~Haberler~Dünyadan~Avrupadan G-8 ülkeleri ekonomide istikrar görüyor
G-8 ülkelerinin maliye bakanları İtalya'daki iki günlük toplantılarının ardından yaptıkları ortak açıklamada, ekonomide istikrar işaretleri görülmeye başlandığına ve kesin bir iyileşme sağlandığına dikkat çektiler. Hazırlanan konjonktür paketleri ile krizden çıkış çabalarının devam ettiğini belirten maliye bakanları, üretim artışı gerçekleşse bile işsizliğin artmayı sürdürebileceğini kaydettiler. Krizin nasıl ele alınacağı konusunda G-8 ülkeleri arasındaki bölünmenin sürmesinin işareti olarak, bildiride, sadece büyük bankaların sağlıklı olmasının sağlanması için ülkelerin gerekli önlemleri alması gerektiği vurgulandı.
Korsanlar Oman kıyılarında gemi kaçırdı
Silahlı korsanlar, Oman kıyılarında bir yük gemisini kaçırdı. Oman kıyılarında ilk kez bu tür bir olayın yaşandığını kaydeden NATO sözcüsü, kaçırılan geminin bir Alman firmasına ait olduğunu, ancak Antigua ve Barbuda bayrağı taşıdığını belirtti. Geminin Somali'ye doğru gitmekte olduğu belirtildi. Şu anda Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'nda korsanların elinde bulunan gemilerin sayısı 14. Kaçırılmış olan gemilerde toplam 200 mürettebat bulunuyor. Bu arada NATO savunma bakanları korsanlarla mücadele çerçevesinde bölgeye yeni birlikler göndermeyi kararlaştırdı. Yeni misyon, Temmuz ayında göreve başlayacak.
Air France uçağının Alman kurbanları anıldı
Atlas Okyanusu'na düşen Air France uçağında hayatını kaybeden Almanlar için Almanya'nın Düsseldorf kentinde dini tören düzenlendi. İki hafta önce içindeki 228 kişiyle birlikte okyanusa çakılan yolcu uçağında 28 Alman vatandaşı bulunuyordu. Atlas Okyanusu'ndan şimdiye dek 50 kişinin cesedi çıkarıldı. Cesetlerin aranmasına devam ediliyor. Uçağın düşüş nedeni de henüz bilinmiyor
Kuzey Kore tehditlerini sertleştiriyor
Kuzey Kore, BM Güvenlik Konseyi'nin yeni yaptırım kararı almasının ardından tutumunu sertleştiriyor. Yeniden nükleer silah üreteceğini açıklayan Kuzey Kore yönetimi, uranyum zenginleştirme işlemlerinin başlatılacağını duyurdu. Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ABD ve müttefiklerinin Kuzey Kore'yi izole etme girişimlerinde bulunması durumunda, askeri güce başvuracakları tehdidinde de bulundu. BM Güvenlik Konseyi, Kuzey Kore'ye yeni ve sert yaptırımlar getiren karar tasarısını oy birliğiyle kabul etmişti. Kararda, Pyönyang'ın silah ihracat ve ithalatına, aynı zamanda uluslararası mali işlemlerine getirilen kısıtlamalar artırılmışti.
Filipinli askerlere El Kaide tuzağı
Filipinler'de El Kaide ile bağlantılı militanların pusuya düşürdükleri deniz piyadelerinden 5'ini öldürdükleri, 10'unu da yaraladıkları belirtildi. Filipinli yetkililer, İtalyan Kızılhaç görevlisi Eugenio Vagni'yi rehin tutan Ebu Seyyaf militanlarına karşı Jolo adasında operasyona katılan deniz piyadeleri ile özel operasyonlar biriminin, 40 kadar militanın saldırısına uğradığını söyledi. Rehin alınışının 150'inci günü olan 62 yaşındaki Vagni'nin durumu hakkındaysa bilgi verilmedi.
İlk iklim pazarlıklarından sonuç yok
Almanya'nın Bonn kentinde 1 Haziran'da başlayan iklim müzakereleri sonuç alınamadan sona erdi. Yeni bir küresel iklim anlaşması için müzakerelerin başlatıldığı Bonn'daki BM İklim Konferansı'nda, hükümet temsilcileri 12 gündür pazarlıklarını sürdürüyordu. Delegasyonlar, daha sonra düzenlenecek üç buluşmada iklim pazarlıklarını bu yılın sonuna dek sürdürecek. Kopenhag'da aralık ayında düzenlenecek Dünya İklim Konferansı'nda, süresi bitecek olan Kyoto Protokolü'nün yerine yeni bir iklim anlaşması oluşturulması hedefleniyor.
Sosyal Demokratlar atağa hazırlanıyor
Almanya'daki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kaybına uğrayan Sosyal Demokrat Parti'nin başbakan adayı ve Dışişleri Bakanı Frank - Walter Steinmeier, liderlik rolüne yönelik dile getirilen kuşkuları geri çevirdi. Focus dergisine açıklamalarda bulunan Steinmeier, henüz 27 Eylül'deki genel seçimlerde kaybetmediklerini söyledi. Sosyal Demokrat Parti, pazar günü onaylayacağı seçim programı ile yeniden atak yapmayı planlıyor. Sosyal Demokrat Parti yöneticileri, seçim programı üzerindeki son değişiklikleri ele alıyor.
Almanya'da suça karışan gençlerin sayısında düşüş
Almanya'da şiddet olaylarına karışan gençlerin sayısında düşüş kaydedildiği açıklandı. Berliner Zeitung'da polis istatistiklerine dayanan haberde, suça karışan gençlerin sayısında 2004 yılından bu yana ilk kez gerileme olduğu belirtiliyor. Verilere göre, 14-18 yaş arası gençler bir önceki yıla oranla yüzde 6 oranında daha az suç işledi.
Almanya borç frenine basıyor
Alman federal hükümetinin, ‘borç freni’ olarak da adlandırılan yasa tasarısı ile devlet borçlanmasına sınır getiriliyor, eyaletlerin 2020’den itibaren ek borç alması yasaklanıyor. Almanya Federal Meclisi’nde iki hafta önce üçte ikilik oy çoğunluğuyla kabul edilen ‘borç freni’ yasa tasarısı, Cuma günü de Eyalet Temsilcileri Meclisi’nin onayına sunulacak. Eyaletleri doğrudan ilgilendiren bu tasarının Eyalet Temsilcileri Meclisi’nde de üçte ikilik oy oranıyla kabul edilmesi gerekiyor. Eyaletlerin 2020 yılından itibaren ek borç almasını yasaklayan Anayasa değişikliği devlete de Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla’nın azami yüzde 0,35’i kadar, yani yılda yaklaşık 9 milyar euro borçlanma imkanı tanıyor.
‘Kriz, kredi itibarını sarsmaya başladı’
Almanya Maliye Bakanı Peer Steinbrück Mayıs ayı sonlarındaki meclis genel kurulunda, artan kamu borçlanmasının ‘kötü sonuçlara’ yol açabileceği uyarısında bulunarak, küresel mali krizin devletlerin şimdiye kadar ‘dokunulmaz’ sayılan kredi itibarını sarsmaya başladığını vurgulamıştı.Steinbrück, devletin on yıllardır süren borçla yaşama alışkanlığına son verecek bir borç frenine ihtiyaçları olduğuna meclisi ikna etti ve devletin 2016 yılından itibaren milli gelirin sadece yüzde 0,35’i kadar borçlanabilmesini öngören Anayasa değişikliği kabul edildi. Yeni uygulama eyaletlere daha ağır şartlar getiriyor ve 2020 yılından itibaren eyaletlerin sıfır borçla bütçe hazırlamasını öngörüyor.
‘Hükümet bütçenin sadece yüzde 15’inde söz sahibi’
Borç freni sadece Almanya’nın kredibilitesi değil ama aynı zamanda devletin yatırımcı olarak hareket kabiliyetini koruması açısından da önem arz ediyor. Federal devlet bütçesinin yüzde 85’i, emeklilik sigortası, sosyal harcamalar, devletin cari harcamaları ve hızla artan 1,5 trilyon euroluk borç stokunun faiz giderlerini kapsadığı için hükümetin bu kalemlerle oynama imkanı zaten yok. Maliye Bakanı Steinbrück, hükümetin, bütçenin sadece yüzde 15’i hakkında karar verme yetkisi olduğuna dikkat çekti.
40 yıldır borçlanan federal devlet bu yıl 70 milyar euroluk borç faizi ödeyecek. Bu meblağ eğitim ve araştırma bütçesine ayrılan kaynağın yedi katını buluyor. Bu gidişatı durdurması beklenen borç freni ise etkisini önümüzdeki yıllardaBildunterschrift: gösterecek. Almanya’dan önce bazı küçük Avrupa Birliği ülkeleri de yaptıkları Anayasa değişiklikleriyle borç frenine basmışlardı.
Dünyada borç freni eğilimi
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bazı eyaletler de yasama yoluyla borçlanmaya sınır getirmeye çalışıyor. İngiltere’nin borç stokunu Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 40’ıyla sınırlama girişimi ise başarısızlığa uğradı. Oxford Üniversitesi öğretim üyelerinden Profesör Clemens Fuest, Almanya’nın da örnek aldığı İsviçre modelinin daha tutarlı olduğunu söylüyor:
“Örneğin, konjonktür devirleri sırasında borçlanmaya izin verilmesi. Yani ekonomik daralma sürecinde kamu borçlanmasına sınırlı artış imkanı tanınması. Tabii ekonomik canlanma döneminde bu ek borcu kapatma şartıyla.”
‘Eğitim ve kültür harcamaları makaslanabilir’
Sol politikacılar, sendikalar ve bazı iktisat uzmanları borç frenini, eğitim ve kültür harcamalarının makaslanmasına yol açacağı gerekçesiyle eleştiriyor. Afet gibi olağanüstü durumlarda borçlanma freninin boşaltılması da dile getirilen talepler arasında. Profesör Clemens Fuest ise borç freni uygulayan devletlerin bütçe konsolidasyonunda başarılı olduklarını hatırlatıyor.
“Her ülkede borçlanma limitini bypass eden uygulamalar, saklı bütçeler var. Ancak borçlanmayı sınırlandıran ülkelerin borç stoku diğerlerinden çok daha düşük. Borç freni siyasi yönetimi zincire vurmadığı gibi, bütün sorunları borçla aşma stratejisinin aşılması açısından da son derece yararlı oluyor.”
Ahmedinejad açık ara seçimin galibi
Ahmedinejad, Mir Hüseyin Musevi'yi seçimlerde fark attı
İran’da cumhurbaşkanlığı seçiminin galibi, oyların yüzde 62’sini alan Mahmud Ahmedinejad oldu. Reformcu rakibi Mir Hüseyin Musevi ise yüzde 34 oranında oy alabildi. Musevi, seçimlerde hile yapıldığını iddia ediyor.
İran'da yapılan 10'uncu cumhurbaşkanlığı seçiminin resmi olmayan sonuçlarına göre, seçimin galibi Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad. İçişleri Bakanlığı, Ahmedinejad’ın oyların yüzde 62’sini alarak birinci olduğunu açıkladı. Cumhurbaşkanlığı için öngörülen mutlak çoğunluğu sağlayan Ahmedinejad, görevine devam edecek. İkinci sıradaki Mir Hüseyin Musevi, oyların yüzde 34’ünü aldı. Diğer iki aday Muhsin Rızai ve Mehdi Kerrubi’nin oylarının toplamı ise yaklaşık yüzde 3.
Musevi "hile yapıldı" diyor
Oylar sayılmaya başladıktan kısa bir sonra seçimi kazandığını açıklayan reformcu aday Mir Hüseyin Musevi, seçim gecesi manipülasyon yapıldığı iddiasında bulunmuştu. Musevi, seçim sonuçlarının netleşmesinden sonra da bu iddialarını sürdürdü.
Alınan sonuçlardan kuşku duyduğunu söyleyen Musevi, sandık başında alenen çok sayıda kuralsızlık yapıldığını dile getirdi ve "Bu tehlikeli oyunlara boyun eğmeyeceğim" dedi.
Ahmedinejad’ın zaferini tanımadığını belirten Mir Hüseyin Musevi, bu tehlikeli süreçteki sırları ortaya çıkarmanın dini ve milli yükümlülüğü olduğunu da sözlerine ekledi. Musevi, ülkesinin kaderine zarar verecek sırları ortaya çıkacağını söyledi. Ahmedinejad, cumhurbaşkanlığına ilk seçildiği zaman da manipülasyon iddiaları gündeme gelmişti.
İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ise Ahmedinejad’ın seçim zaferini kutlayarak, Mir Hüseyin Musevi’yi provokasyon yapmaması konusunda uyardı. Son sözün söylendiğini belirten Hamaney, seçim sonuçlarına saygı duyulmasını istedi.
Tablo sürpriz
Ortaya çıkan tablo gözlemciler açısından sürpriz oldu. Seçim kampanyaları sırasında Mir Hüseyin Musevi’ye olan yoğun ilgi nedeniyle Ahmedinejad’la başa baş bir yarış çıkaracağı tahmin ediliyordu. Ancak sonuçlar, Ahmedinejad’ın açık ara kazandığını gösteriyor.
Mir Hüseyin Musevi’nin özellikle kadınlardan oy toplayacağı belirtiliyordu. Mitinglere el ele katıldığı eşi Zehra Rahnevard, Musevi için seçim kampanyalarında aktif olarak çalışmış ve bu İran tarihinde bir ilk olmuştu. Eski başbakanlardan Musevi, kadınlara daha fazla söz hakkı vereceği vaadinde bulunmuştu.
Ahmedinejad’ın ise ülkede kötüye giden ekonomik durum yüzünden oy kaybedeceği tahmin edilmişti. Ülkedeki reformcu kanat, Ahmedinejad’ın uzlaşmasız tutumu yüzünden İran’ın izole edilmesine neden olduğu ve bunun da ekonomiye zarar verdiği eleştirilerini yüksek sesle dile getirmişti.
İsrail endişeli
Seçim sonuçlarının ardından İsrail de endişeli. İsrail Başbakan Yardımcısı Sivan Şalom, seçiminin sonucunun, "İran'ın özgür dünya ile gerçek bir diyalog kurmaya hazır olduğuna ve nükleer programını durduracağına inananların yüzünde patlayan bir tokat olduğu" değerlendirmesinde bulundu.
Rusya’dan seçim sonuçları ile ilgili bir değerlendirme geldi. Rus politikacı Konstantin Kossaçov, İran Cumhurbaşkanı’ndan daha uzlaşmacı bir tutum umduklarını dile getirdi. Kossaçov, seçimlerin gerçekten adil ve demokratik olup olmadığının gözden geçirilmesinin de önemli olduğunu vurguladı.
Batı seçim sürecini izliyor
Özellikle İsrail, Avrupa Birliği, ABD’de İran’daki seçim sürecini yakından izliyor. İran nükleer programı nedeniyle Tahran, İsrail ve Batı ülkelerinin yoğun eleştirileri ile karşı karşıya.
Reformcu aday Musevi’nin seçilmesi halinde Batı ülkelerinin Tahran’la diyalog yoluna gitmesi bekleniyordu. ABD Başkanı Barack Obama da İran’a diyalog çağrısında bulunmuştu.
Rekor katılım
İran’daki seçimlere katılım ise rekor düzeyde. İran haber ajansı İRNA’nın verdiği bilgilere göre seçimlere yüzde 85 oranında katılım oldu. İranlıların cumhurbaşkanlığı seçimine yoğun ilgisi nedeniyle oy verme süresi uzatılmıştı.
Kuzey Kore askeri güç tehdidinde bulundu
Kuzey Kore, BM Güvenlik Konseyi’nin yeni yaptırım uygulanmasını öngören kararının ardından askeri güç kullanma tehdidinde bulundu. Kuzey Kore, nükleer silah üretmeyi de sürdüreceğini söylüyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin yeni yaptırımlar uygulanmasını öngören kararının hemen ardından Kuzey Kore yönetiminden tehditler geldi.
ABD ve müttefiklerinin Kuzey Kore'yi izole etmesi durumunda askeri yöntemlere başvuracaklarını açıklayan Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı, bu tür bir davranışın savaş nedeni sayılacağını kaydetti.
Kuzey Kore'nin tartışmalı lideri Kim Jong İl
Nükleer silahtan vazgeçmiyor
BM Güvenlik Konseyi'nin aldığı karara misillemede bulunan Kuzey Kore yönetimi, nükleer silah yapımında kullanılan uranyumu zenginleştirmeyi sürdüreceklerine de işaret etti. Açıklamada, uranyum zenginleştirme işlemlerine yeniden başlayacakları ve plütonyumun askeri amaçlı kullanılacağı belirtildi.
Pyönyang'daki Dışişleri Bakanlığı, Kuzey Kore'nin nükleer silahtan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğinin de altını çizdi. Açıklamada, Kuzey Kore'nin nükleer programını terk etmeyeceği, bunun düşmanca ABD politikalarına ve nükleer tehdidine karşı kendisini savunmak için hayati bir karar olduğu kaydedildi.
BM Güvenlik Konseyi'nin kararı
BM Güvenlik Konseyi, 25 Mayıs'ta yeraltında yaptığı nükleer silah denemesine tepki olarak Kuzey Kore'ye yeni yaptırımlar uygulanmasını kararlaştırmıştı. Pyönyang'ın silah ihracat ve ihracatına kısıtlamalar getiren karar, ülkenin uluslararası mali işlemlerinde de yaptırımlar öngörüyor.
Karar, BM üyelerine Kuzey Kore'ye giden veya bu ülkeden gelen şüpheli kargo taşıyan araçları karada, havada ve denizde arama olanağı tanıyor.
Kuzey Kore, nükleer silah ve füze denemeleri yapmıştı
Uzmanlar endişeli
Uzmanlara göre, Kuzey Kore meydan okuyan açıklamaları ile uranyum zenginleştirme tekniklerine sahip olduğunu duyurmak istiyor. Seul Üniversitesi'nin Kuzey Kore Araştırmaları profesörlerinden Yang Moo Jin, “Eğer bu gerçek ise dünya, gerçekten can sıkıcı bir durumla karşı karşıya” değerlendirmesini yaptı.
Kuzey Kore'nin nükleer tesislerinde neler yapıldığı ise tam olarak bilinmiyor. Nükleer programı ile ilgili uluslararası görüşmelerden çekilen Kuzey Kore, geçen nisan ayında Birleşmiş Milletler denetçilerine de kapılarına kapatmıştı.
Allah`ım Her dem Sen'i anmayı,Sen'i anlayıp anlatmayı,Sen'i sevip sevdirmeyi nasip et bizlere.
YA İLAHİ ! SENDEN KIYAMETE KADAR BÜTÜN ESMA-İ HÜSNAN İLE ,
DUA EDEN BİR DİLİMİN OLMASINI İSTİYORUM !!!
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks