Sayfa 5 Toplam 5 Sayfadan BirinciBirinci ... 345
41 den 43´e kadar. Toplam 43 Sayfa bulundu

Konu: Ertuğrul ÖZKÖK Köşe Yazıları

  1. #41
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart

    Aklı fikri kelepçede

    NE diyor AKP milletvekili:"Bir sabah 6.00’da polis, Aydın Doğan’ı evinden alıp götürse benim için şaşırtıcı olmaz."

    Olmayacağı kesin.


    Hatta cümleyi şöyle tamamlaması lazımdı:

    "Benim için sevindirici olur."

    Avrupa Birliği’ne üye olmak için müzakereleri sürdüren Türkiye’de kendini bilmez bir milletvekilinin açtığı "Kopenhag chapter"ınıgörüyor musunuz?

    Polis, ülkenin en büyük medya grubunun sahibini sabah evinden alıp götürürse, zevkinden ölecek.

    Genel başkanı hiç olmazsa "Boykot" deyip duruyor.

    Demokrasi böyle bir ayıbı bile kaldıramayacakken, arkadaş orada da duramamış.

    "Takın kelepçeyi götürün" diye tam tam çalıyor.

    * * *

    Bir başka AKP milletvekiline bakıyorum.

    Aydın Doğan, Dışbank’ı on kuruşa almış, bir ay sonra 1.5 milyar dolara satmış.

    Üstelik bunu da İş Bankası kredisi ile yapmış.

    Okuduğunuz zaman "Vay canına" diyorsunuz, "Bu kadarı da olmaz."

    Bu hesapla, bir ayda, İş Bankası eliyle tam 1 milyar 400 milyon dolar götürülmüş değil mi?İyi de bunun neresini düzelteceksin?

    Arkadaş, eciş bücüş iki cümlede, asırlık üç çam devirmiş, ne gam.

    Üç muazzam iftira atmış, kime keder.

    Hangisini tekzip edeceksin? Neresinden düzeltmeye başlayacaksın.

    "Bir ay sonra sattı" diyor ya...

    Aydın Doğan,
    Dışbank’ı aldıktan tam 11 yıl sonra satmış.Arada 10 yıl 11 ay var...

    Arkadaşın iftirası böylesine kuyruklu, böylesine pespaye.

    Matematik diye bildiği şey, beş parmak hesabından ibaret olan milletin vekili sallamaya devam ediyor:

    "1.5 milyar dolara satmış."

    Hayır, 1.1 milyar dolara satmış.

    Aradaki fark 400 milyon dolarcıkmış, ne fark eder ki...

    O palavra da kesmiyor, torbadan üçüncü tavşanı çıkarıyor.

    "Bankayı İş Bankası kredisiyle almış."

    Sanki suçmuş gibi bunu göğsünü şişire şişire anlatıyor.

    Medyada İş Bankası’ndan kimler kredi kullanmış bir listesi çıksa, suratı kıpkırmızı olacak ama o surat nerede.

    Yerinde kösele duruyor.

    İş Bankası kredisi diyor ya, İş Bankası’ndan o iş için alınmış tek kuruş kredi yok.

    * * *

    Diyorum ya, iki cümle, üç asırlık çam.

    Ama almışsın önüne partilileri...

    Arkanda genel başkanının boykot çağrısı, "Bu gazeteleri evinize sokmayın" emri.

    Şeyh emretmiş, mürit altında kalır mı.

    Şeyh vur dediyse, sen öldüreceksin.

    Yalakalığın bir numaralı raconu budur.

    Nasılsa dokunulmazlık zırhın var; ne hukukun, ne şeriatın keseceği parmak, akıtacağı tek damla kan var.

    Başbakan saldırıyı kesti.

    Ama partisinin ilçe kongrelerinde durumdan vazife çıkaranların iftiraları çığ gibi büyüyor.

    Eline satırı alan gazeteleri, gazetecileri, sahiplerini pırasa gibi doğruyor.

    Yıllarca askerin elindeki silah gücünü kullanarak siyasete müdahalesini tartıştık.

    Şikáyetçi olduk.

    Peki o demokrasiye müdahale oluyor da, elindeki bütün devlet gücüyle muhalif gördüğünüz medyanın üzerine çullanmak; dokunulmazlık zırhının arkasına saklanıp oradan etrafı taramak; sevmediğin, kızdığın medyanın canına kastetmek; öldürmeye, yok etmeye tam teşebbüste bulunmak çok demokratik bir davranış mı oluyor?

    İsterseniz açalım kara kaplı Kopenhag defterini, bakalım.

    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  2. #42
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart

    Saadet zincirinde eksik bakla

    HASAN Celal Güzel, Gaziantep Belediye Başkanı’nı cansiperane bir şekilde savunmaya başladığı gün, yazısının girişine çok önemli bir not düştü.

    Bu bence dürüst bir hareketti.


    Ne yazık ki, aynı cesareti ve dürüstlüğü, onu referans göstererek bizlere saldıran gazetelerde göremedim.

    Güzel’in yazısının başına koyduğu önemli bilgi şuydu:

    Gaziantep Belediye Başkanı Asım Güzelbey, Hasan Celal Güzel’in amca çocuğudur.

    Yani yakın akrabasıdır.

    Güzel’in yazısında açıklamadığı iki başka önemli bilgi daha var.

    Hasan Celal Güzel, son belediye seçiminde amcasının oğlu Asım Güzelbey’in seçim kampanyasında aktif olarak görev almıştır.

    Bu işbirliği daha sonra, danışmanlığa dönüşmüştür.

    Hasan Celal Güzel, seçimden sonra Gaziantep Belediyesi’nde danışman olarak çalışmıştır.

    Bu görevinden dolayı ücret de aldığı yolunda söylenti vardı.

    Kendisine soruldu. Danışmanlık görevi dolayısıyla para almadığını söyledi.

    Kendisini tanıyorum, öyle söylüyorsa doğrudur.

    Kartvizitindeki bu bilgi, onun Gaziantep Belediye Başkanı’nı savunmasına mesafeli durmamızı haklı kılar.

    En azından ortada böyle bir "conflict of interest", yani menfaat çatışması varsa, bu şüpheciliğimize itirazının olmaması gerekir diye düşünüyorum.

    İşte bu bilgilerin bana verdiği hakla, kendisini, bazı şüpheler üzerinde birlikte düşünmeye davet edeceğim.

    Amcasının oğlunu savunmanın en iyi yolunun bu olduğunu düşünüyorum.

    * * *

    Başbakan’ın meşhur deyişiyle, "velev ki" Belediye Başkanı’nın bu işte "cebine beş kuruş para girmemiş" olsun.

    O zaman "tüyü bitmemiş yetim adına" şu soruyu sormamız vazife oluyor:

    Peki öyleyse, 70 milyon YTL rant kimin cebine girdi?

    O rant, "Belediye Başkanı’nın hiç mi umurunda değil?"

    İsterseniz olayı bir kere daha hatırlatalım.

    Uyanık bir işadamı, imar izni olmayan arsanın sahiplerini buluyor.

    İnsanların oraya ev, mülk yapma gibi hiçbir umutları kalmamış.

    Bütün girişimleri belediye tarafından geri püskürtülmüş.

    Sonra bu uyanık işadamı geliyor ve o garibanların elindeki arsaları tek tek topluyor.

    Onlar da imar izni olmayan yani değeri üç para eden bu arsaları iyi fiyata sattık diye seviniyor.

    Adam bunları, satanların beyanına göre, 14 milyon YTL’ye topluyor.

    Tapuya bu rakam 84 milyon YTL olarak geçiyor.

    Sonra adam arsaları kendisinin de içinde bulunduğu bir Alman şirketine 87.5 milyon YTL’ye satıyor.

    Tabii siz "Kim bu enayi Alman, imar izni olmayan arsaya bu parayı veriyor" diye düşünüyorsunuz.

    Tamam da, anında o arsaya, yüksek yoğunluklu ticari alan izni çıkıyor.

    Allah aşkına, siz bu ticaretten pirelenmez misiniz?

    Tamam, Belediye Başkanı masum, gırtlağından kör kuruş geçmez.

    Ya geçen öteki adam kim?

    Ben size söyleyeyim.

    O adam son yerel seçimde AKP’nin İskenderun belediye başkan aday adayı.

    * * *

    Gelin bir parmak hesabı yapalım. Sizce burada kaç "Şaban Dişli" var?

    Yanlış hatırlamıyorsam o olayda, söz konusu olan 1 milyon YTL’ydi.

    Bunun da yarısı Şaban Dişli’ye gidecekti.

    Burada izah edilemeyen 70 milyon YTL var.

    Kaç Dişli var?En az 60-70 Şaban Dişli çıkmaz mı?

    Ben işte bunu merak ediyorum.

    Yani 70 milyon YTL rant sadece bir kişinin kursağından mı geçti?

    Veya geçecekti?

    Beyler burası Türkiye, öyle tek adama bu kadar rantı yedirmezler.

    Emin olun saadet zincirinde irili ufaklı başka baklalar vardır.

    Yakında o baklalar da ağızlardan çıkar.

    Ben kimseyi suçlamıyorum.

    Hasan Celal Güzel dostumu davet ediyorum.

    Gaziantep’i benden çok daha iyi biliyor.

    Bu halının altına süpürülenlere birlikte bakalım. Belki Başkan’a yapılacak en iyi danışmanlık hizmeti bu olurdu.

    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  3. #43
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart

    Yağmurlu bir gündü

    1995’in temmuz ayıydı. Bir öğleden sonra telefonum çaldı.

    Dışarıda acayip bir yağmur vardı.


    Önümüzdeki TEM yolu dereye dönüşmüştü.

    Arayan Sabah Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Zafer Mutlu’ydu.

    "Ertuğrul, hep birlikte Hürriyet’e doğru yürüyüşe geçtik" dedi.

    Sesinde şakacı bir ton vardı, ama ne olduğunu anlamadım.

    Devam etti:

    "Camdan dışarı TEM yoluna bak."

    Baktım ve şaşkınlıktan "Hay Allah" sesi çıktı.

    Gerçekten de Zafer Mutlu önde, arkasında 25’e yakın insan, ellerinde dosyalarla TEM yolunu ayıran bariyeri aşmaya çalışıyorlardı.

    Hepsi sırılsıklamdı.

    "Sabah’ın binasını su bastı. Yandaki dere taştı ve bütün arşivimiz gitti. Elektrik ve bilgisayar altyapısı çöktü. Gazeteyi yapamıyoruz. Bize bir kat açarsanız gazeteyi orada yapabiliriz."

    O günlerde Sabah’la aramızda kıyasıya bir savaş var.

    Bir gün onlar bizi manşete koyuyor, bir gün biz onları.

    Durum böyle, ama bir saniye bile düşünmeden, "Tabii Zafer. Bir katı hazırlıyoruz. Hemen gelin, arkadaşlar bütün istediğiniz desteği verecek" dedim.

    Dedim ama içimde ağır bir duygu...

    Kendi kendime "Patrona danışmadan böyle bir kararı nasıl verirsin" dedim.

    Hemen Aydın Bey’i aradım ve durumu anlattım: "Size danışmadan böyle bir şey söyledim, umarım yanlış yapmamışımdır."

    Aydın Bey, "Ne diyorsun Ertuğrul, başka ne cevap verecektin, tabii ki yardım edeceksin. İstedikleri kadar kalsınlar, her türlü yardımı yapın" dedi.

    Çok çabuk organize oldular ve daha o akşam gazeteyi kendi kendilerine yapma yolu buldular.

    * * *

    Geçen hafta Başbakan Erdoğan’ın "Hürriyet’i almayın" kampanyasını başlattıktan sonra gelişen olaylara baktım.

    Daha düne kadar birbirimiz hakkında demedik laf bırakmadığımız gazeteciler, yazarlar boykota karşı çıktılar.

    Sadece karşı çıkmakla kalmadılar, bu düşüncelerini çok cesur yazılarla dile getirdiler.

    Okurlarımızdan müthiş bir destek gördük.

    Dahası, Hürriyet almayan insanlardan müthiş destek mesajları geldi.

    Bu bana çok umut verdi.

    Gerçek demokrasi, işte böyle anında reflekslerle kuvvetleniyor.

    * * *

    Tabii düne kadar rakip gördüğümüz meslektaşlarımızın bu dayanışma duygusu bizlere de görevler yüklüyor.

    Yarın bir gün onların başına benzer baskılar, zorlamalar geldiğinde bizlere de nasıl davranmamız gerektiğini gösteren iyi bir kullanma kılavuzu var artık elimizde.

    Başbakan’ın bu tavrı, hepimize demokrasinin şu muhteşem kuralını gösterdi:

    Bir partiye, bir lidere oy vermek, ruhunu ona satmak anlamına gelmiyor.

    O oy, her konuda bozdurulup harcanacak bir açık çek veya her alışverişte kullanılacak bir genel vekáletname değil.

    * * *

    Bütün bunlar çok güzel şeyler.

    Ama son günlerde mesleğimiz açısından hüzün verici gelişmeler de oluyor.

    Mesela, bazı gazetelerin yazı işlerinde çalışan gazetecileri, yazarları, patrona şikáyet etmek alışkanlığı başladı.

    "Patron iyidir, mutfak kötü" sloganı ne patronlar ne de çalışanlar açısından övünülecek bir şeydir.

    Kendini, "Bizler iyi Türkler ve iyi Müslümanlarız" diyerek tarif edip, sevmediği, fikrini beğenmediği gazetecileri "68 artığı kötü solcular" olarak niteleyen kişiye demokrat denebilir mi?

    Bunlara bakınca, "Demek ki soğuk savaşın ilkel düşmanlığı genlerine işlemiş" diye düşünüyorum.

    Bir de sınıflardaki müzevir çocuklar aklıma geliyor.

    Bugüne kadar o müzevirlerden hiçbirinin hayatta başarılı bir insan olduğunu görmedim.Dün bu yazıyı yazarken aklıma yine Ajda’nın o muhteşem şarkısı geldi:

    "Yağmurlu bir gündü..."

    Ve bizler o kavga içinde bile, birbirimizi "Kötü solcular" diyerek patronlara müzevirleyecek kadar küçülmemiştik...

    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Bekir COŞKUN Köşe Yazıları
    By KaCaK in forum HaberLer
    Cevaplar: 48
    Son Mesaj: 25.10.09, 01:55
  2. Yaşar Nuri ÖZTÜRK Köşe Yazıları
    By KaCaK in forum HaberLer
    Cevaplar: 64
    Son Mesaj: 29.08.09, 06:37
  3. Yiğit BULUT Köşe Yazıları
    By KaCaK in forum HaberLer
    Cevaplar: 30
    Son Mesaj: 25.09.08, 13:28
  4. Rauf TAMER Köşe Yazıları
    By KaCaK in forum HaberLer
    Cevaplar: 49
    Son Mesaj: 25.09.08, 13:27
  5. Gençliğin Gözyaşları - ***** Ertuğrul
    By CaTLaQQQ in forum Kitap
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.03.08, 21:04

Eklenmis Olan Tag'lar

View Tag Cloud

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351