PKK’lının serbest bırakılmasının şölene dönüşmesini önceki gün hararetle eleştirdi:

    “Şov yapıyorlar...”

    “Bu bağırışlar, siyaset ahlakına, nezaket kurallarına sığmaz, adaba, erkâna uymaz...”

    Bu yakınmalarını dün de sürdürdü:

    “DTP serbest bırakılan PKK’lıları Meclis’e getirmemeli. Bu, milli birlik sürecini beraberlik sürecimizi baltalar...”


    ***

    Sadece o mu?

    Kürt açılımını ilk kez dile getiren “en, en, en büyük devlet büyüğü” de tıpkı “en büyük devlet büyüğü” gibi düşünüyor:

    “Bu görüntüler hoş değil... Ben de bunları tasvip etmiyorum...”

    ***

    Bu açıklamalar, bugün bizi yönetenlerin “öngörü yoksunu” olduklarını göstermekten başka hiçbir işe yaramaz...

    Sen, “Örgüt üyesiyim ve asla pişman değilim. Önderim Apo. Buraya teslim olmaya değil, barışa hizmet etmeye geldim” diyen militanların ayağına devletin savcısını, hâkimini gödereceksin...

    Bizzat DTP’li Sırrı Sakık’ın deyişiyle, o savcıların, hâkimlerin “yasalardaki kesin hükümleri görmezden gelmeleri” için gereken ortamı yaratacaksın...

    Sonra da çıkıp, o militanların otobüse doldurulup, ilçe ilçe gezdirilmelerinden...

    Onlar için düzenlenen karşılama törenlerinde PKK paçavralarının ve Apo posterlerinin dalgalandırılmasından rahatsız olacaksın, “Bunlar şov yapıyorlar” diyeceksin...

    ***

    Ey, “en büyük devlet büyüğü.”

    Ey, “en, en, en büyük devlet büyüğü...”

    Sahi; terör örgütü yandaşlarının ne yapmasını bekliyordunuz?

    Savaştıkları ülkede kahramanlar gibi karşılandıkları için üzülmelerini mi?

    Hele durun bakalım; bunlar daha başlangıç!

    Baksanıza; “has adamlarınız” bile, Apo’ya paşalık verilmesini ve maaşa bağlanmasını öneriyor... Onların bu önerilerinin yanında, PKK’nın ‘şov’unun lafı mı olur?

    ***

    Kısacası... O “kapalı açılım”ınızın daha “ilk meyveleri” bunlar...

    Bakalım; Türk halkından büyük bir titizlikle gizlediğiniz paketten, daha ne tavşanlar çıkacak?

    Bakalım, çıkardığınız o tavşanlar, bu ülkenin daha hangi değerlerine pisleyecek?

    Herkesin yakınmaya, üzülmeye, kahrolmaya hakkı var; ama sizin yok!

    Çünkü... Tüm bunlar sizin eseriniz...

    İyisi mi, “Şov yapıyorlar” diye yakınmaktan vazgeçin...

    Bilin ki, az bile yapıyorlar!

    Siz; aklınıza gelen her tavizi vermeye, yasaları ayaklar altına aldırmaya devam edin...

    Nasıl olsa gün gelir devran döner ve bunların hepsi önünüze tek tek serilir...

    ***

    Ben ekranlardaki bunca şamatayı, şovu; hiç değilse bu umutla seyrediyorum...


    *****

    GÜNÜN SORUSU

    ABD, “Kürt açılımı” nda gelinen noktadan duyduğu memnuniyeti açıklamış...

    Hani PKK’yı küresel terör örgütleri listesine almışlardı? Eğer öyle olsaydı; bu terörist örgütün bayrağının Türkiye’de özgürce dalgalanmasından üzüntü duymaları gerekmez miydi?


    *****


    YÜKSEK YARGI KURUMLARININ YÖNETİCİLERİ... NEREDESİNİZ?


    PKK militanları, asla pişman olmadıklarını söyledikleri halde ellerini kollarını sallaya sallaya ülkeye girdiler...

    Türk Ceza Kanunu’nun “terör örgütü üyeliği”yle ilgili maddeleri, sadece bu suçtan en az 5 yıl hapis istemiyle yargılamayı gerektirirken, bu adamlar köy köy, ilçe ilçe, il il gezip propoganda yapıyor.

    DTP’li Sırrı Sakık PKK’lıların ülkeye döndükleri gün NTV’ye verdiği demeçte dedi ki:

    “Bu insanlar aslında mevcut yasalara göre suçlu. Ama hâkimlerin sürece zarar vermemek konusundaki gayretleriyle bu yurda dönme işi kazasız belasız atlatıldı. Şimdi iş bize düşüyor. Ankara’ya dönüp, yasalardaki o maddeleri kaldırmamız gerekiyor...”

    Anayasa Mahkemesi’nin, Yargıtay’ın, Danıştay’ın, Sayıştay’ın Sayın Başkanları ve Savcıları...

    Sakık bu sözlerle, Habur’da hukuksuz bir işlem yapıldığını ve adaletin ayaklar altına alındığını ima ediyor.

    Ekmeksiz, susuz yaşarız ama hukuksuz yaşayamayız...

    Lütfen hukukun üstünlüğünün tartışılır hale geldiği, adalete duyulan güvenin derin bir yara aldığı şu günlerde sessiz kalmayın...

    Bir araya gelerek yaşadığımız süreci değerlendirin...

    Tek umudumuz sizsiniz!


    Kaynak







  7. #7
    devimsel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    600

    okk ‘Göreceksiniz daha ne işler olacak diyor’ya Bakan Bey; işte o ‘iş’ler!



    “Açılım Koordinatörü” ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay, dün “açılımda gelinen noktayı” değerlendirdi. PKK’lıların kahraman gibi karşılanmasını eleştirenlere verdi, veriştirdi.

    Ve bombayı patlattı:

    “Göreceksiniz daha ne işler olacak!”


    ***

    Kaderde varsa “görmek”, neye yarar üzülmek? (Bu söz galiba böyle değildi...)

    Bilmeyeceğiz, öneride bulunamayacağız, tartışamayacağız, sadece başımıza gelince “göreceğiz...”

    Peki; ne göreceğiz?

    Bakan Bey, asla bu sorunun yanıtını vermiyor, “Görünce anlarsınız” diyor...

    Bunun adı da “demokrasi” oluyor!

    ***

    “Göreceksiniz daha ne işler olacak” diyor İçişleri Bakanı... O, ne göreceğimizi söylemiyor ama, Allah’tan ABD’liler var... Onlar, bizim “neler göreceğimizi” aylar öncesinden rapor haline getirdiler...

    Atlantik Konseyi isimli bir kuruluş, Türkiye’nin “Kürt açılımı”nda izleyeceği “yol haritası”nı bu yılın haziran ayında açıkladı...

    Ben de bizden istenilenleri 23 Ağustos 2009’da bu sütunlarda yazdım.

    Bakın ABD’liler ne istemiş, biz ne yapmışız, önümüzde yapmamız gereken neler kalmış:

    ***

    * Atlantik Konseyi’nin bu raporunu kaleme alan David L. Phillips, “Öcalan’la konuşmayı reddedebilirsiniz ... Fakat DTP’yi muhatap alın” dedi...

    Bunun üzerine daha birkaç ay öncesine kadar DTP’lilerle bir araya gelmeyi reddeden iktidar temsilcileri, bu partiyi resmî muhatap olarak kabul etti.

    * Phillips, Erdoğan’ın DTP’lilerle görüşmesini istedi...

    “En büyük devlet büyüğü” , DTP’lilerle görüştü.

    * Yıllardır Türkiye Cumhuriyeti’ne kafa tutan Barzani’yle ilişkileri geliştirmemiz gerektiğini buyurdu...

    Anında geliştirdik!

    * “PKK’lıların dönüşünü sağlayın” dedi...

    Terör örgütünün üyeleri, hem de pişman olduklarını bile söylemeden kahraman edasıyla ülkeye giriş yapmaya başladı.

    * “Yargıyı ıslah edin... Yargının katı tutumunu değiştirmeyi sağlayın” diye fetva verdi...

    Bu da oldu. PKK’lılar için tarihimizde ilk kez “seyyar mahkeme” kuruldu, yargı mensupları teröristleri tutuklamadan yurda buyur edebilmek için büyük çaba sarf etti!

    ***

    İçişleri Bakanı, “Göreceksiniz daha ne işler olacak” diyor ya...

    Bugüne kadar “gördüklerimize” dayanarak, bundan sonra “göreceklerimizi” tahmin etmek için “strateji uzmanı” olmaya gerek yok...

    David L. Phillips’in yazdığı rapora bakmak yeterli:

    * “Terör örgütüne üye olmak suçundan cezaevinde yatan tutuklu ve hükümlüleri serbest bırakın” diyor Phillips...

    Göreceksiniz; bırakacağız!

    * Ülkeye dönen ya da cezaevlerinden serbest bırakılan PKK’lılara seçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere, tüm haklarının iade edilmesini istiyor...

    Göreceksiniz; edeceğiz!

    * “Özerk Kürt Bölgesi” kurulması için yasaları ve Anayasa’yı değiştirmemizi, ama bölünme havası vermemek için, bunu “adem-i merkeziyet” görünümü altında hayata geçirmemizi şart koşuyor...

    Göreceksiniz; geçireceğiz!

    * Türklüğü ‘vatandaşlık’ olarak tanımlayan Anayasa’nın 7. maddesini değiştirmemiz gerektiğini söylüyor.

    Göreceksiniz; değiştireceğiz.

    * Türk Ceza Yasası’nın 216’ncı maddesinde değişiklik yapılarak “etnik amaçlı tahrik” in suç olmaktan çıkarılmasını... 217’nci maddenin değiştirilerek halkı kanunlara uymamaya tahrik edenlere verilen cezaların düşürülmesini... 220’nci maddede düzenlenen “silahlı terör örgütü” üyelerine verilen cezaların hafifletilmesini emrediyor.

    Göreceksiniz; hafifleteceğiz.

    ***

    “Göreceksiniz daha ne işler olacak” diyor İçişleri Bakanı...

    Ama ne göreceğimizi söylemiyor...

    Çünkü söylerse, görmek istemeyeceğimizi biliyor...

    Alıyor önüne David L. Phillips’in yazdığı raporu; hayata geçen taleplerin yanına “oldu” işareti atıyor...

    Bunun da adı “Kürt açılımı” , “Demokratik açılım” ya da “Milli Birlik Projesi” oluyor...

    *****

    GÜNÜN SORUSU

    İmralı sakini Apo, hükümetin; kendisinin belirlediği yol haritasından yararlandığını iddia etmiş... Böylece Atlantik Konseyi’nin hakkını yemiş!

    Apo’nun bu sözleri, tüm liberal ülkelerde uygulanan “telif hakları yasası”na göre suç değil mi?


    Kaynak



    * * *


    Not:
    Mustafa Mutlu'nun yazısında bahsi geçen Atlantik Konseyi raporunun tam metnini aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz. (Link alıntıdır.)

    Atlantik konseyi raporu İNDİR









Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Ruhat MENGİ Köşe Yazıları
    By KaCaK in forum HaberLer
    Cevaplar: 39
    Son Mesaj: 25.09.08, 13:28
  2. Rauf TAMER Köşe Yazıları
    By KaCaK in forum HaberLer
    Cevaplar: 49
    Son Mesaj: 25.09.08, 13:27
  3. Ertuğrul ÖZKÖK Köşe Yazıları
    By KaCaK in forum HaberLer
    Cevaplar: 42
    Son Mesaj: 25.09.08, 13:26
  4. Mine KIRIKKANAT Köşe Yazıları
    By KaCaK in forum HaberLer
    Cevaplar: 21
    Son Mesaj: 24.09.08, 11:18
  5. İskender Pala Köşe Yazıları
    By cokgen in forum HaberLer
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 02.09.08, 15:28

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351