1 den 7´e kadar. Toplam 7 Sayfa bulundu

Konu: Mahmut Toptaş Köşe Yazıları

  1. #1
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,306

    Standart Mahmut Toptaş Köşe Yazıları

    Olmayacak şeyleri istemeyin‏


    "Keşke görünmez adam olsaydım, keşke filan kadar zengin olsaydım, keşke filan gibi güzel olsaydım, keşke filanın makamında ben olsaydım" diyerek iç çekmeyin.

    Erkekler, "Keşke kadın olsaydım" demesin. Kadınlar da, "Keşke erkek olsaydım" demesin.

    Deseler de kendilerini üzmekten başka değişen bir şey olmayacak.

    Güreşte, halterde, koşuda, güzellikte, akılda, şiirde, mimari de hepsinde dünya birincisi olayım demeyin.

    Boyunuz, kilonuz, gözünüz, kulağınız ve diğer organlarınız yalnız size aittir ve dünyada benzeri yoktur.

    Parmak çizgileriniz, ses telleriniz gibi kanınız, karakteriniz, duygularınız, düşünceleriniz dünyada hiçbir insanla tıpatıp aynı değildir.

    Hayalleriniz, uykularınız, sevgileriniz, nefretleriniz dahi herkesten ayrıdır.

    Kendi parmak çizginizi silip başkasının parmak çizgisini kendi parmağınıza takmanız nasıl mümkün değilse, başkası olmanız da mümkün değildir.

    Siz, yemeniz, içmeniz, havanız, suyunuzla kendi bedeninizin gıdasını bedeninize verdiğiniz gibi kimlik ve kişiliğinizin gıdaları vardır ve herkesten ayrıdır ve size özel diyeti vardır.

    Aynı sebepten dolayı hastalanan insanlara doktorlar, bünyelerine ve yaşlarına göre ayrı dozda ilaç verdiği gibi bütün insanlığın şifası olan Kur'an-ı Kerim dahi insanların alım gücüne göre onda etkili olur.

    Allah'ın kendisine verdiği özellikleri işletsin.

    Allah'ın yarattığı insanlar arasındaki farklılık insanlık için rahmettir.

    Hepimizin aklını, gücünü, anlayışını, sevgisini, nefretini aynı ölçüde yaratsaydı dünya çekilmez olurdu.

    Bir gül veya denize bakan beş milyar insan, aynı kelimelerle aynı şiiri yazardı.

    İki güreşçi ölünceye kadar birbirini yıkamazdı. Beş milyar insan koşuya başlama isteğini aynı anda duyar, koşar ve aynı dakika, saniye ve salisede varırlardı.

    Hepsi aynı rengi sever, aynı planda ev yapar, aynı şeyleri yer ve aynı anda cinnet geçirirdi.

    Yani ayrı özelliklere sahip olmamız dengeyi sağlıyor.

    Anadolu insanı bu ayeti "Her akıl bir olsa koyuna çoban bulunmazdı" diye atasözü halinde Türkçeleştirmişler. Kadının iyiliklerinin karşılığı kendine aittir, kötülüklerinin cezası da kendine aittir. Erkek için de aynıdır. Allah katında değerleri aynıdır. İmanları, ihlasları ve amelleri oranında Allah'a yaklaşırlar.

    Sevgili Peygamberimiz buyurur: "....Her şeyde hayır vardır. Sen sana faydalı olanı yapmaya çalış. Allah'tan yardım iste. Tembellik ederek acizlik gösterme. Başına bir iş geldiğinde "Keşke şöyle yapsaydım böyle olurdu" deme. "Bu Allah'ın takdiridir. O dilediğini yapar" de. Çünkü "Keşke" kelimesi şeytanın eylemine yol açar" buyurmuş.

    Müslim, Kader, bab 34, hadis 2264 (Türkçe tercemesi var)

    İbni Mace hadis 79,4168 (Türkçe tercemesi var)

    Ahmet, Müsnet 2/366,370

    Bu konuda Tahavi bundan bin yüz sene önce "Müşki-ül-âsâr" isimli eserinde1/100 üç sayfalık bir makale yazar ve "Keşke"nin temenni için söylenebileceğini, pişmanlık için söylenemeyeceğini iki tarafında delillerini Kur'an ve sünnetten getirerek açıklar.

    Temenniye örnek olarak Hayali'nin:

    Keşke sevdiğimi sevseydi kamu halkı cihan

    Sözümüz cümle heman kıssa-i cânân olsa.

    Yani: Keşke benim sevdiğimi bütün insanlar sevseydi, herkesin anlattığı o olurdu.

    Geçen günleri geri getirmek mümkün olmadığından geçmişe pişmanlığın faydası olmadığından "Keşke" demeyelim ve demeyecek işler yapalım.

    Rabbimiz buyurur: "Allah'ın, sizi kendisiyle birbirinize üstün kıldığı şeyleri istemeyiniz. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından pay vardır. Allah'tan fazlasını isteyin. Muhakkak Allah her şeyi bilendir." (Nisa süresi 32)


    Mahmut Toptaş
    17 ŞUBAT 2009

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  2. #2
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,306

    Standart Çaresiz çırpınışlar faydasız

    Çaresiz çırpınışlar faydasız


    Hastanede acılar içinde kıvranan insanı ziyaret için giden biri "Sen hastasın, rengin solmuş, seni bu hale getirenler kahrolsun" demenin faydası yok.

    Elinizden geliyorsa onun tedavisi için yapılması gerekeni yapın ve dilinizden geliyorsa onu teselli edecek kelimeler söyleyin.

    Adamın ayakkabısı delik, elbisesi yamalı, karnı aç, borç altında eziliyorsa ona da durumunun fotoğrafını çekip göstermek veya fotoğraf sergilerinde gösteri yapıp yılın fotoğrafçısı seçilmek iş değil.

    Veya briketten yapılmış bir odanın çatısı akarken çatıda uydu anteni taşıyan, duvarlar sıvasızken duvarına ısıtma ve soğutma tesisatı koyduran adamın acıklı durumunu dünyaya göstermek de değil.

    Onu o hale getiren cehaletin fotoğrafını çekip yayınlamak ve onun üzerinde boza pişirenlerin karşısına geçip soygunlarına son vermektir.

    Milyon dolarlarla oynarken Milletvekilliğine soyunan, toplantılara katılmayan, iş takibi yapan insanlara da yazık gözüyle bakılmalı.

    Hatta onun durumu, çatısı akan ve uydu anten kullanan adamın durumundan beter.

    Bunların böyle olmasını isteyen, "Sizin aklınıza ihtiyaç yok, parti temsilcisini görecek göze, parmak kaldıracak ele sahip olun yeter" mantığıyla siyaseti yürütenlere nasihatte fayda var.

    Yolsuzluğu tespit edip teftiş isteyen yetkili, müfettiş beklerken eline sürgün emri gelince o göreve yeni atanan ne yapsın.

    Balık baştan kokarsa kuyruk ne yapsın.

    Basınımız her akşam televizyon ekranında bataklığın yakınına dahi yaklaşmadan sinek avına çıkarak reyting yakalamak derdine düşmüş.

    Babası tarafından zorla birine satılan kadınların haberleri reytingde birinci geliyormuş.

    Sıcakların bastığı, toprakların takla takla yarıldığı, koyunlardan sütlerin çekildiği, pazarlara yiyecek malların gelemediği, fabrikaların kapandığı, işsizler ordusunun bir kısmının kahvehanelere dolduğu bir kısmının ise şehirlerin meydanlarına yürüdüğü, baştaki muhalif ve muvafıkların rüşvet, irtikap, yolsuzluk dosyalarıyla birbirlerine silah yerine dosya çektiği bir dönemde bir genç, televizyon ekranına değil, devlet başkanının karşısına geçer ve şöyle der:

    "Yok sendeki ihtişâma pâyân;

    Bizlerse alay alay sefîlân!

    Bir yanda demek ki fazla var çok;

    Hayfâ ki öbür tarafta hiç yok.

    Öyleyse biraz tevâzün ister.

    Evvel beni dinle, sonra hak ver:

    Nerden buldun bu ihtişâmı?

    Halkın mı, senin mi, Hâlik'ın mı?

    Allâh'ın ise eğer bu servet,

    Bizler de onun kuluyken, elbet

    Bir pay talebinde hakkımız var...

    İnsâf olamaz bu hakkı inkâr.

    Halkınsa şu bî-nihâyet emvâl;

    Ver, etme hukûk-i gayrı pâmâl.

    Yok; böyle de olmayıp da kendi

    Mâlin ise -çünkü fazla- şimdi.

    Bî-vâyelere tasadduk eyle...

    Dördüncüsü varsa haydi söyle!"

    Der ve yönetici, delikanlının çok haklı olduğunu ve gerekenin yapılması emrini verdiğini söyler Mehmet Akif, Safahat'ında DİRVAS adlı şiirinde. (Bu olayın kaynağı İbn-i Asakir, tarihü dımışk, 17/226. Bu Dirvas, sahabeden Lahık bin maad'ın oğlunun torunudur. Bak Üsd-ül ğabe ile el isabe fi temyizissahabe LAHIK maddesi)
    Mahmut Toptaş
    20 ŞUBAT 2009

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  3. #3
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,306

    Standart Uzmanına danış

    Uzmanına danış
    Yetkilinin biri "Efendim, fakir halka kömür dağıtalım" teklifi geldiğinde Uzman danışman hemen "Efendim, kömür havamızı kirletiyor. Bundan fakir de zengin de zarar görüyor. Yardıma devam edelim ama bu kömür parasını o fakirin gaz parası olarak faturasına yansıtalım. Hem fakir yararlansın, hem havamız kirlenmesin" demeli.

    Bölük pörçük birçok devlet kuruluşu kendi çapında çok iyi niyetlerle fakire yardım yapıyor.

    Bunlar birbirinden habersiz yardım yaptığından bazı fakirlere hiç ulaşan olmadığı gibi bazıları bütün hayır kuruluşlarından yardım alıyor.

    Ben uzmanına sordum. Eğer Türkiye'deki bütün resmi kuruluşların yaptığı yardım bir yerde toplansa ve oradan dağıtılsa Hollanda'da olduğu gibi bütün işsizlerle, zaruri ihtiyaç sahiplerine asgari ücretten maaş bağlanabileceğini hatta evinde yatalak hastaların bakımı için her gün görevli gönderilebileceğini söyledi.

    Dinimiz, zenginlerin zekatlarını devletin hazinesinde toplamış ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılmasını devletin yapmasını istemiş.

    Daha önceki bir makalemde bir büyük şehirde vergisini çok verdiği için ödül alan bir zenginimiz, kendisini ziyarete gelen Defterdara "Benim bu sene verdiğim zekat, verdiğim vergiden fazla" dediğinde inanamadığını yazmıştım.

    Bütün dünya işlerimizi bir de Müslüman'ca düşünme melekesini geliştirsek.

    "Fatih Sultan Mehmet henüz Edirne valisi iken İstanbul'da olan bir deprem sonucu Ayasofya'nın kuzey bölümü bir tarafa meyletmiş ve yıkılma tehlikesi baş göstermişti.

    Bu durum Hıristiyanları korkuya saldı.

    Şehzade Mehmet, o sırada hayatta olan Mimar Ali Neccar'ı büyük bir dostluk eseri olarak Ayasofya'yı tamir ettirmesi için Bizans hükümdarına gönderdi.

    Bursa ve Edirne'deki büyük camilerin mimarı olan bu usta, dört büyük payanda ile ma'bedi yıkılmaktan kurtardı.

    Mimar, Ayasofya'nın özellikle, Sarıkçı dükkanları olan bölümdeki dayanak duvarlarının içine iki yüz basamaklı bir merdiven yapmıştı. İşin sonunda İmparator, ona bu merdivenleri ne amaçla yaptığını sorduğu zaman, "Gerektiğinde kurşunluğa çıkmak için" karşılığını verdi.

    Bunun üzerine İmparator, Mimar Ali Neccar'ı hediyelere boğdu.

    Edirne'ye dönüşünde Sultan Mehmet'e:

    "Sultanım, dört büyük payanda ile Ayasofya'nın kubbesini kurtardım. Tamir görevi bana kısmet oldu, onu fethetmek görevi de sana düşüyor. Hatta yapacağım minarenin temelini de hazırladım ve üzerinde ilk namazı da ben kıldım" dedi. (İstanbul Kültür ve Sanat Ansiklopedisi, Ayasofya maddesi.)

    Yol çok önemli. Kişinin aldığı eğitim, onun hayat yolunu, uzmanlık alanındaki bakışını da yönlendirir.

    Bizim hayatımızı Kur'anımız yönlendirirse eşyaya o gözle bakar ve değer veririz. Kur'an'ın yaşanır hali de Mü'min insanlardan görülür. Onun için yaşantımıza dikkat edelim.

    Rabbimiz Kur'anında Birçok yerde "Allah'ın yolu" ifadesini kullanırken bazı yerlerde de o yola "Mü'minlerin yolu" ifadesini kullanıyor:

    "Kim, kendisine yol apaçık belli olduktan sonra Rasüle karşı gelir ve mü'minlerin yolundan başkasına giderse, biz onu yöneldiğine kavuştururuz ve cehenneme yaslarız. O ne kötü bir dönüş yeridir." (Nisa 115)

    Ali Neccar'ın davranışını gördük.

    Televizyon haberlerinde gördüm, Arap Emirliklerinde, Arap aleminin en büyük oteli yapılmış. Otelin mimarı, batılı biriymiş. Otelin yapımı bittikten sonra tanıtımı yapılırken Mimar, dünyanın en büyük Haç'ını yaptığını söyleyince anlaşılmış ki otel uzaktan bakıldığında büyük bir Haç olarak görülüyormuş.

    Burada mimara kızmanın hiçbir anlamı yoktur. Adam, hangi kültürle büyümüş ise onun etkisi altında kalır. Adam ateistliğini ilan etse bile yetiştiği ortamın etkisinden kurtulamaz.

    Kur'an'daki emir ve yasakların amel/eyleme dönüşmesi de insanla olacağından "Mü'minlerin yolu" yla ifade edilirken inançlarımız için bile Müminlerin örnek olması ifade ediliyor.

    "Şayet onlar, sizin inandığınız gibi inanmış olsalardı doğru yolu bulurlardı. Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz onlar bir ayrılık içindedirler. Onlara karşı Allah Sana kâfidir. O işitendir, bilendir." (Bakara 137, ayrıca bak. Bakara 133)

    Bakış açıları, kişilerin sosyal, siyasal, ekonomik olaylara bakışını da yönlendirir.

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  4. #4
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,306

    Standart

    Amerika’nın havası


    Ormandaki hayvanlar uzaktan aslanı görürlermiş ve fakat yanına yaklaşamazlarmış.

    Aradan günler geçmiş Aslan yattığı yerden hiç kalkmaz ve kıpırtısı dahi görülmezmiş.

    Korkularından hiç biri de onun yanına yaklaşamazmış.

    Ormanı koku almış. Hepsi burunlarına filtre takmış kötü kokuya karşı.

    Bir gün hepsi birden yaklaşmışlar, aslan canlıymış. Geriye kaçmışlar ama kötü kokular gelmeye devam ediyormuş.

    Tekrar yaklaşmışlar, dikkatlice bakmışlar, tüylerinin hareket ettiğini görmüşler tekrar kaçacaklar, tilki demiş ki, "Tüylerini hava sallıyor. Biz aslandan değil, havasından korkuyoruz"

    Gerçek tilkinin dediği gibiymiş.

    "Karanlık gecede kara karıncanın yürüyüşünü görürüm, ayak sesini duyarım" diye Birleşmiş Milletlere bağlı ülkelerin devlet başkanlarına hava atan ve çağdaş ilahlığa soyunan Amerika, ticaretinin beyni ikiz kuleler ile siyasetinin beyni Pentagon vurulalıdan beri aslında komaya girdi.

    Bazı fazla kuşkulu ve korkak siyasiler Amerika'nın eski havasının etkisi altında kalarak yatıyor ama tilki uykusunda ölmedi o diyerek havasına hız veriyor.

    Irak'taki başarısı askeri veya teknolojik üstünlüğüyle kazanılmış bir başarı değil, havayla veya satın alınan generallerle kazanılmış bir işgaldir.

    Dünyanın her tarafını uydudan denetliyoruz" havasını basmışlar ama aradan sekiz yıl geçti hâlâ Üsame'yi bulamadı.

    Eskiden köylerde, şimdilerde şehirlerde çalıştığı işyerinin patronunun işbilmezliği ve hovardalığı veya kumarbazlığı veya bir başka sebeble battığı ve o işyerinde çalışan işçi tarafından satın alındığı durumlar çok görülür ya, işte Amerika da o duruma düştü.

    Düne kadar kahvehanelerine "Köpek ve zenci giremez" diye yazarlarken şimdi Beyaz saraya siyah adam girdi.

    Amerika'nın çağdaş ilah olduğu konusunda hiç şüphesi olmayan bazı sağcı yazarlarımız "Aslında Üsame, Amerika'nın elinde bir oyuncaktır" diye yazdılar, yazdılar ki ilahlarının çaresizliğini görmek istemediler.

    Amerika kendi kullarının da yüzünü kara çıkarıyor.

    Calut'a karşı Davud aleyhisselamın sapan taşıyla kazandığı zaferin benzeri bir başarı da Amerikan silahları ve dolarlarıyla desteklenen, dünyanın en iyi eğitilmiş askerleri olarak takdim edilen İsrail askerlerinin iki aydır sürdürdükleri katliamların o taş atan çocukların yüreğinde zerre kadar korku meydana getirememesi ve en iyi korunan Telaviv'in içlerinde kendilerini savunmaları da Amerika'nın başını ağrıtmaya devam ediyor.

    O çocuklar, iman ettikleri Kur'an-ı Kerim'de gerçek müminlerin haleti ruhiyyelerini okuyorlar:

    "Onlara (müminlere), insanlar: "Şüphesiz düşmanınız olan insanlar, sizin için kuvvetlerini topladılar. Onlardan korkunuz" dedi de, bu onların imanını artırdı ve onlar: "Allah bize yeter o ne güzel vekildir" dediler." (Âl-i İmran 173)

    "Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis diridirler, Rableri katında rızklandırılırlar." (Âl-i İmran 169)

    Bu insanlar, bu kokmuş, kana bulanmış, gözyaşıyla sulanmış bu dünyanın nimetlerinden yararlandırılmamışlar. Amerikan halkının kan ve gözyaşıyla sulanan nimetleri çok yiyerek tutulduğu Obezitizm hastalığını da tanımadan gidiyorlar.

    Amerika, bu güne kadar koruduğu kralların koltuğunu da farkına varmadan sallandırdı.

    Düşmek üzere olduğunu anlayan krallar, halklarının isteği doğrultusunda hareket etme görüntüsü içine girdiler.

    Amerika'nın en değerli uzmanları en güzel salonlarda dünyanın önde gelen uzmanlarına seminerler veriyorlar ve geliştirdikleri üstün teknolojiyi tanıtıp pazarlarken "Biz, bu teknoloji ile her şeyi görüyoruz ve istediğimizi ısıya ayarlı güdümlü mermilerimizle vuruyoruz" dediği anda aşağıdan tek kelimelik bir fıkra herkesi güldürür: "Üsame"

    Mahmut Toptaş
    24.01.2009

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  5. #5
    Zemheri_Gece - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    uzaklardan
    Mesajlar
    1,722

    Standart

    Guzel yazı tesekkurler paylasım ıcın

  6. #6
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,306

    Standart İslâm’a da doyulmuyor



    "Ey iman edenler, eğer siz, Allah'a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar." (Muhammed suresi 7)

    Allah'ın dinini yaşamamız, onunla ayakta kalmamız, Allah'a yardım olarak kabul edilmiş ve mükafatın öyle verileceğine işaret edilmiştir.

    İhtiyaç sahibi bir insana faizsiz borç para vermeyi de Allah'a borç vermek olarak değerlendirmiş ve sevabının çok olacağını bize bildirmiştir. (Bakara 235, Teğabün 17)

    Bu güne kadar benim gördüğüm şu ki, belirli bir hizmeti olan insanların hiç geri adım attığına şahit olmadım. Allah onların adımlarını sabit kılmıştır. İleri adım atarlar ama geri adım atmazlar.

    Hiçbir hizmeti olmayanların ise bin türlü korku ürettiklerini ve çaresizlikten kılıktan kılığa girdiklerini gördüm ve böylece Rabbimizin haberinin doğruluğunu da gözlerimizle görerek aynel yakin inandım.

    Rabbimiz Muhammed suresinde İslâm'a inanmayanların, hayvanlar gibi yiyip içtiklerini, yeryüzünde bozgunculuk çıkardıklarını, akrabalık ilişkilerini kopardıklarını haber verir:

    "Şüphesiz Allah, iman edip ameli salih işleyenleri altından ırmaklar akan Cennetlere koyacaktır. Kafirler ise (bu dünyada) faydalanırlar, davarların yediği gibi yerler. (Ahirette) Onların yeri ateştir." (Muhammed suresi 12)

    "Demek sizler, (Kur'ân'dan) yüz çevirirseniz/yönetimi ele alırsanız, yeryüzünde bozgunculuk yapacak, akrabalık bağlarını parçalayacaksınız öyle mi?" (Muhammed suresi 22)

    Yediğimiz sarımsağın rahatsızlık veren kokusu olduğu gibi, alınan uyuşturucunun dengemizi bozduğu gibi aldığımız eğitim de toplum dengemiz üzerinde etkili olur.

    Siyasilerimiz, ekonomistlerimiz ve stratejistlerimiz, bizim IMF elinde niçin Arjantin gibi sokaklara dökülmediğimizi, milyonlarca işsizin olduğu, çalışanların da en az ücret aldığı bir ortam Avrupa ülkelerinin her hangi birinde yaşansa insanların birbirini yiyeceğini anlattıktan sonra bizim aile yapımızın buna izin vermediğini, işsiz kalan bir ailenin hemen babasının, ağabeyinin veya bir yakının ekmeğini severek bölüştüğünü ifade ederler.

    Onlar da ana kuzusu olmalarına rağmen niçin akrabalık bağları her geçen gün zayıflar sorusunun cevabını bu ayetler verir.

    Kur'an'ı sev*******i, onun ayetlerinden hoşlanmamaları ve ondan yüz çevirmeleri olarak gösterilir.

    Ama hocam bizde de var bu tür aileler denebilir. Doğrudur. İslâm'dan uzaklaştıkça aynı şeyler bizim de başımıza gelecek demektir.

    "Efendim ziraat toplumundan sanayiye geçişte bunlar yaşanır" demeyin. Avrupa'ya gidip otuz yıl orada çalışan, dinine de bağlılığını sürdüren insanlarımız, telefonla anne ve babasının gönlünü almaya, onlara maddi yardım yapmaya, bağlarını sağlam tutmaya devam etmektedirler.

    Boğazda tek başına oturan, İslâmi hiçbir derdi olmayan seksen yaşlarında emekli bir bayanın, Yeşilköy'de oturan oğlunun bayram günlerinde telefon etmesini gururla bana anlattığını daha önce yazmıştım.

    Çocuğunun dini eğitimden uzak kalması için gerekli her şeyi yapmış bir bayanın yüreği yine de ana yüreği olduğu için ona kırılmıyor. Aynı şehirde olup da görüşmeyenler de var.

    Rabbimiz İman edenle iman etmeyenlerin denk olmayacağını ne güzel ifade edivermiş:

    "Apaçık bir delil üzerine olan kişi, hevasına uyan, yaptığı kötülük kendisine güzel gösterilen gibi olur mu?" (Muhammed 14)

    Yüzünden şer akan mahalle serserilerinin mahalle çocuklarının kendisinden kaçmasından zevk aldığı gibi yeryüzünü yakıp yıkmayı, bütün insanları hizaya dizmeyi, devlet başkanlarına el etek öptürmeyi marifet sayanlar fazla gururlanmasınlar.

    Kendilerinden daha güçlü devletler geldi ve rüzgar gibi geçip gitti.

    Rabbimiz aynı şeyi Rasülüne ve O'nun şahsında bize hatırlatır:

    "Seni şehrinden çıkaranlardan daha kuvvetli olan nice şehirleri helâk ettik de, onları kurtaran olmadı." (Muhammed suresi 13)

    Güçlerine güvenerek peygamberimi Mekke'den çıkaranlar, kendi elleriyle Mekke'yi teslim ettiler.

    Ve Rabbimiz buyurur:

    "Kafirlere gelince, onlar için yıkım vardır ve amellerini boşa çıkarmıştır." (Muhammed suresi 8)

    İsterseniz bu ayetlerin tefsirini benim telifim olan ŞİFA TEFSİRİ'nden bir okuyverin.

    İsteme telefonu: (0212) 511 10 85 CANTAŞ yayınevi

    Mahmut Toptaş
    25.01.2009

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  7. #7
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,306

    Standart Şirk mikrobuna dikkat‏

    Hastahanede dünyaya gelen bir çocuk için doktorlar ve hemşireler ellerinden gelen bütün gayreti göstererek çocuğa dünyamızdan bir mikrobun bulaşmasını önlemeye çalışırlar.

    Dünyanın her tarafında uzmanlar, bu konuda daha neler yapılabilir diye çalışmalarını sürdürmektedirler.

    Tarih içinde Müslüman doktorlar da bu konuda çağının imkanları içinde ellerinden geleni yaparlarken onlar, dünyanın mikroplarına karşı tedbirler alırken yine bu dünyadan çocuklara bulaşacak şirk mikrobuna karşı da sevgili peygamberimizin sünnetine uyarak çocuğun kulağına ezan okurlardı.

    "Allahü ekber/En büyük Allah" derlerdi.

    Bu ezan kulağına okunduğu halde şimdilerde kulak asmayanlar "En büyük filan devlet. Ona rağmen yapılacak bir şey yok" demeye başladılar.

    İslam, ciğerlerimize hava almak gibi bir şeydir.

    Bazen sıhhatimiz için hareket yaparken bilinçli olarak içimize hava aldığımız gibi cihat sohbetleri yapar, cihad üzerine kitap okuruz ama çoğunlukla farkına varmadan nefes alıp veririz ya işte asıl bizi ayakta tutan bu nefes alış-verişler olduğu gibi farkına varmadan yirmi dört saatimizi cihad içinde geçirmektir gerçek cihad.

    Uykusunu ibadete çeviren uykusunda cihad yapıyor demektir.

    Saba-akşam yürüyüşleri dahi cihad sayılan er kişilerden olanlar her saniyesinde cihad üzeredirler.

    Cihad, hayat demektir.

    Hayatımızı devam ettirmek için her gün işimize gidiyoruz, didiniyoruz, çalışıp çabalıyoruz.

    Dinimizi öğrenmek için de zamanımızı, malımızı, enerjimizi harcıyoruz, Kur'an ve sünneti öğrenmek için çabalıyoruz.

    Hayatımızı devam ettirmek için kazandığımızı yediğimiz ve kanımıza, tenimize, kalbimize, kalıbımıza gıda verdiğimiz gibi dinimizi yaşamak için öğrendiğimiz bilgileri bireysel ve toplumsal hayatımızda eyleme/amele dönüştürmek için cehdetmeye gayret göstermeye çalışıyoruz.

    Hayatımız için kazandığımız yiyecekleri gıdaya dönüştürürken ekmeğimizi çevremizdeki dostlara ve ihtiyaç sahiplerine dağıtmaya cömertlik dediğimiz gibi bize hayat veren İslamı da bütün insanlığa bir nimet olarak sunmaya, tebliğ etmeye cihad diyoruz.

    Gıdamızı alırken boğazımızdan aşağıya haram lokma yutmadığımız gibi dinimizi yaşarken ibadetimizin içine Allah'a isyanı sokmamaya çalışacağız.

    Şarap, rakı, viski, votka gibi uyuşturucu satanlarla, domuz eti, faiz, rüşvet işi yapanlarla alışveriş yapmadığımız gibi imanımızı zedeleyecek, şüpheler bırakacak, amelimize zarar verecek, ihlâsımızı köreltecek şeytan ve şeytanlaşmış insanların aldatmalarına kanmamaya çalışmaktır cihad.

    Hayatımızı devam ettirmek için ekip biçtiğimiz, sularından içtiğimiz toprakların zalimler, kafirler eline geçmemesi için malımızı koruduğumuz gibi bizi meleklerin secde ettiği kıvama getiren, hayvanlardan daha aşağıya düşmemizi engelleyen, iyiyle kötüyü, hak ile batılı, hayırla şerri öğreten dinimizi, insanlık düşmanlarına karşı korumanın adıdır cihad.

    Bedenimizi günde üç öğün yemekle ayakta tuttuğumuz gibi gönlümüzü diri tutmak için günde beş vakit namazla gıdamızı alıyoruz.

    Sevgili peygamberimiz daha Mekke'de iken, din ve insanlık düşmanlarına karşı harbe izin verilmeden önce nazil olan Furkan suresinde Rabbimiz, cihadın Kur'anla olacağını "O halde, kâfirlere itaat etme. Onlara karşı bununla (Kur'an'la) büyük bir cihat yap." Bildirir. (Furkan suresi ayet 52)
    Mahmut Toptaş

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Bekir COŞKUN Köşe Yazıları
    By KaCaK in forum HaberLer
    Cevaplar: 48
    Son Mesaj: 25.10.09, 01:55
  2. Yiğit BULUT Köşe Yazıları
    By KaCaK in forum HaberLer
    Cevaplar: 30
    Son Mesaj: 25.09.08, 13:28
  3. Ertuğrul ÖZKÖK Köşe Yazıları
    By KaCaK in forum HaberLer
    Cevaplar: 42
    Son Mesaj: 25.09.08, 13:26
  4. İskender Pala Köşe Yazıları
    By cokgen in forum HaberLer
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 02.09.08, 15:28
  5. Ekrem DUMANLI KÖşe Yazıları
    By cokgen in forum HaberLer
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 02.09.08, 15:27

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351