1 den 5´e kadar. Toplam 5 Sayfa bulundu

Konu: Hüseyin Üzmez Olayı Üzerine 3 Farklı Haber

  1. #1
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart Hüseyin Üzmez Olayı Üzerine 3 Farklı Haber





    14 yaşında bir kız çocuğuna cinsel tacizde bulunduğu suçlamasıyla tutuklandıktan sonra tahliye edilen Hüseyin Üzmez İslami kesimi böldü.


    14 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla tutuklandıktan sonra adli tıp raporuyla serbest bırakılan ve kanal kanal dolaşarak açıklamalarda bulunan Hüseyin Üzmez İslami kesimi böldü. Özellikle serbest yargılanmak üzere tahliyesinin ardından Üzmez'in televizyon kanallarında yaptığı açıklamalar, büyük tepkiyle karşılandı.

    MEDYA BÖLÜNDÜ


    Üzmez'in televizyon kanallarında yaptığı açıklamaların ardından Yeni Şafak gazetesi, "Utan be adam" manşetini atarken, muhafazakar kesimdeki diğer gazeteler olaya pek girmemeyi tercih etti. Ne söyleyeceği merakla beklenen Vakit gazetesi ise Üzmez'in ifadelerinin ardından yazılı bir açıklama yaptı.

    VAKİT İFADELERİ BEĞENMEDİ

    Vakit gazetesi eski yazarı Hüseyin Üzmez üzerinden kendine yönelik eleştirilere verdiği cevapda bir taraftan Üzmez üzerinden mütedeyyin insanların hedef alındığı belirtilirken diğer taraftan, "Hüseyin Üzmez`in TV kanallarında, İslâmi ölçülerimize uymayan konuşmalarını tasvip etmemiz mümkün değildir." ifadelerinde bulundu.

    ELİAÇIK: REZALET

    Gerçek Hayat Dergisi yazarı İhsan Eliaçık, Üzmez'in televizyon kanallarında yaptığı açıklamaları "kepazelik" olarak değerlendirdi. "Televizyon kanallarına çıkıp açıklamalarda bulunmasını yanlış buluyorum" diyen Eliaçık, "Şuanda yapması gereken susmaktı. 'Dava sonuçlanana kadar, mahkeme karar verene kadar susacağım, hiç bir yerde yazmayacağım' demesi ve evine kapanıp kamuoyunda görünmemesi gerekirdi.

    Davada aleyhine bir hüküm çıkarsa, herkesten özür dilemesi, eğer imanı varsa kendini bir ağaca bağlayıp ölümünü beklemesi gerekir. Eğer lehine bir sonuç çıkarsa o zaman çıkıp açıklamasını yapar, aklandığını söyler. Üstüne üslük mahkeme devam ederken çıkıp, 'beni şapur şupur öpüyorlardı, nüfus cüzdanlarını sorup öpmeyin mi deseydim' falan demek katmerli rezalettir." dedi.


    DEMİRCAN: GALİBA YANLIŞ YAPIYOR

    Konuyla ilgili 8 SUTUN'na konuşan Ali Rıza Demircan önce Hüseyin Üzmez'in arkadaşı olduğunu söyleyerek konuya girmek istemediğini ifade etti ve "Galiba o arkadaş hata yapıyor" dedi. "Severim beni sever, saygısı vardır" diyen Demircan, televizyonlardaki konuşmalarını dinleyemediğini ancak fikrinin olumlu olmadığını söyledi. Demircan şunları söyledi: "Haklı veya haksız kamu vicdanının onaylamadığı bir olay sebebiyle hukuki tahribata maruz kalmış ve gündemde kalmak istemelerinin davamıza hiç bir katkı sağlayamayacağı bilakis olumsuz yaklaşımlara sebep olacağı düşüncesindeyim."

    EN AĞIR ELEŞTİRİ VAKİT YAZARI'NDAN GELDİ

    Hüseyin Üzmez ve Vakit gazetesine yönelik en ağır eleştiriler ise Vakit gazetesi yazarı Selahattin Çakırgil'den geldi. Vakit gazetesindeki köşesinden hem gazetesinin Hüseyin Üzmez konusundaki tutumunu hem de Hüseyin Üzmez'i eleştiren Çakırgil, Vakit'in Müslüman hassasiyetiyle hareket etmesi gerektiğini söylerken, Üzmez'in İslam konusunda saçma sapan sözler sarfettiğini yazdı. Vakit gazetesi yazakının ağır eleştiriler içeren yazısını, yazının sonuna bir not düşerek yayınladı.

    8sutun








    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  2. #2
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart



    Diyanet'ten Üzmez açıklaması

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, kız çocuklarının cinsel taciz ve istismara maruz bırakılmasının hiçbir zaman kabul edilemeyeceğini belirtti...



    Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, kız çocuklarının cinsel taciz ve istismara maruz bırakılmasının hiçbir zaman kabul edilemeyeceğini belirterek, "Böyle çirkin ve utanç verici bir davranışın, dini kültüre referansla savunulmaya kalkışılması ise daha vahim bir durumdur" dedi.Bardakoğlu, yaptığı açıklamada, son dönemlerde toplum vicdanını yaralayan bazı ayıp ve çirkin davranışlara zaman zaman dini açıdan gerekçeler üretildiğini ve dinin haksız yere bu yanlışlıklara alet edildiğini ifade etti. Ali Bardakoğlu, şöyle konuştu:

    "Kız çocuklarının cinsel taciz ve istismara maruz bırakılması hiçbir zaman kabul edilemez. Böyle çirkin ve utanç verici bir davranışın, dini kültüre referansla ve ondan argümanlar üretilerek savunulmaya kalkışılması ise daha vahim bir durumdur. İffetli, namuslu olmak, insan malına ve namusuna göz dikmemek herkesin insanlık borcudur ve bu alanlardaki hata sadece dindarlara değil, hiç kimseye yakışmayan büyük bir ayıptır. İnsanlar kendisini nasıl adlandırırsa adlandırsın, kamu vicdanını rahatsız eden böyle bir davranışı yapanı hiç kimsenin savunmaması, arka çıkmaması, küçük çocuklara cinsel tacizde bulunanları hepimizin ortaklaşa ayıplaması, kınaması gerektiği gibi, bu mağdur çocuklara da hepimizin sahip çıkması gerekiyor. Bu itibarla son günlerde yaşanan bazı olayları hep birlikte kınamalı ve bunu bir din ve dindarlık tartışmasına çevirmemeliyiz."

    Kız çocuklarının cinsel taciz ve istismara maruz kalmaları karşısında kamuoyunun gösterdiği ortak tepki ve öfkeye yürekten katıldığını vurgulayan Bardakoğlu, bunu, toplumda sağduyunun yerleşmesi adına önemli bir gelişme olarak gördüğünü kaydetti.

    Dindarlığı belli söylemlere, belli zaman dilimlerine, belli hareketlere hapsetmenin doğru olmadığına dikkati çeken Bardakoğlu, bu şekilde dini ödevlerini yerine getirdiğini sananların, diğer alanlarda rahat ve kontrolsüz davrandıklarını ifade etti.

    Bardakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Böyle olduğunda, birbiriyle tamamen çelişen farklı istikametteki davranışlar bir insanın hayatında, hatta 24 saatinde birleşebiliyor. Dindarlığı sadece belli şekil, söz ve davranıştan ibaret görenler, diğer alanlarda ve zamanlarda dinin özüne taban tabana zıt davranışları rahat yapabiliyor, giderek bu yanlışları da dine onaylatacak argümanları üretiyor. Bu da giderek, toplumda hem dine hem dindara olan güveni sarsacak tipik bir vaka olmaya başlıyor. Bu arada biz de yanlış olarak, dini belli şahısların ve belli davranışların temsil ettiğini zannediyoruz. Halbuki İslam dininde her birey dindar olma, dini temsil etme ve dinle ilişki kurma açısından eşit durumdadır. Kişiler, kendi nefsani davranışlarından, hayasız ve gayriahlaki davranışlarından utanmak ve yüzünü olsun gizlemek yerine onları cahilce ifadelerle dini argümanlar kullanarak mazur göstermeye çalıştıklarında farkında olmadan toplumun dine ve dini değerlere olan umudunu ve saygısını da tahrip etmektedirler. Bu tür vakalar üzerinden dindar profili çizmek ve onun tartışmasını yapmak da bir başka yanlışlıktır. Çünkü din ve dindarlık, belli şahıslara hasredilmeyecek kadar hepimizin ortak değeridir."



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  3. #3
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart



    Vakit Gazetesi bir ilke imza attı...


    Vakit'e Hüzeyin Üzmez konusunda en ağır eleştiri kendi yazarından geldi. Vakit, yazarın yazısını sansürsüz yayınlandı, ancak basın tarihine geçecek bir şekilde...




    Haber Merkezi / TIMETURK

    Vakit'e en ağır eleştiri kendi yazarından geldi. Vakit Gazetesi yazarı Selahattin Çakırgil, Hüzeyin Üzmez konusunda Vakit'i eleştirdi. Gazete yönetimi yazıyı sansürsüz yayınlandı, ancak basın tarihine geçecek şekilde. Gazete yönetimi yazının altına basın tarihine geçecek bir şekilde not düştü.

    Okuyuculara hitaben yazılan notta, yazarın eleştirilerine katılmadıkları belirtilirken, yazının yanlışlıkla değil, okunduktan sonra yayınlandığına dikkat çekildi. Vakit, kendisiyle bağlantılı olan HaberVaktim portalının ana sayfasından da yazarı Çakırgil'in köşesini kaldırdı.

    Gazetenin yazarlarından Selahattin Çakırgil Vakit'i kardeşçe ama ağır bir şekilde eleştirirken, "Utan be adam" manşetiyle çıkan Yeni Şafak'ın tavrına da destek verdi.

    İşte Çakırgil'in "Yanlış olduğuna inandıklarımı, kendimize de söyleyebilecek miyim?" başlıklı Türk basın tarihine geçecek o yazısı ve yazının altındaki not...

    Yanlış olduğuna inandıklarımı, kendimize de söyleyebilecek miyim?

    Bu yazıyı yazarken çok zorlandığımı belirtmeliyim.. Ama, kalbim daha fazlasını taşıyamadı..

    Çünkü bugün, sütunlarında yıllardır yazı yazdığım Vakit'e sözlerim var..

    Bu gazete bu zamana kadar birçok ithama mâruz kaldı. Ki, çoğu, bu iştigal alanının gereğiydi.

    Ama, bu gazetede 10 yılı aşkın bir zamandır yazı yazan bir kişinin bir 'pedofili (çocuklara libidonal eğilim)' vak'asının sanığı olarak suçlanması üzerine, gazetenin karşılaştığı durumun bir 'iş kazası' olarak görülecek tarafının olmadığını düşünüyorum..

    Bunun için de, o çirkin iddianın ortaya atıldığı ilk günlerde, isim vermeden, bu konuya dair iki-üç yazı yazdım; 'Dostunun yüzkarası, düşmanının maskarası olmamak için..' (29 Nisan 08) ve sonra da, 'Temiz suya zerrecik necaset karışsa, 'salgın' başlar..' başlıklı ve (5 Mayıs 08 tarihli).. Ayrıca, başka yazılarımda da kısa değerlendirmelerde bulundum.. Ve bu gibi konuların genel çerçevesini kendi ölçülerime göre belirtmeye çalıştım..

    O yazılarımın içinde, sözkonusu kişinin esasen, konuşma ve yazılarında İslamî hassasiyetlere riayet çizgisinden uzak düştüğüne dair üstü kapalı beyanlarım vardır. Ve sözkonusu çirkin iddia üzerine yayınlanan telefon konuşmaları, o kişinin yabancı olduğu bir uslûb da değildi.. Buna rağmen, Vakit, o konunun kamuoyuna yansıması üzerine, anlamakta zorlandığım bir savunma tepkisiyle hareket etti.. Ama, bu bile, bu iddianın, Vakit'i vurmak için tezgahlanmış bir 'komplo' veya bir 'yargısız infaz' olabileceği ihtimaliyle anlayışla karşılanabilirdi..

    *

    Ancak, öyle bile olsa, Vakit'i vurmak isteyenler çok daha başka ve güçlü deliller bulabilirlerdi.. Kaldı ki, bu kişinin 1970'lerdeki klasik sağ -sol anlayışına göre, her tip insanla değişik irtibatlar içinde olması, Yektâ Güngör'den Çölaşan gibi katmerli laiklere ve daha nicelerine, sütunundan övgüler yağdıran tavrına ve de yazı ve konferanslarında kullandığı çirkin ifadelere karşı, kendisine etkili bir ikaz yapılmamış olmasını anlamakta hep zorlandım.. O ise, 'Efendi hazretleri' dediği bir ünlü zâtın, 'artık filan hanım yazara televizyonlarda konuşma izni vermediğini ve bu hususta kendisini yetkili kıldığını' topluluklar huzurunda bile anlatacak kadar, bazı çevreleri etkileme taktiklerini kullanmaktan elçekmiyordu.. Bunu bizzat duyduğumda, bazı çevreler üzerindeki etkileme gücünün daha arttığına da şahid oldum.

    Bu ve benzeri tabloları seyretmek, beni derinden derine hep, hüzünlendirdi..

    Ve Nisan-2008 sonundaki o çirkin iddia ortaya çıktığında ise.. Artık Vakit'in bu konuya sessiz kalamıyacağını düşündüm.. Ama, beklediğim gibi olmadı..

    Halbuki, o yargıdan önce, Vakit, onu bir müslüman hassasiyetiyle, müstehak olduğu yere koymalıydı.. Ama, böyle yapmayıp, hükümlerinin nasıl sâdır olduğu bilinen yargı'nın sonucunun beklenmesine ağırlık verildi.. Ve dahası, henüz mahkeme hükmüne yansımayan bir takım bilirkişi raporları gündeme getirilmeye çalışıldı..

    Gazete yönetiminin konuya gereken hassasiyetle tepki vermemesini anlayabilmiş değilim..

    Bir gazetede yazanların eğilimlerinin, genel çizgileriyle, gazete yönetimince kabul ve teyid edildiği farzolunur.. Yazı yazanların ise, elbette kendi yazılarından tam sorumlulukları yanında, gazetenin genel yayın çizgisini bir hadde kadar kabul ettikleri düşünülür..

    Şimdi geldiğim nokta, kendi açımdan, ürpertici, dehşet vericidir..

    Son olarak Dilipak'ın dünkü yazısının başlığını görünce ümitlendim, ama, o da hayal kırıklığı yaptı.. Çünkü o da, o kişiye biraz susma çağrısında bulunmakla yetiniyordu..

    Halbuki, sözkonusu kişi, üzerine atılan iddiadan bile utanıp bir kenara çekileceğine, bir müslümanın ağzına almaması gereken kaba, çirkin ve fren tutmaz bir konuşma alışkanlığıyla, günlerdir kamuoyu huzurunda bir 'kahraman' gibi boygöstermekte adeta.. Nice 'anlı- şanlı paşaların yargılanmasıyla kendisi arasında bir paralellik kurması' bile insanı dehşete düşürürken, Vakit'in, o kişinin sözlerinin kabul edilemezliğini açıklamakla yetinmesi karşısında hayal kırıklığı yaşadım.. Halbuki, Vakit'in, İslam konusunda öylesine saçma-sapan laflar eden bir kişiyle, hiçbir bağının kalmadığını açıklamasını beklerdim.

    Ama, Vakit gazetesi, hâlâ, o çirkin iddiayı mahkeme kararından önce çürütmek istercesine bir yanlış yola girmiş ve o kişinin ekranlarda dile getirdiği saçmalıkların kabul edilemezliğini belirtmekle yetinip, bu fikirleri taşıyan bir kimseyle bir bağlarının kalmadığını açıklayamamıştır, maalesef.. Yapılan açıklamalar yetersiz, zayıf ve cılızdır..

    İslam konusundaki saldırılar ve yanlış tanıtımlar sözkonusu olunca, başkaları üzerine nasıl gittiği bilinen bir Vakit'in bu konudaki tavrı, beni hayal kırıklığına sürüklemiştir..

    Halbuki, Yeni Şafak gazetesinin başlığa çektiği o ifadeyi bizzat Vakit yazabilmeliydi..

    Bu yapılamadığı gibi, Yeni Şafak'ın yayını bir de, 'düşman sevindiren' diye suçlanmış ve Hürriyet ve Ahmet Hakan'ın bile Yeni Şafak'ı takdirle anması, Yeni Şafak'ın tavrının yanlışlığına delil olarak gösterilip eleştirilmiştir. Bu, anlaşılır değil.. Ki, Ahmet Hakan'ın belki de en düşündürücü yazılarından birisi idi, o yazı.. Toplumun her kesiminden insanların, en müslümanından, en laikine kadar nicelerinin ruhunda fırtınalar kopartan ve midesini bulandıran bir durum karşısında kızmak yerine, o saçmalıklar üzerine gidilmeliydi..

    'Doğru'lar Hürriyet'in veya Ahmet Hakan'ın dilinden beyan edilince bile güzeldir..

    Çok aykırı bir yerde olmak, doğrunun beyanına ve doğruya imrenilmesine engel olamaz.

    Kaldı ki, sözkonusu kişiyle ilgili ve yargı süreci devam eden iddialar ayrı, ama, 2001-2002'lerde Hürriyet'te yayınlanan bir röportajındaki saçmalıkları, o çirkin iddialar ortaya atıldıktan sonra okuduğumda bile, Vakit'in ona kendi bünyesinde nasıl yer verdiğine hayret etmiştim.. O fikirleri taşıyan bir kişiyle aynı safta imiş gibi gözükmeyi daha fazla kabul edemem.. Artık, tahammül mülküm yıkıldı..

    Bu kişinin söz ve tavırlarına karşı çıkılmasından dolayı, 'mütedeyyinlere saldırılmak' istendiği gibi bir hisse asla kapılmadım.. Ama, mütedeyyin insanların böyle bir zehaba kapılarak onu aralarından fırlatıp atamamalarının şaşkınlığını yaşıyorum, hâlâ da..

    'Mütedeyyin insanlara saldırılmak isteniyor' ise, bunu bizzat o kişi de yapmaktadır..

    Bu yazım bir oto-kritiktir ve -aynen- yayınlanırsa, bunu, o kişinin artık Vakit'le hiçbir ilgisinin kalmadığının taahhüdü olarak anlarım.. Ve böylece Vakit, kendi konumunu da ortaya koymuş ve bir öz-eleştiriye açık olduğunun örneğini vermiş olur, bana göre..

    Yayınlanmazsa, bu ikazlarım yersiz ve de, ben Vakit'e göre yanlış bir yerdeyim demektir..

    O durumda da, Vakit'e hayırlı hizmetler dilemekten başka bir bir sözüm olamaz.. Ve, bugüne kadar, sahiblendiği değerlere bağlılık uğrunda 'Kâbe'sini ve kalemini kalbinde taşımaya çalışan bir müslüman olarak, bir yol ki doğru olduğuna inanıyorum, o yolda yapayalnız da kalsam, ilerlemeye çalışırım.. Vesselam..


    İşte Vakit'in yazının altına düştüğü not;

    Vakit Gazetesinin Notu: Bu yazı zuhulen değil, gazete yönetimi tarafından okunarak yayınlanmıştır. Ancak, yazıdaki eleştirilerin büyük bir bölümüne katılmak mümkün değildir.



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  4. #4
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart

    medya ne kadar dogruyu söylüyor bilmiyorum ama
    böyle bir olay icin islam bölünmez bu gibi neler gördüü islam dairesi
    ♪ sadece müzik...





  5. #5
    CASPER_CASPER_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    MaRDiN
    Yaş
    25
    Mesajlar
    13,022
    Blog Entries
    7

    Standart

    Ben bu üzmezi bir elıme gecırısem faryaa...
    neyse tskler paylasım için...

Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.11.08, 01:31
  2. Doppler Olayı
    By Fidem in forum Kimya
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.11.08, 01:18
  3. Show Haber değil 'pot haber'
    By Palästina in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.10.08, 17:51
  4. 6 Farklı Tarz, 6 Farklı Salon
    By n@r_cicegi in forum Ev & Dekorasyon
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.08.08, 21:36

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351