vay be millet birbirini yesin dursun adamlar keyfi alem yapiyorlar![]()
Bu fotoğraflar olay yaratacak!!! BU FOTOĞRAFLAR OLAY YARATACAK
Ergenekon, Türkiye’nin son dönemine damga vuran en önemli dava.
Hem operasyonun yapılışı hem de dava süreci kamuoyu tarafından merakla takip ediliyor.
Bilindiği gibi davanın üç aşaması var:
Birinci aşaması İstanbul Emniyet İstihbarat Dairesi oluşturuyor. Emniyet İstihbarat Dairesi suç şüphesi olan kişi hakkında araştırma yapıyor. Topladığı delilleri savcılara götürüyor.
Savcılar dosyayı inceledikten sonra operasyonu başlatıyor.
Yakalananlar emniyet ve savcılıkta sorgulanıyor.
Sorgulama sonucunda zanlılar mahkeme önüne çıkarılıyor.
Mahkeme savcının iddialarını yeterli bulursa tutuklama kararını veriyor.
Bu her dava için gerekli hukuku prosedür.
Ergenekon Davası bu süreçle devam ediyor.
Fakat bu davada ek bir durum yaşandığı ortaya çıkıyor.
Şöyle ki...
Tarih; 2008 yılının Eylül’ü...
Ramazan ayı...
İstanbul Emniyet İstihbarat Dairesi bir iftar yemeği düzenledi.
İftar yemeğinin davetlileri Ergenekon Davası’nı yürüten İstanbul (Beşiktaş) Ağır Ceza Mahkemesi’nin üyeleriydi.
Bu iftar, Ergenekon Davası’nı yürüten hakimler, savcılar ve istihbaratçı polisleri yan yana getirdi.
İftar yemeği önce İstanbul Emniyet İstihbarat Dairesi’nin tuttuğu bir özel tekne ile Beşiktaş’a yanaşması ile başladı. Buradan alınan hakimler, savcılar; emniyet teknelerinin koruması eşliğinde kısa bir boğaz gezisinden sonra İTO’nun Kandilli Cemile Sultan Korusu’nda bulunan tesislerine geldiler.
İftar yemeği için Cemile Sultan Korosu'na gelen hakimler, savcılar ve istihbaratçı polisler, adlarının yazıldığı masalara oturdular. Masalarda emniyetçi, savcı ve hakim dengesi gözetildi.
İstanbul Emniyet İstihbarat Dairesi’nin 2008 Eylül’ünde düzenlediği bu iftar yemeğinin gerçekleşme zamanı dikkat çekiciydi.
Bunun nedeni; 14 Temmuz 2008 tarihinde Ergenekon İddianamesi’nin açıklanmasıydı.
Bu iddianame bilindiği gibi iftar yemeğinin davetlileri arasında olan Savcılar; Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın tarafından hazırlandı.
Ve yine bilindiği gibi aynı gün bu davaya İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nin bakacağı açıklandı.
25 Temmuz 2008 tarihinde ise ilgili mahkeme iddianameyi kabul etti.
Yani...
Ergenekon polisleri, savcıları ve hakimleri işbirliği halinde Ergenekon Davası sürecini başlattılar.
Duruşmalar başlamadan önce ise iftar yemeği verildi. İftar yemeğinden bir ay sonra (23 Ekim 2008) Ergenekon Davası’nın duruşmaları başladı.
İftarı veren İstanbul Emniyet İstihbarat Daire Başkanı, mensuplarıyla hakimler ve savcıları duruşmalar öncesinde yan yana getirdi.
Dava konusunda karar verecek mahkeme heyetinin, iddia makamı ve soruşturmayı yürüten polislerle bir iftar yemeğinde yan yana gelmesi davanın tarafsızlığına gölge düşürüp düşürmeyeceği bu haberin konusu dışındadır.
Biz gelelim iftara kimlerin katıldığına ve neler olduğuna...
Ağır bir hukuki süreç yaşayan polisler, hakimler ve savcılar iftarda oldukça samimi görüntü verdiler.
"Görüntü verdiler" diyoruz çünkü fotoğrafları çekenler iftarı veren istihbaratçı polisler. Üstelik bu toplantıyı yaptıkları 2008 faaliyetleri arasında da gösterdiler. Yani işin gizlisi saklısı yok.
Gelelim fotoğraflara...
Fotoğraflara dikkatlice bakınca -örneğin- Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz ile Ergenekon Davası Kıdemli Hakimi Hasan Hüseyin Özese tekneye bindiklerinde yan yana oturdukları görülüyor.
Hakim Özese’nin kolunun Savcı Zekeriya Öz’ün omzuna doğru uzanmış gibi fotoğrafı da ikilinin bu süreçte yakın bir çalışma yürüttüklerini gösteriyor. Öyle ki ikilinin iftarda da yan yana oturdukları görülüyor.
Biraz ayrıntılara bakalım…
Peki, yemekte kimler vardı?
Ergenekon Davası Hakim Heyeti Başkanı Köksal Şengün, Ergenekon Davası Kıdemli Hakimi Hasan Hüseyin Özese; Ergenekon Davası Savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel, davaya sonradan dahil olan savcılar Fikret Seçen, Ercan Şafak, Murat Yönder; savcıları görevlendiren İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı, 9. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Nurettin Ak, 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Şeref Akçay, 11. Ağır Ceza Hakimi Metin Özçelik, 12. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Vedat Yılmaz Abdurrahmanoğlu, 12. Ağır Ceza Hakimi Nejat Ede ve Selda Kutluata, 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Erkan Canak, 14. Ağır Ceza Nöbetçi Hakimi Resul Çakır, Hrant Dink Davasını yürüten Selim Berna Altay, dönemin İstanbul Emniyeti İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, İstanbul Terörle Mücadeleden Sorumlu Müdür Yardımcısı Tufan Ergüder ve Emniyet İstihbarat Dairesi’nde görevli çeşitli komiser ve polisler katıldı.
Fotoğrafta görülen isimlerden Nejat Ede ve Selda Kutluata dava sürecinde Hurşit Tolon’un tahliye edilmesi gibi bazı kesimleri rahatsız eden kararlara imza attılar. İki hakim de baskı altında kaldıklarına ilişkin yaptıkları açıklamanın ardından görev değişikliğinde bulunarak görevden ayrıldılar.
Odatv.com
ODATV.COM SAYFASINDA YER ALAN HABERLERİN KAYNAK GÖSTERİLMEDEN KULLANILMASI DURUMUNDA YASAL İŞLEM YAPILACAKTIR.
İşte o iftarın ayrıntılı fotoğrafları:
Soldan 4. Ergenekon Savcısı Fikret Seçen- Soldan 3. 13. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimlerinden
Soldan 2. 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Şeref Akçay, soldan 3. Ergenekon Davası Hakimi Köksal Şengün, soldan 4. 14. Ağır Ceza Mahkemesi Erkan Canak
Ağır Ceza Hakim ve Savcıları, emniyetçiler
En sağdaki Ergenekon Davası Hakimlerinden Hasan Hüseyin Özese, yanındaki sarı ceketli Ergenekon Davası Savcısı Zekeriya Öz, Soldan 3. Ergenekon Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel ve bir grup emniyetçi
En solda Zekeriya Öz, yanında Ergenekon Hakimi Hasan Hüseyin Özese, soldan 6. 14. Ağır Ceza Nöbetçi Hakimi Resul Çakır, soldan 7. Ergenekon Savcısı Ercan Şafak, soldan 8. Murat Yönder, sağdan 2. 11. Ağır Ceza Hakimi Metin Özçelik, Ağır Ceza hakim ve savcıları, emniyetçiler
Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz ve hakimi Hasan Hüseyin Özese, Özese'nin kolu Zekeriya Öz'ün omuzuna doğru uzanmış
en sağdaki 14. Ağır Ceza Nöbetçi Hakimi Resul Çakır emniyetçilerle beraber
Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz ve hakimi Hasan Hüseyin Özese
Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz ve hakimi Hasan Hüseyin Özese
Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz ve hakimi Hasan Hüseyin Özese
Soldaki Ergenekon Savcısı Fikret Seçen, dönemin İstihbarat Şube Müdürü şu an İstihbarattan Sorumlu Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer
En solda dönemin İstihbarat Şube Müdürü şu an İstihbarattan Sorumlu Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer, soldan 2. İStanbul Terörle Mücadeleden Sorumlu Müdür Yardımcısı Tufan Ergüder, soldan 3. Ergenekon Savcılarını görevlendiren İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı
Bir önceki fotoğraftaki masanın devamı en solda Turan Çolakkadı, soldan 2. 9. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Nurettin Ak, soldan 3. 12. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Vedat Yılmaz Abdurrahmanoğlu
Emniyetçiler, hakim ve savcılar
En soldaki baskı gördüğü için görevi bırakan Nejat Ede, 12. Ağır Ceza Savcılarından biri ile beraber
Soldan 2. Ergenekon Davasında pek çok tutuklama kararına imza atan 11. Ağır Ceza Hakimi Metin Özçelik
Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, Ergenekon Hakimi Hasan Hüseyin Özese, savcı ve hakimler
Ergenekon Savcısı Murat Yönder
En sağdaki 11. Ağır Ceza Hakimi Metin Özçelik, emniyetçilerle beraber
Soldaki Ergenekon Savcısı Murat Yönder, 13. Ağır Ceza Hakimlerinden biri ile
Daha sonra baskı gördüğünü söyleyerek görevden ayrılan 12. Ağır Ceza Selda Kutluata
Hrant Dink Davası Savcısı Selim Berna Altay ve kızı
Soldan 3. dönemin İstihbarat Şube Müdürü şu an İstihbarattan Sorumlu Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer, emniyetçiler ve savcılar
14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Erkan Canak
Ergenekon Hakimi Köksal Şengün
Polis botları denizden koruma yapıyor
Tekneden inerken
Emniyetçi, hakim ve savcılar tekneden inerken
İTO Kandilli Cemile Sultan Korusu Girişi
Hakim, savcı ve emniyetçiler koruya çıkarken
Soldaki dönemin İstihbarat Şube Müdürü şu an İstihbarattan Sorumlu Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer, sağda Ergenekon Davası Savcısı Fikret Seçen
Sağdan 1. Terörle Mücadeleden Sorumlu Müdür Yardımcısı Tufan Ergüder, Sağdan 2. Ergenekon Savcısı Fikret Seçen
Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz önde, emniyeçiler ve savcılarla koruya çıkıyor
Önden 3. Ergenekon Savcısı Ercan Şafak, önden 4. Ergenekon Savcısı Murat Yönder, emniyetçi ve savcılar
Dönemin İstihbarat Şube Müdürü şu an İstihbarattan Sorumlu Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer, yanındaki Ergenekon Savcısı Fikret Seçen
Sağda dönemin İstihbarat Şube Müdürü şu an İstihbarattan Sorumlu Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer
Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz ve Ergenekon Davası Hakimi Hasan Hüseyin Özese aynı masada yanyana, solda yakın olan 2. Ergenekon Savcısı Ergenekon Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, soldan 3. 11. Ağır Ceza Hakimi Metin Özçelik, emniyetçi, hakim ve savcılar
Aynı masa
Yerlerin tespit edildiği Muammer Acar'ın önündeki yazıda görülüyor
En soldaki İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı, soldan 2. İstanbul Terörle Mücadeleden Sorumlu Müdür yardımcısı Tufan Ergüder, soldan 3. 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Şeref Akçay
Aynı masa karşı sandalyeler en soldaki Ergenekon Davası Hakimi Köksal Şengün, soldan 2. dönemin İstihbarat Şube Müdürü şu an İstihbarattan Sorumlu Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer, soldan 3. 12. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Vedat Yılmaz Abdurrahmanoğlu, soldan 4. 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Erkan Canak. Ali Fuat Yılmazer, Turan Çolakkadı'nın karşısında oturuyor.
Soldan önde 2. sırada Ergenekon Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, emniyetçi, hakim ve savcılar
Çolakkadı ve Yılmazer sohbet ederken
Kaynak
vay be millet birbirini yesin dursun adamlar keyfi alem yapiyorlar![]()
Hakimler Ergenekon Davasından çekilecekler mi? Hakimler Ergenekon Davasından çekilecekler mi?
Odatv olarak 5 Ekim 2009 günü önemli bir habere imza attık. Haberimizde Ergenekon Davası’nı yürüten İstanbul Emniyet İstihbarat Dairesi’nin Ergenekon Davası hakim ve savcılarına 2008 yılının Eylül ayında bir iftar yemeği verdiğini ve bu yemekte savcı, hakim ve polislerin samimi görüntüler verdiğini anlattık. İftar yemeğinin fotoğraflarını da yayınladık.
Haberimiz kamuoyunda büyük ses getirdi. Cumhuriyet Gazetesi üç gün boyunca Odatv’nin haberini manşet yaparken, mecliste konu soru önergesi haline geldi. CHP milletvekili İsa Gök, mecliste Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e: “Bir davayı beraber yürüten yargıç, savcı ve polis yan yana olursa, o davanın tarafsız yürütülmesinden ve yargı bağımsızlığından söz etmek nasıl mümkün olacaktır?” sorusunu sordu.
Olay son olarak Ergenekon Davası’nda da gündeme geldi.
Tutuklu sanık Oktay Yıldırım’ın avukatı Yıldırım Çavuşovalı, fotoğrafların mahkemenin tarafsızlığına gölge düşürdüğünü söyleyerek Ergenekon Davası hakimleri Köksal Şengün ve Hasan Hüseyin Özese’nin davadan çekilmesi talebinde bulundu. Çavuşovalı bunun olmaması durumunda mahkeme heyetinin tamamının reddini isteyeceklerini dilekçesinde ifade etti.
Çavuşovalı “Özese ile beraber dava sırasında yemeğe gitsek, Özese elini omzuma atsa, samimi görüntüler versek, sonra da müvekkilim tahliye edilse olay bir karalamaya dönüşürdü, aynı şekilde bu fotoğraflardan sonra mahkeme heyetinin iddia makamına yakın olduğu izlenimi bizde uyanmıştır” dedi.
Savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in buna karşı çıkmasına rağmen, hakimlerin davadan çekilmesi talebinin değerlendirilmesi için mahkemeye 19 Ekim’e kadar ara verildi. Bu aranın sonunda mahkeme heyeti tarafsızlığa gölge düştüğü iddiası kabul görürse davadan çekilebilecek.
Kaynak
Bu mu tarafsız yargı? Konu devimsel tarafından (12.10.09 Saat 04:59 ) değiştirilmiştir.
Bu da turkiyemizin bir gercegi işte....Fazla söze ne hacet....?
'Fethullahçılarla yemek yediniz'
Tam bağımsız Türkiye için söze devam edelim.
'Fethullahçılarla yemek yediniz'
Adil Serdar Saçan: Sizden nasıl adalet bekleyeceğim. Mahkemenize güvenim kalmadı.
Ergenekon davasının bugünkü duruşmasına İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafında verilen iftar yemeği damgasını vurdu.
İkinci Ergenekon davasının 8’inci oturumuna Ergenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcıları ile yargılamasını yapan İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin Başkanı Köksal Şengün ve üye hakim Hasan Hüseyin Özese’nin katıldığı İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafında verilen iftar yemeği damgasını vurdu. Tutuklu sanıklardan Adil Serdar Saçan, Emcet Olcaytu ve Hasan Atilla Uğur, Yeni Parti Genel Başkanı Tuncay Özkan savcı ve hakimlerin emniyet görevlileri ile yemek yemelerinin etik olmadığını belirterek eleştirdi. Tutuklu sanık Adil Serdar Saçan, mahkemeye güveninin kalmadığını belirterek, "Heyetinizin çekilmesi gerekir" dedi.
11’i milletvekili 12 CHP’li de duruşmaya gözlemci olarak katıldı. Milletvekilleri duruşma salonunda avukatlara ayrılan bölümde oturdu.
İkinci Ergenekon davasının 8’inci oturumunda mahkeme heyetine başkan Köksal Şengün mazeretli olduğu için üye hakim Hasan Hüseyin Özese başkanlık yaptı.
"SAVCILAR HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULSUN"
Duruşmada iddianamenin okunmasına geçilmeden önce söz alan tutuklu sanık Avukat Emcet Olcaytu, savcılığın dava açıldıktan sonra 29 EK klasörü mahkemeye gönderdiğini belirterek, savcıların suç işlediklerini söyledi. Savcılığın ek klasörleri dava açıldıktan sonra mahkemeye göndererek görevi ihmal suçunu işlediğini belirten Emcet Olcaytı, savcıların ek klasörleri ek iddianame hazırlamadan mahkemeye gönderemeyeceklerini savundu. Emcet Olcaytu, "Ancak bir ek iddianame hazırlanarak bu iddianamenin ekleri olarak mahkemeye gönderilebilirdi. Ancak savcılar bunu yapmamıştır. 20 Temmuz’da başlayan davada üzerinden 4 ay geçmesine rağmen hala iddianame okunuyor. Eğer iddianame okunmayıp da ifadelere geçilseydi mahkemeniz ek iddianame olmadığı için bu klasörlere ilişkin ifademizi alamayacak doğla olarak da bu 29 klasörü reddetmek zorunda kalacaktı" dedi.
ÜYE HAKİM ÖZESE, "DAVETİNİZE UYARDIK"
İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi eski Müdürü tutuklu sanık Adil Serdar Saçan da 1998’de İstanbul Organize Suçlar Şubesi’ni kurduğunu 2003’e kadar da başında kaldığını söyledi.
Görev yaptığı 5 yıllık süre içinde 5 Ramazan geçirdiğini belirten Adil Serdar Saçan, "Sayın mahkeme başkanınız Köksal Şengün’ü tanıyorum ama sizi tanımıyorum. Siz de beni tanımıyor sunuz. 5 yıllık süre içerisinde sizleri hiç iftar yemeğine davet ettim mi? Sadece Sayın İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’i davet ettim. Kendisi birlikte çalıştığımız hatırlatarak etik olmayacağını söyleyerek bu davetimi reddetti. O başsavcının savcıları katıldıkları bu iftar yemeğini etik buluyorlar mı? Beraber yemek yediğiniz adamlar benim hakkımda sahte tutanak tuttu diye şimdi mahkemenize güvenip nasıl anlatacağım. Onlarla oturup yemek yemişsiniz. Gözlerime inanamadım.
Savcıların gizlediği, benim DGM’den soruşturma yapmak için izin aldığım bir örgütten bahsediyorum. Bu örgütün, Fethullahcı kadronun emniyet içinde yapılandığından bahsediyorum. Gözaltına alındığımda bir tek ben nezarete konuldum. Paşalar ve diğerleri nezarete konulmadı. 25 yıl hizmet verdiğim meslektaşlarım bunun hıncını alarak beni nezarete attılar. Çünkü Fethullahçılar. Sizde onlarla beraber yemek yediniz. Sizden nasıl adalet bekleyeceğim. Mahkemenize güvenim kalmadı. Artık size güvenim yok çekilmeniz gerekiyor" diye konuştu.
Mahkeme heyetine üyelik yapan Hasan Hüseyin Özese’nin "Davet etseydiniz sizin görevli olduğunuz zamanlarda da davetinize uyardık" diye konuşması üzerine, "Ben direkt Başsavcı Aykut Beyi davet ettim, Öbür türlü etik olmazdı. Yerimi bilirim ben bir polisim" diye yanıt verdi.
"OLAĞANÜSTÜ YARGILANMAK İSTEMİYORUM"
Bugüne kadar defalarca yargılandığını, ağır ceza mahkemelerinde 90 kez hakim karşısına çıktığına ifade eden Adil Serdar Saçan, Silivri’de yapılan Ergenekon yargılaması ile diğer ağır ceza mahkemelerinde yapılan yargılamaları karşılaştırdı.
Ergenekon davasının Silivirde yapıldığını belirten Adil Serdar Saçan, davanın görüldüğü İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin iki heyetli olmasının, diğer mahkemelerin aksine iddianameyi hazırlayan savcıların aynı zamanda duruşma savcısı olmasının bu mahkemeyi olağanüstü bir mahkeme yaptığını öne sürdü. Adil Serdar Saçan Ergenekon davasının görüldüğü İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde olağanüstü bir yargılama yapılıp yapılmadığının karara bağlanmsını istedi.
Adil Serdar Saçan sözlerine şöyle devam etti:
"Burada olağanüstü bir yargılama var mıdır? Varsa bu olağanüstü yargılamanın arkasında karşı devrim mi var? Olağanüstü yargılanmak istemiyorum. Cezaevinde yatan binlerce tutuklu var. Onlara yapılan muammelenin aynısının bana da yapılmasını istiyorum. Tıpkı Deniz Seki gibi. 6 ay sonraya gün verip, 6 ay sonra hepimizin ifadesini alıp bir sefer de bitirin. Bana farklı davranmayın. 20 Temmuz’dan beri savunmamızı alın diyorum Tutuklayıp içeri atıyorsunuz. Savunmamızı almıyorsunuz. Ayrıca bu dava da ifade veren gizli tanıkların, sanık olarak kendi yargılandıkları davada etkin pişmalık yasasından yararlanıp yararlanmadıklarının sorulmasını istiyorum."
Adil Serdar Saçan’dan sonra söz alan emekli Albay Hasan Atilla Uğur’da Ergenekon davasın bakan hakim ve savcıların emniyet tarafından verilen iftar yemeğine katılmasının etik olmadığını söyledi.
İkinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, ''4 aydır bir iddianame okunmasını beklerken, ekin de eki yaratıldı. Bu otoyol kenarında evi olan birinin bütün kazalardan sorumlu tutulmasına benziyor'' dedi.
BALBAY: BU KADARINA PES
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki ikinci ''Ergenekon'' davasının 8. duruşmasının sabahki oturumunda söz alan tutuklu sanık Balbay, davanın başladığı 20 Temmuz 2008'de dosyadaki delillere göre savunmaları hazırladıklarını belirterek, ancak yeni eklerde yeni savların ortaya çıktığını söyledi.
Balbay, Savcılık tarafından dosyaya yeni gönderilen eklerde delil üretildiğini gördüğünü savundu. 20 Temmuzda davaya gelirken diğer sanıklarla akıllarında bir takvim oluşturduklarını anlatan Balbay, ''Biz bu mahkemede tarihleme umudumuzu yitirdik. 4 aydır bir iddianame okunmasını beklerken, ekin de eki yaratıldı. Bu otoyol kenarında evi olan birinin bütün kazalardan sorumlu tutulmasına benziyor'' diye konuştu.
Gazetenin Ankara Bürosunun santralını kendi adına kayıtlı telefonmuş gibi dinlendiğini ifade eden Balbay, ''Bütün santral telefonlarının bana atfedilmesini beklemezdim. Bu kadarına 'pes' diyorum. Sorgu sırasında sorduklarında kendimden şüphelenmiştim, bu kadar görüşme yapmış olabilir miyim diye. Bir kişi ile 300 kez görüşmüşüm. İnanamadım. Sonra baktım ki santral telefonundaki tüm görüşmeler bana yazılmış'' dedi.
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin (DGM) yerine özel yetkili mahkemeler kurulduğunu anımsatan Balbay, ''Cumhuriyet savcılarının yerini hükümet savcılığı mı, DGM'lerin yerini hükümet güvenlik mahkemeleri mi aldı'' şeklinde konuştu.
Tutuklu sanık Tuncay Özkan da Ergenekon davasına bakan hakimlerin, İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesinin verdiği iftar yemeğine katıldığına ilişkin habere gönderme yaparak, ''Gelin F-12 koğuşunda bir akşam yemeği yiyelim. Deniz mi istiyorsunuz. Biz mavi patiskalardan deniz yaparız size. Gemi mi? Kağıttan gemiler yüzdürürüz. Oruç mu diyorsunuz. Şevval orucu var, Muharrem orucu var. Savcılar (Tuncay Özkan Alevidir) diyor ya. Ben sizi iftara çağırıyorum'' diye konuştu.
-''HUKUK İSTİYORUZ''-
Özkan'ın söz konusu iftar yemeğinin tarihini sorması üzerine üye hakim Özese, ''Yemeğin tarihi belli'' dedi. Bunun üzerine, ''Ben gözaltına alındıktan sonra mı yenildi bu yemek'' diye soran Özkan, ''Hukuk istiyoruz. Vicdanınızın sesini kaybettiniz. Kılavuzsuz kaldınız. Bu yemeğe Başbakan'ın gönderdiği Adalet Bakanlığı müsteşarı nasıl katılır? Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, siz nasıl katıldınız bu yemeğe. Başsavcı umrede miydi?'' ifadesini kullandı.
Tutuklu sanık Fatma Cengiz de diğer tutuklu sanık İbrahim Şahin ile yemek yiyerek, çay içtiğini, ancak bunların suç olarak iddianamede yer aldığını belirterek, ''Mahkeme heyeti de polislerle beraber yemek yiyor. Siz bizden önce yemişsiniz o yemeği. Bizim gözaltına alınacağımız konuşulmuştur o yemekte. Sizin yemek yemeniz suç olmuyor, bizim yemek yememiz suç oluyor. Sizin davadan çekilmenizi istiyorum'' dedi.
Hasan Hüseyin Özese de ''O sizin yorumunuz'' karşılığını verdi.
Duruşmada söz alan bazı sanıklar da söz konusu yemek nedeniyle hakimlerin davadan çekilmeleri ve heyetin reddine ilişkin taleplerde bulundu.
Gerçek Gündem
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks