1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Konu: Hayvanlar Düşünür Mü?

  1. #1
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart Hayvanlar Düşünür Mü?

    Düşünme 'ben' bilinciyle oluşur. Hayvanlarda var mıdır, insanlarda kaç yaşında başlar? Dahi papağan Alex, geçtiğimiz eylül ayında 31 yaşında öldü. I. Pepperberg'in, Boston Brandeis Üniversitesi'nde 1977 yılından bu yana yürüttüğü araştırmalarda, bu gri Afrika papağanı hayvanlarda konuşma ve düşünme yeteneği üzerine çarpıcı davranışlarıyla bilim dünyasının ilgisini üzerine çekmişti.(1) Alex, bildiği sözcükleri birleştirmek yoluyla yeni adlar üretebiliyordu. Örneğin, muz ve kirazı çağrıştırdığından kırmızı elma istemek için 'muzkir' gibi daha önce duyulmamış adlar üretebiliyordu ('banana' ve 'cherrie' den 'banerry'). Yüz elli sözcüğün üzerine çıkan sözcük haznesi düşünülürse, yeni sözcük üretme yeteneğiyle birlikte anlatım gücünün ne denli yükseldiği hayal edilebilir.(2)

    Büyük küçük gibi karşılaştırmalar yapabiliyor, renkleri adlarıyla ayırt edebiliyordu. Altıya kadar sayabildiği gibi, insanlık için bulunuşu 1200 yıl öncesine uzanan, sıfır sayısının anlamını kavramış gibi davranabiliyordu. Örneğin tablada 'kaç tane kırmızı küp var' sorusunu, böyle bir küp bulunmadığından, 'yok' diye yanıtlayabilmişti. Böyle bir yanıtı şempanzeler gibi yüksek memeliler verebilse de Pepperberg'e göre Alex, sayısal yokluğu anlayan ve bunu önceden öğretilmeden yapabilen ilk kuş.

    Yaşadığımız çağda, doğa toplum ayrımını keskinleştirdikçe insanla hayvan sürekliliğini unuttuk, oysa Charles Darvin'in (1809-1882) zamanında böyle değildi. İnsanın Yükselişi kitabında 'insanla yüksek memelilerin zihinsel yetileri arasında temel bir ayrım' bulunmadığını yazmıştı. Bugün, daha çok primatlarda aranan soyutlama yetisinin yunuslarda da bulunması, papağanlardaki konuşma yetisinin anlamsız bir taklit (mimicry) değil tersine yeni ifadeler üretebilen bir öykünme (imitation) olması ve başka bulgular öbür hayvanların da düşünüp düşünmediklerini yeniden sorduruyor.

    Gündelik yaşamımızda sanı, kanı, kaygı, tasa, tasarlama, kararlaştırma için pek ayrım gözetmeden 'düşünme' sözcüğünü kullanırız. Bir bakıma bu, düşünmenin hemen her eylemimize girmiş olmasıyla, gün boyu sayısız karar vermek, küçüklü büyüklü planlar kurmak durumunda kalmamızla ilgilidir. İnsan düşüncesinin kaba karakterini anlamak için söylencelerdeki bulmacalar ipucu verebilir. Bir Yunan söylencesinde, Mısır'ın Gize kentindeki 73 metre uzunluğunda ve 20 metre yüksekliğindeki aslan gövdeli sfenks gibi duran ama kuyruğu yılan, kolları kuş kanadı, kadın göğüslü bir sfenks, Thebe kentini korumaktadır. Kente gelene bir bulmaca sormakta, bilirse geçmesine izin vermekte değilse hemen öldürmektedir. Bulmaca şöyle: 'Gündüz 4 ayaklı, öğlen iki ayaklı, gece üç ayaklı olan nedir?' Söylencenin kahramanı Oedipus, 'insan' der, çünkü bebekliğinde emekler, büyüdüğünde yürür, yaşlandığında baston kullanır. İlk kez doğru bir yanıt alan dev sfenks kendini öldürür.
    Düşünce başlangıçta, öyküdeki gece ve yaşlılık arasındaki gibi metafor dediğimiz benzerliklerle işler. Darvin'in çiftçilerin, daha istenir bitki ve hayvan türleri elde etmek için yaptıkları içdölleme ile yeni türlerin oluşumu arasında yaptığı benzetme de bu türdendir. Darvin'in analojisinde çiftçinin yerini doğal seçilim almıştır. Düşünmenin temel unsuru olan kavramlar, benzerlikleri veya ayırt edici öğeleri saptayarak öbür şeylerden ayırmak yoluyla oluşturulmuş 'kategori'lerdir (Yunanca avluda toplanma demek, kata- + agora). 'Düşünmek nedir' diye sorulsa, bunun yanıtını hemen veremesek de, bu kategorilerle veya şeylerin zihnimizdeki temsilleriyle düşündüğümüzü fark ederiz. Papağan da 'Kırmızı renkli kaç tane var' diye sorulduğunda yanıtlarken benzer bir yol izler.

    İşte insan tam bu noktada öbür hayvanların yapamadığı bir şey başarır: Yalnızca şeyleri birbirinden ayırmakla kalmaz kendini de başka her şeyden ayırarak soyutlayabilir.

    Dekart'ın 'Düşünüyorum öyleyse varım, (cogito, ergo sum) deyişi bunu iyi anlatır. Çünkü gerçekten, düşünmeden söz edebilmek için benin ayırt edilmesi, yani düşünenin kendi varlığını bilmesi gerekir ve tersine ancak kendini ayırt edebilen düşünebilir. Hayvanlarda kendini bilme yetisinin bulunabileceğine ilişkin en iyi ip ucunu psikoloji, primatoloji gibi bilim dallarında kullanılan ayna testi vermektedir. Bu testlerde, hayvanların çoğu aynadaki görüntülerini tanıyamıyorlar. Bazısı ilgisiz kalıyor hatta bazısı yabancı hayvan diye saldırıyor. Kuyruksuz maymun türleri, filler gibi bazısı ise aynayı, göremedikleri nesneleri görmek için araç olarak kullanabilmelerine rağmen kendi görüntülerini tanıyamıyorlar. Buna karşılık örneğin şempanze, aynada gördüğü kaşlarının arasında boyanmış kırmızı lekeyi elini kendi yüzüne götürerek silmeye çalışıyor ve sonra da parmağını inceliyor (Gordon Gallup). Bonobo, orangutan, goril gibi insansı maymunlar ve yunuslar kendini aynada tanıyabilmektedir ama bunu kalıcı ve süreğen yapamıyorlar. Örneğin, şempanzelerin ancak yüzde 43'ünün, orangutanların yüzde 50'sinin, gorillerin ise yüzde 31'inin başardığı gözlenmiş.

    Böyle bir tanıma insanda, ancak on beş ayı tamamladığında ortaya çıkıyor. Kişi adıllarını kullanabilmesi için ise sekiz dokuz ay daha gerekiyor. Benzer bir test 2-3 yaş arasındaki çocuklara uygulandığında (Daniel J. Povinelli), çoğu alınlarına yapıştırılmış bandı çıkarıyor. Ama iki üç dakika önce kaydedilmiş görüntüleri gösterildiğinde, çocukların yalnızca üçte biri gördükleri şerit ile o sırada kendi alınlarında yapışık duran şerit arasında bağlantı kurarak alnındakini sökebiliyor. Bu testten başarıyla geçmek ancak 4 yaşında olanaklı oluyor.

    Bu yaşla birlikte şimdiki ben, geçmişteki benle ilişkileniyor ve bununla beraber gelecekte de sürecek kalımlı bir ben bilinci doğuyor. İşte hayvanda ve çok küçük çocukta eksik olan budur.
    Elma diyebilmek için armudu olumsuzlamak zorundayız. Sözcüklerin tarihi bu olumsuzlamalarla oluşur. Konuştuğumuz her sözcük, geçmiş olumsuzlamalar yoluyla oluşturulmuş genellemelerdir. Dil hep genellemelerle işlediğinden, dil içinde geçmişte yaşarız.

    Anımsanamayacak kadar uzun bir geçmişin bilgisi dil yoluyla sonraki kuşaklara aktarılır.

    Zaten, soyutlama yeteneğini düşünme yeteneğine döndüren, kategorilerin aslında geçmişte olmuş bitmiş olumsuzlamalar silsilesinin izi olarak zihinde yaşamlarını sürdürmesidir. Bunun için ilk gereken 'ben' soyutlamasıdır. Dolayısıyla bu aynı zamanda dilin başlangıcıdır. Çünkü bildiğimiz her dil, aslında özne ve yüklemi bağlayan bir 'ben' dilidir. Tümcenin öznesi gibi yüklemi de, tarihi olumsuzlamalar olan bir olumsuzlama olarak genellemedir. Genellemeler, geçmişe ait olan bilginin geleceğe aşırtılması yoluyla evrensellik, tümellik kazandırıldığı ölçüde mantığı hazırlar. Mantık dil içinden bu yolla doğar. Örneğin, 'Bütün insanlar ölümlüdür' önermesi, yaşayanlar için geçmişin bilgisidir. Ama biz bunu gelecekteki insanlara da aparır ve böylece, 'Ben bir insanım, o halde ben de ölümlüyüm' vargısını ileri süreriz. Genellemeler veya tümeller, böylece uslamlama yoluyla birey hakkında bir vargıya izin verir. Geçmişi, şimdiyi ve geleceği kuşatması, yani bağlamdan kurtulması sayesinde mantık, kendi üstünde bir gerekçe ve dayanak tanımaz bir soyutluğa yükselir. Bununla birlikte, gelecek geçmişin tıpkı yinelemesi olmadığından mantığın dayandığı genellemeler durmadan sarsılır. Bu da değişmeyi içine almaya çalışan çeşitli mantık kuramlarının ortaya atılmasına yol açar. Aslında, ünlü berber veya yalancı paradoksunun gösterdiği gibi mantığı matematiksel bir disiplin haline getirme çabaları da aynı nedenle başarısız olmuştur. Gene de mantık zihne içkindir, ne zaman düşünmeye koyulsak mantıksız düşünemediğimizi görürüz.

    Mantık ben demekle başlar ama zorunlulukla dilsel olduğundan toplumsal belleğe dayanır. Öbür hayvanlar, soyutlayabilseler, sözle veya jestle konuşabilseler bile asıl bu nedenle düşünemezler. Üstelik, bütün evrimsel donanımına rağmen toplumsuz insan da düşünemez. Sadece toplumlu insan bireyi, ardındaki koca bir tarihi ona taşıyan bir toplumsal bellek biçimi olan dil yoluyla düşünebilir.
    Bununla birlikte, başkasını olumsuzlayarak kendine bağlanan ve ben demekle düşünmeye adım atan insan, ancak kendini olumsuzlayarak ve böylece başkasına bağlanarak kendi bilincine varır: Dolayısıyla, 'cogito, ergo sum'

    Mustafa Cemal / Atlas Şubat 2008, sayı 179



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  2. #2
    SiNBaT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    471

    Standart

    n@r_cicegi kisa seyler yazda okuyalim gecenin bu saatinde okuyasi gelmiyor insanin))
    okumadim ama Dusunemez
    Gosterdigim Saygi Kadar Sevgi
    Gordugum Sevgi Kadar Saygi
    Gosterdigim Sevgi Kadar Saygi
    Gordugum Saygi Kadarda Sevgi
    GOSTERiRiM
    Soz:Sinan...

Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. hayvanlar aleminde aşk
    By alaraa-- in forum Hayvan ResimLeri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 19.06.08, 11:25
  2. ..::Bütün Hayvanlar::..
    By KaCaK in forum HayvanLar aLemi
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 02.04.08, 14:53
  3. hayvanlar alemi
    By alaraa-- in forum Hayvan ResimLeri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19.03.08, 17:47
  4. Hayvanlar aLemi Puma
    By TUGBA in forum HayvanLar aLemi
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 29.02.08, 21:27

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372