Sayfa 1 Toplam 7 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 65 Sayfa bulundu

Konu: Yaşar Nuri ÖZTÜRK Köşe Yazıları

  1. #1
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Question Egemenliğimizi tehdit eden üç bela

    Türk Milleti’nin egemenliğini tehdit eden üç temel musibetle yüz yüzeyiz:

    Aynı zamanda birer terör olan bu musibetler sırasıyla şunlardır:

    1. Allah ile aldatma belası veya dinci terör,
    2. Nifak belası veya bölücü terör,
    3. Borç belası veya ekonomik terör.

    Birincisi, yani dinci terör, 1925’ten beri yani Cumhuriyet’in en taze yıllarından başlayarak canımızı yakıyor. Daha nice yıllar, belki de ebediyyen yakacaktır. Bugün, küresel emperyalizmin güdüm ve denetiminde Türkiye’nin işini bitirmek üzeredir. Kullandığı temel araç ise tarihin en namert ama en etkili silahı olan ‘Allah ile aldatmak’tır.

    Bu belanın dehşetini anlatmak ve ondan kurtuluşun reçetelerini göstermek için, şu sıralarda 52. baskısı yapılmakta olan o ‘devrim’ kitabı, ALLAH İLE ALDAMAK kitabını yazdım.

    Umarım beklenen sonucu doğurur.

    İkincisi, yine ilk yıllarda denenmekle beraber, kalkınma hamlelerimizin dikkat çekecek noktaya geldiği son yarım yüzyılda tırmandırılan bir bela oldu.

    Üçüncüsü, ilk ikisinin tek veya birlikte sonuç getirmemesi üzerine, ilave tahrip aracı olarak son çeyrek yüzyılda tepemize bindirildi.

    Bu üç belanın üçünün de temel niyet, strateji, yönetim, donatım, teşvik, teçhiz ve taktik merkezi Hıristiyan Batı mahfilleri.

    Bu mahfiller ilk zamanlarda gizli servis büroları ve labirentleri iken son zamanlarda parlamento binaları, akademik müzakere salonları, hatta bizzat Türkiye’nin politik-ekonomik-sosyolojik tartışma ve karar mekânları olmuştur.

    Yani bu üç temel bela dünyanın gözü önünde açık ve pervasız bir biçimde yürütülmekte, Türkiye, televizyondan savaş nakline benzer bir operasyonla çöküşe götürülmektedir.

    Ekonomik terörün baş aktörü IMF, ikinci aktörü AB’dir. AB, bu anlamdaki aktörlüğünü daha çok, Gümrük Birliği marifetiyle yürütmektedir.

    IMF’nin dünya genelinde oynadığı rolü, öncelikle Batı’nın insanlık değerleri açısından sağlam duran büyük ekonomistlerinden dinleyelim:

    “Teoride, IMF, yardım ettiği ülkelerde demokratik kurumları desteklemektedir. Pratikte ise belirli politikalar dayatarak demokrasinin altını oymaktadır.” (Stiglitz)

    “ABD’nin ekonomik ilişkileri, özünde, İngiltere’nin 19.yüzyılda Afrika’daki sömürgeleriyle olan ilişkilerinden farklı olmamaktadır. IMF, oyunun kurallarının zorla kabul ettirilmesi işinde, sömürgeci yönetimlerin yerini almaktadır.”
    (Thomas Balogh)

    IMF kredilerinin topluma maliyeti biri doğrudan, ikincisi dolaylı maliyet olmak üzere iki başlıdır. En tehlikeli maliyet ise, ülkelerin bazen bağımsızlıklarının temellerini sarsacak sonuçlar veren dolaylı maliyettir. Bu maliyet; IMF’nin hem ekonomik hem de politik tehdit öğesi olarak iş görmesi şeklinde de ifade edilebilir. IMF’nin ürettiği ekonomik ‘yönetim’ politikaları öyle ayarlanmaktadır ki, ABD’nin taleplerine tamamen veya kısmen aykırılık sergilendiği anda, ekonomide kriz bir kıyamet darbesi gibi tepenize inmektedir. ABD, sistemi bu şekilde kurmuştur.

    IMF, sürekli olarak, ABD hesaplarını düz getirme aracı halinde iş görmektedir.

    IMF; özelleştirme, ekonominin globalleşmesi yaftaları altında, Türkiye’nin en önemli ve en stratejik tesislerinin yabancıların eline geçmesi oyununu tezgâhlamış, kotarmış, amacına ulaştırmıştır. Dümenine IMF’nin geçirildiği ekonominin bizi ittiği yer, 2001 yılından beri faiz ödemelerinin tüm vergi gelirlerini aşması noktasıdır.

    IMF bizi Arjantinleşme noktasına getirmiş bulunuyor. International Herald Tribune, Türk ekonomisinin Arjantin’deki kriz öncesi duruma geldiğini, sistem dışı kaynağın sanal ve spekülatif bir ekonomik düzen geliştirdiğini, ancak bunun, herhangi bir olumsuz gelişme anında ekonomiyi krize sokacağını, Türkiye’nin böyle bir krizin eşiğinde bulunduğunu yazdı. Biri Türk iki ekonomi profesörünün kaleme aldığı makalede, Türkiye’nin bu duruma gelişinde IMF politikalarının etken olduğuna da dikkat çekildi. (Cumhuriyet, 9 Aralık 2004)

    AB tezgâhına gelince, AB’nin içinde değiliz ama AB’nin aldığı tüm kararlara ve çizdiği tüm rotalara harfiyyen uymak gibi bir mecburiyetin altına girmişiz. Gümrük Birliği, bu mecburiyetin ekonomik esaret yönünü ifade ediyor. Bizim dışımızda hiçbir AB üyesi, bu ekonomik prangayı AB’nin içine girmeden boynuna vurdurmamıştır.



    Yaşar Nuri Öztürk

    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  2. #2
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Arrow Alternatif yok mu?

    Türkiye’yi dünyanın önünde rezil eden AKP iktidarından görünürde şikâyet etmeyen yok.

    Fakat, acaba bu şikâyet seslerinin kaçı samimi? Dışarıdan Haçlılarca kotarılan ve içerideki beslemelerce desteklenen ‘AKP’yi yaşatma tezgâhı’, AKP’ye destek hizmetinde yeni bir yöntem geliştirdi:

    Yeni yöntemin kısa tanımı şu: Görünürde şikâyetçi ol, mağdurlardan aferin al; sonra usta bir manevrayla şöyle konuşmaya başla:

    “Durum iyi değil ama ‘alternatif’ yok. Lider yok, program yok, kadro yok. Elini taşın altına koymak üzere ortaya çıkan yok. Ne sağdan hayır var ne soldan. Yine kala kala AKP kalıyor.”

    Türk halkı önünde tüm itibarını yitirmiş, saygınlık sıralamasında en alt sıraya düşmüş ‘destekçi’ medyanın mandacı ve meddah kalemleri kitleyi çıldırtmadan AKP meddahlığı yapmanın yolunu işte böyle buldu. Vuruyor gibi görün, ama okşa, destekle, palazlandır, açıklarını kapat...

    Sormazlar mı:

    “Alternatif yok ne demek arkadaş? 80 yıllık Atatürk Cumhuriyeti, Türkiye’yi dincilik cehenneminin gayyasına gömmek isteyen Haçlı işbirlikçisi ekipler dışında hiçbir kadro yetiştiremedi mi?! Sen ‘alternatif’ aradın da mı bulamadın? Alternatif olarak öne çıkardığın değerleri barındıran hiçbir parti programı yok mu? Say şu ‘yoklar’ hanesine koyduğun partilerin adını ve göster programlarını bakalım, o istenenleri, beklenenleri içeren hiçbir siyasal proje yok mu?”

    ‘Yok’ diye başlık atıp sıraladıklarınız, 3 Kasım öncesinin, halk tarafından kaldırılıp atılmışları. Peki, yeni oluşanların adını neden saymıyorsunuz? Onları da sayın bakalım; aranan, özlenen şeyler onlarda da mı yok?

    3 Kasım öncesinin dibe vurmuşları ile onların yeni ve daha yozlaşmış yavrularını bırak da ‘gerçekten yeni’ olanlara bak.

    AKP’nin hezimet ve reziletiyle tökezlemiş ülkeyi ayağa kaldırmak üzere güçlü dip dalgalarının yarattığı oluşumları neden irdelemiyorsunuz? Arıyorsanız, bu yenileri neden görmüyorsunuz? Görmek şöyle dursun, bu yenileri neden ısrarla ve inatla yok gösteriyorsunuz?

    Fikri, felsefesi, programı, seçime girme hakkı, eseri, birikimi ve dirayetiyle ortada duran ‘Gerçek Yeni’yi asla ve asla gündeme getirmiyorlar. Bütün teoriler, teklifler, varsayımlar ‘Gerçek Yeni’nin anılmaması üzerine kurulu. Türk basınının duayenlerinden birine bunun nasıl olabildiğini, böyle bir vicdansızlığa nasıl tahammül edebildiklerini sordum. Cevabı onurlu, kısa ve açıktı:

    “Gerçek yenide mama yok, mama! Bunlar mamayı görmeden ağızlarını açmazlar.”

    Peki, şöyle mi düşüneceğiz: “Bunlar insandan çok, mamaya bakan, ağzını ve kalemini mamaya göre ayarlayan yaratıklardır.”

    Türk medyası denince böyle mi düşüneceğiz?

    Ben böyle düşünmeyeceğim ama anlaşılan, ‘mamacılar’averilen talimat şu:

    “Önce, ‘gerçek yeni’yi yok farz edip durumu ondan sonra değerlendireceksiniz. Böyle yaparsanız, hem şikâyetleri gündeme getirip halkı memnun edersiniz, hem de AKP dışında henüz alternatif bulunmadığını söyleyerek AKP yalakalığı görevinizi yapmış olursunuz.”

    İşte, medyanın büyük çoğunluğu bunu yapıyor. Kimi bilerek, kimi bilmeyerek. Ama yaptıkları bu!

    Türkiye her konuşulduğunda ‘gerçek yeni’yi yok saymak, değerlendirme ve ahkâm kesmeyi ondan sonra yapmak bunların temel tavrı. Şeytanlarından, baronlarından ve Haçlı efendilerinden aldıkları emir ve ferman bu.

    Bu halk bunlara şunu neden sormuyor: “Sizin samimiyetiniz, vicdanınız var mı?”

    Evet, sormuyor; belki de soruyor ama cevap alamıyor.

    İşin gerçeği şudur: “AKP, ümitlerimizi batırıp Türkiye’yi dibe vurdurdu, ama ne yapalım ki başka bir alternatif yok. Yine ona yönelmek gerekiyor. AKP sayesinde, hiç değilse, istikrarlı bir hükûmete (!) sahibiz.” diyerek dolaylı yoldan dinci saltanat meddahlığı yapanlar, oradan buradan beslenen mandacılardır.

    Hükûmette istikrar varmış! Peki, rejimde istikrar var mı? Türkiye’nin durumunda istikrar yok. Hükûmet çubuğunu yakıyor ama ülke ve huzur eriyor.

    “Alternatif yok” teranesi hayasız bir teranedir ve bizzat Haçlılar tarafından kotarılan bir yıkım ve çökertme politikasının uzantısıdır. Bu ülkeye, bu millete en ağır hakarettir.

    Ülkeyi yangın yerine çevirmiş Haçlı işbirlikçisi dinci saltanatın, onca hezimete rağmen tekrar ümit gibi gösterilmesi, güdümlü bir yalakalık görevinin ifasıdır.

    Biz, bu noktada, ‘güdümlü yalakalar’a tarihin ve Tanrı’nın huzurunda şu üç soruyu soracağız:

    1. Siz, Haçlıların talimatı yönünde, Haçlı emellerin amacına varmasını sağlamak üzere, Atatürk Cumhuriyeti’ni Talibanlaştırmak için çalışanları su başlarında tutmak isteyen sömürge çocukları mısınız? Sizin, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk halkı diye bir meseleniz yok mudur?

    2. Siz, gaflet ve dalâletin en şaşırtıcı örnekleri olarak tarihin utanç listesine yazılmayacağınızdan emin misiniz? Sağcınız var, solcunuz var, liberaliniz var, dinciniz var, boheminiz var, hedonistiniz var, daha bilmem neleriniz var.

    3. Ortak yanınız, Türkiye’yi çökertmek pahasına, Haçlı kurmaylardan prim ve itibar sağlamak düşüklüğü olarak görülüyor. Bundan haberiniz var mı?


    Hürriyet

    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  3. #3
    alaraa-- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    istanbul
    Mesajlar
    4,827

    Standart

    herşey meydanda ALLAH beterinden korusun bakalım nereye gidiyoruz ne olucağız belli değil ?????????






  4. #4
    meLek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    Hollanda
    Mesajlar
    2,822
    Blog Entries
    3

    Standart

    ve Tanrının huzurunda şu üç soruyu soracağız:
    Sanada bir gun kabrinde soracaklari sorulara nassi cevap verecen onu merak ediyom Ahirette ona sorulacaklari dusunuyormu acaba cok merak ediyom )))))

    Hey sen ALLAH in kelaminin anlamini degistirip "batilastirmaya" calisan, "sosyetige" iyi gorunmek icin ALLAH in haramlarini hafife alan, hey sen ALLAH in ayetlerini duymak istedikleri sekilde aciklama yapan sen sen... sen asil kendi verecegin hesabi dusun..

    Peh bu adamdan akilli bir yazi asla beklemem zaten

    İşin gerçeği şudur: “AKP, ümitlerimizi batırıp Türkiye’yi dibe vurdurdu, ama ne yapalım ki başka bir alternatif yok. Yine ona yönelmek gerekiyor. AKP sayesinde, hiç değilse, istikrarlı bir hükûmete (!) sahibiz.” diyerek dolaylı yoldan dinci saltanat meddahlığı yapanlar, oradan buradan beslenen mandacılardır.
    Evet gercek sudur ki Yasar Nuri Ozturk en cok sacmalayan insandir.. Daha ne diyim Bu adami sevmiyorum kardesim sevmiyorum...
    "Ölüm, mümin için hediyedir."
    "*Zucht*"



  5. #5
    cokgen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    2,384

    Standart

    Yaşar Nuri İslamı kendine göre ve sosyeteye göre uyduran bi insandır ve yaptığı yorumlarıda hiç beğenmiyorum işine gelene göre yorumluyor.İslam subjektif değildir herkes kendi kafasına göre yorumlasın diye değil herşey bellidir ve Peygamber Efendimiz gereğini bildirmiştir.Yaşar Nuri gibi şahıslar kafasına göre fetva vermesine hacet yok.Önce kendi yaptıklarına baksın sonra hükümeti eleştirsin.
    Uzaktan sevmek nedir? Gidin Hz. Vahşi (r.a)'ye sorun.

    Görmeden sevmekten başka bir şey bu.
    Görmek fakat yaklaşamamak,
    Bakmak ama konuşamamak.
    Sadece uzaktan seyretmek ve ağlamak,
    Ağladığını, sevdiğini söyleyememek.
    Zor olan budur.
    Görmek ama dokunamamak...


  6. #6
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Şimdi Kemalizme ihanet zamanı!

    “Komünizm geliyor” yaygarasıyla Türkiye’yi ürkütüp yarattığı Yeşil Kuşak İslamı ile bizi Demir Perde’ye karşı bedava şövalye olarak kullanan Haçlı Batı, şimdi aynı şeyi ‘Ilımlı İslam’ slogan ve projesiyle yapıyor.

    Tek fark, Türkiye’nin bu kez, gayri Müslimlere karşı değil, doğrudan doğruya İslam âlemine karşı kullanılmasıdır.

    Yeşil Kuşak oyunundan çok daha zor bir iştir bu. Çünkü Müslümanı Müslümana karşı kullanmak söz konusudur. Artık “Allahsız komünistler geliyor, Allahsız komünizme karşı dine inananlar birleşmeli...” edebiyatı yeterli olmaz. Kaldı ki o edebiyatın ne kadar namussuz bir emperyalist edebiyat olduğu artık anlaşılmış bulunuyor.

    Ucuz şövalyeyi cepheye sürmek için belli ki yine ‘İslam’ kullanılacak, ama bu sefer İslam’ı İslam’a karşı kullanmak söz konusu olduğundan Haçlı iblisliği de çare bulmakta zorlanıyor.

    Nasıl yapacaklar bunu?

    Önce, bir numaralı direnç noktası olabilecek değerleri yıkmak, Türkiye’nin ve Türk insanının omurgasını kırmak lazım. Omurga, Türkiye’yi farklı kılan Kemalist mirastır. Onu işe yaramaz hale sokmak gerekiyor. Onun petrolden daha güçlü olduğu anlaşılmıştır. Petrolün işini bitirdiler ama Kemalist mirasın işini bitiremiyorlar.

    Çare şöyle bulundu: “Sizi model yapacağız” diyerek Türkiye’yi model olmaktan çıkarmak.

    İlk iş, Kemalizm’in koruyucusu aydın güçleri bloke etmektir. Bu bloke edişin iki ayağı var: Birincisi, dinci ekipleri güçlendirmek, ikincisi, kilit noktalara oturtulan bazı teneke adamların morfinli salon nutuklarıyla Atatürkçü güçleri uyutmak. Ve tam bu sırada ‘Ilımlı İslam’ denen hıyanet ve fesat projesini işletmek.

    Neden bu ülke sormuyor bu Ilımlı İslam hıyanetinin fesat kodamanlarına:

    “Bizi İslam dünyasına model yapacaksanız bu modelin kaynağı olan mirasın yaratıcısına neden savaş açmış durumdasınız? Neden Atatürk’ten ve laiklikten vazgeçin diye avazınız çıktığı kadar bağırıyorsunuz?”

    İngiliz yazar Andrew Mango oyunun belini kıran şu sözleri söylüyor:

    “İslam coğrafyasındaki ülkeler tabii ki laik ve demokratik Türkiye’den ders alabilirler. Ama bugünkü Türkiye yerine 1930’ların Türkiyesine bakarlarsa ve o Türkiye’nin bu hale nasıl geldiğini incelerlerse. Bunu yaparlarsa kendilerini düzeltecek daha birçok şey öğrenebilirler.”

    ATATÜRK’Ü NEDEN SEVMEZLER?

    Kişiliği, dehası, dirayeti ve milletine imanı, aşkı vardı da ondan. Sizi sevmeleri için bu değerlerden birini veya birkaçını yitirmiş olmanız şart. Aksi halde sizi adam yerine koymazlar. İşlerine gelmezsiniz.

    Niçin sevmediklerini anlamanıza yardımcı olsun diye bir olayı anımsayalım:

    Yıl 1932. Birleşmiş Milletler’in nüvesi veya ilk şekli olan Milletler Cemiyeti (veya Cemiyeti Akvam) kurulmaktadır. Dünyanın bu en büyük uluslar topluluğuna katılmamız için Atatürk’e çevresi telkinde bulunuyor. Cevabı şu oluyor Atatürk’ün:

    “Başvurmayı düşünmüyoruz, ama davet ederlerse düşünürüz.”

    Ve topluluk, başvurma koşulunu Türkiye’yi davet için iptal ederek 43 üyenin oybirliğiyle Türkiye’yi katılıma davet kararı aldı. Ve Türkiye, işte bu davet üzerine o topluluğa katıldı.

    Atatürk Türkiye’sinde o idik; bugün AB önünde ne olduğumuz belli. Oradan buraya nasıl gelindiğini anlamak için Atatürk’ün şu sözü bize yardımcı oluyor:

    “Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak evvela biz, kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen bütün iş ve hareketlerimizle göstermeliyiz!”

    Haçlı Batı, Cumhuriyet Türkiyesi’ni küllerden yaratan Mustafa Kemal’i sevebilir mi? Türk halkının onun mirasını değerlendirmesine seyirci kalır mı?

    Sen gel de bunu anlat dini kin aracı yaparak kafayı yemişlere! Atatürk’ün içtiği rakıların kadeh çetelesini tutan ahmak ve alçak zihniyet, bu abur cuburla uğraşırken, canına okumak isteyen Haçlıların nelerimizi alıp götürdüklerinin hesabını asla yapmıyor, yapamıyor. Atatürk’e kinle beslenen sadizm bu hesabı yapmasına engel oluyor.

    Adamların beyinleri ışık ve dirayet düşmanlığına uyarlanmış. Gerisi yok!

    Hep söyledim, hep söyleyeceğim:

    Haçlılar; Atatürk’ün yıkılması için Kâbe’nin yıkılmasını şart koşsalar, İslam dünyasında, bu namussuz şartı rahatlıkla ve zevkle kabul edecek alçaklar bulabilirler. Ve bunların sayısı az değildir.

    Haçlı kodamanlar, bu eşsiz alçaklığın kokusunu çoktan almışlardır. ABD’si, AB’si onun için bastırıyor. Orada-burada birtakım Allah ile aldatmanın fesat mollası hıyanet başlarını besleyip elde hazır tutuyorlar.

    Yeni bir İran yaratabilmenin hesabı içindeler.

    Ancak, son adımı atmak için, Atatürk mirasının güçlü kalelerinin tümünün işini tamamlamak zorundalar. Yoksa yeniden hayal kırıklığı yaşarlar.

    Kısacası, Damat Ferit ekipleriyle mütareke edebiyatına bir süre daha ihtiyaçları var!..



    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  7. #7
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Din ve Diyanet meselesi

    Cumhuriyeti kuran Müdafaa-i Hukuk iradesinin din meselesinde temel anlayışı ve hedefi, bir hıyanet kurumu olan irtica ile bir eğitimsizlik ve bilgisizlik ürünü olan hurafeyi birbirinden ayırmak ve bu ayrımın gereğini yapmaktır.

    Bunda şaşılacak bir taraf yok. Millî Mücadele yıllarında, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nin neredeyse tümünün kurucuları din öncüleriydi: Müftüler, müderrisler, vaizler, dersiamlar…

    Ve o aziz insanların ortak özellikleri İslam’ı, emperyalizme karşı en büyük iman ve kuvvet merkezi olarak öne çıkarmaktı.

    Ama bunun yanında, İslam’ı emperyalizme, İngiliz işgaline, Yunan paryalarına ve onların içerdeki destekçisi Damat Ferit Hükûmeti’ne hizmet için kullanan ve bu kullanımı halka kabul ettirmek için de Allah ile aldatma tezgâhı kuran işbirlikçi alçaklar da vardı.

    Ve ne garip kaderdir ki, hükûmetin, padişahın ve satılmış basının bütün desteği bu işbirlikçi alçakların yanındaydı.

    Türkiye bugün, yeni Damat Feritlerin gayretiyle ve BOP Projesi çerçevesinde Millî Mücadele’nin koşulları içine itilmiş bulunuyor. Din yine temel değer ve yine iki algılamanın konusu: Allah ile aldatan, emperyalist yamağı, işbirlikçi dincilerin algılaması ve antiemperyalist ruhu merkeze koyan tam bağımsızlık yanlısı Türkmen algılaması

    Türkmen algılamasının başarılı olmasında Diyanet Teşkilatı’nın katkısı belirleyici olabilirdi ama ne yazık ki olamamıştır.

    Diyanet Teşkilatı, hurafeye karşı bilgilendirici, bilinçlendirici, irticaya karşı ise uyarıcı ve mücadele edici bir yapıya ulaştırılmalıdır.

    Ne yazık ki, bugünkü Diyanet Teşkilatı, İslam'ın gerçek yapısıyla, evrensel-hümanist değerlerle çelişen ve çatışan, geleneksel hurafeci din anlayışının hoşnutluğunu öne çıkaran idarei maslahatçı bir yapıdadır.

    Diyanet, bir mezhebin kurumu olmaktan çıkarılmalıdır. Diyanet, Türkiye’de sadece Hanefîlik'in değil, tüm Müslümanların Diyaneti haline getirilmelidir.

    Müslümanların Diyaneti, İslam'ın vahye dayalı gerçekleriyle uyuşmayan bir din anlayışını yaşatmanın kurumu olarak sürdürülemez.

    Bu yapı âcilen ıslah edilmelidir. Diyanet, bir meslek kuruluşu olmaktan çıkarılmalıdır. Bunun için de dinin bir meslek olmadığının açıkça söylenmesi ve dindarlığın bir meslek olmaktan çıkarılması gerekir. Din, tüm insanları kavrayan, kucaklayan bir tanrısal rahmet ve sevgi kurumudur.

    Din eğitiminin temelini, tüm çağdaş dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de, ana kaynak olan kitabı (İslam'da Kur'an'ı) herkesin kendi dilinde okuması oluşturmalıdır. ‘Din dersi’ adıyla okutulacak metinler, öğrencinin yaşına ve bilgi düzeyine uygun olarak seçilmiş Kur'an ayetlerinin Türkçe mealleri olmalıdır. Bundan fazlasını ve ötesini, herkes kendi anlayış ve imkânlarına uygun olarak kendisi yürütmelidir.

    Halkımızın, dinin kaynağı olan Kur'an'ı ana dillerinde okumalarına "Arapça bilmeyen okuyamaz!" diyerek zalimce ve din dışı bir biçimde yasak koyanlar, bu yasakla yarattıkları boşluğu doldurmak için birkaç sektörlü bir ‘din ticareti alanı’ oluşturmuşlardır. Bu alanın Allah ile aldatma ekip ve teşkilatları, bir yandan halkı “Din öğreteceğiz” diyerek akıl almaz biçimde soyarken öte yandan dinle devleti, İslam’la Cumhuriyeti birbirinin zıddıymış gibi propaganda ederek Türkiye düşmanları hesabına tahribat yapmaktadırlar.

    Bütün bunlar olurken, Diyanet Teşkilatı’na devlet bütçesinden ödenen iki katrilyon (sekiz bakanlık bütçesine denk) ne işe yarıyor diye soran yok. Din devletlerinde bile (örneğin İrran’da) din işlerine böyle bir para ödenmiyor.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir yandan bu parayı ödüyor, bir yandan da Allah ile aldatan hıyanet odaklarının ‘dindışılık’ ithamına mâruz kalıyor.

    Yani Türkiye Cumhuriyeti,halkına dinini öğretemeyen bir din devleti’ manzarası arz ediyor.

    Bu manzaranın yarattığı çelişki aşılmadan rahat yüzü görmemiz mümkün değildir.

    Diyanet Teşkilatı, bu gidişi devlet eliyle besleyen bir kurum olmaktan çıkarılmalıdır.


    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  8. #8
    Oguz_Ata - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2008
    Nerden
    Ergenekon
    Mesajlar
    202

    Standart

    Selam ile;

    KaCaK arkadaşım paylaşım için ne kadar tebrik etsem azdır.

    Yaşar Nuri Öztürk hoca ile bir konferans da karşılaşmış aramızda küçük bir sohbet geçmişti.

    Kendisi bana göre ulvi bir insandır.

    En azından günün 24 saatı internet köşelerinde kopya yapıştır mantığı ile fetva vermiyor.
    TÜRKÇÜ

    Yok sayıp sen de bu ruhsuz sürüyü
    Kılavuz yap ebedi Gök Börü’yü.
    Çıkarıp Ergenekon’dan ulusu
    Türk’ü kılsın yine dünya ulusu

  9. #9
    alaraa-- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    istanbul
    Mesajlar
    4,827

    Standart

    Haçlılar; Atatürk’ün yıkılması için Kâbe’nin yıkılmasını şart koşsalar, İslam dünyasında, bu namussuz şartı rahatlıkla ve zevkle kabul edecek alçaklar bulabilirler. Ve bunların sayısı az değildir.
    Wallaha baska diyecek birseye gerek kalmamıs istedikleri gibi kullanıyorlar herseyi ama unutmamak gerekir ki gün olur dewran döner))))))






  10. #10
    meLek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    Hollanda
    Mesajlar
    2,822
    Blog Entries
    3

    Standart

    gun olur devran doner aynen..

    Bu adami taktir edenlerin akillarina sasarim.. Acikcasi bu adamin Islam ile uzaktan yakindan alakasi var olduguna inananlarinda Islam konusunda ki bilgilerine sasarim...

    Ozturk kukladan baska birsey degildir. Asil Islam i satip insanlari dininden uzaklastirmaya calisan bir melun dan farki yoktur.. O zaten Kabe yi tastan bir heykele coktan satti, yikmasina gerek kalmadi.. neeeeeeeeeeeeeeeeyseeeeeeeeeeeem...
    "Ölüm, mümin için hediyedir."
    "*Zucht*"



Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Bekir COŞKUN Köşe Yazıları
    By KaCaK in forum HaberLer
    Cevaplar: 48
    Son Mesaj: 25.10.09, 01:55
  2. Yaşar nuri öztürk’e
    By alaraa-- in forum Merak edilen sorular ve cevapları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12.07.08, 17:09
  3. Öztürk - Yeni Albüm
    By n@r_cicegi in forum Müzik Haber
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11.07.08, 19:20
  4. Köşe Bebek Yataklari
    By n@r_cicegi in forum Ev & Dekorasyon
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.04.08, 07:41
  5. El Yapımı Köşe Yastıkları
    By Fidem in forum HobiLer
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 01.04.08, 18:09

Eklenmis Olan Tag'lar

View Tag Cloud

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351