Sayfa 1 Toplam 5 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 49 Sayfa bulundu

Konu: Bekir COŞKUN Köşe Yazıları

  1. #1
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Question Savaş Alanı...

    TÜRKİYE bir savaş alanıdır.

    Bombalar, kurşunlar, mayınlar, tabutlar, ölüler, yaralılar, gözyaşları, kan hiç eksik olmadı, olmuyor.


    Bir savaş alanıdır burası...

    Türkiye’yi ele geçirmek isteyenler vuruşurlar:

    Kürtçüler...

    Dinciler...

    Faşistler...

    Eylemci sol...

    PKK, Hizbullah, CIA, MOSSAD, mafya...

    AB...

    ABD...

    Herkes yönetmek ister buraları... Uzaklarda oturan Fethullah Gülen,İmralı’ya kapalı Abdullah Öcalan dahi...

    Niçin?...

    *

    Çünkü sahibi yoktur Türkiye’nin...

    Tıpkı şehrin işlek yerindeki sahipsiz bir arsa gibidir, ilgi çeker, iştah kabartır ve sahibi yoktur.

    İşte Türkiye...

    Dünyanın işlek yerinde....

    Rant var...

    İşgale ve gaspa uygun...

    Ve sahibi yok...

    Anayasası sanki onun değil, hukuku-demokrasisi işlemez, iktidarı onu yıkmaktan sanık, muhalefeti kayıp, parlamentosu ona yabancı, cumhurbaşkanı eğreti, başbakanı sallantıda...

    Ya gerçek mülk sahibi toplum?

    Duyarsız, sessiz, sinmiş... Kolaycılık, avantacılık, cingözlük, tembellik... Okumamak, bilmemek, anlamamak kör etmiş gözlerini...

    Kısacası o sahipsiz...

    *

    İşte; herkes sahipsize sahip olmak istiyor...

    Ve vuruşuyorlar...

    Bu örgütler, bu çeteler, bu çatışmalar, bu silahlar, bu bombalar, bu mayınlar, bu tabutlar, bu gözyaşı, bu kan ondan...

    Sahibi olmayan Türkiye’yi ele geçirmek için çatışıyorlar.

    Vatanın gerçek sahibi millet uyanıncaya kadar... Aklı başına gelene, gözü açılana dek, bu savaşlar sürüp gidecek...

    Şimdilik...

    Savaş alanıdır burası...



    Bekir COŞKUN

    Hürriyet
    Konu KaCaK tarafından (30.07.08 Saat 10:19 ) değiştirilmiştir.
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  2. #2
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Question Arka Kapı...

    HİÇBİR zaman söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmuyor.

    Misal "şeffaflık" diyor...

    Oysa "şeffaflık" diyen Başbakan, daha bir gece önce korumalarını atlatıp sivil plakalı arabayla, arka yoldan ve garaj kapısından Çukurambar’daki eniştenin evine gelerek Cumhurbaşkanı ile buluşmuştu, tıpkı bir kaçak gibi.

    Şaşırtmaca olarak da, başka model bir sivil arabayla eve dönüyor, ama sivil plakayı bu sefer buna takıyorlar.

    Eminim kapı çalarken parolaları da vardı:

    "Tık...tık...tık..."

    Cumhurbaşkanı; sağ elini kulağına huni yapıp iyice eğilerek ve içerden kapının deliğine dayayarak:

    "Kim o..."

    "Benim ben Abdullah Bey... Ben Tayyip, Tayyip..."

    "Parola?.."

    "Ampül ahiret gününe kadar yansın..."

    "İşaret?.."

    "Fişi prize tak..."

    "Tamam..."

    (........)

    Bizimkisi abartı...

    Ama bir Cumhurbaşkanı ile Başbakan, böyle önemli günlerde, eniştenin evinde niye gizli buluşsunlar?..

    Çünkü o "Bizim gizlimiz-saklımız olamaz... Her şey milletimizin huzurunda şeffaflık için de cereyan etmektedir..." lafı doğru değildi.

    Milletimiz o saatte uyuyordu bir kere.

    Yine de gören olursa diye aynı sivil plakayı, biri gelirkenki, öbürü giderkenki iki otomobile takmak ne oluyor, anlayan var mı?

    *

    Zaten Abdullah Gül de AKP’nin Cumhurbaşkanı’dır, bizim değil...

    Çankaya’nın 27 odası, altı salonu, dört bahçesi varken, ben böyle eniştenin evinde Başbakan ile gece gizlice görüşen Cumhurbaşkanı görmedim.

    Sevgili Mehmet Yılmaz, belki de Çankaya’nın dinlendiğinden şüphelendiklerini hatırlatsa bile, arka kapı toplantısının içeriği demek ki devletten de gizli.

    "Şeffaflık" böyle...

    Bence; kapatma davası, Ergenekon, terör, Askeri Şûra ve tüm bu kargaşa ortamını birlikte düşünürseniz; Türkiye’nin başı dertte...

    Ve günler çok şeye gebe.
    ..

    Kanıt bu:

    Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın, arka kapıdan, eniştenin evinde, geceleri gizli buluşmaları...



    Bekir COŞKUN

    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  3. #3
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Arrow Yola devam...

    BELKİ bundan sonraki buluşma yerleri "halanın evi"dir...

    Halanın evindeki buluşmaya ilk gelen Cumhurbaşkanı, işaretparmağı ile perdenin tülünü hafif aralayıp açık tek gözü ile sokağa bakarken:

    "Hala bir ses duydun mu?.."

    Hala:

    "Kedidir Abidullah..."

    Cumhurbaşkanı:

    "Kedi değilse o’dur hala... Bak, yine geldi tıkırtı... Sanki tık tık gibi..."

    Hala:

    "Pencerenin önünden de kara bir şey geçti mi?.."

    "Geçti..."

    "Kaç ayağı vardı?.."

    "Neyin?..."

    "Geçen şeyin.
    .. Dört ayağı varsa kedi... İki ayağı varsa demek ki Başbakan..."

    *

    Başımıza gelene bakın; Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın gece karanlığında, sivil plakalarla "eniştenin evinde" devletten gizli buluşmalarıdır konumuz...

    Aynı gün Independent Gazetesi’nin başyazısında şöyle diyordu yorumcu:

    "Dünyanın en önemli siyasi projesi tehlikede..."

    Siyasi projenin ne olduğunu da açıklıyor yazı:

    "Müslüman, ama demokratik bir ülke yaratma projesi..."

    Hangi proje bu, bilirsiniz; ABD’nin BOP kapsamında, Türkiye’de bir "ılımlı İslam" yaratma projesi...

    Oysa bizim tek projemiz vardı; Mustafa Kemal’in, onurlu özgürlük savaşını vererek, Müslümanların yaşadığı Anadolu’da kurduğu "laik, demokratik, çağdaş, hukuk devleti" projesi...

    Bizler için "yeryüzünün en önemli siyasi projesi" bu değil miydi?

    Ama AKP ile birlikte her şey değişti.

    Yeni bir projeleri var arkadaşların; laik cumhuriyeti silip, yerine ılımlı İslam devleti kurma projesi...

    *

    İşte dün Anayasa Mahkemesi tüm bunlara "Devam" dedi.

    Artık en yüce yargı tarafından "aklanmış" AKP’yi kimse tutamaz.

    Güya tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı ile ülkenin Başbakan’ı, devletten, hatta kendi odalarının duvarlarından dahi gizledikleri "projelerine" devam edebilirler.

    Eniştenin mekánı olur...

    Halanın evi olur...



    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  4. #4
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Bu karar bize yarar...

    DOĞRUSUNU isterseniz, Anayasa Mahkemesi önceki gün tam bize uygun bir karar aldı:

    "AKP laiklik karşıtı eylemlerin odağıdır... Ama Türkiye’yi o yönetsin..."

    Tebrik ederiz...

    Bu memlekete bundan daha uygun bir karar bulunamazdı.

    Benzetmek gibi olmasın ama, seçimlerde halkımızın dilinde dolanan slogan ile ancak bu kadar paralel olabilir bir karar:

    "Çalsın, ama iş yapsın..."

    *

    "Laikliğe karşı eylemlerin odağı" olmak, rejime ve devletin temel ilkelerine karşı ağır bir suç mudur?..

    Suçtur...

    Bu suçu işlediği mahkeme kararıyla sabit görülen (ki Anayasa Mahkemesi sabit gördü) kamu hizmetlerinden mahrum edilmekten hapis cezasına kadar, cezalandırılmaz mı yasalarımızda?..

    Cezalandırılır...

    Ama siz aynı suçu işlemiş olanlara "Türkiye’yi sen yönet" dediniz...

    Öyle mi?..

    *

    Ve seviniyorsunuz...

    İki gündür bayram var...

    Mutlusunuz, "laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline gelmiş" olanlar, sizi yönetmeye devam edecekler diye...

    Laiklik; devletin en temel ilkesidir.

    Laiklik; Anayasa’mızın daha girişinde, değiştirilmesi "teklif dahi edilemez" hükümler arasındadır.

    Siz; bu asla vazgeçilmez ve değiştirilemez ilkeyi yıkmak isteyenlerin "odağına" Türkiye’yi teslim ettiniz...

    Doğru mu?..

    *

    Sevinçlisiniz...

    "Laiklik karşıtı eylemlerin odağı" devletin başında oturacak ve sizi yönetecek diye keyfiniz yerine geldi...

    Mutlusunuz...

    Üzerinizden bir yük kalktı...

    Etekleriniz zil çalıyor...

    Ülkenin felakete sürükleneceğini düşünüyordunuz, eğer "laiklik karşıtı eylemlerin odağı" çekip gitseydi...

    Demek ki bu Anayasa Mahkemesi kararı tamı tamına bize göredir...

    Yakıştı mı?..

    Yakıştı...

    Bu karar, bize yarar.
    ..


    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  5. #5
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Sevgili küfürbazım...

    SEN anlamazsın...

    Fikirler, düşünceler, tartışmalar kafa denilen organ ister. Senin çokça sözünü ettiğin organlarla anlayamazsın.


    Ben seni tanırım.

    Sevgili küfürbazım...

    (............)

    Bak; Anayasa Mahkemesi’nin "Laiklik karşıtı eylemlerin odağı (yani merkezi) olduğuna" karar verdiği Başbakan ertesi gün (yani dün) neredeydi?..

    Yüksek Askeri Şûra’nın başında...

    Oradaki görevlerinden birisi de "laiklik karşıtı görüşlerin odağı" olmuş askerlerin Ordu’dan uzaklaştırılmasıdır, inanır mısın?..

    Bu seni hiç rahatsız etmez...

    Tıpkı devletin en yüce mahkemesinin, "devletin temel ilkesini yıkmanın odağı (merkezi) olduğuna" karar vermesi, sonra da ona "Devleti sen yönet" denilmesi gibi...

    Bu da seni düşündürmeye yetmez...

    *

    Okumazsın...

    Düşünmezsin...

    Sormazsın...

    İktidarın evlere çorba dağıtmasından onların "bulunmaz" olduğuna karar verirsin de... 14 milyon insanın niye belediyelerin bir tas çorbasına muhtaç olduklarını hiç mi hiç sorgulamazsın...

    İşin bana küfretmek, sevgili küfürbazım...

    Kömür dağıtılıyor diye sevinirsin...

    Ama bu cennet yurdun üzerinde yaşayan her üç aileden birisinin niye devletin yarım ton kömürüne muhtaç olduğunu kendi kendine sormak aklına gelmez.

    Ben biliyorum; şimdi "Bu eski iktidarların suçu" diyeceksindir...

    Eminim...

    1950’den bu yana, cenneti yoksulların cehennemi haline getiren iktidarlara sanki sen oy vermemişsin gibi...

    Demirel’den, Tansu Çiller’e kadar...

    Erbakan’dan, Mesut Yılmaz’a kadar...

    *

    Aslında bu cennetin sorunu sensin...

    Uygar ülkelerin insanlarının asla vazgeçemedikleri ve ülkelerinin uygar olmasını sağlayan o "ilgi, bilgi, ilke, yurttaşlık ahlakı, ses, tavır, akıl, fikir" sende yok...

    Yeteneğin bu:

    Kaypak kaypak küfretmek, sevgili küfürbazım...


    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  6. #6
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart O karaca gibi...

    O sene orman yanarken, nasılsa canını kurtarmış bir karaca, itfaiyecilere ve fotoğraf çeken gazetecilere aldırmadan bir ağacın altında durmuş, dönmüş yanan ormana bakıyordu.

    Ormancılar onun muhtemelen bir anne karaca olduğunu, arkasında bıraktığı onun için en değerli şeyleri terk edemediğini söylemişlerdi.

    Tüylerinin yarısı yanıktı.

    Dizleri titriyordu.

    Öyle bakıyordu yanan ormana.

    Dünkü gazetelerde Antalya’daki orman yangının fotoğrafları vardı; canını zor kurtarmış bir orman köylüsü, bir ağacın altında, ormandaki yangının dev alevlerine bakan gözleri yaşlı.

    En değerli şeylerini arkada bırakmıştı.

    Öyle bakıyordu ateşlere...

    Tıpkı o karaca gibi...

    *

    Toroslar’ın Akdeniz’e bakan yamaçlarında, son iki günde yanan (10 bin hektar) ormanın kim bilir kaç yüz katını talan ettiler insanlar.

    Zengin yabancılar gelip golf oynasınlar diye en eski ve gür ormanları, dev testerelerle, dozerlerle, kepçelerle kesip attılar daha birkaç ay önce.

    Yine daha geçen gün, turizm yatırımcılarına "orman kesme" hakkı yasayla verilmedi mi, bu köşede boşuna yırtınmıştık.

    Sorgun Ormanları...

    Belek katliamları...

    Kemer faciası...

    Alanya rezaleti...

    Antalya’da yeşil yok artık...

    Kazdağları, ya da MNG rezaleti gibi her gün yağma-talan yaşanır da ormanlarda, kimse duymaz, bilmez...

    *

    Tüm bu yok edilişler yaşanırken, yöredeki insanlar seyrettiler. Çevreci arkadaşlarımızın tepki toplantıları 50-100 kişiyi geçmedi, oralarda yaşayanlar yağmayı-talanı umursamadılar.

    Oysa; hırsız siyasetçi-rüşvetçi bürokrat-fırsatçı işadamından oluşan yağma-talan üçgenini durduracak tek güçtü yörenin insanları...

    Ne var ki yeryüzü çok büyük değildir.

    Onun üzerinde yaşayan tüm varlıkların yazgıları er-geç bir yerde kesişir, felaketlerimiz ortaktır.

    Testereler, dozerler, baltalar ya da alevler...Fark etmez...

    Öyle bakar acılı insan, her şeyini almış alevlere...

    Tıpkı o karaca gibi...


    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  7. #7
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Yaş...

    ŞİMDİ arkadaşlar oturdular, Başbakan’ın değişmesini bekliyorlar.

    Daha önce de kaç kez "değişmesini" beklemişlerdi.

    Olmadı...

    Bu sefer baştan...

    (.......)

    Aslında "değişiyor" tezi, değişeceğine inandıkları için değil... Kendilerindeki "değişikliğin" üzerini örtmenin bir yöntemi...

    Yani şimdi niye değişsin?..

    6 yıl değişmedi, iki kez başbakan oldu değişmedi, otuz kez Türkiye’yi bunalıma soktu değişmedi, partisini kapatmanın eşiğine getirdi değişmedi...

    Partisi kapatılmayınca niye değişir insan?..

    *

    Değişen kim?..

    Siz...

    Onun değişmesini beklerken, yavaş yavaş, için için, belli etmeden, usul usul, değişti herkes gülüm.

    İşte:

    Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) kararları dün açıklandı:

    Bir ilk yaşandı bu sefer; Silahlı Kuvvetler’den "irticai nedenlerle ilişkisi kesilen" bir tek kişi bile olmadı.

    Bu ne kadar da iyi bir şey...

    Böylece Yüce Mahkeme kararıyla "laiklik karşıtı eylemlerin odağı" olmaktan sanık Başbakan, içinde "irticai nedenlerle ihraç" olan YAŞ kararlarına koyduğu geleneksel "şerh" zahmetinden de kurtulmuş oldu.

    Türkiye’nin her santiminde "irticai faaliyetler" artarken, askeriyede "irticai faaliyetler" yok oluvermiş...

    Tebrik ederiz...

    (..........)

    Doğrusunu isterseniz bu yaşanan izlemeler, dinlemeler, suçlamalar, gözaltılar, tutuklamalar arasında karışık kafam.

    Hapisteki generalleri ve dinci gazetelerin-yazarların suçlamalarını göz önüne alırsak, yani "Atatürkçü faaliyetler" tespit edildi de, ama "irticai faaliyetler" yok...

    Öyle mi?..

    *

    İşte bu "değişen" şey...

    Sorun var mı?

    Yok...

    Uyum var mı?..

    Var...

    Değişe değişe böyle oldu gülüm...


    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  8. #8
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Ajda’nın bacakları...

    BEN her zaman "magazin muhabiri" olmak istemişimdir. Politika gazeteciliği aslında bana göre değil.

    Öyle bakacaktım magazin álemine; kim kiminle ne yaptı, kimin kalçası nasıl, Begüm kilo aldı mı, kimin me.meleri gözüktü?..

    Tarım Bakanı Mehdi Eker’in karşısına oturup "hayvancılığı teşvik yasası"nı konuşmak yerine, Nez’in karşısına oturup sesimi incelterek sorsaydım:

    "Yeni klip çalışması var mı?.."

    Ya da:

    Yani Haşim Kılıç’ın "kapatma" kararını kovalamak ile şöyle bir haber peşinde koşuşturmak bir mi:

    "Ajda bacaklarını açtı..."

    *

    İşte; beni gören okurlarımın aklına genelde "hükümetin durumu" gelirken, arkadaşımız sevgili Şermin Terzi o gün telefonla aradı. "Yayınlamak üzere bir sorum var" dediğinde, "hükümetin durumu" konusunda ezberim hazırdı.

    Şermin sordu:

    "Ajda Pekkan’ın bacaklarının durumu?.."

    ".........!"

    Son zamanlarda okurlarımın "hükümetin durumu" konusundaki sorularına yanıt vermeyip konuşmaktan bile kaçmaya çalışırken, Ajda Pekkan’ın bacakları konusunda, sandalyemi öne çekip "Şimdiiiii..." diye başladım.

    Peltek-meltek ama, adeta bülbül kesildim.

    Ben her zaman magazin muhabiri olmak istemişimdir.

    Gerçi AKP’lilere bakmaktan Ajda’nın bacaklarına bakmaya vakit bulamamıştım. Ama o an önümdeki gazeteleri açtım ve baktım:

    Gerçekten güzeldi Ajda’nın bacakları.

    Ve fikir olarak, "Bu bacaklar parti genel başkanı olsaydı, Demirel’den beter, iktidardan inmezdi" görüşümü açıkladım.

    *

    Kimi okurlarımın e-mail sorularına yanıt olarak da yazıyorum; böylece pazar günü Hürriyet’in birinci sayfasına girmiş oldum...

    Oysa tatil dönüşleri "yazılarına başladı" spotları dışında bir tek yazım ne Hürriyet’in, ne Hürriyet İnternet’in ilgisini çekmiş değil...

    Ha varım, ha yokum...

    Bir tek gün olsun "gösterilmeye" değer bir yazı yazamadım.

    Ama "Ajda’nın bacakları" deyince...

    Bacaklar sayesinde oldu bu.

    Sağol Ajda...

    İşte o günden bu yana, gözüm devamlı bacaklarda...

    Hani "soran olursa" diyorum...


    Hürriyet
    Konu KaCaK tarafından (06.08.08 Saat 13:06 ) değiştirilmiştir.
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  9. #9
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Birçok ’Tayyip’imiz olacak

    BUGÜN tam beş ay oluyor; Başbakan’ın 7 Mart 2008 günü kadınlara seslenirken, "En az üç çocuk doğurun" demesi...

    Bu demek oluyor ki, onun bu istemini elbette eksiksiz yerine getirenler dört ay on gün sonra doğuracaklardır.

    Bence o çocukların adını "Tayyip" koymalı.

    Böylece birçok "Tayyip"imiz olacaktır.

    Dört bir yan Tayyip...

    *

    Çocukları da cayır cayır yanan ormanlarındaki çiçekleri gibi şanssızdır bu memleketin.

    O bildiğiniz toplumsal ateş düştü mü:

    Sorumsuzluk...

    Yoksulluk...

    Cehalet...

    (.......)

    Çocuk yaştaki kızların başlarını örtüp kaçak Kuran kursu yurtlarına doldurduktan sonra, sorumsuzluk ve ilkellik patlayıp da bina başlarına yıkılmasa dahi, cehaletin altında ezilip yok oluşlarını izlersiniz.

    (.......)

    İnsan Hakları Başkanlığı’nın raporunda açıklandı:

    833 çocuk kayıp...

    Bu çocukların tümü geçen sene kayboldu. Sadece İstanbul’da bir yıl içinde kaybolan 253 çocuğa ulaşılamıyor. Doğrusunu isterseniz kaybolan çocuk sayısı aslında 7 bin 183 imiş, ama 833 dışındakiler bulundu.

    (.......)

    Ankara’daki hastanede bir anda ölen 49 çocuğun, gofret kutularına konulmuş cesetleri ailelerinin kucağına verilirken, öbürlerinin yuvalarındaki arayışın, bekleyişin, umudun ve her akşam karanlığı çökerken yaşanan kahredici hüznün boyutlarını hiçbirimiz bilemeyiz.

    *

    Sadece son birkaç gün içinde medyada yer alıp da duyabildiklerinizdir bunlar, unutun gitsin...

    Siz farkında olsanız da olmasanız da yoksulluğun, ilgisizliğin, cehaletin çocukları yakması sürüp gidecek.

    Ama Başbakan "En az üç çocuk doğurun" diyor.

    İsimlerini Tayyip koymalı, kız olursa Tayyibe...

    Düşünebiliyor musunuz; zamanı gelip de 9 ay 10 gün dolduğunda bir Tayyip patlamasını...

    Dilerim bir gün işsiz, bakımsız, unutulmuş bir genç yakasına yapıştığında, Başbakan Tayyip sorar:

    "Adın ne?.."

    "Tayyip..."


    Hürriyet

    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  10. #10
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Göreceksiniz...

    DÜN masama yine o yaz ışığı vurduğunda hatırladım.

    Yine sıcaktı.

    Yine sancılı bir sabahtı.

    Yine serçeler kavga etmişlerdi saçakta.

    Bir yıl önce...

    "O benim cumhurbaşkanım değil" sözünü bu masada, bu günlerde yazmıştım, canım sıkılıyordu, canım...

    Anayasa Mahkemesi tam bir yıl sonra, günlerce oturup düşünüp-taşınarak, 1’e karşı 10 oyla aldığı kararla doğruladı beni.

    Doğrudur:

    O benim cumhurbaşkanım değil...

    *

    Siz gözlerinizi yere dikseniz de, başınızı kuma soksanız da, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararı ve Türkiye’nin içine yuvarlandığı görülmemiş hukuk rezaletini anlamazlıktan gelseniz de...

    Sırf çıkarlarınız için sessizleşseniz dahi...

    Hakkında devletimizin en temel ilkesi "laikliğe karşı eylemlerin odağı olma" kararı bulunanlar, devletin tepesine oturup Türkiye’yi yönetemezler.

    Ne cumhurbaşkanı olarak...

    Ne başbakan...

    Ne iktidar...

    Bundan böyle aldıkları her kararda, yaptıkları her uygulamada, her adım attıklarında, Yüce Mahkeme’nin verdiği "laikliğe karşı eylemlerin odağı oldukları" kararı hemen önlerine konulur, göreceksiniz.

    Bu benim cumhurbaşkanım değil.

    Rektörleri de atayamaz.

    O çenesi büyük arkadaşın, "Sezer de YÖK’ten gelen listeyi istediği gibi değiştiriyordu. Abdullah Gül de aynısını yapıyor, niye eleştiriyorsunuz? Bu sizin yaptığınız çifte standart" savı doğru değil.

    Sezer, hakkında yüce mahkeme böyle bir karar verseydi, değil bir gün, bir dakika bile orada oturmazdı.

    O nedenle hepimizin cumhurbaşkanıydı o...

    Ama bu yönetimin boynunda Anayasa Mahkemesi’nin, "laiklik karşıtı eylemlerin odağı olma" kararı asılı.

    *

    Bir yıl sonra belki...

    Yine sancılı bir sabah...

    Yine bu masaya yaz güneşi vurduğunda, serçeler saçakta kavga ettiğinde, ben evde olur muyum bilemem...

    Ama sessiz kalan herkesin boynunda o "suçlu" kararı asılı olacak...

    Göreceksiniz...


    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Köşe Bebek Yataklari
    By n@r_cicegi in forum Ev & Dekorasyon
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.04.08, 07:41
  2. El Yapımı Köşe Yastıkları
    By Fidem in forum HobiLer
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 01.04.08, 18:09
  3. Hz. Ebu Bekir Sıddık’ın ( ra. ) örnek ahlakı
    By Fidem in forum İslam Alimleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.03.08, 13:25
  4. Kurtlar Vadisi-Bekir Develi
    By cokgen in forum Komik Videolar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01.03.08, 23:48
  5. Araba Yazıları
    By DivaneM in forum Komik Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.02.08, 04:15

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351