Eski Cumhuriyet Savcısı ve İletişim Stratejisti Prof. Dr. Nurullah Aydın; Akdeniz üniversitesi’nde meydana gelen öğrenci olaylarını habervaktim’e değerlendirdi.

RUSYA’DAKİ OSETYA öRNEĞİ
çarpıcı tespitlerde bulunan Prof. Dr. Aydın, olaylarda uluslar arası gizli örgütlerin, istihbarat örgütlerinin ve yine uluslar arası derin devletlerin parmağı bulunduğuna dikkat çekerek, “Rusya’da Osetya’da okul baskını oldu. İçlerinde Rus ajanlar ve KGB’nin tuttuğu elemanlar çıktı ortaya. Bu tip olaylarda tetikçiler ve yandaş örgüt elemanları kullanılır; bir partiye, bir siyasi görüşe mal etme gibi provokatif eylemler her zaman olur. Bu tarz olayların sisli havayı sevdiği dönemler vardır. Ve yabancı istihbarat örgütleri karışıklık meydana getirmek için bu şahısları bulur ve eylemleri bir siyasi görüşe mal ettirmek suretiyle yönlendirme yaparlar” dedi.

BAHARLA GELEN TEHLİKE
üniversitelerde 1960 ihtilali, 12 Mart ve 12 Eylül döneminde de pek çok sağ ve sol örgüt mensuplarının ajan provokatörlük yaptıkları ve bağlantıları itibari ile tam karşıt kesimden yönlendirildiklerini hatırlatan Aydın, “Bu bakımdan üniversitelerde PKK yandaşı kesimlerin üniversitelerde Güneydoğu benzeri bir provokatif faaliyete giriştiklerinin bir örneği bu. çünkü Akdeniz üniversitesi’nde de PKK yandaşları Apo’nun fotoğraflarını yurtlara asmışlar ve bu çatışma oradan başlamış. Kapkaç olayları, kundaklama olayları ve üniversitelerde karşılıklı tahrike dayalı yönlendirmeler baharla birlikte çok ciddi bir tehlikeyi göstermektedir” diye konuştu.

AMAÇ DTP-MHP çATIŞMASINA ZEMİN HAZIRLAMAK
1968 dönemi sağ-sol olayları gibi bugün de etnik çatışma tehlikesi bulunduğuna dikkat çekerek başta hükümet olmak üzere rektörlerin ve üniversite öğretim üyelerinin daha duyarlı daha dikkatli hareket etmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Aydın, çatışmaların asıl gayesini şöyle özetledi: “Burada asıl amaç sokaklarda ve üniversitelerde bir DTP-MHP çatışmasına ortam hazırlamaktır. Ulusalcılığın Emniyet Genel Müdürlüğü’nce tehdit kapsamına alıcı raporu da bu nedenle hazırladığı kanaatindeyim. Etnik, mezhep, bölge ve din milliyetçiliğinin Türkiye için bir iç tehdit olduğu açıktır. Derin devletlerarası çatışma ortamı olan Türkiye’de yabancı istihbarat ajanlarının çantalarla döviz getirerek tetikçi bulması kaçınılmazdır.”

BUNDAN SONRAKİ OLAYLARIN İŞARET FİŞEĞİ
Prof. Aydın, olaylarla ilgili tespitlerini şöyle sürdürdü: “Akdeniz üniversitesi’ndeki olaylarda eli silahlı vatandaşın aranılan sabıka kaydı, sakal, alnında bir mezhep yansıtması bu anlamda bilinçli bir silah doğrultup çekmesi, gazete ve televizyoncuların gözlerinin önünde böyle bir eyleme girişmesi açık ve yakın tehdidin bir göstergesidir. Bu olay bundan sonraki daha vahim provokatif eylemlerin de işaret fişeğidir.”

SİYASAL TERCİHLERE GöRE öĞRENCİYE YAKLAŞILMAMALI
Başbakan Yardımcısı Cemil çiçek’in rektörleri göreve davet etmesini tehlikeyi önleyecek bir tedbir olarak nitelendiren Aydın, bunun tek başına yetersizliğine dikkat çekerek şunları söyledi: “üniversite yönetimleri öğrencilerin ayrışması, çatışma noktasına gelmesini önleyecek sihirli değneğe sahip değillerdir. Dolayısıyla başta İçişleri Bakanlığı, YöK, rektörler, dekanlar ve öğretim üyelerine büyük görev düşmektedir. Herkes üzerine düşen sorumluluğa göre hareket etmelidir. Anne babalar, medya tahrik edici çatıştırıcı her türlü faaliyetten uzak bir şekilde toplumsal hoşgörüyü sağlamalıdırlar. öncelikle meslektaşlarına sağduyu çağrısında bulunuyorum. öğretim üyeleri öğrencileri ile yakından ilgilenmelidir. Hükümet üniversite yönetimlerini sağduyuya davet ettim. Gencin, 18-22 yaş arasındaki üniversite gencinin her türlü tahrik edici provokatif faaliyetlere maruz kalabileceği göz önüne alındığında başta öğretim üyeleri olmak üzere rektörlerin daha ciddi daha soğukkanlı daha bütünleştirici hareket etmeleri zorunludur. üniversite yönetimi ve öğretim üyeleri siyasal tercihlerine göre öğrenciye yaklaşım tarzını sürdürdükleri müddetçe üniversite olaylarının ateşi fitillenmiş olur. Geçmişte oldu bu gün de benzeri bir eğilim görülmektedir.”

CIA, MOSSAD VE FBİ ELEMANLARININ PARMAĞI
Prof. Aydın’ın en çarpıcı tespitleri ise, olayların arkasındaki istihbarat örgütleri, derin devletler ve gizli örgütlerin parmağı. Aydın, derin devletler, gizli örgütler ve istihbarat örgütlerinin Türkiye merkezli, Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya üçgeninde cirit attıklarını belirterek, asıl hedefi şöyle özetledi: “Bölgenin doğal lideri olan Osmanlı imparatorluğu’nun varisi olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin kendine gelmesi, güçlü devlet olmasını her dönem sekteye uğratan kesimler yeniden iş başında. Eğer Ankara’da CİA’nın MOSSAD’ın, FBI’nin büroları var ise ve MOSSAD’ın elemanları Türkiye’ye giriş ve çıkışlarında denetim ve kontrol dışında ise Türkiye’deki faali meçhul cinayetlerin ve hür türlü provokatif eylemlerin olma ihtimali yüksektir. Büyükelçiliklerinde diplomatik dokunulmazlık kapsamı içinde olmaları dikkat çekicidir. MOSSAD ajanları rahatlıkla elini kolunu sallayarak Türkiye’ye girebiliyorlar. FBİ ve CIA’nın elemanları gazeteci, işadamı, sivil toplum örgütü temsilcisi adıyla Türkiye’ye gelen ajanlar, psikolojik sorunu olan, heyecan ve coşku özelliğine haiz gençleri rahatlıkla terörist eylemlere yönlendirmesi kaçınılmazdır. Geçmişte de böyle oldu bundan sonra da olma ihtimali vardır.”

ÖĞRENCİLER HER ZAMAN KIŞKIRTMAYA AÇIKTIR

habervaktim’in konu ile ilgili bilgisine başvurduğu Sosyolog Prof. Dr. Musa Taşdelen de, öğrencilerin her zaman kışkırtmaya açık olduklarını belirterek, “Dolayısıyla dikkatli olmak lazım. Bu tarz olaylar her dönemde olagelmiştir. Geçmişte de oldu bunlar. Birileri mevcut ortamdan faydalanır, tutar kışkırtır ve bu olaylar olur. Her zaman kışkırtılacak bir grup bulunur” değerlendirmesinde bulundu.



Engin Kaşdaş-habervaktim