1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Konu: Türkiyemiz'den Haberler

  1. #1
    MeLDa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    Hamburg, germany, Germany
    Mesajlar
    5,763

    Yeni Türkiyemiz'den Haberler

    Şok iddia: Başbuğ görevden alınabilir

    Genelkurmay Başkanı ve ikinci başkanının görevden alınması da yazarların önerileri arasında...
    Ankara'nın toz duman havası köşe yazarlarına da yansıdı... Askerle hükümetin karşı karşıya geldiğini düşünen de var, başbakanın aceleci davrandığını yazan da, Genelkurmay'ın açıklamalarından tatmin olmayan da... İki köşe yazarı vardı ki, onlar da Genelkurmay'daki görevden alınmaların altını çizdi.

    BAŞBUĞ GÖREVİNDEN ALINABİLİR
    Yenişafak Yazarı Ali Bayramoğlu ise başka bir noktaya dikkat çekti... Askerin hesap vermesi gerektiğini, aksi halde çok andıcın ortaya çıkacağını belirtirken gerekirse Genelkurmay Başkanı'nın görevden alınabileceği görüşünü de dile getirdi: ''Asker, kamuoyuna, gazetecilere meydan okuyucu, had bildirici açıklamalar yapmak yerine, bunu yaptığı, siyasete müdahale etmeye soyunduğu, kaos ortamı yaratmaya çalıştığı için hesap vermelidir. Aksi halde daha çok andıç ürer... Bu noktada yargı kadar önemli olan siyasettir. Hesap sormanın bu açıdan koşulu bellidir: Siyasetin alanına sahip çıkması, gerekiyorsa Genelkurmay Başkanı'nın görevden alınması...''

    GENELKURMAY İKİNCİ BAŞKANI DERHAL ALINMALI
    Zaman Yazarı Mümtazer Türköne de Ali Bayramoğlu gibi istifanın olması gerektiği görüşünde... Türköne, Bayramoğlu'nun aksine gerekirse değil ''derhal istifa olmalı'' diyor: ''Hükümet ilk adım olarak, bu planların hazırlanması talimatını verme yetkisine sahip makamdaki kişi sıfatıyla, Genelkurmay İkinci Başkanı'nı hiç beklemeden re'sen emekliye sevk etmeli. 'Bazı askerler'e karşı Türk ordusunun itibarını korumak görevi öncelikli olarak hükümetin. Ordu bu milletin gözbebeği. Gözbebeğimiz üzerinde gölge kalmamalı.''

    MHP'li adaydan ilginç açıklamalar

    MHP Başkan adayı Ahmet R. Yılmaz, "Sözü edilen mayınlı arazilerle bütünlük arz eden Hazineye ait diğer araziler denilirken, hangi ilave topraklar kastediliyor? Başbakan açıklamazsa ben açıklarım" dedi
    MHP'nin sonbahardaki kongresinde Genel Başkanlığa aday olacağını açıklayan Ahmet R. Yılmaz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a Suriye sınırındaki mayınlı arazinin temizlenmesini öngören yasanın hazırlanmasından önce hangi bakanın hangi İsrailli ile nerede, ne zaman konuştuğunu sordu.
    Yılmaz, "Başbakan bunu açıklamazsa, tasarının bugüne nasıl geldiğini kimlerle ne konuşulduğunu ben açıklayacağım" dedi.
    Yılmaz, yaptığı yazılı açıklamada, kabul edilen yasa tasarısı hakkında kamuoyunun endişe ve kaygılarının giderilemediğini ifade ederek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e yasayı onaylamama çağrısında bulundu.

    TİGEM BU KAPSAMDA MI?

    Yılmaz, tasarının 3. maddesindeki "Hazineye ait ya da Maliye Bakanlığınca idare edilen mayından temizlenecek alanlar ile müstakil kullanımı mümkün olmayan ve bu taşınmazlarla bütünlük teşkil eden Hazineye ait diğer taşınmazların, tarımsal faaliyetlerde kullandırılması karşılığında, kullanım süresinden en fazla indirimi teklif edene ihale edilmek suretiyle yaptırılır" bölümünün dikkat çekici olduğunu kaydederek, "Bu bölümde sözü edilen mayınlı arazilerle bütünlük arz eden Hazineye ait diğer araziler denilirken, hangi ilave topraklar kastediliyor? Ceylanpınar Ovası ve TİGEM arazileri bu kapsama giriyor mu?" diye sordu.

    İLAVE TOPRAK İDDİASI
    3. maddedeki "Ayrıca, söz konusu alanda bulunan ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan taşınmazlarda aynı yöntemle Maliye Bakanlığı tarafından ihale edilir" bölümüne de dikkat çeken Yılmaz, bu bölüme ilişkin şu soruları sordu:
    "Burada bahsedilen ve mayınlı araziye komşu diğer kamu kurum ve kuruluşlarımıza ait olan araziler, Maliye Bakanlığı'nca verilebilecekse, bu araziler hangileridir? Maliye Bakanlığı'nca devrinin ve ihalesinin yapılabileceği bu araziler şu anda millet adına hangi kamu kuruluşlarımızın elindedir?
    Güvenlik konusunda Tasarıdaki boşluklar neden doldurulmamıştır. Bu arazinin Türkiye ve komşuları için her türlü tehdit oluşturabilecek risk değeri varken, tasarıda güvenlikle ilgili bu hususlar neden ayrıntılı hale getirilmeden atlanmıştır? Bu kadar ucu açık bir tasarı GAP projesinin devri anlamına mı geliyor?"
    Yılmaz, bu soruların yanıtlanması çağrısında bulunarak, "Sayın Cumhurbaşkanı yasayı imzadan önce Sayın Başbakan bunu açıklamazsa, tasarının bugüne nasıl geldiğini kimlerle ne konuşulduğunu ben açıklayacağım" dedi.

    Ne yapacağımızı bütün Türkiye görecek

    İrtica eylem planıyla ilgili önce askeri savcılık ardından Genelkurmay Başkanlığı açıklama yaptı hem AKP'den hem hükümetten karşı cevaplar geldi. Ankara'da karşılıklı açıklama trafiği sürerken, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la yapacağı görüşme öncesinde, 'irtica eylem planı' iddialarına ilişkin olarak Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün sorularını yanıtladı...

    Genelkurmay Başkanı, komuta, planın hazırlanması yönünde komuta kademesi tarafından talimat verildiğini iddiasına sert tepki gösterdi.

    İşte Hürriyet gazetesinde yer alan haberin ayrıntıları...

    Sabah saatlerinde askeri savcılıkça yapılan açıklamayı okuyunca, herkesin aklına takılan soru benimkine de takıldı.

    "Böyle muğlak bir açıklama olur mu?"

    "Kanaatine varılmıştır" ne anlama geliyor?

    Bir belge ya sahtedir, ya da gerçek.

    Kamuoyu Genelkurmay'dan netlik beklerken, yine muğlak ifadelerle bir açıklama geliyor.

    Yanımda Ankara Temsilcimiz Enis Berberoğlu vardı.

    Direkt Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'u arayıp soralım dedik.

    Doğrusu böyle bir günde telefona çıkacağını beklemiyordum.

    Telefona çıkan yetkili, "Daha sonra arayacağız" dedi.

    Gerçekten de aradılar.

    Böyle kritik bir günde, kamuoyunun yakından takip ettiği bir olayı, konunun birinci derece yetkilisine sormak, gazeteci için en büyük şanstır.

    "AKP'yi ve Gülen'i yıpratmak için" hazırlandığı iddia edilen planla ilgili soruları bizzat Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'a sordum.

    İşte cevapları.

    NEDEN BU KADAR MUĞLAK İFADE KULLANIYORSUNUZ


    Orgeneral Başbuğ, şu cümlelerle konuşmaya başladı.

    "Geçen cumartesi yazdığınız yazı bizi çok yaraladı. Size haber gönderdim, herhalde aldınız."

    "Acaba Bülent Arınç haklı mı" diye başlayan eleştirel bir yazı yazmıştım.

    Ben de şunları söyledim:

    "Sayın Başbuğ, o yazıyı, ülkesinin ordusuna gözbebeği gibi bakan, bu uğurda çok ağır eleştirileri göze alan bir gazeteci olarak yazdım, bunu biliyorsunuz değil mi?"

    "Evet onu bildiğim için sizi arıyorum. Buyrun sorun."

    İlk sorum şu oldu:

    "Bugünkü açıklama yine çok muğlaktı. 'Kanaatine varılmıştır' diyorsunuz. Niye böyle muğlak ifadeler kullanıyorsunuz, var veya yok demiyorsunuz?"

    O açıklama Genelkurmay'ın değil askeri savcılığın. İş mahkemeye intikal ettiği için, o ana kadar ellerindeki bilgi neyse ona göre açıklama yapıyorlar. Var veya yok diyebilmeleri için ellerinde bütün verilerin olması gerekir. O nedenle temkinli davranıyorlar.

    BANA BU SORUYU BİLE SORMANIZ HAKARETTİR


    "Ama kamuoyu merak ediyor. Gazetenin yayınladığı belgede adı geçen albay böyle bir çalışma yapmış mı, yapmamış mı?"

    İlgili şahısların ifadeleri alındı. Kendilerine soruldu. Böyle bir çalışma yapmadıklarını söylüyorlar.

    "Bürosunda, evinde bilgisayarlara bakıldı mı?"

    Bütün bilgisayarlara el kondu. Yapılan bütün incelemelerde, teknik bir ize rastlanmadı. Yani o bilgisayarlarda böyle bir şey yazılmamış.

    "En kritik soruya geliyorum. Komuta kademesinden, yani sizlerden böyle bir çalışma talimatı verildi mi?"

    Bana bu soruyu sormanız bile abestir, hakarettir. Böyle bir talimat kesinlikle verilmemiştir.

    "Öyleyse çıkıp neden kesin ifadelerle 'Yok böyle bir şey. Belge dedikleri şey sahtedir' demiyorsunuz?"

    Olay mahkemeye intikal etti. On binde bir ihtimali bile dikkate alıp, çok temkinli konuşmamız doğru değil mi? Askeri savcılık kendi açısından incelemesini yaptı ve Genelkurmay'da böyle bir planın hazırlandığına dair somut hiçbir ize rastlamadı.

    BUGÜN BİR KURYEYLE BELGEYİ GETİRTİYORUZ


    "Öyleyse geriye ne kaldı?"

    Gazetenin yayınladığı bir belge var. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda bulunduğu söylenen belge. Askeri savcılığın onu da görmesi gerekir ki, somut bir şey söylesin.

    "O belge gelmedi mi?"

    İstedik, bugün kurye ile gönderiyorlar. Askeri savcılık kriminal tetkikini yapacak.

    "O inceleme sonunda muğlak olmayan, kesin ve net ifadelerle bir açıklama yapılacak mı?

    Elbette yapılacak.

    BELGE GERÇEK ÇIKARSA GEREKEN NEYSE YAPARIZ

    "Ya belge gerçek çıkarsa?"

    Silahlı Kuvvetler bu konuda çok ciddi ve şeffaftır. Gereken neyse onu yapacağız.

    "Ya belge sahte çıkarsa?"

    Ne yapacağımızı hep birlikte göreceğiz. Bütün Türkiye görecek.

    "Ben bu planı gördüğüm zaman çok öfkelendim. Bu kadar feci ve deli saçması bir şeyi askerler hálá nasıl hazırlar diye düşündüm."

    Konu yargıya itikal etti, ben bir şey söyleyemem. Ama sizin bu kanaatinizi paylaşıyorum.

    "Başbakan'ın çıkışı hakkında ne düşünüyorsunuz?"

    O siyasi konu, giremem.

    KİMSE MERAK ETMESİN ASKERİ YARGI BAĞIMSIZDIR


    "Bu incelemeyi askeri savcılığın değil, sivil savcılığın yapması gerektiğini söylüyorlar. Askeri savcılık işi örtbas edebilir endişesi var."

    Kimsenin endişesi olmasın. Askeri yargı çok bağımsızdır. Geçmişte bunun çok örneği görüldü.

    Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'la konuşmamız burada sona erdi.

    Samimi konuştuğu kanaatine vardım.

    Ama çoğu kişi gibi ben de çok muğlak ifadelerle açıklama yapılmasına takılıyorum.

    İnsan böyle kritik durumlarda daha net, daha tatmin edici açıklamalar bekliyor.

    Ama komutanın söyledikleri de yabana atılacak şeyler değil.

    İlerde zor durumda kalmamak için mümkün olduğunca temkinli konuşuyor.

    Son sözüm şu.

    Genelkurmay ve askeri savcılık bu incelemeyi süratle tamamlamalı ve kamuoyunu tatmin edecek bir açıklamayı bütün belgeleriyle ortaya koymalıdır.

    Kamuoyu bu olayda şunu çok açıkça öğrenmelidir.

    Bu, askeri bir darbe planı mı?

    Yoksa sivil bir darbe planı mı?


    Flaş! Kanadoğlu'nun AKP davası düştü!
    Yüksek Mahkeme, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihtarına rağmen, ihtarın gerekliliklerini yerine getirmeyen siyasi partilere para cezasını öngören düzenlemeyi iptal etti.
    Bu kararla birlikte, Başsavcılğın ihtar yetkisinin cezai müeyyidesi ortadan kalktı. Yüksek Mahkeme kararı, 2'ye karşı 9 üyenin oyuyla aldı.
    Haberin devamı ?reklam
    Böylece, siyasi partilerin Anayasa'ya ya da yasalara uymaması halinde ne gibi yaptırımlar uygulanacağı konusunda da yasal bir boşluk oluştu.

    KANADOĞLU'NUN AKP DAVASI
    İptal edilen düzenlemeyle ilgili 2002 yılında AKP, CHP ve TKP hakkında açılan davalar var.
    Dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Siirt'te yaptığı konuşma nedeniye 10 ay hapis cezasına çarptırılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın AKP'den ihracını istemişti.
    Partinin, Erdoğan'ın üyeliğini düşürmemesi üzerine de Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuş ve AKP'nin hazine yardımından kısmen ya da tamamen mahrum bırakılmasını istemişti.
    Yüksek Mahkeme'nin son kararı ile bu dava da ortadan kalkmış oldu.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın iki müeyyide yetkisi bulunuyor. Kapatma davası açmak ve ihtar yetkisi. Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile, ihtar yetkisinin cezai müeyyidesi ortadan kalkmış oldu.

    İPTAL EDİLEN DÜZENLEME
    2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 104. maddesinin 4778 sayılı Yasa'nın 12. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrası ikinci tümcesi şöyleydi: ''... Bu yazının tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde aykırılık giderilmediği takdirde, Cumhuriyet Başsavcılığı o siyasi partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması için Anayasa Mahkemesi'ne resen dava açabilir.''

    Seyirci kalmayacakmış

    Başbakan Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Taraf gazetesinde yayımlanan ve Fethullah Gülen cemaatiyle AKP'yi "bitirmeye" yönelik olarak Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde hazırlandığı iddia edilen "İrticayla Mücadele Eylem Planı"na ilişkin tepkisini, partisinin il kongresine katıldığı Şanlıurfa'da dile getirdi.
    Başbakan Erdoğan, Nisan 2009 tarihinde, Genelkurmay Harekat Başkanlığı 3. Bilgi Destek Şube Müdürlüğü adına Kurmay Kıdemli Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlandığı ileri sürülen ve Ergenekon davası tutuklusu emekli Üsteğmen avukat Serdar Öztürk'ün bürosunda bulunduğu belirtilen belge hakkında, "son günlerde gazetelerin yaptığı haberleri görüyorsunuz. AKP üzerinde oynanması düşünülen oyunları görüyorsunuz. Şu anda bizler de bunları araştırıyoruz. Gerekirse biz de ilgililere yönelik olarak davalar açacağız. Bunlardan geri duramayız. Demokratik bir ortamda AKP'ye karşı yapılan bu gayri hukuki sürece seyirci kalamayız. Gereken ne ise bunların hepsi yapılacaktır" dedi.
    Erdoğan, AKP'nin, Anayasa'da ifade edilen demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti yolundan gittiği iddiasında bulundu.
    AKP neyi araştırıyor
    Hükümet ve cemaat yanlısı Zaman, Star, Sabah ve Bugün gazetelerinde saldırgan üslubun yanı sıra Fethullah Gülen cemaatinin nüfuzu nedeniyle "F tipi" olarak da anılan polis teşkilatını temize çıkarma yönündeki haberler dikkat çekti. Dün Star gazetesinde çıkan, bugün de Zaman gazetesinde Star'dan alıntı yapılarak yayımlanan bir haberde, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan avukat Serdar Öztürk'ün bürosundaki aramanın saniye saniye görüntülendiği, Öztürk'ün "bu belge büroya sonradan konularak komplo kuruldu" diyen avukatı Demet Reçber'in arama sırasında bizzat büroda olduğunun ve ele geçirilen belgelerle ilgili tutanağa polis ve savcıyla birlikte imza attığının ortaya çıktığı ileri sürüldü.
    Bu gazeteler, Taraf'taki "AKP ve Gülen'i bitirme planı" haberini yapan ve daha önce de sızdırılmış birtakım belgelere dayalı sansasyonel haberlere imza atan muhabir Mehmet Baransu'nun, Gülen cemaatinin yayın organlarından biri olan Aksiyon dergisinin eski bir çalışanı olduğu ve "İrticayla Mücadele Eylem Planı"nın yine cemaatin etkin olduğu polis teşkilatı tarafından sızdırılmış olabileceği iddialarında "haber değeri" görmedi.
    Fethullah Gülen'in Emniyet'te "F tipi" örgütlenme iddialarını reddettiği, TSK üst yönetimini temize çıkarmaya çalıştığı açıklamasının yansıması söz konusu gazetelerde de gözlenmeye başlanır, pek çok kesimden Genelkurmay'a güvenilirliğini garanti altına alacak adımlar atması yönünde çağrılar yapılırken, Başbakan Erdoğan'ın, "şu anda bizler de araştırıyoruz. Gerekirse biz de ilgililere yönelik olarak davalar açacağız" sözlerinin uzanımı ve Ergenekon soruşturmaları sürecinde savcıların ve polis teşkilatının "özgür" çalışmasının önemini sık sık vurgulayan AKP'nin sözü edilen araştırmaları hangi meşru zeminde gerçekleştireceği merak ediliyor.


    Mehdilik tartışması!

    Harun Yahya ismiyle yazılar yazan Adnan Oktar ile Cüppeli Ahmet Hoca arasında ilginç tartışma

    Cüppeli'nin "Sen Mehdi olamazsın" dediği Adnan Hoca ise 11 web sitesinde kendisinin mehdi olduğunu ileri süren yazılarla cevap verdi...
    Daha önce Mehdi'nin tüm belirtilerinin kendisinde olduğunu ancak Mehdilik iddiasıyla ortaya çıkmasının uygun olmayacağını belirten Adnan Oktar'a cevap Cüppeli Ahmet Hoca'dan geldi.
    Tartışma 3 Mayıs 2009'de Cüppeli Ahmet Hoca'nın şu sözleriyle başladı: "Ben Mehdiyim diye tutturmuş. 'Ya değilsin'diyoruz adama. Sen Mehdi değilsin. '100 tane hadis bana uyuyor'diyor. Anlının ortasında boşluk ve sağ omzunda ben olacak bunlar da var diyor. Hamdolsun tutturduk diyor."
    Bu sözlere Adnan Oktar 11 ayrı web sitesiyle cevap verdi. Hazırlanan internet siteleri ise birbirinin kopyası niteliğinde ve Adnan Oktar kendisinin mehdi olduğuna dair argümanlarını söz konusu sitelerde işte böyle savunuyor:
    www. cubbelininbilmedikleri.com sitesinden:
    * "Hz. Mehdi (A.S.) İstanbul'dan çıkacaktır."
    * "Üstad Said Nursi Hazretleri Emirdağ Lahikası'nda Hz. Mehdi (a.s.)'nin birinci görevinin, ahir zamanda insanlığı etkisi altına alan Materyalizm ve Darwinizme karşı iman hakikatlerini anlatarak insanların Allah'a iman etmesine vesile olmak olacağını söylemiştir."
    Cübbeli Ahmet Hoca'ya Cevap - Bu site Harun Yahya'nın Eserlerinden Faydalanılarak Hazırlanmıştır. sitesinden:
    * "Nimetullah Hoca Efendi'nin Feyz Dergisi ile yaptığı söyleşisinden" başlığı altında şu sözlere yer veriliyor: "Bu yüzyıl İslam'ın yüzyılı olacak. Şüphesiz Mehdi gelecek. Bazıları bu konuyu fazla önemsemiyorlar. Çok yanlış. Ben bir çok büyüklerden bizzat işittim. Zaten bir çok hadis mevcut."
    * "Peygamberimiz (S.A.V.) medrese eğitimi almamıştı, Hz. Mehdi (A.S.) de medrese eğitim almayacak sadece kendisine verilen özel ilimlerle hükmedecektir."
    Cübbeli Ahmet Hoca'nın Yanlışlarına Reddiye.com - Bu site Harun Yahya'nın Eserlerinden Faydalanılarak Hazırlanmıştır. adlı internet sitesinde: n 21 Ocak 1989 tarihli Güneş Gazetesi'nin haberi kullanılarak şu sözlere yer veriliyor: "İstanbul'a gelişi olay olan Şeyh Nazım Kıbrısi sosyete gençliği arasında çok tutulan Adnan Hoca'ya destek verdi. Kıbrıslı Hoca Adnan Hoca hakkında 'Adnan Hoca ile uğraşılmasını tavsiye etmem. Bundan sonra uğraşanlara da bir felaket geleceğini haber veririm'dedi."
    * "Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri'nin Adnan Oktar ile 1987'de yaptıkları bir röportajından" başlıklı yazıda yer alan Şeyh Nazım'ın şu sözlerine dikkat çekiliyor: "Hem o rütbeyi hem salahiyeti versin diye ben dua ediyorum, Adnan bey kardeşimize de Cenab-ı Allah, namaz için Yusuf peygamberin tecellisini ona giydirmek üzere ona halvet emreylemiştir... Adnan Bey'in yapacağı mükemmel hizmetler vardır. Velayet sırrı ile, zahiri de başka da, velayet sırrı ile yapacağı ve yapmakta olduğu hizmet de vardır."

    Cüppeli Ahmet Hoca ne demişti?
    CÜPPELİ Ahmet Hoca 3 Ma-yıs'ta www.cuppeliahmethoca.tv' de yayınlanan konuşmasında Adnan Oktar'ın Mehdilik iddialarına şu cevabı vermişti: "Biz Ehli sünneti muhafaza edeceğiz. Efendi bana emretti: 'Sen bu kapıyı muhafazsa edeceksin!' Ben emir kuluyum, görevliyim. Adnan Hoca demiyorum ona Adnan Oktar'a. Benim için de diyor ki 'pis işlere bulaşmış, görevlidir'diyor. Ben çok derin yerlerden görevliyim. Benim evliyaya istinadım var Allah dostlarına dayanmışım ben. Ben bir gidersem evliyalara sen görürsün gününü. 'Ben Mehdiyim'diye tutturmuş 'ya değilsin'diyoruz adama. Sen Mehdi değilsin. '100 tane hadis bana uyuyor'diyor. 'Alnının ortasında boşluk ve sağ omzunda ben olacak bunlar da var'diyor. 'Hamdolsun tutturduk'diyor. Kıyametin kopmasına ona göre 70 sene kalmış. 70 sene kalmış Mehdi madem gelemiyor 'ben çıkayım'demeye getiriyor yani. Kardeşim ne çıkıyorsun otur oturduğun yerde. Sen nasıl mehdi olacaksın yaşın olmuş 55. Sakalın kısacık. Her tarafın bir alem. Allah akıl fikir ihsan eylesin."

    Mehdi nedir, kimdir?

    Mehdi, İslam inanışına göre, Kıyamet kopmadan önce dünyaya gelecek ve dünyada İslam'ı hakim kılacak olan kişidir. Mehdi kelimesi genellikle, "hidayete eren ya da hidayete vesile olan" anlamlarına gelmektedir.


    Dokuz çocuğa daha taş atma cezası: 86 yıl, 11 ay

    Adana 6. 7. ve 8. Ağır Ceza Mahkemeleri'nde 8-9 ve 11 Haziran'da görülen davalarda dokuz çocuğa 'örgüt adına suç işlemek, örgüt propagandası yapmak ve polise mukavemette bulunmak' suçlarından 86 yıl 11 ay hapis cezası verildi. Böylece son bir yıl içinde 82 çocuğa toplam 373 yıl hapis cezası verilmiş oldu.
    24 Şubat 2008'de sınır ötesi operasyonu protesto ettikleri için tutuksuz yargılanan çocuklardan altısına 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'örgüt adına suç işlemek'ten ayrı ayrı yedişer yıl altışar ay, 'örgüt propagandası'ndan birer yıl, 'polise mukavemet'ten de ikişer yıl ikişer ay 20'şer gün hapis cezası verildi.
    Sekiz aydır tutuklu yargılanan 16 yaşındaki M.B.'nin davası da 9 Haziran'da 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde sonuçlandı. M.B.'ye 'örgüt adına suç işlemek'ten yedi yıl altı ay, 'örgüt propagandası'ndan da bir yıl hapis verildi.
    8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde de 16 yaşındaki Ç.S. ile 14 yaşındaki H.G.'ye 'örgüt üyeliği'nden altışar yıl üçer ay, 'örgüt propagandası'ndan da ayrı ayrı 10'ar ay hapis cezası verildi.

    Eşini döven kocaya ‘utandıran’ ceza!

    Eşini döven Kadıncı, 1 yıl hapis yatmak yerine, eşinden ve yaşadığı bölgenin halkından özür dilediğini yazan broşürleri bastırıp dağıttı. Hâkim, Kadıncı'nın ceza olarak 50 fidan dikmesini de istedi
    Kastamonu'nun Araç ilçesinde eşini döven Mustafa Kadıncı (32), üzerinde "Eşime vurduğum için eşimden ve tüm Araç halkından özür diliyorum" yazılı bin el broşürü dağıtma ve 50 fidan dikme cezasına çarptırıldı. Eşinden dayak yiyen İpek Kadıncı, karardan dolayı memnun olduğunu söyledi.
    Araç'ın Şiringüney köyünde çiftçilik yaparak geçimini sağlayan Kadıncı, eşi İpek Kadıncı'yı (23)dövdü. Kadıncı'nın şikâyetçi olması üzerine, Mustafa Kadıncı hakkında Araç Asliye Ceza Mahkemesi'nde "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan iki yıl hapis cezası istemiyle yargılandı.

    'Para cezası daha iyiydi'

    Hâkim Aslıhan Limon, Mustafa Kadıncı'ya, verdiği 1 yıl 4 ay hapis cezasını, üzerinde iri puntolarla yazılmış, 'Eşime vurduğum için eşimden ve tüm Araç halkından özür diliyorum. Mustafa Kadıncı' yazılı bin el broşürünü, ilçede bulunan tüm kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personel ile Kastamonu Caddesi'nden geçenlere birer tane verecek şekilde dağıtma" cezasına çevirdi. Hâkim ayrıca, Mustafa Kadıncı'nın Orman İşletme Müdürlüğü'nün uygun gördüğü yere 50 fidan dikmesine de karar verdi.
    Aynı suçu yeniden işlemesi durumunda hapis yatacak olan Mustafa Kadıncı, bastırdığı broşürleri adliye tarafından görevlendirilen personel eşliğinde, kararda belirtilen yerlerde dağıttı. Karardan memnun olmadığını söyleyen Kadıncı, "Cezayı ağır buldum. Para cezası olsa daha iyi olurdu" dedi. Kadıncı eşiyle aralarında şu anda huzursuzluk olmadığını ve bundan böyle dayak olayının tekrarlanmayacağını belirtti.

    Türk-İş yönetimine domates yağmuru

    Türk-İş'in toplu görüşmelerdeki tutumunu protesto eden işçiler İstanbul'daki Türk-İş Bölge Binası'nı domates ve yumurta yağmuruna tuttu. Kamuda çalışan ve TİS kapsamında bulunan 315 bin işçi adına yürütülen görüşmelerde hükümetin yüzde 3'lük zam teklifine ve esnek çalışma dayatmalarına karşı çıkan Türk-İş İstanbul Şubeler Platformu önceki gün saat 18.30'da Taksim Atatürk kültür Merkezi önünde buluştu.
    Sabah-ATV, DESA, Sinter, Tez-Koop-İş, Entes'te direnen işçilerin de destek verdiği eylemde hep bir ağızdan pazara çık kampanyasına karşı tepki gösterildi.
    Yaklaşık 2 bin işçi sloğanlarla daha sonra Taksim AKM önünden Türk-İş bölge binasının bulunduğu Gümüşsuyu'na kadar yürüdü. Burada Türk-İş'in hükümetle devam eden toplusözleşme görüşmelerindeki tutumunu protesto eden işçiler, binayı domates ve yumurta yağmuruna tuttu. Kriz faturasını işçilerin değil krizin sorumlularının ödemesi istenen eylemde, işçiler Türk-İş bölge binası önünde dakikalarca Türk-İş yönetimini dakikalarca yuhalamalarla protesto eden işçiler, '' Bizi satana bizde satarız'', "Kumlu istifa", "Tazminata uzanan eller kırılsın", "İşçiler burada Kumlu nerede" şeklinde sloganlar attılar.

    'İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ'

    Eyleme katılan işçiler adına konuşma yapan Harb-İş Anadolu Şubesi Başkanı Hüseyin Över, hükümetle görüşmelerinin 6 ay önce başladığını hatırlattı. Över, yerel seçimler öncesi toplu sözleşmeleri bitirmek isteyen Türk-İş yönetimi ve sendika merkezinin ne hikmetse seçim sonrası işçilere verilen tüm sözleri unuttuğuna dikkat çekti.
    Över "Artık yeter! Bu ülkede insanca, adalet içinde yaşamak istiyoruz. Konfederasyon yöneticilerimizi ve genel merkez yöneticilerimizi de işçilerin haklarını koruma görevini buradan hatırlatıyoruz. Bizler bugüne kadar haklarımızı kazıyarak aldık. Kimseye de öyle kolay teslim etmeye niyetimiz yok" dedi.





    Allah`ım Her dem Sen'i anmayı,Sen'i anlayıp anlatmayı,Sen'i sevip sevdirmeyi nasip et bizlere.
    YA İLAHİ ! SENDEN KIYAMETE KADAR BÜTÜN ESMA-İ HÜSNAN İLE ,
    DUA EDEN BİR DİLİMİN OLMASINI İSTİYORUM !!!


  2. #2
    CASPER_CASPER_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    MaRDiN
    Yaş
    25
    Mesajlar
    13,057
    Blog Entries
    7

    Standart

    ]Şok iddia: Başbuğ görevden alınabilir

    Genelkurmay Başkanı ve ikinci başkanının görevden alınması da yazarların önerileri arasında...
    Ankara'nın toz duman havası köşe yazarlarına da yansıdı... Askerle hükümetin karşı karşıya geldiğini düşünen de var, başbakanın aceleci davrandığını yazan da, Genelkurmay'ın açıklamalarından tatmin olmayan da... İki köşe yazarı vardı ki, onlar da Genelkurmay'daki görevden alınmaların altını çizdi.

    BAŞBUĞ GÖREVİNDEN ALINABİLİR
    Yenişafak Yazarı Ali Bayramoğlu ise başka bir noktaya dikkat çekti... Askerin hesap vermesi gerektiğini, aksi halde çok andıcın ortaya çıkacağını belirtirken gerekirse Genelkurmay Başkanı'nın görevden alınabileceği görüşünü de dile getirdi: ''Asker, kamuoyuna, gazetecilere meydan okuyucu, had bildirici açıklamalar yapmak yerine, bunu yaptığı, siyasete müdahale etmeye soyunduğu, kaos ortamı yaratmaya çalıştığı için hesap vermelidir. Aksi halde daha çok andıç ürer... Bu noktada yargı kadar önemli olan siyasettir. Hesap sormanın bu açıdan koşulu bellidir: Siyasetin alanına sahip çıkması, gerekiyorsa Genelkurmay Başkanı'nın görevden alınması...''

    GENELKURMAY İKİNCİ BAŞKANI DERHAL ALINMALI
    Zaman Yazarı Mümtazer Türköne de Ali Bayramoğlu gibi istifanın olması gerektiği görüşünde... Türköne, Bayramoğlu'nun aksine gerekirse değil ''derhal istifa olmalı'' diyor: ''Hükümet ilk adım olarak, bu planların hazırlanması talimatını verme yetkisine sahip makamdaki kişi sıfatıyla, Genelkurmay İkinci Başkanı'nı hiç beklemeden re'sen emekliye sevk etmeli. 'Bazı askerler'e karşı Türk ordusunun itibarını korumak görevi öncelikli olarak hükümetin. Ordu bu milletin gözbebeği. Gözbebeğimiz üzerinde gölge kalmamalı.''



    Daha 4 gün önce adi malum gazeteye yayaın yasagı getirildi gercekler acıklandıgı için...
    Yazık cok yazık..hala darbe mantıgıyla hareket edenler var...
    Bugun 1 darbe olsun ulkemiz 10 yıl geriye gider....
    Lanet olsun...

Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. ~Haberler~Dünyadan~Avrupadan
    By MeLDa in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.06.09, 04:05
  2. Haberler
    By MeLDa in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.06.09, 15:32
  3. Google Haberler Yayında
    By n@r_cicegi in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.08.08, 00:18
  4. bjk den haberler
    By alaraa-- in forum Spor Arşiv
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.03.08, 16:40
  5. Galatasaraydan Haberler
    By aLoNSo in forum Spor Arşiv
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.03.08, 18:31

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372