İSTANBUL - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan'ı, Beşiktaş'taki çalışma ofisinde kabul etti.


Devlet Bakanları Said Yazıcıoğlu ve Mehmet Aydın ile AK Parti İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu'nun da katıldığı görüşmede İzzettin Doğan'a, Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanı Ali Rıza Uğurlu, Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Doğan Bermek ve Cem Vakfı Genel Müdürü Hıdır Akbayır eşlik etti.

Cem Vakfı Genel Başkanı Doğan, basına kapalı olarak yaklaşık 2 saat süren görüşmenin ardından çalışma ofisinden ayrılırken gazetecilere açıklamalarda bulundu.

SAMİMİ VE SICAK GÖRÜŞME
Görüşmenin, Başbakan Erdoğan'ın daveti üzerine gerçekleştiğini belirten Doğan, ''Kendileriyle uzun uzadıya geniş bir biçimde Alevi İslam anlayışını benimseyen 25-30 milyona yakın insanın, devleti yönetme sorumluluğu yüklenmiş bulunan hükümetten isteklerini ve bunların neler olduğunu yüz yüze konuşma olanağı bulduk'' dedi.


Görüşmenin gayet samimi ve dostane bir hava içinde geçtiğini vurgulayan Doğan, Başbakan Erdoğan ve bakanların, akıllarına takılan bazı konulara açıklık getirmesi amacıyla bazı sorular yönelttiklerini anlattı.

Doğan, bu sorulara karşılık kendilerinin de düşüncelerini ifade ettiklerini kaydetti.

ALEVİLERDEN ESİRGENENLERİ İSTEDİK
İzzettin Doğan, bir gazetecinin, taleplerinin ne olduğunu sorması üzerine, şunları söyledi:


''Şu anda kamuoyunun da bildiği, defalarca söylemiş olduğumuz ve Alevi yurttaşlardan esirgenen Anayasa'nın ölü hükümleri durumunda bulunan hükümlerinin içerik olarak yürürlüğe konulmasını istedik. Yani Alevi yurttaşlarının genel bütçeden pay almasını, Alevi İslam anlayışıyla ilgili bilgilerin, sağlıklı bir biçimde, Alevi yurttaşların inanç önderlerinin kabul edebilecekleri bir biçimde ders kitaplarına konulmasını ve Alevi yurttaşların çocuklarına bundan böyle, isterlerse Sünni kardeşlerimizin çocuklarına da, Aleviliğin İslam anlayışını kitaplardan okuyup öğrenme imkanı tanınmasını, devlete ait televizyon kanallarında ve radyoda Sünni İslam'a tanınan konuşma hakları oranında Alevilere de haklar tanınmasını ve başka inançlara sahip olanlara da bu hakların verilmesinin bir genel kural olarak kabul edilmesini istedik.

Aleviliğin Anadolu'da yaşaması, Balkanlar'a kadar bir çizgide yerleşmiş olmasının Aleviliğin İslam anlayışı sonucunda olduğunu ve bunu yaratanların da, bu zahmete giren kişilerin de Alevi dedeleri, Bektaşi babaları olduğunu, bunların da özlük haklarının sağlanmasını, bir imam, bir vaiz hangi statüdeyse onların da o haklardan yararlanmasını, yani kendi maaşlarını almalarını, sosyal sigorta sistemine dahil edilmelerini ve buna benzer diğer hakların bu insanlara da verilmesini istedik.''

ÇATIŞMA-KARGAŞA OLMAZ
Başbakan Erdoğan ve ilgili bakanların kendilerini dikkatle dinlediklerini ve zaman zaman ''Bu İslam anlayışıyla bugün egemen olan İslam anlayışı arasında bir çatışma çıkabilir mi, bir kargaşa yaratabilir mi?'' gibi tereddütlerini dile getirdiklerini bildiren Doğan, ''Bunun gerçekleşmeyeceğini, çünkü Türkiye'de bin yıldır yaşayan Alevilik-Sünniliğin bugüne kadar hiçbir biçimde karşı karşıya gelmediğini, çatışma içine girmediğini, Alevilerin haklar verilmediği halde çatışmaya girmediğini anlattık. 'Aleviler haklar verildikten sonra niye çatışmaya girsin' şeklinde bir mütalaa ile bu konuyu da kendi aramızda samimiyetle tartıştık'' diye konuştu.

CEMEVLERİNİN HUKUKİ STATÜSÜ
Bir gazetecinin, ''Cemevlerinin ibadethaneye dönüştürülmesi konusu gündeme geldi mi? Hükümet Alevi inancını nereye koyuyor?'' sorusu üzerine Doğan, bu konuya sonraki müzakerelerde biraz daha açıklık kazandırılacağını belirtti.


Bugün, cemevlerinin statüleriyle ilgili karşılıklı görüş alışverişinde bulunduklarını anlatan Doğan, ''Cemevlerine hukuki statü tayini meselesini önümüzdeki görüşmelerde tekrardan enine boyuna tartışacağız'' dedi.

Doğan, başka bir soru üzerine, tekrar görüşme konusunda mutabık kaldıklarını ifade ederek, bu konudaki iletişimi AK Parti İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu'nun sağlayacağını bildirdi.

Bir gazetecinin, ''Aleviler, Diyanet İşleri Başkanlığında temsil edilmek istiyor. Bu konuda bir mutabakata varıldı mı?'' sorusu üzerine de Doğan, görüşmede bu konunun da gündeme geldiğini, ancak mutabakata varılmadığını kaydetti.

Doğan, ''Bu konuda, Başbakan'ın deyimiyle, (görüşülmeye devam edilecek). Büyük ihtimalle seçimden sonra bir sonuca varılacak. Bize ifade edilen beyanlar bunlar'' diye konuştu.


''HAKSIZLIK YAPILMAMALI''
İzzettin Doğan, ''Konunun bugünlerde gündeme gelmesi, seçim yatırımı eleştirilerine yol açtı. Sizce bu anlama geliyor mu?'' sorusunu, şöyle yanıtladı:


''Haksızlık yapılmamalı. Seçim yatırımı havası kokan bir beyanda bulunmadılar, yaklaşım sergilemediler. Bugün hükümet ve Alevi kesimi temsil eden sivil toplum kuruluşları olarak birbirimizi tanıma, düşüncelerimizi aktarma olanağı bulduk. Bakan Yazıcıoğlu'nun deyimiyle, (bu perspektifle eğer İslam anlayışı ifade ediliyorsa, bizim Alevi kurumlarıyla bu meselenin çözümünde herhangi bir zorlukla karşılaşacağımız beklenmemelidir) demek suretiyle, pozitif bir yaklaşım ifade ettiler. (Eğer siz böyle düşünüyorsanız, bu meseleyi çözmek bizim açımızdan zor olmaz) dediler. Ama bunun yöntemleri üzerinde herhangi bir neticeye varmadık. Zaten onun tartışmasına da girmedik. Sonuçta Başbakan, (seçimden sonra bu konuyu daha da ileri götüreceğiz) demek suretiyle seçim yatırımı eleştirisini de böylece göğüslemiş oldu.''

Cem Vakfı Genel Başkanı Doğan, bir sonraki randevu için yerel seçimin beklenmeyeceğini, Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu ile zaman zaman bir araya gelmelerinin sürpriz olmayacağını söyledi.


ALEVİLER ADINA KONUŞUYORUZ DEMEDİK
Bir gazetecinin, ''Siz bu görüşmeyi tüm Aleviler adına mı yaptınız?'' sorusu üzerine de Doğan, şunları söyledi:


''20 yıla yakın zamandır bu konuyla ilgileniyorum. Bugüne kadarki yaklaşımımızda hiç kimseden açık icazet almadıkça, böyle 2-3 kişiyi arkasına alıp bir dernek kurarak, (ben Aleviler adına konuşuyorum) ya da (Aleviler yürüyor) gibi kendi boylarını aşan sözler kullanmalarını doğru bulmuyorum. Buna kendi kurumumuz da dahildir. Onun için biz hiçbir zaman (Aleviler adına konuşuyoruz) demedik, demiyoruz. Biz sadece temsil ettiğimiz kurumlar ve onlara gönül veren, bizim düşüncelerimizi paylaştığını söyleyen insanların düşüncelerini temsil ediyoruz. Onun için başka arkadaşların kendilerine göre farklı bir Alevilik ve İslam anlayışları olabilir. Onlar, o kurumları bağlar, bütün Alevileri bağlamaz. Ama ben bu taleplerin arkasında Alevilerin yüzde 98'inin olduğunu tahmin ediyorum.''

Doğan, ''Bazı Alevi derneklerinin, Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılması yönünde talepleri var. Siz ne düşünüyorsunuz?'' sorusu üzerine, onların Alevilik anlayışlarının farklı olduğunu, onların Aleviliği İslam dışı kabul ettiğini ileri sürerek, şöyle devam etti:

''Bizim öyle bir anlayışımız yok. Biz, Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılmasından değil, A'dan Z'ye demokratikleştirilmesinden yanayız. Diyanet İşleri Başkanlığı Mustafa Kemal'in 1924 şartlarında kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığını zorunlu kılan şartlar bugün daha ağırlaştırılmış biçimde vardır. Onu yıkmak, imha etmek değil, yeniden yapılandırmak, bütün inanç gruplarının demokratik temsiline özerk bir biçimde olanak sağlamak gerekir. Yani Hristiyanlar, Museviler, başka dinden insanlar varsa onların temsil ettiği inanç grubu, Aleviler, Caferiler, Şafiler, Sünniler, bunlar kendi yoğunlukları oranında temsil edilebilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı yalnız Sünni İslamı temsil eden bir kurum olmaktan çıkarılmalı. Görüşmede bu düşünceleri de açıkça ifade ettik.''


''EĞER HÜKÜMETİN NİYETİ SAMİMİYSE...''
Bir gazetecinin, ''Başlatılan Alevi açılımı sonra sekteye uğradı. Sizce Hükümet niçin bugün seçim öncesi yeniden bunu gündeme getirdi, yeniden sahiplendi?'' sorusunu da Doğan, şöyle yanıtladı:


''Şu anda sahiplendi şeklinde yorumlamak için çok erken. Bugün düşüncelerimizi aktardık. Önümüzdeki dönemde gerçekten çözüm getirmek istiyorlar mı göreceğiz. Şimdi öyle görünüyor. Yazıcıoğlu'nun son yaklaşımları, (Eğer Alevilerin yüzde 98'i böyle düşünüyorsa, biz bu meseleyi çok kolay çözeriz. Umutlandım, cesaretlendim) demesi, bu meselenin iyi niyetle ve gerçekten çözme amacıyla masaya yatırıldığında çözülebileceğini gösteriyor. Ama samimi ve ciddi olunmasına bağlı. Eğer hükümetin niyeti samimiyse, ciddiyse, seçimlerden sonra bu meseleyi çözüme bağlama iradesi varsa, o güne kadar yapılacak görüşmelerde mesafe kat edilebilir. En azından altyapı hazırlanabilir ve seçimlerden sonra Başbakan tekrar davet ederse, o davete icabet eder, çözüm önerilerimizi ete kemiğe büründürecek hale getirebiliriz.''


ALEVİ DEDELERİNE MAAŞ BAĞLANMASI
''Bugün yapılan bir toplantıda Alevi dedelerine maaş bağlanması konusu gündeme geldi. Pir Sultan Abdal Derneği bunun kabul edilmemesi çağrısında bulundu. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?'' sorusuna da Doğan, şu yanıtı verdi:


''Kaç kişiyi temsil ediyorlarmış? Demokrasiler zor rejimlerdir. Her ağzı olan konuşabilir. Bu onun özgürlüğüdür, en temel hakkıdır. Asıl hak sahiplerine sorulduğunda, (Alevi dedeleri maaş almasın) diyenlerin oranı yüzde 1'i geçmez. Bu ülkede cumhurbaşkanı, başbakan ve memurlar bir hizmet ifa ettikleri için maaş alır. Alevi dedeleri, Bektaşi babaları niye almasın? Bana bir tek kişi nedenini söylesin. Ama makul, tarihsel gerçeklere uygun bir neden söylesinler. Amaçları, çözüm getirmek değil, kargaşa yaratmak. Kargaşa yaratmak isteyenlerle bizim düşüncelerimiz aynı olmaz.''

Doğan, bir soru üzerine, seçime ilişkin konuşmak için daha erken olduğunu söyledi.

''Açıklamalarınızdan anladığımız kadarıyla Hükümetin bir çatışma endişesi mi var?'' şeklindeki soruyu da Doğan, ''Hayır, öyle olmalı ki Alevi yurttaşların istekleri yerine getirilirken, bir şeyi düzeltirken, yeni bir kırılma noktası yaratmayalım kaygısı var'' diye yanıtladı.


ALINTI