Otobüsün yan tarafında ne yazıyor..?
Demokratik özerklik mi?
Hani açılım bölünme değil milli birlik projesiydi?
Açılımmış... Alın size açılım.
+ YouTube Video
Kına yakın!
"Bu süreç benim eserim"
TAYYİP Erdoğan, “açılım Apo’nun yol haritasına göre işliyor” diyenlere sert çıktı. Başbakan, “Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü?” diyerek sürece sahip çıktı.
Güzel şeyler oluyor
ERDOĞAN, “Türkiye’de iyi, güzel şeyler oluyor. Umut verici gelişmeler oluyor. Bildiğiniz gibi 34 kişi sınırı geçti. Bunu son derece olumlu ve sevindirici bir gelişme olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum” dedi.
TERÖR örgütü PKK ile birlikte ortaklaşa yürütülen Kürt açılımı süreciyle Mahmur Kampı ve Kandil dağından inenler sınırda törenlerle karşılanıp, çıkarıldıkları mahkemece serbest bırakıldı.
TERÖR örgütünün paçavralarıyla süslenen konvoylar, dağdan inenlerle kucaklaşıp birlikte halay çekti. Törenler sırasında terörist anneleri zılgıt çekti, örgütün terörist militanları zafer işareti yaptı.
PKK da, AKP de bayram ediyor
Davullu-zurnalı törenlerle teslim olan 34 bölücünün tamamı serbest bırakıldı; PKK’lılar
sokaklara döküldü. Başbakan Erdoğan ve İçişleri Bakanı, düz ova tiyatrosuna övgüler yağdırdı
Haber : Önsel ÜNAL
Eve dönüş tiyatrosu PKK’lılar ve AKP’liler tarafından ayakta alkışlandı. Önceki gün davul-zurna eşliğinde binlerce PKK yandaşı tarafından karşılanıp Habur sınır kapısında teslim olan teröristler hakkındaki adli işlemlere dün de devam edildi. Özel yetkili 4 savcı tarafından Habur Sınır Kapısı’nda oluşturulan bir merkezde ifadesi alan 34 kişin 29’u savcılık tarafından serbest bırakılırken, “terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla hakim karşısına çıkartılan 5 kişi de nöbetçi mahkeme tarafından salındı.
Pişman değiller!..
Gruptakilere, savcılar tarafından “Ne zaman gittin?”, “Neden gittin?” ve “Örgütle bağlantın var mı?” gibi sorular yöneltildi. Verilen cevaplarda Mahmur kampından gelen kişilerin “örgütle ilgim, bağlantım yok” dediği öğrenildi. Bölücülerin pişmanlık yasasından yararlanmak istemedikleri ifade edildi. Bu kişilerden 4 çocuk hakkında ise hiç işlem yapılmadığı açıklandı. Serbest kalan PKK’lılar, mahkeme çıkışında kalabalık bir grup tarafından kaşılanıp, DTP’nin parti otobüsleriyle dolaştırıldı.
Sokaklara döküldüler
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve vekillerinde içinde olduğu parti otobüsünün üzerine çıkan bölücüler, sevgi gösterisinde bulunup zılgıt çeken kalabalığın üstüne gül attı. Yurdun dört bir yanında da PKK’lılar, sokaklara döküldü. Diyarbakır, Şırnak, Hakkari, Adana,Batman, Siirt ve Mardin’de PKK paçavları ile gösteriler düzenledi. Bebek katili Öcalan lehinde sloganlar atan bölücüler, araç konvoyları ile gövde gösterileri yaptı. Irak’ın kuzeyindeki peşmerge yönetiminden de AKP’ye ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e teşekkür etti!.. Peşmerge yönetiminin sözde Kültür Bakanı Felekedin Kakeyi, Türkiye’ye giriş yapan barış gruplarını “sıcak karşıladığını” belirterek, “Kürdistan Bölgesi, her zaman Türkiye’deki barışçıl çözümün yanındadır” şeklinde konuştu. Erbil’den yayın yapan Denge Azad’a göre, Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin de kardeşçe ve barışçıl bir şekilde bu adımı karşılayacağını umut ettiklerini belirten Kakeyi şöyle devam etti:
’Çok güzel şeyler’
“Kürdistan Bölgesi, her zaman Türkiye’deki barışçıl çözümün yanındadır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Türkiye’de Kürt meselesini çözme çabalarından dolayı teşekkür ediyorum.” Başbakan Erdoğan ise konuya grup toplantısında yaptığı konuşmada değindi. İktidarda oldukları yedi yılda Türkiye’de çok güzel şeyler olduğunu iddia eden Erdoğan, şunları kaydetti: “Dün Habur Sınır Kapısında yaşanan manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü? Bu bir umuttur. Türkiye’de bir şeyler oluyor, iyi, güzel şeyler oluyor. Umut verici gelişmeler oluyor. Bildiğiniz gibi 34 kişi sınırı geçti. Ve sabah saatlerinde 29’u ilgili yasalarımız çerçevesinde bırakıldı. Bunu son derece olumlu ve sevindirici bir gelişme olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum. Burada ben gerek dağdakilere gerek Mahmur kampında olanlara gerek Avrupa’da olanlara, hepsine çağrımı yineliyorum; vakit yitirmeden ülkelerine dönmelerini tavsiye ediyorum. Ve bu güzel manzarayı yine siyasi bir şova döndürmek isteyenlere de lütfen sorumlu davranınız diyorum. Şunu açık, net söylüyorum; bazı medya grupları bu sürecin İmralı’dan yönetildiği mahiyetinde ifadeler kullanıyorlar. Ben o medya mensuplarını buradan bir şeyi hatırlatarak uyarmak istiyorum; adama sorarlar, acaba 11-12 yıldır orada değil miydi? Niçin böyle bir adım atılmadı? Şu anda bu bir milli birlik sürecinin, bir demokratik açılım sürecinin, bir kardeşlik projesinin gereği olarak atılmış bir adımdır “
Dağdan inen PKK’lılar “pişman değiliz” demelerine rağmen serbest bırakılmalarının ardından DTP aracının üzerinde şov yaptı.
Otobüsün yan tarafında ne yazıyor..?
Demokratik özerklik mi?
Hani açılım bölünme değil milli birlik projesiydi?
Açılımmış... Alın size açılım.
+ YouTube Video
Konu devimsel tarafından (24.10.09 Saat 03:42 ) değiştirilmiştir.
Gazete köşe yazarlarının yorumları Kimin karşısında ezilip büzüldünüz?
Teslim olan teröristlerin zafer kazanmış kahramanlar gibi karşılanmalarını izlerken neler hissettiniz... Bu bir şovdu. Hükümet ve yandaş basın bu şovu “Açılım olumlu sonuçlarını veriyor” diye tercüme etti. Olayın daha doğru tercümesi ise şudur: Terör örgütü lideri Apo muhatap alınmış, kendisine umut bağlanmıştır. “Hükümet benim yol haritamı uyguluyor” diyen Apo’ya prim ve cesaret verilmiştir.
Yandaş medya öylesine iyimser ki, neredeyse “PKK, dolayısıyla terör sorunu bitti” diyecek.... İyi de teslim olanlar kim? Kimi çoluk - çocuğa karışmış Irak’taki üç beş PKK’lı. Ya Türkiye topraklarındaki PKK’lılar?
Dağlarımızda silahlı teröristler kol gezerken terör sorunu bitti diye bayram havası estirmek ne oluyor? Kim kimi, kimin adına kandırmaya çalışıyor?
Son söz; Teröre bunca kurban vermiş bir ülke bu sorunu ezilip büzülerek suçluluk psikolojisine girerek çözmeye kalkarsa sonuç yine hüsran olur.
Melih Aşık / Milliyet
++++++
Olsa olsa ‘terörişko’ durlar
PKK’lıların memlekete gelişi, tüm yurtta, dış temsilciliklerimizde ve KKTC’de törenlerle kutlandı. Terörist olmadıkları, olsa olsa terörişko oldukları açıklanan PKK’lılar, kırmızı halı üzerinde, protokol tarafından, çiçeklerle karşılandı.
Yetkililerin, gözyaşlarıyla birbirlerine sarılarak, çak yaptıkları görüldü. Giriş işlemlerini hazırlamayarak, 4 saniye beklemelerine sebep olan memur, görevden alındı, mağdur PKK’lılardan özür dilendi, araya Ahmet Türk girdi, tatsızlığın büyümesini önledi, Türk’e teşekkür plaketi verildi. Bando eşliğinde üstü açık arabaya bindirilen PKK’lılar, resmi geçit kortejine katılarak, halkı selamlaya selamlaya Silopi’ye girdi. Temsili karakol baskınının gerçekleştirildiği törenlerde, temsili bir askerin, tahta tüfekle sağa sola ateş ediyormuş gibi yapması, coşkuya gölge düşürdü. Divan-ı harbe verilen askerin, akli dengesinin bozuk olduğu ortaya çıktı. 25 atletin İmralı’dan getirilen toprağı PKK’lılara sunmasının ardından, güzergâh üzerindeki devlet dairelerine molotof atıla atıla, Vilayet Konağı’na geçildi. Makam aracını PKK’lılara tahsis ettiği için yürüye yürüye gelen Vali’nin gecikmesi, PKK’lıları tek başına karşılamak zorunda kalan ABD Elçisi tarafından skandal olarak nitelendirildi. Elçi, “Bu memleketin sahibi yok mu kardeşim, her şeyi biz mi yapacağız” diye bağırdı, araya Emine Ayna girdi, tatsızlığı önledi, ona da plaket verildi. Diyarbakır’a giden PKK heyeti, oradan, havayoluyla Ankara’ya geçti. Başbakanlığa yeni alınan 18 koltuklu DAP uçağının tahsis edilmesi, krize sebep oldu. PKK’lıların “Sıkış tepiş olacağını bilseydik, gelmezdik” diye yakınması üzerine, derhal 40 koltuklu Ana uçağı tahsis edildi. Bekleme sırasında VIP’te bir sabotaj girişimi yaşandı ve “Türk” kahvesi ikram edildi. Irkçı muameleye maruz kaldıklarını söyleyen PKK’lılar, “Kalkın, dönüyoruz” dedi. Allah’tan Sırrı Sakık devreye girdi, “Espresso olmadığında ben bile Türk kahvesi içiyorum” diyerek, tatsızlığın büyümesini önledi. Faşist garson gözaltına alındı. Sakık’a da teşekkür plaketi, Beluga havyarı takdim edildi.
Başkent’e inen PKK’lılar, gündüzdü ama havayi fişeklerle karşılandı, deve kesildi, nazar değmesin diye alınlarına sürüldü, TOKİ’nin hediyesi dubleks dairelerin anahtarları hediye edildi. Limuzinlerle TBMM’ye geçen PKK’lılar, önce, Meclis Lokantası’nda AB büyükelçileriyle basına kapalı yemek yedi, DTP grup toplantısına katıldı; Şeş TV’nin yanı sıra, Roj TV’den de naklen yayınlandı. Ayak altında dolaşmasınlar diye, CHP ve MHP grup toplantıları iptal edildi, “Çok istiyorsanız gidin orada yapın” denilerek, ilk meclis tahsis edildi. PKK’lıların yarın İstanbul’a geçmesi, Savarona’yla Boğaz turu atması, akşam da Çırağan Sarayı’nda gazetecilerle yemek yeyip, topluca Reina’ya gitmeleri bekleniyor.
Yılmaz Özdil / Hürriyet
++++++
Şehit eşi Yeşim Doğan: Ben kime isyan edeyim!
Bir grup PKK’lı dün Habur sınır kapısından ellerini kollarını sallaya girdi... Bir de kocaman bir “etiket” asılmıştı yakalarına: “Barış elçileri...” Terör örgütünün “savaş kahramanı” gibi dönen militanlarını izlerken, 20 ay önce öyküsünü yazdığım Yeşim geldi aklıma...
Aşkı, sevgili eşi Jandarma Astsubay Kıdemli Üstçavuş Hüseyin Doğan’ın ardından sadece, “Neden? Neden? Neden? Neden?” diye sorabiliyordu; o kadar! Tek damla gözyaşı bile dökmemişti cenaze namazı sırasında...
Dün çekine çekine aradım Yeşim’i ve sadece “Nasılsın” diye sorabildim...
“Hiçbir şey hissetmiyorum” dedi büyük bir içtenlikle ve devam etti: “O kadar duygusuzlaştım ve bu ülkede yaşananları anlamakta o kadar sıkıntı çekmeye başladım ki sadece ağlayabiliyorum. 20 ay önce ağlamamak için kendimi çok zorlamıştım ama şimdi gözyaşlarımı durduramıyorum. O günlerden daha çok ağlıyorum. Madem taviz verilecekti, o zaman bunca kan neden aktı? Neden benim Hüseyin’im öldü? Neden ben bu yaşta dul kaldım? Yüreğim isyanla dolu Mustafa Abi... Ama kime isyan edeyim? Hüseyin’imin savaştığı teröristlere ‘barış elçisi’ diyor birileri... Bağırlarına basıyorlar. Televizyonları izleyemiyorum, gazete okuyamıyorum. Çünkü dayanamıyorum. Aklım almıyor, çıldıracak gibi oluyorum.”
Dün kahramanlar gibi Türkiye’ye gelen terör örgütü yandaşlarını ve militanlarını “şefkatle” karşılayan... Onların ülkeye girişlerini kolaştırmak için sınır kapısına “özel adliye” kuran... Heyecandan fenalaşabileceklerini varsayarak ambülanslar gönderen devletin yöneticileri... Acaba bugün Ordulu Yeşim’i de arayıp, gönlünü alacaklar mı?
Mustafa Mutlu / Vatan
++++++
Açılım duası
Yarabbim... Fevkalade güzel icraatımızdan oluşan şu “açılım” vesilesiyle geldik kapına, bizi kabul eyle...Açılımımızın içeriğini dolu eyle... “Aman ne kadar da güzel bir açılım” diyenlerin sesini koro eyle...
Yarabbim... Malum açılımımızın içine bir miktar akıl-mantık ilave eyle... Karşı çıkanların mekanını bevliye eyle... Açılım neticesi yola düşüp gelen PKK’lıları Silopi üzerinden adliyeye salimen havale eyle...
Yarabbim... Bilhassa Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bu husustaki beyanatını vatandaşlarımızın nazarında net eyle... Karşı çıkanları ret eyle... Büyük muharrir olan Hasan Cemal kardeşimizin makalelerini vaki hücumlara karşı set eyle...
Yarabbim... Muhaliflerimizden Deniz Baykal’ın cevabi mektubunun zarfını yırtık, pulunu eksik eyle... Odaya kamera koyarsa elektiriğini kesik eyle... Başbakanımızın muhalefetecevaplarını dakik eyle...
Yarabbim... Geldik kapına, rahmetinle bize bol bol kısa-orta ve uzun vadeli açılımlar fayz eyle... Hatalarımızı caiz eyle... Yolumuzu düz eyle... Fındıklarımızı ceviz eyle... Milleti keriz eyle Yarabbim...
Bekir Coşkun / HaberTurk
++++++
Cümbüş
Bir acayiplik var. DTP büyük törenler düzenledi, dağdan inenler “barış elçileri” olarak karşılandı.
Türkiye’nin çok önemli bir konusunu “çocuk oyuncağına” çevirmeye kimsenin hakkı olamaz.
Can Ataklı / Vatan
++++++
“Bayraklar yarıya indirilmeli”
’Teröristler kahraman gibi dönüyor, bir madalya takmadığımız kaldı galiba’ diyor hukukçu okurumuz.
“PKK ile ne şekilde olursa olsun organik bir ilişkiye girmiş olan kişi, Ceza Yasası, Terörle Mücadele Yasası ve diğer yasalar bakımından ağır cezalık suç işlemiş sayılır. TCK 221. Madde hükümlerine sığınmak ve serbest bırakılmak, kanunsuz eyleme hukuki kılıf uydurma çabası olup, kanunların uygulanmasından peşinen feragat etmektir. Türkiye bir hukuk devleti ise bu uygulamanın, İmralı’dan ’talimatlandırıldığı’ iddiası karşısında, hangi yasama tasarrufu veya hangi idari tasarruftan kaynaklandığı sorusu cevaplanmak zorundadır. Bu tasarrufun kaynağı, Milli Güvenlik Konseyi ise (ki öyle olmalıdır), ilgili karar açıklanmalıdır. Bu şartlarda bir dayatma eğer kabul ediliyorsa, şehit mezarlarının başında dalgalanan bayraklar yarıya indirilmelidir.”
Yalçın Bayer / Hürriyet
++++++
Yazıklar olsun!
Koskoca bir devlet, ne acıdır ki bu tezgaha düşüyor, bu oyuna alet oluyor. PKK’nın üzerinde söz sahibi olmak ve Türkiye üzerinde “Ağrılığını kanıtlamak” amacıyla bir yanda Apo, öte yanda Barzani, güle oynaya oyun oynuyor. İkisi rekabet halinde. Ne acıdır, yedi bin askerimizin şehit düştüğü terör belasında karşımızda muhatap olarak Apo ve Barzani var. Pazarlık onlarla yapılıyor. Bir ülke bu kadar mı küçük düşürülür?... Ve bizi yöneten sorumsuzlar, yarattıkları bu canavarın, bu utanç verici tezgahın çukurunda “Kürt açılımı” çığlıklarıyla debelenip duruyor Türk Milleti ise üzerinde oynanmasına izin verilen bu kirli oyunu sadece “Figüran olarak” sahne dışında izliyor. Yazıklar olsun bu tezgahı kuranlara da kurduranlara da. Türkiye Cumhuriyeti onların oyuncağı değil. Bu rezaletin hesabını bir gün elbet verecekler.
Emin Çölaşan / Sözcü
Bundan 20 ay önce!
Erdal Sarizeybek bugün yasananlari o gün görüp tek tek siralamis ! :
1- Bu yapilan askeri operasyon son operasyondur! (öyle de oldu, gercekten de son oldu!)
2- Bundan sonra teröristler dagdan indirilecek, ovada siyaset dönemi baslayacak.
3- Bundan sonraki dönem siyasallasma dönemidir.
4- Bu hükümetin terörle mücadele amaci yoktur! Olayi siyasete dökmek istiyor.
5- Amac PKK yerine, siyasi bir otorite (Barzani) yaratmak ve onunla siyasi diyalog baslatmaktir.
+ YouTube Video
Zafer konvoyu! ![]()
Dağdan gelip ovaya indiler
ABD, AKP ve PKK işbirliğiyle uygulamaya konulan Kürt açılımıyla dağdan inen teröristler “liderim Öcalan, örgütüm PKK” demelerine rağmen serbest bırakıldılar. Bu günü zafer bayramı havasında kutlayan teröristler ve yandaşları hemen konvoy oluşturup yola çıktı.
Güvenlik kuvvetleri tedbir aldı
GEÇTİKLERİ ilçelerde, sevgi gösterileriyle karşılanan konvoydakiler için kurbanlar kesildi, davul zurnalar çalındı. Kadınlar zılgıt çekerken, kalabalık otomatik silahlarla havaya zafer atışı yaptı. Güvenlik kuvvetleri, konvoyun rahat ilerlemesi için güvenlik önlemi aldı.
Bu resmen örtülü aftır
CHP’li milletvekilleri, savcıların ve hakimlerin sınıra gönderilmesini “hukukun siyasallaşması” olarak değerlendirirken, dağdan inen PKK’lı teröristlerin beyanlarına ve yürürlükteki yasalara rağmen serbest bırakılmasını ise örtülü af olarak nitelendirdi.
19 Ekim kurtuluş bayramı
Terör örgütü yandaşları 19 Ekim’i kurtuluş bayramı olarak ilan edip havai fişekler patlattı. Cizre’de konuşan DTP Milletvekili Emine Ayna da, “Özgürlük yolunda gücümüz bugün on kat artmış oldu” dedi.
PKK’lılara silahlı karşılama
Habur’da serbest bırakıldıktan sonra DTP’nin seçim otobüsü ile yola çıkan 34 PKK’lı, Nusaybin, Silopi, Cizre ve Diyarbakır’da yoğun silah atışlarıyla karşılandı, havaya binlerce mermi sıkıldı
Haber: Fatih ERBOZ - Salim YAVAŞOĞLU
Terör örgütü elebaşı bebek katili Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine Kuzey Irak’tan gelen, Şırnak’taki Habur Gümrük Kapısı’nda savcı ve hakimlerin karşısına çıkarıldıktan sonra serbest bırakılan 8 PKK’lı ile Mahmur Kampı’ndan gelen 4’ü çocuk 26 kişi olmak üzere toplam 34 kişilik grup, Diyarbakır’a giderken Mardin’in Nusaybin İlçesi’nde havai fişek gösterileriyle karşılandı. Dün saat 04.00 sıralarında Nusaybin İlçesi’ne DTP’nin seçim otobüsü ile gelen PKK’lılar, örgütteki kod adları ve açık kimlikleri okunarak tanıtıldı. Havai fişek gösterilerinin yapıldığı karşılama töreninden sonra grup, saat 05.00’te buradaki Nezirhan Oteli’nde konakladı.
Silah sesleri susmadı
Daha sonra DTP Genel Başkan Yardımcısı, Mardin Milletvekili Emine Ayna ve Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır’ın da eşlik ettiği konvoy, Diyarbakır güzergahındaki Mardin’in Kızıltepe İlçesi’ne hareket etti. PKK’lı grubu Cizre’de de binlerce kişi alkışlar ve sloganlar eşliğinde karşıladı. PKK’lılar ile DTP’li milletvekillerinin bulunduğu araç konvoyunun geçişi sırasında Cizre- Silopi karayolu trafiğe kapalı kaldı. Silopi’den gelen araç yaklaşık iki saatte ancak Cizre girişine kadar gelebildi. PKK’lıların içinde bulunduğu konvoyun Cizre Köprüsü’nde görünmesi ile birlikte ilçede yer yerinden oynadı, mermiler havada uçuştu. Cizre’de Dörtyol mevkiinde bulunan ilçe binası önünde binlerce kişi sloganlar atıp grubu karşıladı. Daha sonra DTP’li Emine Ayna kısa bir konuşma yaptı. Ayna, “Bizler hiçbir zaman özgürlük mücadelesinden kaçmadık, özgürlük yolunda gücümüz bugün on kat artmış oldu. Sizleri bu onurlu mücadelede göstermiş olduğunuz kararlılıktan dolayı tebrik ediyorum” dedi. Yapılan kısa konuşmaların ardından konvoy Diyarbakır’a doğru hareket etti. Konvoyun hareket etmesi ile birlikte Cizre’den silah sesleri yükselmeye başladı. PKK’lı grup Cizre sınırlarını geçene kadar ilçeden silah sesleri eksik olmadı. Diyarbakır’da ise karşılama töreni tam anlamıyla terör örgütünün gövde gösterisine dönüştü.
Gövde gösterisine inceleme başlatıldı
Diyarbakır, Silopi, Cizre ve Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılıkları serbest bırakılan PKK’lılar için
terör örgütünün gövde gösterisine dönüşen karşılama törenleriyle ilgili inceleme başlattı.
PKK’lı teröristler Hakkari’nin Çukurca ilçesindeki askeri üsse havan topuyla saldırdı, 1 Mehmetçik yaralandı.
Teröristler askeri üsse havan topuyla saldırdı
Hakkari’de askeri üs bölgesine teröristlerin havan topuyla saldırısında 1 asker yaralandı. Çukurca ilçesinin Irak sınırında bulunan 3. Jandarma Komando Taburu’na bağlı askerlerin görev yaptığı Dağbaşı üs bölgesine bir grup PKK’lı, Irak sınırından havan topuyla saldırdı. Teröristlerin üsse 10 havan topu atışı yaptığı belirtildi. Mehmetçiğin anında karşılık vererek teröristlerin geri püskürtüldüğü, yapılan saldırıda 1 askerin yaralandığı öğrenildi. Yaralı asker helikopterle Hakkari’deki Fatih Kışlası’na getirilerek buradan ambulans ile asker hastanesine kaldırıldı.
Türk medyasından iktidara öfke yağdı...
* Tablo yeni bir devletin doğumunu ve onun kutlanmasını yansıtıyor! Fotoğraf bu, peki ya perde gerisi?
Sabahattin Önkibar
* Anlaşılan şu.. Devleti yönetenler gelişmelerden memnun... Bu manzaralar rahatsız edici değil!..
Behiç Kılıç
* Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan manzaralar, her nedense aklımıza ‘Sırp İsyanı’nı getirdi.
İsrafil K. Kumbasar
* Taş olsa ağlar... Devlet terörü teslim aldı derken, terörün teslim aldığı devlet midir bu gözüken?..
Bekir Coşkun
* Anlaşılan bunca şehit boşuna verildi, boş yere kan akıtıldı... Başlanan noktaya geldik...
Altemur Kılıç
* Konunun barış istemekle, hele hele teslim olmakla ilgisinin hiç olmadığı da açıkça ortadadır.
Özcan Yeniçeri
* PKK’nın silahlı propagandayı benimsemiş bir örgüt olduğu konusunda bir şüphe olabilir mi?
Serdar Akinan
* 40 bin kişinin can verdiği sürecin sorumlusu örgüt temsilcileri için -neredeyse- özel mahkeme kuruldu.
Güneri Civaoğlu
TÜRK MEDYASINDAN İKTİDARA TEPKİ...
Taş ağlar...
Yani şimdi siz PKK terör örgütü militanlarını önde vali, arkada bando mızıka, çiçeklerle, çikolatalarla, bayram ederek karşıladınız... Ama ömrünü bu ülkeye hizmetle geçirmiş profesörleri, akademisyenleri, edebiyatçıları, gazetecileri, generalleri, sanatçıları, henüz kanıtlanmamış “örgüt” iddiasıyla aylardır hapishanelere tıktınız... Öyle mi?.. Eli silahlı terör örgütü militanı 20 dakikada ifade verdi ve salındı, ama eli kalemli Mustafa Balbay’ın dünkü köşesinde “229 gündür tutuklu” olduğu yazılıydı... Üniversite kurup çocuklarınızı yetiştiren, hastane kurup nice can kurtaran Prof. Mehmet Haberal hasta yatağında tutuklu, ama “çocuk katili” dediğiniz insanları kucaklıyorsunuz... Böyle midir hukukunuz?.. Kanserle boğuşan bilim adamımız Erol Manisalı acılar içinde sürünüyor... O teröristlerle savaşan askerlerimiz demir kapılar arkasında tutsak... Türkan Saylan öldüğü halde kurtulamadı elinizden, sorgulanıyor... Ama PKK’lıları bağrınıza bastınız... Vicdan bu mudur?.. İlhan Selçuk yarım asırdan fazladır “barış-sevgi-huzur-güven-çağdaşlıkhukuk-demokrasi” üzerine yazılar yazdı, suç oldu... Ama vatana kurşun sıkanların başı Apo’nun yol haritasına bakıp bakıp teröristleri çikolatayla karşıladınız... Böyle midir devlet?.. Taş olsa ağlar... Bir terörist dağdan eksilse hepimiz seviniriz. Ama bu ne hal?.. Terör örgütünün bayrakları, Apo’nun posterleri, alkışlar, zafer zılgıtları... Önde vali... Arkada çiçekçi... Devlet terörü teslim aldı derken, terörün teslim aldığı devlet midir bu gözüken?.. Hukuk mu bu?..Adalet buna mı diyorsunuz?.. Vicdanın eridiği, mantığın yanıt veremediği, tüm değerlerin bittiği yerdir burası... Taş ağlar... Taş...
* Bekir Coşkun / Habertürk
Yaşasın adalet
Vedat Yenerer’i bilir misiniz? Cumhuriyet gazetesinde, 32.Gün’de... Birçok haber merkezinde çalıştı. Afganistan’da, Irak’ta, Çeçenistan’da, Bosna’da... Gidip haber yapmadığı cephe kalmadı. Kurşun yağmuru altında haber yaptığını bilen bilir. Bir cuma sabahı 25 tane polis evini bastı. Bu savaşlardan hatıra diye getirdiği boş kovanları, deden kalma eski bir tüfeği aldılar. Hakim karşısına tam dört gün sonra çıkabildi. Dört gün... Vedat, savcıların, ’güçlü şüphe’gerekçesi ile ’terör örgütü üyesi olmak’ ve ’vahim nitelikte silah’ bulundurmak suçlarından tutuklanarak cezaevine konuldu. Her bir suçuna 100’er sene hapis istendi. Vedat Yenerer, tam 11 ay bir gün sonra serbest bırakıldı. Ancak Türkiye’de hukukun usulü ve sürati hakkında iki kelam etmemizde mahsur olmasa gerek. Nedeni de şu: PKK’nın silahlı propagandayı benimsemiş bir örgüt olduğu konusunda bir şüphe olabilir mi? Yıllar içinde on binlerce insan öldü... Şimdi 34 kişi geldi mi? Geldi. Bu arkadaşlardan beşi terör örgütü üyesi mi? Üyesi... Şimdi anlamadığım şu? Ergenekon’da sabaha karşı evlerinden alınan akademisyenler, gazeteciler, işadamları ’ne ile suçlandığını bilmeden’savcı karşısına çıkmak için günlerce bekletilirken, hakim karşısına günler sonra çıkartılırken... Hala ne ile suçlandıkları bilmeden veya savunma haklarını kullanmak için aylarca cezaevinde yatarken... Habur’da ayaklarına giden ’özel yetkili savcılar’ tarafından karşılanan ve ’teslim olmaya gelmedim’ demelerine karşın jet hızıyla serbest bırakılan ’terör örgütü üyesi’ olduğu aklen ve vicdanen sabit bu insanlar bu gece evlerine gidip huzur içinde uyuyacaklar. Bu ülkede, ne o ’taş atan’çocukların anaları rahat uyumalı...Ne de, aylarca ’Ergenekon terör örgütü üyesi’damgası ile gezen ve şimdi teker teker serbest bırakılan insanlar...
Ne de bizler...
* Serdar Akinan / Akşam
Haklı bir soru
Serbest bırakılan 34 kişi ve özellikle onların arasındaki Kandil’den gelen 8 PKK’lı “pişmanlık yasasının hükümlerinden yararlanmak” istemiyorlar. “Barış grubu olarak geldiklerini” söylüyorlar. Eyleme karışmadıkları için pozitif hukuk yorumuyla serbest bırakılıyorlar. Ne var ki... Başka görüntüler, savcıların ve hâkimlerin ellerini serbest bırakmıyor. Örneğin... Apo posterleriyle gelen konvoy... Bu posterlerin önünde çekilen fotoğraflar... Savcıya ifadede Apo’nun talimatıyla geldiklerinin” her biri tarafından tekrarlanması... Hatta “Sayın Öcalan” ifadesini kullandıkları yolundaki söylemler... Hukuk açısından bakıldığında, bunların ötesinde, sadece silahlı terör örgüt üyesi olmak bile tek başına 7.5-15 yıl arasında hapis öngörülen suçlama iddiasına ve yargı sürecine konu olabilir... Bakınız... 40 bin insanımızın can verdiği sürecin sorumlusu olan örgütün temsilcileri için -neredeyse- özel mahkeme kuruluyor. Savcılar ve hâkim Habur Sınır Kapısı’na gidiyor....Ama... Son derece olağan telefon konuşmaları yapanların ya da iktidar milletvekillerinin bile zaman zaman katılmış oldukları, herkesin gözü önündeki yemeklerde bulunanların Ergenekon sanıkları olarak günlerce gözaltında ifade vermeleri, aylarca haklarındaki suçlamanın ne olduğunu bile bilmeden hapiste yatmaları acı veriyor. İçlerinde profesörler, doktorlar, gazeteciler var. Daha dün 21 ay içeride yattıktan sonra onlardan üçü nihayet serbest bırakıldı. Yargıya saygılıyım. Bir hukukçu olarak bu saygımın ötesinde yargı erkine ve onun işleyişine yönelen satırlarımda özenliyim.
Habur’la Silivri arasına çizgi çekerek işaret ettiğim farklı görüntüler için satırlarım ise, toplum vicdanını yansıtmanın yanı sıra yargı erkinin aşınmaması kaygısını da kapsıyor. PKK, varlığı yıllardır bilinen bir yasadışı örgüt... Onun üyeleri sadece ifade alınarak serbest kalıyorlar ise ama Ergenekon’un varlığı bir yana ona üyelik statüsünü kesinlikle kabul etmeyenlerin ve haklarında böyle bir karine olmadan aylardır yatanların farkları nedir? “Haklı bir soru” değil mi? Bu soru Ergenekon’la hiç ilgisi olmayan ve başka nedenlerle “terör örgütü üyesi olmakla” suçlananları da kapsamaktadır. Kanun önünde eşitlik, hukukun temel ilkesidir. Barış, toplumun her kesimini kucaklamalı...
* Güneri Cıvaoğlu / Milliyet
Aynı özeni Ümraniye’de göstermediler
DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, partisinin Dedeman Otel’de yapılan il başkanları toplantısı öncesi yaptığı konuşmada, gündemdeki konuları değerlendirdi. Sözde Kürt açılımıyla ilgili konuşan Cindoruk, “Orada gösterilen özenin Silivri’de Ergenekon sanıklarına gösterilmesini beklerim” dedi. Kürt açılımı konusunda hükümetin elinde “içi boş defter” olduğunu iddia eden Cindoruk, şunları kaydetti:
Üstlerinde gerilla üniforması
“Sonuç ne olacak diye herkes merakla beklerken, dün (önceki gün) Habur sınır kapımızda bir olayla karşılaştık. Dikkatle seyrettiğiniz zaman orada gerilla giysileri girmiş bir müfreze Türk sınırından içeri girdi. Üstlerinde, savaş yapan gerillaların dünyadaki klasik üniformaları. ’Ne için geliyorsunuz?’, ’Barış’. Barış için gerilla elbisesiyle gelinir mi? Sonra otobüslerde elbiselerini değiştirdiler ve hala seyahat halindeler. Diyarbakır’a gittiler. Hangi bölgeden gidiyorlar? Terör ve anarşinin dağlarda ve ovalarda kol gezdiği bir bölgede gezip gidiyorlar. O insanların tutuklanmasını talep etmiyoruz, suçları varsa tutuklanırlar. Ama orada gösterilen özenin ben Silivri’de Ergenekon sanıklarına gösterilmesini beklerim. Eğer siz o gerilla müfrezesinden ümit bekliyorsanız, sizin terörle mücadeleniz hiçbir sonuç vermez.”
Kaynak
Gazi madalyasını iade etmek istedi /Video
Kayseri'de Mete Kurt adlı gazi, kendisine verilen devlet övünç madalyasını Cumhurbaşkanlığı'na iade etmek istiyor. İki bacağını da kaybettiğini belirten Kurt, "Madalyamı taşımamın artık bir anlamı kalmadı" dedi.
Kayseri, Antalya ve Kütahya'da, terör örgütü PKK üyelerinin teslim olmasıyla yaşanan gelişmelere tepki gösterildi. Kayseri'de Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Eski Başkanı Gazi Mete Kurt, 'Devlet Övünç Madalyası'nı Vali Mevlüt Biliciye iade etmek isterken kısa süreli arbede yaşandı.
Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Kayseri Şubesi Eski Başkanı Gazi Mete Kurt, bugün bir gurup gazi ve dernek üyesi ile birlikte Kayseri Valilik binası önünde toplandı. 1995 yılında Tunceli'de, PKK'nın yola döşediği mayın sonucu iki ayağını birden diz üstünden kaybettiğini belirten Mete Kurt, devlet tarafından kendisine verilen 'Devlet Övünç Madalyası ve Beratı'nı Kayseri Valililiği aracılığı ile devlete geri iade etmek istedi.
Yaklaşık 30 kişilik grup ilk olarak Valilik Binası makam girişi önünde toplanarak, topluca içeri girmek istedi. Kalabalığın hep birlikte içeri giremeyeceğini belirten Emniyet Müdür Yardımcısı Veysel Aydoğan ile gaziler arasında kısa süreli tartışma ve arbede çıktı. Mete Kurt'a kardeşim şeklinde hitap eden Emniyet Müdür Yardımcısı'na tepki gösteren gazi Mete Kurt, " Biz sizin kardeşiniz değiliz. Sizin kardeşleriniz dağdan inenlerdir. Önlerine kırmızı halı serip, bayram havasında karşıladığınız teröristlere yaptığınız muameleyi bizlere yapmıyorsunuz. Bize verdiğiniz değer işte bu. Bu yüzden verdiğiniz madalyaları iade edeceğiz" şeklinde konuştular.
Bu arada Mete Kurt ile birlikte içeri girmeye çalışan Türk Eğitim Sen 2. Nolu Şube Başkanı Ali İhsan Öztürk ile Emniyet Müdür Yardımcısı Veysel Aydoğan arasında sert konuşmalar geçti.
Yaşanan kısa arbedenin ardından Valiliğe Gazi Mete Kurt ve Türk Eğitim-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Ali İhsan Öztürk alındı. Valilik Özel Kalem Müdürü Kadir Şimşek'e sorunlarını ve konuyu anlatan Kurt ve Öztürk'e, yakın bir tarihte Vali Bilici ile görüşme sözü verildi.
1994 yılında şehit düşen Yılmaz Uçar'ın babası Mehmet Uçar ise yaşananalara anlam veremediğini ifade ederek," Biz vatan haini olduk. Onlar vatansever oldu. Benim oğlum bu vatan için canını verdi. PKK tezahuratla karşılanıyor. Gelenler zafer kazanmış bir komutan edasıyla geldiler. Pişmanda değiller. Yarında ben teslim edeceğim madalyamı. Onları kırmızı halıyla karşılıyorlar bizim Vali ile görüşmemize müsade etmiyorlar. Bu nasıl adalet. Vatanını savunanlarla, kurşun sıkanları aynı kefeye koyuyorlar. Benim şehidim anasının gözünden zem zem suyu akıyor. Terörist anasının gözyaşından pislik akıyor" diye sitem etti.
Valilik çıkışında gazetecilere bir açıklama yapan Gazi Mete Kurt, 1995 yılında Tunceli'de PKK terör örgütü üyelerinin yola döşediği mayın sonucunda iki ayağını birden kaybettiğini belirterek, "Açılım altında dağdan inen terör örgütü üyeleri, Silopi'de adeta kahramanlar gibi karşılanmış ve savcılar tarafından suçsuzlarmış gibi serbest bırakılmışlardır. Bu durum bizlerin, gazilerinin ve yüce Türk Milleti'nin kanına dokunmuştur. Bizlerin gazi olmasına, şehitlerimizin ise hayatlarını kaybetmelerine sebep olan bu insanlara yapılan muamele yüzünden devletimin bana verdiği 'Devlet Övünç Madalyası' yine devletime Kayseri Valiliği aracılığıyla iade etmek için geldik. Kendisi yerinde olmadığı için şu an teslim edemedik ama en kısa zamanda iade edeceğiz. Bizde demokratik hakkımızı kullanıyoruz" dedi.
Gaziler daha sonra sessizce valilik binası önünden ayrıldı.
AÇILIM DEĞİL, AÇILIMDA BOĞULMADIR
Ankara'da şehit aileleri adına açıklama yapan Şehit Aileleri Federasyonu Başkanı Hamit Köse de, "Teröristlerin adeta devlet töreni ile karşılanması, PKK'nın uzantısı olan bir siyasi partinin devlete meydan okurcasına basın açıklaması yapması şehitlerimizin kemiklerini sızlatmıştır" dedi.
Köse, açıklamasında "Hükümet teröristlerini teslim almamıştır, teröristler hükümeti teslim almıştır" ifadesine de yer verdi.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın "Teslim olmalar demokratik açılımın bir parçası" sözlerine de tepki gösteren Köse, "Bu bir açılım değil, açılımda boğulmadır, ülkeye ihanettir" diye konuştu.
Madalyalarını geri vermeyi bile düşündüklerini açıklayan şehit aileleri, karşılama sırasında görev yapan devlet görevlileri ve siyasi parti temsilcileri hakkında da suç duyurusunda bulunacak.
+ YouTube Video
Kaynak
Gazilerin,şehit yakınlarının isyanı
Video Türk-Kan arkadaşdan alıntıdır.
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks