Sayfa 3 Toplam 5 Sayfadan BirinciBirinci 12345 SonuncuSonuncu
21 den 30´e kadar. Toplam 49 Sayfa bulundu

Konu: Bekir COŞKUN Köşe Yazıları

  1. #21
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Sevgili kardeşim Pakistan...

    GAZETELERDE-televizyonlarda yayınlanan o "oynayan Pakistanlılar" görüntülerine acıma ile kızma arasında bir duyguyla bakarken hatırladım:

    Lise-üniversite yıllarında ne zaman bir Pakistanlı görsek, iki elimizin işaret parmağını fayton beygiri gibi yan yana getirip sürterdik ve şöyle derdik:

    "Biz-siz kardeş..."


    Onlara da birisi öğretmişti, onlar da parmaklarını sürtüştürüp yanıtlardı:

    "Yeeesss... Biz-siz kardeş..."

    O baştaki "Yes" aslında komünizme karşı ön karakollar olarak bizi "kardeş" kılan ABD’yi temsilen cümlenin içinde bulunan şeydi...

    Sonra...

    Sonrasını iki gün önce gazetelerde-televizyonlarda yer alan o oynayan Pakistanlılar görüntüsü anlatır bize:

    Zavallılık...

    *

    1970’lerde iktidara gelen aydınlıkçı Zülfikar Ali Butto’yu, bir darbe ile indirip tüm dünyanın tepkisine rağmen asarak öldürdüler.

    Önceki gün gördüğünüz külahlı, sakallı, altın dişli Pakistanlılar, o zaman da böyle sarılıp oynadılar.

    Ama darbelerin, suikastların, bombaların, kanın, kargaşanın sonu gelmedi. Butto’nun kızı Benazir Butto, çağdaşlık mücadelesini sürdürdü, birkaç ay önce onu da bombayla havaya uçurdular.

    O iki Pakistanlı yine zıplayıp oynadı.

    (.........)

    Pakistan’ın nüfusu 170 milyon...

    En az üç-beş-on-on beş çocukla, sokaklar çocuk dolu.

    Hem sosyal, hem siyasal yapıya şeriatçılar, şıhlar, medreseler hákim. Tarikatlar ülkeyi on binlerce cami ve tarikat okulu ile donatıyor ama çağdaş eğitimi engelliyorlar.

    İşte böyle yetişen, eğitimsiz-cahil-hurafelerle yaşayan bir toplum, kendi kendini ancak bu kadar yönetebiliyor.

    Demokrat-laik bir sistem için çırpınan aydınlar azınlıkta...

    *

    Zavallı bir ülke Pakistan.

    O oynayan Pakistanlılara bakıp acırken, Batılı birisinin de benim üzerimdeki acıyan bakışlarını hissediyorum.

    Parmaklarımı sürttürüyorum:

    "Biz-siz kardeş..."

    "Yes mi?.."

    "Yes..."



    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  2. #22
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Cin...

    ADAM bara gidip oturdu, yanında bir devekuşu vardı.

    İçkisini içtikten sonra garsona "Hesap ne kadar dedi" ve garson "Üç dolar yirmi sent" deyince tam o kadar parayı çıkartıp verdi.

    İkinci gün yine gitti, yanında devekuşu vardı.

    İçkisini içtikten sonra garsona borcunu sordu. Garson "Dört dolar on sent" dedi ve adam yine bakmadan cebinden dört dolar on senti çıkartıp tam istenen kadar parayı tezgáha bıraktı.

    Üçüncü gün:

    Adamın yanında devekuşu vardı, hesabını sordu, tamı tamına hesap kadar parayı çıkartıp ödediğinde barmen sordu:

    "Hep hesabınız kadar para var cebinizde...

    "Doğru..."

    "Bunun sırrı nedir?.."

    Adam anlattı:

    "Ben bir cinle tanıştım, benim üç dilekte bulunmamı, tamamen yerine getireceğini söyledi. Ben de üç şey istedim; birincisi sağlıklı ve her zaman yakışıklı olmayı, ikincisi her zaman ihtiyacım kadar cebimde para bulunmasını... Ki sen ne kadar hesap istesen biliyorum ki cebimde o kadar para var, çıkartıp veriyorum..."

    Garson yine sordu:

    "Tamam anladım... Peki bu devekuşu ne?.."

    Adam:

    "Cine üçüncü dileğim olarak 'Yanımda her zaman uzun bacaklı bir piliç olsun' demiştim, cin yanlış anladı..."

    *

    Biz toplum olarak her zaman genç, dinamik, halkın içinden gelen, bizlere benzeyen devlet adamlarımız olsun istemiştik.

    Şunlara bakın:

    Cumhurbaşkanı; halkın cebinden çıkan ve kaybolan bir trilyon lira davasında "evrakta sahtecilikten" sanık...

    Başbakan:

    Hakkındaki iddialar "dokunulmazlık" zırhı nedeniyle soruşturulamıyor ve dosyalar tozlu raflarda bekliyor.

    Ve memleketin en yüce mahkemesinin verdiği karara göre, her ikisi birden:

    "Laiklik karşıtı eylemlerin odağı..."

    (.........)

    Bizler yorgun, eski, toplumdan uzak devlet adamlarından sonra, idealist gençlerin ülkemizi yöneltmesini istemiştik istemesine...

    Olmadı...

    Yanlış anladı cin...

    HÜRRİYET



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  3. #23
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    'Bay Gizli...'

    O adamları biz hiç görmeyiz.

    Ne adlarını biliriz, ne kimliklerini tanırız, ne suratlarını görürüz, ne de varlıklarından haberimiz vardır.

    Ama onlar bizim tüm yaşamımızı etkileyen insanlardır.

    Evlerimizin içine kadar girerler.

    Kötü kentin, berbat ve çekilmez günlük yaşamın azabından kaçıp sinir küpü eve gelen baba, "Allah kahretsin bunları..." dediğinde, aslında o adamları kasteder, ama bunu bilmez... Anne; bozuk-hileli malzemelerden bunalıp, mutfak penceresini açıp çirkin beton yığınına bakarak "İnsana huzur yok..." dediğinde, aslında bunu bilmeden o adamlara söyler.

    O adamlar "Bay Gizli"dir...

    Bilmeyiz, tanımayız, görmeyiz...

    İşin en enteresan yanı; onlara yaşamımızı düzenleme, yuvamızı etkileme, bizimle ilgilenme hakkını biz veririz, yine bilmeden, tanımadan...

    *

    "Bay Gizli"
    belediye meclisi üyesidir.

    Onun eli kalkmadan hiçbir karar alınamaz, hiçbir uygulama yapılamaz, hiçbir yeşil alan holdinge verilemez, sit alanına fabrika kurulamaz, kaçak yapılar yükselemez, hırsızlıklar gerçekleştirilemez, yağma-talan olmaz, olamaz...

    İsmini bildiğiniz, yüzünü gördüğünüz bir tek belediye meclis üyesi var mı?..

    Yok...

    Ama yaşamımızla ilgili tüm kararları onlar alırlar.

    Sokakların isminin değiştirilmesinden, kaldırımın genişliğine... Elektrik direğinin yerinden, çocuk bahçesindeki kaykaya... Köşedeki inşaatın yüksekliğinden, penceremizden gözüken manzaraya kadar...

    *

    İşte Bay Gizli burada yapacağını yapar.

    Bir de bakarsınız ki AKP'lisi, CHP'lisi, MHP'lisi, Bağımsız'ı el ele vermişler, kendi avantaları için bizim yaşamımızın bir parçasını "el kaldırarak" satıvermişler.

    Elbette çok az sayıda düzgün olanları tenzih ederim, ama belediyelerin çoğunda bu böyledir, tüm kirli işlerin altında "Bay Gizli"nin eli vardır.

    Kirli sistemin işlemesini sağlayan en uçtaki bilinmeyen, ortada gözükmeyen, sesi-soluğu çıkmayan, gizli mekanizmasıdır o.

    Bence medya kuruluşları yayınlamalı ve dört bir yana resimleri-isimleri asılmalı "Bay Gizli"lerin...

    Tanımalıyız "Bay Gizli"yi...

    HÜRRİYET



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  4. #24
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Bir kedi yavrusu olsaydım...

    BENCE bizler boşu boşuna onlara hayvanları anlatıp duruyoruz, insanlar hayvanları yeterince tanıyorlar aslında.

    Koyunun kopyasını çıkartan insanoğlunun zekásı, evinin saçağındaki kuşun yavrularına yiyecek taşırken sahip olduğu anne duygusunun boyutlarını nasıl bilemez?

    Ya da önceki gün izledi insanlar:

    Almanya'nın Münster Hayvanat Bahçesi'ndeki goril, ölen yavrusunu uyandırmak için onu kucağından bırakmadı, okşadı, sevdi, ağladı... Ertesi gün insanoğluna bir başka haber ulaşıyordu televizyonlardan, gazetelerden:

    Avustralya'da Sydney açıklarında bir balina yavrusu, annesi zannettiği bir tekneyi emmek istiyordu. Millerce teknenin altında yol aldı, annesine (!) sokulmak istedi, ona seslendi, karnı acıkınca emmeyi denedi, ama olmadı.

    Tüm dünya izledi bunu.

    Her gün medyada yayınlanan bu tür haberler-görüntüler, kendi sağlığı söz konusu olunca gözle görülmeyen virüslerin-mikropların dünyasını çözen insanoğluna, bahçesindeki hayvanların da duyguları olduğunu anlatmaya yetmez mi sizce?

    Bal gibi yeter...

    *

    Ama genelde ahlaki değerlerden yoksundur insan.

    Merhametsiz...

    Sevgisiz...

    Ve çıkarcıdır...

    Toplumun içinde kalma zorunluluğu, öğretiler, kurallar, yasalar, onu öyle düzgün tutsa da bir kedi yavrusu ile baş başa kaldığında onun gerçek kimliği ortaya çıkar. Fok yavrularının kürkleri için diri diri yüzülmelerinde ya da boğa güreşlerinde, o baskılar ortadan kalktığında, gerçek yüzünü görürsünüz insanın.

    Kürk mağazalarına koşarken ya da arenalarda zavallı bir dananın kılıçla delinmesini çılgınca alkışlarken... Böyledir insanoğlu...

    Acımasız, merhametsiz, çıkarcı...

    *

    Çevrenizdeki insanlara iyi bakın.

    Savunması olmayan, güçsüz, korunmasız, kimsesiz, dilsiz canlılara merhamet göstermeyenlerden korkmalısınız.

    Bir gün sizin gücünüz tükendiğinde, o insanlara muhtaç olduğunuzda, savunmasız kaldığınızda, bir parça kuru ekmeği esirgediği kediden hiç farkınız olmayacaktır.

    Bir kedi yavrusu olsaydım...

    Size dostlarınızı saysaydım...

    HÜRRİYET



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  5. #25
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Yeni Türkiye...'

    DOĞRUSUNU isterseniz tam da yanıt bulamıyordum ve açıkçası çoktandır kendi kendime sorup duruyordum:

    "Bu ne?.."


    Başta kırmızı saten türban, altta dar etek... Saçın ucunu gözükmüyor ama kalça hatları öyle iyi gözüküyor ki, zaten insan kafaya bakmaya vakit bulamıyor.

    Öyle gidiyordu.

    Ve ben sormuştum:

    "Bu nedir?.."

    Onun erkek olanını bizim plajda görmüştüm; haşemalı... Dizin altına kadar uzanan beyaz haşema denizden çıktığında ve suyu yiyip vücuda yapıştığında manzara inanılmazdı ve ben yine kendi kendime soruyordum:

    "Bu nedir?.."

    Sonunda dünkü Hürriyet'in manşeti aradığım yanıtı verdi:

    "Yeni Türkiye..."

    *

    "Yeni Türkiye"
    böyle a dostlar...

    Baba; imam hatip mezunu, emlak işleri yapıyor, çok zengin, ipek gömleği ve ipek kravatı İtalyan... Anne; pembe farlar ile tepeden tırnağa daracık beyaz tesettür tuvaleti giymiş, abla narçiçeği gümüş işlemeli sıkmabaşın altında narçiçeği tuvaletle...

    Düğüne helikopterle iniyorlar.

    Altınlar, pırlantalar, dolarlar uçuşuyor...

    Daha çok imara açılmamış yerleri alıp imar geçtikten sonra satarak geçinip giden baba "Hamdolsun" diyor:

    "Hamdolsun, Cenab-ı Hakk'ın izniyle yaptık, Allah herkesten razı olsun..."

    Baba ayrıca, evlenirken oğlunu F-16'ya bindireceğini, kendisinin de milletvekili olacağını (ya da tersi, ne bilelim biz) söylüyor...

    *

    İşte size:

    "Yeni Türkiye..."

    AKP
    ile birlikte değişen Türkiye'nin yeni yüzüdür bu; türban ile pembe farların, tesettür ile sallanan kalçaların, haşema ile plajın, din ile ticaretin, ibadet ile arsa işlerinin, iman ile siyasetin birbirine karıştığı... Dinci iktidarın kendi sınıfını belirginleştirdiği... Giderek daha çok Arabistan'a benzeyen Yeni Türkiye...

    Ben ise türbanlı kızın sallanan görkemli kalçasına ve plajdaki haşemalının belirginleşen edevatına bakarken soruyordum:

    "Bu nedir?.."

    Yanıt geldi:

    "Yeni Türkiye..."

    HÜRRİYET



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  6. #26
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Nasıl AK olunur?..


    BU arkadaşların iyi bir huyu var; birbirlerini affediyorlar.

    Cumhurbaşkanı Erbakan’ı affediyor, Maliye Bakanı Cumhurbaşkanı’nı affediyor, Başbakan Maliye Bakanı’nı affediyor...


    Gensoru veriliyor, bu sefer Meclis, Başbakan’ı affediyor...

    Milletvekillerinin 79 suç dosyası var, Başbakan dokunulmazlıkları kaldırmayarak dönüp milletvekillerini affediyor...

    Böylece herkes herkesi affettiği için partinin adı ne oluyor:

    AK Parti...

    Görülmüş bir şey yok.

    Diyelim ki Ankara Adliyesi’ndeki iki sanık koridordaki bankta oturmuş yargılanmayı beklerken, içlerinden birisi "Sana bir şey söyleyeyim mi, gel ben seni affedeyim" diyor.

    Öbürü seviniyor:

    "Olur mu?.."

    "Tabii ki olur, işte affettim gitti... Şimdi sen de beni affet..."

    O da affediyor...

    Ve birlikte çıkıp gidiyorlar ak-pak...

    Olabilir mi?..

    *

    Yoksul-güçsüz insanların dünyasında olmaz...


    Değil resmi evrakta sahtecilik, zimmet, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırmak... Trafik cezası olanlar sürüm sürüm sürünürler.

    Devlet yakalarına yapışır da bırakmaz.

    Ama devleti yöneten, iktidarı eline geçirmiş, güçlü ve egemen devlet adamları yaptıklarında bal gibi oluyor.

    İşin daha ilginç yanı; birbirlerini affettikleri gibi, kendi kendilerini affetme yetenekleri de var:

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,
    aynı suçu işlediği için Erbakan’ı affederken otomatik olarak kendi kendini de affediyor... Cumhurbaşkanı’nı kurtaran Maliye Bakanı otomatikman kendisi de kurtulmuş oluyor...

    Başbakan dokunulmazlıkları muhafaza ederek milletvekillerini kurtarırken, kendisi de ne oluyor?..

    Kurtuluyor...

    *

    Pekiiii...

    Seçim geldiğinde tüm bu rezaleti affeden kim?..

    Nohutçu ile kömürcü...

    Nohutla kömürü alıp, hepsini kökten affediyorlar ve bu döngü sürüp gidiyor. Öbürleri trilyonları alıyor, bunlara da nohut ile kömür düşüyor...

    Böylece her şeyimiz ne oluyor?..

    AK oluyor...

    HÜRRİYET



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  7. #27
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Tek parti dayağı...

    1950'den bu yana Türkiye'yi tek parti yönetir.

    Demirel; Menderes'in genel müdürüdür... Özal; Demirel'in müsteşarıdır... Erbakan; Özal'ın ilk genel başkanıdır... Tansu Çiller; Demirel'in, Mesut Yılmaz; Özal'ın bakanlarıdır... Tayyip Erdoğan; Türkeş'in MC ortağı Erbakan'ın belediye başkanıdır...


    58 yıldır tek parti vardır başta...

    Siz seçimlerde parti değişti sanırsınız, ama aynı partidir gelen... Amblemler değişir, binalar değişir, liderler değişir, söylemler değişir, yüzler değişir...

    Ama tek parti hiç değişmez.

    Diyelim ki seçim-meçim oldu, birbirlerine girdiler, kavga-dövüş arasında sandığa gittiniz... Siz sanırsınız ki farklı bir şey seçtiniz.

    Oysa o tek partidir seçtiğiniz.

    *

    AKP ile MHP tek partidir...


    Devlet Bahçeli'nin AKP'ye yaptığı çağrıları dinlerken bunları düşündüm:

    AKP'ye, "Gelin birlikte yapalım yapamadıklarınızı, size engel olan Anayasa Mahkemesi'nin yetkilerini birlikte kısalım" diyordu dün.

    İşte böyle AKP'nin her çukura düşüşünde MHP çekme ve kurtarma aracı tarafından çekilip yola koyulması tek parti oluşlarındandır.

    AKP'nin çağdaşlık karşıtlığının "odağı" olduğunun yargı kararına bağlanmış olması, Devlet Bahçeli için önemli değildir...

    Tersine; kızmaktadır yüce mahkemeye...

    Bu ikisi tek partidir.

    Türbandan dinin referans alınmasına... Muhafazakar eğitimden tarikatlara hoşgörüye kadar aynı yerdedir ikisi.

    Misal; Keçiören'deki büfecinin dövülmesi meselesinde AKP ile MHP hemfikirdir...

    Büfeciyi AKP'liler dövmeseydi zaten MHP'liler gelip döveceklerdi... Ki göreceksiniz üç güne kadar, orucunu yiyenleri MHP'liler dövecekler, ya da AKP'liler, fark etmez.

    *

    1950'den bu yana Türkiye'yi tek parti yönetir.


    Bu yüzden yarım asırdan fazla zamandır; 14 milyon yoksulu ve aç insanı vardır Türkiye'nin... Tek partinin "din-iman" söylemlerinin arkasında mutluluğu çalınmıştır milletin... Bir milyon üniversiteli genci işsiz, kırgın, sefildir...

    2008'de hálá iki torba nohuda, 500 kilo kömüre muhtaçtır insanlar...

    Ve büfeci, içki sattığı için dayak yer bu çağda, tek partiden...

    28.08.2008

    Hürriyet

    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  8. #28
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Sıfırdan başlamak...

    KİMSENİN görmediği-bilmediği, kendi beyninizin içindeki uçurumun dibine yuvarlandığınızda bu iyi bir karardır:

    "Sıfırdan başlamak..."

    Sadece parayla-pulla ilgili değildir bu.

    Kimi zaman hiçbir şey yoksa yapacağınız... Kimi zaman yuvarlandığınız uçurumu kendiniz kazmışsanız...

    Belki de durup dururken mutsuzsanız...

    Yüreğinizdeki bağlar, eski bir bıçağın sapı gibi lak-luk oynamışsa yerinden... Deneyimliyim ben, bilirim...

    Bir de sabahların alacakaranlıklarında uyanıp, camdan boş sokağa bakıp ağlamışsanız...

    *

    Kimi zaman böyle olur insan.

    Sebep var ya da yok...

    Renkler parlaklıklarını yitirdiğinde... Sözler anlamsızlaştığında... Sesler bizi korkuttuğunda... Yüzler yabancılaştığında...

    Kısacası; size göre yaşanmazlığın tam ortasındaysanız sanki...

    Suyu bitmiş bir çaydanlık gibi...

    En iyi karardır:

    "Sıfırdan başlamak..."

    *Sokaklarda rastladığım insanlar keyifsiz.

    Güvendikleri kurumlara, umutla baktıkları önderlere kırgınlar. Çoğu çocuklarının endişesini taşıyor.

    Kimisi yılgın...

    Kimisi aldatıldığını düşünüyor, kızgın...

    O okurum endişeli gözlerle, "Yani biz çağdaşlığı kaybettik, öyle mi?" diye sorduğunda ve ben yanıtsız kalıp utanarak yere baktığımda, çocuğunun elini tutup giderken kendi kendine fısıldamıştı:

    "Biz de sıfırdan başlarız..."

    Bu doğruydu...

    Çağdaş-uygar bir ülkenin bireyi olmak, çocuklarına aydınlık bir dünya bırakmak isteyenler, her şeyini, ama her şeyini kaptırdıysa bile...

    Ülkenin tüm medeni kavramları ve kurumları gittiyse dahi...

    Biz de sıfırdan başlarız.

    Mustafa Kemal gibi...

    *

    Yakınmalar anlamsızlaşmışsa, dövünmelerin faydası kalmamışsa, dize vurmalar işe yaramıyorsa artık...

    En iyi karardır:

    "Sıfırdan başlamak..."

    29.08.2008

    Hürriyet

    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  9. #29
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Sulukule, Sulukule...

    DÜN Sulukule'yi yıktılar.

    Biraz daha eksildi İstanbul.

    Bendeki İstanbul'da sanki yaşlı kemancı kemanını alıp gitti, şişman kadın udunu bıraktı, kızlar oynamaktan vazgeçip kanepelere oturdular...

    "Sıla"nın aslında "ekmek" olduğunu anladığım bir akşamın anısındaki repertuvardan bir şarkı eksildi:

    "Vardar ovası, Vardar ovası

    Kazanamadım ekmek parası..."

    *

    Şimdi siz ne yaptınız?..

    Neyini düzelttiniz İstanbul'un?..

    Sulukule;
    dünyanın her yerinde olan o aynalı, kuleli, camlı, çelik, beton gökdelenlerden çok daha fazla İstanbul'du.

    O üzerinden geçmek için yaptığınız, ama üzerinden bir türlü geçemediğiniz Boğaz köprülerinden bile daha çok İstanbul'du Sulukule...

    Nasıl kıydınız?..

    *

    Üniversite sınavlarına hazırlandığım sene, İstanbul'da Sulukule müzisyenleriyle birlikte çalışmıştım kanunumla. Salacak Gazinosu'nda, Kedi Bar'da, Açıkhava Tiyatrosu'nde... Adımı bilmez, bana sadece "talebe" derlerdi Sulukule'nin müzisyenleri.

    Çok sevmiştim onları...

    Türkiye, konservatuvarlarında hiçbir zaman öyle müzisyenler yetiştiremedi.

    Ben eğitim almamış, geleceği olmayan, parasız-pulsuz insanların ne kadar "zengin" olabileceklerini o zaman görmüştüm.

    Operada yoktu o dans...

    O zaman "Endülüs'te raks"ı gören kültürün, Sulukule'deki dansı görmeyişine kızmıştım.

    Ne yaptınız şimdi siz?..

    *

    Aslında sizi anlıyorum...

    Yatırımlar, kárlar, arsalar, rantlar, kuleler, gökdelenler, dolarlar, holdingler, betonlar, demirler, camlar arasında Sulukule'nin bir anlamı yoktur sizin için...

    Gözünüz dönmüş bir kere...

    Anıların, vefanın, tarihe saygının, kültürün önemi yok sizde... Duygular size göre değil... Dans eden kızın, ud çalan şişman kadının, yaşlı kemancının sizin için yok anlamı.

    O şarkı da sizin değildir zaten:

    "Vardar ovası, Vardar ovası

    Kazanamadım ekmek parası..."

    30.08.2008

    Hürriyet

    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  10. #30
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Maazallah çevreci...

    BEN biliyorum; Başbakan "Ben çevrecinin daniskasıyım" dediğinde, o çevreciliği bir uğraş alanı ya da meslek sanıyordu.

    Boyacı, marangoz, karpuzcu gibi...

    Ve çevrecilere destek vermeye karar verdi.

    Bunu nereden anlıyoruz?... Hemen ertesi gün polisin Karadeniz'de çevrecileri evire çevire dövmesinden...

    Karadeniz'in yeryüzünde asla eşi olmayan doğası için eylem yapan çevreciler dövüldüğünde ve özellikle bir çevreci kardeşimiz başı yerde, ayakları havada güvenlik güçlerimiz tarafından götürüldüğünde, muhterem karım televizyona bakıp sormuştu:

    "Niye bunu yapıyorlar?.."

    Yanıtlamıştım:

    "Başbakan çevreci oldu..."

    *

    Çevrecilik,
    bir meslek ya da uğraş alanı değildir...

    Çevrecilik kimliktir:

    "İnsan" gibi...

    "Adam" gibi...

    Çevreciler; bir güzel doğa parçasını, asla ve asla parayla pulla değiştirmezler.

    Ne 2-B ormanlarını satmaya kalkarlar, ne "Turizmi Teşvik Yasası" adı altında, koyları beton yığınına çevirsinler diye holdinglere satarlar...

    Çevrecilik duygudur...

    Yani "vicdan" gibi...

    Çevreciler yeri, vasfı, kalitesi, getirisi ne olursa olsun bir ağacın yeşil dalı için canlarını verebilirler.

    "O kızılağaç ormanıdır" diye bir yasayla kızılağaç ormanlarını orman vasfından çıkartıp peşkeş çekmezler.

    Çevreci; bir çevre parçası kirletildiğinde ya da yok edildiğinde öyle bakıp seyirci kalmazlar, kalamazlar...

    TBMM'de TCK değiştirilirken, "Çevreyi kasten kirletenlerin suç işleme tarihi iki sene sonra başlasın" diyerek, kendi iktidarlarının suçlularına biraz daha suç işleme vakti-zamanı yaratmazlar...

    Çevreciler; Bursa Ovası gibi gözbebeğimizi rezil etmiş ABD şirketine, doğayı bir özel yasayla peşkeş çekmezler...

    Çevrecilik...

    Yani "dürüstlük" gibi...

    *

    Yok eğer Başbakan, "Çevrecinin daniskası benim" diyorsa...

    Maazallah...

    Ben bunu çevreciler dayak yediğinde anlamıştım.

    31.08.2008

    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Köşe Bebek Yataklari
    By n@r_cicegi in forum Ev & Dekorasyon
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.04.08, 07:41
  2. El Yapımı Köşe Yastıkları
    By Fidem in forum HobiLer
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 01.04.08, 18:09
  3. Hz. Ebu Bekir Sıddık’ın ( ra. ) örnek ahlakı
    By Fidem in forum İslam Alimleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.03.08, 13:25
  4. Kurtlar Vadisi-Bekir Develi
    By cokgen in forum Komik Videolar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01.03.08, 23:48
  5. Araba Yazıları
    By DivaneM in forum Komik Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.02.08, 04:15

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351