Adalet yerini bulmuşpaylaşım için tşkler..
Deprem ilahi ikazdır' sözünden hapse giren Mehmet Kutlular tazminat kazandı.
Yeni Asya gazetesi sahibi Mehmet Kutlular, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) Türkiye'yi
mahkum ettirdi.
AİHM, Kutlular'ın 1999 Marmara depreminden sonra yaptığı konuşmada depremi "ilahi cezalandırma"
olarak göstermesinin "şiddeti teşvik etmediği"ni, kendisine orantısız bir ceza verildiğini belirterek
Türkiye'yi Kutlular'a 5 bin euro manevi tazminat ödemeye mahkum etti. AİHM, Marmara
depreminden sonra gazetesince düzenlenen bir dini törende yaptığı konuşmadan dolayı yargılanarak
mahkum edilen Mehmet Kutlular'ın, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği ve ayrımcılığa maruz kaldığı
yolundaki şikayeti üzerine açılan davayı sonuçlandırdı. Kutlular'ın, depreme ilişkin konuşmasında,
toplumda batıl inanç ve hoşgörüsüzlüğü yayabileceğini ancak şiddetin kullanılmasını, ya da
kamuoyunda nefret duyguları uyandırmayı teşvik etmediğini belirten Mahkeme, bunun dikkate
alınması gereken esas faktör olduğunu kaydetti. Bu nedenle Kutlular'a verilen cezayı "orantısız"
bulan Mahkeme, oy birliğiyle ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine karar vererek Kutlular'a
manevi tazminat olarak 5 bin euro ödenmesine hükmetti.
BiZ 3 KiŞiYiZ;
KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...
Adalet yerini bulmuşpaylaşım için tşkler..
bu habere cok sevindim ilahi adalet isde
tskler narcicegim güzel haber icin![]()
♫ ♥ ♪ sadece müzik...
![]()
Selam ile;
Marmara bölgesi Türkiye Cumhuriyetin de deprem olarak riskli bölgededir.
Tarih boyunca burada bir çok deprem olmuştur.
Osmanlı[din ile yönetilen] zamanında bir çok kez de bu bölgede bir çok deprem olmuştur.
Türkiyede en çok muhafazar kesimde aşağı yukarı sakaryada oturur.
Sözüm ona takdiri ilahi imiş es geç sen bunu İnsanlar kendi ahmaklığını ALLAH c.c üzerine atarak dinden nasiplenmeye çalışıyor.
Bu ülke de Mütehait demirden çimentodan çalar binalar yapar ,Belediyeler çarpık yapılaşmaya oy uğruna izin verir, ev sahipleri ev alırkan deprem kontrolu yapmaz, bilinçsiz devlet görevlileri bilerek bilmeyerek kaygan zemin üzerine kat üstüne kat imar izini verir bunun sorumlusu ALLAH c.c olur .
Sonra deprem ilahi ikaz diyen şahıslar çıkar oysa ayette ne der;
Şurası kesindir ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar. Yunus suresi 44
İyilik ve güzellikten sana her ne ererse Allah'tandır. Kötülük ve çirkinlikten sana ulaşan şeyse kendi nefsindendir. Biz seni insanlara bir resul olarak gönderdik. Tanık olarak Allah yeter. Nisa suresi 79
İnsanlara bilinçsiz şekilde ALLAH c.c yansıttığı için sayın Mehmet Kutluarı kınıyorum.
Son hususta AIHM nin vatanı mı yargılamasına izin veren zihniyeti kınıyorum.
Saygılarımla
TÜRKÇÜ
Yok sayıp sen de bu ruhsuz sürüyü
Kılavuz yap ebedi Gök Börü’yü.
Çıkarıp Ergenekon’dan ulusu
Türk’ü kılsın yine dünya ulusu
Kula bela gelmez Hak yazmayinca, Hak bela yazmaz kul azmayinca!..
oguz ata dogal afetleri mütahitler mimarlarmi yaratiyorlar yada olmasina onlarmi karar veriyorlar
saglam yapi sadece bir önlemdir ya afet? kurtulusu varmi bunun?
basina hastalik gelse seni maddiyat kurtarirmi?
nerden gelir bu hastalik?
bu konu cok ince konu ama su yaziyi paylasmadan gecemiycem..
Doğal afetler, insanın yaratılışından günümüze kadar kişileri ve toplumları hep olumsuz yönde etkilemiş, hatta zaman sürecinde derin izleri kutsal kitaplarda ve ilk yazılı kaynaklarda dile getirilmiş, dile getirilmeye de devam etmektedir.
Toplumlarda teknolojik yönden ulaşılan seviye veya edinilen olanaklar nasıl olursa olsun, insanların yeryüzünü kendi ihtirasları doğrultusunda yaşamaya devam etmesi, doğal afetlerden ve Allah’ın azabından kaçmasını mümkün kılmamıştır. Şimdi size doğal afetler ve bazı kavimlerin helakı ile ilgili bilgiler aktaracağım.
Doğal afetler, oluşumları tabiat olaylarına dayanan afetlerdir.Yalnız bu tür afetlerin bazılarında insan etkisi bulunabilmektedir.Hatta olayın oluşumunda tetikleme rolü oynayan insan olabilmektedir. Ancak olayı hazırlayan faktörler ve olayın hazırlanışı, oradaki doğal özelliklere dayanır. Doğal afetler kendi aralarında iki grupta incelenir.
1-Jeolojik kökenli afetler:
Bunlar doğrudan doğruya kaynağını yerkabuğu ya da yerin derinliklerinden alan doğal afetlerdir.Jeolojik kökenli afetlerin en çok görülenleri;deprem, heyelan, kaya düşmesi,çamur seli,volkanik patlamalardır.*
2-Meteorolojik kökenli afetler:
Atmosfer olayları sonucunda oluşan afetlerdir.Bunlar atmosfer olaylarının(sıcaklık, basınç, rüzgar,yağış) insan için yararlı olduğu sınırı aşmasıyla oluşur.Meteorolojik kökenli afetlerin en çok görülenleri ; sel, aşırı kar, tipi, çığ, don, fırtına, yıldırım düşmesi,dolu,sis, kuraklık, orman yangını, küresel ısınma ve iklim değişiklikleri olarak sayılabilir.**
Meteorolojik afetlerin oluşumunu hazırlayan temel etkenler, atmosfer kökenli olmasına rağmen,bazılarında afetlerin oluştuğu yerin özelliklerde etkili olmaktadır. Sel, çiy ve sis buna örnek olarak verilebilir.
Afetlerin doğurduğu sonuçlara baktığımızda, en başta can ve mal kaybına neden olurlar.Can kayıpları, insan ve hayvanların ölmesi, mal kayıpları ise eşya, bina ve tarım alanlarının zarar görmesidir.Kayıpların bir kısmı doğrudan hemen afetle birlikte ortaya çıkarken, bir kısmı ise belirli bir süre sonra ortaya çıkmaktadır. Örneğin sel sırasında can ve mal kaybı oluşur.Ancak sel baskınından sonra sellerin getirdikleri moloz, kum ve balçıklar tarım alanlarını verimsizleştirerek dolaylı zararlar da oluşturmaktadır.
Bazı kavimlerin helakında Allah’a baş kaldırma, O’na ortak koşmak, yeryüzünde haksız yere büyüklenmek, insanların mallarını haksızlıkla yemek, cinsel sapkınlığa ve azgınlığa yönelmek gibi ortak bazı özellikler taşıyordu. Bir başka ortak özellikleri ise, yanlarındaki Müslümanlara karşı baskı ve zulüm uygulamalarıydı. Müslümanları sindirmek için her türlü yolu deniyorlardı.
Kuran ‘ın bütün bunları hatırlatmadaki amacı elbette ki tarih bilgisi vermek değildir. Kuran’da, peygamber kıssalarının ibret alınması için anlatıldığı bildirilir. Önceden helak olanlar sonrakileri doğruya yönelten ibretli olaylardır.***
İşte her birini günahı sebebiyle yakaladık,onların bir kısmının üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik,kimini korkunç bir çığlık aldı(batırıp yok etti )kimini yere batırdık,kimini de(suda) boğduk.Allah onlara zulmetmiyordu,fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Ankebut Suresi:40
( Lut Kavmi taş yağmuruna tutuldu. Hz. Şuayb ile Hz. Salih’in kavmi korkunç bir çığlık ile helak edildi. Karun ve beraberindekiler yere batırıldı. Firavun ve kavmi de suda boğuldu. Ayet ve musibetler her topluma ayrı nitelikte geldiği gibi bir topluma da ayrı zamanlarda gelebilir. Helak ise sadece kafirlere yöneliktir ve toptandır.)****
Günümüzde de Semut Kavmi gibi tartıda adaletsizlik yapan sahtekar ve dolandırıcılar azımsanmayacak kadar çok var. Ayrıca cinsel sapmaların Lut Kavmi’nden hiç de aşağı kalmayan ve her fırsatta da bazı çevreler tarafından savunulan bir eşcinseller topluluğu var.
Ya da en az Sebe Halkı kadar Allah’ın nimetlerine nankör ve isyankar, İrem Halkı kadar verilen zenginliğe şükretmeyen, Nuh Kavmi gibi itiatsiz ve müminlere karşı alaycı, Ad Kavmi kadar sosyal adalete önem vermeyen bir kitle, toplumun büyük bir kesimini oluşturuyor.
Sonuç itibarıyla, Lut Kavmi’nin çamurdan pişirilmiş taşlarla, Ad Kavmi’nin şiddetli rüzgarla(fırtınayla), Musa(as) peygambere karşı gelen Firavun ve arkadaşlarının denizde suyla, Semut Kavmi’nin yıldırımla, Nuh Kavmi’nin yağmur sularıyla, Romalı Pompei Halkı’nın volkanik patlamayla yok edilmesinde Yaratıcının doğadaki unsurları kullandığını bize göstermektedir. Şu bir gerçekki Yaratıcımız, dilediği anda dilediği insanı ya da toplumu helak edebilir. Ya da dilediğini Dünya hayatı boyunca normal bir şekilde yaşatabilir ve ahirette azaplandırır. Bize düşen sabır, sebat, fikir ve şükür içinde ömrümüzü tamamlamaktır vesselam…
Kaynaklar:
*Jeomorfoloji-1 Prof. Sırrı Erinç
**Genel Fiziki Coğrafya Prof .İbrahim Atalay
***Kavimlerin Helakı Harun Yahya
****Kuran-ı Kerim Meali Hasan Tahsin Feyizli
Araştırılacak Ayetler:
Meryem Suresi98.ayet,Rum Suresi9.ayet,Taha Suresi128.ayet,Müminun Suresi30-33,Zariyat Suresi 32-44.ayetler.
Konu Fidem tarafından (04.05.08 Saat 14:39 ) değiştirilmiştir.
♫ ♥ ♪ sadece müzik...
![]()
Selam ile;Kula bela gelmez Hak yazmayinca, Hak bela yazmaz kul azmayinca!..
oguz ata dogal afetleri mütahitler mimarlarmi yaratiyorlar yada olmasina onlarmi karar veriyorlar
saglam yapi sadece bir önlemdir ya afet? kurtulusu varmi bunun?
basina hastalik gelse seni maddiyat kurtarirmi?
nerden gelir bu hastalik?
bu konu cok ince konu ama su yaziyi paylasmadan gecemiycem..
Verdiğiniz paylaşımı okudum öncelikle şunu dile getirmek istiyorum yer küresinin yapısından dolayı bir çok deprem kuşağı vardır ülkemizde bu kuşak üzerindedir.
Ve bu depremler İnsanları öldürmez İnsanı öldüren İnsanın kendi yaptığı binalardır burda hem fikir olmalıyız bu gün gölçük ve çevresinde yaşanan depremler de herkes gördü ki çarpık yapılaşma ve binaların dayanaksızlığı bir önemli nokta ise bir kaç camii de depremde zarar görmüştür sizin görüşünüz dinsel olarak baktığım için camiilerin zarar görmemesi lazımdı.
Eğer bu bir uyarı ise bana kalırsa bu gün dünyanın bir çok yerinde daha pislik daha çirkef bir çok yaşantı görebiliriz oralarda neden olmuyor![]()
İşte her birini günahı sebebiyle yakaladık,onların bir kısmının üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik,kimini korkunç bir çığlık aldı(batırıp yok etti )kimini yere batırdık,kimini de(suda) boğduk.Allah onlara zulmetmiyordu,fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.ANkebut suresini baştan okuyun orda şirk ehline ceza veriyor. Yani bu konuyla alakasız bir durum gölçükde ne firavun vardı ,ne haman vardı, ne de kanun vardı, ad ve semud kavmi de yoktu.(Orda ölenlerin çoğu mahsumdu) ANKEBUTA ise cezalananlar şirk ehli idiAnkebut Suresi:40![]()
TÜRKÇÜ
Yok sayıp sen de bu ruhsuz sürüyü
Kılavuz yap ebedi Gök Börü’yü.
Çıkarıp Ergenekon’dan ulusu
Türk’ü kılsın yine dünya ulusu
A.Selam
ANkebut suresini baştan okuyun orda şirk ehline ceza veriyor. Yani bu konuyla alakasız bir durum gölçükde ne firavun vardı ,ne haman vardı, ne de kanun vardı, ad ve semud kavmi de yoktu.(Orda ölenlerin çoğu mahsumdu) ANKEBUTA ise cezalananlar şirk ehli idi
o surelerde dogal afetler cezalar helaklardan bahsediyor diye verildi zaten yani o suredede helakla ilgili aciklamalar var anlayana tabi
ayrica zaten orda geregince acik bildirilmis
yaratan cenabi hak oldugu icin istedigi kisimi burda uyarir cezalandirir
istedigini ahirete birakir diye bilmem duydunuzmu hic yada okudunuzmu
bu dünyada cekilen cefalar dertler SIKINTILAR ehli iman yada
ehli islam icin insallah kefaret olucaktir belkide kabir azabini hafifletecektir
yani ilahi ikaz uyari demek olduguna göre ben bu duruma illa ölen kisiler
yada mal kaybi gözüyle bakmiyorum belkide...
Allah'in sevdigi kullar uyarilmislardir kim bile bilirki?... degilmi![]()
♫ ♥ ♪ sadece müzik...
![]()
Selam ile;
Sonuçta sizin görüşünüz saygı duyarım. Bana göre ikaz değil eğer ikaz olacaksa burda telafuz etmek istemiyorum ama öyle yerler varki ikaz edilecek yerler.
Ayette tekrar tekrar söylüyorum helak ettiği insanlar şirk ehli idi.
Lakin depremde ölen insanlar asla şirk ehli değildi tek hataları bilinçsiz olmaları kendi akrabalrımdan insanlarda o depremde hafif zarar gördü neden hafif çünkü sağlam bir yapıda ikamet ediyorlardı. Depremler insan öldürmez öldüren şey altını çiziyorum İnsanların yaptığı yapılardır.
Kırmızı ile işaretlediğim kelimeyide düşünmek lazım sonuçta hiç bir ayette kabir azabından bahsetmez İnsanlar öldüğü zaman ruh beden kafesinden çıkıyor.
Boş bedene ne o kadar azab yapın ki
Saygılarımla
Konu Oguz_Ata tarafından (04.05.08 Saat 15:23 ) değiştirilmiştir.
TÜRKÇÜ
Yok sayıp sen de bu ruhsuz sürüyü
Kılavuz yap ebedi Gök Börü’yü.
Çıkarıp Ergenekon’dan ulusu
Türk’ü kılsın yine dünya ulusu
insanlara gecmisten beri kiyameti animsatan yer sarsintilari olan depremler, toplumlarin tarihlerinde de derin izler birakarak etkisini sürdürmektedir..
Dünyada 1900 den beri kaydedilen en büyük depremler,22 Mayıs 1960 da Şili’de ve 26 Aralık 2004 de Endonezya’da görülmüştür. Şili depremi Richter ölçeğiyle 9,5 şiddetinde, Endonezya depremi ise 9,1 şiddetinde görülmüştür.*Bu depremlerde 100 binlerce insan hayatını kaybetmiştir.Ayrıca Türkiye’nin en büyük depremleri 26 Aralık 1939 Erzincan ve 17 Ağustos 1999 İzmit depremleridir.Erzincan depremi 7,9 şiddetinde olmuş 33 bin insan hayatını kaybetmiştir.İzmit depremi ise 7,4 şiddetinde olmuş milyarlarca dolar zarar görülmüş ve 17 bin beş yüz kişi hayatını kaybetmiştir.Türkiye’nin kalbi olan İstanbul’da 10 Eylül 1509 da ,22 Mayıs 1766 da ve 10 Temmuz 1894 de çok büyük depremler olmuştur.Bunun sonucunda boğazda ve Haliç’te okyanuslarda gerçekleşen tsunamiler gerçekleşmiş,binlerce kişi hayatını kaybetmiştir.**
Görüldüğü gibi gerek Dünya’ da gerekse de ülkemizde depremler derin izler bırakmaktadır.Temennimiz, İstanbul’da beklenen büyük depremin az hasarla atlatılmasıdır.
Yer o dehşetli sarsıntısıyla sarsıldığı,yer( içindeki her türlü) ağırlıklarını çıkar ( ıp fırla)tığı,ve(dehşet içinde) insan ‘’ buna ne oluyor? ‘’dediği (zaman)!O gün ( yer)senin Rabbi’nin kendisine bildirdiği haberleri anlatacak.
Zilzal Suresi 1-5.ayetler
yani deprem haktan gelen ve gelecegi bildirilen varligi bilinen bir afet olayi..
(Bu ayetlerde kıyametten hemen önce meydana gelecek olan şiddetli depremden ve insanların durumundan bahsedilmektedir.)***
Yeryuvarlağının derinliklerinden gelen enerji açığının, yeryüzünde fay(kırık) hatları boyunca titreşim ve salınım hareketleri şeklinde görülmesine tektonik deprem denir.Ayrıca volkanik ve göçme depremleri de zaman zaman yeryüzünde etkisini göstermektedir.Bu depremler yeryüzünü en kısa sürede şekillendiren iç kuvvetlerdir.
Depremin şiddeti ve etkisi; deprem enerjisinin büyüklüğüne,depremin süresine,deprem merkezine yakınlığa,depremin etkili olduğu arazinin yapısına bağlıdır.
Şöyle ki, dakikalarca süren ve şiddeti fazla olan fay hattına yakın ve yumuşak zeminli arazilerde depremin zararı çok büyüktür.
Teknolojik açıdan geri olan İslam ülkelerinde orta büyüklükteki depremlerde dahi çok fazla can ve mal kaybı görülmektedir. Halbuki teknolojik gelişimini tamamlamış Japonya’da çok büyük depremler olmasına rağmen can ve mal kayıpları çok azdır. O halde depremlere karşı maddi ve manevi açıdan almamız gereken tedbirleri şöyle sıralayabiliriz:
Halkı bilinçlendirmek, sivil savunma uzmanlarını artırmak, depreme dayanıklı binalar yapmak(radyan temelli ve çelik konstrüksiyonlu binalar) deprem riskinin az olduğu yerlere yerleşim alanları kurmak, çok katlı binalardan kaçınmak, bitişik nizam yapı yerine bahçe nizamlı yapıları artırmak, sert zeminli arazilere yerleşmek, gevşek yapılı yerlere yerleşmeyi engellemek söylenebilir.****
Kaynaklar:
*Kandilli Rasathanesi Araştırma Enstitüsü
** Tuncay Taymaz –İstanbul depremleri
*** Hasan Tahsin Feyizli-Kur’an- Kerim Meali
**** Harun Ata-Okyanus Yayıncılık coğrafya konu anlatımı öss kitabından
Sonuc olarak, Yaraticimiz tüm insanligi deprem gibi dogal afetlerle imtihan etmekte ve biz Müslümanlara tedbir ve sabir acisindan büyük is düsmektedir. Rabbim bu dogal afetlere karsi bize fiili dua etmemizi nasip eylesin! Amin…
ayrica bedenin isledigi günahlarin cezasini ruh cekecektir mutlaka![]()
Konu Fidem tarafından (04.05.08 Saat 15:33 ) değiştirilmiştir.
♫ ♥ ♪ sadece müzik...
![]()
Selam ile;
Bu yazdıklarınız şimdiye kadar geçerli değil biraz olaya duygusal ve romantik bakıyorsunuz sayın Gülce insanlar hala eski insanlar kimse değişmedi.
Zilzal süresi kıyamet günü anlatır. ve salınımlarla ilgilidir lakin hakk teala hiç bir ayette ben kullarımı depremlerle sınamam demez ve zilzal süresinde kıyamet günü anlatır.insanlara gecmisten beri kiyameti animsatan yer sarsintilari olan depremler, toplumlarin tarihlerinde de derin izler birakarak etkisini sürdürmektedir..
Bu ülke coğrafyasında japonlar yaşasa idi. bu depremler de nerdeyse hiç bir can kaybı olmazdı.Sonuc olarak, Yaraticimiz tüm insanlıgı deprem gibi dogal afetlerle imtihan etmekte ve biz Müslümanlara tedbir ve sabir acisindan büyük is düsmektedir. Rabbim bu dogal afetlere karsi bize fiili dua etmemizi nasip eylesin! Amin…
Nedeni dinsel mi bilimsel mionuda siz düşünün gayri.
Burdan anlayacağımız ne olakiayrica bedenin isledigi günahlarin cezasini ruh cekecektir mutlaka![]()
siz kabirde azab var dediniz bende İnsan öldüğü zaman ruh bedenden çıkar boş bedene azab çektirseniz ne olacak dedim şimdide bu yorumu yapıyorsunuz
ruh nerde çekecek azabı kabir demi ?
Öncelikle bazı çelişkileri yok etmek lazım
TÜRKÇÜ
Yok sayıp sen de bu ruhsuz sürüyü
Kılavuz yap ebedi Gök Börü’yü.
Çıkarıp Ergenekon’dan ulusu
Türk’ü kılsın yine dünya ulusu
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks