Sayfa 2 Toplam 5 Sayfadan BirinciBirinci 1234 ... SonuncuSonuncu
11 den 20´e kadar. Toplam 49 Sayfa bulundu

Konu: Bekir COŞKUN Köşe Yazıları

  1. #11
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Muhalefet...

    O gün Deniz Baykal, Önder Sav’ın odasına dalıp "Kurtulduk Önder..." dedi:

    "Kurtulduk, AKP kapatılsaydı az daha iktidar olacaktık..."

    Önder Sav, başparmağını üst damağına alttan bastırıp korku nidası sesi ile:

    "Aagguuuppp..."

    Baykal:

    "Yani çok büyük tehlike atlattık..."

    Sav:

    "İnsan bir anda nasıl şey oluyor..."

    Baykal:

    "Evettt... Birkaç saatte olup biter her şey... Bir de bakmışsın ki başbakanım... Allah korusun arkadaşlar..."

    Sav:

    "Bir defasında sizin başınıza geldiydi, bir de baktınız ki başbakan olmuştunuz..."

    Baykal, gözlerini irileştirerek:

    "Yaaaaaa..."

    Sav:

    "Yine bir şey olmasın sonra..."

    Baykal:

    "Öyle deme ama... Bak yine tuhaf tuhaf konuştun Önder... Umutlu bakalım, iyi düşünelim ki iyi olsun... Allah göstermesin yani..."

    *

    Baykal,
    eliyle kravatının yerinde olup olmadığını kontrol edip, tam ortada olduğundan emin olduktan sonra telefona işaretle:

    "Bak bakalım ’yes’te olmasın sonra..."

    Sav telefonunu çenesi ile kaşları arasında bir yere getirip yakından bakarken:

    "Bakıyorum ’no’da... Şurası yes, şurası no... Şurası yes, şurası no... Yes, no... Yes, no..."

    Baykal:

    "Bizim meselemiz dinlenmek, dinlenmek, dinlenmek..."

    Sav:

    "Üç-D..."

    Baykal:

    "Eveeeettt... Muhalefette istirahaten dinlenirken, telefondan kazaen dinlenerek gündemde kalıp, memleketi Allah’a havale ederek maneviyaten din’lendik mi... Ne etti?..."

    "Üç-D..."

    Baykal:

    "Yoksa iktidar-miktidar, Allah korusun yani....."


    Hürriyet

    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  2. #12
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Gölü arayan kuşlar...

    GÖLÜ arayan kuşları ben Seyfe Gölü’nde görmüştüm, bu köşeden hatırlar mısınız:

    "O sabah uzun bir yoldan geldiler, her sene yuvalarını yapıp yavrularını büyüttükleri göle doğru şarkılarını söyleye söyleye alçaldılar.

    Gölün üzerine vardıklarında orkestra şefi ’sus’ işareti vermiş gibi bir anda sustular.

    Orada göl yoktu çünkü.

    Göz alabildiğince çatlamış toprak, kurumuş bir sazlık, bir su kaplumbağasından geri kalmış kabuğu ve kuş iskeletleri...

    Gelen düzenli kuş grupları bir anda karıştı.

    Şaşkındılar, ne yapacaklarını bilemediler.

    Çığlıklar ata ata gölün boş çukurunun üzerinde dönmeye başladılar.

    Ve gittiler....."

    *

    Dünkü Hürriyet’in 7’nci sayfasında Akşehir Gölü’nün hazin sonunu anlatan "Kuşlar göllerini arıyor" haberini görünce o yazıyı hatırladım.

    (.......)

    Doğanın yasaları vardır.

    Asla değiştiremeyeceğimiz kaçınılmaz yasalar.

    Doğa, kendisini sevenle dosttur. En basitinden deneyin isterseniz; iki çiçekten birisine su verdiğinizde ve o size bir taze çiçekle teşekkür ettiğinde görürsünüz yasayı.

    Bir "ödül yasası"dır bu...

    Kirletilen denizler balığınızı keser, arıları yok ederseniz meyve vermez elma ağacı.

    "Ceza yasaları" vardır doğanın.

    Tilkileri öldürdüğünüzde fareler, kirpileri öldürdüğünüzde yılanlar, kırlangıçları balkon duvarlarından kovaladığınızda sivrisinekler infazınızı yaparlar.

    *

    1960
    ’tan sonra DSİ sulak alanları kurutmaya başladı. Her seçim yaklaştıkça sazlıklar, sulaklar kanallarla kurutulup yerleri köylülere "tarla" olarak dağıtıldı.

    Fabrikaların yağlı-paslı atıkları nehirlere, kentlerin kanalizasyonları denizlere çoktan bağlanmıştı.

    Şimdi?..

    Şimdi insanın suyu yok...

    Doğanın ceza yasasıdır bu.

    Kentlerde su biterken, dört bir yandan yurdun kuruduğu haberleri geliyor. İnsanlar o kuş sürüleri gibi şaşkın.

    Göçmen kuşlar gittiler, siz nereye gideceksiniz?..

    Hürriyet

    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  3. #13
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Niye kayboluyorlar?..

    GENELDE ilk haber şöyle:

    "Başbakan kayboldu..."


    Peşinden gazetelere-televizyonlara vatandaşlardan "Buradan bir şey geçti, Başbakan’dı sanki" şeklinde ihbar yağmaya başlıyor.

    Sonraki haber:

    "Başbakan bulundu..."

    O zaman aklı başında değerli okurlardan, medyaya ikinci dalga mesajlar gelmeye başlıyor:

    "Size bulun diyen oldu mu?.."

    (.........)

    Keza Cumhurbaşkanı... Fethullahçı işadamının Moonstar isimli mega yatının denize inen merdivenini tutmuş, mavi tesettür tulumu ile suda gözüken kafanın Hayrünnisa Hanım’a ait olup olmadığı Köşk açıklamalarına konu olabildi:

    "Medyada yer alan kişinin o olmadığı... Bu türlü asılsız ve gerçek dışı haberlerin....."

    Ki ikinci gün, izini kaybettirmek için mega yattan süper yata geçen Cumhurbaşkanı ile ilgili ilk haber ise şöyleydi:

    "Cumhurbaşkanı da kayboldu..."

    *

    Niçin kayboluyorlar?..

    "Özel yaşam" derseniz, ramazan geldi iftar çadırına giderken medyayı özel bültenle çağırıyorlar da... Ya da daha da gizli olması gereken; bir yoksulun evine giderken medya ordusunu peşlerine takıp "Başkasının özel yaşamı" demeden poz veriyorlar da...

    Tatil niye gizli?..

    Bence "Devletin parası ile tatil yapıyorlar" gibi klasik ama haklı bir eleştirinin ezikliğinden daha başka bir şey bu:

    Utanıyorlar...

    Çünkü; Arap şeyhleri gibi tatilleri gözükürse, bu onların millete yutturdukları "vatandaş gibi", "milletin içinden", "halk çocukları" tezlerine uymuyor. Altlarında geyik derili özel uçaklar, konvoy konvoy zırhlı araçlar, Rixos otellerinde sultan daireleri, zenginlerin mega yatları, süper yatları...

    Tüm bunlar "mümin yaşamına" aykırı.

    Seçildikleri gün ilk iş "millet gibi, milletin içinde olalım" diyerek Meclis lojmanlarında oturmama kararı almalarına ters... Dillerindeki din-iman-maneviyat-İslami yaşam-tesettür-helal-haram sözlerine uygun değil.

    Bu yüzden kayboluyorlar.

    Tam "Başbakan bulundu" derken, Cumhurbaşkanı kayboluyor...

    Aslında gizleniyorlar...


    Hürriyet

    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  4. #14
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Bir kırmızı nokta...

    O uzak yabancı şehirde, apartmanların arasından gözüken taa uzaktaki kırmızı noktadan gözlerimizi ayırmadan öyle baktık.

    Oysa her renk vardır Roma’da.

    Ama o kırmızı noktaya takılmıştı gözümüz.

    Büyülenmiş gibi öyle kalakaldık.

    Can dostum Muammer Yaşar Ağabey ile göz göze geldik bir ara, ikimizin de gözleri dolmuştu.

    Neydi o?..

    Uzakta bir Türk bayrağı...

    *

    Uzak ülkelerde o özlemi bilemezsiniz.

    Bir cılız türkü sesi, garda bir çocuğun "anne" diye seslenişi, bir sokaktan geçerken insanın burnuna gelen mantı kokusu, hatta sevmediğim pala bıyık, ya da apartmanların arasından gözüken uzaktaki bir küçük kırmızı nokta....

    Bayrağımız...

    Her yönü bırakıp onun altına gitme duygusu sarar sizi.

    Bir de biraz yaralıysanız, biraz yakılmışsa canınız, bir de uzaktaki kentlerde yalnız kalmışsanız.

    Bizim yaptığımızı yaparsınız.

    Bir kırmızı noktaya bakıp bakıp ağlarsınız...

    *

    Yanımızda savaş var, büyük güçler fareyle oynar gibi oynuyorlar hepimizle. Yorumcular savaşın er geç bir gün Türkiye’ye de sıçrama olasılığından söz ediyorlar. Kan ırmakları, kadın çığlıkları arasında, bir anda haritalar değişebiliyor.

    İşte benim küfür yiye yiye anlatmak isteğim buydu; güçlü olmalı insan...

    Çağdaş...

    Akıllı...

    Bilgili...

    Donanımlı...

    Yobazlık-gericilik-hurafeler-ilkellikler bizi ortaçağa sürüklememeli... Avanta-beleş-cingözlük-yağmacılık-hırsızlık-üçkáğıtçılık bize göre olmamalı...

    Günlük çıkarlar aydınlık umutlarımızı yıkmamalı...

    Çocuklarımızı modern okullarda okutup, kadın-erkek el ele yürümeliyiz...

    Adam olmalıyız...

    Başımız dik, saygın...

    Yoksa...

    Yoksa; güçsüz, zavallı, gelişmemiş bir ulusun yaralı insanları... İşte öyle bir kırmızı nokta ağlatır sizi...


    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  5. #15
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Ertuğrul Özkök boşuna bekleyecek...

    ERTUĞRUL Özkök’ün Başbakan’ın hanımını da yanına alarak bir gün bir restorana gidip yan masadakilere "Sağlığınıza..." diye kadeh kaldırmasını öneren "Lütfen bir kadeh" başlıklı yazısını durmadan okuyorum.

    Tam gözümü ayırıyorum ki "Okudun mu?" diye bir telefon geliyor.

    Başlıyorum okumaya...

    (.........)

    İyi fikir aslında.

    Ertuğrul Özkök, içki yerine portakal suyu önerse de, bence Başbakan’ın "tesettür gettolarından" daha iyi çıkması için, içine biraz bir şey de koymalı.

    Maksat memleket kurtulsun.

    Düşünebiliyor musunuz; Başbakan şef garsona "yanına kavun-peynir" dedikten bir süre sonra, supaplı şişenin dibine vururken "Minareler süngümüz, camiler kışla..." şiiri yerine Neyzen’den okuyor:

    "İç bade, sev güzeli

    Var ise aklı şuurun..."


    Ve garsonlar ona uzun uzun; solistin "Lütfen bir kadeh..." şarkısını bilmediğini, aslında öyle bir şarkının da olmadığını, zaten şarkı istediği kişinin de solist değil şef garson olduğunu anlatırlar.

    *

    Ama yine de kafama takılanlar var:

    Birincisi:

    Bu arkadaşların Meclis’e büyük çoğunlukla girdikleri gün yaptıkları ilk iş, "rakı bardağına benziyor" diye su bardaklarını değiştirmek değil miydi? Yerine dibi kalın, kovamsı su bardakları koydulardı.

    (Ki ben o gün bu gündür ne zaman rakı bardağına benzeyen su bardağı görsem beni "hık..." tutar, muhterem karım "Bardağa öyle bakıp durma" diye uyarır...)

    Bu zihniyette olanların Başbakanı restorana gidip kadeh kaldıracak...

    Olabilir mi?..

    İkincisi:

    İçki yasağını getiren AKP... Televizyonlarda bardaklar buzlanma yöntemi ile örtülürken, Anadolu’da bira içilecek yer kalmadı... Ankara’dan yapamadıklarını, yerel yönetimler eliyle fazlasıyla yapıyor, bunu bilmeyen var mı?..

    Üçüncüsü:

    Önüne bardak koymak iyi fikir, ama onu ayık kafayla tutamadığınız da...

    Dört:

    "Tesettür gettoları"
    sardı dört bir yanı... Tepeden tırnağa kendilerine benzettiler Türkiye’yi, geçmiş olsun...

    Boşuna bekleyecek Ertuğrul Özkök...


    Hürriyet



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  6. #16
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Filikadakiler...

    SUYA batınca çıkıp çıkmayacağı belli olmayan deneme filikasına, tersanedeki yüzme bilmeyen insanları doldurup, yukarıdan denize atma, aslında bir Türk geleneğidir.

    Tarihimiz böyle filikalarla doludur:

    Kırım Harbi, Balkanlar, Kafkasya...

    Yemen Harbi'nde filika batmıştır, Sakarya'da çıkmıştır.

    Tarihimizin en dramatik sayfası; Sarıkamış... Bir iddiaya göre 90 bin, bir hesaba göre 45 bin ince çöl giysili askeri, kar denizine yukarıdan attıktan sonra baktılar ki battı...

    Keza Kore...

    *

    Filikalardayız...


    Bizim Hilmi Bey, otomobiline çoluk çocuğu doldurup da Antalya'ya doğru yola çıktığında, bu aynı şeydir.

    Ya gider, ya gitmez...

    Tümümüzün bir yere gidince evi arayıp "geldim" dememiz bu nedenledir.

    Biz filikalarda yaşarız.

    Eksik malzemeyle yapılmış, sakat, kaçak, yangın merdivensiz, depreme dayanıksız apartmanlarında oturanlar da, bu filika deneme işine çok şaşırdılar ve söylene söylene çok kızdılar.

    Oturdukları apartman da bir filikadır aslında.

    Deprem olsa?

    Ya çıkar, ya çıkmaz...

    *

    Ekonomiden siyasete kadar...

    Evde ne var ne yok satıp bankerlere para yatırarak zengin olma umutları... Bankaların görülmemiş gecelik faizlerine dalmak... Borsa oyunları, kısa yoldan zengin olma cingözlükleri...

    Deneme filikalarıydı, ters döndü...

    Siyasette keza; her seçimde kurtarma filikalarına doluşmaz mıyız, deneme niyetine?..

    Battı battı, batmadı...

    *

    Bir Türk geleneğidir; yüzme bilmeden deneme filikalarına doluşup denize atılmak ve batıp batmadığına bakmak.

    Plansız üremenin filikaları sayılan sokaklara salınıp büyütülür, sonra yaşam denizine yüzmeyi bilmeden atarlar çocukları.

    Aşklar, evlilikler, işe girişler...

    Tarihimiz, ekonomimiz, siyasetimiz, yaşamlarımız...

    Filikalarımız...
    HÜRRİYET



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  7. #17
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    ’Ergenekoncu...’


    ERGENEKON iddianamesinde Sabah Gazetesi’nde çalıştığı yazılı olan bizim sevgili Enis Berberoğlu’na dün sordum:

    "Sen Sabah’ta çalışmışsındır..."


    Yemin etti:

    "Bir saat bile çalışmadım..."

    Olsun...

    Benim asıl merak ettiğim; iddianamede yer alan, ama aslında olmayan kişilerin yarın mahkemeye nasıl gelecekleri. Ki Doğan Grubu "Veli Dural" diye bir yönetim kurulu üyesinin hiçbir zaman olmadığını açıklarken, BDDK da "Ali Vural" diye bir başkan yardımcısının bulunmadığını bildirdi.

    Oysa belgelerde bu ikisi konuşuyorlardı...

    Darbe silahları arasında "bir adet muşta"nın da bulunması... Ya da Şener Paşa’nın hem örgütün öldüreceği kişi, hem örgütün lideri olması da sorun değil...

    *

    Benim kafama asıl takılan:

    Türkiye suç örgütlerinin cennetidir.

    Böyle hukukun işlemediği, vurgun-yağma ve hırsızlığın işe yaradığı, devletin ise ortada olmadığı her yer gibi...

    Bir cennettir burası...

    Ve suç örgütleri yaptıkları kirli işleri gizlemek için kimi zaman "komünizmle mücadele", kimi zaman "ASALA’yı silme", kimi zaman "milliyetçilik", kimi zaman "devletin bekası" maskelerini kullandılar. Bu suç örgütleri hiçbir zaman enselenemediler. Maskeleri onları her zaman korudu ve kurtardı. Tam tersine çoğu kez korundular ve "kahraman" sayıldılar.

    Bu sefer...

    Bu sefer yine kurtuluyorlar, kurtulacaklar...

    Çünkü; UFO’lardan sonra, dün de alnı-yüreği ak sevgili Kadir İnanır’ı da soktular iddianamenin içine... Gerçeklerle uydurmalar bu kadar iç içe konursa, nasıl çıkılır içinden?..

    İşte benim karışan kafam; UFO’ların alakasını değil de, bizim Mustafa Balbay’ın nasıl darbe yapacağını düşünüp dururum haftalardır.

    *

    Küfürbazım ise bana "Ergenekoncu" diyor.

    Salak...

    İddianamenin içinde yer aldığım elbette doğrudur. Ama Ergenekon’un "hedefinde olan" öldürecekleri listesinde...

    (Sayfa 412)

    Yine olsun...

    Okurlarımızdan başka kimsemiz yoktur bizim...


    HÜRRİYET



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  8. #18
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Denizdeki adam...

    PAÇALARI kesilmiş şalvara benzeyen bir büzmeli mayosu vardı.

    Arkasını dönünce fark ettim; poposunda Japon bayrağındaki gibi tepsi büyüklüğünde bir kırmızı güneş yer almıştı.

    Denize var gücü ile koştu.

    Su dizine kadar gelince durdu. Biraz düşündü ve öylesine ağzını havaya doğru açıp kuvvetlice bağırdı.

    Arkadaşına "Niye bağırıyor?" dedim.

    "Yüzme bilmiyor" dedi.

    Sonra sığ yere oturup iki eliyle ördek gibi suya vurmaya başladı, yine avazı çıktığı kadar "Uuuuuuuyyyyyygggggg" dedi.

    Arkadaşına sordum:

    "Şimdi niye bağırıyor?.."

    Arkadaşı yanıtladı:

    "Su şetti de..."

    *

    Onun düğünde şiir patlatamayınca çekip tabancasını patlatan adam olduğunu anladım. Şimdi de denize giriyordu ve yüzme bilmediği için bağırıyordu.

    Trafikten de hatırladım onu.

    Denizde çıkarttığı sesi; kasedi sonuna kadar açarak, egzozu patlatarak, lastikleri öttürerek, camdan bağırarak, bir şekilde çıkartıyordu.

    Bir ara kendince suyun derinlerine daldı.

    Kumsaldakiler suyun üzerinde öyle duran, koca yuvarlak cismin üzerindeki Japon güneşini seyrettiler bir süre.

    Bu oydu; televizyonda haberler başlayınca kanalı kapatıp, Mehmet Ali Erbil’in programına geçen adam...

    Dalması bitince kafasını çıkartıp derine daldığı yere oturarak etrafa bakındı, ilgi ve takdir var mı?

    Ve bağırdı...

    *

    Uzun uzun onu düşündüm:

    O bizim insanımız...

    Çok çocuklu bir ailede, babası onun elinden tutup tatile-denize götürmediği için yüzme bilmiyor.

    Bağırmayı biliyor...

    Yaşamın derinliklerine dalıp, serin ve keyifli sularda yüzmeyi öğrenemediği için, hayatın kıyısına oturmuş.

    Aydınlıkla ilgisi yok, güneşi kıçında...

    Çıkıp kuma oturdu.

    Ve bağırdı.

    Arkadaşına "Peki şimdi niye bağırdı?" dedim.

    "Bu da öylesine yani..." dedi.


    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  9. #19
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Bir rezaletçik...

    BAŞBAKAN çocuklara balon dağıttığında öyle bir "baloooonnn" deyişleri var ki, balon ağır bir şeymiş gibi geliyor insana.

    Ki bu durumlarda ben her zaman uzak dururum, üzerime "baloooonnn" düşmesin sonra...

    Keza "köööömüürr"de öyle.

    Yarım ton kömürün ağırlığının ne kadar büyük olduğunu, bizzat Başbakan’ın valilere "Kamyonun önüne binip bizzat siz dağıtacaksınız" demesi de artırıyor. Kamyonun önünde oturmuş bir koca vali ile seyahat eden yarım ton kömür, kaymakamla seyahat eden yarım ton kömürden daha ağırdır:

    "Kööömürrr..."

    Ya koca gemi?...

    O küçük:

    "Gemicik..."

    *

    Bu sefer de ortada "onbir milyon dolarcık" var.

    Silivri’de köylülerin, üzerine ahır bile yapamadıkları tarlacığını 3.4 milyon dolara alıyorlar ellerinden. Üç günde imar planı değişikliği yapılarak, arsacığın üzerine ne istenirse yapılabilir hale getiriyorlar.

    Tarlacık oluyor arsa...

    Ve üç gün sonra 14.3 milyon dolara büyük alışveriş merkezine satıyorlar, şu anda inşaat sürüyor.

    Kárları ne kadar?

    11 milyon dolarcık...

    (.........)

    Buraya kadarı Türkiye’de süregelen vurgun-yağma-hırsızlık düzeninin her zaman görülen bir versiyonudur.

    Ama bunu yapan Şabancık, Başbakan Tayyip Erdoğan’cığın yardımcısı.

    AKP Genel Başkan Yardımcısı...

    Bu işleri 1 milyon dolar karşılığında yaptığına ilişkin elde belge var, yani rüşvet ilk kez böylesine belgeleniyor.

    *

    Başbakan küçümsedi bu rezaleti.


    Bir şeyi görmezlikten gelip de küçümsediği zaman, yüz hatlarından anlarım ben; burnunun ucu havaya kalkıyor.

    Önemsemedi...

    "Hortumlarını biz kestik" diye diye insanları uyuturken, yardımcısının rüşveti belgelerle kanıtlandı. Köylünün ahır yapamadığı araziyi onların elinden alıp, rüşvet karşılığı holdinglere peşkeş çektikleri ortada.

    Yoksullara kööömüür, çocuklara balooonnn vere vere üzeri örtülüyor milyon milyon dolarcıkların...

    Niçin sessiz Başbakancık?..


    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  10. #20
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Standart Politika otobanında durum...

    EN sağ şeritte seyreden AKP İtikat Turizm ve Seyahat AŞ’nin trafikten men edilme olasılığı ortadan kalktıktan sonra yol açık.

    Ve bizim politika otobanındaki kısmi tıkanıklık normale döndü sayılır.


    Geri geri gittiği belli olmasın diye yolcuların ters oturtulduğu AKP İtikat Turizm ve Seyahat AŞ’nin şoförü Tayyip Kaptan ile çıkıp yukarı yazıhanede oturan Abdullah Gül Usta sizi götürebildikleri kadar götürecekler artık.

    Cümleten hayırlı yolculuklar...

    *

    Mazot parasını yediği için trafikten men edilen ve düne kadar garaj hapsinde bulunan Cennet Nakliyat Kargo’nun kaptanı Necmettin Usta’yı saymazsak... Kaporta boyada olan ANAVATAN Turizm, ya da Ağar yükten dolayı şanzıman dağıtan Doğru Yol Sevkıyat’ı hesaba katmazsak...

    Sağ şeritte geriye MHP Çekme ve Kurtarma Servisi kalıyor.

    Ki AKP İtikat Turizm ve Seyahat AŞ yolda kaldıkça çekip kurtarsın.

    Sol şerit?...

    Sol şerit boş...

    Burada da Murat Karayalçın’ın kaykayını ya da Ufuk Uras’ın tek kişilik pizza-hut motosikletini hesaba katmazsak, ne kalıyor geriye...

    Ce Ha Pe körüklü halk otobüsü...

    Ancak iktidara varma açısından Ce Ha Pe Halk körüklüsünün içindekiler ile Deniz Kaptan arasında vites sorunu var.

    Yolcular, "Hep düşük vites yarım gaz gidiyor, yani aşağı inip koşsak daha hızlı gideriz" görüşündeler.

    Kaptan ise farkı, "Sivas’ın yollarında" kasedini koyarak kapatmayı deniyor.

    *

    Bence "balans ayarı" için tankların bizim politika otobanına çıkma olasılığı da ortadan kalktı sayılır.

    İlk kez irticai nedenlerle tank personelinden kimsenin atılmadığı YAŞ toplantılarında, sanki tankların da iman kuvvetiyle gidebileceği inancının yerleşmekte olduğu izlenimi...

    Ve Yaşar Paşa’nın tankı değil de, gri Audi’yi tercih etmesi...

    Ne bilelim biz...

    *

    Kısacası AKP İtikat Turizm ve Seyahat AŞ ile yola devam...

    Her ne kadar politika otobanındaki Yargıtay Başsavcısı’nın radarına yakalanıp da, Anayasa Mahkemesi’ndeki trafik davasında "otobanda ters istikamette tehlikeli seyirden" mahkûm olsa da...

    Ne yapabiliriz?

    Geri geri, iyi yolculuklar...

    Hürriyet
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Köşe Bebek Yataklari
    By n@r_cicegi in forum Ev & Dekorasyon
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.04.08, 07:41
  2. El Yapımı Köşe Yastıkları
    By Fidem in forum HobiLer
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 01.04.08, 18:09
  3. Hz. Ebu Bekir Sıddık’ın ( ra. ) örnek ahlakı
    By Fidem in forum İslam Alimleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.03.08, 13:25
  4. Kurtlar Vadisi-Bekir Develi
    By cokgen in forum Komik Videolar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01.03.08, 23:48
  5. Araba Yazıları
    By DivaneM in forum Komik Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.02.08, 04:15

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351